Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/910 E. 2026/1194 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/910
- Karar No
- 2026/1194
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/910
KARAR NO: 2026/1194
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : (KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/05/2026
NUMARASI: 2026/759 Esas, 2026/769 Karar
DAVANIN KONUSU: İhtiyati Tedbir (Finans)
KARAR TARİHİ : 30/09/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı...Anonim Şirketi vekili tarafından... Anonim Şirketi ile ... Anonim Şirketinin ... Şubesi ve ... Şubesine karşı sunulan 07.05.2026 tarihli talep dilekçesinde, davacı şirket ile... Anonim Şirketi arasında ... Hizmetlerinin Temin Edilmesi İşi kapsamında 14.02.2023 tarihli ...Hizmet Sözleşmesinin imzalandığı, kamu özel iş birliği modeli kapsamında ... ili Merkez ilçesi ...Mahallesinde bulunan 510 yataklı Genel Hastane ile ... ili Merkez ilçesi ... Mahallesinde bulunan 100 yataklı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesindeki laboratuvar hizmetlerinin Ana Sözleşme ve Hizmet Teknik Şartnamelerine uygun şekilde gerçekleştirilmesinin davacı şirketin edimi, sunulan hizmetler kapsamında düzenlenip onaylanan hakedişlerin ödenmesinin ise davalı şirketin edimi olduğu, davacı tarafından laboratuvar hizmetlerinin sözleşme dönemi boyunca kesintisiz ve fiilen yerine getirildiği, aylık hakediş tutanaklarının davalı tarafından incelenerek onaylandığı, hizmetlerin alındığının bu şekilde tespit edilerek kesinleştirildiği, davacının onaylanan hakediş tutanaklarına göre faturalar düzenlediği, fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak üzere 207.943.153,27 TL cari hesap alacağının bulunduğu, taraflar arasındaki elektronik posta görüşmelerinde davalı şirketin cari hesap alacağını kabul ederek indirim ve taksit teklifinde bulunduğunun ileri sürüldüğü, buna rağmen davalının son zamanlarda onaylanmış hakedişlere dayanılarak düzenlenen faturaları ödemediği ve cari hesap alacağının ödenmesi amacıyla gönderilen ihtarnamelere rağmen ödeme yapılmadığı, davalı şirketin 06.02.2026 tarihinde 14.02.2023 tarihli hizmet sözleşmesini tek taraflı olarak feshettiği, fesih sonrasında davacı şirketin sözleşme hükümleri ve kamu düzeni gereği hastanede hizmet vermeye devam ederek 30 iş günü sonunda hizmeti planlı şekilde sonlandırdığı, sonrasında hakedişlerin ödenmesi ve sözleşme gereğince verilen teminat mektuplarının iadesi konusunda yazılı görüşmeler yapıldığı, ancak davalı şirketin talepleri karşılamadığı ve davacıdan alacaklı olduğunu ileri sürdüğü, davalı şirketin 16.04.2026 tarihli ihtarnamesiyle sözleşme süresince mutabık kalınarak onaylanan hakediş tutanakları ve bunlara göre düzenlenip tarafların ticari defterlerine kaydedildiği belirtilen faturalar bulunmasına rağmen sözleşmenin feshi sonrasında kesin hakediş bildirimi adı altında geçmişe dönük kesintiler yaptığı, bu kesintilerin sözleşme döneminde hakedişlere uygulanan olağan kesinti miktarlarının yüzlerce katı olduğunun ve bu suretle davacı şirketin alacaklı konumdan borçlu konuma getirildiğinin ileri sürüldüğü, davacı tarafından .... Noterliğinin 04.05.2026 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle bu isnatlara cevap verildiği, kesintilerin birçoğunun Geçici Kabul dönemine ilişkin olduğu ve ilgili dönemlerde bu gerekçelerle hakedişlerden kesinti yapılmadığı, buna rağmen sonradan davacının alacaklarından kesinti yapıldığı ve iade edilmesi gerektiği ileri sürülen teminat mektuplarının irat kaydedilmesi veya nakde çevrilmesi amacıyla bankaya başvurulduğu, davacının daha önce cari hesap alacağının tahsili amacıyla ihtiyati haciz talebinde bulunduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2026/90 Esas sayılı dosyasına davalı şirketçe sunulan 01.04.2026 tarihli istinafa cevap dilekçesinde taraflar arasındaki borç ve alacak durumunun kesin olarak hesaplanamadığı ve Eylül ile Aralık 2025 dönemlerinde aylık azami hata puanının aşıldığının ileri sürüldüğü, davacıya göre bu savunmaya karşın kısa süre sonra kesin hakediş bildirimi düzenlenerek davacının borçlu konuma getirildiği ve teminat mektuplarının nakde çevrilmesine girişilmesinin çelişkili olduğu, davalı şirketin ödeme yapmama gerekçesi olarak sözleşmenin 34.8 maddesini göstererek SGK ve vergi dairesinden borcu yoktur yazıları ile işçi ücret pusulaları gibi evrakların sunulmadığını ileri sürdüğü, davacı tarafça ise sözleşme dönemi boyunca hakedişlerin bu belgelerin sunulup sunulmadığına bakılmaksızın incelenip onaylandığı ve bu uygulamanın ticari teamül haline geldiği, fesih sonrasında söz konusu eksikliğin ileri sürülerek ödemeden kaçınılmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğu savunularak Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2012/670 Esas, 2013/171 Karar sayılı 30.01.2013 tarihli kararındaki haklı güven ve çelişkili davranış yasağına ilişkin açıklamalara dayanıldığı, davalı şirketin sözleşmenin 16.2 maddesine dayanarak davacının verdiği 03.05.2024 tarihli, 2342021 mektup numaralı, ... seri numaralı, 10.080.000,00 TL tutarlı ve vadesi 01.06.2026 tarihine uzatılmış kesin teminat mektubu ile 20.02.2025 tarihli, 2453001 mektup numaralı, ... seri numaralı, 20.854.000,00 TL tutarlı ve vadesi 01.06.2026 tarihine uzatılmış kesin teminat mektubunu irat kaydetme veya nakde çevirme yoluna gittiği, davacı tarafça sözleşmenin 16.2 maddesinde teminatın nakde çevrilmesinin davacının işletme firmasına, SGK'ya, vergi dairelerine ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına olan borçları ile kanuni kesintileri kesin kabul tarihine kadar ilgili mercilere yatırmaması ve talep edilen tutarı 10 iş günü içinde ödememesi şartlarına bağlandığı, somut olayda bu şartların gerçekleşmediği, davacının davalı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığı, sözleşme dönemi boyunca hakedişlerin davalı tarafından onaylandığı, SGK, vergi daireleri ve diğer kamu kurumlarına borcunun bulunmadığı ve borcu yoktur yazılarının dilekçe ekinde sunulduğu, davalının 16.04.2026 tarihli ihtarnamesinde geçmişe dönük gecikme cezaları nedeniyle kesinti yaparak teminat mektuplarını nakde çevirme girişiminde bulunduğu, davacı tarafça sözleşmenin feshi sonrasında geçmişe dönük gecikme cezası uygulanmasının sözleşmeye, ticari teamüle ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/3163 Esas, 2022/944 Karar sayılı 22.02.2022 tarihli kararına dayanılarak sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça fesih halinde ifaya ekli cezai şartın talep edilemeyeceğinin ileri sürüldüğü, ayrıca Geçici Kabul döneminde bitirilmemiş işler bulunduğu iddiasına karşı ilgili dönemde herhangi bir aykırılığın giderilmesi yönünde bildirim yapılmadığı halde fesih tarihine kadar gecikme cezası hesaplandığı ve sözleşme dönemindeki diğer yükümlülüklerin yerine getirilmediği iddiaları yönünden de bildirim yapılmadığı belirtilerek Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2023/1018 Esas, 2024/1938 Karar sayılı 04.06.2024 tarihli kararındaki gecikme cezası uygulanabilmesi için sözleşmede öngörülen yazılı ihtarın yapılması gerektiğine ilişkin değerlendirmeye dayanıldığı, teminat mektuplarının nakde çevrilmesi halinde davacı şirketin ticari itibarının ve bankalar nezdindeki kredibilitesinin ağır şekilde zarar göreceği, kredi ilişkilerinin olumsuz etkileneceği, telafisi güç zararların doğacağı ve teminat bedellerinin geri alınmasının uzun ve belirsiz bir yargılama sürecine bağlı hale geleceği ileri sürülerek HMK 389 kapsamında ihtiyati tedbir şartlarının oluştuğu iddia edilmiş, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı tutulmak suretiyle 14.02.2023 tarihli sözleşmeye istinaden verilen belirtilen iki kesin teminat mektubunun irat kaydedilmemesi, nakde çevrilmemesi ve karşı tarafa ödenmemesi için öncelikle teminatsız olarak, bunun uygun görülmemesi halinde mahkemece belirlenecek teminat karşılığında ivedilikle ihtiyati tedbir konulması, tedbir kararının davalı tarafa, ... Anonim Şirketinin ... Şubesine, ... Şubesine ve ilgili diğer kurumlara bildirilmesi, teminat mektuplarının iptali ve iadesi, iki teminat mektubunun paraya çevrilmiş olması halinde ise tahsil tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte teminat bedellerinin istirdaden iadesine karar verilmesi talep edilmiştir.
Mahkemece, İstanbul Anadolu 7 Asliye Ticaret Mahkemesince 2026/759 Değişik İş Esas ve 2026/769 Karar sayılı dosyada, ihtiyati tedbir isteyen...Anonim Şirketi vekilinin 07.05.2026 tarihli talebi üzerine dosya üzerinden yapılan incelemede, talep eden şirket ile... Anonim Şirketi arasında ... Hizmetlerinin Temin Edilmesi İşi kapsamında 14.02.2023 tarihli hizmet sözleşmesinin akdedildiği, talep eden tarafça sözleşme dönemi boyunca laboratuvar hizmetlerinin kesintisiz ve fiilen yerine getirildiği, aylık hakediş tutanaklarının karşı tarafça incelenip onaylandığı, bu hakedişler doğrultusunda faturaların düzenlendiği, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 207.943.153,27 TL cari hesap alacağının bulunduğu, taraflar arasındaki elektronik posta yazışmalarında karşı tarafın cari hesap alacağı yönünden indirim ve taksit teklifinde bulunduğu, buna rağmen onaylanan hakedişlere dayalı faturaların ödenmediği, karşı tarafın 06.02.2026 tarihinde hizmet sözleşmesini tek taraflı olarak feshettiği, fesih sonrasında talep eden şirketin bir süre daha hastanede hizmet vermeye devam ederek hizmeti planlı şekilde sonlandırdığı, hakedişlerin ödenmesi ve teminat mektuplarının iadesi konusunda yapılan görüşmelerin sonuçsuz kaldığı, karşı tarafça gönderilen 16.04.2026 tarihli ihtarname sonrasında sözleşme döneminde onaylanmış hakedişler yönünden geçmişe dönük kesintiler yapıldığı, talep eden tarafça bu kesintilerin sözleşme döneminde yapılan olağan kesintilerin çok üzerinde olduğu ve bu suretle şirketin alacaklı konumdan borçlu konuma getirilmeye çalışıldığı ileri sürüldüğü, talep eden tarafından ... Noterliğinin 04.05.2026 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle bu iddialara cevap verildiği, geçici kabul dönemine ilişkin olduğu belirtilen ve ilgili dönemlerde hakedişlerden kesinti yapılmayan hususlara dayanılarak sonradan kesinti yapıldığı ve sözleşme kapsamında verilen teminat mektuplarının nakde çevrilmesi amacıyla bankaya başvurulduğunun ileri sürüldüğü, karşı tarafın sözleşmenin 34 üncü maddesine dayanarak SGK ve vergi dairesinden borcu yoktur yazıları ile işçi ücret pusulaları gibi belgelerin sunulmadığını ileri sürdüğü, talep eden tarafça ise sözleşme dönemi boyunca bu belgelerin sunulup sunulmadığına bakılmaksızın hakedişlerin onaylandığı ve bu uygulamanın ticari teamül haline geldiğinin savunulduğu, bu nedenlerle 03.05.2024 tarihli ... seri numaralı ve vadesi 01.06.2026 tarihine uzatılmış kesin teminat mektubu ile 20.02.2025 tarihli ... seri numaralı ve vadesi 01.06.2026 tarihine uzatılmış kesin teminat mektubunun irat kaydedilmemesi, nakde çevrilmemesi ve karşı tarafa ödenmemesi yönünde öncelikle teminatsız olarak, uygun görülmemesi halinde mahkemece belirlenecek teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesinin istendiği, mahkemece talebin kesin ve süresiz banka teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin engellenmesine yönelik olduğu, banka teminat mektuplarının kural olarak temel ilişkiden bağımsız bulunduğu, teminat mektubunun paraya çevrilmesinin ancak açıkça hakkın kötüye kullanılması, ağır hile veya açıkça telafisi imkansız zarar tehlikesinin yaklaşık ispat seviyesinde ortaya konulması halinde tedbiren engellenebileceği, somut uyuşmazlığın sözleşmenin ifa durumu, tarafların edimlerini gereği gibi yerine getirip getirmediği, fesih ve cezai şart koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarına ilişkin olduğu, bu hususların tarafların delillerinin toplanması ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılması suretiyle esas yargılamada değerlendirilebileceği, mevcut aşamada talep eden tarafça ihtiyati tedbir koşullarının yaklaşık ispat ölçüsünde ortaya konulamadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermiştir.
Davacı...Anonim Şirketi vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesinde, İstanbul Anadolu 7 Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.05.2026 tarihli 2026/759 Değişik İş Esas ve 2026/769 Karar sayılı ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararına karşı sunulan 20.05.2026 tarihli istinaf dilekçesinde, taraflar arasında 14.02.2023 tarihli ...Hizmet Sözleşmesinin akdedildiği, davacı şirketin hastane yerleşkesinde laboratuvar hizmetlerini sunduğu, ödemelerin davacı tarafından hazırlanıp davalı şirketin onayına sunulan hakediş tutanaklarına göre gerçekleştirildiği, sözleşme dönemi boyunca laboratuvar hizmetlerinin kesintisiz ve fiilen yerine getirildiği, aylık hakediş tutanaklarının davalı şirket tarafından incelenip onaylandığı, buna göre faturaların düzenlendiği, davacının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 207.943.153,27 TL cari hesap alacağının bulunduğu, elektronik posta görüşmelerinde davalı şirketin indirim ve taksit teklifinde bulunduğu, davalı şirketin 06.02.2026 tarihinde hizmet sözleşmesini tek taraflı olarak feshettiği, fesih sonrasında davacının hizmet vermeye devam ederek daha sonra hizmeti planlı ve programlı şekilde sonlandırdığı, davalı şirketin 16.04.2026 tarihli ihtarnamesinden sonra sözleşme dönemi boyunca mutabık kalınarak onaylanan hakedişlere ve bunlara göre düzenlenen faturaların ticari kayıtlara alınmış olmasına rağmen geçmişe dönük kesintiler yaptığı, sözleşme dönemindeki olağan kesinti miktarlarının çok üzerinde kesintilerin kesin hakediş bildirimi adı altında davacının alacağından mahsup edildiği ve davacının alacaklı konumdan borçlu konuma getirildiği, geçici kabul dönemine ilişkin olduğu ileri sürülen ve ilgili dönemlerde hakedişlerden kesinti yapılmayan hususlara sonradan dayanıldığı, davalının sözleşmenin 34 üncü maddesine dayanarak SGK ve vergi dairesinden borcu yoktur yazıları ile işçi ücret pusulalarının sunulmadığını ileri sürdüğü, sözleşme dönemi boyunca hakedişlerin bu belgelerin sunulup sunulmadığına bakılmaksızın incelenip onaylandığı ve bu şekilde taraflar arasında bir uygulama oluştuğunun savunulduğu, bu nedenle fesih sonrasında söz konusu hususun ileri sürülerek ödeme yapılmamasının dürüstlük kuralına aykırı olduğu ileri sürülerek Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2012/670 Esas ve 2013/171 Karar sayılı 30.01.2013 tarihli kararında yer verilen haklı güven ve çelişkili davranış yasağına ilişkin açıklamalara dayanıldığı, davalı şirketin sözleşmenin 16 ncı maddesine dayanarak kesin teminat mektuplarını nakde çevirme yoluna gittiği, anılan sözleşme hükmünde teminatın nakde çevrilmesinin davacının işletme firmasına, SGK ya, vergi dairelerine ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına olan borçları ile kanuni kesintileri kesin kabul tarihine kadar ilgili mercilere yatırmaması ve talep edilen tutarın on iş günü içerisinde ödenmemesi şartlarına bağlandığı, davacının davalı şirkete borcunun bulunmadığı, hakedişlerin davalı şirket tarafından onaylandığı, SGK ve vergi daireleri ile diğer kamu kurumlarına borcunun bulunmadığına ilişkin belgelerin dosyada mevcut olduğu, bu sebeple teminat mektuplarının nakde çevrilmesi için sözleşmede kararlaştırılan koşulların gerçekleşmediği, davalı şirketin sözleşmenin feshi sonrasında geçmiş dönemlere ilişkin gecikme cezası uygulayarak kesinti yapmasının sözleşmeye, ticari teamüle ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu, Yargıtay 6 Hukuk Dairesinin 2021/3163 Esas ve 2022/944 Karar sayılı 22.02.2022 tarihli kararına dayanılarak sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça fesih halinde ifaya ekli cezai şartın talep edilemeyeceğinin ileri sürüldüğü, kabul anlamına gelmemek kaydıyla geçici kabul döneminde bitirilmemiş işler bulunduğu iddiası yönünden davacıya ilgili dönemde aykırılığın giderilmesi konusunda herhangi bir bildirim yapılmadığı halde bu tarihten sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar gecikme cezası uygulandığı, sözleşme döneminde yerine getirilmediği ileri sürülen diğer yükümlülükler yönünden de herhangi bir bildirim yapılmadığı, bu hususta Yargıtay 6 Hukuk Dairesinin 2023/1018 Esas ve 2024/1938 Karar sayılı 04.06.2024 tarihli kararındaki sözleşmede öngörülen yazılı ihtarın yapılmasına ilişkin değerlendirmeye dayanıldığı, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir koşullarının yaklaşık ispat ölçüsünde ortaya konulamadığı gerekçesiyle talebin reddedildiği, oysa dava konusu teminat mektuplarının nakde çevrilmesi nedeniyle davacı şirketin ticari itibarının zedelendiği ve bankalar nezdindeki ticari kredilerinin sekteye uğradığı, davacının kamu ihalelerine katıldığı ve bankalar ile idari kurumlar nezdinde ticari saygınlığının bulunduğu, HMK 389 kapsamında hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması veya imkansız hale gelmesi yahut gecikme nedeniyle ciddi zarar doğması tehlikesinin bulunduğu, dava konusu iki teminat mektubunun nakde çevrildiği, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması, yeniden yargılama yapılması ve 03.05.2024 tarihli ... seri numaralı vadesi 01.06.2026 tarihine uzatılmış kesin teminat mektubu ile 20.02.2025 tarihli ... seri numaralı vadesi 01.06.2026 tarihine uzatılmış kesin teminat mektubunun tahsil edildiği tarihten itibaren ticari faiziyle birlikte istirdadına karar verilmesi talep edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir.
Davacı yüklenici...Anonim Şirketi, davalı iş sahibi... Anonim Şirketi ile aralarındaki 14.02.2023 tarihli laboratuvar hizmetleri sözleşmesinin davalı tarafından feshedilmesinden sonra geçmişe dönük kesintiler yapılarak davacının borçlu hale getirildiğini, sözleşme kapsamında verilen 10.080.000,00 TL ve 20.854.000,00 TL tutarlı kesin teminat mektuplarının nakde çevrilme koşullarının oluşmadığını, davalıya ve kamu kurumlarına borcunun bulunmadığını ileri sürerek teminat mektuplarının irat kaydedilmemesi, nakde çevrilmemesi ve karşı tarafa ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş, mahkemece uyuşmazlığın sözleşmenin ifası, tarafların edimlerini yerine getirip getirmediği, fesih ve cezai şart koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarına ilişkin bulunduğu, bu konuların delillerin toplanması ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılması suretiyle esas yargılamada değerlendirilebileceği, mevcut aşamada ihtiyati tedbir koşullarının yaklaşık ispat ölçüsünde ortaya konulamadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İhtiyati tedbirin şartları 6100 Sayılı HMK'nın 389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir.
Buna göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralı uygulanırken, iddianın doğruluğunu kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu nedenle, ihtiyati tedbire karar verilirken, talebin haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır. Geçici hukuki koruma kapsamında olan ihtiyati tedbir kararı verirken hakim, asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar vermemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati tedbire karar verilirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacını hakimin gözetmesi gerekli ve zorunludur.
İhtiyati tedbir kararı verilmesinde hakime geniş bir takdir alanı bırakılmışsa da; hakim, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemelidir ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararında belirtmelidir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, Yasa’nın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir. Anayasanın 141/3. Maddesine göre mahkeme ihtiyati tedbir isteminin kabulü ile ihtiyati tedbir kararı vermesi veya istemin reddine karar vermesi hallerinde kararında hukuksal gerekçe göstermek zorundadır.
Somut olayda, taraflar arasındaki 14.02.2023 tarihli hizmet sözleşmesi kapsamında davalı tarafından davacının vermiş olduğu 20.854.000,00 TL ve 10.080.000,00 TL bedelli kesin teminat mektuplarının nakde çevrilmesi amacıyla bankaya tazmin talebinde bulunulduğu, davacı tarafından sunulan belgelerde 26.03.2026 tarihi itibarıyla vadesi geçmiş vergi borcunun ve 07.05.2026 tarihi itibarıyla kesinleşmiş sosyal güvenlik prim borcunun bulunmadığının bildirildiği, cari hesap ekstresinde davacı lehine 207.943.153,27 TL bakiye gösterildiği görülmekte ise de, davalı tarafından sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerin gereği gibi yerine getirilmediği ileri sürülerek sözleşmenin feshedildiği, taraflar arasında hakedişler, geçmişe dönük kesintiler, cezai yaptırımlar, mahsup ve sözleşmeden doğan alacakların varlığı ile teminat mektuplarının nakde çevrilme koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında uyuşmazlık bulunduğu, mevcut aşamada bu hususların tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin deliller toplanıp değerlendirilmeden belirlenmesinin mümkün olmadığı ve davacının teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin sözleşmeye aykırı olduğu yönündeki iddiasını yaklaşık ispat ölçüsünde ortaya koyamadığı anlaşılmakla, yerel mahkemece davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamıştır
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-(KAPATILAN)İSTANBUL...... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ...../05/2026 tarih ve 2026/...... Esas, 2026/... Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 30/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.