Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1298 E. 2026/1623 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1298
Karar No
2026/1623
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1298 KARAR NO : 2026/1623 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/02/2024 NUMARASI : 2023/23 E. - 2024/13 K.

DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/02/2024 tarih ve 2023/23 E. - 2024/13 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davacının "..." markasını kullandığını, aynı zamanda 96/015842, 2021/158771 sayılı markalarının olduğunu, yine 2022/127711 sayılı markasının ise tescil sürecinin devam ettiğini, davacının ... Ltd. Şti. firmasının ortağı olarak 1996 yılından bu yana 26 yıldır piyasaya ürün ve hizmet sunduğunu, davalının 2016/86396 sayılı "..." adlı markasının 29.sınıfta tescilli olduğunu, tarafların aynı piyasaya ürün temini sağladığını, davalının 2022/180796 sayılı başvurusuna karşı ise itirazda bulunduklarını, yine 2021/070656 sayılı ve ... ... isimli kişiye ait başvurunun da ilanına itiraz ettiklerini, davacı markalarının esas unsurunun "...” olduğunu, markaların ilgili tüketicilerinin herkes olarak kabul edilmesi gerektiğini, uyuşmazlık konusu markaların davacı markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, taraflara ait "..." ve "...” ibarelerinde ortalama bir tüketiciden beklenemeyecek kadar benzerlik olduğunu, mutlak ret sebepleri çerçevesinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 5/l-ç hükmü gereğince aksi kanaat taşınması halinde nispi ret sebepleri çerçevesinde 6/1 hükmü uyarınca değerlendirilmesini, davacı markalarının tescilde öncelik hakkı olduğunu ileri sürerek, dava konusu markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davacı taraf taleplerinin belirsiz olduğunu, 2016/86396 sayılı markaya karşı 5 yıllık zaman aşımı içerisinde açılmayan hükümsüzlük davasının bu nedenle reddi gerekeceğini, ... ibareli markaya karşı senelerce sessiz kalan davacının, artık dava hakkını kötüye kullandığını, davacının dayanak nitelikteki ve 174936 sayılı markasını kullanmadığını, davacının hükümsüzlüğü talep edilen davalı marka başvurusunda davacı markasının tanınmış marka olmadığını, davacının iyiniyetli olmadığını, taraf markaları arasında sınıfsal benzerlik olsa dahi işaretsel benzerlik bulunmadığını, davalı markasının şekil unsuru ve "...” ibaresinin bir araya getirilmiş bir marka olduğunu, davacının markası ile benzer olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu markalar incelendiğinde dairesel yapıda, fonda karlı dağ manzarasının yer aldığı, bir yanda akışkan süt görseline yer verildiği, sözcük unsurları olarak İse "..." ibarelerinin ön planda, "..." ibarelerinin ise tali nitelikte yazılmak suretiyle konumlandırılması ile oluşturulmuş mavi- beyaz renklerin hakim olduğu bir marka olduğu, davacının markasının ise sol kısmında bir inek kafası illüstrasyonu ve çan figürlerinin yine dairesel bir bütünlük içerisinde kullanımı ile oluşturulmuş bir logo, bu logonun hemen sağında ise "..." sözcüğünden oluştuğu, markaların bütünsel algılarının 5/1-ç maddesi kapsamında aranılan kriterler gözetildiğinde, taraf markalarının birbirlerinden yeterli düzeyde uzaklaştığından özellikle nihai algılarının, "aynı- ayırt edilemeyecek düzeyde benzer" olma kriteri aranması gereken 5/1-ç maddesi açısından yeterli düzeyde farklılık taşıdığı, hükümsüzlük talepli davanın 16.01.2023 tarihinde açıldığı, bu tarih itibariyle davacının dayanak tek markası olan 96/015842 sayılı ve 09.09.1997 tarihindeki tescilli markasının, tescili üzerinden 5 yıldan uzun bir süre geçtiği, dosya kapsamına "..." markasının ticari alandaki markasal kullanımlarını gösterir hiçbir delil sunmadığı; yine davacının 96/015842 sayılı markasına dayalı olarak SMK 6/1 maddesi kapsamında ileri sürdüğü hükümsüzlük taleplerinin, SMK 25/7 düzenlemesi gözetildiğinde, önceki tarihli dayanak tek markanın kullanımı ispatlanamadığı, dava konusu marka kapsamında 29.sınıfta yer alan emtiaların tamamının, davacıya ait önceki tarihli marka kapsamında da doğrudan yer aldığı, davalı tarafın kullanmama def'i kapsamında yapılan incelemelerde dayanak markalarından dikkate alınabilir nitelikteki tek marka olan 96/015842 sayılı markanın kullanımlarını gösterir hiçbir delilin dosyada mevcut olmadığı, bu nedenle SMK 6/1 hükmü koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalının 2016/86396 sayılı "..." adlı markasının 29.sınıfta tescilli olduğunu, tarafların aynı piyasaya ürün temini sağladığını, davalının 2022/180796 sayılı başvurusuna karşı ise itirazda bulunduklarını, davacı markalarının esas unsurunun "...” olduğunu, markaların ilgili tüketicilerinin herkes olarak kabul edilmesi gerektiğini, davalı markalarının davacı markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, taraflara ait "..." ve "...” ibarelerinde ortalama bir tüketiciden beklenemeyecek kadar benzerlik olduğunu, ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 5/1-ç ve 6/1. maddesi kapsamında açılan marka hükümsüzlüğü davalarında; davalı adına tescilli birden fazla marka bulunması halinde, hangi tescil numaralı markaların hükümsüzlüğünü istediğini dava dilekçesinde gösterilmek zorunludur. Zira her markanın hükümsüzlük şartları ayrı ayrı değerlendirildir. Somut olayda, dava dilekçesinde "..." adlı markanın hükümsüzlüğünün istendiği, ancak davacı vekilinin dava dilekçesinin talep sonucu kısmında "davalı adına tescilli "..." markaların hükümsüzlüğüne" karar verilmesini talep ettiği, ancak bunlardan bir kısmının ... nezdinde davalı adına tescilli olduğu, bir kısmının ise dava dışı kişiler adına tescilli bulunduğu anlaşılmıştır. Hükmün infazında tereddüt yaşanmaması ve davalının savunma hakkının kısıtlanmaması adına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 31. maddesinde düzenlenen "Hâkimin davayı aydınlatma ödevi" uyarınca belirsizliğin giderilmesi gerekir. Nitekim, 17.01.2023 tarihli ihtiyati tedbirin kabulüne ilişkin kararın hüküm bölümünde, "..." ibaresinin kullanıldığı, gerekçe bölümünde ise davalıya ait olmayan markalara yer verildiği, akabinde davalının ihtiyati tedbir kararına itiraz dilekçesinden de anlaşıldığı üzere hükmün infazında tereddüt yaşandığı, nitekim davalının dava dilekçesinin açıklattırılmasını istediği de anlaşılmaktadır. Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinin "Talep Sonucu" kısmında yer alan isteklerin tam olarak anlaşılamadığı ve hukuki belirlilik taşımadığından, davacı vekiline HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen "Hâkimin davayı aydınlatma ödevi" ve HMK'nın 119/1-ğ hükümleri uyarınca, davacı adına hangi mesnet markalara dayandığı ve davalı adına tescilli olan hangi marka veya markaların tescil numaraları ve ibarelerinin açıkça tek tek belirtilmek suretiyle hükümsüzlüğünü talep ettiğini net bir şekilde açıklaması için kesin süre verilmesi, verilen kesin süre içinde hükümsüzlüğü istenen markalar somutlaştırılarak açıklanmadığı takdirde, HMK 119/2 uyarınca davanın açılmamış sayılacağının açıkça ihtar edilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla Dairemizce, davacı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 06/02/2024 gün ve 2023/23 E. - 2024/13 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/09/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/09/2026

Başkan ...

Üye ...

Üye ...

Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1298, K. 2026/1623, T. 25.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1298-e-2026-1623-k-9b6e37bb29f2