Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1291 E. 2026/1414 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1291
- Karar No
- 2026/1414
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1291
KARAR NO : 2026/1414
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (Kapatılan) Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 08/07/2024
NUMARASI : 2022/1177 E. - 2024/725 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/09/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkilinin birlikte çalışmaya başladıktan sonra istiridye mantarı üretimi yapmak için ...'tan Beykoz'da bulunan 3 adet mantar üretim çadırını 2020 yılının TEMMUZ ayında kiraladıklarını, yapılan kira ödemeleri, abonelik masraflarının hepsini müvekkili tarafından karşılandığını, söz konusu mantar üretim çadırları ...'ın Beykoz'da bulunan arazisinde bulunduğunu, müvekkili ve davalının ortaklığı süresince çadırların burada bulunduğunu, müvekkili tarafından ...'a kira ve elektirik, su gibi gider ödemeleri yapıldığını, elinde bir miktar para bulunan müvekkili bir süre sonra kiralanan mantar çadırlarını almak istediklerini, davalının, müvekkiline elindeki parayı bu şekilde çadırlara bağlamaması gerektiğini ablası ...'ın bir miktar parası olduğunu ve söz konusu mantar üretim çadırını ablasının almasını ve kendilerininde ona kira ödemesinin daha mantıklı olacağını ve bu şekilde ablasının parasının da değerlenmiş olacağını söyleyerek müvekkiline bir teklifte bulunduğunu, müvekkilinin sevgilisi olan davalıyı kırmak istemediğini, teklifini kabul ettiğini, davalı, ablası ...'tan 110.000,00 TL para aldığını, ancak söz konusu para 3 adet mantar üretim çadırı bedeline yetmediğini, çadırların maliki 3 adet çadır için 165.000,00 TL istediğini, müvekkillinin mantar üretim çadır bedeline ilişkin, çadır maliki ...'a daha önce kiralama için ödemiş olduğu 4 aylık kira bedeli olan 24.000,00 TL'sini, ...'dan aldığını, bozuk çıkan mantar kompostunun satış bedelinin iadesinden kaynaklı alacak bedeli (... müvekkiline mantar kompostu sattığını, bu kapsamda müvekkilinin ödeme yaptığını, ... tarafından söz konusu para iade edilmediğini, çadır bedellerinden mahsup edildiğini, olan 11.000,00 TL'sini mahsup ettiğini, ayrıca müvekkili adına düzenlenen 5.000,00 TL tutarlı iki adet toplam 10.000,00 TL'lik çek de mantar üretim çadırları bedeli kapsamında ...'a teslim edildiğini, çek bedellerinin de ödendiğini, ...'tan söz konusu mantar çadırı 165.000,00 TL bedele alındığını, söz konusu bedelin 110.000,00 TL'si davalı ... ablası ... tarafından bakiye kalan 55.000,00 TL'si müvekkili tarafından ödendiğini, tarafların yapılan anlaşma gereği yarı yarıya sorumlu olduğu bilindiği üzere söz konusu çadır bedelinden ...'ün ayrı ayrı 82.500,00 TL oranından sorumlu olduğunu, müvekkilinin zaten 55.000,00 TL'sını kendi cebinden ... ödediğini, bu kapsamda müvekkilinin çadır bedelinden sorumluluğunun 27.500,00 TL olduğunu, bakiye kalan sorumluluğun davalıya ait olduğunu, müvekkilinin gerek davalı, gerekse de davalının ablası ...'a bu paranın kat ve kat daha fazlasını ödediğini, söz konusu mantar üretim çadırı alındıktan sonra tarafların peşini aksilikler bırakmadığını, çadırın fırtına sebebiyle yırtıldığını, tarafların bir süre üretim yapamadığını, söz konusu çadırın tamirat masrafları müvekkili tarafından karşılandığını, taraflar yapmış oldukları işbirliği kapsamında zarar ettiklerini, davalının ablası ... ve davalının eniştesi ... davalıya bir dizi sorun çıkararak, kendi paralarının ödenmediğini ve davalıya vermiş olduğu parayı batırdığını beyan ettiklerini bu kapsamda davalının müvekkiline baskı yaparak ablasının parasını ödemesini istediğini, davalının daha sonra müvekkiline kredi çekmesi gerektiği ve bu kapsamda bir kira sözleşmesi yapmalarının kredi verilmesi için şart olduğunu, başka türlü bankanın kendilerine kredi vermeyeceğini beyan etmesi üzerine davalı kendisini kiraya veren müvekkili kiracı gösteren bir adet mantar çadırı kiralama kontratı düzenlediğini, söz konusu kontratın bir kredi teminatı olarak verildiğini bilen ve sevgilisinin zor duruma düşmesinin önüne geçmek isteyen müvekkili davacı söz konusu kira kontratını imzaladığını, ablasının ve eniştesinin kendisine çok fazla baskı yaptıklarını, bu sebeple aile ilişkilerinin bozulduğunu dile getirmiş ve müvekkiline teminat amacıyla senet vermesinin gerektiğini söylediğini, müvekkili, sevgilisi olan davalının bu sebeple psikolojik sıkıntılar çektiğini ve onu rahatlatmak adına davalının ablasının eşi olan ...'a talebi üzerine mantar çadırına vermiş oldukları katkı ve kiralama bedeli olarak 264.800,00 TL bedelli senedi, bir çok yerini boş bırakarak ( nakden, ... İbreleri müvekkilim tarafından yazılmamıştır.) verdiğini, müvekkilinin amacının davalının ablasından almış olduğu 110.000,00 TL'den ve kira ödemelerinden bakiye kalan borcun teminat altına alınarak davalının ablası ve eniştesi tarafından rahatsız edilmesinin önüne geçtiğini, söz konusu senedin bu kapsamda verildiğini, davaya konu senedin hiçbir şekilde bir nakide binaen davalıya verilmediğini, söz konusu alacağın davalıya ait değil davalının ablası ...'a ait olduğunu, müvekkiline nakden ödenen hiçbir para olmadığını, davalının hiçbir şekilde müvekkiline nakdi bir para vermediğini, kendisinin böyle bir durumunun da bulunmadığını, davalının işinden yeni ayrıldığını, ayrıca davalı müvekkilinin sahibi olduğu ... LİMİTED ŞİRKETİ'nde 07.01.2021 ve 14.05.2021 tarihleri arasında sigortalı işçi olarak çalıştığını, davalının müvekkiline böyle bir parayı nakden vermesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, böyle yüksek meblağda bir paranın ancak banka kanalıyla verilebileceğini, ayrıca müvekkilinin farklı zaman dilimlerinde ...'ın mantar üretim çadırı alınırken vermiş olduğu bedele ve kira alacağına ilişkin; davalıya ve ablası ...'a ödemeler yaptığını, bu kapsamda müvekkilinin davalıya 74.992,00 TL, ...'a 20.000,00 TL toplamda 94.992,00 TL ödeme yaptığını, müvekkilinin davalıya ve ablasına yapmış olduğu ödemeler, ortaklık sebebiyle yapmış olduğu masraflar ve katlanmak mecburiyetinde kaldığı zarar dikkate alındığından davalıya ve ablası ...'a kendisinin hiçbir borcu bulunmadığını, davalının müvekkiline karşı Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası kapsamında 264.800,00 TL bedelli bonoyu dayanak göstermek suretiyle kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibin kesinleştiğini beyanla öncelikle, Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası hakkında takibin tedbiren teminatsız olarak iş bu davanın kesinleşmesine kadar durdurulmasını, davanın kabulünü, 07.04.2022 tanzim ve 30.05.2022 ödeme tarihli 264.800,00 TL meblağı bononun iptali ile müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini, Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası kapsamında devam eden icra takibinin iptalini, davalı tarafın %20 den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK ‘nun 645.maddesinde kıymetli evrakın tanımı yapılmış, madde gerekçesinde ve Yargıtay kararlarında kıymetli evrakta mücerretlik ilkesinin geçerli olduğu, kambiyo senedinin temel ilişkiye bağlı tutulamayacağı ve temel ilişki ile ilintilendirilemeyeceği hükme bağlandığını, yazılı senede karşı, yazılı senet ve ispat kuralı gereği davacının iddiasının yazılı senet ile ispatlanmasının gerektiğini, takip konusu senedin kambiyo senedi niteliğinde olduğunu, davacının somut olayda ileri sürdüğü iddiaları usulen kanıtlamakla yükümlü olduğunu, davacının dava dilekçesinde sunduğu kayıtların ispat açısından yeterli olmadığını, kambiyo senedinin bedelsizliğine ilişkin olarak senede karşı senetle ispat yükümlülüğü bulunduğunu, ayrıca davacı tarafından iddia edilen ortaklık ve benzeri hususların tamamen gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin ortaklık adına kendisinden bir ücret almadığını, ortaklık adına bir ücret ortaya koymadığını, yalnızca davacıya maddi anlamda borç adı altında destek olduğunu, davacının bu desteği suistimal ettiği gibi müvekkilinin borcun ödenmesi taleplerini sürekli ertelediğini, müvekkilini maddi anlamda mağdur ettiğini beyanla davanın reddini, İİK 72/4 uyarınca alacağın%20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davacıdan alınarak davalı müvekkiline verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesince; Davacı tarafından aleyhine takibe konu edilen senedin bir dönem birlikte yaşadığı ve iş yaptığı davalının ablasından aldıkları borca karşılık teminat amaçlı nakden ve ... ibareleri yazılmadan imzalanıp davalıya verildiği, davalıdan hiç bir şekilde nakit alınmadığı, davalının ablasına yaptığı ödemeler sebebiyle herhangi bir borcu kalmadığı, davalıya bir borcu olmadığı gerekçesi ile borçlu olunmadığının tespiti için dava açılmıştır.
Davalı tarafça senedin neden alındığına dair bir beyanda bulunulmaması, davacı tarafça davalının ablasından borç alındığı, ödemeler yapıldığı şeklinde beyanlarında bulunulmuş, tanık dinletilmiş ve bir kısım dekontlar sunulmuş ise de senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğuna dair yazılı belge sunulmaması, senetteki imzaya ve miktara yönelik itiraz olmaması, senette tahrifat yapıldığına dair belge sunulmaması, davacının senet bedelini ödediğine dair yazılı belge sunmaması, söz konusu senedin davalının ablasına verilmek üzere verildiğine dair de yazılı belge sunulmaması karşısında davacının senetten dolayı borçlu olmadığını ispat edemediğinden,"
"Davanın reddine" karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ... hakkında Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan takibe karşı açılan menfi tespit davasının Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/07/2024 tarihli 2022/1177 Esas 2024/725 Karar sayılı kararı ile reddedildiğini, mahkemenin davalının senedi neden aldığına dair beyanda bulunmadığı yönündeki tespitinin gerçeği yansıtmadığını, davalı vekilinin cevap dilekçesinde senedin borç para karşılığı alındığını belirttiğini, mahkemenin yazılı belge sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 202. maddesindeki delil başlangıcı kuralına aykırı olduğunu, dosyaya sunulan whatsapp yazışmaları, mail kayıtları, para dekontları ve tanık beyanlarının taraflar arasındaki ortaklık ve gönül ilişkisini, senedin davalının ablasından alınan borca istinaden verildiğini ve davalı tarafından müvekkile nakden bir ödeme yapılmadığını ispatladığını, tanıkların davalının maddi durumunun senetteki 264.800,00 TL tutarını karşılamaya yetmediğini beyan ettiğini, davalının müvekkiline ait şirkette sigortalı işçi olarak çalıştığının sabit olduğunu, bilirkişi raporu ile senet üzerindeki yazıların müvekkilinin eli mahsulü olmadığının tespit edildiğini, senedin hukuki güvenilirliğinin kalmadığını ve ispat külfetinin yer değiştirdiğini belirterek yerel mahkemece verilen usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı ispat yükünü yerine getiremediğini, davacı müvekkilinin desteğini suistimal ettiği gibi borcunu ödemeyi sürekli erteleyerek müvekkilini maddi zarara uğrattığını, davacının iddiaları tamamen soyut olup gerçeği yansıtmadığını, davacı davaya konu icra takibine yasal süresi içerisinde borca veyahut imzaya itiraz etmediğinden takipte haciz işlemlerine geçildiğini belirterek davacının istinaf isteminin reddi ile mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır.
Davacı, istiridye mantarı üretimi yapmak için ...'tan Beykoz'da bulunan 3 adet mantar üretim çadırını 2020 yılının TEMMUZ ayında kiraladıklarını, yapılan kira ödemeleri, abonelik masraflarının hepsini müvekkili tarafından karşılandığını, söz konusu mantar üretim çadırları ...'ın Beykoz'da bulunan arazisinde bulunduğunu, müvekkili ve davalının ortaklığı süresince çadırların burada bulunduğunu, müvekkili tarafından ...'a kira ve elektirik, su gibi gider ödemeleri yapıldığını, elinde bir miktar para bulunan müvekkili bir süre sonra kiralanan mantar çadırlarını almak istediklerini, davalının, müvekkkiline elindeki parayı bu şekilde çadırlara bağlamaması gerektiğini ablası ...'ın bir miktar parası olduğunu ve söz konusu mantar üretim çadırını ablasının almasını ve kendilerininde ona kira ödemesinin daha mantıklı olacağını ve bu şekilde ablasının parasının da değerlenmiş olacağını söyleyerek müvekkiline bir teklifte bulunduğunu, müvekkilinin sevgilisi olan davalıyı kırmak istemediğini, teklifini kabul ettiğini, davalı, ablası ...'tan 110.000,00 TL para aldığını, ancak söz konusu para 3 adet mantar üretim çadırı bedeline yetmediğini, çadırların maliki 3 adet çadır için 165.000,00 TL istediğini, müvekkillinin mantar üretim çadır bedeline ilişkin, çadır maliki ...'a daha önce kiralama için ödemiş olduğu 4 aylık kira bedeli olan 24.000,00 TL'sini, ...'dan aldığını, bozuk çıkan mantar kompostunun satış bedelinin iadesinden kaynaklı alacak bedeli (... müvekkiline mantar kompostu sattığını, bu kapsamda müvekkilinin ödeme yaptığını, ... tarafından söz konusu para iade edilmediğini, çadır bedellerinden mahsup edildiğini, 11.000,00 TL'sini mahsup ettiğini, ayrıca müvekkili adına düzenlenen 5.000,00 TL tutarlı iki adet toplam 10.000,00 TL'lik çek de mantar üretim çadırları bedeli kapsamında ...'a teslim edildiğini, çek bedellerinin de ödendiğini, ...'tan söz konusu mantar çadırı 165.000,00 TL bedele alındığını, söz konusu bedelin 110.000,00 TL'si davalı ... ablası ... tarafından bakiye kalan 55.000,00 TL'si müvekkili tarafından ödendiğini, tarafların yapılan anlaşma gereği yarı yarıya sorumlu olduğu bilindiği üzere söz konusu çadır bedelinden ...'ün ayrı ayrı 82.500,00 TL oranından sorumlu olduğunu, müvekkilinin zaten 55.000,00 TL'sını kendi cebinden ... ödediğini, bu kapsamda müvekkilinin çadır bedelinden sorumluluğunun 27.500,00 TL olduğunu, bakiye kalan sorumluluğun davalıya ait olduğunu, müvekkilinin gerek davalı, gerekse de davalının ablası ...'a bu paranın kat ve kat daha fazlasını ödediğini, söz konusu mantar üretim çadırı alındıktan sonra tarafların peşini aksilikler bırakmadığını, çadırın fırtına sebebiyle yırtıldığını, tarafların bir süre üretim yapamadığını, söz konusu çadırın tamirat masrafları müvekkili tarafından karşılandığını, taraflar yapmış oldukları işbirliği kapsamında zarar ettiklerini, davalının ablası ... ve davalının eniştesi ... davalıya bir dizi sorun çıkararak, kendi paralarının ödenmediğini ve davalıya vermiş olduğu parayı batırdığını beyan ettiklerini bu kapsamda davalının müvekkiline baskı yaparak ablasının parasını ödemesini istediğini, davalının daha sonra müvekkiline kredi çekmesi gerektiği ve bu kapsamda bir kira sözleşmesi yapmalarının kredi verilmesi için şart olduğunu, başka türlü bankanın kendilerine kredi vermeyeceğini beyan etmesi üzerine davalı kendisini kiraya veren müvekkili kiracı gösteren bir adet mantar çadırı kiralama kontratı düzenlediğini, söz konusu kontratın bir kredi teminatı olarak verildiğini bilen ve sevgilisinin zor duruma düşmesinin önüne geçmek isteyen müvekkili davacı söz konusu kira kontratını imzaladığını, ablasının ve eniştesinin kendisine çok fazla baskı yaptıklarını, bu sebeple aile ilişkilerinin bozulduğunu dile getirmiş ve müvekkiline teminat amacıyla senet vermesinin gerektiğini söylediğini, müvekkili, sevgilisi olan davalının bu sebeple psikolojik sıkıntılar çektiğini ve onu rahatlatmak adına davalının ablasının eşi olan ...'a talebi üzerine mantar çadırına vermiş oldukları katkı ve kiralama bedeli olarak 264.800,00 TL bedelli senedi, bir çok yerini boş bırakarak ( nakden, ... ibareleri müvekkilim tarafından yazılmamıştır.) verdiğini, müvekkilinin amacının davalının ablasından almış olduğu 110.000,00 TL'den ve kira ödemelerinden bakiye kalan borcun teminat altına alınarak davalının ablası ve eniştesi tarafından rahatsız edilmesinin önüne geçtiğini, söz konusu senedin bu kapsamda verildiğini, davaya konu senedin hiçbir şekilde bir nakide binaen davalıya verilmediğini, söz konusu alacağın davalıya ait değil davalının ablası ...'a ait olduğunu, müvekkiline nakden ödenen hiçbir para olmadığını, davalının hiçbir şekilde müvekkiline nakdi bir para vermediğini, kendisinin böyle bir durumunun da bulunmadığını, davalının işinden yeni ayrıldığını, ayrıca davalı müvekkilinin sahibi olduğu ... LİMİTED ŞİRKETİ'nde 07.01.2021 ve 14.05.2021 tarihleri arasında sigortalı işçi olarak çalıştığını, davalının müvekkiline böyle bir parayı nakden vermesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, böyle yüksek meblağda bir paranın ancak banka kanalıyla verilebileceğini, ayrıca müvekkilinin farklı zaman dilimlerinde ...'ın mantar üretim çadırı alınırken vermiş olduğu bedele ve kira alacağına ilişkin; davalıya ve ablası ...'a ödemeler yaptığını, bu kapsamda müvekkilinin davalıya 74.992,00 TL, ...'a 20.000,00 TL toplamda 94.992,00 TL ödeme yaptığını, müvekkilinin davalıya ve ablasına yapmış olduğu ödemeler, ortaklık sebebiyle yapmış olduğu masraflar ve katlanmak mecburiyetinde kaldığı zarar dikkate alındığından davalıya ve ablası ...'a kendisinin hiçbir borcu bulunmadığını, davalının müvekkiline karşı Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası kapsamında 264.800,00 TL bedelli bonoyu dayanak göstermek suretiyle kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibin kesinleştiğini belirterek davanın kabulünü, 07.04.2022 tanzim ve 30.05.2022 ödeme tarihli 264.800,00 TL meblağı bononun iptali ile müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini, Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası kapsamında devam eden icra takibinin iptalini, davalı tarafın %20 den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tanık beyanına karşı yazılı beyanında, müvekkilinin söz konusu çadırları işletme açısından bir harekette bulunmadığını, kar ve zarara dahi ortak olmadığını, müvekkilinin bu parayı ablasından alma sebebinin davacıyla ortak olmak değil, davacıya aralarındaki samimiyet sebebiyle borç para vererek destek olmak olduğunu, ancak davacının bu desteği suistimal ettiğini, borcun ödenmesi taleplerini sürekli ertelediğini belirtmiştir.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
15/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" İnceleme konusunu oluşturan; 07.04 2022 Düzenleme Tarihli Düzenleme Yeri: İstanbul, 30.05.2022 Tediye Tarihli Borçlusu: ... olan ve ... emrine düzenlenmiş 264.800 TL (İkiyüzatmışdörtbin sekizyüz Türk Lirası) bedelli senet ön yüzde bulunan 2 adet borçlu imzası ile; Davacı ...”e ait medarı tatbik-örnek imzaların göstermiş oldukları işleklik dereceleri, alışkanlıkları, tersim, istif, meyil, seyir, sürat, istikamet ve tazyik gibi grafolojik ve grafometrik özellikleri bakımından dosyada mevcut mukayese belgelerine kıyasen benzer yapı ve görünümde imza olmaları nedeniyle 07.04.2022 Düzenleme Tarihli ve 264.800 TL (İkiyüzatmışdörtbin sekizyüz Türk Lirası) bedelli senet ön yüzde bulunan 2 adet borçlu imzasının davacı ...'in ELİ MAHSULÜ OLDUĞU, Diğer bir ifadeyle 07.04.2022 Düzenleme Tarihli ve 264.800 TI. (İkiyüzatmışdörtbin sekizyüz Türk Lirası) bedelli senet ön yüzde bulunan 2 adet borçlu imzasının davacı ... tarafından atılıp imzalandığı," belirtilmiştir.05/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;"07.04.2022 Düzenleme Tarihli ve 264.800 TL (İkiyüzatmışdörtbin sekizyüz Türk Lirası) bedelli senet ön yüzde bulunan “30.05.2022-nakden-...-İstanbul” el yazısı ve rakamlarının davacı ...’in ELİ MAHSULÜ OLMADIĞI," belirtilmiştir.
Mahkemece tanıklar dinlenmiş, ... yazışmaları dosya içine alınmış ve davacı tarafından dekontlar ibraz edilmiştir.
Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır .Fakat, menfi tespit davasını açan davacı ( borçlu ), davalının varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK'nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya ( borçluya ) düşer. Bunun gibi, davacı ( borçlu ), davalının iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer ( Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372 ).
Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından aleyhine takibe konu edilen senedin bir dönem birlikte, iş yaptığı davalının ablasından aldıkları borca karşılık teminat amaçlı nakden ve ... ibareleri yazılmadan imzalanıp davalıya verildiğini, davalıdan hiç bir şekilde nakit almadığını, davalının ablasına yaptığı ödemeler sebebiyle herhangi bir borcu bulunmadığını belirterek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava ettiği, 15/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda, senetteki imzanın davacının eli ürünü olduğu, 05/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda, senet ön yüzde bulunan “30.05.2022-nakden-...-İstanbul” el yazısı ve rakamlarının
davacı ...’in eli mahsulü olmadığı, tespit edilmiş ise de, Yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere, açığa senet düzenlenmesi mümkündür. Senedin boş olan kısımlarının sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerekir.( Yargıtay 19. H.D E. 2011/8731,K. 2011/11501 T. 27.9.2011 ) Davacı bu hususta yazılı delil ibraz edemediği iddiasını yazılı olarak ispat edemediği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından icra takibine konu bonoyu ödediğini ileri sürmüş ise de bu iddianın davacı tarafından yazılı olarak ispat edilmesi gerektiği, dekontlarda senede ödeme yapıldığına dair bir atıf bulunmadığı davacının iddiasını yazılı belge ile ispat edemediği anlaşılmakla mahkemece sübut bulmayan davanın reddine dair verilen karar dosya kapsamına göre yerindedir.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun (Kapatılan) Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/07/2024 tarih ve 2022/1177 E., 2024/725 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 17/09/2026