Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1123 E. 2026/1520 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1123
- Karar No
- 2026/1520
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/1123
KARAR NO : 2026/1520
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 14/07/2026 (Ara Karar)
NUMARASI : 2026/19 E.
DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/10/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmaları:
TALEP: İhtiyati tedbir talep eden vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... A.Ş., Türkiye bankacılık sektöründe faaliyet gösteren, yenilikçi ve müşteri odaklı hizmet anlayışıyla tanınan, ülke genelinde yaklaşık 50 şubesi ve yüz binlerce aktif müşterisi bulunan Türkiye'nin önde gelen ve güvenilirliği ile tanınan bankalarından birisi olduğunu, ... A.Ş., Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde “...” ve “...” ibarelerini içeren çok sayıda marka tesciline sahip olup; Türkiye çapında yürüttüğü geniş kapsamlı reklam kampanyaları, sponsorluk çalışmaları, dijital ve fiziki kanallar üzerinden sağladığı erişilebilir bankacılık hizmetleri sayesinde “...” ve “...” markalarını Türkiye’nin de taraf olduğu ... Anlaşması ve ... Sözleşmesi’nde tanımlanan “...” (tanınmış marka) seviyesine taşıdığını; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında da tanınmış marka statüsüne ulaştığını, Buna karşın müvekkiline ait tescilli ve çatı marka olan "..." ibaresi davalı tarafın işletmesindeki ...Mah. ... Cad. N:... .../İstanbul adresindeki şirketin, Müvekkil Şirket’in tanınmış markalarından “...” adını taşıdığını, davalının müvekkil Şirket’e ait bir tanınmış marka olan “...” ibaresini, müvekkil Şirketin davalı şirkete verilen herhangi bir izin, lisans olmaksızın haksız ve hukuka aykırı bir biçimde kullandığını belirterek; Davalının müvekkilimize ait aynı/benzer ibareleri kullanmayı durdurulması, internet sitesi, sosyal medya hesaplarına değişiklik yapılması, reklam ve tanıtım faaliyetlerinin durdurulması ile uğranacak zararların önlenmesi adına şirket hesaplarındaki para giriş çıkışların tedbiren durdurulmasına yönelik teminatsız olarak İHTİYATİ TEDBİR karar verilmesine ve bu hususta ara karar kurularak ilgili bankalar ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne de bilgi verilmesine, Davalı eyleminin müvekkilin marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, Müvekkil Şirket’in markalarının haksız olarak kullanıldığı broşür, katalog, afiş gibi tüm tanıtım eşyalarının toplatılması ve imhası ile davalının internet sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinden yapılan tecavüzün durdurulması yönünde karar verilmesine, Davalı şirketin ticaret unvanından "..." ibaresinin sicilden terkini ile ticaret unvanının markasal kullanımının önlenmesine, Müvekkil Şirket'in uğradığı tüm zararların Davalı’dan tazmini, zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile (HMK 107 uyarınca fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla ve sonradan artırılmak üzere) şimdilik 10.000-TL maddi tazminat bedeli ile 100.000-TL manevi tazminat bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesinin 04/05/2026 tarihli ara kararıyla; "Davacının ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE" karar verilmiştir. Kararı davacı vekilinin istinaf ettiği görülmüştür.
Dairemizin 2026/500 esas, 2026/1214 karar ve 02/07/2026 tarihli kararıyla; "davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin 04/05/2026 tarihli ara kararının kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebi hakkında yeniden değerlendirme yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine" karar verilmiştir.
İhtiyati tedbir talep eden vekili davacı talep dilekçesinde özetle; Davacı vekili, müvekkili ... ... A.Ş.'nin tanınmış markası "..." ve "..." ibarelerini içeren çok sayıda markanın sahibi olduğunu, davalının herhangi bir izin veya lisans olmaksızın ticaret unvanında, internet sitesinde ve ticari faaliyetlerinde "..." ibaresini kullandığını, bu kullanımın marka hakkına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek davalının aynı veya benzer ibareleri kullanmasının durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derce mahkemesinin 08/07/2026 tarihli ara kararı ile; "1-Davacının ihtiyati tedbir talebinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
SMK nun 159/2-c maddesi gereğince davalı tarafından 1.000,000,00 TL nakdi yada gayri nakdi teminatın ya da gayri nakdi teminatın ya da kesin süresiz banka teminat mektubunu kararından tebliğinden itibaren bir haftalık kesin süre içinde mahkememize depo edilmesine, aksi takdirde daha ağır bir ihtiyati tedbir kararı verilebileceğinin ihtarına,
İhtiyati tedbir talep edenin fazlaya ilişkin taleplerinin reddine" karar verilmiştir.
Davalı vekilinin tedbir kararına itiraz dilekçesinde özetle; Mahkemenin 08.07.2026 tarihli ara kararı ile müvekkili şirket aleyhine hükmedilen 1.000.000,00 TL tutarındaki teminatın fahiş, ölçüsüz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, HMK m. 389 ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığını, davacı tarafın yaklaşık ispat koşulunu yerine getirmediğini, tarafların faaliyet gösterdikleri sektörlerin tamamen farklı olduğunu, müvekkili şirketin ağır sanayi ve hammadde tedariki alanında faaliyet gösterdiğini, davacı banka ile aralarında herhangi bir iltibas veya haksız rekabet ihtimalinin bulunmadığını, belirlenen teminat miktarının davacının toplam tazminat talebi olan 110.000 TL tutarının dahi yaklaşık 10 katı olduğunu, mahkemenin ara kararında 1.000.000,00 TL tutarındaki teminatın hangi hesaplama yöntemine dayandığına dair gerekçe sunulmadığını belirterek yerel mahkemenin 08.07.2026 tarihli ara kararın iptaline ve kaldırılmasına, mahkeme aksi kanaatte ise teminat miktarının ölçülülük ilkesi gereği makul ve sembolik bir seviyeye indirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesinin 14/07/2026 tarihli ara kararı ile; "Tedbire itirazın reddine" karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi tarafından verilen 14/07/2026 tarihli ara kararın hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin 17 yıldır ağır sanayi ve kimyasal hammadde tedariki alanında faaliyet gösterdiğini, davacı bankanın ise finansal hizmetler sunduğunu, tarafların faaliyet alanları arasında hiçbir kesişim kümesi bulunmadığını, yerel mahkemenin sektörel farklılığı ve iltibas ihtimalinin yokluğunu göz ardı ettiğini, müvekkilinin kullandığı "..." ibaresindeki "..." ekinin sektörel bir tanımlayıcı olduğunu, hedef kitlenin yüksek dikkat düzeyine sahip profesyonellerden oluştuğunu, davacının uzun yıllar boyunca müvekkilinin faaliyetlerine sessiz kalarak SMK m. 25/6 uyarınca hak kaybına uğradığını, bilirkişi raporunun metodolojik hatalar içerdiğini, 1.000.000 TL tutarındaki teminatın davanın toplam değerinin yaklaşık on katı olduğunu ve ölçülülük ilkesine aykırı şekilde cezalandırıcı bir nitelik taşıdığını ve mülkiyet hakkını ihlal ettiğini belirterek ihtiyati tedbirin kaldırılmasına veya teminatın makul bir seviyeye indirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin markasının tanınmış marka statüsünde bulunduğunu, 6769 sayılı SMK m. 7/3 uyarınca sınıf sınırlamasına tabi olmadığını, davalının "..." kullanımının markanın ayırt edici karakterini zayıflattığını ve itibarından haksız yararlandığını, "..." ibaresinin işaretin esas ve ayırt edici unsuru olduğunu, "..." ekinin jenerik ve tanımlayıcı olması nedeniyle ayırt edicilik sağlamadığını, 1.000.000 TL tutarındaki teminatın ölçülü ve hukuka uygun olduğunu, bilirkişi raporunda markalar arasında ilişkilendirilme dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun tespit edildiğini, 14/07/2026 tarihli ara kararın usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
Dava, davacının “...” ve “...” ibareli markalarına davalının “.../...” kullanımlarıyla tecavüz edildiğinin tespiti, önlenmesi ve ortadan kaldırılması, davalının ticaret unvanından “...” ibaresinin terkini ile şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın tahsili istemlerine ilişkindir.
İlk derece mahkemesinin 04.05.2026 tarihli ara kararıyla uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebi reddedilmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Dairenin 02.07.2026 tarihli, 2026/800 Esas ve 2026/1214 Karar sayılı ilamıyla, ilk derece mahkemesinin 04.05.2026 tarihli ara kararı HMK’nin 353/1-a-6. maddesi uyarınca davacıya ait önceki tarihli “...”, “... ...” ve “... ...” ibareli marka tescilleri, davalının “... ...” ve “...” kullanımları, davalının ... başvuru numaralı “...” ibareli marka başvurusunun itiraz üzerine reddedilmiş olması ve bilirkişi raporundaki değerlendirmeler dikkate alınarak davacının marka hakkına tecavüz iddiasını ihtiyati tedbir için yaklaşık olarak ispatladığı gerekçesiyle kaldırılmıştır.
08.07.2026 tarihli ara kararla ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne SMK’nin 159/2-c maddesi uyarınca davalı tarafından kararın tebliğinden itibaren bir haftalık kesin süre içerisinde 1.000.000,00 TL nakdi teminatın veya kesin ve süresiz banka teminat mektubunun mahkemeye depo edilmesine fazlaya ilişkin tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir. Davalının bu karara yönelik itirazı 14.07.2026 tarihli ara kararla reddedilmiştir. Davalı vekili istinaf talep etmiştir.
Dosya kapsamındaki marka tescil belgeleri, davalı kullanımlarına ilişkin tespitler ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacının “...” ibaresini içeren önceki tarihli çok sayıda tescilli markasının bulunduğu, davalının ise “...” ibaresini aynen içeren “... ...” ve “...” işaretlerini kullandığı, “...” ibaresinin ... sektörünü belirten ve ayırt ediciliği zayıf bir ek niteliğinde olduğu, davacı markalarının ayırt edici esas unsurunun davalı kullanımında aynen yer aldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca davacıya ait ... sayılı “...”, ... sayılı “... ...” ve ... sayılı “... ...” markalarının davalı şirketin 2018 yılındaki kuruluşundan önce tescil edildiği ve uyuşmazlık konusu mal ve hizmetleri kapsadığı yaklaşık ispat mevcut olmakla birlikte davalının hitap ettiği müşteri kitlesinin ortalamanın üzerinde dikkat düzeyine sahip kişilerden oluşması, davalının kullanım süresi ile sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin savunmanın ayrıca incelenmesinin gerekmesi ve İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2026/17591 Soruşturma sayılı dosyasında verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar ve bu karara itirazın henüz sonuçlanmadığına ilişkin davacı beyanı karşısında, tedbir talebinin tümden kabulü ölçülü olmayacağından SMK’nin 159/2-c maddesi uyarınca teminat gösterilmesine bağlanması yerinde görülmüş, tedbir ve teminata ilişkin kararların her zaman değiştirilmesi mümkün olduğundan dosyanın mevcut durumu itibariyle tarafların karşılıklı menfaatleri gözetildiğinde 1000.000,00 TL tutarındaki ters teminatın ölçülü olacağı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 14/07/2026 tarih ve 2026/19 E. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı davalı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 01/10/2026