İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2018/948 E. 2026/461 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2018/948
Karar No
2026/461
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2018/948 Esas KARAR NO : 2026/461

DAVA : Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 07/07/2021 KARAR TARİHİ : 16/06/2026 YAZIM TARİHİ : 16/07/2026

ESAS DAVA: Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkinin 75 yaşlarında okur-yazarlığı olmayan yaşlı bir bayan olduğunu, ilk eşinin ölümünden sonra çok mağdur olup, normal yaşamını maddi sıkıntılar yüzünden devam ettiremediğini, bu yüzden kendisine bakacak, gözetecek, yoldaş olacak konumdaki başka dul kalmış bir erkekle 2000 yıllarında halk tabiri ile imam nikahlı olarak evlilik yaptığını, bu ikinci eşi kendisi öldükten sonra içinde ikamet etmesi için müvekkili adına bir daire satın aldığını, imam nikahlı eş 2010 yılında vefat edince mirasçılarının bu dairenin müvekkile adına olan tapu kaydının iptali ve adlarına tescili ile birlikte bu evde müvekkilenin oturduğu süre için de ecrimisil ödemesi için dava açtıklarını, nihayetinde mirasçıların açtığı tapu iptali ve ecrimisil davası müvekkil aleyhine sonuçlanınca oturduğu ev elinden alınıp tahliye edildiği gibi yaklaşık 80.000 TL de ecrimisil ve diğer yargılama giderleri olarak borçlu çıkarıldığını, Müvekkilinin evi tahliye edip mirasçılara teslim ettiğini ama bu yargılama giderlerini ödeyemediğini, şuna buna yalvararak bu alacaktan vazgeçmelerini sağlamaya çalışmışsa da bunu bir türlü başaramadığını, bu arada nikahsız eşi olan kişinin dayısının oğlu olan ... isimli şahısla da görüşerek, akrabası olan mirasçıların bu yargılama giderlerinden vazgeçmeye ikna etmelerini istediğini, bu sırada görüşürlerken “ Müvekilenin malı olmadığı için kendisinden bir şey alamayacaklarını” söylediğini, bunun üzerine müvekkile de bağlumun bir köyündeki 1200 m2 kadar bir tarlada ilk kocası tarafından adına alınmış hissesi olduğunu kendisine söylediğini, bunun üzerine dayı oğlunun bu kezde müvekkilin elinden boş kağıda imza atarsa bu kağıtları onlara göstererek kendisinede bu kadının borçlu olduğunu söyleyeceğini ve bu şekilde kadının bir malı olmadığı için zaten alamadığını, kendilerininde bu alacaklarını alamayacaklarını çünkü bir malı olmadığını kendilerine beyan ederek İkna edebileceğini söylediğini, eğer bu şekilde ikna edemezse bu senedi icraya koyarak bu tarladaki hissesine haciz koyacağını, bu şekilde mirasçıların bu tarladaki hisseye haciz koyamayacaklarını, koysalar dahi kendisi birinci sırada haciz koydurduğu için sıra cetveli ile satış bedelinin kendiszinin koydurduğu icra dosyasına isabet edeceğini, dosyadan alacağı bu parayıda dosyadan alıp kendisine vereceğini söyleyerek okuryazar olmayan davacıdan bir kısım kağıtlara imza atmasını istediğini, devamlı imza atamadığını, çoğu zaman parmak bastığını beyan etmişse de davalı eskiden iyi-kötü ara sıra attığı gibi "rastgele karala" diyerek imzalar attırdığını, Müvekkile sadece kendisine bir veya iki kağıda imzalar karaladığını, ama miktarı nedir, senedin vasıf ve mahiyeti nedir bilmeden hile ile kambiyo ilişkisi kurulduğunu ama bunun karşılığında herhangi bir para alınıp verilmediğini, ayrıca da mal alış-verişi olmadığını, sadece müvekkilin hulus ve saffetinden, okur yazar olmayışından faydalanarak hileli bir şekilde boş kağıtlara imza attırarak kendine menfaat temin etmek istemiş olduğunun sonradan ortaya çıktığını, Mirasçıların bu yargılama giderlerinden vazgeçmediklerini ve sık sık müvekkiline hacizlerle gelerek kendisini taciz ettiklerini, nihayetinde de yıllar sonra ... Şubesi'nden kredi kullanarak bu krediyi alınca ecrimisili ve diğer yargılama giderlerini nikahsız eşinin mirasçılarına ödediğini, ancak yıllardan beridir de bu bankadan aldığı krediyi dul maaşı olarak aldığı 1.400,00-TL ile ödemeye çalıştığını, ancak kendisinin geçimi için hiçbir para kalmadığını, yiyeceği için yakınlarından yardım almakta olup, oturduğu evi de bir yakını kira almadan kendine tahsis ettiğini, Davalının, müvekkil aleyhine hileli bir şekilde imza attırdığı ve sadece karalamalı imza attırdığını bildiğini, miktarını bilmediği, okur-yazar olmadığı için okuyamadığını, ne imzaladığını bilmediği senetlerin üzerine 200.000,00-TL miktar, 03.10.2012 tanzim 15.10.2012 vade tarihi, ayrıca diğer birine de 300.000,00-TL miktar, 15.10.2012 tanzim ve 18.10.2012 vadesini yazarak bunları dayanak yapıp hemen ...takip sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla müvekkile aleyhine icra takibi başlattığını, bu dosyadan müvekkiline ödeme emri gönderildiğini, ve takibin 02.11.2012 tarihinde tebliğ edilerek 08.11.2012 tarihinde kesinleştirildiğini, Müvekkilimin bu senetlerden dolayı gerçekte bir borcu olmadığını, ancak hileli yollarla böyle bir kambiyo ilişkisi kurulduğunu, İcra takibi sonrasında davalının müvekkiline takipten vazgeçeceğini ve senedi alıp kendisine vereceğini söylediğini, üç yıl icra takibinin takipsiz bırakıldığını, ancak 2016 yılında takibin tekrar canlandırıldığını, 75 yaşında okur yazarlığı olmayan böyle bir kadının 03.10.2012 tanzim tarihli ve 12 gün sonrasına 200.000,00-TL miktarlı bir senet düzenlemesi, ayrıca yine aynı anda olduğu halde sözde 12 gün sonrasına (Diğerinin vadesinde) yani 15.10.2012 tanzim tarihinde üç gün sonrası olan 18.10.2012 vadesine 300.000,00-TL senet vermesinin hayatın olağan akışına uygun olmayıp, ilk bakışta işin içinde, hile hurda olduğunun belli olduğunu, Yaşlı ve okur-yazar olmayan bir kadının hiçbir geliri olmadığı halde böylesine yakın zamanlı ve büyük miktarda senetler düzenlemesi olayın akışına ve yaşamın gerçeğine, maddi durumlarına uygun düşen normal bir davranış olarak kabul etmenin mümkün olmadığını, Davalı tarafın davacı kadını hulus ve saffetinden faydalanarak, onu yanılgıya düşürerek, hata ve hileye düşürdüğünün açık ve net olduğunu, Bir defa 65 Yaşını geçmiş bir insanın tam heyet raporu olmadan imza attırılması veya iki tanık imzası olmadan bu şekilde borçlandırılması halinin ehliyetsizlik sonucunu doğurup, hile ile birlikte burada ehliyetsizliğin de mevcut olduğunu, Bu insanın aslında gözleri de uzağı-yakını görmede zorluk çektiğini, Müvekkilinin okuma-yazma bilmediğini, kendisinin 13.06.1945 doğumlu olduğunu, yani 73 yaşında olduğunu, müvekkilinin okuma yazma bilmediğinden, HMK m.206 gereğince 'imza atamayanlar' kapsamında olup, imza atamayanların mühür veya bir alet ya da parmak izi kullanmak suretiyle yapacakları hukuki işlemleri içeren belgelerin senet niteliğini taşıyabilmesi, noterler tarafından düzenleme biçiminde oluşturulmasına bağlı olduğunu, Senetlerin de müvekkilinin hileye düşürülmesi suretiyle imzalattırıldığını, daha doğrusu müvekkilin imza atmasını da bilmediğinden, senetlerin ne içerdiğini dahi bilemeden senetlerin üzerini sadece karaladığını, TTK'da öngörülen ve senet geçerlilik unsuru olarak sayılan imza unsurunun amacı borçlunun neye borçlu olacağını bilmesi ve senet içeriğini borçlunun benimsemesi ve kabul etmesi için olup, senede atılan imzanın da borçlunun senet içeriğini, borcu kabul ettiğini gösterdiğini, ancak, somut olayda müvekkil okuma yazmaya bilmediğinden, kanunun imza unsurunu senedin geçerliliği için öngördüğü gerekçeyi yerine getirmediğini, müvekkilinin neyi kabul ettiğini bilmeden, hile yolu ile, davalı tarafından bir kağıda bir şeyler karaladığını, yukarıda açıklanan gerekçelerle, müvekkilenin attığı 'imza'nın geçerli olmadığını, TTK. m.776 gereğince, bononun zorunlu unsurlarından birinin de bonoda düzenleyenin imzasını bulunması olup, imzanın geçersiz olmasının, bononun da geçersiz olmasına neden olacağını, Kanun'un öngördüğü geçerlilik şartı somut olayda mevcut olmadığından, bononun da geçersiz olması nedeniyle bonodan doğan bir alacağın mevcut olmadığını, Davalı tarafından hile ile müvekkiline icra takibi konusu senetlerin imzalattırıldığını, müvekkilin de içeriğini bilmediği bu senetlerin üzerine bir şeyler karaladığını, davalının yine kötü niyetli bir şekilde geçersiz olan bu senetleri icra takibine konu ederek müvekkilini zor durumda bıraktığını belirterek, müvekkili yararına adli yardım talebinde de bulunmak suretiyle; Yukarıda açıklanan nedenlere dayalı olarak müvekkilinin toplam 500.000,00 TL tutarlı iki adet senetten ötürü borçlu olmadığının tespiti ile icra takiplerinin kötü niyetli yapılmasından ötürü müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. ASIL CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ...esas (yeni ... esas) sayılı dosyası ile takibe konulan 15.10.2012 vade tarihli 200.000 TL'lik ve 18.10.2012 vade tarihli 300.000 TL'lik bonolar nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti amacıyla mevcut davanın açıldığını, Davacı yanın, dava dilekçesinin gerçeğe aykırı beyan ve hayal ürünü olaylarla dolu olup, yanlar arasındaki ilişkiyi çarpıtmaya ve mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğunu, işbu dava açılana kadar her şeyi gayet iyi bilen, vefat eden eşi ...'nin mirasçılarının haklarını uhdesine almak için her türlü yola başvuran, bu yönde bir çok kişiyi organize edip kullanan, muvazaalı bir çok işlem tesis eden, davalıdan süreç içerisinde çok yüksek miktarda para alan, kendi borçlarını davalıya ödeten ve davalının çok ciddi meblağlarda ödeme yapmasına neden olan davacının huzurdaki davada tüm olanlardan habersiz okuma yazma bilmeyen, gariban birine dönüştürülmeye çalışıldığını, Davacının okuma yazma bilmediği, dava konusu senetlerin hile-hurda ile alındığı ve senetler üzerindeki miktarlardan haberi olmadığı iddiasının tümden gerçek dışı olup, mahkemece yaptırılan ekonomik sosyal durum araştırmasında davacının okur olduğunun kendi beyanı ile sabit olduğu gibi daha önce verdiği vekaletler ve tapuda yaptığı işlemlerden bu beyanın doğru olmadığı ortada olduğu gibi davaya konu senetlerdeki imzaların da davacı tarafından inkar edilmediğini, Davacının, 2000 yılında değil 1990 yılının ortalarında ... ile imam nikahı ile evlendiğini, davalı müvekkilinin ise ...'nin dayısının oğlu değil çok uzaktan bir akrabası olduğunu; ancak, ...'in davalının aile ve mahalle büyüğü olması nedeniyle davalının ...'e sevgi ve saygısının çok fazla olduğunu, Davacının eşi ...'in, 1970'li yıllarda ... da çalışmış, ... ilçesinde müteahhitlik yapan birisi olup, davacının eşi ...'in, son olarak ... Parselde yer alan arsa üzerine 13 daireli bir binanın yapımına başladığını, Davacı ve eşi ..., davalıya ve tüm çevrelerine yapılan bu binanın kendi malları olduğunu beyan ettiklerini, ...'in yılardır müteahhitlik yapması ve davalının ...'e duyduğu saygı nedeniyle davalı beyanına inanıldığını, Davacı ve eşi ile ...'nin çocukları arasında 2001 yılında ... ve ... da yer alan 4 adet arsa ve 13 daireli binadan dolayı husumet meydana geldiğini, ...'nin çocuklarının, ... ve ... ya verdikleri vekaletnamelerden bu kişileri azlettiklerini, Davalı ...'nin yıllardır esnaflık yapması nedeniyle maddi durumun iyi olduğunun davacı ve eşi ... tarafından bilindiğini, davacı ve eşi ..., kendi birikimleri ile alınan taşınmazlar üzerinde ...'in çocuklarının haksız şekilde talepte bulunduklarını söyleyerek ve taşınmazlarla ilgili tasarruf işlemleri sürecinde ...'den maddi-manevi yardım talebinde bulunduklarını, ..., ...'nin kendisine olan sevgi ve saygısını kullanarak, "çocuklarının kendisini mağdur ettiğini, bu konuda ...'nin yardımına ihtiyacı olduğu olduğunu, başka gidecek bir yeri olmadığı,aynı durumda kendisi olsa yardımına koşacağı" beyanı ile kendi malı olduğunu iddia ettiği taşınmazların kurtarılması adına bazı taşınmazları ...'ye devretmeyi teklif ettiğini, bu işlerin tüm masraflarını ve işlerin sonucunda bir zarar doğması halinde tüm zararı üstleneceklerini , ancak 13 daireli binanın inşaatı nedeniyle ellerinde para kalmadığını ve davalının kendilerine bu süreçte maddi destekte bulunmasını da talep ettiklerini, Tamamen davacı ve eşine yardımcı olmak adına, tasarrufa konu taşınmazlardan ... Parselde yer alan arsa üzerinde bulunan... nolu 3 adet bağımsız bölüm, 04.09.2002 tarihinde davalı ...'ye devredildiğini, bu devirler nedeniyle davalı ...'nin 400 milyar TL'lik teminat senedini ...'ye vermiş ve taşınmazların istenildiği zaman ...'ye iade edileceği hatta kendisi öldüğü takdirde çocukları için de bu durum geçerli olduğu yönünde taahhütte bulunrak 01.10.2002 tarihli protokol (inanç sözleşmesi) düzenlendiğini, Davalı ...'nin herhangi bir menfaat gözetmeden, davacı ve eşinin hatrı için üzerine aldığı tasarrufların iptali için dava dışı ... ve ... ... vekili Av. ... tarafından davacı ve davalının da aralarında bulunduğu kişiler hakkında ... esas sayılı dosyaları ile tapu iptal tescil davaları açıldığını, Bu süreçler başladıktan kısa bir süre sonra, davacının eşi ...'in kanser olup ve 14.09.2004 yılında vefat ettiğini, tapu iptal tescil davaları sürecinin neredeyse tamamında ... davalarla ilgilenemeyecek kadar ağır hasta olduğu için bu davaları davacı ... ve davalı ... 'nin birlikte yürüttüğünü, Davacının eşi ...'in vefatının arından, davacı ile davalının 07.10.2004 tarihinde bir araya gelerek görülmekte olan ve ileride açılabilecek olan davalara ilişkin olarak aralarında 07.10.2004 tarihinde 2 ayrı protokol düzenlediklerini, anılan protokollerde, davacı ...'nın, 400 milyarlık senedin kendisinde olduğunu, ...'nin adına kayıtlı taşınmazlardan ötürü kira gelirlerinin kendisi tarafından elde edildiğini, bu taşınmazlarla ilgili görülen ve ileride açılacak olan davaların tüm sorumluluğunu (maddi-manevi), mahkeme masraflarını, avukatlık ücretlerini ... adına üstlendiğini, bu işler için yapılacak ödemeleri ve ...'ın bu işler nedeniyle uğrayacağı zararları geri ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, Bu görüşmede, davacı eşinin kanser hastalığı ve yukarıda yer alan davalara ek olarak davacı ...'nın davalı olduğu ... esas sayılı dosyaları ile açılan tapu iptal tescil davaları nedeniyle büyük borca girdiğini, davaların masraf ve avukatlık ücretleri ve 3. kişilere olan borçları için paraya ihtiyacı olduğunu beyan ederek davalıdan senet karşılığı para aldığını, Bu süreçte, davalı ...'nin, ...'ya verdiği paralara ek olarak davacı ...'nın, ödemeyi taahhüt ettiği ...'ye ait dava masrafları ve avukatlık ücretlerini de davacının nakit sıkışıklığında olması nedeniyle kendisi karşılamak zorunda kaldığını, tarafların bu süreçte sürekli görüşmekte olup, anılan davaların sonuçlanması ile hesaplaşmak üzere anlaştıklarını, Anılan davalarla ilgili; ...., sayılı kararları ile tapu iptal tescil talebinin kabul edildiğini ve davalıların adına tescil edilen tapuların iptal edildiğini, verilen kararların 2007 ve 2008 yıllarında kesinleştiğini, söz konusu davaların niteliği itibariyle yargılama giderlerinden ötürü davalı tarafından 50.000,00 TL'nin üzerinde harcama yapıldığını, kararların kesinleşmesinden sonra ...'nin mirasçıları tarafından davacı ve davalının da içinde bulunduğu kişiler aleyhine ecrimisil ve tazminat davaları açıldığını, tazminat ve ecrimisil ödenmesine karar verildiğini, Böylece davalı ...'nin, kayden malik olduğu ve herhangi bir gelir elde etmediği, salt davacı ve eşine yardımcı olmak için üzerine aldığı üstelik taşınmazlara ait alım satım giderleri, vergiler ve görülen davalara ilişkin mahkeme giderlerini, avukatlık ücretlerini ödemek zorunda kaldığını, ...., sayılı ilamına istinaden ... esas sayılı dosyasında, 2012 yılı nisan ayında davalı müvekkili aleyhine 66.391,06 TL için icra takibi yapıldığı, araç ve taşınmazlar üzerine haciz konulduğunu, bu aşamaya kadar davacı ve davalının birlikte hareket ettiklerini, davalının davada haklı çıkacağı inancıyla davacıya ait maddi külfeti de üstlendiğini, Bütün bu süreçte, taraflar arasındaki güven ilişkisinin biraz da mecburiyetten çok üst düzeyde olup, tapu iptal tescil davalarında tarafların birlikte hareket ettiklerini, tüm bu sürecin maddi külfetinin davalı ... tarafından, dava konusu olaylarda ... ve ...'in haklı olduğuna inançla ve ileride alacaklarını tahsil edeceğine güvenle karşılandığını, Açılan davaların sonucuna bağlı olarak başlatılan... esas sayılı dosyası ile başlatılan takip sonrası tarafların bu işlerin nasıl çözüleceği konusunda sık sık görüştüklerini, 2012 Ekim ayında da taraflar o güne kadar yaşananların ve sonuçlanan davaların muhasebesini yapmak üzere bir araya geldiklerini, Davalı müvekkilinin davacıya o güne kadar vermiş olduğu paralar karşılığında aldığı senetleri iade ettiğini, bu alacakları ve tapu iptal tescil davaları ile taşınmazlar için yapılan diğer harcamalar nedeniyle davacı ...'nın kendisine olan borçları karşılığında, davacı ... ve kızı ... tarafından hazırlanan davacının içeriğini bilerek ve kabul ederek imzaladığı davaya konu 18.10.2012 vade tarihli 300.000 TL'lik tek bir senedi davacıdan aldığını, aynı görüşmede davacı ...'nın da, davalıya inanç sözleşmesi ile devredilen taşınmazlar karşılığında eşi ...'in aldığı ...'ye ait 400 milyarlık teminat senedinin imza kısmını yırtmış ve 400 milyarlık teminat senedin de geçersiz hale geldiğini, Bu duruma ek olarak, davalının daha önceden taahhütle bulunduğu üzere ...'nın ... E sayılı dosyasındaki 85.000 TL civarındaki borcunu da ödemesini talep ettiğini, Davacı ...'nın, " ... E sayılı dosya borcunu kabul ettiğini ancak borcu ödeyecek durumda olmadığını, kendisinin de davalar nedeniyle borçlu olduğunu ... parselde çok değerlenecek bir taşınmazı olduğunu, taşınmaza ...., sayılı ilamı nedeniyle başlatılan ... (...) esas sayılı dosyasının bakiye borcu için haciz konulduğunu, bu taşınmazın icradan çok düşük bedelle satılacağını, bu durumda kendisine olan borçlarını ödemede zorlanacağını" söyleyerek her iki dosya borcunun da ... tarafından ödenmesi ve yapılacak diğer masraflar karşılığında senet verebileceğini beyan ettiğini, Uğradığı zararların karşılanması ve davacıdan olan alacaklarının tahsili için davacı ile birlikte hareket etmekten başka şansı kalmayan davalının, bu talebi kabul ettiğini, ancak nakit sıkışıklığı içinde olduğu için taşınmazlardan birini satışa çıkardığını, ancak taşınmazlardaki haciz nedeniyle satamadığını, kendi borcunu ödemek için kredi kullanacağını, kredi ile önce kendisine ait icra dosyası borcunu ödeyeceğini, ...dosya borcunu da eline nakit geçtiği zaman ödeyebileceğini davacıya beyan ettiğini, Bu görüşmede varılan anlaşma ve davacının 07.10.2004 tarihindeki taahhüdü neticesinde davacı ... ve kızı ... tarafından hazırlanan ve davacının içeriğini bilerek imzaladığı 15.10.2012 vade tarihli 200.000 TL bedelli senedin davalı ...'ye verildiğini, Davacının her iki senedi de kendi rızası ile içeriğini bilerek kızı ... ile birlikte hazırlayıp imzalayarak; uzun yıllar boyunca davalıdan aldığı paralar ve davalıya ödemeyi yazılı olarak taahhüt ettiği ancak davalının karşılamak zorunda kaldığı ve kalacağı masraflardan dolayı olan borçları için verdiğini, bu hususların hiçbirisine dava dilekçesinde değinilmediğini, sanki bu olayların hiçbiri olmamış gibi beyanda bulunulmasının davacının ne denli haksız ve kötü niyetli olduğunun açık göstergesi olduğunu, Davacının okuma-yazma bildiğini, taraflar arasında düzenlenen protokoller ve daha da önemlisi yukarıda yer alan tapu iptal tescil davaları için Av. ... , Av. ..., Av. ...'e verdiği vekaletnameler ve tapuda yaptığı bir çok resmi işlemden anlaşılacağını, Dava konusu senetlerin alınmasında herhangi bir hile-hurda veya davacının kandırılması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, ... ile eşine duyduyğu hürmet ve inanç nedeniyle kandırılan ve hiçbir menfaati olmadan sürece dahil edilen; tüm süreç boyunca davacı ile birlikte hareket eden, bu işler için yüzbinlerce lirasını ve taşınmazını yok paraya kaybeden ve hala da alacaklarına kavuşamayan davalı müvekkilinin olayın gerçek mağduru olduğunu, Son olarak borçlu olduğu ... esas sayılı dosyanın bakiye borcunu da davalıya ödeten davacının, artık davalıdan alacağı bir şey kalmadığı için takipten 6 sene sonra huzurdaki davayı gerçek dışı beyanlarla haksız ve kötü niyetli olarak açmıştır. Dava konusu senetler kambiyo senedi vasfında olup, davacının içeriğini bilerek kızı ile hazırladığı ve kendi imzası ile davalıya verdiği senetler olup, anılan senetlerin davacının, davalıya borçlu olduğunun açık kanıtı olduğunu, hukuken, davacının anılan senetler nedeniyle borçlu olmadığı iddiasının ancak takibe konu senetleri ödediğine veya borcun sona erdiğine dair yazılı bir kanıt ileri sürmesi halinde dinlenebileceğini belirterek, davanın reddini dilemiştir. BİRLEŞEN DAVA: Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıdan olan alacaklarına karşılık almış olduğu 03.10.2012 tanzim-15.10.2012 vade tarihli 200.000 TL lik ve 15.10.2012 tanzim- 18.10.2012 vade tarihli 300.000 TL lik bonoların tahsili için "kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu" ile ... E (yeni no: ... E) sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, Anılan takipte ... nolu Parselde (eski ... parsel) yer alan taşınmazdaki davalı hissesine 27.11.2012 tarihinde haciz konularak, 30.09.2013 tarihinde de ... davetiyesinin borçluya tebliğ edildiğini, 22.12.2015 tarihinde dosyanın takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırıldığını, alacaklı vekilinin 15.08.2016 tarihinde dosyanın yenilenmesini talep ettiğini, Alacaklı vekilince, dosyanın yenilenmesinden sonra 23.08.2016 tarihinde, borçluya yenileme emrinin tebliğinin talep edildiğini, hazırlanan yenileme emrinde "borç miktarının yeni dosyasına ödenmesi aksi taktirde cebri icra yoluna devam olunacağı" ibaresinin yer aldığını, borçluya gönderilen yenileme emri tebliğ olunamadığı için, daha sonra alacaklı vekilince Mernis adresine tebligat yapılması ve emniyet araştırması suretiyle adres araştırmasının talep edilerek icra takip işlemlerine devam edildiğini, vekil değişikliği sonrasında 27.03.2017 tarihinde taşınmaz üzerindeki haczin yenilendiğini, Bu süreçte alacaklının, dosyadan hacizli bulunan davalıya ait taşınmazın ... esas sayılı dosyalarından satışı talep edildiği için o dosyaları beklemek durumunda kaldığını, bu hususun icra dosyasında yer alan tapu kayıtları ve 100. Maddeye yarar bilgilerden de anlaşılabileceğini, Diğer dosyaların borçları sona erince(davalı ...'nın ... esas sayılı dosya borcu davacı ... tarafından ödenmiştir) taşınmazdaki tek haciz sahibi olarak davacı alacaklının satış işlemlerine başladığını, 12.03.2018 tarihinde taşınmazın satışı talep edilerek 15.03.2018 tarihinde 500 TL satış avansı yatırılarak 06.09.2018 tarihinde taşınmazın kıymet takdirinin yapılmasının talep edildiğini, Bu işlemler devam ederken davalı borçlunun 23.11.2018 tarihinde senetlerin zamanaşımına uğradığı iddiası ile icranın geri bırakılması talebinde bulunduğunu,...., sayılı kararı ile "15/08/2016 tarihli yenilemeyi" gerekçe göstererek usul ve yasaya uygun şekilde 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığından zamanaşımı şikayetinin reddine karar verildiğini, Bu karar karşı borçlu tarafın istinaf talebinde bulunduğunu, ve istinaf incelemesi yapan ...., sayılı 17.11.2020 tarihli kararı ile "15/08/2016 tarihli yenilemenin zamanaşımını kesen işlemlerden olmadığı gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılması talebinin kabulüne karar verdiğini, Anılan karara yönelik temyiz başvuruları sonrasında ...., sayılı ve 10.06.2021 tarihli kararı ile yeterince dosyayı incelemeden temyiz talebimizi redderek, hükmün onanmasına karar verildiğini, İİK 71/2. maddesinin yollaması ile hüküm ifade eden İİK 33A/2. maddesinde; "Alacaklı, icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden sonra, zamanaşımının vaki olmadığını ispat sadedinde ve 7 gün içinde umumi mahkemelerde dava açabilir. Aksi takdirde icrası istenen ilamın zamanaşımına uğradığı hususu kesin hüküm teşkil eder." Düzenlemesi yer almaktadır. Bu madde uyarınca, henüz tarafımıza icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğine dair bir tebligat yapılmamış ve 7 günlük süremiz başlamamış olsa da; "takipte zamanaşımı söz konusu olmadığı için icranın geri bırakılması kararının kaldırılması ve takibin devamına karar verilmesi" için 7 günlük süre geçmeden işbu davanın açılması zorunlu hale geldiğini belirterek, Kambiyo senetlerinde zamanaşımını kesen sebepleri düzenleyen TTK 750. maddesinde; "Zamanaşımı; dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesiyle kesilir." hükmünün yer aldığını, Alacaklı tarafından borçluya karşı icra dosyası üzerinden cebri icranın ilerlemesini ve takibin devamını sağlamak amacıyla yapılan işlemlerin icra takip işlemi olarak kabul edildiğini, icra takip işlemlerinin zamanaşımı kestiği ve 3 yıllık sürenin yeniden başladığı konusunda ihtilaf bulunmadığını, İcra dosyasının 15.08.2016 tarihinde 2.500 TL peşin harç yatırılarak yenilenmesi, ... tarafından aynı tarihte uyap ta borçlunun adres sorgusunun yapılması, yenileme emrinde "borcun yeni dosyaya ödenmemesi halinde cebri icra işlemlerine devam edileceği" ihtarının yer alması, 23.08.2016 tarihinde yenileme emrinin tebliğ edilmesi talebi alacağın tahsil edilmesine yönelik icra takip işlemi olup 15.08.2016 ve 23.08.2016 tarihlerinde takibe konu senetler yönünden zamanaşımı bir kez daha kesildiğini, Nitekim ... Mahkemesi'nin kararında da takibin yenilenmesi ve yenileme emrinin borçluya tebliğ edilmesi zamanaşımını kesen işlemlerden kabul edilerek, borçlunun şikayetinin reddine karar verildiğini, konuya ilişkin onlarca Yargıtay kararında takipten sonra kambiyo senedinin zamanşımına uğrayıp uğramadığının tespitinde yenileme işleminin tarihinin esas alındığını, Davacı alacaklı ve ... tarafından yapılan 15.08.2016 ve 23.08.2016 tarihli işlemlerin takibe konu senetler yönünden zamanaşımını kesen işlemler olduğu dikkate alınarak; usul ve yasaya aykırı şekilde, eksik inceleme ile verilen ... sayılı 17.11.2020 tarihli "zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılması" kararının İİK 33A/2 maddesi uyarınca kaldırılmasını ve ... esas (eski...esas) sayılı icra takibinin devamına karar verilmesini talep ettiklerini, Ancak, yukarıda detaylı olarak arz edilen zamanaşımı hususundaki beyanlarının Mahkememizce haklı görülmemesi halinde; davacının takibe konu bonolar nedeniyle davalıdan alacaklı olması, şayet bonoların zamanaşımına uğradığının kabulü halinde davalının TTK 732 maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşmesi nedenleri ile bono bedelleri toplamı olan 500.000 TL nin vade tarihlerinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ve davacıya ödenmesini talep ettiklerini belirterek, Ağırlıklı olarak esas davada cevap dilekçesinde savunma olarak öne sürdükleri hususu bu kez iddia olarak öne sürüp müvekkilinin 15.10.2012 vade tarihli 200.000 TL lik ve 18.10.2012 vade tarihli 300.000 TL lik senetler nedeniyle davacıdan alacaklı olduğunu, söz konusu senetlerin davalı tarafından düzenlenip, imzalanarak müvekkilinden aldığı borç ve ...'nin uğradığı zararlar ve ...'nin ödeyeceği paraların tazmini amacıyla verildiğini, taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisinin kanıtı olan belgeler olduğunu, senetlerde yer alan 200.000 TL'nin 15.10.2012, 300.000 TL'nin 18.10.2012 vade tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesini talep ettiklerini, Yukarıda arz olunan taraflar arasındaki temel ilişkiden kaynaklı alacak-borç ilişkisine yönelik tüm talep ve beyan haklarımız saklı kalmak kaydıyla, ek olarak anılan senetlerin zamanaşımına uğradığının kabulü halinde davalı yanın TTK'nun 732. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşmiş olduğunu, Anılan madde uyarınca zamanaşımına uğramış kabul edilen senetlerden dolayı müvekkilinin sebepsiz zenginleşmediğini yani senetlerde yer alan borcunu ödediği konusunda ispat külfetinin davalıya ait olduğunu, her ne kadar taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisi temel ilişkiye, taraflar arasındaki protokollere, bizzat senetlerin kendisine dayalı olarak tarafımızca ispatlanmış olsa da davalının TTK 732. maddesi uyarınca anılan senetlerden dolayı sebepsiz zenginleşmediğini de ispatlaması aksi halde borcu ödemesi gerektiğini, Temel ilişkiye dayalı talep ve beyanlarımız saklı kalmak kaydıyla, öncelikle davalının takibe konu senetlerin zamanaşımına uğradığının kabulü halinde, sebepsiz zenginleşmediğini ispatlaması, ispatlayamaması halinde ise anılan senetlerde yer alan 200.000 TL'nin 15.10.2012, 300.000 TL'nin 18.10.2012 vade tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesini talep ettiklerini belirterek sonuç olarak; Davacının alacaklı, davalının borçlu olduğu ...esas (eski ... esas) sayılı dosyası ile takibe konulan 15.10.2012 vade tarihli 200.000 TL'lik ve 18.10.2012 vade tarihli 300.000 TL'lik bonolarla ilgili haklı talep ve davalarının kabulü ile; ...., sayılı 17.11.2020 tarihli "zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılması" kararının ...., sayılı ve 10.06.2021 tarihli kararı ile onanması nedeniyle (henüz tarafımıza tebliğ edilmemiştir) İİK 33A/2 maddesi uyarınca bonoların zamanaşımına uğramadığının tespiti ile icranın geri bırakılması kararının kaldırılarak icra takibin devamına, İİK 33A/2 maddesinde yer alan taleplerninin kabul edilmemesi halinde; davalı borçlunun takibe konu bonoları davacıya olan borçları karşılığında verilmiş olması nedeniyle bonoların bedeli olan 500.000 TL nin vade tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, ayrıca anılan bonoların zamanaşımına uğradığının kabulü halinde davalının sebepsiz zenginleşeceğinden dolayı TTK' 732 maddesi uyarınca bonoların bedeli olan 500.000 TL'nin vade tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVADA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının işbu yargılamaya da konu olan 15.10.2012 ve 18.10.2012 vade tarihli bonolar ile alakalı olarak müvekkili aleyhine ... ESAS(...ESAS) takip sayılı dosyasıyla takip başlattığını, Davacı alacaklı, 3 yıl kesintisiz olarak icra takip işlemi yapmamış olduğundan taraflarınca bonoların zamanaşımına uğramış olduğu iddiası ile ... esas sayılı dosyası ile şikayet yoluna gidildiğini, Dosyanın istinaf ve yargıtay kanun yolu aşamalarından geçerek sonuç itibariyle bonoların zamanaşımına uğramış olması nedeniyle icranın geri bırakılmasına karar verildiğini, Davacı yanın mahkememiz huzurundaki işbu davada öncelikli talebinin bonoların zamanaşımına uğramadığı, icra takip dosyasındaki yenileme talebinin icra takip işlemi olduğunu bu nedenle zamanaşımını kestiği dolayısıyla bonoların zamanaşımına uğramadığını iddiasına dayalı olduğunu, ancak davacı yanın iddiasının aksine takibe konu bonolar zamanaşımına uğramış olup davacının işbu davayı açmakta haksız olduğunun, açık olduğunu, Davacı tarafça başlatılan kambiyo senetlerine mahsus icra takibinde 02.11.2012 tarihinde ödeme emrinin müvekkil borçluya tebliğ edildiğini, akabinde 21.11.2012 tarihinde davacı alacaklının haciz talebinde bulunduğunu, 24.09.2013 tarihinde ise davacı alacaklı tarafından ... davetiyesi çıkarılması talebinde bulunulup 30.09.2013 tarihinde ise ... davetiyesinin tebliğ edildiğini, bundan sonra ise davacı alacaklı tarafından 15.08.2016 tarihinde yenileme talebi gönderilip 27.03.2017 tarihinde de yeniden haciz talebinde bulunulduğunu, İİK m. 78/2 gereğince; "Haciz istemek hakkının, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren bir sene geçmekle düşeceğini, İİK m. 78/4 gereğince ise "Haciz talebi kanuni müddet içinde yapılmaz veya geri alındıktan sonra bu müddet içinde yenilenmezse dosya muameleden kaldırıp düzenlemesinin bulunduğunu, buna göre dosyanın işlemden kaldırılması ancak süresi içinde haciz istememekle yahut geri alınan haczin süresi içinde yenilenmemesi ile mümkün olacağını, Somut olayda ise dosyada ödeme emrinin tebliğinden sonra süresi içinde haciz istenmiş olup dosyanın işlemden kaldırılması hususunun hukuken söz konusu olmadığını, bu nedenle de davacı alacaklı tarafından yapılan yenileme talebinin icra takip işlemi mahiyetinde olmadığını, İcra takip işlemi mahiyetinde olmayan yenileme talebinin zamanaşımını kesmeyeceğini, nitekim ... sayılı kararında "İcrai işlem yapılması talebi içermeyen yenileme talebi zamanaşımını kesen işlemlerden değildir." ve Yine ... sayılı kararında "Alacaklının haciz talebi içermeyen yenileme talebi icra takip işlemi nitelinde olmadığından bu talep zamanaşımını kesmez." şeklinde olduğunu, Dolayısıyla somut olayda; ... davetiyesinin tebliği tarihi olan 30.09.2013 tarihinden yeniden haciz isteme tarihi olan 27.03.2017 tarihinde kadar 3 yıllık zaman aşımı işlemiş olup bu nedenle takibe dayanak olan bonoların zamanaşımına uğradığını, bonoların zamanaşımına uğramadığı yönündeki iddialarının haksız olduğunu belirterek, Davacının iddialarından da anlaşılacağı üzere borç ilişkisinin davacı ile müvekkili arasında olmayıp müvekkilinin eşi olan ... ile olduğunu, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, Mevcut davaya bakmakla Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğunu, Müvekkilinin 75 yaşlarında okur-yazarlığı olmayan yaşlı bir kadın olup, ilk eşi öldükten sonra çok mağdur olduğunu normal yaşamını maddi sıkıntılar yüzünden devam ettiremediğini, bu yüzden kendisine bakacak, gözetecek, yoldaş olacak konumdaki dul olan ... ile 2000 yıllarında imam nikahlı olarak evlilik yaptığını, ...'nin, kendisi öldükten sonra içinde ikamet etmesi için müvekkil adına bir daire satın aldığını, ... 2004 yılında vefat edince mirasçıları bu dairenin müvekkil adına olan tapu kaydının iptali ve adlarına tescili ile birlikte bu evde müvekkilin oturduğu süre için ecrimisil ödemesi için dava açtıklarını, Nihayetinde mirasçıların açtığı tapu iptali ve ecrimisil davasının müvekkili aleyhine sonuçlandığını, oturduğu ev elinden alınıp tahliye edildiği gibi yaklaşık 80.000,00 TL de ecrimisil ve diğer yargılama giderleri olarak borçlu çıktığını, Davacı ..., ...'nin yeğeni olup, ...'nin müteahhitlik yaptığını, kendi iddiasına göre de sözde ... ile ...'ın 2002 yılında ortaklık yaptıkları sırada sözde alacağı kalmış olduğunu iddia ettiğini, ...'ın dayısı ile ortaklık yaptığı 2002 yılında ...' nun eski kocası 1994 yılında ... adına ...' da o tarihlerde işe yaramaz bir vasıfta olan bir tarla hissesi aldığını öğrendiğini, bunu ele geçirmek için bu nizada ... sözde araya girerek tarafları sulh edeceğini söyleyerek müvekkile yanaşmış olduğu düşüncesinde olduklarını, kendisinin de zaten bu senetlerin dayanağı borç veya temel ilişkinin 2002 yılındaki ortaklıktan kaynaklandığını kabul ve beyan ettiğini, Bu hisseyi ele geçirmek kastı ile olsa gerek, müvekkile yardımcı olacağını söylediğini, sözde yardımcı olacak hareketleri ile müvekkilin hulus ve safetinden, cahilliğinden, okur yazarlığı olmayışından faydanarak sık sık müvekkile kağıtlar imzalattırdığını, ama bunların bir borçlandırıcı belge olduğunu bilen ve bilebilecek durumda olmayan ... da imzalamada bir mahzur görmediğini, ancak davacının, 2002 yılından kalma ...'den olan alacağını alamadığını söylediğini, davacının, sözde bu alacaklarını almak için çeşitli hileli yollara başvurduğunu, Davacı, müvekkilden hile ile aldığı 200.000,00 TL ve 300.000,00 TL olmak üzere iki adet senedin vade tarihini kendisi doldurmak suretiyle müvekkil aleyhine icra takibi başlattığını, o dönem 70 yaşlarında olan, yalnız yaşayan, okur-yazar olmayan müvekkil söz konusu takibe anlam veremediğini, en nihayetinde bu senetlerle borçlu yapıldığını anlayabildiğini, müvekkilinin hayatında 500.000,00 TL'lik senet vermek şurada dursun o dönem eline geçen aylık kazanç zaten 400-500 TL'lik dul maaşından ibaret olup, müvekkilinin, bakkala dahi hiçbir zaman 5 kuruş borçlanmamışken bir anda karşısında 500.000,00 TL borç gördüğünü, bu hem müvekkilin mali ve içtimaı vasıfları itibariyle hem de yaşamın gerçeği itibariyle mümkün olmadığını, Bu nedenle müvekkil; bu bonoları, davacının "seninle birlikte hareket edeceğim, seni imam nikahlı eşin çocuklarından kurtaracağım", "Şu kağıtlara imza at, senin üzerine olan gayrimenkulleri kurtaralım" şeklindeki beyanlarına imam nikahlı ölü eşinin dayısının oğlu olduğundan ona güvenmiş, okuma yazması olmadığından neye imza attığını dahi bilmeden, sorgulamadan, güven içerisinde davalının gösterdiği kağıtlar üzerine bir şeyler karaladığını, diğer bir deyişle hileli alınan senetler ile müvekkilinin, borçlu hale getirildiğini, dolayısıyla müvekkilinin hile ile iradesini sakatlanarak belgeler imzalatıldığı sırada (aslında parmak izi kullanmaktadır. Ama ara sırada imza attığı olmuştur) matbu bonoların da boş olarak imzalattırıldığını, kısacası bu senetlerin müvekkilinin elinden hile ile alındığını, daha sonradan davacının, kendisini müvekkilden sanki alacaklıymış gibi göstermiş, gayrimenkulleri üzerine hacizler koyduğunu söylediğini, diğer bir ifade ile müvekkile aleyhine muvazaalı bir takip başlattığını, müvekkilin bu bonolardan dolayı herhangi bir borcu olmadığını, Davacı söz konusu temel ilişkiyi esasen dava dışı ...'nin eylemlerine dayandırmaktadır. Bir anlamda ...'den olan alacağı için verdiğini iddia ettiğini, bunun da yaşamın gerçeğine uygun olmadığını, 2002 yılında ortaklık kurduğunu ve o tarihte alacağı olduğunu iddia ettiğini, bu durumda ...'nin gerçek mirasçılarından alacağını istememesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek, Sonuç itibariyle müvekkilinin iradesi sakatlanarak hileli bir şekilde miktarı bilinmeksizin bonoların imzalattırıldığını, müvekkilinin ekonomik durumu gözetildiğinde bu miktarda borçlanmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin okuma yazma bilmemesi nedeniyle HMK m.206 dikkate alındığında, atılan imzanın geçerli olmadığını, Davacı ile davalı arasında temel bir hukuki ilişki olmaması nedeniyle sebepsiz zenginleşme iddiası dayanağının bulunmadığını belirterek, davanın reddini dilemiştir. GEREKÇE: Esas dava, davacı ...'nun okuma yazma bilmediği, bu nedenle dava konusu iki adet bonoyu imzalayıp vermesinin HMK m.206'da öngörülen koşulları taşımadığı, davacının hukuki işlem yapma ehliyetine sahip olmadığı, senetlerin hile ile temin edildiği, senetlerden ötürü borçlu olunmadığı iddialarına dayalı olarak ... esas sayılı dosyasında da takibe dayanak yapılan bonolardan ötürü borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, Birleşen dava ise; davacı ...'ın esas davaya konu iki adet senetten ötürü, süresinde ... sayılı dosyasında takibe dayanak toplam 500.000,00 TL tutarlı iki adet bononun icra takibine konu edilmesi aşamasında yine zamanaşımını kesen sebeplerden olan icra dosyasında yenileme emrinin düzenlenmesinden ötürü kıymetli evrak vasfını taşıdığı, ancak ilgili mahkeme tarafından zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılması kararının hatalı verilmesi nedeniyle bu kararın kaldırılması ve takibin devamına karar verilmesi, bu istek kabul görmediği takdirde taraflar arasındaki temel ilişkiye dayalı olarak sebepsiz zenginleşme nedeniyle bono bedellerinin tahsili istemine ilişkindir. Taraflarca delil olarak dayanılan dava ve icra dosyaları ile diğer deliller taraflarca dosyaya sunulduğu gibi yazılan müzekkerelerle de temin edilmiştir. ..., sayılı dosyasının incelenmesinden; ..., ... ve ... ... tarafından mevcut davanın taraflarından ... ile ölen imam nikahlı eşi ... ve dava dışı iki ayrı şahıs aleyhine tapu iptali ve tescil amacıyla açılan davada, 18/06/2004 tarihinde davanın kısmen kabulüne karar verildiği ve deracetten geçerek verilen kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. ..., sayılı dosyanın incelenmesinden; ... tarafından ... mirasçıları aleyhine(... dahil) tapu iptali ve tescil amacıyla açılan davada, dahili davalı ... adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline 11/05/2006 tarihinde karar verildiği, deracetten geçerek kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. ...., sayılı dosyanın incelenmesinden; ... ve 6 diğer davacı tarafından ... aleyhine açılan davada, bir kısım davacıların ...'ye arsa almak için para gönderdikleri, ancak paranın amacına uygun kullanılmayarak davalı adına taşınmaz alındığı ifade edilerek, bu işlemin iptalinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonucu davalı adına kayıtlı tapunun iptali ile davacılar adına tesciline 25/07/2006 tarihinde karar verildiği, söz konusu kararın deracetten geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır. ... sayılı takip dosyanın incelenmesinden; ... tarafından ... aleyhine keşidecisi ..., lehtarı ... olan, 03/10/2012 tanzim, 15/10/2012 vadeli, 200.000,00 TL bedelli, 15/10/2012 tanzim, 18/10/2012 vadeli, 300.000,00 TL bedelli iki adet senet toplam tutarı 500.000,00 TL için kambiyo senetlerine mahsus yol ile 23/10/2012 tarihinde başlatılan icra takibinin alacaklı tarafından yenilenmesi sonrasında 15/08/2016 tarihinde yenileme emri çıkarıldığı ve bundan sonraki aşamada dosyanın ... esasını aldığı, yenileme emrine karşı borçlunun şikayet yoluna başvurusu sonrasında, ...., sayılı 05/12/2018 tarihli ilamı ile "Takip ve dayanak belgenin incelenmesinden senedin 03/10/2012 düzenleme, 15/10/2012 vade tarihli, 200.000,00 TL bedelli, diğer senedin ise 15/10/2012 tarihli, 18/10/2012 vade tarihli, 300.000,00 TL bedelli bonoların olduğu, 24/09/2013 tarihine kadar takibin kesintisiz yürütüldüğü, alacaklı vekilinin en son bu tarihte borçlunun taşınmazı üzerindeki haczin ... davet ile borçluya bildirilmesi yönünde talep açtığı, yenilemenin ise 15/08/2016 tarihinde olduğu, bu tarihler arasında bonolar için uygulanması gereken 3 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından, zamanaşımı şikayetinin reddine karar vermek gerektiği" gerekçesiyle şikayete ilişkin davanın reddine karar verildiği, Borçlunun bu karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusu sonrasında, ...., sayılı 17/11/2020 tarihli ilamı ile ". . . Ödeme emrinin tebliğ edildiği 02/12/2012 tarihinden itibaren bir yıllık sürede haciz talebinde bulunulduğu görüldüğünden, bahsi geçen borçlu yönünden icra dosyasının işlemden kaldırılmasının söz konusu olamayacağı, bu nedenle alacaklı tarafın 15/08/2016 tarihli dosyanın yenilenmesi talebinin icra takip işlemi olarak sayılamayacağı, icra takip dosyasında İİK m....'e göre davetiye tebliğ edildiği, 30/09/2013 tarihinden tekrar haciz talep tarihi olan 27/03/2017 tarihine kadar borçlu yönünden de icra takip işlemi yapılmadığı anlaşıldığından, şikayetçi borçlunun zamanaşımı şikayetinin takibin kesinleşmesinden sonraki döneme ilişkin olduğu, takibin 30/09/2013 ile 27/03/2017 tarihleri arasında 3 yıldan fazla işlemsiz bırakıldığı ve dolayısyıla borçlu hakkında zamanaşımının gerçekleştiği anlaşılmakla, davacı borçlu yönünden zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasına" şeklinde 17/11/2020 tarihinde karar verildiği, söz konusu kararın ... sayılı ilamı ile Yargıtay aşamasından geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır. Birleşen dava ile ilgili İİK m.33/a uyarınca, davacı alacaklının icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde zamanaşımının vaki olmadığı iddiası ile icranın devamına karar verilmesi istemiyle ilgili yapılan değerlendirmede, ...., sayılı 17/11/2020 tarihli ... Dairesi'nce onanmak suretiyle kesinleşen ilamında da yer aldığı üzere; ilgili icra takip dosyasında ödeme emrinin tebliğ edildiği 02/12/2012 tarihinden itibaren bir yıllık sürede haciz talebinde bulunulduğu görüldüğünden, bahsi geçen borçlu yönünden icra dosyasının işlemden kaldırılmasının söz konusu olamayacağı, bu nedenle alacaklı tarafın 15/08/2016 tarihli dosyanın yenilenmesi talebinin icra takip işlemi olarak sayılamayacağı, icra takip dosyasında İİK m....'e göre davetiye tebliğ edildiği, 30/09/2013 tarihinden tekrar haciz talep tarihi olan 27/03/2017 tarihine kadar borçlu yönünden de icra takip işlemi yapılmadığı anlaşıldığından, şikayetçi borçlunun zamanaşımı şikayetinin takibin kesinleşmesinden sonraki döneme ilişkin olduğu, takibin 30/09/2013 ile 27/03/2017 tarihleri arasında 3 yıldan fazla işlemsiz bırakıldığı ve dolayısyıla borçlu hakkında zamanaşımının gerçekleştiği yönündeki tespit, gerek dosyadaki maddi olgulara, gerekse yasal düzenlemeye uygun olmakla, söz konusu tespitlere mahkememizce de katılındığından, Birleşen davada davacının zamanaşımı vaki olmadığı gerekçesiyle icranın devamına karar verilmesi istemi haklı görülmemiştir. 07/10/2004 tarihli iki ayrı protokol başlıklı belgenin incelenmesinden, davanın tarafları arasında düzenlendiği, birisinde ... Mahkemeleri'nde görülmekte olan ... sayılı dava dosyalarında her iki tarafın davalı olması nedeniyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinin ... tarafından ödenmesinin, diğer protokolde ise ...'nın imam nikahı ile yaşayan ...'ye ait bir kısım gayrimenkullerin ...'a ...'nin geri istemesi halinde iade edilmek kaydıyla ve satış gösterilmek suretiyle devredildiği, ...'nin buna karşılık 400.000.000.000,00 TL tutarlı teminat senedi verdiği, ...'in vefatı sonrasında söz konusu teminat senedinin ...'ya, söz konusu gayrimenkuller ile ilgili açılan tapu iptali ve tescil davalarının masraflarının ... adına ... tarafından üstlenilmesi nedeniyle verilmesinin kararlaştırıldığı, ... Mahkemesi aracılığıyla üç kişiden oluşturulan bilirkişi kurulundan aldırılan 21/06/2021 tarihli rapor ile söz konusu iki protokolde yer alan imzaların önceki raporlarda değerlendirilmek suretiyle ...'nun eli ürünü olduğu tespiti yapılmıştır. Talimat mahkemesi aracılığıyla dinlenen esas davada davacı tanıklarından ..., amcası 2020 yılında vefatından sonra çocuklarını ...'ya karşı ecrimisil davası açıp oturduğu ev karşılığında davayı kazandıklarını, ecrimisil alacağı nedeniyle yapılan icra takipleri sonrasında ...'nın tarlasının elinden gideceği endişesi sonrasında müteveffa eşinin dayısının oğlu olan ...'a kendisi yanında ... borçluymuş gibi düzenlenen senedi ...'nin istemesi üzerine verdiğini, senet imzalandığında yanlarında olduğunu, sadece tarla alınmasın diye böyle bir işlem yapıldığını, yoksa amcası olan müteveffa ...'in zengin olup ...'ye borçlu olmasının mümkün olmadığını, ...'nın okuma yazması olmadığını, ancak neyin ne olduğunu bildiğini ifade etmiştir. ... şaadetinde, eşi ...'nin önceki eşinden olma oğlu ... ile imam nikahlı olan ...'nın eşi ... ile ortak bir tarla aldıklarını, tarlanın 850 metre karesinin satıya 425 metre karesinin de kendisine ait olduğunu, ...'nın okur yazar olup akli melekelerinin yerinde olduğunu, onların ... 'da kendisinin köyde yaşadığını, ...'yi tanımadığını ve aralarında ne tür bir sorun olduğunu da bilmediğini söylemiştir. ...'nun 27/07/2026 tarihli rapor içeriğinden esas davada davacı birleşen davada davalı olan ...'nun davaya dayanak 2 adet bononun tanzim tarihleri olan 03/10/2012 ve 15/10/2012 tarihlerinde fiil ehliyetine sahip olduğu anlaşılmıştır. Yine gerek davacı ... tarafından bizzat tanık olarak gösterilen ...'nin şaadeti ile okuryazar olduğu gibi imza atabildiği ifade edilmiş, keza değişik gerekçelerle dosyaya temin edilen ...'na ait imza asıllarını içeren noter belgesi, kredi ön sözleşmesi, kredi sözleşmesi ve tapuda bizzat yaptığı işlemlere ilişkin resmi evrak kapsamlarından da okuma yazma bildiği ve imza atabildiği anlaşılmıştır. Esas dava ile ilgili yapılan yargılamada, Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davacı ...'nun davalı ...'ın akrabası olan ... ile imam nikahı ile evli olduğu, ...'nin müteahhitlik yapıp önceki eşinden olan çocuklarından borç almak suretiyle yapmış olduğu gayrimenkullerden davacıya bağımsız bölümler verdiği, ...'in ölümü sonrasında mirasçıların açtığı tapu iptali ve ecrimisil davalarında davalı ...'nin müteveffa ... ile olan ticari ve hukuki ilişkileri, sonrasında ... ile olan hukuki ilişkileri kapsamında üstlendiği parasal yükümlülükler nedeniyle davacının keşideci, kendisinin lehtar olduğu 03/10/2012 tanzim, 15/10/2012 vadeli, 200.000,00 TL bedelli, 15/10/2012 tanzim, 18/10/2012 vadeli, 300.000,00 TL bedelli iki adet senedin tanzim edildiği, Dinlenen tanık beyanları, dosya kapsamı ve adli tıp kurumu raporu ile davacının senetlerin tanzim tarihi itibariyle fiil ehliyetine sahip olup, okuma yazma bildiği, Yine söz konusu senetlerin taraflar arasında düzenlenen iki adet protokol ve sonrasında aralarında süregelen hukuki ilişki kapsamında düzenlendiği anlaşılmış, senetlerin ödendiği yönünde bir iddia da ileri sürülmemiş olmakla, Esas davanın reddi cihetine gidilmiştir. Birleşen dava ile ilgili yapılan yargılamada, Yine yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere senetlerin zamanaşınına uğradığı anlaşılmış ve bu yönde mahkememizce kanaat edinilmiş olmakla, temel ilişkiye de dayanılarak sebepsiz zenginleşme gerekçesine dayalı olarak senetlerin tahsili istemine ilişkin yapılan değerlendirmede, Taraflar arasında temeldeki borç ilişkisinin 07/10/2004 tarihli iki ayrı protokol ile başladığı, davacının senetlerin tanzim tarihi olan 2012 yılına kadar davalı adına yapmış olduğu ödemeler nedeniyle söz konusu iki adet senedin tanzim edildiği, davalının fiil ehliyetine sahip olup okur yazar olduğu, Temeldeki borç ilişkisi dikkate alındığında, TBK m.146 uyarınca 10 yıllık zamanaşımına tabi olup, davacı tarafından davalı aleyhine açılan dava tarihinin 07/07/2021 olduğu dikkate alındığında, 10 yıllık zamanaşımının dolmadığı, davacı lehtar, davalı keşideci olmakla aralarındaki temel ilişki kapsamında davalının kendisine düşen borçlu olmadığı yönündeki ispat külfetini yerine getiremediği anlaşılmakla, birleşen davanın(ihtarname bulunmamakla dava tarihi itibariyle temerrüdün oluştuğu kabul edilerek) kabulü cihetine gidilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Esas davada, Davanın reddine, A-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince, Alınması gereken 732,00 TL peşin harç ile 35,90 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 767,90 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, B-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davalı yararına hesaplanan 80.000,00 TL nispî vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, C-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, D-Adli yardım talebinin kabul edilmesi nedeniyle suçüstü ödeneğinden karşılanan 11.520,00 TL adli tıp gideri, 1.919,70 TL tebligat ve posta gideri, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 16.439,70 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, E-HMK m.333/1 uyarınca harcanmayan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, 2-Birleşen(... esasında kayıtlı iken) davada, Davanın kabulü ile; 500.000,00 TL'nin 07/07/2021 olan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, A-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince, Alınması gereken 34.155,00 TL harçtan, peşin alınan 8.538,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 25.616,25 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, B-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL başvurma harcı, 8.538,75 TL peşin harç olmak üzere toplam 8.598,05 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, C-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davacı yararına hesaplanan 80.000,00 TL nispî vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, D-Davacı tarafından yapılan 350,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, E-Arabuluculuk için ödenen 1.320,00 TL'nin 6325 sayılı yasanın 18/A (11) (13) maddesi uyarınca davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, F-HMK m.333/1 uyarınca harcanmayan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, asıl davada davacı birleşen davada davalı Vekili Av. ...(e-duruşma), asıl davada davalı birleşen davada davacı Vekili Av. ...(e-duruşma) yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/06/2026

Başkan ... ¸e-imzalıdır. Üye ... ¸e-imzalıdır. Üye ... ¸e-imzalıdır. Katip ... ¸e-imzalıdır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2018/948, K. 2026/461, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2018-948-e-2026-461-k-746efc00400f