Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1467 E. 2026/1421 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1467
- Karar No
- 2026/1421
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1467 - 2026/1421 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1467 KARAR NO : 2026/1421 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/12/2018 NUMARASI : 2017/450 E. - 2018/510 K.
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/12/2018 Tarih ve 2017/450 Esas - 2018/510 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, dava konusu marka ile müvekkili markalarının esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu ve davaya konu markada söz konusu esas unsurun aynen kullanıldığını, soldan sağa okuma ilkesi ile “...” ibaresinin "..." anlamına geldiği ve hiçbir ayırt ediciliğinin bulunmadığı hususlarının birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu markanın esas unsurunun da “...” ibaresi olduğunun netlik kazandığını, dolayısı ile dava konusu marka başvurusu ile müvekkilinin markalarının esas unsurlarının da birebir aynı olduğunu, gerek markanın başında yer alan ibare olması, gerek daha baskın nitelikte puntolarla ve turuncu renk ile vurgulayıcı şekilde yazılması nedenleri ile itiraza konu marka başvurusunun ayırt edici baskın unsurunun "..." ibaresi olduğunu, bu durumun markaların genel itibariyle de benzer olmasına yol açtığını, müvekkilin "..." unsurlu markalarını yoğun kullanımı ve yalnızca ilgili tüketici kesimi değil, farklı sektörlerde de bilinir hale gelmiş olması sebebiyle, davalı yan markasının müvekkil markası ile karıştırılmasının olası olduğunu, tüm bunlara rağmen davalının 2016/89350 numaralı “...+şekil” ibareli marka tescil başvurusuna müvekkilinin itirazlarının, diğer davalı ... YİDK'nın 05.10.2017 tarihli 2017-M-8450 sayılı YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini ileri sürerek, 05.10.2017 tarihli 2017-M-8450 sayılı YİDK kararının iptalini, tescil edilmiş olması halinde diğer davalının markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı gerçek kişi vekili, davacı firmanın uluslararası nakliyat işi yaparken müvekkilinin ise bilişim teknolojileri alanında yazılım hizmeti ve elektronik haberleşme hizmetlerini kapsayan 35 ve 38. sınıfa tabi hizmetler verdiğini, davacının markalarının 39. sınıfta dahil olduğunu, firmaların tamamen farklı hizmet alanlarında faaliyet gösterdiklerini, ihtilafa konu edilen “...” ibaresinin bir özgünlüğü olmadığı gibi İngilizce’de “...” fiiline işaret eden, evrensel çapta yaygın kullanımı olan, en meşhur marka olarak “...” tarafından kullanılan bir kelime olduğunu, davacı firma açısından ayırt edici ve onunla özdeşleşmiş bir isim olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının "...+şekil" ibareli marka başvurusu ile davacının "...+şekil ...-..." (2002/21178) ibareli markası arasında dava konusu markanın başvuru kapsamında yer alan 35. sınıftaki tüm hizmetler yönünden biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve işitsel olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, 35. sınıfta yer alan mal/hizmetler yönünden davalının "...+şekil" ibareli başvuru markasını gördüğünde davacının "...+şekil ...-..." (2002/21178) ibareli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, diğer bir anlatımla davacının "...+şekil ...-..." (2002/21178) ibareli markasının 35. sınıftaki mal ve hizmetlerinden satın almak/yararlanmak isterken, davalının "...+şekil" ibareli markalı mal/hizmeti satın almak/yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği, her iki markanın aynı işletmenin markası ve idari-ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme markaları olarak algılanabileceği kanaatine varılarak 35. sınıfta yer alan mal/hizmetler yönünden 556 sayılı KHK'nın 8/1 maddesindeki iltibas koşulu oluştuğu, diğer kısımlar yönünden ise iltibas koşulunun oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 2017-M-8450 sayılı YİDK kararının 2016/89350 sayılı markanın kapsamında bulunan 35. sınıftaki tüm emtialar yönünden iptaline, 2016/89350 sayılı markanın tescilli olması nedeniyle 35. sınıftaki tüm emtialar yönünden markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkin edilmesine, diğer kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu marka başvurusu ile davacı markaları arasında karıştırılacak kadar benzerlik bulunmadığını, dava konusu “...+şekil” markası ile davacı markaları her ne kadar standart harfler kullanılarak yazılmış markalar olsalar bile görsel, işitsel, kavramsal ve anlamsal açıdan markalar arasında farklılığın sağlandığını, iki marka arasında fonetik, okunuş, genel intiba olarak bir benzerlik bulunmadığını, bu nedenle müşteri kitlesi tarafından iki marka arasında bağlantı kurulmasının, markaların karıştırılmasının mümkün olmadığını, ayrıca markalarda ortak ibare konumunda bulunan “...” ibaresinin ayırt ediciliği düşük olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde, davalı gerçek kişinin 2016/89350 numaralı “...+şekil” ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğu, başvurunun yayınlanmasından sonra davacı Şirketin "..." asıl unsurlu markalarını gerekçe göstererek başvuruya itiraz ettiği, itirazının YİDK tarafından reddine karar verildiği anlaşılmakta olup, bu bağlamda dosya kapsamındaki uyuşmazlığın, davalının başvurusuna konu "...+şekil" ibaresi ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında, 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında iltibas bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı görülmektedir. Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Bu durumda önemli olan, halkın işaretler arasında herhangi bir şekilde herhangi bir nedenle bağlantı kurma ihtimali olup, buradaki "ihtimal" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelimedir ve şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ile bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir (Yargıtay HGK, 15/11/2013 Tarih, 2013/11-202, 2013/1587). Diğer taraftan, karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde markanın ayırt edicilik gücünün de dikkate alınması gerekmektedir. Ayırt ediciliği zayıf olan markalar bakımından karıştırılma ihtimalinin mevcudiyeti daha az olacaktır (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.247). Zira tek başına harflerin ayırt edicilik taşımaları mümkün olmadığı gibi bunların herhangi bir kimsenin tekeline de bırakılacağı da düşünülemeyeceğinden, biçim, renk, kaligrafi, tertip tarzı gibi unsurlarla ayırt edicilik kazandırılan harflerin marka olarak tescil edilebileceği değerlendirilmektedir. Somut uyuşmazlıkta taraf markalarının 35. sınıftaki tüm hizmetler yönünden aynı tür olduğu, dolayısıyla tarafların markalarını kullanacakları 35. sınıf hizmetler yönünden, markalar arasında iltibas ihtimalinin bulunduğu açıktır. İbareler yönünden markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde; her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. ilk derece mahkemesince taraf markalarının benzer kabul edilmesinin sebebinin, "..." ibaresini ortak olarak içermelerinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Oysa taraf markalarında yer alan "..." ibaresi, zayıf nitelikte bir ibaredir. Bu denli zayıf bir ibarenin asıl unsur olduğunun söylenebilmesi mümkün değildir. O halde "..." ibaresinin yanında, yine zayıf nitelikteki başka ibarelerin kullanılması ile kolaylıkla ayırt edicilik sağlanabilir. Bu açıdan bakıldığında, davalı başvurusunda kullanılan "..." ibaresi ile davacının "..." ibareli markalarından yeterli derecede ayırt edicilik sağlandığı kabul edilmelidir. Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda da aynı yönde görüş belirtilmiştir. Dolayısıyla ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulüne Dairemizce iştirak edilmemiştir. O halde mahkemece, her ne kadar taraf markalarında "..." ibaresi ortak olarak bulunmakta ise de ayırt ediciliği düşük bulunan bu ibarenin dava konusu olaydaki gibi yeterli farklılık sağlanarak kullanılabileceği, bu türden ibarelerin herhangi bir kimsenin tekeline de bırakılamayacağı, somut uyuşmazlıkta da davalının başvurusunda yeterli ayırtedicilik sağladığı, bu itibarla somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6/1. maddesinin uygulanabilme şartları bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalı ... istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca yukarıda gösterilen gerekçe ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Somut olayda uyuşmazlığın niteliği ve istinaf edenin sıfatı gözetildiğinde, bir başka hususun daha tartışılması gereklidir. Zira somut uyuşmazlıkta davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde, gerçekte ayrı davaların konusunu oluşturan iki farklı talep birleştirilmiş ve YİDK kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi birlikte talep edilmiştir. Mahkemece her iki talebin de kabulüne karar verildiği halde, ilk derece mahkemesi kararı, davalı gerçek kişi tarafından istinaf edilmemiştir. Davalı ...'nun yukarıda belirtilen istinaf itirazları ile YİDK kararının iptali davası yönünden oluşacak hukuki sonucun, diğer davalı gerçek kişiyi ilgilendiren hükümsüzlük davasına yansıması düşünülemez. Dolayısıyla Dairemizce, YİDK kararının iptali davası yönünden ulaşılan sonucun, ilk derece mahkemesince verilen hükümsüzlük kararına yansıtılması mümkün olmamıştır.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 28/12/2018 gün ve 2017/450 Esas - 2018/510 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-YİDK kararının iptaline yönelik DAVANIN REDDİNE, 3-Marka hükümsüzlüğüne yönelik DAVANIN KISMEN KABULÜ ile davalı adına 2016/89350 sayılı markanın tescilli olması nedeniyle 35. sınıftaki tüm emtialar yönünden HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve sicilden terkin edilmesine, diğer kısımlar yönünden davanın reddine, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 31,40-TL harcın mahsubu ile kalan 700,60-TL bakiye harcın davalı Yahya Yılmaz'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan ve Dairemizce hükümsüzlük davasına yönelik bir inceleme yapılmadığından, kabul edilen hükümsüzlük davası yönünden ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 3.145,00TL maktu vekalet ücretinin davalı Yahya Yılmaz'dan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalılar kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, reddedilen YİDK kararının iptaline yönelik dava yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 7-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 1.500,00-TL bilirkişi ücreti, 236,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 60,00-TL posta giderinden oluşan toplam 1.796,50-TL yargılama giderinin, 1/2'sinin hükümsüzlük davası yönünden yapıldığı ve bu dava yönünden de kabul oranının 1/2 olduğu kabul edilerek bu orana tekabül eden 898,25-TL'ye, 31,40-TL başvurma harcı, 31,40-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 961,05-TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı kurum tarafından istinaf aşamasında yapılan 340,00-TL posta gideri ile 2.002,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.342,00-TL'nın davacıdan tahsili ile davalı kuruma verilmesine, 9-Davalı şahıs tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 11-Davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 732,00-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı kuruma iadesine, 12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 14/07/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/07/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.