İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/588 E. 2026/590 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/588
Karar No
2026/590
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/588 KARAR NO : 2026/590

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/08/2025 KARAR TARİHİ : 16/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... 28. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davalı ... A.Ş. aleyhine, 23/09/2024 tarihli ... numaralı 21.250,00 TL, 18/03/2025 tarihli ... numaralı 3.875,24 TL ve 31/03/2025 tarihli ... numaralı 1.380,96 TL tutarlı üç adet fatura nedeniyle toplam 26.506,20 TL asıl alacak ile bu alacağa işlemiş 2.917,93 TL faiz olmak üzere toplam 29.424,13 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığını, davalı borçlunun takibin tamamına, borca ve fer'ilerine itiraz ederek takibi durdurduğunu, arabuluculuk başvurusundan da sonuç alınamadığını (29/07/2025 tarihli, Büro Dosya No: ..., Dosya No: ... sayılı Anlaşmama Son Tutanağı), alacağın davalının ticari defter kayıtları ile sabit olduğunu, delil olarak münhasıran davalı ticari defterlerine dayanıldığını beyan ederek; işbu davayı yalnızca 26.506,20 TL ASIL ALACAK yönünden açtığını, bu miktar üzerinden itirazın iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına ve %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Dava dilekçesinin konu ve talep kısımlarında işlemiş faize (2.917,93 TL) ilişkin herhangi bir talebe yer verilmediği, davanın münhasıran asıl alacakla sınırlı olarak açıldığı görülmüştür. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... alan adlı internet sitesinin sahibi olduğunu, davacının işlettiği ... isimli tesisin odalarının bu site üzerinden satışa sunulması amacıyla taraflar arasında elektronik ortamda online sözleşme akdedildiğini, faturanın tebliğ edilmiş ve itiraz edilmemiş olmasının hizmetin tam ve eksiksiz ifa edildiğini göstermeyeceğini, hizmetin fiilen verildiğinin ispat yükünün davacıda olduğunu ve davacının bunu ispatlayamadığını, müvekkili şirketin davacıdan komisyon ve fatura alacakları bulunduğunu ve bu alacaklar yönünden takas-mahsup talebi olduğunu, davacının müvekkilini temerrüde düşürmediğini ileri sürerek; öncelikle tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasını, davanın reddini ve davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet/haksız icra tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. DELİLLER; ... 28. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır. Anılan takip dosyasının incelenmesinde; davacı ... tarafından davalı ... A.Ş. aleyhine, 1.380,96 TL, 3.875,24 TL ve 21.250,00 TL tutarlı fatura alacakları ile işlemiş faiz olmak üzere toplam 29.424,13 TL alacağın, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %49,25 avans faizi işletilmek suretiyle tahsili amacıyla 23/06/2025 tarihinde ilamsız icra takibine geçildiği, ödeme emrinin tebliği üzerine davalı borçlu vekilinin 26/06/2025 tarihli dilekçesiyle takibe, borca, fer'ilerine, işlemiş ve işleyecek faize ve faiz oranına süresinde itiraz ettiği ve bu suretle takibin durduğu, davanın yasal bir yıllık süre içerisinde ve dava şartı olan arabuluculuk şartı yerine getirildikten sonra açıldığı anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Taraflar arasında 19/04/2023 tarihinde elektronik ortamda onaylanarak yürürlüğe giren "... Sözleşmesi" ile davaya konu faturalar, davacıya ait 2024 yılı Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ve dosyaya sunulan diğer belgeler dosya arasına alınmıştır. Sözleşmenin 3. maddesinde davalı ...'in Türk Borçlar Kanunu kapsamında simsar sıfatıyla hareket ettiği kabul edilmiş; 13. maddesinde ise davalının ticari defter ve kayıtları ile ...sistemine girilen bilgi ve belgelerin HMK m.193 kapsamında delil sözleşmesi niteliğinde olduğu kararlaştırılmıştır. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenmiş, 14/01/2026 tarihli ön inceleme duruşmasında uyuşmazlık konusunun; taraflar arasında düzenlenen simsarlık/hizmet sözleşmesinden kaynaklı fatura ve cari hesap alacağı nedeniyle başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Uyuşmazlığın çözümü, özellikle takip tarihi itibarıyla taraflar arasındaki alacak-borç durumunun tespiti bakımından, davalının ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmasını gerektirdiğinden ve konu uzmanlık gerektirdiğinden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Bu çerçevede, davalı tarafa yasal defter, muavin kayıt ve varsa e-defter kayıtlarını 31/01/2026 günü saat 14:00'te mahkememiz duruşma salonunda bilirkişi incelemesine ibraz etmesi için süre verilmiş; HMK'nın 219, 220 ve 222. maddeleri ile TTK'nın 83. maddesi ve HMK'nın 94/1-3. maddesi gereğince, inceleme gününde defter, kayıt ve belgelerin ibraz edilmemesi hâlinde defter ibrazından kaçınılmış ve defter deliline dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağı, mahkemenin belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebileceği hususu davalı tarafa ayrıca ihtar edilmiştir. Mahkememizce re'sen seçilen bilirkişi ... (S.M. Mali Müşavir) tarafından düzenlenip Mahkememize sunulan raporda özetle; 1) Davacının, alacağını münhasıran davalı ... A.Ş.'nin ticari defterlerine dayandırdığını beyan ettiği ve bu nedenle kendi ticari defterlerini incelemeye sunmadığı, 2) Mahkemece davalı ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmesine rağmen davalı tarafça yasal defter, cari muavin hesap, e-defter dosyası veya incelemeye elverişli elektronik kayıt ibraz edilmediği; dosyada e-defter kayıtlarını içerir flash bellek/USB'nin de tespit edilemediği, 3) Mahkemece belirlenen inceleme gününde taraflarca ticari defter, kayıt ve belge sunulmadığından HMK m.222 kapsamında taraf ticari defterleri üzerinde karşılaştırmalı inceleme yapılamadığı; bu nedenle raporun dosya kapsamındaki sözleşme, icra takip evrakı, faturalar, yıllık gelir vergisi beyannamesi ve taraf beyanları esas alınarak düzenlendiği, 4) Dosyaya sunulan fatura örneklerine göre davacı tarafından davalı adına düzenlenen üç adet faturanın toplamının 26.506,20 TL olduğu, 5) Söz konusu faturaların ödendiğini, mahsup edildiğini, iade veya iptal edildiğini gösteren ayrı bir belge tespit edilemediği; ancak faturaların taraf ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığının ve takip tarihi itibarıyla kesin cari hesap bakiyesinin ticari defterler üzerinden denetlenemediği, 6) Dosyadaki fatura belgeleri esas alındığında takip konusu asıl alacak tutarının 26.506,20 TL olarak hesaplanabileceği; bu hesabın ticari defterlerle doğrulanmış kesin bir bakiye olmayıp dosya kapsamındaki belgelere dayalı mali tespit niteliğinde olduğu, 7) Faiz yönünden, fatura tarihinden itibaren 7 gün vade kabul edilerek ve TCMB dönemsel avans faiz oranları esas alınarak yapılan alternatif hesaplamada işlemiş faiz tutarının 7.996,81 TL olduğu; takipte ise 2.917,93 TL işlemiş faiz talep edildiği, buna göre takipte talep edilen işlemiş faiz tutarının bu alternatif hesaplamadan 5.078,88 TL daha düşük bulunduğu, 8) HMK'nın 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesi uyarınca, faiz yönünden davacının takipte talep ettiği 2.917,93 TL işlemiş faiz tutarının dikkate alınabileceği; dosya belgelerine göre 26.506,20 TL asıl alacak ve 2.917,93 TL işlemiş faiz olmak üzere takipte talep edilen toplam 29.424,13 TL'nin talep sınırı içinde kaldığı, 9) Faturaların alacak ispatına elverişliliği, hizmetin fiilen ifa edilip edilmediği, tarafların defter ibraz etmemesinin hukuki sonuçları, faiz başlangıcı ve temerrüt koşulları ile icra inkâr/kötü niyet tazminatı taleplerine ilişkin nihai değerlendirmenin Mahkememizin takdirinde olduğu bildirilmiştir. Davalı vekili, bilirkişi raporuna karşı süresinde sunduğu itiraz dilekçesinde özetle; davacının hizmeti ifa ettiğini ispat edemediğini, faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemiş olmasının hizmetin ifa edildiğini göstermeyeceğini, müvekkilinin davacıdan olan komisyon ve fatura alacakları nedeniyle takas-mahsup talebinin bilirkişi tarafından değerlendirilmediğini ve davacının müvekkilini temerrüde düşürmediğinden takip öncesi işlemiş faiz talep edemeyeceğini ileri sürerek bilirkişi raporuna itiraz etmiş; davacı vekili ise buna karşı beyanında, alacağın münhasıran davalı ticari defterlerine dayandırıldığını, davalının mahkemenin ibraz kararına rağmen defterlerini ibrazdan kaçındığını ve bu hususun bilirkişi raporuyla da sabit olduğunu, HMK'nın 222/5. maddesi uyarınca iddiasının ispatlanmış sayılması gerektiğini bildirmiştir. Mahkememizce yapılan değerlendirmede; davalının hizmetin ifa edilmediğine ilişkin itirazı, ispat yükünün genel kural olarak alacaklı (davacı) üzerinde bulunduğu doğru olmakla birlikte, davacının bu ispat yükünü HMK'nın 222. maddesinde öngörülen usule uygun biçimde, delilini münhasıran karşı tarafın (davalının) ticari defterlerine dayandırmak suretiyle yerine getirmeyi tercih ettiği; nitekim taraflar arasındaki 19/04/2023 tarihli sözleşmenin 13. maddesinde de davalının kendi ticari defter ve kayıtlarının HMK m.193 kapsamında delil sözleşmesi niteliğinde olduğunun ayrıca kararlaştırıldığı gözetildiğinde yerinde görülmemiştir. HMK'nın 222/5. maddesi "Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." hükmünü amirdir. Somut olayda davacı, dava dilekçesinde açıkça münhasıran davalı ticari defterlerine dayandığını beyan etmiş; Mahkememizin 14/01/2026 tarihli ara kararı ile davalıya HMK'nın 219, 220 ve 222. maddeleri ile TTK'nın 83. maddesi gereğince ibraz için süre ve ihtar verilmesine rağmen davalı, bilirkişi incelemesine kadar geçen süreçte de dahil olmak üzere yasal defter, cari muavin hesap, e-defter dosyası veya incelemeye elverişli hiçbir elektronik kayıt ibraz etmemiş; bu husus bilirkişi raporuyla da sabit olmuştur. Bu durumda, davalının ticari defter ibrazından kaçındığı sonucuna varılmış ve HMK'nın 222/5. maddesi uyarınca davacının asıl alacağa ilişkin iddiasının (26.506,20 TL) ispatlanmış sayılması gerektiği kanaatine varılmıştır. Davalı vekilinin takas-mahsup talebine ilişkin itirazı yönünden ise; davalı taraf, davacıdan komisyon ve fatura alacağı bulunduğunu soyut biçimde ileri sürmüş ise de, bu iddiasını doğrulayacak herhangi bir komisyon faturası, cari hesap ekstresi veya hesaplama sunmadığı gibi, kendi ticari defter ve kayıtlarını da yukarıda açıklandığı üzere incelemeye sunmayarak bu yöndeki iddiasını ispatlayamamıştır. TBK'nın 139. maddesi uyarınca takas talebinde bulunanın, karşı alacağın varlığını ve muaccel olduğunu ispatla yükümlü olduğu gözetildiğinde, ispatlanamayan bu talebin reddi gerekmiştir. Davalı vekilinin bilirkişi raporuna itirazında ayrıca işlemiş faize ve temerrüt koşullarına ilişkin itirazlarda da bulunulmuş ise de; davacı vekilinin dava dilekçesinin konu ve netice-i talep kısımlarını incelediğimizde, davanın münhasıran 26.506,20 TL asıl alacağa yönelik olarak açıldığı, icra takibine konu edilmiş olmasına rağmen işlemiş faiz kalemine (2.917,93 TL) dava dilekçesinde hiçbir şekilde yer verilmediği, bu kalem için ayrıca veya asıl alacakla birlikte bir talepte bulunulmadığı görülmüştür. HMK'nın 26. maddesinde düzenlenen ve kamu düzenine ilişkin olan taleple bağlılık ilkesi uyarınca mahkeme, tarafların talep sonucuyla bağlı olup talep edilmeyen bir husus hakkında re'sen karar veremez. Bu itibarla, işlemiş faize (2.917,93 TL) ve buna bağlı olarak davalının faiz ile temerrüt koşullarına ilişkin itirazlarının değerlendirilmesine gerek görülmemiş; anılan icra takibi kapsamındaki işlemiş faiz kalemi dava konusu edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığı sonucuna varılmıştır. Yapılan tüm bu tespit ve değerlendirmeler neticesinde; davacının dava dilekçesiyle itirazın iptaline konu ettiği 26.506,20 TL asıl alacağın ispatlandığı, davalının borca ve takasa yönelik itirazlarının yerinde görülmediği anlaşılmakla, davanın (dava dilekçesindeki talep kapsamıyla sınırlı olarak) tamamen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Dava, İİK'nın 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsiline yönelik olduğundan, hüküm altına alınan alacak miktarı bilinebilir, diğer bir deyişle likit olduğundan, dava kapsamında hüküm altına alınan 26.506,20 TL asıl alacak miktarının %20'si oranında İİK'nın 67. maddesi uyarınca davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir. Davalının, davacının haksız/kötü niyetli takip yaptığı yönündeki iddiasını ispatlayamadığı ve zaten davanın kabulüne karar verildiği gözetildiğinde, davalının kötü niyet tazminatı talebinin yasal koşulları oluşmamıştır. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; Davanın KABULÜ İLE; 1-Davalının ... 28. İcra Dairesinin ... esas sayılı takip sayılı dosyasında yaptığı itirazın iptali ile takibin 26.506,20 TL Asıl Alacak üzerinden devamına, 2-Asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %49,25 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, 3-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca hükmedilen alacak miktarlarının %20 oranına tekabül eden 5.301,24 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 1.810,63 TL nispi karar harcının peşin alınan 615,40.TL harçtan mahsubu ile geri kalan 1.195,23TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 26.506,20.TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan dava açılırken yapılan toplam 1.318,30.TL(615,40TL BVH, 615,40.TL VSH, 87,50.TL peşin harç) harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 9.605,00TL (105,00TL tebliğler ve posta, 9.500,00.TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00.TL'nin davalıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalı vekilinin yokluğunda miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/09/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/588, K. 2026/590, T. 16.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-588-e-2026-590-k-c8d66b78ed32