Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1583 E. 2026/1456 K. – Alacak

Konu: Alacak

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1583
Karar No
2026/1456
Karar Tarihi
Konu
Alacak

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1583

KARAR NO: 2026/1456

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 10.06.2026 Tarihli ara karar

NUMARASI: 2025/834 Esas

DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ihtiyati hacze itirazın reddine dair verilen ara karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasındaki ticari satım sözleşmesinde, davalı şirket yetkilisinin sağladığı güven nedeniyle müvekkili şirketçe siparişler verildiğini, bu kapsamda ilk sipariş için altınla ikinci sipariş için ise swift ile 120.026,00 USD öde yapıldığını, ancak davalının her iki sipariş için ödeme yapılmasına rağmen emtiayı teslim etmeyerek üçüncü kişilere sattığını, elindeki eski ve ayıplı ürünleri müvekkiline satmaya çalıştığını, çeşitli bahanelerle müvekkilinden ek ödemeler istendiğini, fazla ödeme yapılmak istenmemesi üzerine ürünlerin eritileceğine ilişkin tehditlere başvurulduğunu, müvekkilinin mal telimi vaya para iadesi teklifinin kabul edilmeyerek teslim edilen bir kısım altınların eritildiğini, kalan ürünlerin ise başka kişilere satılarak haksız kazanç elde edildiğini, davalının dolandırıcılık oluşturan eylemleri sonucu müvekkilinin zarara uğratıldığını, altın veya altın ürünlerine ilişkin uluslararası satım sözleşmelerinde sözleşme ve ürün bedellerinin altın üzerinden hesaplandığını, müvekkilinin bu kapsamda teslimi gereken altının 14 ayar 3062 gram olduğunu, ayrıca müvekkilinin 2.34 kg has altın karşılığı olarak 120.026 USD peşin ödendiğini ve dekontun altında ürünlerin teslim edilmediğinin belirtildiğini ileri sürerek müvekkilinin oluşan zararının tazmini ile tahsilini talep etmiştir.

Davacı vekili, 05.03.2026 tarihli dilekçesi ile 31.165.465,98 TL zararın bulunduğu belirtilerek harcı yatırmıştır.

Davalı vekili, savunmasında özetle; dava dilekçesindeki talebin açık olmadığını ve Türk hukukuna göre tazmininin de mümkün olmadığını, bu nedenle Türk Lirası üzerinden harç yatırılması gerektiğini, ileri sürülen iddiaların senetle ispatı gerektiğini, müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin banka hesap numaralarına göre para bulunmadığını, oysa WhatsApp yazışmalarından müvekkilinin hesap numarasının gönderildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Yargılama sırasında davacı vekilince sunulan 05.05.2026 tarihli ihtiyati haciz dilekçesiyle; dava dilekçesindeki iddialar tekrar edilerek taraflar arasındaki altın ticareti kapsamında yapılan ticarete ilişkin delillere göre 31.167.465,98 TL alacak bulunduğundan, bu miktarda mal varlığının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince verilen 11.05.2026 tarihli ara kararı ile; taraflar arasında satım sözleşmesi ilişkisi bulunduğunun dosya kapsamındaki belgelerle anlaşıldığını, dosyadaki dekonda göre davacının 120.026 USD ödeme yaptığı ve bu ödeme miktarınca yaklaşık ispatın sağlandığı anlaşılmakla davacının ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulü ile 120.026 USD (5.077.099,80 TL) asıl alacağı karşılayacak miktarda davalının menkul, gayrimenkul ve üçüncü kişilerden hak ve alacaklarına alacağın %20'si oranında hesaplanan 1.015.419,96 TL teminat karşılığında ihtiyaten haczine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

Davalı vekili, İİK'nın 265. maddesi uyarınca ihtiyati hacze itiraz dilekçesinde özetle; davacının delil sunma süresinden sonra sunduğu belgelerin dikkate alınamayacağını, HMK'nın 145. maddesi uyarınca süresinden sonra sunulan delillerin dikkate alınamayacağını, süresinden sonra sunulan delillerle verilen kararın kaldırılması gerektiğini, bu nedenle ihtiyati haczi talebi konulu dilekçe ekinde sunulan delillere muvafakat etmediklerini, bu delillerin süresinde sunulmadığını gözetilerek ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermesi gerektiğini, sunulan .... Noterliğinin 05.05.2026 tarih ve ... yevmiye numaralı belgelerinin esasında bir takım nakliye evrakları ve davacının üçüncü kişilerle olan ilişkisine dair evraklar olduğunu, bu evrakların müvekkili şirketi ilgilendirmediğini, kaldı ki bu belgelerin resmi bir belge olup olmadığının meçhul olduğunu, aslı evrakta davacı yahut bir başka kişinin salt el yazısıyla "..." yazdığını, belge üzerine anılan evrak üzerinde kurşun kalemle "..." yazılmasının, bu malların müvekkiline gönderildiği anlamını taşımadığını, bu evrakların her halükarda davacının iddia ettiği hususları yaklaşık olarak ispat edemediğini, belgeler incelendiğinde gönderinin davacı firma olduğu, oysa davacının iddiasına göre müvekkili kendisine mal sattığını, o halde gönderinin müvekkili şirket olması gerektiğini, bu nedenle de davacı iddialarını yaklaşık olarak dahi ispatlayamadığını belirterek, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince ihtiyati hacze itirazın değerlendirildiği 10.06.2026 tarihli ara kararıyla; "...Dilekçeler ve dosya incelendiğinde; davacını talep ettiği alacağın altın olduğu, mahkememizce yapılan incelemede ihtiyati haciz talebi kabul edilen kısmın USD olarak banka üzerinden gönderildiğine dair dekont olduğu, davalının itirazına dayanak bir belge sunmadığı, altın ürünlerin teslimi ve miktarı konusunda henüz tanık ve bilirkişi işlemlerinin yapılmadığı, bu haliyle ihtiyati haczi kaldırmayı gerektirir bir neden olmadığı..." gerekçesiyle, ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmiştir.

Bu ara karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;

Mahkemenin kabulüne göre ihtiyati haciz kabul edilen miktarda müvekkiline banka aracılığıyla para gönderildiğini ilişkin dekont sunulduğu, müvekkilinin ise itirazında dayanak belge sunmadığının kabul edildiğini, oysa davanın başlangıcından itibaren davacı şirketle herhangi bir ticaretlerinin olmadığının beyan dildiğini, buna rağmen dayanak belge sunulmadığı gerekçesiyle itirazın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu,

Mahkemenin genel ifadeler dışında hangi evrakların ve delillerin yaklaşık ispat şartını sağladığını açıklamadığını, müvekkilinin ticari hayatını tümden etkileyecek, mevcut müşterilerine karşı yükümlülüklerini zorlaştıracak ve ticari itibarını geri dönüşü olamayacak şekilde zedeleyecek ara kararın denetimli bir gerekçe içermediğini, davacının kambiyo senedi gibi somut bir belge sunmadığını, davacının sunduğu tüm belgelerin üçüncü kişilere ilişkin olduğunu, davacının müvekkiline dava konusu edilen herhangi bir bedel göndermediğini, gönderdiğine ilişkin belge de sunmadığını, bedelin tanıkla ispat sınırının da üzerinde olduğunu, ödeme bulunmadığından müvekkilinin de mal veya hizmet teslim yükümlülüğü bulunmadığını, davacının sunduğu WhatsApp yazışmalarının doğru olduğu kabul edilse dahi, bu görüntülerden müvekkilinin banka banka hesap bilgilerini göndermesine rağmen, bu bedellerin banka hesabına gönderilmediğinin anlaşılacağını,

Davacının sunduğu ve .... Noterliği 05.05.2026 tarihli ... yevmiye numaralı tercüme evrakının aslında bir takım nakliye evrakında davacının üçüncü şahıs şirketlerle olan ilişkisine dair evraklar paylaşıldığını, bu evrakların müvekkil şirketi ilgilendirmediğini, bunların resmi belge olmadığını, kaldı ki asıl belgede başka kişinin salt el yazısı ile "..." yazıldığını ve evrakta kurşun kalemle ... ibaresinin yazılmasının bu malların müvekkiline gönderildiği anlamına gelmediğini, çeviri yazısı içeriğinde malların müvekkilince teslim edildiğine ilişkin bir ibarenin bulunmadığını, kaldı ki bu belgelerde göndericinin davacı olduğunun yazıldığını, oysa davacının iddiasına göre müvekkilinin satıcı olduğunu, o halde müvekkilinin gönderici olması gerektiğini, bu nedenle de yaklaşık ispatın gerçekleşmediğini, sonuç olarak davacının başka bir üçüncü kişiye gönderdiğini iddia ettiği şeyleri müvekkilinden istediğini, aksi halde yurt dışındaki üçüncü kişi ile düzenlenen herhangi bir belgenin sunularak ihtiyati haciz talep edilebileceğini,

Davacının bir takım Whatsapp görüntüleri sunduğunu, ancak bunların başlı başına delil niteliğinde olmadığını, bunlarında başka şahsın davacı ile yazıştığına yönelik görüntüler olduğunu, müvekkili ile davacı arasında bir iletişim de bulunmadığını, ekran kayıtlarının müvekkiline ait olmadığını, kaldı ki bunlar incelendiğinde sunulan videodaki ilk görüntünün davacının vekili ... ile yazışma olduğunu, buna göre müvekkilinin en son davacının vekiliyle görüştüğünü, bunun da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, aynı görüntüde davacı şirket yetkili olduğu iddia edilen olunan Steven John ingilizce "bu gece İlyas Beyle görüşeceğim" şekilde de mesaj attığını, sadece bu görüntüler kullanılarak kesin delilmiş gibi ihtiyati haciz kararı verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin mal kaçırma gibi bir girişimi bulunmadığını,

Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ihtiyati hacze yönelik itirazın reddine dair ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati hacze itirazın kabulüne, neticede ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, taraflar arasındaki satım sözleşmesinden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir. İstinaf başvurusu ise İİK'nın 265/son hükmü uyarınca, derdest tazminat davası içerisinde talep edilen ihtiyati haczin kabulüne dair ara karara yönelik davalı itirazının reddine ilişkin ara karara yöneliktir

İlk derece mahkemesince, derdest dosyada ihtiyati haciz kararına karşı yapılan itirazın reddine dair verilen ara karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Dava dilekçesi ve ihtiyati haciz talebine ilişkin 05.05.2026 tarihli dilekçe ekindeki belgelere göre taraflar arasında bir ticari satım ilişkisinin kurulup kurulmadığının dosyadaki delillerle, gerekçeli şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira davalı sözleşme ilişkisine ve ödemeye karşı çıkmaktadır. Dosya kapsamında bulunan Ziraat Bankasına ait havale dekontunda gönderici olarak ... unvanı bulunmaktadır. İlk derece mahkemesince dosyada bulunan bu belge değerlendirilmediği gibi, bir kısım belgeler üzerine el yazısıyla ... yazılmış olmasının bu malların davalıya teslim edildiği anlamına gelip gelmediği, geliyorsa hangi sebeple bu anlama geldiği hususunda da hiç bir değerlendirme yapılmamıştır.

Dosya içerisinde bulunan swift belgesi olduğu belirtilen belgelerde para göndericisinin davacı, alıcısının davalı olduğuna ilişkin bir kayda denk gelinmemiştir. UYAP'ta taralı olan belgelerin okunaksız olması nedeniyle bu husus Dairemizce de denetlenememiştir. Davacı tarafından sunulan WhatsApp yazışmalarının da mahkemece değerlendirilmediği, bu belgelerin ticari ilişkinin varlığına veya ödemelere hangi sebeple delil olduğu husussunda bir gerekçe oluşturulmadığı anlaşılmaktadır. İstinafa konu ihtiyati haciz kararı ve ihtiyati haciz kararının reddine ilişkin ara kararda yaklaşık ispat oluştuğuna ilişkin belgelerin sunulduğu belirtilmiş olmakla birlikte, bu sonuca hangi belgelerle ulaşıldığına ilişkin istinaf denetime elverişli gerekçeli bir denetim yapılmadığı görülmüştür.

Hukuki dinlenilme hakkının kullanılması kapsamında mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiği gibi, geçici hukuki korumaya ilişkin taleplerin reddi veya kabulü kararlarının da gerekçeli şekilde yazılması zorunluluk arzetmektedir. Anayasa'nın 141/3.maddesi, ''Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır'' hükmünü içermektedir. HMK'nun 297/c maddesinde ise mahkeme kararlarında her iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutma nedenleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonucu ve hukuki sebeplerin açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Ne var ki ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararında yukarıdaki paragrafta açıklanan şekilde gerekçe belirtilmeksizin hüküm kurulduğu anlaşılmakla, bu hâliyle hükmün istinaf denetimine elverişli bir hüküm olduğundan da söz edilemez.

Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR :Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu, ihtiyati hacze itirazın reddine dair 10.06.2026 tarihli ara kararın kararının kaldırılmasına,

2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında ihtiyati hacze itirazın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

3-İhtiyati hacze itiraz eden davalı tarafça yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,

4-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;

HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.10.09.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1583, K. 2026/1456, T. 10.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1583-e-2026-1456-k-f7feda6fc018