Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1443 E. 2026/1419 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1443
Karar No
2026/1419
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1443 - 2026/1419 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1443 KARAR NO : 2026/1419 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/04/2019 NUMARASI : 2018/162 E. - 2019/115 K.

DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/04/2019 tarih ve 2018/162 E. - 2019/115 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2017/92166 başvuru numarasıyla "..." ibaresi için 9, 35, 38, 41. 42. sınıflarda marka tescil başvurusunda bulunduğunu, ... YİDK'in başvuruyu 2018-M-1166 sayılı kararla 6769 sayılı SMK'nın 5/1-b, 5/1-c maddesine dayanarak reddettiğini, oysa bir bütün olarak bakıldığında “...” ibaresinin teknolojik gelişmenin çok hızlı yaşandığı günümüzde, tüketicilere yönelik kampanyanın bir slogan markası olduğunu, esnafların bu kampanya çerçevesinde dijital çağa ayak uydurmalarını sağlamayı amaçladığını ve aynı zamanda sosyal yönü de olan bir kampanyayı ifade ettiğini, bu amaçla bir kelime kombinasyonu oluşturulduğunu ve tamamen üretme kelime kombinasyonları ile günümüze uygun yeni bir kavram yaratılarak marka olarak kullanılmaya başlandığını, dolayısı ile “...” ibaresinin bu hali ile ayırt edici niteliğe ve marka olabilme özelliklerine sahip bulunduğunu marka başvurusunun bütün Türkiye’de yaygın reklam kampanyaları ve kullanım ile başlı başına ayırt edicilik kazandığını, bu nedenle de kazanılmış hakkının mevcut olduğunu ileri sürerek, ...YİDK’in 2018-M-1166 sayılı kararının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı ...vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu "..." ibaresinin günlük hayatta sık kullanılan bir kelime olduğunu, bu ibarenin soyut ayırt ediciliği bulunduğu ileri sürülebilse de başvuru kapsamındaki 09, 35, 38, 41, 42. sınıftaki emtialar yönünden, sicilde gösterilebilir olması ve üzerinde kullanılacak mal veya hizmetler açısından somut ayırt edicilik özelliği taşıdığının söylenemeyeceği, işareti gören ortalama tüketici kitlesinin, tescil kapsamındaki mallar ve hizmetler yönünden bu işareti marka olarak algılamasının mümkün görülmediği ve 6769 sayılı SMK 5/1-b maddesindeki mutlak ret sebebini oluşturduğu, diğer yönden "..." ibaresinin başvuru kapsamındaki 09, 35, 38, 41, 42. sınıftaki emtialar yönünden 6769 sayılı SMK 5/1-c hükmünden hareketle emtia listesindeki mal/hizmetlerle, doğrudan ve spesifik bir ilişkisinin bulunduğu, başvuru markasının tanımlayıcı, vasıf bildirici nitelik taşıdığı, bu durumun 6769 sayılı SMK 5/1-c maddesindeki mutlak ret sebebini oluşturduğu, "..." ibaresinin başvuru tarihinden önce kullanıldığı ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, "..." ve "..." sözcüklerinin ayrı ayrı kullanımda genel anlamlara sahip olmasının bütünleşik kombinasyonun da tanımlayıcı nitelik taşıdığı anlamına gelmeyeceğini, kelime kombinasyonlarının bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, parçaların tek tek tanımlayıcı olmasının kombinasyonu tanımlayıcı kılmayacağını, "..." ibaresinin kendine özgü ve ayırt edici bir bütün oluşturduğunu, "..." ibaresinin, başvuruya konu mal ve hizmetler yönünden doğrudan bir vasıf bildirimi içermediğini, aksine genel, metaforik ve soyut bir anlam taşıdığını, müvekkilinin "..." ibaresini kapsamlı reklam kampanyaları ve hizmet paketleri çerçevesinde Türkiye genelinde yıllardır kullanmakta olduğunu, bu ibarenin Türkiye'deki ortalama tüketici nezdinde münhasıran müvekkilinin hizmetleriyle özdeşleştiğini, marka işlevi kazandığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve dava konusu "..." ibaresinin günlük hayatta sık kullanılan bir ibare olduğunu, bu ibarenin soyut ayırt ediciliği bulunduğu ileri sürülebilse de başvuru kapsamındaki 09, 35, 38, 41, 42. sınıftaki emtialar yönünden, sicilde gösterilebilir olması ve üzerinde kullanılacak mal veya hizmetler açısından somut ayırt edicilik özelliği taşıdığının söylenemeyeceği, diğer yönden "..." ibaresinin başvuru kapsamındaki 09, 35, 38, 41, 42. sınıftaki emtialar yönünden 6769 sayılı SMK 5/1-c maddesi uyarınca tanımlayıcı, vasıf bildirici nitelik taşıdığı, bu durumların 6769 sayılı SMK 5/1-b ve 5/1-c maddelerindeki mutlak ret sebeplerini oluşturduğu, davacı tarafça "..." ibaresinin başvuru tarihinden önce kullanıldığı ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığının kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı, istinaf aşamasında peşin olarak alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 14/07/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/07/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1443, K. 2026/1419, T. 14.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1443-e-2026-1419-k-795cec7f1dd8