İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/677 E. 2026/730 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/677
Karar No
2026/730
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/677 Esas KARAR NO : 2026/730

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/06/2025 KARAR TARİHİ : 06/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı taraf arasında ... tarihinde imzalanan alım - satım sözleşmesi uyarınca en geç ... tarihine kadar olmak üzere ürünlerin tamamı teslim edileceğini, malların tamamı bozulacak ürün olduğu için parça parça teslim edileceğini, sözleşmede belirlenen malların davacıya teslimi karşılığında avans olarak 7 adet çek teslim edildiğini, ... ... Şubesi'ne ait keşidecisi davacı ve lehtarı davalı taraf olan: ... vade tarihli, ... çek numaralı, ... TL bedelli, ... vade tarihli, ... çek numaralı, ... TL bedelli, ... vade tarihli, ... çek numaralı, ... TL bedelli, ... ... Şubesi'ne ait keşidecisi müvekkilim ve lehtarı davalı taraf olan: ... vade tarihli, ...-... çek numaralı, ... TL bedelli, toplam bedeli ... TL olan 4 adet çek davalı tarafa elden teslim edildiğini, sözleşmede en geç ... tarihine kadar mal teslimi yapılacağı kararlaştırılmış olmasına rağmen bu çeklere karşılık mal teslimi yapılmadığını, işbu 4 adet toplam ... TL bedelli çeklere istinaden sözleşmede belirtilen ... tarihli süreye kadar ve geride kalan süre içerisinde davalı tarafından müvekkiline herhangi bir mal teslimi yapılmadığını, davcanın davalıdan sözleşmeye konu ürünlerin teslimini veya teslim edilen çeklerin iadesini talep ettiğini ancak davalı bu talepleri yerine getirmediğini, davalı yapılan şifahi görüşmelerde müvekkilinin ... tarihli sözleşmeye istinaden kendisine herhangi bir borcu olmadığını kabul etmekle beraber ödeme güçlüğü yaşadığını bu sebeple malları teslim edemeyeceğini ayrıca çekleri de iade edemeyeceğini bildirdiğini, davalı tarafa verilen çeklerin bedelsiz kaldığını, bedelsiz kalmış olan söz konusu çeklerin, karşı tarafça takibe konması durumunda davacının ticari faaliyeti olumsuz etkileneceğini, davalı tarafa elden teslim edilen avans niteliğindeki çeklerin, bedelsiz kaldığının ve karşı tarafa borçlu olmadığın tespitini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket ile davacı arasında yapılan sözleşmeye konu ürünlerin satışı hususunda anlaşılmış ve ürünlerin bozulacak ürünler olması sebebiyle davacının ihtiyacına binaen parça parça ancak en geç ... tarihine kadar tamamının teslimi hususunda anlaşıldığını ve karşılığında da davacıdan 7 adet çek alındığını, bu süreçte bir kısım ürünler davalı tarafından davacıya teslim edildiğini ve günü gelen çeklerden de 3 adedi tahsil edildiğini, diğer çekler ise ileri vadeli olduğundan tahsil edilmediğini, ancak davacı tarafından dava dilekçesinde de belirtildiği üzere her ne kadar sözleşmeye konu ürünlerin bir kısmı davacıya teslim edilmiş ise de bu süreçte davalı şirketin ekonomik durumu kötüye gittiği için kalan ürünler davacıya teslim edilemediğini, davacının dava dilekçesinde bahsettiği mallar, davalı şirketin ekonomik durumunun kötüye gitmesi sebebiyle davacıya teslim edilemediğini ve anılan ürünlerin teslimi karşılığında avans olarak davacıdan teslim alınan çekler de çek yaprağının arkasında bulunan ve davalı şirket kaşesi altına atılan sahte imza ile çekler tedavüle sürüldüğünü, bu sebeple davacıya da iade edilemediğini, kısacası her ne kadar bir kısım ürünler teslim edilmiş, bir kısım ürünler halen dahi teslim edilememiş ise de çekler davalı şirket yetkilisi tarafından cirolanmadığını ve tedavüle sürülmediğini, üçüncü kişiler tarafından müvekkili şirket kaşesi altına atılan sahte imza ile tedavüle sürüldüğünü, suç duyurusunda bulunduğunu ve Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .../... Soruşturma numaralı dosyasının sonucunun bekletici mesele yapılmasını talep ve cevap vermiştir. DAVA : Dava 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesine göre açılmış menfi tespit davasıdır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 62004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Dava konu olayla ilgili hukuk kuralları şunlardır; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 188. maddesi. Menfi tespit davasına konu olan icra takibi kambiyo senedine istinaden başlatıldığından ve takip dayanağı bono kambiyo vasfında olduğundan görevli mahkeme 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesi uyarınca Asliye Ticaret Mahkemeleridir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 02/04/2018 tarih 2016/16905E. 2018/1711K. sayılı kararı). 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığım ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur (MK.nun 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Menfi tespit davalarında dava tarihindeki borçluluk durumu saptanarak karar verilmesi gerekir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 21/02/2017 tarih 2016/4260E. 2017/1333K. sayılı kararı). İkrar, taraflardan birisinin, kendi aleyhine olarak ileri sürülen bir olayın doğru olduğunu mahkemeye beyan etmesi olarak tanımlanmakta olup, ikrar yazılı olabileceği gibi sözlü dahi olabilmektedir. İkrar, mülga 1086 sayılı HUMK'nın deliller bölümünde 236. maddede düzenlenmiş iken, 6100 sayılı HMK'nın "ispat ve deliller" bölümünde 188. maddesinde düzenlenmiştir. HMK'nın 188/1 maddesinde “tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez” hükmü bulunmakta olup, bu hükme göre bir beyan ikrar sayıldığı takdirde o konuda artık yeni veya başka bir delile ihtiyaç kalmadan o olay ispat edilmiş kabul edilmek zorundadır. Bir davada bir tarafın iddia ettiği husus, karşı tarafça ikrar edilirse artık o husus çekişmeli olmaktan çıkar ve bu konuda ispat aranmaz. Bu halde artık delile veya ispata ihtiyaç kalmaz (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 03/12/2018 tarih 2018/4115E. 2018/4805K. sayılı kararı). Mahkeme dışı ikrar takdiri, mahkeme içi ikrar ise kesin delil niteliğindedir. Kapsam yönünden ikrar, çekişmeli olan maddi vakıanın tamamını veya belli bir kesimini kapsayabilir. İlkinde tam, ikincisinde ise kısmi ikrar söz konusudur. İçeriği itibariyle ikrar ya basit (adi), ya vasıflı (mevsuf) ya da bileşik (mürekkep) nitelikte olabilir. Vasıflı ikrara, gerekçeli inkar da denilmektedir. Basit (adi) ikrar, karşı tarafça ileri sürülen bir vakıanın doğru olduğunun, herhangi bir kayıt veya şart bildirilmeksizin kabul edilmesidir. Basit ikrarda, onun konusunu oluşturan vakıalar artık tartışmalı olmaktan çıkarlar; dolayısıyla bunların ayrıca kanıtlanmasına gerek kalmaz. Vasıflı ikrarda (ki buna gerekçeli inkar da denilmektedir) karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığı kabul edilmekle birlikte, onun hukuki niteliğinin (vasfının) ileri sürülenden başka olduğu bildirilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10/10/2012 tarih 2012/13-264E. 2012/700K. sayılı kararı). Bağlantısız bileşik ikrarda ise, ikrar edenin ikrarına eklediği vakıa ile ikrar edilen vakıa arasında hiçbir bağlantı yoktur. Yani, ikrara eklenen ikinci vakıa, ikrar edilen vakıa olmadan da mevcuttur (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 11/06/2015tarih 2014/10113E. 2015/7744K. sayılı kararı). Bağlantılı birleşik ikrarda, ikrar edenin ikrarına eklediği vakıa ile ikrar edilen vakıa arasında doğal bir bağlantı vardır, ikrara eklenen vakıa, ikrar olunan vakıanın doğal sonucudur (ödünç aldım fakat ödedim gibi). Yargıtay bileşik ikrarın bölünebileceği görüşündedir (Kuru, Baki; Hukuk Muhakemeleri Usulü C.II 6. Baskı, İstanbul 2001, s. 2057vd.). 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 72/VI. maddesinin, “Borçlu, menfi tespit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir.” hükmü uyarınca, dava konusu edilen icra takibindeki borç yargılama sırasında ödenmişse menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştüğü gözetilerek işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 26/11/2014 tarih 2014/12467E. 2014/17011K. sayılı kararı). Davamıza gelince; davacı davaya konu çekler nedeni ile borçlu olmadığının tespiti istemi ile dava açmıştır. Dava ... tarihinde mahkememizde açılmıştır. Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih .../... E. .../... K. sayılı kararı ile birleştirme kararı verilmiştir. Mahkememizin ... tarih .../... E. .../... K. sayılı kararı ile Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderme karar verilmiştir. Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih .../... E. .../... K. sayılı kararı ile mahkememize yeniden gönderme kararı verilmiştir. Mahkememizin ... tarih .../... E. .../... K. sayılı kararı ile tefrik olunan davalı ... yönünden davanın feragat nedeni ile reddine karar verilmiştir. İkrar, taraflardan birisinin, kendi aleyhine olarak ileri sürülen bir olayın doğru olduğunu mahkemeye beyan etmesi olarak tanımlanmakta olup, ikrar yazılı olabileceği gibi sözlü dahi olabilmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 188/1. maddesinin “tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez” hükmü uyarınca bir beyan ikrar sayıldığı takdirde o konuda artık yeni veya başka bir delile ihtiyaç kalmadan o olay ispat edilmiş kabul edilmek zorundadır. Davalı vekilinin ... tarihli beyan dilekçesinde; "dava konusu çeklerin teslim edilmeyen malların karşılığı olduğunu, ... ... Şubesi'ne ait keşidecisi davacı ve lehtarı davalı taraf olan, ... vade tarihli, ... çek numaralı, ... TL bedelli, ... vade tarihli, ... çek numaralı, ... TL bedelli, ... vade tarihli, ... çek numaralı, ... TL bedelli, ... ... Şubesi'ne ait keşidecisi davacı ve lehtarı davalı taraf olan, ... vade tarihli, ...-... çek numaralı, ... TL bedelli, toplam bedeli ... TL olan 4 adet avans çeklerin karşılığı olduğunu, müvekkili şirketin ekonomik durumu kötüye gittiği için bilgileri verilen 4 adet çekin karşılığı mal teslim edilemediğini, ticari defterlerin incelenmesine gerek olmadığını" beyan etmiştir. Başka bir ifade ile davalı vekili dava konusu çeklerin avans olarak alındığını ve malların teslim edilmediğini ikrar etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 188/1. maddesi uyarınca ikrar edelen vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkacağından davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiş ise de yargılama devam ederken dava konusu çekler ödendiğinden davaya istirdat davası olarak devam edilmiş ve ödemelerin istirdatına yönünde aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davacının davasının KABULÜNE, 2. ... ... Şubesi'ne ait ... vade tarihli, ... çek numaralı, ... TL bedelli, ... vade tarihli, ... çek numaralı, ... TL bedelli, ... vade tarihli, ... çek numaralı, ... TL bedelli, ... ... Şubesi'ne, ... vade tarihli, ...-... çek numaralı, ... TL bedelli, toplam bedeli ... TL olan çekler nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, yapılan ödemelerin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan alınması gerekli, ... TL harçtan peşin alınan ... TL'nin mahsubu ile bakiye ... TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4. Arabuluculuk başvuru dosyasında arabulucuya Bakanlık Bütçesinden karşılanarak ödenen ... TL'nin davalıldan alınarak hazineye gelir kaydına, 5. Davacı tarafından yapılan ... TL başvurma harcı, ... TL peşin harç, ... TL posta ve bilirkişi gideri olmak üzere toplam ... TL yargılama giderinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 326/1. maddesi gereğince davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6. Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 7. Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 330. maddesi ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8. Kararın kesinleşmesini müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 333. maddesi gereğince giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, 9. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 301/1., "Bölge Adliye Ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî Ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik" in "İlâm ve suretlerin verilmesi, kesinleşme kaydı ile harçların tahsili" başlıklı 216/1. maddesi gereğince, Hâkimin re’sen harekete geçtiği hâller ile kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla taraflardan birinin talebi hâlinde hükmün bir nüshası makbuz karşılığında talep eden tarafa verilmesine ve varsa bir nüshasının da diğer tarafa tebliğine, Dair, taraf vekillerinin yokluğunda, 6100 sayılı HMK.'nun 341/1-a, 342 ve 345. maddeleri gereğince Mahkememiz gerekçeli kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTALIK SÜRE İÇERİSİNDE Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile, ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNE İSTİNAF KANUN YOLU açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 06/10/2026

Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/677, K. 2026/730, T. 06.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-677-e-2026-730-k-54c099dbdecd