Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/988 E. 2026/1419 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/988
Karar No
2026/1419
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2026/988

KARAR NO : 2026/1419

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 06/05/2026

NUMARASI : 2024/636 E. - 2026/386 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/09/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibin konusunun değişik vade ve her biri 15.000 TL.lik üç adet senet olduğunu, takip sonrası müvekkilinin maaşından bir kısım kesintiler yapılarak icra dosyasında tahsilatlar yapıldığını, senetteki imzaların müvekkili ...'ya ait olmadığını, müvekkilinin imzaları başkası tarafından atıldığını, senetlerin bu nedenle sahte olduğunu, müvekkili aleyhine açılan İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasıyla açılmış olan takibin öncelikle tedbiren durdurulmasını, davalı alacaklıya takip tarihi itibariyle borçlu olmadığının tespitine, yargılama sürecinde cebri icra nedeniyle ödenmek zorunda kalınacak tutarın istirdadını, davalı alacaklı aleyhine %20'den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının icra mahkemesinde imzaya itiraz edebileceğinden menfi tespit davası açmasında hukuki yararı olmadığı için hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesini, davacı aval veren sıfatı ile borçtan sorumluluğu esas olup imzanın sahte olup olmadığına ilişkin araştırma yükümlülüğünün bulunmadığını, müvekkilinin ağır kusur veya kötüniyeti olmadığından aleyhe kötüniyet tazminatına hükmedilmesine ilişkin haksız talebinin reddi gerektiğini, tamamen art niyet ile hareket edip müvekkili şirketin haklı alacağını sürüncemede bırakan davacının haksız davasının reddi ile alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, Bölge Adliye Mahkemesi kararı öncesinde;

"Dava, icra takibinden sonra açılan ve takibe konu edilen senetler nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ile cebri icra nedeniyle ödenmek durumunda kalınan paranın istirdatı istemine ilişkindir. .. davacı avalist tarafından imzalanmayan senetlerden davacının hukuken sorumlu tutulması mümkün değildir. Davaya konu senetlerdeki sahte imzanın hukuki nitelendirmesine gelince, bilindiği üzere, Sahtelik Def'i, mutlak def'i olduğundan herkese karşı ileri sürülebilir. Öte yandan, sahtelik defi senet metninden kaynaklanan mutlak defi olduğundan senedin iktisabında iyi niyetli olunmasının sonuca etkisi yoktur. Bu nedenle söz konusu senetlerden ve icra takibinden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, yargılama sırasında davacının cebri icra tehdidi altında maaşından kesinti yapılmak suretiyle ödemek zorunda kaldığı ve İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün dava tarihi itibariyle yaptığı kapak hesabına göre belirlenen 7.392,00 TL' nin davalıdan istirdadına karar vermek gerekmiştir ... davalı alacaklının davacı borçlu aleyhine takip yapmakta haksız ve kötü niyetli olduğu, İİK'nın 72/5. maddesinde düzenlenen yasal koşulları oluştuğundan davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilerek..." şeklinde karar verilmiş, işbu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44 .HD. 2022/209 E. 2024/1558 K. sayılı kararında;"...Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin (borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır. “imzanın sahte olması” iddiası senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. Somut olayda, davacı tarafından icra takibine konu bonolardaki imzanın müvekkiline ait olmadığı gerekçesi ile menfi tespit davası açılmış olup HGK kararlarına göre imzaya itiraz davasında ispat yükümlülüğü davalı alacaklıya ait olduğu, dava konusu bonoların düzenleme tarihinin 23/08/2005 tarihi olduğu mukayese imzaların bonoların düzenleme tarihinden çok sonrasına ait olduğu ve davacının huzurda imza örnekleri alınmadan eksik incelemeye dayalı rapora istinaden davanın kabulüne dair verilen karar hukuken yerinde değildir. Bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davacının huzurda imza örnekleri alınarak ve bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması için dosyanın mahkemeye iadesine..." karar verilmiş, istinaf kararı sonrasında dosya Mahkememizin yukarıda belirtilen esas sırasına kaydedilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk Derece Mahkemesince; BAM istinaf kararında vurgulanmakla, yerleşik içtihatlar ve HGK kararlarına göre imza inkarına dayalı menfi tespit davalarında senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfetinin davalı alacaklı üzerinde olduğu, İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına dayanak 23/08/2005 düzenleme tarihli 18/09/2005 vade tarihli 15.000 TL, 30/09/2005 vade tarihli 15.000 TL ve 17/10/2005 vade tarihli 15.000 TL bedelli üç adet bonoda yer alan avalist ve ikinci ciranta imzalarının davacı ...'ya ait olmadığı, bonolarda davacıya atfen atılan imzaların davacının eli ürünü olmadığı, hem dava konusu bonoların 23/08/2005 düzenlenme tarihinden öncesine ait mukayeseye esas belge asılları hem de davacının huzurda alınan imza örnekleri toplanarak grafolog bilirkişiden alınan kök ve ek raporlar ile imzaların davacıya ait olmadığının tespit edildiği, kambiyo evrakı olan bonolardaki imza davacıya ait olmadığından davacının bonolar sebebiyle hukuken sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, başka bir anlatımla davacının takibe dayanak bonolar nedeniyle davalı hamile herhangi bir borcunun bulunmadığı, senetteki sahte imzanın hukuksal nitelendirmesine gelince sahtelik defi mutlak defilerden olduğundan herkese karşı ileri sürülebileceği, sahtelik defi senet metninden kaynaklanan mutlak defi olduğundan senedin iktisabında davalının iyi niyetli olmasının da sonuca etkili olmadığı, davalının bonolardaki imzanın davacı - borçluya ait olduğunu ispat edememesi karşısında davacının sahte imzalar nedeniyle senetlerden sorumluluğu bulunmadığından,"

Davanın KABULÜ ile,

1-İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile işbu icra takibine temel teşkil eden 23/08/2005 düzenleme tarihli 18/09/2005 vade tarihli 15.000 TL bedelli, 30/09/2005 vade tarihli 15.000 TL bedelli ve 17/10/2005 vade tarihli 15.000 TL bedelli üç adet bono nedeniyle davacının davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,

2-Davacının cebri icra baskısı altında ödemek zorunda kaldığı 7.392,00 TL.nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

3-Davacının kötü niyet tazminatı talebinin yasal koşullar oluşmadığından REDDİNE, karar verilmiştir.

İSTİNAF:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından İstanbul 3. İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyasına konu çeklerdeki imzaların kendisine ait olmadığı iddiasıyla açılan menfi tespit davasında yerel mahkemece verilen kabul kararının hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun görev tanımı dışına çıkılarak ve eksik inceleme ile tanzim edildiğini, 2005 keşide tarihli senetler için 2015-2017 yıllarına ait imza örneklerinin karşılaştırılmasının hatalı olduğunu, davacının 2005 yılına ait imza örneklerinin celp edilerek inceleme yapılması gerektiğini, önceki tarihli istinaf kararında da belirtilen eksikliklerin giderilmediğini, bilirkişi tarafından dava konusu senetlere yakın tarihli imza örneklerinin temin edilmediğini, davacının aval veren sıfatıyla borçtan sorumlu olduğunu ve imzanın sahteliğinin aval verenin taahhüdünü etkilemeyeceğini, İcra ve İflas Kanunu uyarınca imzaya itirazın 5 gün içinde icra mahkemesine yapılması gerekirken davacının bu süreyi kaçırdığını, İstanbul 3.İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında takibin kesinleştiğini ve maaş haczi yapıldığını, davacının kötü niyetli olarak yıllar sonra menfi tespit davası açtığını, bilirkişi ... tarafından hazırlanan kök ve ek raporların kabul edilemez olduğunu, Adli Tıp Kurumu uzman heyeti tarafından yeniden inceleme yapılması gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP DİLEKÇESİ

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, verilen karara rağmen davalı taraf istinaf gerekçelerinde raporun eksik inceleme sonucunda tanzim edildiği, 2005 yılına ait imza örneklerinin celp edilerek incelemeye esas alınmadığı, menfi tespit davasının kötüniyetli şekilde açıldığı gibi süreci uzatmaya yönelik ve dayanağı olmayan iddialarda bulunduğunu, BAM bozma kararı doğrultusunda müvekkilinin senetlerin düzenleme tarihinden öncesine yönelik imza örnekleri araştırıldığını ve mahkeme huzurunda da imza örnekleri alınarak rapor tanzim edildiğini, müvekkilinin senetlerin tanzim tarihine en yakın tarihli imza örnekleri mukayese edilerek hazırlanmış olup hüküm kurmaya elverişli olduğunu belirterek davalının istinaf isteminin reddi ile mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dairemizin iade kararında,Somut olayda, davacı tarafından icra takibine konu bonolardaki imzanın müvekkiline ait olmadığı gerekçesi ile menfi tespit davası açılmış olup HGK kararlarına göre imzaya itiraz davasında ispat yükümlülüğü davalı alacaklıya ait olduğu, dava konusu bonoların düzenleme tarihinin 23/08/2005 tarihi olduğu mukayese imzaların bonoların düzenleme tarihinden çok sonrasına ait olduğu ve davacının huzurda imza örnekleri alınmadan eksik incelemeye dayalı rapora istinaden davanın kabulüne dair verilen karar hukuken yerinde olmadığı, Kaldı ki kabule göre de; davanın imza inkarına dayalı menfi tespit davası olduğu, davacının kefil olup, dava dilekçesinde dava değerinin 74.066,50 TL olduğu, mahkemece yargılama sırasında dosya kapak hesabına göre, dava değerinin 152.822,31 TL olarak belirlenerek bu miktar üzerinden harcın tamamlatılması ve davalının imzanın davacıya ait olup olmadığını bilebilecek durumda olup olmadığı tartışılmaksızın, %20 oranında tazminatın tamamlatılan miktar üzerinden hesaplanmasının da yerinde olmadığı" belirtilmiştir.

Davacı vekili tarafından, müvekkili aleyhine İstanbul 3. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatıldığını, takibinin konusunun değişik vade ve her biri 15.000 TL., bedelli üç adet senet olduğunu, takip sonrası müvekkilinin maaşından bir kısım kesintiler yapılarak icra dosyasına tahsilatlar yapıldığını, senetteki imzaların müvekkili ...'ya ait olmadığını, müvekkilinin imzaları başkası tarafından atıldığını senetlerin bu nedenle sahte olduğunu ileri sürmüştür.

Davanın konusu İstanbul 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında takibe konu bonolardaki imzaların davacıya ait olmadığı bahisi ile icra takibinden sonra açılan menfi tespit ve cebri icra nedeniyle ödenen paranın istirdadı davasıdır.

İstanbul 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında, davalı ... tarafından borçlular (dava dışı) ... ve ... hakkında 3 adet bonoya istinaden kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır.

İcra takibine konu bonolar, 18/09/2005 vade tarihli, 15.000,00 TL bedelli; 30/09/2005 vade tarihli, 15.000,00 TL bedelli ve 17/10/2005 vade tarihli, 15.000,00 TL bedelli bonolardır.

Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı ve Adli Tıp Uzmanı Grafolog Bilirkişisi ...'a ait 22.04.2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Laboratuar ortamında, büyüteç stereomikroskop,...kaynağı beyaz ışık değişik açılardan verilen ışik işinları altında ve yüksek çözünürlü scanner tarayıcı....cihazları ve bilgisayar programları ile taranarak analitik incelemeye ve objektif denetime uygun hale getirildikten sonra grafolojik ve kaligrafik esaslar dahilinde tarafımdan yapıları incelemede; Tetkik konusu senet asıllarındaki kefil ve ciro olarak görünen ... ismine atfen atılı imzaların ...'ya ait mukayese imzalar arasında; Tersim tarzı bakımından mukayese imzaların (T) harfi ile başladığı, harfin inen kolu sağa eğimli yapılarak dairesel bir hareket oluşturulup sağa doğru gramalar yapıldığı son gramanın alt ucundan sağa-sola-sağa çizgi çekilerek imzaların bitirildiği bu şablon içerisinde kısmi farklılıklar gösterebildiği, tetkik konusu imzaların da (T) harfi ile başladığı, inen kolundan (u) harfine benzer gramalar yapıldığı son gramanın ucundan sağa ve sola çizgiler çekilerek imzaların bitirildiği bu itibarla imzaların başlangıcı olan (T) harfinin gövdelendirilişi, kol yapılanması, gramaların oluşturuluşu, çizgisel hareketlerin biçimlenmesi, devinim noktaları, işleklik derecesi, ebat, meyil, istikamet, seyir, sürat, istif, kalem alışkanlıkları ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlik bulunmadığı, Tetkik konusu 23.08.2005 düzenleme tarihli alacaklısı ... borçlusu..., kefili ... olarak görünen 18.09.2005 - 30.09.2005 ve 17.10.2005 ödeme her bir 15.000,00 TL'lik üç adet senet aslındaki kefil ve ciro ... ismine atfen atılı imzalarının ...'nın eli ürünü olmadığı kanaatine varılmıştır." şeklinde tespit edilmiştir.

10.02.2021 tarihli EK bilirkişi raporunda özetle ; "Tetkik konusu 23.08.2005 düzenleme tarihli alacaklısı ... borçlusu..., kefili ... olarak görünen 18.09.2005-30.09.2005 ve 17.10.2005 ödeme her biri 15.000,00 TL'lik üç adet senet aslındaki kefil ve ciro ... ismine atfen atılı imzalarının ...'nın eli ürünü olmadığı kanaatine varılmıştır." şeklinde belirtilmiştir.

Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır. “imzanın sahte olması” iddiası senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir.

İade kararımız üzerine mahkemece yeniden bilirkişi incelemesi yaptırıldığı ve grafoloji ve sahtecilik uzmanı bilirkişi ... tarafından tarafından düzenlenen bilirkişi raporu ve ek raporunda dava konusu bonolardaki imzanın davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği, incelemede davacıya ait istiktap tutanağının mevcut bulunduğu ve bilirkişi incelemesinin, Laboratuvar ortamında bulunan ve belge/doküman incelemelerinde kullanılan (... vb.) normal, ultraviyole ve ınfrared gibi farklı ışık kaynaklarına da sahip olan optik cihazların, dalga boyları ve filtre özellikleri altında grafolojik ve grafometrik analizleri de yapılmak suretiyle inceleme yapıldığı, ek raporda bilirkişi tarafından, davacı ... isimli şahıstan yeniden başka mukayeseye esas imza örnekleri temin edilse dahi kanaatinin değişmeyeceği ve nihai kanaatinin aynı yönde olacağının belirtildiği, bilirkişi raporunun ve ek raporunun dosya kapsamına göre yeterli olduğu, davalı alacaklı tarafından mukayese imzaların belirtilmesi gerektiği, buna dair somut bir beyanın bulunmadığı anlaşılmakla mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar yerindedir.

Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/05/2026 tarih ve 2024/636 E., 2026/386 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.059,55 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 2.000,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.059,55 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 17/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/988, K. 2026/1419, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-988-e-2026-1419-k-b8d139bdba98