İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/293 E. 2026/487 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/293
- Karar No
- 2026/487
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/293 Esas - 2026/487 TÜRK MİLLETİ Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/293 KARAR NO : 2026/487
....
DAVA : Alacak / Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan DAVA TARİHİ : 01/04/2017 KARAR TARİHİ : 18/06/2026 KARAR Y.TARİHİ : 08/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan "Alacak" davasının yapılan açık yargılaması sonucunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların "... ....işinin yüklenicisi olduğunu, davalılar ile müvekkili arasında ".... İşinin Malzemeli olarak yapımına" dair 07.01.2015 tarihli taşeronluk sözleşmesi imzalandığını, 31.12.2015 tarihine kadar yapılmış olan tüm işlerin müvekkili tarafından yerine getirildiğini, bu tarih itibariyle işin seviyesinin %64 düzeyinde olduğunu, idare (... AŞ) tarafından düzenlenen 05.01.2016 tarihili 12 nolu hakedişte bu durumun tespit edildiğini, müvekkili ile davalılar arasındaki sözleşme bedelinin Kdv dahil 8.400.000,00.-TL olup %64'lük hakediş oranına karşılık gelen tutarın Kdv dahil 5.376.000,00.-TL olduğunu, davalının ise bu güne kadar Kdv dahil 3.394.000,00.-TL ödeme yaptığını, dolayısıyla müvekkilinin davalıdan Kdv dahil 1.982.000,00.-TL alacağı kaldığını, davalının sözleşmeyi 08.04.2016 tarihli noter ihtarı ile feshetmiş olmasına karşın, 31.12.2015 tarihi itibariyle hakedişten doğan bakiye alacağın ödenmediğini, söz konusu tutarın ödenmesini 25.08.2016 tarihli noter ihtarı ile talep ettiklerini davalının ihtara duyarsız kaldığını belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı olmak üzere şimdilik 300.000,00.-TL'nin 05.01.2016 hakediş tarihinden itibaren veya ihtarnamenin tebliğ edildiği 01.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir. 2. Davacı vekili 09.12.2025 tarihli ıslah dilekçesi ile; dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunu, davalılar ile dava dışı İdare tarafından onaylanmış 12 no.lu hakediş ve yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporları ile müvekkilin üstlendiği elektrik işlerinin %64’ünün tamamlanmış olduğunun tespit edildiğini, taraflar arasındaki sözleşme gereği müvekkilin bakiye 1.751.104,15.-TL alacağı bulunduğunu, artırılan 1.451.104,15.-TL tutara ilişkin eksik harcın tamamlandığını beyanla; dava konusu talebi miktar yönünden 1.751.104,15.-TL’ye yükselttiğini, bu tutarın 05.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari işlere uygulanan faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II-SAVUNMALAR 3. Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; “.... kapsamındaki tüm zayıf ve kuvvetli akım tesisatı işinin malzemeli olarak anahtar teslimi götürü bedel esasına göre yapımı konusunda taraflar arasında 07.01.2015 tarihli sözleşmenin imzalandığını, sözleşmenin imzalandığı tarihten 2015/Haziran ayına kadar geçen süreçte davacıdan kaynaklanan aksaklıklara rağmen müvekkilinin müdahale ve yardımlarıyla inşaatın devam ettiğini, ancak Haziran 2015’ten sonra davacı şirketin ciddi bir mali sıkıntı içine girdiğini, kendi tedarikçilerinden malzeme alamaz, alt yüklenicilerinin ve işçilerinin ücretlerini ödeyemez duruma geldiğini, bu durumun doğrudan işi etkilediğini ve müvekkilinin ticari itibarını zedelediğini, müvekkilinin hem işin duraksamaması hem de ticari itibarını koruması amacıyla davacının kendi taşeronlarına yapamadığı ödemeler dahil olmak üzere işçi ücretleri, sigorta primleri ve malzeme giderleri gibi bütün kalemleri üstlendiğini, davacı nam ve hesabına yapılan bu ödemelerin davacının hakedişlerinden mahsup edildiğini, davacının antetli kâğıdına basılı ve imzasını havi mahsup tutanaklarının dilekçe ekinde sunulduğunu, davacının kendi alacaklılarına ödeme yapmaması sebebiyle hakkında icra takipleri başlatıldığını .... sayılı dosyaları), müvekkil şirkete davacı adına birinci haciz ihbarnamesi geldiğini ve icra memurlarınca şantiye alanına gelinerek haciz işlemi yapılmaya çalışıldığını, sözleşme süresinin 31.12.2015 tarihinde sona ermesine karşın davacının işi bitirmediğini, müvekkilinin dört ay kadar daha beklediğini ve nihayet ....Noterliği’nin 08.04.2016 tarih ve.... yevmiye no.lu ihtarnamesiyle sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini, davacının son hakedişinin 31.12.2015 tarihli 8 no.lu hakediş olduğunu ve davacının imzasını taşıyan bu hakedişe göre gerçekleşme oranının %37 olduğunu, davacının bu hakedişi ve eklerini hiçbir ihtirazi kayıt koymaksızın imzaladığını ve bu hakedişe göre alması gereken tüm ödemeleri aldığını, davacının dayandığı 05.01.2016 tarihli İdare hakedişindeki (%64 - %37 =) %27’lik artışın müvekkilinin doğrudan temin ettiği malzeme ve işçiliklerden kaynaklandığını, 2016/Ocak ayından sonra işin müvekkili tarafından kendi imkânlarıyla sürdürüldüğünü, Ekim 2015 tarihinde şantiyeye icra emri geldikten sonra davacının bir daha şantiye bölgesine dahi uğramadığını, sahada bulunan kalfa ve işçilerin ücretlerinin doğrudan müvekkilince ödendiğini, davacının iddiasının aksine müvekkiline 431.000,00.-TL borçlu olduğunu, bunun haricinde sözleşme hükümlerine göre irat kaydedilmesi gereken 750.000,00.-TL tutarındaki teminat senedi ve gecikmeden kaynaklı 990.000,00.-TL gecikme cezası bulunduğunu, bunlar toplandığında davacının müvekkiline 2.171.000,00.-TL borçlu olduğunu, sözleşmenin 15.1 maddesi uyarınca gecikilen her takvim günü için 10.000,00.-TL gecikme cezası kesileceğinin kararlaştırıldığını, 31.12.2015 - 08.04.2016 tarihleri arasında 99 gün gecikme bulunduğunu, sözleşmenin 19.2 maddesi uyarınca fesih tarihine kadar kesilen nakdi teminatların geri ödenmeyeceğini ve ayrıca 750.000,00.-TL cezai şart koşulunun oluştuğunu, davacının hakedişlerinden yapılan yaklaşık 19.000,00.-TL tutarında nakdi teminat kesintisi bulunduğunu, bu kalemlere ilişkin dava açma haklarını saklı tuttuklarını beyanla davanın reddi isteminde bulunmuştur. 4. Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; usul yönünden dava dilekçesi eklerinin taraflarına tebliğ edilmediğini ve bu durumun hukuki dinlenilme haklarını kısıttığını, ayrıca davanın HMK m. 107 uyarınca belirsiz alacak davası mı yoksa HMK m. 109 uyarınca kısmi dava olarak mı açıldığının belirsiz olduğunu, iki dava türü arasında hukuki yarar, faiz ve zamanaşımı bakımından önemli farklar bulunduğunu, davacıya dava türünü belirtmesi için süre verilmesi gerektiğini; esas yönünden ise sözleşmenin 5. maddesinde işin tamamlanma süresinin 31.12.2015 tarihinde sona ereceğinin, 5.1 maddesinde yer tesliminin sözleşmenin imzalanması ile yapılmış sayılacağının düzenlendiğini, davacının iş programına uygun şekilde ve hızda imalatlarını yürütemediğini ve İdarenin programının gerisinde kaldığını, defalarca uyarılmasına rağmen reel bir imalat ilerlemesi olmadığını, işlerin daha fazla gecikmemesi için iş ortaklığınca malzeme alımlarının gerçekleştirildiğini, sözleşmenin 6.2 maddesinde işçilik ve sosyal güvenlik primlerinin taşeronun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiş olmasına rağmen davacı çalışanlarının .... primlerinin ve Ağustos 2015 itibarıyla işçilik ücretlerinin dahi iş ortaklığınca ödendiğini, sözleşmenin 5.2 maddesine göre davacı tarafından iş ortaklığına herhangi bir iş programı sunulmadığını, sözleşmenin 7. maddesine göre iş bedelinin %10’u oranında süresiz, şartsız ve kesin banka teminat mektubu verilmesi gerekirken bunun da verilmediğini, sözleşmenin 19.2 maddesi uyarınca taşeron aleyhine icra takibi yapılması halinde işverenin başkaca ihtara gerek kalmaksızın fesih hakkının doğacağını ve davacı aleyhine icra takipleri başlatılmış olduğunu, buna rağmen iş ortaklığının derhal fesih hakkını kullanmayıp işin sonuçlanması için özveride bulunduğunu, ticari defterler incelendiğinde davacının iddiasının aksine iş ortaklığına 431.000,00.-TL borçlu olduğunun görüleceğini, davacının Ekim 2015 itibarıyla şantiyeye gelmediğini, buna rağmen sahada bulunan işçilerin ücretlerinin doğrudan işçi kalfalarına ödendiğini, davacının imzasını taşıyan 31.12.2015 tarihli son hakediş oranının %37 olduğunu, davacının bu hakedişi ihtirazi kayıtsız imzaladığını, işin bitiş tarihinde ancak %37’sinin tamamlanmış olmasının davacının iş programının gerisinde kaldığını ortaya koyduğunu, sözleşmenin 15. maddesi uyarınca günlük 10.000,00.-TL’den 99 gün için 990.000,00.-TL gecikme cezası ödenmesi gerektiğini, iş ortaklığı ile İdare arasında düzenlenen 05.01.2016 tarihli hakedişte iş seviyesinin %64 olarak belirtildiğini ancak 31.12.2015 tarihli hakediş ile 05.01.2016 tarihli hakediş arasındaki farkın iş ortaklığı tarafından yaptırıldığını, fark kalemlerinin iş ortaklığının kendi nam ve hesabına tedarik ettiği malzemeler veya haricen ödediği işçiliklerden kaynaklandığını, irat kaydedilmesi gereken 750.000,00.-TL teminat senedi ve 990.000,00.-TL gecikme cezası ile birlikte davacının müvekkiline 2.171.000,00.-TL borçlu bulunduğunu, buna ilişkin dava açma haklarını saklı tuttuklarını beyanla davanın reddi isteminde bulunmuştur. 5. Davalılar vekilleri, davacı vekilinin ıslah dilekçesinin tebliği üzerine sundukları 25.12.2025 tarihli dilekçelerinde ayrı ayrı özetle; davacının davasını açıkça belirsiz alacak davası olarak açmadığını, davanın kısmi dava niteliğinde olduğunu, kısmi davada zamanaşımının yalnızca dava dilekçesinde talep edilen 300.000,00.-TL için kesildiğini, ıslahla artırılan 1.451.104,15.-TL’lik kısım yönünden zamanaşımı süresinin işlemeye devam ettiğini, TBK m. 147 uyarınca eser sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarda beş yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek ıslahla artırılan kısım yönünden zamanaşımı def’inde bulunmuşlardır. III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar 6. i. Dava dışı ... -....” işinin yüklenicisinin davalıların oluşturduğu .... Ortaklığı” olduğu, ii. Bu iş kapsamındaki “.... malzemeli olarak yapımı konusunda taraflar arasında 07.01.2015 tarihli “Alt Yüklenici Malzemeli İşçilik Sözleşmesi” tarihli taşeronluk sözleşmesi imzalandığı hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları 7. i. Davacı alt yüklenicinin 31.12.2015 tarihi (sözleşmesel kesin vade) itibarıyla gerçekleştirdiği imalatın oranı ve bedeli; özellikle 05.01.2016 tarihli 12 no.lu İdare hakedişinde yer alan imalatların davacı tarafından mı yoksa davalı iş ortaklığı tarafından mı gerçekleştirildiği, ii. Davalı iş ortaklığınca üçüncü kişilerden temin edildiği ileri sürülen 1.037.109,56.-TL tutarındaki malzeme bedelinin davacının imalat bedeli alacağından mahsubunun gerekip gerekmediği ve bu hususta ispat yükünün hangi tarafta olduğu, iii. İşin süresinde tamamlanamamasında tarafların kusur durumu ile 08.04.2016 tarihli feshin haklı olup olmadığı; dava dışı İdare tarafından alınan süre uzatım kararlarının davacı imalatına etkisi bulunup bulunmadığı, iv. Sözleşmenin 10.1, 15.1 ve 19.2 maddelerinde öngörülen gecikme cezası ve cezai şartların hukuki niteliği ile fesih karşısında talep edilip edilemeyeceği; talep edilebilir ise hangi hüküm üzerinden hesaplanacağı; sözleşme eki Yapım İşleri Genel Şartnamesi’ne göre fesih öncesi ihtar gerekip gerekmediği, v. Sözleşmenin 19.2 maddesi kapsamında kesin teminat ile %5 oranındaki nakdi teminat kesintisinin irat kaydedilme koşullarının oluşup oluşmadığı, vi. Islahla artırılan 1.451.104,15.-TL’lik kısım yönünden zamanaşımı def’inin yerinde olup olmadığı, vii. Davacının bakiye alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarı ile temerrüt tarihi ve uygulanacak faiz türü noktalarında toplanmaktadır. IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER 8. Taraflar arasındaki 07.01.2015 tarihli “Alt Yüklenici Malzemeli İşçilik Sözleşmesi” ve ekleri: Sözleşmenin konusu, işveren tarafından üstlenilmiş olan “... ... kapsamında yapılacak olan tüm zayıf ve kuvvetli akım elektrik tesisatı işinin malzemeli olarak, işverenin yönlendireceği projelere ve teknik şartnamelere uygun şekilde, İdare ve işveren tarafından onaylanan malzemeler ile anahtar teslimi yapılması olarak belirlenmiştir. Sözleşmenin; • “Sözleşmenin Türü ve Bedeli” başlıklı 4. maddesinde; .... İşi kapsamında toplam 1.356 adet daireye ait tüm zayıf ve kuvvetli akım elektrik tesisatı işlerini daire başı 2.956,00.-TL olacak şekilde toplam 4.600.000,00.-TL anahtar teslim götürü bedel ile yapmayı kabul eder. Ayrıca iş kapsamında yer alan çevre ve altyapı zayıf ve kuvvetli akım elektrik işlerini ise toplam 2.520.000,00.-TL anahtar teslim götürü bedel ile yapmayı kabul eder.”, • “İşin Süresi” başlıklı 5. maddesinde; “İşin tamamlanma süresi yer teslim tarihini müteakip 31.12.2015’te sona erecek, Taşeron süre sonunda işi anahtar teslimi olarak işverene teslim edecektir. İşin teslimi hiçbir şekilde verilen süreyi aşamaz ve yasalarda tanımlanan mücbir sebep halleri olmadıkça ek süre talep edilemez.”, • “Yer Teslimi” başlıklı 5.1. maddesinde; “Yer teslimi sözleşmenin imzalanması ile yapılmış sayılır. Eğer sözleşme konusu işin yapılacağı yer işin yapılmasına uygun değilse Taşeron tarafından İşverene bildirilecek ve yer teslim ve işe başlama tutanağı imzalanarak işe başlanacaktır…”, • “İş Programı” başlıklı 5.2. maddesinde; “…Taşeron anılan yapım işini sözleşme doğrultusunda kısmen yapar veya hiç yapmaz ise, kendisine verilen süre içerisinde söz konusu işi tamamlamadığı takdirde hüküm almaya gerek kalmaksızın işveren sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmeye yetkilidir… Taşeronun iş programının gerisinde kalması, bu gecikmeyi gidermek için işveren tarafından talep edilen düzenlemelerin yapılmaması ve/veya bakiye işin bakiye süre içerisinde bitirilmesinin mümkün olmayacağının işverence öngörülmesi halinde, işbu sözleşme işverence feshedilip bakiye iş taşeronun nam ve hesabına üçüncü şahıslara yaptırılabilir. Bu durumda taşeronun kesin teminatı irat kaydedilir ve hiçbir borcuna ve olası tazminata mahsup edilemez.”, • “Gecikme” başlıklı 5.3. maddesinde; “…gerçekleşmiş veya gerçekleşeceği hesaplanan gecikme süresinin 3 günü aşması durumunda işveren sözleşmenin feshinde ve/veya taşeron nam ve hesabına iş yerine yeni bir ekip göndermekte veya işin bir kısmını başkalarına yaptırmakta serbest olacaktır. Bu gecikmelerin toplamda 5 günü geçmesi halinde işveren işbu sözleşmeyi yazılı ve sözlü hiçbir ihtara gerek kalmaksızın tek taraflı olarak feshetme, cezai işlem uygulama ve teminatı irat kaydetme hakkına sahip olacaktır.”, • “Ödeme Şartları / İmalatlar” başlıklı 6.1. maddesinde; “…Hakedişler 4 kopya halinde ve her ayın son günü taşeron tarafından hazırlanacak ve hakedişlerde verilecek miktarlar işverenin idareye sunduğu hakediş onaylandıktan sonra kesinleşecektir… İdare hakedişinin yapılıp ödenmesini müteakip taşeron faturasını kesecektir. Taşeronun, idare hakedişinin ödenmesinden sonra kesilen fatura tarihinden itibaren 15 gün içerisinde hakedişi ödenecektir. İdarenin hakedişi herhangi bir sebeple işverene ödememesi durumunda taşeron, işverenden idare hakedişi ödenene kadar herhangi bir talepte ödeme talep edemez. İşveren taşerona yapacağı hakediş ödemelerini aylık yüzde bir gecikme faizi ile 180 güne kadar öteleyebilir… Hakedişlerin ödenmesi sırasında madde 7’de belirtildiği gibi hakedişlerden aylık %5 oranında nakdi teminat kesintisi (yapılacaktır). İdarece geciktirilen ödemelerle ilgili herhangi bir fiyat farkı ve faiz ödenmeyecektir…”, • “Teminatlar” başlıklı 7. maddesinde; “Kesin teminat: Yüklenici, sözleşmenin imzalandığı tarihte iş bedelinin yüzde 10’u oranındaki miktar karşılığında iş sahibine süresiz, şartsız ve kesin banka teminat mektubu verecektir… Teminat miktarı 750.000,00.-TL’dir… Taşeron hakedişlerinden aylık %5 oranında nakdi teminat kesintisi yapılacaktır. Bu kesinti, İdare tarafından geçici kabulün imzalanmasından 45 gün sonra taşerona iade edilir.”, • “Cezalar ve Kesintiler / Gecikme” başlıklı 15.1. maddesinde; “Taşeron kendi kusuru ve hatası yüzünden gecikmeye neden olursa, gecikilen her takvim günü için taşeronun hakedişinden hiçbir ihtarda bulunmaya ve hüküm almaya hacet kalmaksızın 10.000,00.-TL/gün tutarında gecikme cezası kesilir. Bu cezalar hakedişlerden karşılanmadığı takdirde taşerondan ayrıca tahsil edilir. İşverenin gecikme cezası kesme uygulamasına devam etmesi onun fesih hakkından feragat ettiği anlamına gelmez.”, • 10.1. maddesinde; “Taşeron işverence tespit edilecek iş programına uygun olarak çalışacaktır. İkazlara rağmen iş programına uymadığı ve gecikmeye sebep olduğu takdirde her gecikme günü için 10.000 TL ceza olarak hakedişinden kesilecektir…”, • “Sözleşmenin Feshi / İşverenin Sözleşmeyi Feshi” başlıklı 19.2. maddesinde; “İşveren, taşerona ait işi, işin her safhasında gerek iş programına gerekse teknik şartnamelere uygunluğu yönünden kontrol edecek ve aksaklıkların vukuu halinde taşeronun gerekli tedbirleri almaması veya aldığı tedbirlerin işveren tarafından yeterli bulunmaması halinde, işveren işbu sözleşmeyi herhangi bir şart veya vecibeye tabi olmaksızın tazminat, kâr mahrumiyeti veya sair tediyeler yapmaksızın feshetmekte serbest olacaktır. Bu durumda taşeron hiçbir hak ve talepte bulunmayacağı gibi, işveren işe müdahale ederek işi bizzat veya taşeron namına üçüncü şahıslara yaptırabilecek ve maliyet bedellerine bu sebepten meydana gelecek artışlardan taşeron sorumlu olacaktır. Sözleşmenin feshi durumunda fesih tarihine kadar kesilen nakdi teminatlar geri ödenmeyecek ve işin kalan kısmının yapılması için yeni bir ekip kuruluncaya kadar geçen süre içerisinde taşerondan günlük 5.000 TL/gün ceza kesilerek bu ceza taşerondan icrai olarak tahsil edilecektir. Eğer taşeron iflas etmiş, konkordato ilan etmiş, aleyhine icra takibi yapılmış veya herhangi bir nedenle ödemelerini durdurmuş ise işverenin başkaca bir ihtara gerek kalmaksızın fesih hakkı doğmuş olacaktır… İşverenin bu madde hükmünce sözleşmeyi feshetmesi halinde taşeron, hiçbir ihtar ve ihbara gerek olmaksızın sözleşme konusu yükümlülüklerine ek olarak ayrıca 750.000 TL cezai şartı işverene ödeyeceğini gayri kabili rücu kabul, beyan ve taahhüt etmiştir.” hükümleri yer almaktadır. Sözleşmenin 23. maddesi uyarınca sözleşmenin ekleri; 1- İş Programı, 2- Yapım İşleri Genel Şartnamesi, 3- İdari Şartname, 4- Teknik Şartname, 5- Proje Yönetim Planı’ndan oluşmaktadır. 9. Hakediş raporları: Taraflar arasında düzenlenen ve davacının imzasını taşıyan son hakediş 31.12.2015 tarihli 8 no.lu hakediştir; bu hakedişte gerçekleşme oranı %37 olarak gösterilmiş olup davacı tarafından ihtirazi kayıt konulmaksızın imzalanmıştır. Davalı iş ortaklığı ile dava dışı ... (... A.Ş.) arasında düzenlenen 05.01.2016 tarihli 12 no.lu hakedişte ise elektrik işleri bakımından gerçekleşme seviyesi %64 olarak gösterilmiştir. 05.01.2016 tarihli hakedişten, %5,20 pursantajlı duvar ve sıva işleri imalatının %5,0304 oranında (anılan işin %96,74’ü), %18,30 pursantajlı kalıp, demir, beton işlerinin %18,30 oranında (yani %100) tamamlandığı; %2,50 pursantajlı AG/OG trafo ve çevre aydınlatma işlerinin ise %1,8063 oranında (anılan işlerin %72,25’i) tamamlandığı anlaşılmaktadır. Ayrıca dosyada mübrez 30.06.2018 tarihli rapor ekindeki pursantaj hesaplarına göre davacı tarafından tamamlanan işin seviyesi % 63,17 olarak tespit edilmiştir. 10. İhtarnameler: i. Davalı iş ortaklığı tarafından davacıya keşide edilen .... yevmiye no.lu ihtarnamesinde; sözleşme konusu iş ile ilgili olarak iş programına uygun şekilde ve hızda imalatların yürütülemediği, dolayısıyla İdarenin programının gerisinde kalındığı ve bu durumla ilgili olarak defaatle uyarıldıkları, bu sebeple taraflarınca malzeme alımlarının gerçekleştirilmeye başlandığı, gecikmeler nedeniyle ana iş programının gerisinde kalınacağından ana sözleşme gereklerince İdareden ciddi gecikme cezalarının yansıtılmasının söz konusu olduğu, işin sözleşmede kararlaştırılan sürede bitirilemediğinin sabit olduğu, sözleşmenin 6.2 maddesine göre işçilik ve .... primlerinin sorumluluklarında olmasına karşılık Ağustos 2015 tarihi itibarıyla işçilik ücretlerinin işverence ödendiği, taahhüdün yerine getirilmesinde sürekli temerrüde düşüldüğü, en son hakediş tarihi olan 31.12.2015 tarihinden ihtarname keşide tarihine kadar herhangi bir hakediş yapılamadığı hususları göz önüne alındığında işin ifasını tamamlama konusunda verilecek sürenin faydasız olacağı belirtilerek sözleşmenin feshedildiği ihtar edilmiştir. ii. Davacı tarafından davalılara keşide edilen .... yevmiye no.lu ihtarnamesinde; sözleşme kapsamında 31.12.2015 tarihine kadar yapılmış olan tüm işlerin malzemeli işçilik şeklinde yerine getirildiği, ... A.Ş.’nin 17.08.2016 tarihli yazı cevabı ekinde gönderilen listeye göre 31.12.2015 tarihi itibarıyla onaylanmış toplam hakediş oranının %64 olduğu, buna karşılık gelen KDV dahil 5.376.000,00.-TL’ye mahsuben 3.394.000,00.-TL ödeme yapıldığı, bakiye 1.982.000,00.-TL’nin ödenmediği belirtilerek bu tutarın 7 gün içinde ödenmesi ihtar edilmiştir. Bu ihtarname davalılardan .... 01.09.2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. iii. Davalı iş ortaklığı tarafından davacıya keşide edilen .... aracılığıyla keşide edilen ihtarname içeriğindeki tüm iddia ve alacak taleplerine itiraz edildiği, sözleşme kapsamında davacı firmanın iş ortaklığına borçlu olduğunun görüldüğü bildirilmiştir. 11. Kurum yazışmaları: Dava dışı İdare ... A.Ş.’nin davacıya hitaben düzenlediği 17.08.2016 tarih ve .... sayılı yazı cevabı ile eki 05.01.2016 tarih ve 12 no.lu hakediş listesi dosyaya sunulmuş; ayrıca yargılamanın muhtelif aşamalarında (13.02.2019, 05.10.2023 ve 27.06.2024 tarihli ara kararlarla) ... A.Ş.’ye müzekkereler yazılarak işin bütün olarak yapım aşamalarını gösterir hakedişlerin, pursantaj cetvellerinin ve keşif özetlerinin celbi istenmiş, gelen cevabi yazılar bilirkişi kuruluna tevdi edilmiştir. 12. Mahkememizce dosya üzerinde Elektrik Mühendisi, İnşaat Mühendisi, Mali Müşavir ve Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı bilirkişilerden oluşan heyetten alınan rapor ve ek raporların sonuç kısımlarında özetle; işin gecikmesinin davalıdan kaynaklandığına dair dosya kapsamında bir kayıt olmadığı, dava dışı İdare tarafından davalıya ilave süre verildiğine dair davacı yanca bir iddia ileri sürülmediği gibi, dosya kapsamında bu yönde bir belgeye rastlanılmadığı, davacının, hakedişlere girmeyen imalatları, kök raporda hesaplanmış olup, davacının toplam imalat bedelinin davalı ile İdare arasında yapılan 05/01/2016 tarihli hakedişe göre hesaplandığı, buna göre davacının hakedişe girmeyen imalatlar da dahil olmak üzere, 4.497.704,00.-TL imalat bedeli + 809.586,72.-TL KDV toplamından davacıya ve namı hesabına yapılan ödemeler ile 8 nolu hakedişe girmeyen malzeme bedelleri toplamının düşümü akabinde 713.994,59-TL imalat bedeli alacağı bulunduğu, davalı yanca temin edilen malzemelerden "...." tarafından teslim alınan bir fatura olmadığı, ancak bahse konu fatura içeriğindeki malzemelerin dava konu işte kullanıldığı ve İdarenin 05/01/2016 tarihli hakedişinde yer aldığı, davacının toplam imalat bedeli 05/01/2016 tarihli hakediş üzerinden hesaplandığına göre, davacının işine dahil olan bu malzeme bedellerinin -davacı yanca kendileri tarafından temin edildiğine dair bir karşı iddia / kayıt sunulmadığı da düşünülerek- davacının imalat bedelinden mahsup edilmesi gerekeceği, mahkemece aksi kanaate olunması halinde davacının imalat bedeli ve KDV olmak üzere toplam 1.751.104,15-TL imalat bedeli alacağı olacağını, davacının hakediş bedeli alacağının ödenmemesi nedeniyle tanınabilecek ilave sürenin 14 gün olarak hesaplandığı, buna göre davalının fesih tarihine kadar 84 gün gecikme cezası talep edebileceği, sözleşmenin 15.1 maddesine göre 84 x 10.000,00 = 840.000,00-TL. Gecikme cezası hesaplandığı, mahkemece 19.2. Maddesine göre gecikme cezası hesaplanması gerektiği kanaati oluşması halinde, 84 x 5.000,00 = 420.000,00-TL Gecikme cezasının davacı alacağından mahsubunun gerekeceği bildirilmiştir. V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 13. Dava, eser sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir. 14. Mahkememizin 20.10.2021 tarih, ...., sayılı kararı ile; davanın kabulüne, 300.000,00.-TL'nin davalılardan tahsiline, alacağa 01.09.2016 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına dair karar verildiği, verilen karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulduğu, .... Karar sayılı kararı ile mahkememiz kararının kaldırıldığı görülmüştür. 15. ...., sayılı kaldırma kararında özetle; “…4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddeleri uyarınca taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Yine, gerek doktrinde gerekse Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere; ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kişiye düşer. Bu kabul, adi karine niteliğindedir. Nitekim; .... istikrar bulmuş içtihatlarında kabul edildiği üzere, bir sözleşme fesih ya da başka bir nedenle ortadan kaldırılmadıkça, o sözleşme kapsamında kalan işlerin, o sözleşmenin yüklenicisi tarafından yapıldığı kabul edilir. Ancak, sözleşme feshedilmiş ve işin üçüncü kişiye yaptırıldığı ileri sürülmüşse, bu kez karine, üçüncü kişi yararına oluşmaktadır. Elbette, her iki durumda da, bu karinelerin aksini ileri süren tarafın, bu savunmasını kanıtlaması mümkündür (.... Taraflar arasındaki yazılı sözleşme ilişkisi bulunmakta olup sözleşmede işin malzemeli olarak yapılacağı kararlaştırılmıştır. Sözleşmede değişiklik yapıldığını iddia eden tarafın bunu ispatlaması gerekir. … TBK 125. maddede, borçlunun temerrüdü halinde alacaklının seçim hakları düzenlenmiş olup, alacaklı sözleşmeden dönme yolunu seçmiş ise, sözleşmenin hükümsüzlüğünden doğan zarar (menfi zarar) kapsamında kalmayan müspet zararlarını isteyemez. Gecikme cezası ve cezai şart alacağı müspet zarar kapsamında kaldığından, sözleşmede aksine açık bir hüküm olmadıkça sözleşmeden dönen tarafın isteyebilmesi mümkün değildir. … Seçimlik cezanın istenebilmesi için aksi kararlaştırılmamışsa sözleşmeden dönülmemiş ya da feshedilmemiş olması gerekir. Kural olarak sözleşmenin feshi halinde seçimlik cezanın da istenmesi mümkün değildir .… Taraflar arasında yapılan sözleşmenin 23. maddesinde Yapım İşleri Genel Şartnamesi sözleşmelerin ekleri arasında gösterilmiştir. Sözleşmenin bu hükmü, sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın 193. maddesi hükmü gereğince delil sözleşmesi niteliğinde olduğundan, mahkemece kendiliğinden gözetilmelidir. O halde Mahkemece yapılacak işlem; davalı tarafından gerçekleştirilen fesih işleminde tarafların kusurlarının bulunup bulunmadığının tespiti bakımından sözleşme ve ekleri dikkate alınarak önceki tespitlere ek olarak davacı tarafın gerçekleştirmiş olduğu imalata göre hak ettiği iş bedelinin alıp almadığının, işin gecikmesinin davacıdan kaynaklanıp kaynaklanmadığının, bu kapsamda dava dışı idare tarafından alınan süre uzatım kararlarının davacı imalatına etkisi olup olmadığı gibi hususların da tartışılması, ispat kuralları çerçevesinde davacı tarafından iddia edilen dönemde gerçekleştirilen imalat tutarının belirlenmesi; hak edişlere girmeyen imalatların sözleşme hükümlerine göre değerlendirilmesi, davacı tarafın .... tarafından teslim alınan mallar yönünden ikrarının dikkate alınması, bunun dışında bir kısım imalatların malzemesiz olarak yapıldığını iddia eden davalı tarafın iddialarının, 3. kişilerden temin edilen faturaların tek başına ispat vasıtası olmayacağı da nazara alınarak ispat kuralları çerçevesinde tartışılması, sözleşmedeki cezaya ilişkin hükümlerin değerlendirilerek davalı tarafından talep edilen cezanın türünün belirlenmesi, kabule göre feshedilemeyen 5 günlük süre bakımından sözleşme eki Yapım İşleri Genel Şartnamesi’ne göre fesih öncesi ihtar gerekip gerekmediğinin tartışılması, yine günlük ceza bedelinin sözleşmenin 10.1 ve 19.2 maddelerinde farklı tespit edilmiş olmasına göre hangi miktardan belirlenmesi gerektiğinin tartışılması, yine sözleşmenin 19.2 maddesi kapsamında nakit teminat kesintisinin irat olarak kaydedilme koşullarının oluşup oluşmadığının tartışılması; bu şekilde ulaşılacak sonuca göre karar verilmesinden ibaret olacaktır.” gerekçesi ile Mahkememiz kararının kaldırıldığı anlaşılmaktadır. ... Mahkemesi’nin kaldırma kararı ve kaldırma kararı gereğince yapılması gerekenlerin değerlendirilmesini, taraflar arasındaki sözleşme ve hukuki niteliğine yönelik açıklamaların ardından yapılmasında yarar görülmektedir. Kaldırma kararının işaret ettiği hususlar; usule ilişkin olarak ispat yükünün dağılımı ve karinelerin işletilmesi, esasa ilişkin olarak ise fesihte tarafların kusur durumu, davacının gerçekleştirdiği imalat tutarı ve hakedişlere girmeyen imalatların değerlendirilmesi, davalılarca üçüncü kişilerden temin edilen faturaların ispat gücü, cezaya ilişkin sözleşme hükümlerinin niteliği ve fesih öncesi ihtar koşulu, nakit teminat kesintisinin irat kaydı koşulları noktalarında toplanmaktadır. Kaldırma ilamı doğrultusunda yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmış, kaldırma kararında işaret edilen her bir husus bilirkişi kuruluna görev olarak verilmiş, taraf itirazları üzerine üç kez ek rapor alınmış olmakla; tahkikat tamamlanarak dosya, hüküm kurmaya elverişli hale gelmiştir. 17. Öncelikle taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmenin hukuki nitelendirmesinin ve tarafların sıfatlarının belirlenmesi gerekmektedir. Dava dışı ... - ... ise alt yüklenici (taşeron) konumundadır. Taraflar arasındaki 07.01.2015 tarihli “Alt Yüklenici Malzemeli İşçilik Sözleşmesi”nde davacı alt yüklenici (yüklenici sıfatıyla) bir eser meydana getirmeyi, davalıların oluşturduğu iş ortaklığı ise iş sahibi sıfatıyla buna karşılık bedel ödemeyi üstlenmiştir. Sözleşmenin konusu, ... ... kapsamındaki tüm zayıf ve kuvvetli akım elektrik tesisatı işinin malzemeli olarak anahtar teslimi yapılmasıdır; bu anlamda davanın yanları arasındaki sözleşmenin hukuki niteliğinin “eser sözleşmesi” olduğu değerlendirilmiştir. Bu bakımdan bu sözleşme, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğindedir. 18. Bedel türü yönünden yapılan değerlendirmede; sözleşmenin “Sözleşmenin Türü ve Bedeli” başlıklı 4. maddesinde işin toplam 1.356 adet daire için daire başı 2.956,00.-TL olacak şekilde toplam 4.600.000,00.-TL, çevre ve altyapı işleri için ise toplam 2.520.000,00.-TL olmak üzere anahtar teslimi götürü bedel ile yapılmasının kararlaştırıldığı, buna göre sözleşme bedelinin toplam 7.120.000,00.-TL (KDV hariç) olduğu anlaşılmaktadır. 19. Bu kapsamda eldeki uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçilmesinden önce eser sözleşmesine ilişkin kısaca bir açıklama yapmakta yarar bulunmaktadır. 20. Öncelikle eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 470). Eser sözleşmesinde yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde benzer alandaki işleri yüklenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranış esas alınır. 21. Yüklenici kararlaştırılan eseri aksine bir düzenleme yoksa kendisi veya kendi yönetimi altında başka bir kişiye yaptırabilir (TBK m. 473). Yüklenici, sözleşmede kararlaştırılan sürede işe başlamak ve bitirmek zorundadır. Ayıp, yasa ya da sözleşme hükümleri gereğince, bir eser veya malda bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Yüklenici, eserdeki açık ve gizli ayıplardan dolayı iş sahibine karşı sorumludur (TBK m. 474). Açık ayıp, eserin iş sahibine teslim anında kolaylıkla görülebilen ve fark edilebilen ayıplardır. Buna karşılık gizli ayıp, eserin tesliminden sonra ve kullanım sırasında ortaya çıkan ayıplardır. 22. İş sahibi, eseri teslim alır almaz işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmesi ve varsa ayıpları yükleniciye bildirmekle yükümlüdür. Eserin ayıplı olması, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara rağmen iş sahibinin verdiği talimattan kaynaklanmış bulunursa veya her hangi bir sebeple iş sahibine yüklenebilecek bir nedenden dolayı meydana gelmiş olursa, iş sahibi eserin ayıplı olmasından doğan haklarını kullanamaz (TBK m. 476). Buna göre ayıp iş sahibinin verdiği talimattan kaynaklanıyor ise iş sahibi eser ayıplı olmasına rağmen kanundan kaynaklanan, sözleşmeden dönme, bedelde indirim veya eserin ücretsiz onarılmasına ilişkin seçimlik haklarını kullanamaz ayrıca genel hükümlere göre tazminat da talep edemez (TBK m. 475). Ayrıca malzeme yüklenici tarafından sağlanmışsa yüklenici, bu malzemenin ayıplı olması yüzünden iş sahibine karşı satıcı gibi sorumludur (TBK m. 472/1). 23. Yine eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur; ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder. Bunun dışında iş sahibi, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş sayılır. Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa iş sahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunda olup, bildirmemesi halinde eseri kabul etmiş sayılır (TBK m. 477). 24. Bu açıklamalar neticesinde somut olayda davacı yan; taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince, 31.12.2015 tarihine kadar yapılmış işlerin kendisi tarafından yapıldığını, 31.12.2015 tarihi itibariyle yüklendiği edimi % 64 oranında yerine getirdiğini, bu hususun ise dava dışı İdare’nin 17.08.2016 tarihli yazı cevabından ve yine 05.01.2016 tarihli İdare tarafından elektrik işlerinin onaylanmasını içerir 12 nolu hakkedişten anlaşıldığını, % 64 oranına tekabül eden sözleşmede kararlaştırdıkları bedele göre 5.376.000,00.-TL olduğunu ve davalı iş ortaklığının 3.394.000,00.-TL ödediğini bakiye alacağın ise 1.982.000,00.-TL olduğunu beyanla, 25.08.2016 tarihli ihtarname ile alacağın tahsilini talep ettiği, temerrüt tarihi olarak ise sözleşmenin 6 ve 7. maddeleri gereğince 05.01.2016, kabul görmemesi halinde ise 01.09.2016 tarihinden itibaren ticari işlere uygulanan faiziyle tahsilini talep ettiği görülmüştür. 25. Davalılar ise, davacının sözleşme gereğince süresinde işi bitirmediğini, iş programına uygun davranmadığını, esasen davacının davalılara borçlu olduğunu, sözleşmenin haklı nedenle 08.04.2016 tarihli ihtarname ile feshedildiğini, davacının üstlendiği iş ile ilgili olarak malzeme, işçilik ücret borçları ve .... prim ödemeleri yaptığını, davacı şirketin taşeronlarına ödeme yaptığını, yapılan ödemelerin toplam 431.000,00.-TL olduğunu, bunun dışında işin süresinde bitirilmemesi nedeni ile cezai şart alacağı bulunduğunu (990.000,00.-TL), yine sözleşme hükümlerine göre irat kaydedilmesi gereken 750.000,00.-TL teminat alacağı bulunduğunu, davacının işin ancak % 37 oranındaki kısmını tamamlamış olduğunu, İdare hakedişindeki %27’lik farkın kendileri tarafından temin edilen malzeme ve haricen ödenen işçiliklerden kaynaklandığını, davacının mali acz içine düşerek işi yarım bıraktığını, bu husustaki taraflar arasında imzalanmış olan 31.12.2015 tarihli hakkediş tutanağında % 37 oranında tamamlanmış olduğunun anlaşıldığını beyanla, davanın reddini talep etmiştir. 26. İspat yükü yönünden; .... yerleşik içtihatlarında yüklenicinin bedelin tamamına hak kazanabilmesi için eseri, sözleşme ve eklerine, fen ve sanat kuralları ile tekniğine ve iş sahibinin ondan beklediği amaca uygun olarak tamamlayıp teslim ettiğini kanıtlaması gerekeceği, yüklenicinin eseri teslim etmediği veya sözleşmeye uygun olarak teslim ettiğini kanıtlamadığı sürece iş bedeline hak kazanamayacağı kabul edilmiştir. Bu durumda eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda işin yapılıp teslim edildiğini ve bedele hak kazanıldığını ispatı yükleniciye, bedelin ödendiğini kanıtlama yükü ise iş sahibine aittir. Bununla birlikte TMK m. 6 hükmü ve HMK m. 190 düzenlemesi uyarınca taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olup, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kişiye düşer. 27. Sözleşmenin 5. maddesinde işin tamamlanma süresinin 31.12.2015 tarihinde sona ereceği, işin tesliminin hiçbir şekilde verilen süreyi aşamayacağı ve yasalarda tanımlanan mücbir sebep halleri olmadıkça ek süre talep edilemeyeceği; 5.1 maddesinde ise yer tesliminin sözleşmenin imzalanması ile yapılmış sayılacağı, işin yapılacağı yerin işin yapılmasına uygun olmaması halinde bunun taşeron tarafından işverene bildirileceği ve ayrı bir yer teslim tutanağı düzenleneceği açıkça hükme bağlanmıştır. Dosya kapsamında davacı tarafından bu yönde bir bildirimde bulunulduğuna ve ayrı bir yer teslim tutanağı düzenlendiğine dair herhangi bir belge bulunmamakla, davacının “yer tesliminin geç yapıldığı” yönündeki savunmasının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. 28. Yine davacının, işin gecikmesinin davalıların duvar ve sıva işlerini geciktirmesinden kaynaklandığı yönündeki iddiası yönünden yapılan değerlendirmede; bilirkişi kurulunca, zayıf ve kuvvetli akım tesisatı imalatlarının inşaat işleri ile koordineli yürütülmesi gerektiği, sıva altı elektrik tesisatı imalatı tamamlanmadan sıva işlerinin tamamlanmasının tercih edilen bir uygulama olmadığı, aksine elektrik tesisat kablolarının geçeceği boruların döşenmesinden sonra sıva işlemlerine devam edilmesinin işin fen ve tekniğine uygun olduğu tespit edilmiştir. 05.01.2016 tarihli hakedişten, % 5,20 pursantajlı duvar ve sıva işleri imalatının % 96,74’ünün, % 18,30 pursantajlı kalıp-demir-beton işlerinin ise % 100’ünün tamamlandığı anlaşılmaktadır. Buna karşılık davacının, sıva öncesinde yapılabilecek pano ve benzeri imalatları yapmadığı; bundan ayrı olarak bina inşaat imalatlarıyla illiyeti bulunmayan % 2,50 pursantajlı AG/OG trafo ve çevre aydınlatma işlerinin de ancak % 72,25’ini tamamladığı görülmektedir. Buna göre işin gecikmesinin davalılardan kaynaklandığı yönündeki davacı iddiasının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. 29. Davacı yanca süre uzatımı talep edildiğine dair dosya kapsamında bir belgeye rastlanılmadığı gibi, dava dışı İdare tarafından davalı yükleniciye ilave süre verildiği ve bu sürenin davacıya da tanınması gerektiği yönünde davacı tarafça bir iddia da ileri sürülmemiştir. Nitekim dosya kapsamında ... A.Ş. ile davalılar arasında süre uzatımı talepleri veya uygunluk kararlarına ilişkin belge de bulunmamaktadır. Bu itibarla dava dışı İdare tarafından alınan süre uzatım kararlarının davacı imalatına bir etkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır. 30. Sözleşme ile kararlaştırılan kesin vade 31.12.2015 olup, davacı alt yüklenicinin bu tarih itibarıyla gerçekleştirdiği imalat oranı (aşağıda ayrıntılı olarak açıklanacağı üzere) % 63,17 oranındadır. İşin süresi 07.01.2015 - 31.12.2015 tarihleri arasında 358 gün olup, bilirkişi kurulunca davacının ödenmeyen hakediş alacağı nedeniyle kendisine tanınabilecek ilave süre 14,2 gün olarak hesaplanmıştır. 358 günlük sözleşme süresince işi ancak % 63,17 oranında tamamlayabilen davacının 14 günlük ilave süre verilmesi halinde dahi işi tamamlayamayacağı açıktır. 31. Nitekim davacı yanca, işin süresinin 14.01.2016 tarihine uzadığı kabul edilse dahi 31.12.2015 tarihinden sonra herhangi bir imalat gerçekleştirdiğine dair bir kayıt sunulmamış, aksine dava dilekçesinde imalat alacağı 31.12.2015 tarihi itibarıyla İdarenin 05.01.2016 tarihli hakedişine dayandırılmıştır. Türk Borçlar Kanunu’nun 124/1. maddesinde “Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa…” süre verilmesine gerek olmadığı düzenlenmiş olup; davacı hakkında .... sayılı dosyaları ile icra takipleri başlatıldığı, davalı iş ortaklığına haciz ihbarnameleri gönderildiği, davacının işçi ücretleri ile .... primlerinin dahi davalı iş ortaklığınca ödenmek zorunda kalındığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının içinde bulunduğu mali durum karşısında kendisine süre verilmesinin sonuç doğurmayacağı anlaşılmaktadır. 32. Kaldırma kararında işaret edilen, sözleşme eki Yapım İşleri Genel Şartnamesi’ne göre fesih öncesi ihtar gerekip gerekmediği hususu yönünden yapılan değerlendirmede; anılan şartnamenin sözleşmenin feshi ve tasfiyesini düzenleyen maddesinde, yüklenicinin işi süresinde bitirmemesi üzerine idarenin en az yirmi gün süreli ve nedenleri açıkça belirtilen ihtarına rağmen aynı durumun devam etmesi halinde sözleşmenin feshedileceği düzenlenmiş ise de; (i) taraflar arasındaki sözleşmenin 5.2 ve 19.2 maddelerinde, taşeronun işi kısmen yapması veya hiç yapmaması ile aleyhine icra takibi yapılmış veya herhangi bir nedenle ödemelerini durdurmuş olması hallerinde işverenin başkaca bir ihtara gerek kalmaksızın fesih hakkının doğacağı özel olarak kararlaştırılmış olup, sözleşme hükmünün eki niteliğindeki genel şartname hükmüne göre öncelikle uygulanması gerektiği, (ii) somut olayda davalı iş ortaklığının 08.04.2016 tarihli fesih ihtarnamesinden önce davacıyı defaatle uyardığını beyan ettiği ve bu husus ihtarname içeriğinde de açıkça belirtildiği, (iii) her hâlükârda TBK m. 124/1 uyarınca borçlunun içinde bulunduğu durumdan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılan hallerde ayrıca süre verilmesine gerek bulunmadığı, (iv) davacının sözleşmesel kesin vadeden (31.12.2015) fesih tarihine (08.04.2016) kadar geçen üç aydan fazla süre boyunca hiçbir imalat gerçekleştirmediği hususları birlikte değerlendirildiğinde; fesih öncesinde ayrıca yirmi günlük ihtar koşulunun aranmasının somut olayda sonuca etkili olmayacağı kanaatine varılmıştır. 33. Tüm bu tespitler karşısında; sözleşmenin davalı iş ortaklığı tarafından .... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile haklı nedenle feshedildiği kabul edilmiştir. 34. Bununla birlikte, feshin haklı olması, yüklenicinin fesih tarihine kadar gerçekleştirdiği imalatların bedelini talep etmesine engel teşkil etmez. Eser sözleşmesi feshedildiğinde taraflar arasındaki ilişki tasfiye dönemine girer ve fesih tarihi itibarıyla bir kesin hesap çıkarılarak, yüklenicinin yaptığı imalatların bedeli ile kendisine yapılan ödemeler karşılaştırılır. Eser sözleşmesinin haklı nedenle feshedilmiş olması, yüklenicinin o tarihe kadar gerçekleştirdiği ve iş sahibinin malvarlığında kalan imalatların bedelini isteyebilmesine engel değildir. Aksinin kabulü, iş sahibinin karşılıksız biçimde zenginleşmesi sonucunu doğurur. Bu itibarla davalıların, feshin haklı olması nedeniyle davacının hiçbir hak ve talepte bulunamayacağı yönündeki savunmasına itibar edilmemiş, taraflar arasındaki hesabın tasfiye esaslarına göre çıkarılması gerektiği kanaatine varılmıştır. 35. Uyuşmazlığın esasını, sözleşmenin eylemli olarak sona erdirildiği 31.12.2015 tarihi itibarıyla davacının hak etmiş olduğu imalat bedelinin belirlenmesi oluşturmaktadır. Davacı, dava dışı İdare ile davalılar arasında düzenlenen 05.01.2016 tarihli 12 numaralı hakedişte gösterilen % 64 oranındaki gerçekleşmenin kendi imalatı olduğunu, davalılar ise taraflar arasında düzenlenen 31.12.2015 tarihli 8 numaralı hakedişteki % 37 oranının esas alınması gerektiğini, aradaki % 27’lik farkın kendileri tarafından yaptırıldığını savunmaktadır. 36. Sözleşmenin 23. maddesinde Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin sözleşmenin eki niteliğinde olduğu hükme bağlanmış olup, anılan şartnamenin 40. maddesinde geçici (ara) hakedişlerin avans niteliğinde olduğu, kesinlik arz etmediği ve yüklenici açısından “kazanılmış hak” sayılmayacağı kabul edilmiştir. Sözleşmenin bu hükmü, HMK’nın 193. maddesi uyarınca delil sözleşmesi niteliğinde olduğundan mahkemece kendiliğinden gözetilmiştir. Diğer taraftan bu hüküm, hakedişe girmeyen imalatlar bulunabileceği anlamına da gelmektedir. Bir başka anlatımla, yüklenici tarafından yapıldığı/tamamlandığı halde hakedişe girmeyen ve dolayısıyla bedeli ödenmemiş imalatlar da bulunabileceği açıktır. Bu bağlamda, davacı tarafından tamamlandığı halde taraflar arasında imzalanan 31.12.2015 tarihli hakedişe girmeyen imalatlar bulunabileceği kanaatine ulaşılmıştır. Bu itibarla, davacının 31.12.2015 tarihli 8 numaralı hakedişi ihtirazi kayıtsız imzalamış olması, hakedişe girmeyen imalatların bedelini talep etmesine tek başına engel teşkil etmez. 37. Eser sözleşmelerinde aslolan, işin, sözleşmeyi akdeden yüklenici tarafından yapılmış olmasıdır. Bu bir karine olup yüklenici lehinedir ve iş sahibi bu karinenin aksini, yani işin başkasına yaptırıldığını savunuyorsa bu iddiasını kanıtlamalıdır. Bir sözleşme fesih ya da başka bir nedenle ortadan kaldırılmadıkça, o sözleşme kapsamında kalan işlerin o sözleşmenin yüklenicisi tarafından yapıldığı kabul edilir; ancak sözleşme feshedilmiş ve işin üçüncü kişiye yaptırıldığı ileri sürülmüşse, bu kez karine üçüncü kişi yararına oluşur (.... Karar). Somut olayda karinenin yön değiştirmesini gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Zira; davacının imalat bedeli talebi, sözleşmenin feshedildiği 08.04.2016 tarihinden sonraki bir döneme değil, davacının şantiyede bulunduğu ve bu konuda taraflar arasında uyuşmazlık dahi bulunmayan 31.12.2015 tarihine kadar olan döneme ilişkindir. Dayanılan 05.01.2016 tarihli 12 numaralı İdare hakedişi, fesihten yaklaşık üç ay önce ve Aralık 2015 ayında yapılan işleri kapsayacak şekilde düzenlenmiştir. Bu itibarla, feshedilmemiş bir sözleşme döneminde gerçekleştirilen imalatlar bakımından karine davacı yüklenici lehine işlemeye devam eder. 38. Davalı yan, İdare ile imzalanan 05.01.2016 tarihli hakedişe giren imalatların (% 64 - %37 =) % 27’lik kısmının kendileri tarafından yapıldığını beyan etmekte ise de; bu iddiayı doğrulayan, kendileri tarafından tutulmuş metraj, ataşman, tespit tutanağı veya üçüncü kişilere yaptırılan işlere ilişkin sözleşme/hakediş gibi bir belge dosyaya sunulmamıştır. Kaldı ki 07.01.2015 - 31.12.2015 tarihleri arasındaki bir yıla yakın sürede tamamlanması öngörülen işin % 27’sinin, 31.12.2015 - 05.01.2016 tarihleri arasındaki beş günlük sürede tamamlanabilmesi hayatın olağan akışına ve işin fen ve tekniğine aykırıdır. Davalı yanca, davacının 31.12.2015 tarihli hakediş ekindeki şantiye gider sayfasında Aralık ayı yemek bedelinin 0,00.-TL görünmesinin davacının o ayda şantiyede işçisi bulunmadığını gösterdiği ileri sürülmüş ise de; davalıların bizzat kendi beyanlarına göre bu dönemde davacı işçilerinin ücretleri doğrudan işçi kalfalarına ödenmekte olduğundan, yemek bedeli kesintisi yapılmamış olmasının tek başına şantiyede hiç işçi çalışmadığı anlamına gelmeyeceği; bu tek kalemin, İdarenin onaylı hakedişi ile pursantaj cetvellerinden elde edilen teknik tespitin aksini ispata elverişli bulunmadığı değerlendirilmiştir. 39. Bu durumda, İdare ile davalılar arasındaki 05.01.2016 tarihli hakedişte yer alan imalatların davacı tarafından yapıldığının kabulü gerekmektedir. Dosyada sunulu 30.06.2018 tarihli rapor ekindeki pursantaj hesaplarına göre davacı tarafından tamamlanan işin seviyesinin % 63,17 olduğu tespit edilmiş olup, bu tespit Mahkememizce de benimsenmiştir. Buna göre davacının sözleşme kapsamındaki işlerden dolayı toplam imalat bedeli; 7.120.000,00.-TL x % 63,17 = 4.497.704,00.-TL (KDV hariç) olarak belirlenmiştir. Bu tutara % 18 oranında KDV eklendiğinde (4.497.704,00 + 809.586,72 =) 5.307.290,72.-TL brüt imalat bedeline ulaşılmaktadır. 40. Davacıya ve davacı nam ve hesabına yapılan ödemeler, tarafların ticari defter ve kayıtları ile mahsup tutanakları ve ödeme belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda kalem kalem dökümlenerek 3.556.186,57.-TL olarak tespit edilmiş olup, bu tutara davacı vekilince de itiraz edilmemiş, aksine istinaf ve beyan dilekçelerinde bu tutar bakımından bir diyeceklerinin bulunmadığı açıkça beyan edilmiştir. Bu itibarla anılan tutarın davacının imalat bedelinden mahsubu gerektiği kabul edilmiştir. 41. Davalı iş ortaklığınca davacı nam ve hesabına üçüncü kişilerden temin edildiği ileri sürülen 1.037.109,56.-TL tutarındaki malzeme bedelinin mahsubunun gerekip gerekmediği hususu yönünden yapılan değerlendirmede; taraflar arasındaki sözleşmede işin malzemeli olarak yapılacağı kararlaştırılmış olmakla, sözleşmede değişiklik yapıldığını veya malzemenin bir kısmının kendisince temin edildiğini iddia eden davalı tarafın bunu ispatlaması gerekmektedir. Nitekim üçüncü kişilerden temin edilen faturalar tek başına ispat vasıtası değildir. Ancak somut olayda davalı yan, iddiasını yalnızca fatura ibrazı ile değil; faturaların dava konusu iş ile ilgili olduğunun ve fatura konusu malzemelerin İdarenin 05.01.2016 tarihli 12 no.lu hakedişine girdiğinin bilirkişi incelemesi ile teknik olarak saptanmış olması, sözkonusu faturaların ve karşılığında yapılan ödemelerin davalıların ticari defter ve muhasebe kayıtlarında yer alması ve ödeme belgeleriyle desteklenmesi, bu faturaların davacının imzasını taşıyan 31.12.2015 tarihli 8 no.lu hakedişte yer almaması, davacı yanca, İdarenin hakedişine göre kendi imalatı olarak kabul edilen bu malzemelerin bizzat kendisi tarafından temin edildiğine dair herhangi bir karşı fatura, teslim belgesi, sevk irsaliyesi veya defter kaydı sunulmamış olması, suretiyle ispat etmiştir. Burada davacıdan istenen, ispat yükünün kendisine yüklenmesi değil; davalının yazılı delillerle ortaya koyduğu vakıaya karşı karşı delil ikame etmesidir ki davacı bu külfetini yerine getirememiştir. 42. Öte yandan davacının imalat bedeli, bizzat İdarenin 05.01.2016 tarihli hakedişi baz alınarak (yani hakedişe giren tüm imalat kalemleri davacıya ait sayılarak) hesaplanmıştır. Bu yöntem benimsendiğine göre, İdarenin hakedişinde yer almakla birlikte malzemesi davalılarca temin edilen kalemlere ilişkin bedelin de aynı hesaptan düşülmesi zorunludur. Aksi düşüncenin kabulü, davacının hem malzemesini temin etmediği imalatın bedelini alması hem de bu malzemenin bedelini davalılara ödememesi sonucunu doğurur ki bu, davacının sebepsiz zenginleşmesini sonuçlayacaktır. Bu itibarla 1.037.109,56.-TL tutarındaki malzeme bedelinin davacının imalat bedelinden mahsubu gerektiği kanaatine varılmıştır. 43. Yapılan bu tespitler doğrultusunda davacının bakiye imalat bedeli alacağı; İmalat bedeli (7.120.000,00 x % 63,17) (4.497.704,00 + 809.586,72 =) 5.307.290,72.-TL brüt imalat bedelinden davacı ve nam ve hesabına yapılan ödemeler (3.556.186,57.-TL) ve 8 no.lu hakedişe girmeyen malzeme bedeli (1.037.109,56.-TL) tutarları mahsup edildiğinde 713.994,59.-TL (KDV dahil) olarak belirlenmiştir. 44. Gecikme cezası, cezai şart ve teminatlara ilişkin savunmalar yönünden yapılan değerlendirmede; davalı yanın, sözleşmenin 10.1, 15.1 ve 19.2 maddelerinde öngörülen gecikme cezası ve cezai şartların davacı alacağından mahsubu gerektiği yönündeki savunması yönünden yapılan değerlendirmede öncelikle bu cezaların hukuki niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. 45. Türk Borçlar Kanunu’nun 179/1. maddesinde; “Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.”; 179/2. maddesinde ise “Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.” şeklinde düzenleme yapılmıştır. 46. Sözleşmenin “Gecikme” başlıklı 15.1 maddesinde ve “İş Programı” ile ilgili 10.1 maddesinde öngörülen ve gecikilen her takvim günü için 10.000,00.-TL olarak kararlaştırılan cezalar, borcun belirlenen zamanda ifa edilmemesi durumu için kararlaştırıldığından ifaya ekli cezai şart niteliğindedir. Aynı şekilde sözleşmenin 19.2 maddesinde, işin kalan kısmının yapılması için yeni bir ekip kuruluncaya kadar geçen süre içerisinde taşerondan günlük 5.000,00.-TL ceza kesileceği yolundaki düzenleme de ifaya ekli ceza niteliği taşımaktadır. 47. İfaya ekli cezai şart, ancak asıl borcun ifasının istenmesi halinde birlikte talep edilebilir. Sözleşmeden dönen ya da sözleşmeyi fesheden taraf, akdin ifasından vazgeçmiş olduğundan ifaya ekli cezayı isteyemez. Nitekim Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında da; alacaklının sözleşmeden dönme yolunu seçmesi halinde sözleşmenin hükümsüzlüğünden doğan zarar (menfi zarar) kapsamında kalmayan müspet zararlarını isteyemeyeceği, gecikme cezası ve cezai şart alacağının müspet zarar kapsamında kaldığı ve sözleşmede aksine açık bir hüküm bulunmadıkça sözleşmeden dönen tarafça istenemeyeceği; seçimlik cezanın istenebilmesi için de aksi kararlaştırılmamışsa sözleşmeden dönülmemiş ya da feshedilmemiş olması gerektiği kabul edilmiştir (.... Karar). 48. Somut olayda davalı iş ortaklığı, 08.04.2016 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshetmiş, işin kalan kısmını kendi imkânlarıyla tamamladığını beyan etmiş; yani davacıdan ifa talebinde bulunmamıştır. Sözleşmenin 15.1 maddesinde yer alan “İşverenin gecikme cezası kesme uygulamasına devam etmesi onun fesih hakkından feragat ettiği anlamına gelmez” biçimindeki düzenleme, yalnızca gecikme cezası kesilmesinin fesih hakkından feragat sayılmayacağını ifade etmekte olup, fesihten sonra da gecikme cezası istenebileceğine dair açık bir hüküm içermemektedir. Aynı şekilde 10.1 maddesinde de sözleşmenin feshedilmesi halinde dahi gecikme cezası alınabileceğine ilişkin bir kayda yer verilmemiştir. Bu itibarla davalıların, sözleşmenin 10.1, 15.1 ve 19.2 maddelerine dayalı gecikme cezası ve ifaya ekli cezai şart taleplerinin, davacı alacağından mahsubunun mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır. 49. Ayrıca sözleşmenin 19.2 maddesinde öngörülen günlük 5.000,00.-TL tutarındaki ceza, açık lafzı gereği “işin kalan kısmının yapılması için yeni bir ekip kuruluncaya kadar geçen süre” ile sınırlı olup, davalılarca yeni bir ekip kurulduğu tarih ile bu süreye ilişkin herhangi bir bilgi ve belge dosyaya sunulmamıştır. Bu nedenle anılan ceza kalemi, koşulları ve süresi itibarıyla da belirlenebilir durumda değildir. 50. Sözleşmenin 19.2 maddesinin son fıkrasında öngörülen 750.000,00.-TL tutarındaki cezai şart ile sözleşmenin 7. maddesinde düzenlenen kesin teminat ve % 5 oranındaki nakdi teminat kesintisinin irat kaydı yönünden yapılan değerlendirmede ise; davalılar bu kalemleri karşı dava yoluyla ileri sürmedikleri gibi, TBK m. 139 anlamında açık bir takas beyanında da bulunmamışlar. Aksine hem cevap dilekçelerinde hem de yargılama sırasındaki beyanlarında bu alacak kalemleri bakımından “dava açma haklarını saklı tuttuklarını” açıkça bildirmişlerdir. 51. Takas, karşı tarafa yöneltilecek açık bir irade beyanı ile ileri sürülmesi gereken bir def’i olup, dava açma hakkının saklı tutulduğunun beyan edilmesi bu iradenin bulunmadığını gösterir. Bu nedenle anılan kalemler yönünden HMK m. 26 uyarınca inceleme yapılmasına ve mahsuba yer olmadığı değerlendirilmiştir. Kaldı ki 750.000,00.-TL tutarındaki teminat senedinin davalıların beyanına göre halen kendi uhdesinde bulunduğu, nakde çevrilmediği; % 5 oranındaki nakdi teminat kesintisinin ise sözleşmenin 7. maddesi uyarınca “İdare tarafından geçici kabulün imzalanmasından 45 gün sonra” iade edilmesi öngörülen bir kalem olduğu, davalı beyanına göre tutarının yaklaşık 19.000,00.-TL olduğu ve bu tutarın mahsubu halinde dahi aşağıda açıklanacağı üzere hüküm altına alınan miktarın değişmeyeceği anlaşılmıştır. 52. Davacı yukarıda da yer verildiği üzere 09.12.2025 tarihli ıslah dilekçesi ile kısmen açmış olduğu davasını alacak tutarı yönünden ıslah etmiş olup ıslahla artırılan kısım yönünden zamanaşımı def’inde bulunulmuş olduğundan, bu zamanaşımı definin değerlendirilmesi gerekmektedir. 53. İlkesel olarak eser sözleşmelerinden doğan alacak istemlerine yönelik davalarda zamanaşımı süresi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 147/6. maddesi uyarınca 5 yıldır. Yüklenicinin ağır kusurlu olduğu hallerde ise zamanaşımı süresi TBK m. 478 uyarınca 20 yıldır. Zamanaşımı da TBK m. 149 hükmüne göre alacağın muaccel olduğu tarihten işlemeye başlar. Nakit bedel karşılığı yapılan sözleşmeler tek taraflı fesih irade beyanının karşı tarafa ulaşmasıyla hukuki sonuçlarını doğuracağı, sözleşmenin feshi ile birlikte taraflar arasındaki ilişki tasfiye dönemine girdiğinden sözleşme ve feshe bağlı olan alacaklarda (imalat bedeli ve diğer tasfiye alacakları) fesih beyanının diğer tarafa ulaştığı tarihte muaccel hale gelir. Zamanaşımı kesilme sebepleri TBK m. 154 hükmünde gösterilmiş olup, buna göre borçlunun borcu ikrar ettiği, özellikle faiz veya mahsuben bir miktar para veya rehin yahut kefil verdiği takdirde, aynı maddenin 2. bendinde alacaklının dava veya def’i zımnında mahkeme veya hakeme başvurması veya icra takibi yahut iflas masasına alacak kaydını talep etmesi hallerinde zamanaşımının kesileceği kabul edilmiştir (....). 54. Davacı vekilinin, alacağın TBK m. 146 uyarınca on yıllık zamanaşımına tabi olduğu yönündeki beyanı yerinde değildir. Zira TBK m. 146’daki on yıllık genel zamanaşımı süresi, kanunda aksine bir hüküm bulunmayan haller için öngörülmüş olup; TBK m. 147/6 hükmünde “Yüklenicinin yüklendiği işi ayıplı olarak yerine getirmesinden doğan … ve diğer işgörme edimlerinden doğan alacaklar” için beş yıllık özel zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Yerleşik uygulamada eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli (hakediş) alacaklarının bu hüküm kapsamında beş yıllık zamanaşımına tabi olduğu kabul edilmektedir. 55. Somut olayda alacak, en geç sözleşmenin feshedildiği 08.04.2016 tarihinde (davacının kabulüne göre ise 05.01.2016 tarihinde) muaccel hale gelmiştir. Dava 01.04.2017 tarihinde açılmış olup, dava açılmakla TBK m. 154/2 uyarınca zamanaşımı kesilmiştir. Ne var ki eldeki dava, yukarıda açıklandığı üzere kısmi dava niteliğinde olduğundan, dava açılmasıyla zamanaşımının kesilmesi yalnızca dava dilekçesinde talep edilen 300.000,00.-TL ile sınırlıdır. Dava dışında bırakılan bakiye alacak bakımından ise zamanaşımı işlemeye devam eder. Bu husus, .... yerleşik uygulamasında kısmi dava ile belirsiz alacak davası arasındaki temel farklardan biri olarak kabul edilmektedir. 56. Davacı vekili 09.12.2025 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 1.451.104,15.-TL artırarak 1.751.104,15.-TL’ye yükseltmiş; ıslah dilekçesi davalılara tebliğ edilmiş ve davalılar vekilleri 25.12.2025 tarihli dilekçeleri ile süresi içinde ıslahla artırılan kısım yönünden zamanaşımı def’inde bulunmuşlardır. Alacağın muaccel hale geldiği 08.04.2016 tarihi ile ıslah tarihi olan 09.12.2025 tarihi arasında beş yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu açıktır. Bu itibarla davalıların zamanaşımı def’inin yerinde olduğu ve ıslahla artırılan 1.451.104,15.-TL yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği kanaatine varılmıştır. 57. Yukarıda belirlendiği üzere davacının bakiye alacağı 713.994,59.-TL’dir. Bu tutar, dava dilekçesinde talep edilen ve zamanaşımına uğramayan 300.000,00.-TL’yi karşıladığından, davanın dava dilekçesindeki talep yönünden kabulü, ıslahla artırılan kısım yönünden ise reddi gerekmiştir. Belirtmek gerekir ki, tartışılan 1.037.109,56.-TL tutarındaki malzeme bedelinin mahsup edilmemesi halinde davacının alacağı 1.751.104,15.-TL olacak ise de; ıslahla artırılan kısım zamanaşımına uğradığından bu ihtimalde dahi hüküm altına alınacak tutar değişmemektedir. 58. Mahkememizce, .... kaldırma ilamı doğrultusunda İnşaat Mühendisi, Elektrik-Elektronik Mühendisi, Mali Müşavir ve Nitelikli Hesaplama Uzmanı’ndan oluşan bilirkişi kurulundan alınan 11.03.2024 tarihli rapor ile 08.05.2025 ve 04.05.2026 tarihli ek raporlar birlikte değerlendirilmiş; raporların dosya kapsamındaki yazılı delillere, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine, dava dışı İdarenin müzekkere cevapları ile onaylı hakedişlerine ve tarafların ticari defter kayıtlarına dayalı, ayrıntılı, gerekçeli, birbiriyle çelişmeyen ve denetime elverişli olduğu görülmüştür. Kaldırma ilamında işaret edilen her bir husus bilirkişi kuruluna görev olarak verilmiş, taraf itirazlarının her biri ayrı ayrı karşılanmış olmakla; söz konusu raporlar hüküm kurmaya yeterli bulunmuştur. 59. Bilirkişi kurulunca imalat oranı, imalat bedeli, davacıya ve nam ve hesabına yapılan ödemeler ile mahsubu gereken malzeme bedeli yönünden yapılan tespit ve hesaplamaların dosya kapsamına, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve yargısal uygulamalara uygun olduğu anlaşılmıştır. Buna karşılık raporlarda terditli olarak hesaplanan gecikme cezası kalemleri, yukarıda açıklanan hukuki gerekçelerle hükme esas alınmamıştır. Zira bilirkişi kurulu da bu husustaki takdiri Mahkememize bırakmış olup, hukuki nitelendirme ve değerlendirme münhasıran hâkime aittir. 60. Dava konusu borç, davalıların adi ortaklık ilişkisi çerçevesinde “....Ortaklığı” adına üstlenilen 07.01.2015 tarihli sözleşmeden doğduğundan, TBK’nın 638/3. maddesi uyarınca davalılar bu borçtan müştereken ve müteselsilen sorumludur. 61. Türk Borçlar Kanunu’nun 117. maddesine göre, muaccel bir borcun borçlusunun, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşeceği, borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle temerrüde düşeceği, bu yasal düzenleme gereğince bir alacağa temerrüt faizi yürütülebilmesi için alacağın muaccel olmasının yeterli olmadığı, alacaklının yöntemine uygun ihtarıyla borçlunun temerrüde düşürülmüş ya da borcun kararlaştırılan kesin vadede ödenmemiş olması gerektiği hususları düzenlenmiştir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında kesin vadenin varlığının kabulü için taraflarca müttefikan kararlaştırılan ifa gününün takvime bakıldığında tarih olarak açıkça belirli olması veya kesin olarak hesaplanabilir olması gerektiği kabul edilmiştir. 62. Somut olayda taraflar arasındaki sözleşmenin 6.1 maddesinde, hakediş ödemelerinin “İdare hakedişinin yapılıp ödenmesini müteakip taşeronun keseceği fatura tarihinden itibaren 15 gün içerisinde” yapılacağı, “İdarenin hakedişi herhangi bir sebeple işverene ödememesi durumunda taşeronun, işverenden idare hakedişi ödenene kadar herhangi bir talepte ödeme talep edemeyeceği”, hatta “işverenin taşerona yapacağı hakediş ödemelerini aylık yüzde bir gecikme faizi ile 180 güne kadar öteleyebileceği” düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere ödeme günü, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ve ne zaman gerçekleşeceği belirli olmayan olaylara (İdarenin hakedişi ödemesi ve buna bağlı olarak fatura kesilmesi) bağlanmış olup, taraflar arasında takvime göre belirli bir kesin vade bulunmamaktadır. Bu itibarla davacının, faizin 05.01.2016 tarihinden itibaren yürütülmesi yönündeki talebi yerinde görülmemiştir. 63. Kesin vade bulunmadığından temerrüdün oluşabilmesi için TBK m. 117 uyarınca alacaklının ihtarı gerekmektedir. Davacı tarafından davalılara keşide edilen.... yevmiye no.lu ihtarnamesi, davalılardan... 31.08.2016, ....ye ise 01.09.2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalıların borçtan müştereken ve müteselsilen sorumlu olmaları ve davacının da dava dilekçesinde terditli olarak ihtarnamenin en son tebliğ edildiği tarihe göre 01.09.2016 tarihinden itibaren faiz talep etmiş bulunması karşısında; davalıların 01.09.2016 tarihinde temerrüde düştüklerinin ve faizin bu tarihten itibaren işletilmesi gerektiğinin kabulü gerekmiştir. 64. Faiz türü yönünden ise; her iki taraf da tacir olup alacak ticari işten doğduğundan, hükmedilen TL alacağa 3095 sayılı Kanun’un 2/2. maddesi uyarınca ticari işlerde uygulanan avans faizi (ticari temerrüt faizi) uygulanması gerektiği değerlendirilmiştir. 65. Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve bilirkişi raporları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki 07.01.2015 tarihli sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu, sözleşmenin davalı iş ortaklığınca 08.04.2016 tarihli ihtarname ile haklı nedenle feshedildiği ancak feshin haklılığının davacının o tarihe kadar gerçekleştirdiği imalatların bedelini istemesine engel teşkil etmediği, davacının gerçekleştirdiği imalat oranının % 63,17, imalat bedelinin KDV dahil 5.307.290,72.-TL olduğu, bu tutardan davacıya ve nam ve hesabına yapılan 3.556.186,57.-TL ödeme ile davacı nam ve hesabına temin edilen 1.037.109,56.-TL malzeme bedelinin mahsubu ile davacının 713.994,59.-TL bakiye alacağının bulunduğu, davalıların gecikme cezası ve cezai şart taleplerinin ifaya ekli ceza niteliğinde olmaları ve sözleşme feshedilmiş bulunması nedeniyle mahsuba konu edilemeyeceği, ıslahla artırılan 1.451.104,15.-TL yönünden davalılarca süresinde ileri sürülen zamanaşımı def’inin yerinde olduğu anlaşılmakla; davanın kısmen kabulü ile 300.000,00.-TL alacağın temerrüt tarihi olan 01.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari (avans) faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. VI-HÜKÜM 1. Davacının KISMEN KABULÜNE, a. Bu doğrultuda; 300.000,00.-TL alacağın temerrüt tarihi olan 01/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari (avans) faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ÖDENMESİNE b. Fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, Karar ve İlam Harcı 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 20.493,00.-TL harcın peşin ve tamamlama harcı ile alınan 29.904,49.-TL harçtan düşümü ile fazla alınan 9.411,49.-TL harcın karar kesinleştikten sonra ve talep halinde yatırana iadesine, 3-Mahkememizce 13.04.2023 tarih, 2023/159 Harç sayılı Harç Tahsil Müzekkeresi ile davalılardan tahsil edilen 15.369,75.-TL bakiye karar harcının karar kesinleştikten sonra ve talep halinde yatırana iadesine, Yargılama Giderleri ve Gider Avansı 4-Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan başvurma harcı, alınması gerekli harç, istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve vekalet harcı toplamı 20.749,70.-TL yargılama harcının davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine 5-Davalılarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma haçları toplamı 441,40.-TL yargılama harcının davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine 6-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere ve posta gideri olarak 951,55.-TL; bilirkişi ücreti olarak 35.000,00.-TL olmak üzere toplam 35.951,55-TL yargılama giderinden red ve kabul oranına göre hesaplanan 6.159,24.-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 7-Davalılar tarafından yapılan tebligat, müzekkere ve posta gideri olarak 500,00.-TL; bilirkişi ücreti olarak 2.000,00.-TL olmak üzere toplam 2.500,00.-TL yargılama giderinden red ve kabul oranına göre hesaplanan 2.071,70.-TL'nin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine, 8-HMK'nun 333. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde YATIRANA İADESİNE, Vekalet Ücreti 9-Davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3, 13 maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 48.000,00.-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, 10-Davalılar kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3, 13. maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 221.154,58.-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine, Dair davacı vekilinin ve davalılar vekilinin yüzüne karşı yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren .... Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile .... istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/06/2026
....
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"