Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1487 E. 2026/1422 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1487
Karar No
2026/1422
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1487 - 2026/1422 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1487 KARAR NO : 2026/1422 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/02/2019 NUMARASI : 2018/142 E. - 2019/53 K.

DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21/02/2019 tarih ve 2018/142 E. - 2019/53 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2008 29305,201185960, 2008 29310, 2008 29317, 2008 29319, 2014 7863, 201187662, 2014 01458, 2007 00553, 2016 15458, 2012 36867, 2008 04472, 2009 45082, 2009 45084, 2009 45080, 2006 26797, 2006 26818, 2006 26798, 201179718, 201179720 201187809, 2009 29068, 2006 27297, 2006 27298, 201186005, 201185992, 2006 26836, 201142118, 201142113, 201142106, 2012 53981, 2007 42533, 2014 78623, 2014 78620, 2014 78627, 2014 90973 sayılı ve "...” ibareli tanımış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "...+şekil" ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2016/104217 kod numarasını alan başvuruya müvekkilinin itirazlarının yerinde görülmeyerek nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa başvurunun müvekkilinin markaları ile benzer olduğunu ve davalının başvurusunun iltibas yaratma ihtimalinin bulunduğunu, tüketicilerin başvuruyu müvekkili şirketin seri markalarından birisi olarak algılayacağını, müvekkilinin bir vakıf üniversitesi olduğunu, eğitim sektöründe semt/şehir/bölge eklerinin ayırt edici olmadığını, davalının kullanmadığı alanlarda tescil talep etmesi nedeniyle kötü niyetli olduğunu, markalarda ortak mallar bulunduğunu, müvekkilinin gerçek ve üstün hak sahibi olduğunu ileri sürerek, 2018-M-2248 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şirket savunmada bulunmamıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının markasının “...” kelimelerinden, davacı markalarının ise çoğunlukla “...” kelimesinin ortak unsur olarak kullanıldığı muhtelif kelimelerden oluştuğu, ancak bu markalarda “...” ibaresi tek başına kullanılmadığı gibi, herhangi bir şekilde markalardaki diğer unsurlara nazaran ön plana çıkacak biçimde de kullanılmadığı, nitekim tarafların markalarının büyük çoğunluğunda şekil, renk gibi başkaca unsurların ön plana çıktığı, bunun yanı sıra taraf markalarının aynı olduğu 41. sınıftaki hizmetler için “...” ibaresinin en genel hali ile “...” anlamı nedeniyle de zayıf bir ibare olması karşısında; herkesin kullanımına açık olması gereken bu unsurun markaların bütünü içinde yer almasının markaları anlamsal olarak birbirine yakınlaştırmasının söz konusu olmayacağı, ayırt ediciliği zayıf olan ibareleri tercih eden bir kimsenin, bu ibarelere bir takım farklı ilaveler yapılarak marka olarak kullanılmasına katlanmak mecburiyetinde olduğu, böylesi bir kelimenin tek bir firmanın tekeline bırakılmasının marka hukuku ilkeleri ile bağdaşmayacağı, markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, görsel ve işitsel olarak birbirinin aynı veya devamı olduğu izlenimi uyandırmadığı, davalı başvurusu ile davacı markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu markada yer alan “...” ibarelerinin fark yaratmadığını, esas ve vurgucu kelimenin “... / ... ” olup, davaya konu markanın bu haliyle müvekkilinin “...” markalarının bir devamı, seri markası, hatta...izlenimi yarattığını, markaların hem işitsel hem anlam hem de sınıf bakımından ayniyet ve/veya büyük benzerlik taşıdığını, davaya konu markadaki logonun fark yaratmadığını, başvuru markasının şekil unsuru ve çok sayıda kelime içermekle birlikte, görsel incelemede ayırt edici ağırlığın “... / ... ” kelime unsurunda toplandığını, başvurudaki diğer kelimelerin başvuru sahibinin kurumsal yapısını, faaliyet alanını veya organizasyon biçimini anlatan açıklayıcı ibareler olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve Yargıtay 11.HD.'nin 25.05.2016 gün ve 2015/10945 E.-2016/5739 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, başvuru konusu işaretin kapsadığı 41. sınıf hizmetlerin kullanıcılarının dikkatli ve seçici kişilerden oluştuğu, bu durumda işaretler arasındaki şekil ve kelime farklılıkları nedeniyle markaların 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas tehlikesine yol açmayacakları, somut uyuşmazlıkta davalı şirkete ait başvuru konusu markada yer alan tüm ibareler birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusu 41. sınıftaki hizmetler yönünden, tarafların markaları arasında 556 sayılı KHK.'nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik bulunmadığı, benzer uyuşmazlıklarda Yargıtay 11. H.D.'nin 20.02.2019 gün ve 2017/4911 E.- 2019/1371 K.. 20.02.2019 tarih ve 2017/4911 E.- 2019/1371 K., 23.11.2020 tarih ve 2020/751 E.- 5272 K., 03.11.2020 tarih ve 2020/1077 E.- 4702 K. sayılı ilamlarının da aynı doğrultuda olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı Üniversite 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 56. maddesi gereğince harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 14/07/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/07/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1487, K. 2026/1422, T. 14.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1487-e-2026-1422-k-c09713ad4830