Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1466 E. 2026/1417 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1466
Karar No
2026/1417
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1466 - 2026/1417 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1466 KARAR NO : 2026/1417 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/05/2018 NUMARASI : 2017/189 E. - 2018/209 K.

DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Marka Tescili

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/05/2018 Tarih ve 2017/189 Esas - 2018/209 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ve davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili tarafından 2016/58130 başvuru sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunulduğunu, söz konusu başvurunun 2017-M-1840 sayılı YİDK kararı ile 556 sayılı KHK'nın 7/1-a, 7/1-c maddesine dayanılarak nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin markasının birden fazla ibareden oluşması nedeni ile markanın tek tek kelime unsurlarının değil, markanın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, bir bütün olarak bakıldığında “...” ibaresinin, teknolojik gelişmenin çok hızlı yaşandığı günümüzde, dükkan kavramının dijital ortamda yer alan versiyonu, dükkan kavramının dijital olma hali, dijitalleşmiş şekli” olmayı ifade ettiğini, “...” ibaresinin tamamen türetme kelime kombinasyonu ile günümüze uygun şekilde yaratılmış yeni bir kavram olduğunu, dolayısıyla “...” ibaresinin bu hali ile slogan markası olup, ayırt edici niteliğe ve marka olabilme özelliklerine sahip bulunduğunu, YİDK kararında dükkanlara yönelik bir paket ismi şeklinde değerlendirme yapılmışsa da gerçekte bu mahiyetteki işyerlerine özgülenmek üzere çıkarılan bir tarife olmadığını, markada yer alan “...” ibaresinin dijital ürünlerin satıldığı işyeri anlamında değil, sunulan pakette internet hizmetinin de bulunduğu bir paket anlamında kullanıldığını, ayrıca marka başvuruların bütün Türkiye’de yaygın reklam kampanyaları ve kullanım ile başlı başına ayırt edicilik kazandığını, bu nedenle de kazanılmış hakkının mevcut olduğunu ileri sürerek, YİDK’nın 2017-M-1840 sayılı kararının iptaline, başvurularında yer alan tüm emtialar için bütünüyle marka tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvurunun "..." şeklinde ön plana çıktığı, bu ibarenin markanın tanımında yer alan "bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması" koşulunu sağladığı, dolayısıyla 556 sayılı KHK'nın 7/1-a bendi kapsamında başvurunun reddi kararının yerinde olmadığı, diğer yönden başvuru kapsamında yer alan 9. sınıftaki tüm mallar ile 38, 41 ve 42. sınıfta yer alan tüm hizmetler ve 35. sınıfta yer alan "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Koruyucu giysiler, koruma ve can kurtarma amaçlı donanımlar. Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" yönünden ise başvuru ibaresinin tanımlayıcı olmadığı, dolayısıyla 556 sayılı KHK'nın 7/1-c maddesindeki koşul oluşmadığı, bunun dışında kalan ve başvuru kapsamındaki "35.05 : Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Bilim, denizcilik, topoğrafya, meteoroloji, sanayide ve laboratuvarda kullanım amaçlı olanlar dahil ölçme aletleri, cihazları: tıbbi amaçlı olmayan termometreler, barometreler, ampermetreler, voltmetreler, nem ölçerler, test cihazları, teleskoplar, periskoplar, pusulalar; taşıt göstergeleri; laboratuvarlarda kullanılan malzemeler: mikroskoplar, büyüteçler, deney malzeme ve cihazları. Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, mp3 çalar, bilgisayarlar, masa üstü-tablet bilgisayarlar, mikrofonlar, hoparlörler, kulaklıklar; haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları: cep telefonları ve bunların kılıfları, sabit telefonlar, telefon santralleri, bilgisayar yazıcıları, tarayıcılar, fotokopi makineleri. Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar. Antenler, uydu antenler, yükselticiler ve bunların parçaları. Bilet otomatları, nakit para çekme makineleri. Makine ve cihazların elektroniğinde kullanılan elemanlar: yarı iletkenler, elektronik devreler, entegreler, yongalar (çipler), diyotlar, transistörler, manyetik kafalar, saptırıcılar; elektronik kilitler, fotoseller, elektronik açma kapama mekanizmaları, algılayıcılar (sensörler). Birim zamandaki tüketim miktarını ölçen sayaçlar ve zaman ayarlayıcıları. Elektrik enerjisini iletim, dönüştürme, depolama kontrol cihazları ve araçları: fişler, buatlar, anahtarlar, şalterler, sigortalar, balastlar, starterler, elektrik panoları, rezistanslar, soketler, transformatörler, adaptörler, şarj cihazları, elektrikli ziller, elektrik, elektronikte kullanılan kablolar, piller, aküler. Ana fonksiyonu uyarı ve alarm olan cihazlar (taşıt alarmları hariç), elektrikli ziller. Trafikte kullanım amaçlı sinyalizasyon, işaretle bildirme cihazları ve araçları. Yangın söndürme amaçlı taşıtlar dahil yangın söndürme aletleri ve cihazları (yangın söndürme hortumları ve yangın söndürme vanaları dahil). Radarlar, denizaltı radarları (sonarlar), gece görüşü sağlayıcı veya arttırıcı aletler ve cihazlar. Dekoratif mıknatıslar. Metronomlar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri yönünden ise başvuru ibaresinin tanımlayıcı nitelikte olduğu ve 556 sayılı KHK'nın 7/1-c maddesindeki tescil engeli oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 2017-M-1840 sayılı YİDK kararının dava konusu edilen 2016/58130 sayılı markanın kapsamında yer alan 9. sınıftaki tüm mallar, 38, 41 ve 42. sınıfta yer alan tüm hizmetler ile 35. sınıfta yer alan "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Koruyucu giysiler, koruma ve can kurtarma amaçlı donanımlar. Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" yönünden iptaline, diğer kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, perakende satış hizmetlerinin marka konusu olabilen bağımsız bir hizmet kategorisi oluşturduğunu ve bu hizmetlerin tescili bakımından, satışa konu malın kendisiyle ilişkisinden bağımsız bir ayırt edicilik değerlendirmesi yapılması gerektiğini, bu çerçevede 9. sınıftaki malların tamamı için Mahkemenin tanımlayıcı saymadığı bir ibarenin, aynı malların perakende satışını içeren 35.05 hizmetleri için de ilkesel olarak tanımlayıcı kabul edilemeyeceğini, 9. sınıfın kabul edilen mallarının büyük kısmını cep telefonları, bilgisayarlar, modemler, televizyonlar, uydu antenleri, yazılımlar, elektronik yayınların oluşturduğunu, telekomünikasyon operatörünün paket kampanyalarında "dijital" nitelikli, tüketiciye sunulan ürünler olduğunu, Mahkemenin de bu mallar üzerinde ibarenin dükkan/paket imajından uzak, ayırt edici bir kaynak göstergesi olduğunu kabul etmişken; tam da aynı malların tüketiciye ulaştırılma hizmeti (mağazacılık) için tanımlayıcı bulmasının çelişki oluşturduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu markanın 556 sayılı KHK’nın md. 7/1-(a) ve (c) bentlerinde sayılan şartları taşımadığını, tescili talep edilen marka başvurusunun, tescil kapsamından çıkarılan mal veya hizmetler yönünden mutlak tescil engeli teşkil ettiğini, YİDK kararının yerinde ve hukuka uygun olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : 1- Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali, marka tescili istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf itirazlarının reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2- Davalı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; davacı "..." ibaresinin 9, 35, 38, 41 ve 42. sınıflarda tescili için davalı Kurum'a başvurmuş, Markalar Dairesi Başkanlığınca 556 sayılı KHK'nın 7/1-a ve 7/1-c maddeleri uyarınca başvurunun reddine karar verilmiş, davacı yanca bu karara yapılan itiraz ise YİDK'nin 2017-M-1840 sayılı kararıyla reddedilmiş, karar 27/03/2017 tarihinde davacıya tebliğ edilmiş ve iki aylık hak düşürücü süre içinde 26/05/2017 tarihinde eldeki dava açılmıştır. Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 556 sayılı KHK'nın 7/1-a maddesinde, 5. madde kapsamına girmeyen işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği düzenlenmiştir. Aynı KHK'nın 5. maddesinde ise "Marka, bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla, kişi adları dahil, özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar malların biçimi veya ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaretleri içerir." düzenlemesine yer verilmiştir. O halde, teşebbüslerin mal veya hizmetlerini diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmesi şartıyla çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaretin marka olarak tescili mümkündür. Bu madde kapsamında tanımlanan ayırt edicilik, soyut ayırt edicilik olarak kabul edilmektedir. Bir işaretin soyut ayırt ediciliğinin varlığının kabul edilebilmesi için işaretin belli bir bütünlük arz etmesi gerekmektedir. Bütünlük arz etmek, işaretin fark edilebilir, bir bütün olarak tanınabilir, sınırlarının tespit edilebilir olması anlamına gelmektedir. Bu nedenle, işaretin tüketici tarafından uzun incelemeler sonucu anlaşılabildiği hallerde işaretin bütünselliğinden söz edilemez. Örneğin onlarca meyve sebzeden oluşan bir kompozisyon ya da birçok cümleden oluşan bir paragraf bütünlük şartını sağlamadığından soyut anlamda ayırt edici değildir. İşaret birçok unsurdan oluşsa da, bu unsurların kendi içinde bir bütünlük oluşturması halinde bütünlük şartının sağlandığının kabulü gerekir. Ayrıca işaretin, malın hem simgesel ve hem de işletmesel kökenini ifadeye soyut olarak elverişli olması zorunludur. Bir markanın ayırt edici niteliğe sahip olduğundan bahsedebilmek için, bu markanın tescili talep edilen malların veya hizmetlerin belirli bir işletmeden kaynaklandığını göstermesi ve bu şekilde malların diğer işletmelerin mallarından ayırt edilmesini sağlaması, diğer deyişle markasal algı yaratması gerekir. 556 sayılı KHK'nın 7/1-c maddesi uyarınca ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin yapıldığı zamanı gösteren veya malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaları münhasıran veya esas unsur olarak içeren markaların tescili mümkün değildir. Bir işaretin anılan bu madde kapsamında değerlendirilebilmesi için, mal veya hizmetin karakteristik bir özelliğini hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan derhal düşündürmesi ve akla getirmesi gerekmektedir. Bir mal veya hizmeti doğrudan çağrıştırmayıp akla getirmeyen ancak imada bulunan kelimelerin tescilinin bu maddeye göre engellenmesi mümkün değildir. Tüketici işareti gördüğünde kesin olarak mal veya hizmetin niteliğinin tanılayamıyor fakat olasılıkları zihninde birkaç seçeneğe kadar indirebiliyorsa o markanın tescili mümkündür. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; dava konusu başvuru, "..." ibaresinin düz yazı ile yazılmasından ibaret olup, başkaca kelime ya da şekil unsuru içermemektedir. Her ne kadar ilk derece mahkemesince dava konusu ibarenin başvuru kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler yönünden ayırt edici olduğu ve yukarıda sayılan bir kısım emteanın dışında tanımlayıcı da olmadığının kabulüyle yazılı şekilde karar verilmişse de, Dairemizce "..." ibaresinin markasal algı yaratmayan bir ibare olduğu, soyut ve somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı, bu ibareyi gören ortalama düzeydeki tüketici kesiminin "..." ya da "..." olarak algılayacağı, bir teşebbüsün mallarını ve hizmetlerini diğer bir teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt edemeyeceği, dolayısıyla marka algısı oluşturmayacağı kanaatine varılmış olup, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir. Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03.06.2024 tarih, 2023/1524 E., 2024/4582 K. Sayılı ilamı ile "..." ibaresinin, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 03.06.2024 tarih, 2023/2114 E., 2024/4593 K. Sayılı ilamı ile "..." ibaresinin, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26.12.2023 tarih, 2022/3731E., 2023/7710 K.sayılı ilamı ile "..." ibaresinin markasal ayırt ediciliğinin bulunmadığı kabul edilmiştir. Her ne kadar davacı vekilince sunulan istinaf dilekçesinde, müvekkilinin marka tescil başvurusunun kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığı iddiasının dava dilekçesinde ileri sürülmesine rağmen mahkemece incelenmediği bildirilmiş ise de gerek dava dilekçesinde gerekse de davacı vekilinin bilirkişi raporuna itirazlarına dair 30.04.2018 tarihli dilekçesinde, bu yönde bir beyan bulunmamaktadır. Asıl önemlisi davacı tarafça Markalar Dairesi Başkanlığının, başvurunun 556 sayılı KHK'nın 7/1-a ve 7/1-c maddeleri uyarınca reddi kararına karşı sunduğu 24.01.2017 tarihli itiraz dilekçesinde de başvuru markasına kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandırıldığı yönünde hiçbir itirazda bulunulmamıştır. Bu durumda Markalar Dairesi kararına itirazı inceleyen YİDK'nca da bu yönde bir inceleme yapılması beklenemeyeceği gibi işbu davada da mahkemece davacı başvurusunun kullanım yoluyla ayırt edicilik kazanıp kazanmadığının incelenmesi mümkün değildir. Kaldı ki davacı tarafça başvuru konusu ibareye 556 sayılı KHK'nın 7/son maddesi anlamında kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandırıldığı yönünde hiçbir aşamada hiçbir delil sunulmamıştır. Diğer bir deyişle davacı vekilinin anılan savı, yargılama boyunca ne iddia ne de ispat edilebilmiştir. Bu durumda davacı vekilinin ilk kez istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü bu yöndeki iddiası yerinde görülmemiştir. Yapılan açıklamalar çerçevesinde ilk derece mahkemesince, dava konusu "..." ibaresinin, başvuru kapsamında bulunan tüm mal ve hizmetler yönünden 556 sayılı KHK'nın 7/1-a maddesi gereğince somut ayırt ediciliği bulunmadığından marka olarak tescil edilemeyeceği, buna göre dava konusu YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan gerekçelerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 28/05/2018 gün ve 2017/189 Esas - 2018/209 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 31,40-TL’nin düşümü ile kalan 700,60-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına, 5-Davalı kurum kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 7-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 2.002,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... Kurumuna verilmesine, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333), 9-Davalıdan peşin olarak alınan 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 10-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 732,00-TL istinaf karar ve ilam harcı, istinaf aşamasında peşin olarak alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 14/07/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/07/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1466, K. 2026/1417, T. 14.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1466-e-2026-1417-k-f6ccefd3bc37