İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/926 E. 2026/754 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/926
Karar No
2026/754
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/926 Esas KARAR NO : 2026/754

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/12/2025 KARAR TARİHİ : 29/09/2026

Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin .../...’de bungalov işletmeciliği yaptığını, davalı şirket tarafından konaklatılan müşterilere ilişkin düzenlenen faturaların ödenmemesi üzerine .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız şekilde itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini, dava öncesinde arabuluculuk görüşmeleri yapılmasına rağmen herhangi bir anlaşma sağlanamadığını, davalının itirazının borcu ötelemeye yönelik olduğunu, alacağın likit nitelikte olduğunu ve fatura bedellerinin ödenmediğinin sabit olduğunu belirterek, söz konusu icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, taraflar arasında akdedilmiş olan konaklama hizmet sözleşmesi hükümleri kapsamında davacı tarafından davalı aleyhine tahakkuk ettirilmiş olan fatura bedellerinin tahsili istemiyle başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; davacının .../ ...’de işletmekte olduğu bungalovda davalı Şirketin müşterilerinin konaklamasına yönelik verilen hizmet akabinde davacı tarafından davalı aleyhine tahakkuk ettirilmiş olan fatura bedellerinin tahsili istemiyle 66.897,77 TL üzerinden .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı tarafın yapmış olduğu itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür. Mahkememizin işbu dosyası bakımından davacı asilin esnaf - tacir sıfatına yönelik yapılan araştırmaya verilen müzekkere cevapları ve emsal mahiyette olan ve davalısı yine işbu dosyanın davalı şirket olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 2025/1660 Esas, 2025/3452 Karar Sayılı, 19/12/2025 Tarihli "... Davacının işletme hesabına göre defter tutuyor olması esnaf olduğunu göstermemektedir. Davacının esnaf sayılabilmesi için kazanç unsuru yanında, iktisadi faaliyetlerinin nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmalarına dayanması, kazançlarının ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olması ve esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil(berber, terzi gibi) olması gerekmektedir. Davacı vekili dilekçesinde, davalının internet sitesi aracılığı ile (....com) davacının işlettiği butik otele komisyon karşılığı müşteri rezervasyonu hizmeti sunduğu, bu durumun tarafların kabulünde olduğu, davacının talebinin davalı tarafından tahsil edilen konaklama bedellerine yönelik olduğu, taraflar arasındaki cari hesap ve fatura kaynaklı alacak talebin olduğu anlaşılmıştır. Davalı şirketin otelde kalacak kişilere rezervasyon işlemlerine aracılık ettiği, ticari sicil kaydına göre davacının gerçek kişi işletme kaydının bulunduğu ancak bir süre sonra terk işlemi yapıldığı, dava dilekçesindeki açıklamalara göre yapılan faaliyetin ticari işletme faaliyeti kapsamında kaldığı konusunda bir şüphe bulunmadığı, dolayısıyla tacirler arası uyuşmazlıktan kaynaklı davaya bakmak görevinin ....Asliye Ticaret mahkemesine ait olduğu anlaşılmaktadır." şeklindeki ilamı uyarınca davaya bakmaya mahkememizin görevli olduğu kanaatine varılarak yargılamaya devam olunmuştur. İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır. Taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşme hizmet sözleşmesi olup davacı tarafından davalının müşterilerinin otelde konaklarken verecek olduğu hizmet bedelinin davalıdan tahsili talebinde bulunmuş olduğu, davalının borca itiraz etmiş olması sebebi ile karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde davacının öncelikle kendi edimini ifa ettiğini ve ücrete hak kazandığını ispatlaması gerekmektedir. Bu sebeple tarafların karşılıklı tacir olmaları sebebi ile öncelikle defterlerinin incelenmesi gerektiğinden mahkememizin ön inceleme celsesinde taraf vekillerine usulüne uygun ihtaratı içerir şekilde uyuşmazlık konusu alacağın incelenebilmesi amacıyla tarafların 2024 - 2026 yıllarına ticari defterlerini sunmak üzere verilen kesin süre içerisinde davalı tarafın mahkememize herhangi bir ticari defter, belge ibraz etmediği gibi mahkememizce verilmiş olan kesin süre içerisinde defterlerin yerinde incelenmesi talebinde de bulunmamış olduğu görülmekle işbu hali ile HMK m.222 hükmü uyarınca davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçınmış olduğu kanaatine varılmakla yargılama esnasında davacı tarafın ibraz etmiş olduğu ticari defterler ve taraflara ait celp edilen BA- BS formları karşılaştırmalı olarak incelenmek sureti ile mali müşavir bilirkişiden rapor alınmış olup mahkememize ibraz edilen raporda özetle; Taraflar arasında 25.07.2023 tarihinde davacının tesis, davalının ... olarak tanımlandığı bir sözleşme akdedildiği, sözleşme konusunu; ... çevrimiçi otel rezervasyonları konusunda Tesis ve müşteri arasında aracılık yapması, Tesis'e “Kullanıcı adı” ve “Kullanıcı şifresi” tahsis ederek ... erişim hakkı vermesi ile Misafirlerin ...'ye ait platformlar üzerinden Tesis'e erişebilmesi ve Tesis'ten ... aracılığı ile konaklama satın alabilmelerine ilişkin tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesi ile ilgili olduğu, bu kapsamda tarafların; ... Türk Borçlar Kanunu kapsamında simsar olduğunu kabul ve beyan ettiği, ... Vergi Dairesi ve ... Defterdarlığından celp edilen taraflara ait karşılaştırmalı ba- bs formlarına göre; davacının bilanço esasına göre defter tutmaması nedeniyle ba-bs bildirimine tabi olmadığı bu nedenlerle; taraflar arasında ba-bs bildirimi oluşmadığı ve davacı tarafından düzenlenen faturaların ba-bs formlarına yansımadığı, Davacının takibe konu ettiği alacağının 2024 yılında doğduğu, davacının davalı şirkete 2024 Yılında 962 konaklama vergisi dahil” 77.058,86.-TL, davalı şirket tarafından verilen rezervasyon numaralarının yer aldığı konaklama bedeli içerikli, konaklama vergisi hariç, KDV dahil 75.708,02.-TL tutarında 13 adet e-arşiv faturası düzenlediği, ilgili e-arşiv faturalarının; taraflar arasında 25.07.2023 tarihinde elektronik ortamda akdedilen ... sözleşmesinin Tebligatlar ve yetkili Mahkeme başlıklı 14 maddesinde verilen izin kapsamında elektronik ortamda davalı şirkete tebliğ edildiği, Davanın itirazın iptali davası olduğu, takibe konu edilen faturaların 2024 yılına ait olması sebebiyle, davacının 2024 yılına ait ticari defterlerinin inceleneceği, Davacının 2024 yılında işletme hesabına göre defter tuttuğu, işletme defterinin TTK 64/3 kapsamında tasdiki zorunlu ticari defterler arasında sayılmadığı gibi İşletme defterinin; TTK 64/1 maddesinde yer alan “Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden izlenebilmelidir.” Hükmüne uygun bir defter olmadığı, Davacının 2024 yılı işletme defterinde davacı adına 962 konaklama vergisi hariç KDV dahil 56.423,62.-TL tutarında 10 adet fatura kaydı girildiği, Davacının 2024 yılı işletme defterinde %02 konaklama vergisi hariç KDV dahil 19.284,37.-TL tutarındaki 3 adet faturanın davacı unvanı yazılmadan kaydedildiği, Davacının davalı şirket adına 2024 yılında %2 konaklama vergisi hariç, KDV dahil 75.707,99.-TL tutarında 13 adet fatura düzenlediği, (Faturaların KDV dahil düzenlenmesi defter kayıtlarına KDV ayrıştırılarak girilmesi nedeniyle fatura ve defter kayıtları arasında oluşan 0,3 kuruş irdelenmemiştir) Bu kayıtlar neticesinde davacının 2024 yılında davalı şirkete 75.707,99.-TL tutarında fatura düzenlediği, ancak takibin 63.436,72.-TL fatura alacağı üzerinden başlatıldığı, Taraflar arasında akdedilen sözleşmede davacı adına tahakkuk edecek ödemelerde tarafların üzerinde anlaştıkları muayyen bir gün olmadığı, TBK 117 kapsamında davacının davalı şirkete herhangi bir ihtarda bulunmadığı, davacı talebi doğrultusunda fatura düzenleme tarihinden sonra gelen ilk ayın 15. Günü temerrüt tarihi olarak benimsenip 10.01.2025 ilk takip tarihine kadar yasal faiz oranı üzerinden yapılan hesaplamalara göre, takip tarihine kadar işlenmiş yasal faiz tutarının 3.461,05.-TL olacağı, 07.04.2026 Tarihli Ön inceleme Zaptının davalı şirketin UETS adresine 12.04.2026 tarihinde - tebliğ edildiği ancak verilen 2 haftalık kesin süre içerisinde davalı şirket tarafından ticari defter ve belgelerin dosyaya sunulmadığı gibi yerinde inceleme talebinde de bulunulmadığı, Davalı şirket vekili tarafından, .... İcra Dairesinin 2025/... Esas Sayılı dosyasına edilen itirazın 10.01.2025 ilk takip tarihi itibariyle, 63.436,72.-TL fatura alacağı, Yüce Mahkemeniz tarafından kabul edilmesi halinde 3.461,05.-TL işlenmiş yasal faiz ile birlikte 66.897,77.-TL üzerinden iptal edilmesi, takip tarihinden tahsil tarihine kadar asıl alacağa uygulanacak yasal faiz ile birlikte tahsil talebi ve icra inkar tazminatı hükmünün Yüce Mahkemenize ait olduğu, Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir (Bknz. ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2020/297 Esas, 2020/327 Karar Sayılı, 04/06/2020 Tarihli İlamı). Benzer mahiyette bulunan Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. ... Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. ... bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." şeklindeki ilamı bir bütün olarak incelendiğinde davacı tarafından düzenlenmiş olan faturalar kapsamında davacının davacıdan alacaklı olduğu kanaatine varılmıştır. Davacının takip öncesi işlemiş faiz talebi bakımından yapılan incelemede; Temerrüt, en kısa tanımıyla, alacaklı tarafından talep edilebilir (muaccel) hale gelmiş bir borcun ifasındaki gecikmedir ve kural olarak, bu tür (muaccel) bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer. Temerrüt için aranan ihtar hukuki işlem benzeri fiil mahiyetinde olup, alacaklının alacak miktarını belirterek borçludan borcun ifasını istemesi, ifayı kabule hazır olduğunu bildirmesi anlamına gelir. İhtar kural olarak şekle tabi olmayıp, yapılmadığı itirazı vaki olursa aksinin ispatı, niteliği gereği alacaklıdan beklenir. 6098 sayılı TBK’nın 117. maddesi/2. fıkrasına göre "borcun ifa edileceği gün müttefikan tayin edilmiş … ise, mücerret bugünün hitamı ile borçlu mütemerrit olur". Eğer böyle bir tarih belirlenmemişse bu kez aynı maddenin 1. fıkrası uygulanır ve bu fıkrada da muaccel bir borcun borçlusunun, alacaklının ihtarıyla mütemerrit olacağı belirtilmiştir. Nihayet böyle bir ihtar da yoksa temerrüt icra takibi ya da dava açılmasıyla gerçekleşir.Ancak; fatura üzerinde bulunan vade tarihi ancak alacağın muaccel olması sonucunu doğurur. (Yargıtay 19 HD. 2017/3266-2018/4228 E-K sayılı ilamı) Somut olay bakımından taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşme hükümleri incelendiğinde; sözleşmenin TTK m.1530 hükümlerinin uygulanabileceği bir sözleşme türü olmadığı, TBK m.117 hükümleri çerçevesinde inceleme yapıldığında ise taraflar arasındaki sözleşmede kesin vadenin olmadığı ve TBK 117 kapsamında davacının davalı şirkete herhangi bir ihtarda bulunmadığı görülmekle takip öncesi işlemiş faiz talebinin reddine karar verilerek davacının itirazın iptali isteminin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda davacının davasında haklı olduğu, dava konusu asıl alacağın fatura alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olduğu ve davalının haksız olarak takibe itiraz etmiş olduğu anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmekle icra dosyasında asıl alacak tutarı olan 63.436,72 TL 'nin %20'si oranında olan 12.687,34 TL'nin icra inkar tazminatı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacının DAVASININ KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; davalının .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı icra takip dosyasına vaki İTİRAZININ KISMEN İPTALİ ile; takibin 63.436,72 TL Asıl alacak (fatura alacağı) üzerinden kaldığı yerden devamına, -Davacının takip öncesi işlemiş faiz talebinin reddine, 2-Davalının haksız itirazları nedeniyle asıl alacak tutarı olan 63.436,72 TL 'nin %20'si oranında olan 12.687,34 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli olan 4.333,36-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 1.142,45-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 3.190,91-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından dava açılırken başlangıçta peşin olarak yatırılmış olan 1.142,45-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 702,90-TL ( başvurma, vekalet harcı) davetiye, posta gideri: 100,80 TL, bilirkişi ücreti: 8.500,00-TL olmak üzere toplam: 9.303,70-TL yargılama giderinin %94,83 kabul-red oranı üzerinden hesaplanan 8.822,70-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 4.600,00TL'nin %94,83 kabul-red oranı üzerinden hesaplanan 4.362,18 TL'sinin davalıdan alınarak, kalan 237,82-TL'sinin ise davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 9-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/10/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/926, K. 2026/754, T. 29.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-926-e-2026-754-k-5220ddce0e98