Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1115 E. 2026/1514 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1115
Karar No
2026/1514
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1115 KARAR NO : 2026/1514

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/06/2026 NUMARASI : 2024/574 Esas DAVANIN KONUSU : İhtiyati Haciz ve İhtiyati Tedbir KARAR TARİHİ : 05/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/10/2026

İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/06/2026 tarih 2024/574 Esas sayılı ara kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP : Davacı vekili, davalıların müvekkili şirketin eski yöneticileri olduğunu, görevleri süresince şirket kaynaklarını usulsüz olarak şahsi hesaplarına aktardıklarını, şirkete ait .. .. plakalı ... marka aracı bedelsiz olarak davalılardan ....'a devrettiklerini, bedeli şirket hesaplarından ödenen kredilerle davalı adına taşınmazlar satın aldıklarını, banka promosyonlarını ve şirket gelirlerini şahsi hesaplarına aktardıklarını, bu hususların ceza soruşturmasındaki bilirkişi raporu, denetim raporu ve tanık beyanlarıyla sabit olduğunu belirterek, dava dilekçesinde ayrıntılı olarak belirtilen zarar kalemlerine ilişkin olarak toplam 14.995.497,40 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20.02.2026 tarihli ara kararı ile; davanın TTK'nın 553. ve devamı maddeleri uyarınca açılmış şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davası olup konusunun bir miktar para alacağı olduğu, davalı ...'ın taşınır ya da taşınmaz malvarlığı değerlerinin uyuşmazlık konusu olmadığı gerekçesiyle, davacı tarafın araç, taşınmazlar ve banka hesapları üzerine ihtiyati tedbir konulması talebinin reddine karar verilmiştir. İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/02/2026 Tarihli Ara Kararı ile; davacı vekilinin 26/02/2026 tarihli dilekçesiyle yaptığı ek talep bağımsız bir istem olarak değerlendirilerek, davanın para alacağı niteliğinde olması ve davalıya ait aracın uyuşmazlık konusu olmaması nedeniyle araç üzerine ihtiyati tedbir konulmasının ve aracın yeddiemine teslim edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir. İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/03/2026 Tarihli Ara Kararı ile; davacı vekilinin itiraz ve yeniden değerlendirme talebi yeni bir ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz istemi olarak kabul edilerek; davaya konu sorumluluk davasında şirkete ait malvarlığı değerlerinin uyuşmazlık konusu olmaması nedeniyle ihtiyati tedbir koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin üçüncü kez reddine; ihtiyati haciz talebi yönünden ise davanın tahkikat aşamasında olduğu, davacı şirketin zararının oluşup oluşmadığı, zararın miktarı, zamanaşımı ve TTK'nın 558/2. maddesi hükümlerinin uygulanma yerinin bulunup bulunmadığının yargılamayı gerektirdiği, yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, 02.06.2026 tarihli dilekçesinde; davalı ....'ın sanık olarak yargılandığı İzmir 18. Asliye Ceza Mahkemesi 2026/297 E. sayılı dosyasının 28.04.2026 tarihli duruşmasındaki savunmasında, yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptığı dönemde ...bank .. Şubesinden kullandığı konut kredisi bedellerini şirket hesabından ödettirmek suretiyle şirket kaynaklarından kendisine kişisel menfaat sağladığına ve şirketi zarara uğrattığına ilişkin ikrarda bulunduğunu, iddianamede bahsi geçen konutu şirkete lojman olarak aldıklarını, krediyi kendisinin çektiğini ama krediyi şirketin ödediğini beyan ettiğini, mülkiyeti teslim edilmeyen taşınmazların müvekkili şirkete ait olduğunu kabul ettiğini, bu beyanın HMK 188. maddesi anlamında ikrar niteliği taşıdığını, ihtiyati haciz isteminin 16.07.2024 tarihli ara kararı ile reddine karar verildiğini iddia ederek, davalı adına kayıtlı taşınmaz üzerine HMK'nın 389/1. maddesi hükmü doğrultusunda ihtiyati tedbir şerhi işlenmesi gerektiğini, ihtiyati tedbir kararının verilmesi için gerekli olan yaklaşık ispat kuralının sağlandığını iddia ederek İzmir İli, Karabağlar İlçesi, .... Mahallesi, ... Ada, .. Parsel ,... Blok, .. numaralı bağımsız bölüm üzerine ve davalılar adına kayıtlı diğer menkul ve gayrımenkul malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacakları üzerine İİK 257. ve devamı maddeleri hükümleri uyarınca öncelikle teminatsız, aksi halde teminat karşılığında ise uygun görülecek bir teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasına,.. nolu bağımsız bölüm ile önceki dilekçelerde talep edilen taşınmazlar üzerine teminatsız aksi halde uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesinin 02.06.2026 tarihli ara kararı ile, eldeki davanın niteliği gereği davalı ....'ın davaya konu tüm işlemlerinin tespit edilip şirketten elde ettiği karşılıksız menfaat var ise yine savunması çerçevesinde şirkete karşılıksız aktardığı mal ve paraların bulunması halinde bunların bir bütün olarak uzman bilirkişiler tarafından hazırlanacak raporda değerlendirilmesi gerektiği, TTK'nun 558 (2) ve 569 (1) maddeleri hükümleri de uygulanması suretiyle davalı... . .'ın sorumluluğunun belirleneceği, henüz bilirkişi raporunun alınmadığı, davalıların şirketi zarara uğratıp uğratmadığının yargılamaya muhtaç bulunduğu, davalı... .'ın ceza mahkemesindeki savunması içinde geçen bir cümleden oluşan beyanının, savunmasının bu cümle dışındaki beyanlarınında dikkate alınmaksızın ihtiyati haciz kararı verilmesini gerektirir nitelikte ve yeterlilikte bulunmadığı gerekçesiyle davacının ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili davalı tarafın bedelini şirketin ödemiş olduğu taşınmazı kendi üzerine tescil ettirdiğini açıkça ikrar ettiğini, İzmir 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2026/297 E. sayılı dosyasının 28.04.2026 tarihli duruşma tutanağında davalı .....'ın "Biz iddianamede bahsi geçen konutu şirkete lojman olarak aldık. Krediyi ben çektim ama krediyi şirket ödüyordu." şeklinde ifadesi ile hali hazırda şirkete mülkiyeti teslim edilmeyen taşınmazların müvekkili şirkete ait olduğunu kabul ettiğini, bu beyanın HMK 188. Md anlamında ikrar niteliği taşıdığını, taşınmazın mülkiyetini hukuka aykırı şekilde uhdesinde tutan ve hukuka aykırı şekilde tapu devrini şirkete yapmayan davalının haksızlığının ikrarı ile ispatlandığını, İİK 257. md ve devamı uyarınca davalının söz konusu ikrarının yaklaşık ispat koşulunu sağladığını, davalıların müvekkili şirket aleyhine onun zararına yapmış oldukları usulsüz işlemler neticesinde zararın tazminine ilişkin açılan davada davalı tarafça açıkça müvekkili şirkete ait olması gerekirken, kendi adına kayıt ettiği söz konusu taşınmazların ihtiyaten haczine karar verilmesi gerektiğini, HMK 389 md. hükmü uyarınca ihtiyati tedbir kurumunun amacının mağduriyet oluşmasını engellemek olduğunu, somut olayda yeni ortaya çıkan delil ile davalı tarafın hukuka aykırı eylemini ikrar ettiği yeminli ifadesi ile sabit olduğu üzere ve dosyaya sunulan bu yöndeki rapor ve deliller kapsamında iddianın doğruluğu hakkında herhangi bir çelişki bulunmadığını, davalıların mal kaçırma kastının ispatlandığını, uyuşmazlığın odağında bulunan malvarlığı değerleri üzerinde hiçbir hukuki kısıtlama yapılmamasının, davalıların haksız iktisaplarını serbestçe elden çıkarmalarına ve yargılama sonunda elde edilecek hükmün infaz kabiliyetini tamamen yitirmesine sebebiyet vereceğini, davalıların elindeki .... marka araç ve taşınmazların müvekkili şirketin uğradığı zararın telafisi için en önemli güvenceler olduğunu, bu varlıkların el değiştirmesinin yargılama sonunda alınacak bir tazminat hükmünün infazını imkansız hale getireceğini, mahkemenin, davanın esasıyla bu denli sıkı sıkıya bağlı olan malvarlığı değerleri üzerinde hiçbir kısıtlama yapmaması, davalıların hukuka aykırı eylemlerinden elde ettikleri menfaatleri serbestçe tasarruf etmelerine ve muhtemelen kaçırmalarına imkan tanıdığını istinaf sebepleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE : Talep, şirket yöneticilerinin sorumluluğuna dayalı tazminat davasında geçici hukuki koruma tedbirleri kapsamında ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararı verilmesi istemlerine ilişkin olup ilk derece mahkemesince taleplerin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 389/1. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde, ancak "uyuşmazlık konusu hakkında" ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Davacı tarafça açılan dava, Türk Ticaret Kanunu'nun 553. maddesi uyarınca şirket yöneticilerinin sorumluluğuna dayalı tazminat davası olup, davanın konusu bir miktar para alacağının tahsiline ilişkindir. Davacının ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiği araç ve taşınmazlar ise davanın aynını oluşturmadığı gibi uyuşmazlık konusu da değildir. Para alacaklarının güvence altına alınması amacıyla uyuşmazlık konusu olmayan malvarlığı değerleri üzerine HMK'nın 389. maddesi anlamında ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinden, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Davacı vekilinin ihtiyati tedbir kararlarına yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. İhtiyati haciz istemi yönünden yapılan incelemede ise; İcra ve İflas Kanunu'nun 257/1. maddesi uyarınca rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarını ihtiyaten haczettirebilir. Aynı Kanun'un 258/1. maddesinde de alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecbur olduğu belirtilmiştir. Bu hüküm uyarınca alacaklının, alacağın varlığını ve muaccel olduğunu kesin olarak ispat etmesi gerekmemekte olup, yaklaşık olarak ispat etmesi yeterlidir. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça, davalı eski şirket yöneticilerinin eylemleri sebebiyle şirketin zarara uğratıldığı ileri sürülerek tazminat talep edilmiş ve bu talebi teminen davalıların malvarlıkları üzerine ihtiyati haciz konulması istenmiştir. Ne var ki, şirket yöneticilerinin sorumluluğuna dayalı tazminat davalarında, TTK'nın 560. maddesinde düzenlenen zamanaşımı süreleri ile TTK'nın 558. maddesinde düzenlenen genel kurul ibra kararının sorumluluk davasına etkisi davanın esasını doğrudan etkileyen hukuki unsurlardır. Dava konusu iddialara ve usulsüzlük yapıldığı ileri sürülen işlemlere ilişkin olarak ilk derece mahkemesince gerçekleştirilen yargılamanın sürdüğü, zamanaşımı sürelerinin geçip geçmediği ile ibra kararının bulunup bulunmadığı ve bu kararın davacının dava hakkına etkisi hususlarında gerekli araştırma ve değerlendirmelerin yargılama sürecinde netleştirileceği açıktır. Bu doğrultuda, davanın niteliği gereği ve tarafların iddia ve savunmalarında yer alan hususların henüz aydınlatılmadığı bu aşamada, davacının alacağının varlığı ve muacceliyeti yönünden İİK'nın 257. ve 258. maddeleri anlamında aranan "yaklaşık ispat" koşulunun tam olarak gerçekleşmediği, İzmir 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2026/297 E. sayılı dosyasının 28.04.2026 tarihli duruşma tutanağında davalı .....'ın beyanlarının da yaklaşık ispat koşulunu sağlamadığına dair ilk derece mahkemesi gerekçesinin yerinde olduğu kanaatine varılarak, ilk derece mahkemesince, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuran davalı vekilinin dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir isteyen davacı yönünden istinaf karar harcı olan 1.206,00TL * 3=3.618,00-TL'den peşin alınan 732,00 TL * 3 = 2.196,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.422,00-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle ihtiyati tedbir isteyen davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.05/10/2026

.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1115, K. 2026/1514, T. 05.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1115-e-2026-1514-k-09d20fa80b26