Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1566 E. 2026/1707 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1566
- Karar No
- 2026/1707
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 17. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1566 - 2026/1707 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1566 KARAR NO : 2026/1707
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/06/2026 NUMARASI : 2026/495 Esas 2026/335 Karar
DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 08/10/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/10/2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/06/2026 tarih ve 2026/495 Esas - 2026/335 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Müvekkili şirketin ...'nde kumaş ve iplik boyama faaliyeti yürüten bir tekstil üretim tesisi olduğunu, faaliyetlerinin elektrik, doğal gaz ve su teminine kesintisiz biçimde bağlı olup, fabrikada kullanılan dokuma, boyama, buhar kazını, kurutma ve finisaj sistemleri nedeni ile hizmetlerin teknik üretim gerçekliğinin yalnızca davalı tarafın tek taraflı cari hesap kayıtları üzerinden belirlenemeyeceğini, davalı tarafından özellikle 31.01.2026 tarihli 882.682,32 TL, 28.02.2026 tarihli 710.684,58 TL ve 31.03.2026 tarihli 900.446,57 TL bedelli elektrik faturalarının, 31.03.2026 tarihli, 1.090.139,92 TL bedelli doğal gaz faturası, 31.03.2026 tarihli 2.645.256,52 TL bedelli doğal gaz faturası ve 31.03.2026 tarihli 602.212,04 TL bedelli su faturası üzerinden müvekkili aleyhine fahiş borç iddiasının ileri sürüldüğünü, bu borç iddiasının yalnızca cari dönem tüketim bedellerinden ibaret olmayıp önceki dönem bakiyesi, gecikme zammı, faiz, ödeme-mahsup sırası ve cari hesap aktarımı kalemleriyle hukuka aykırı biçimde artırılarak teknik ve mali uyuşmazlık niteliğinde olduğunu, müvekkili tarafından yaptırılan incelemede 2022 Eylül-2026 Mart dönemine ilişkin olarak 31.03.2026 tarihi itibarıyla gerçek bakiyenin 109.972,43 TL olduğunun tespit edilip bu ihtilafsız tutarın 13.04.2026 tarihinde davalı tarafa bakiye cari hesap tutarının ödenmesi açıklaması ile ödendiğini, davalı tarafın önceki dönem bakiyeleri, gecikme zammı ve faiz kalemlerini cari hesaba taşıyarak borcu büyütmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafça dayanılan protokolde müvekkilinin güncel borç durumunu kesinleştiren serbest irade ürününün biri borç ikrarı niteliğinde olmadığını, söz konusu protokolün elektrik, doğal gaz ve su hizmetlerinin kesilmesi, üretimin tamamen durması, yarı mamullerin zayi olması, makinelerin zarar görmesi ve ticari faaliyetlerin ağır biçimde sekteye uğraması baskısı altında imzalattırıldığını, müvekkilinin protokole ilişkin ikrah ve gabin itirazlarının saklı ve açık olduğunu, protokolden sonra yeni faturalar düzenlenmiş, ödemeler yapılmış, cari hesap hareketleri değişmiş, faiz ve gecikme zammı tahakkukları sürdürülmüş ve taraflar arasındaki hesap ilişkisinin yeniden teknik-mali incelemeye muhtaç hale gelmiş olduğunu, noter ihtarnamesinin yalnızca davalı tarafın tek taraflı borç iddiasını bildirdiğini, kesme tutanaklarının ise davalı tarafın bu tek taraflı borç iddiasına dayanak hizmet kesme yoluna başvurduğunu gösterdiğini, müvekkili tarafından yaptırılan özel amaçlı borç ve alacak tespit raporu ile davalı tarafın YMM raporu arasındaki radikal farklılığın davalının alacağının kesin olduğunu değil, uyuşmazlığın bilirkişi incelemesini zorunlu kaldığını gösterdiğini, dava açılmadan önce .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/147 D.İŞ Esas 2026/132 Karar sayılı kararı ile elektrik kesintisinin önlenmesine, 2026/140 D.İŞ Esas 2026/140 Karar sayılı kararı ile doğal gaz kesintisinin önlenmesine, 2026/147 D.İŞ Esas 2026/148 Karar sayılı kararı ile su kesintisinin önlenmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararları alındığını, davalı tarafından her üç dosyaya yapılan itirazların mahkemece red edildiğini, elektrik, doğal gaz ve su kalemlerinin tamamını kapsayacak şekilde arabuluculuk başvurusunda bulunduklarını, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davalının müvekkilinden alacaklı olduğunu somut biçimde ispatlamasının gerektiğini, TTK m. 21 kapsamında faturanın tek başına alacağın varlığını ve gerçek miktarını kesinleştiren bir belge niteliğinde olmadığını, davalının kendi iç kayıtlarının muavin dökümleri ve cari hesap tablolarının müvekkilinin gerçek borçlu olduğunu ispata elverişli kesin delil olarak kabul edilemeyeceğini, buna ilişkin Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2024/2439 Esas 2025/1782 Karar sayılı ilamının mevcut olduğunu, uyuşmazlığın davalının göstermeye çalıştığı gibi basit bir fatura borcu meselesi olmayıp davalı tarafından yaratılan borç kalemlerinin müvekkilinin sayaç verileri, fiili tüketimi, üretim kapasitesi, ticari defterleri, ödeme kayıtları ve hukuka uygun cari hesap yöntemiyle bağdaşıp bağdaşmadığı olduğunu, 2004 sayılı İİK'nun 72. maddesi gereğince tasfiye edilmesi gereken bakiye olarak görülen 109.972,43 TL'nin ödenmiş olmasının davalının tek taraflı olarak ileri sürdüğü milyonlarca liralık fahiş borç iddiasını hukuken doğurmadığını, TBK 84. maddesinin de kısmi ifa bakımından aynı ayrımı ortaya koymakta olup kısmi ödemenin ancak ödemenin yapıldığı miktar bakımından sonuç doğurup önceki döneme ait tahakkuklar ve tek taraflı cari hesap kalemleri yönünden davalı lehine bir kabul sonucu doğurmadığını, HMK m.188 anlamında ikrarın mahkeme huzurunda açık ve kesin biçimde yapılmış vakıa kabulü olduğunu, buna karşılık ödeme dekontu yahut ticari işlem açıklamasının davalı tarafın ileri sürdüğü tüm borç kalemlerinin kabulü niteliğinde değerlendirilemeyeceğini, davalının önceki dönem bakiyelerini gecikme zammı ve faiz kalemlerini cari hesaba taşıyarak borcu büyütmesinin hukuka aykırı olup faize faiz/birleşik faiz niteliğinde olduğunu ileri sürerek bu nedenlerle davalı tarafından müvekkili aleyhine elektrik, doğal gaz ve su hizmetleri kapsamında ileri sürülen tüm kalemler yönünden müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, dava açılmadan önce verilen .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/147 D.İŞ Esas 2026/132 Karar sayılı kararı ile elektrik kesintisinin önlenmesine, 2026/140 D.İŞ Esas 2026/140 Karar sayılı kararı ile doğal gaz kesintisinin önlenmesine, 2026/147 D.İŞ Esas 2026/148 Karar sayılı ihtiyati tedbir kararlarının bu dosya kapsamında devamına ve yargılama süresince elektrik, doğal gaz ve su hizmetlerinin kesilmemesine, kesilmiş hizmet bulunması halinde derhal açılmasına yönelik ve açılacak icra takiplerinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece".... Açılan davanın, mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı gibi davacının tacir olmasına rağmen davalı ...'nin tacir olmadığı, davaya bakma görevinin HMK'nın 2. md. gereğince Asliye Hukuk Mahkemeleri'ne ait olduğu, görev hususunun HMK 114/c maddesi gereğince dava şartı olması nedeniyle, dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi, 6100 sayılı HMK’nın 30, 115/1. ve 138. maddeleri ve usul ekonomisi uyarınca mümkün olduğundan (Hukuk Genel Kurulu 2017/15-2141E. 2019/442 K.) davanın HMK 114/1-c, 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Mahkememizin görevsiz olduğu anlaşıldığından, davanın HMK 114/1-c, 115/2 maddeleri uyarınca DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, Karar kesinleştiğinde ve istek halinde dosyanın görevli ... Nöbetçi ASLİYE HUKUK Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, İhtiyati tedbir talebinin görevli mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE, ...." karar verilmiştir. DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: müvekkili şirketin ...'nde faaliyet gösteren bir tekstil üretim tesisi olduğunu, davalı Organize Sanayi Bölgesi tarafından düzenlenen elektrik, doğalgaz ve su faturaları ile cari hesap, gecikme zammı, faiz ve önceki dönem bakiyelerinden kaynaklanan borç iddialarının gerçeği yansıtmadığını, bu ihtilaflı kalemlerin teknik ve mali bilirkişi incelemesini gerektirdiğini, ilk derece mahkemesinin uyuşmazlığı mutlak ticari dava olarak nitelendirmeyerek görevsizlik kararı vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı Organize Sanayi Bölgesi'nin 4562 sayılı Kanun uyarınca özel hukuk tüzel kişisi olduğunu ve katılımcılarına bedel karşılığı hizmet sunarak ticari faaliyet yürüttüğünü, nitekim bu hususlara yönelik olarak Sakarya BAM 3. Hukuk Dairesi, İzmir BAM 4. Hukuk Dairesinin emsal kararları bulunduğunu, keza davanın aynı zamanda mutlak ticari davalardan olduğunu, Ankara BAM 24. Hukuk Dairesinin bu yolda emsal kararı bulunduğunu, ticari uyuşmazlıkların uzman mahkeme tarafından görülmesi gerektiğini, tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın ticari işletme faaliyetinden kaynaklanması nedeniyle davanın mutlak veya nispî ticari dava niteliğinde bulunduğunu, bu nedenle görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, görevsizlik kararı nedeniyle ihtiyati tedbir taleplerinin esastan incelenmediğini, müvekkili şirketin üretim faaliyetinin kesintisiz enerji teminine bağlı olduğunu, hizmetlerin kesilmesi veya ihtilaflı borçlara dayalı icra takibi başlatılması halinde telafisi güç zararların doğacağını, dava açılmadan önce verilen ihtiyati tedbir kararlarının uyuşmazlığın aciliyetini gösterdiğini beyanla ilk derece mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasını, uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olduğunun kabulü ile dosyanın esasa girilmek üzere ilgili mahkemeye iadesini, istinaf incelemesi süresince elektrik, doğalgaz ve su hizmetlerinin kesilmemesine, kesilmiş ise derhal açılmasına, aboneliklerin askıya alınmamasına, mevcut icra takiplerinin durdurulmasına ve yeni takip başlatılmasının engellenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, elektrik, su ve doğalgaz tüketim faturalarının ve ferilerinin hatalı tahakkuk ettirildiği iddiasına dayalı menfi tespit istemine yöneliktir. İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesinde yapılan yargılamada 10/06/2026 tarihli, 2026/495 Esas - 2026/335 Karar sayılı kararla davanın mutlak ya da nispi ticari davalardan olmadığı gerekçesi ile göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. "....4562 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca OSB'ler özel hukuk tüzel kişisidir. Bununla birlikte 6102 sayılı Kanun'un 11. maddesindeki tanıma göre esnaf işletmeleri için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı amaçlayan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız bir şekilde yürütüldüğü işletmeleri işletmedikleri için aynı Kanun'un 16. maddesi uyarınca tacir olarak kabul edilmeleri mümkün değildir. Öte yandan OSB'lerin ticaret şirketi olduğu yönünde herhangi bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır. Bu sebeple OSB'lerin taraf olduğu davalarda diğer taraf tacir olsun ya da olmasın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hâllerde yargılamanın asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiği kanaatine varılmıştır...." (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine Yönelik 15/06/2023 tarih, 2022/4599 Esas ve 20233797 Karar) 25/07/2024 tarihli, 32612 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Organize Sanayi Bölgelerinin Ve Endüstri Bölgelerinin Elektrik Piyasası Faaliyetlerine İlişkin Yönetmeliğin "OSB üretim ve EB üretim lisansı kapsamındaki hak ve yükümlülükler" başlıklı 9. Maddesinin 1. Fıkrası " (1) OSB üretim ve EB üretim lisansı, sahibine; a) OSB onaylı sınırları veya EB sınırları içerisinde üretim tesisini kurma ve işletme, b) Üretim tesisinde ürettiği elektrik enerjisini veya kapasitesini; 1) OSB onaylı sınırları veya EB içerisinde tüketilmek kaydıyla, OSB’nin veya EB’den sorumlu tüzel kişinin elektrik enerjisi ihtiyacını karşılama amacıyla kullanma, 2) OSB onaylı sınırları içerisindeki katılımcılarına veya EB içerisindeki yatırımcılarına kâr amacı gütmeksizin satma, hakkını verir." hükmüne, "OSB veya EB’den sorumlu tüzel kişi tarafından uygulanacak birim elektrik enerjisi bedeli" başlıklı 15. Maddesi " (1) Serbest tüketici hakkını kullananlar dışındaki katılımcıların veya yatırımcıların kullanımına sunulan elektrik enerjisi veya kapasitesi için uygulanacak OSB veya EB elektrik enerjisi bedeli sadece elektrik enerjisi teminine ve/veya üretimine ilişkin maliyetleri içerir ve katılımcılara veya yatırımcılara doğrudan yansıtılır. OSB veya EB’den sorumlu tüzel kişi, uyguladığı birim elektrik enerjisi bedelini, aldığı tarife tipine göre katılımcılarına veya yatırımcılarına kâr amacı gütmeksizin aynen yansıtır ve söz konusu bedeli sadece katılımcılarının veya yatırımcılarının erişebileceği şekilde internet sayfasında yayımlar. (2) Elektrik enerjisi veya kapasitesi bedeli, sanayi katılımcısı veya yatırımcısı ve sanayi harici katılımcı veya yatırımcı arasında ayrım gözetmeksizin tüm katılımcılara veya yatırımcılara eşit olarak uygulanır." hükmüne amirdir. Buna göre somut olay incelendiğinde; davacının Limited Şirket olmasına karşın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine Yönelik 15/06/2023 tarih, 2022/4599 Esas ve 20233797 Karar sayılı ilamında açıkça vurgulandığı üzere ve yukarıda aktarılan yönetmelik hükümlerine göre ( Elektrik dağıtımına yönelik olarak kar amacı gütmeksizin hareket edeceği açıkça düzenlenmiş olmakla ) ...'nin tacir sayılamayacağı, uyuşmazlığın nispi ticari davalardan olmadığı gibi mutlak ticari dava niteliğine de sahip olmadığı, bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf itirazlarının reddi gerekir. Mahkemece, hukuki nitelendirmenin, davadaki ileri sürülüş ve dosya kapsamına uygun olarak belirlendiği, ihtilafa uygulanması gereken yasal mevzuatın doğru olarak tespit edildiği, mahkemenin karar gerekçesiyle hüküm fıkrasının birbiriyle uyumlu olduğu ve mahkeme hükmünün yasal unsurları taşıdığı, istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede; ilk derece mahkemesi kararının ûsul ve esas bakımından hukuka uygun bulunduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nin 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınan başvuru ve maktu İstinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapıldığından taraflar lehine istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesinden sonra HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilgililerine iadesine, 6-Temyizi kabil olmayan bu kararın, 6100 sayılı Kanunun 359/4. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkartılıp harç tahsil işlemlerinin yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Kanunun 362/1-c maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.08/10/2026
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır