Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/615 E. 2026/1073 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/615
Karar No
2026/1073
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO : 2026/615

KARAR NO : 2026/1073

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 16/03/2026

NUMARASI: 2024/350 E. - 2026/226 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/06/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin babaları olan muris ...'ın 20.10.2011 tarihinde ... Devlet Hastanesinde kanser hastalığından vefat ettiğini, murisin ölümünden sonra davalının, murise ait olduğunu beyan ettiği 05.09.2011 keşide, 06.01.2012 vade tarihli 90.000 TL miktarlı bonoyu protesto etmeksizin, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takip başlattığını ve dedelerinden intikal eden taşınmaz hakkında cebri satış işlemlerine giriştiğini, murisin ağır hastalığı döneminde 90.000 TL miktarlı böyle bir senede imza atma ve karşılığında para almasının ihtimal dahilinde olmadığı gibi, kefil bile alınmadan 90.000 TL miktarlı bono alınmasının, ölüm tarihinden 45 gün önce kimsesiz-yaşlı ve hasta murisin bu tutarda davalıdan borç para aldığının, bono imzalayıp verdiğinin ileri sürülmesinin hayatın olağan akışına da ters olduğunu, senedin hile, ikrah veya bir ihtimal cebir ve şiddet uygulanarak zorla imzalattırılmış olduğunu, miras bırakanın yıllar önce eşinden ayrıldığını, yalnız bir yaşam seçtiğini, vekil edenlerle arasındaki ilişkinin de bittiğini, yaşamı boyunca düzenli bir işi, geliri ve doğru dürüst kalacak yeri bulunmadığını, kanser hastalığına yakalandığını, yaşının ve hastalığının etkisiyle ruhsal ve bedensel büyük bir çöküntüye uğradığını, günlerini kanser hastalığının doğal sonucu olarak yatarak geçirdiğini ve kimsesizler mezarlığına defnedilecek kadar yoksulluk içinde öldüğünü, 90.000,00 TL gibi büyük bir miktar parayı 45 gün içinde harcamasının da mümkün olmadığını, kendisinden kalan bir para-banka hesabı da bulunmadığını, hiçbir malının bulunmadığını, senedin tanzim tarihi 05.09.2011 olup bu tarihten 45 gün sonra 20.10.2011 tarihinde ölümün gerçekleştiğini, senedin hastalığın en ağır döneminde, halk dilinde ifade ile "ölüm döşeğinde" imzalattırılmış olduğunu, senedin tanzim edildiği 05.09.2011 tarihi itibarı ile murisin tedavi gördüğü sağlık kuruluşu ile tedavisini üstlenen doktorlarından gerekli bilgi ve raporların alınması gerektiğini, ayrıca senet üzerindeki yazıların hiçbirinin murisin eli ürünü olmadığını, miktar-vade vesair kısımların sonradan doldurulduğunu, miktar kısmında oynamalar yapıldığını, örneğin yazı ve rakam kısmında 10.000,00 TL'nin 90.000,00 TL şeklinde değiştirilmiş olduğunu, teknik bilirkişi incelemesi gerektiğini, murisin ekonomik sosyal durumu da araştırılarak, muris ...’ın davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibe konu 05.09.2011 keşide, 06.01.2012 vade tarihli 90.000 TL miktarlı senedin ve bu senede dayanılarak vekil edenlerinin aleyhine.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile yapılmakta olan icra takibinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;

müvekkilinin muris ... ile uzun yıllar komşuluk etmiş olan, çevresinde tanınan saygın bir kişi olduğunu, dava konusu bononun gerçek ve geçerli olduğunu, tam fiil ehliyetine sahip muris ...'ın iradesini sakatlayan bir sebep bulunmadığını, bonunun geçersiz olduğunu ispat yükünün davacı tarafa ait bulunduğunu, bononun sebepten bağımsız olduğunu, davacıların murisinin 2011 yılının Eylül-Şubat-Ekim aylarında noterliklerde işlemler yaptığını ve fiil ehliyetinin tam olduğunun noterliklerce tespit edilip yazılmış olduğunu, ayrıca davacılar tarafından ....İcra HM .... E dosyasında imza itirazı üzerine grafolog incelemesi yapılarak davanın reddine karar verildiğini, bonoya dayalı menfi tespit davasında hayatın olağan akışının ispat vasıtası olamayacağı, yazılı delille ispat gerektiğini, davanın kötüniyetle açıldığını belirterek, davanın reddi ile İİK.m.72 uyarınca müvekkili lehine %20 tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

ÖNCEKİ KARARLAR:

İlk derece mahkemesinin 2015/1092 esas, 2021/203 karar sayılı sayılı, 26/03/2021 tarihli kararı ile; " Kambiyo evrakı sebepten mücerret olmakla, nakden kaydı içeren ve kayıtsız şartsız para borcu ikrarı içeren bononun geçersizliği konusunda ispat yükünün davacı tarafta olduğu, bononun keşidesi sırasında keşideci murisin fiil ehliyetini haiz olmadığı veya iradesinin hata-hile-cebir-tehdit vb ile sakatlandığı her türlü delille ispat edilebilirse de, davacılar vekilince bu hususu ispatlayan bir delil sunulamadığı, bonoda tahrifat bulunmadığının da uzman bilirkişi raporuyla tespit olunduğu, alınan ATK raporu ve bilirkişi raporuna göre keşideci murisin akli melekelerinin yerinde olduğu ve gördüğü tedavi ve hastalıklarının hukuki işlem ehliyetini etkileyecek mahiyette olmadığı, dosyanın mevcut delil durumu itibariyle sadece "hayatın olağan akışına aykırılık" gerekçesiyle kambiyo evrakına dayalı takip dosyasında menfi tespite karar verilemeyeceği hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, davadaki iddialar ispatlanamadığından davanın reddine, takip dosyasında infaz edilmiş bir ihtiyati tedbir kararı bulunmadığından İİK md 72/4 hükmü uyarınca davalının tazminat talebinin de reddine'' karar verilmiş ve davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması neticesinde Dairemizin 2021/940 esas, 2024/939 karar sayılı, 16/05/2024 tarihli kararı ile; ''Toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ile tarafların iddia ve savunmaları birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu senedin, mirasbırakanın ağır hastalığı sırasındayken yaklaşık 45 gün önce imzalanmış olduğu, mirasbırakanın okur yazar olmadığı, bu hususun dosyaya sunulan noter evrakı ile de sabit olduğu, senet üzerinde hem parmak izi hem de imza bulunduğu, her ne kadar bir kimsenin okuma yazma bilmemesine rağmen, imza kullanarak kambiyo senedi düzenlemesinin mümkün olduğu kabul edilebilir ise de, Mahkemece mirasbırakanın daha önce imza kullanıp kullanmadığının araştırılmadığı, zira senet tarihi ile noter evrakı tarihinin de aynı olduğu, İstanbul 23. İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/67 Esas sayılı dosyasında alınan grafolog bilirkişi raporunda, keşideci imzasının mirasbırakanın eli ürünü olup olmadığı araştırıldığına göre, anılan dava dosyasının getirtilip incelenerek, raporun bir nüshası dosya arasına alındıktan sonra, yukarıda belirtilen tüm hususlar 6100 sayılı HMK'nın 206.maddesi çerçevesinde birlikte değerlendirilip, Mahkemece varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik araştırma ile karar verilmiş olması yerinde görülmediğinden davacılar vekilinin istinaf isteminin kabulü ile; mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına'' karar verilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesi 2024/350 esas, 2026/226 karar sayılı, 16/03/2026 tarihli kararı ile; 'İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin iade kararı doğrultusunda İstanbul 23.İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/67 E. 2013/1113 K.sayılı dosyası fiziken getirtilerek davamız dosyası arasına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinde; Davacılar - ... .... ve ... vekili tarafından davalı ... aleyhine, 21.01.2013 tarihinde, alacaklı yanca müvekkillerinin babaları tarafından verilmiş olan bonoya dayalı olarak, babalarının ölmesi sebebi ile mirasçı sıfatıyla, müvekkilleri aleyhine takibe girişildiğini, ancak takibe konu senetteki imzaların müvekkillerinin murisi ...'a ait olmadığını, beyanla itirazlarının kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmesini istedikleri, yapılan yargılama sonunda davacı yanca bildirilen yerlerden getirtilen ...' ın toplanan yazı ve imzalarıın, takibe dayanak edilen senetteki imzalar ile karşılaştırılarak incelenmesi ile grafoloji uzmanı bilirkişiden alınan 21/11/2013 tarihli raporda, takip konusu senetteki imzanın muris ...'a ait olduğu saptanması üzerine davacıların imza itirazının reddine karar verildiği, hükmün temyiz edilmediği ve kesinleştirilmediği anlaşılmıştır. İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi 23.01.2026 tarihli raporunda dava konusu senetteki imzaların muris ... eli ürünü olduğu yönünde rapor vermiştir. Alınan bu rapor ile İstanbul 23. İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/67 E. 2013/1113 K.sayılı dosyasından alınan aynı yöndeki bilirkişi görüşü de bu şekilde ATK tarafından uygun bulunmuştur. Sonuç olarak alınan ATK raporlarına göre davalıların murisi ...'ın dava ve takip konusu senedi imzaladığı sırada herhangi bir akıl hastalığı veya zayıflığının bulunmadığı, tam fiil ehliyetine sahip olduğu, senetteki imzalın da kendisine ait olduğunun İstanbul 23. İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/67 E. 2013/1113 K.sayılı dosyasından alınan rapor ve bu raporu doğrulayan İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi 23.01.2026 tarihli raporu ile de doğrulandığı, senedin geçerli olduğu anlaşılmış olmakla davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Yargılama devam ederken davacılar vekili tarafından verilen 02/06/2025 tarihli ihtiyati tedbir talepli dilekçesi ile....İcra Dairesinin 2024/33068 Esas sayılı takip dosyasıyla ilgili olarak İİK m.72/3 gereği icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş, mahkememizce bu talep kabul edilerek 03.06.2026 tarihli ara karar ile davalının....İcra Dairesinin 2024/33068 Esas sayılı dosyasında başlattığı icra takibi nedeniyle, davalının takip alacağı olan 95.236,25-TL'nin %15'ine karşılık gelen 14.285,43-TL nakit ya da kesin, her an paraya çevrilebilir, sınırlamasız banka teminat mektubunun teminat olarak davacı tarafça yatırılması/ibrazı halinde icra veznesine girecek olan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiş, teminat 04.06.2025 tarihinde Seri No; ...., Sıra No :...., Özel No :.... sayılı "Tahsilat Makbuzu" ile dosyaya yatırılmış, aynı tarihte kararın infazı için icra müdürlüğüne müzekkere yazılmış, ihtiyati tedbir kararı infaz edilmiştir. Davacılar bu tedbir kararı ile davalının alacağına geç kavuşmalarına neden olduklarından % 20 oranında kötü niyet tazminatına" karar vermiştir.

İSTİNAF:

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.03.2026 tarihli ve 2024/350 E.-2026/226 K. sayılı kararı ile muris ... tarafından düzenlendiği iddia edilen 05.09.2011 keşide ve 06.01.2012 vade tarihli 90.000 TL bedelli bono nedeniyle açılan menfi tespit davasının reddine ve davacılar aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın eksik tahkikatla sonuçlandırıldığını, tarafların tacir olmamasına rağmen uyuşmazlığın ticari senet hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, murisin ağır kanser hastası olması ve senedin düzenlenmesinden kısa süre sonra vefat etmesi sebebiyle 90.000 TL gibi yüksek bir meblağın borç alınmasının hayatın olağan akışına aykırı bulunduğunu, 05.09.2011 tarihindeki 1,75 TL kur değeri dikkate alındığında senedin ekonomik karşılığının çok yüksek olduğunu, okuma yazma bilmeyen ve ekonomik durumu zayıf bir kişiye teminatsız nakit verilmesinin kabul edilemeyeceğini, dosyaya sunulan Adli Tıp Kurumu raporunun murisin fiil ehliyeti ve imza süreci bakımından eksik ve yetersiz olduğunu, murisin irade serbestisinin ağır hastalık ve yoğun bakım süreciyle kısıtlandığını, davalının borcu ispatlayacak herhangi bir banka kaydı veya ödeme belgesi sunamadığını, tanık beyanlarının görgüye dayanmadığını ve dava konusu bonoyu doğrulamadığını, borç ilişkisinin varlığı tartışmalı olduğundan davacıların kötü niyetli kabul edilemeyeceğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulü ile davacıların borçlu olmadıklarının tespitini, İstanbul 30. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı takip dosyasının iptalini, kötü niyet tazminatının kaldırılmasını, istinaf sonuna kadar icra ve satış işlemlerinin durdurulması için tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP:

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu bonodaki imzanın muris ...'a ait olduğunun İstanbul 23. İcra Hukuk Mahkemesi dosyasında alınan grafoloji raporu ve İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi raporu ile kesin olarak tespit edildiğini, murisin senedin düzenlendiği tarihte akli melekelerinin yerinde olduğu ve fiil ehliyetini ortadan kaldıracak bir durum bulunmadığının Adli Tıp Kurumu tarafından belirlendiğini, davacı tarafın ağır hastalık iddiasının varsayıma dayalı olduğunu, kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olması nedeniyle borcun sebebi ve ödeme şekline ilişkin tartışmaların senedin geçerliliğini etkilemediğini, dosyada dinlenen tanık beyanlarının murisin davalıya borcu olduğunu doğruladığını, davacıların imzanın murise ait olduğu sabit olmasına rağmen icra takibini engellemek amacıyla yargılamayı sürdürdükleri için yerel mahkemece hükmedilen yüzde 20 kötüniyet tazminatının yerinde olduğunu, bu nedenlerle davacı tarafın istinaf başvurusunun reddedilerek İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 16.03.2026 tarih ve 2024/350 E.–2026/226 K. sayılı kararının onanmasını talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava; İİK'nın 72. maddesi kapsamında bonoya yönelik menfi tespit istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin kabulüne karar verildiği, davacılar vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.

Dairemizin yukarıda anılı kaldırma kararından sonra mahkemece davacıların murisine ait imzaları içerir belge asıllarının celp edildiği, bilahare dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesine gönderildiği, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesinin 22.01.2026 tarihli raporunda dava konusu bonodaki keşideci imzasının muris ...'ın eli ürünü olduğunun kesin olarak tespit edildiği görülmüştür. Mübrez rapor ile mahkemece fiziken celp edilen İstanbul 23. İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/67 E. 2013/1113 K.sayılı dosyası kapsamında alınan rapor içeriklerinin örtüştüğü, mevcut raporun yeterli incelemeye dayalı olduğu, yeniden rapor alınmasını gerektirir aksi yönde bir delilin bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacılar vekili tarafından, murisin ölüm tarihinden 45 gün önce davalıdan borç para alıp bono vermesinin hayatın olağan akışına ters olduğu, okuma yazma bilmeyen bir kişiden alınan imzanın baskı veya yönlendirme sonucu alınıp alınmadığı ile ağır hastalık ve senedin düzenleme zamanının yeterince araştırılmadığı, Adli Tıp Kurumu raporunda murisin fiil ehliyetine ilişkin kesin bir tespit yapılmadığı ileri sürülmüş ise de okuma yazma bilmemesine rağmen, imza kullanılarak kambiyo senedi düzenlemesinin mümkün olduğu, murisin ... Noterliği'nin 03/10/2011 tarihli düzenleme şeklinde vekaletnamesinde, murisin el yazısı ile isim soyad, imza ve okudum yazısının bulunduğu, mahkemece dinlenen tanıkların görgüye dayalı beyanları kapsamında; davacıların babası olan muris ...'ın 4 dil bildiğini, belirli bir geliri olmadığını, arkadaşlarından yardım aldığını, hatta kendilerinin de yardım ettiklerini, konuşmalarında zaman zaman (davalı) ...'a da çok borçlandığını, tarlasını satmak için birilerine göstereceğinden ve çok borcu olduğundan söz ettiğini, hastaneye yatınca kimsenin ilgilenmediğini, mahalleden bir esnafın yanında refakatçi kaldığını ifade ettikleri, davacıların aksi yöndeki baskı yahut yönlendirme olduğuna yönelik iddialarının sübut bulduğunu gösterir herhangi bir delilin mevcut olmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca dosyada mübrez ATK 4. İhtisas Kurulunun 28.08.2019 tarihli raporuna göre muris ...'ın dava ve takip konusu senedi imzaladığı sırada herhangi bir akıl hastalığı veya zayıflığının bulunmadığı, tam fiil ehliyetine sahip olduğunun kesin olarak tespit edildiği görülmüştür. Dolayısıyla hükme esas alınmaya elverişli mevcut deliller kapsamında geçerli olan bonodan dolayı keşidecinin hukuki halefleri olan mirasçıların sorumlu oldukları sonucuna varılmasında ve davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

Bahsi geçen Dairemizin kaldırma kararından sonra davacılar vekilli tarafından ihtiyati tedbir talep edildiği, mahkemece 03.06.2025 tarihli ara karar ile icra veznesine girecek olan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir konulmasına karar verildiği, teminat yatırılmakla ihtiyati tedbir kararının uygulandığı görülmüştür. İİK'nın 72/4. maddesi; "Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez." hükmünü içermekte olup alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alması gerekmektedir. Ayrıca ihtiyati tedbir kararı dairemizin kaldırma kararından sonra verilip uygulanmakla usuli müktesep hak teşkil etmediği saptanmış olup davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle istinaf edenin sıfatı ile HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan inceleme neticesinde davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../03/2026 tarih ve 2024/... E. 2026/... K. sayılı kararına karşı, davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken harçlar peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/615, K. 2026/1073, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-615-e-2026-1073-k-fbb584fdc520