Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1898 E. 2026/967 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1898
Karar No
2026/967
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1898 KARAR NO : 2026/967

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/03/2023 (Dava) - 19/07/2023 (Karar) NUMARASI : 2023/264 Esas - 2023/609 Karar DAVA : İtirazın İptali BAM KARAR TARİHİ : 21/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 21/05/2026

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/07/2023 tarihli 2023/264 Esas ve 2023/609 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; üç adet çeke istinaden davalılar aleyhine takip yapıldığı, davalıların takibe itiraz ettiği, 30/03/2022 tarihli ve 28/02/2022 tarihli davalı ... adına kayıtlı ....Bankası çeklerinin diğer davalı ... tarafından .... Şti' ye ciro edildiği, bu şirketin de çekleri .... Şti' nin çalışanı ...' a ciro edildiği, davacının çeklerin bedelini ödeyerek çekleri aldığı, yine 15/06/2022 tarihli davalı ... adına kayıtlı ... Bankası' na ait çeki diğer davalı ... tarafından .... Şti' ye ciro edildiği, bu şirketin de bu çeki .... Şti.' ne ciro edildiği, davacının bu çekin de bedelini ödeyerek çeki aldığı, davalıların çek borçlusu olarak çekleri elinde bulunduran davacıya ödeme yapması gerektiğini belirterek; itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... ve .... Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ...' ın diğer davalı ... Şti' nin sahibi ve yetkilisi olduğu, ...' ın davalı ..., Davacı ... ve dava dışı ... ile dava dışı ... Şti' ye ortak olduğu, daha sonra bu şirketteki hisselerinin davacıya devredip şirketten ayrıldığı, dava dışı .... Şti ile .... Şti' nin aynı adreste ticari faaliyet yürüttüğü, davacının davalı ...' nin bilgisizliğinden ve tecrübesizliğinden yararlandığı, her iki şirketin sahibi gibi davranmaya başladığı, davalı ...' a ait taşınmazların üzerine ipotek koydurarak bankalardan kredi kullandığı, davalı ....' e ait ürünleri 3. Kişilere pazarladığı ve alacakları tahsil etmeye çalıştığı, davacının kendisi ve diğer davalılar aleyhinde çok fazla takip başlattığı, takip ve dava konusu çeklerde ciro silsilesinin kopuk olduğu, davacının yasal hamil olmadığı, davacının çeke istinaden başlattığı takiplerde İcra Hukuk Mahkemesince takibin iptaline karar verildiği, ayrıca davacının kötüniyetli girişimleri sebebiyle 3. kişilere yüksek miktarda ödeme yapılmak zorunda kalındığını, davalı aleyhinde suç duyurularında bulunduğu, dava konusu çeklerin bankaya ibraz edilmediğini, davacının alacaklı sıfatının bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : Mahkemece, ''...Davacının takip dayanağı olan 3 adet çekin kendisi tarafından ödendiği, davalıların çek borçluları olarak söz konusu çeklerden sorumlu olduğu ve çekler sebebiyle alacaklı olduğu iddiasıyla iş bu davaya konu takibi başlattığı, takip dayanağı çeklerin son hamilinin davacı olduğu, çek asıllarının davacı elinde bulunduğu ve davacı tarafından mahkememize sunulduğu, ilgili bankalardan çeklerin ibraz edilip edilmediği husususun mahkememizce sorulduğu, bankalardan verilen cevabı yazılarda çeklerin ibraz edilmediğinin bildirildiği, davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu ödeme dekontlarına göre davacı tarafından 3. kişilere 3 adet çek bedeli toplamı kadar yani 110.000,00 TL ödeme yapıldığı, ancak ödeme dekontlarında herhangi bir açıklama bulunmadığı, davacı bu çeklerin bedellerini davalı ...' ın talimatı doğrultusunda yaptığını bildirmiş ise de, bu konuda herhangi bir yazılı delil sunmadığı, davacı tarafından bu hususun tanıkla ispat edilmesinin mümkün olmadığı, çekler yasal süresi içerisinde muhatap bankalara ibraz edilmediğinden çek vasfını yitirdiği, bu halde çek asıllarını elinde bulunduran hamil konumda olan davacının ciro silsilesi düzgün olan çekler sebebiyle kendisi tarafından 3. kişilere ödeme yapılmış olsun veya olmasın 6102 sayılı TTK' nun 732. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre keşideci olan davalı ...' dan çek bedellerini talep edebileceği, davalı ...' ın keşideci olarak sorumluluğunun bulunduğu, davalı ...' nın sebepsiz zenginleşmediğini ispatlaması gerektiği, ancak bu davalının yasal süresi içerisinde davaya cevap vermediği ve delillerini bildirmediği, bu sebeple davalı ...' nın söz konusu çekler sebebiyle borçlu olduğunun kabulü gerektiği, davalı ...'ın takibe yaptığı itirazın bu nedenle haksız olduğu ve iptali gerektiği, davacının anılan hüküm uyarınca lehtar ve ciranta konumunda bulunan diğer davalılar ... ve... Şti' den talepte bulunamayacağı, adı geçenlerin yasal süresi içerisinde ibraz işlemi yapılmayan çeklerden sorumluluğunun bulunmadığı, alacağın çekten kaynaklanması sebebiyle talep edebilecek faizin avans faizi olduğu, davacı tarafından dava değerinin 110.000,00 TL gösterildiği, ayrıca takip talebinde de takibe konu alacak miktarının 110.000,00 TL olarak gösterildiği, bu sebeple mahkememizce uyuşmazlığın bu miktar üzerinden değerlendirildiği ve çözüme bağlandığı, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu...'' gerekçesiyle; ''...DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE, Davanın KISMEN KABULÜ ile İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2022/12205 esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu ... tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 110.000,00 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 110.000,00 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 22.000,00 TL icra inkar tazminatının davalı ...'dan alınarak davacıya VERİLMESİNE, davalılar ... ve .... Şti yönünden davanın REDDİNE...'' şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu olan borçtan davalı borçlular ..., ... ve ... Şti.'nin müteselsil olarak sorumlu olduğunu, 30/03/2022 tarihli 2144926 Seri Numaralı ....Bankası .../ İzmir şubesine ait ... (...'nin ortağı) adına kayıtlı çek ... tarafından .... Şti.'ne ciro edildiğini, .... çeki, ... ise çeki ...'nin malzeme aldıkları firma olan .... Şti.'nin müdürü ....'in sigortalı çalışanı olan ...'a ciro ettiğini, müvekkili ...'ın ...'a ciro edilen çek bedelini ...'in ...' a verdiği talimatla ... Bankası TR... IBAN numarasına yatırdığını ve çeki aldığını, müvekkili ...'ın ödemeyi ...'in iban hesabına yaptığını, tüm bu delillerin iş bu dosya kapsamına sunulduğunu,...'a ilişkin Sosyal Sigortalar Kurumundan celbi gereken çalışanlara ilişkin hizmet kayıt cetveli yerel Mahkemece celp edilmiş olsaydı aralarındaki organik bağın ispatlanacağını, çekin .... tarafından ....adına ciro aldığının sübuta ereceğini, bu hususun davaya konu çeklerin cirantalarının ... ve ... Şti. olduğunun dolayısıyla davaya konu borçtan ... ile birlikte müteselsil sorumlu olduklarını ispatladığını, aynı şekilde 28/02/2022 tarihli 2144925 Seri Numaralı ...Bankası ... Şubesine ait ... (...'nin ortağı.) adına kayıtlı çekin ... tarafından .... Şti.'ne ciro edildiğini, ...'nın ise çeki ...'nin malzeme aldıkları firma olan .... Şti.'nin müdürü ...'in sigortalı çalışanı olan ...'a ciro ettiğini, müvekkili ...'ın ....' a ciro edilen çek bedelini.. .in ...'a Whatsapp grubu üzerinden çek bedelinin ...ın TR... nolu IBAN hesabına gönderilmesi talimatı ile ilgili hesaba çek bedeli olarak gönderdiğini, yani çek bedelinin ...'in talimatı ile istediği hesaba gönderildiğini, diğer çek olan 15/06/2022 tarihli 4719589 Seri Numaralı ...bank ...İzmir Şubesine ait ... (...ortağı )adına kayıtlı çekin ... tarafından .... Şti.'ne ciro edildiğini,....'nın ise çeki ... Şti. Firmasına ciro ettiğini, .... Şti.'nin talebi üzerine müvekkili ...'ın çek bedelini şirketin resmi banka hesabına 15/06/2022 tarihinde TR... Iban numaralı hesaba havale yaptığını, yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere müvekkili ...'ın çeklere ilişkin bedelleri taraflara ödeyerek teslim aldığını, çeklerin boçlusu konumundan olan kişilerin ..., .... şirketi ve ... olduğunu, bu kişilerin davaya konu olan borçtan dolayı müteselsil olarak sorumlu olduğunu, çek asıllarının arkalarında bulunan düzgün ciro silsilesinin çekin müteselsil borçlularının davalılar olduğunu kanıtladığını, bu nedenle yerel Mahkemenin verdiği kararın sadece ...'ın borçtan sorumlu olduğu ve diğer davalılardan talepte bulunulamayacağına dair kısmının yasaya aykırı olduğunu, tüm davalıların borçtan sorumluluğu bulunduğunu, bu nedenle davanın davalılar ... ve ... . Şti. yönünden reddine kısmının kaldırılmasına ve mezkur kararın bu kısımların bozulması ile davanın tüm davalılar yönünden müteselsil sorumluluk kapsamında değerlendirilerek tüm davalılar yönünden kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi taraflarca getirilme ilkesini ihlal etmiş olup ıslah yapılmadan gerekçeli kararında verdiği hükmü sebepsiz zenginleşmeye dayandırdığını, fakat iş bu dosya kapsamında davacı yanın herhangi bir ıslah talebi bulunmamakla beraber sebepsiz zenginleşmeye dair herhangi bir iddiasının da mevcut olmadığını, hakimin ıslah talebi varmış gibi hareket ederek, taraflardan herhangi bir talep olmadan, itirazın iptali davasını sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre yorumlayıp karara varmasının hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki davacı yanın böyle bir ıslah talebi olsaydı dahi bu talebe binaen verilecek herhangi bir kararın da hukuka aykırılık teşkil edeceğini, Yüksek Mahkemenin muhtelif kararlarında da bu yönde içtihat geliştirdiğini, davaya konu belgeler, kambiyo senedi vasfını yitirdiğinden huzurda kararı verilmiş dosyanın görevsiz mahkemede hükme bağlandığını, davacının alacaklı sıfatı yokluğundan davanın hususmet yokluğu sebebiyle reddi gerekirken ilk derece mahkemesinin verdiği kararın hukuka aykırılık teşkil ettiğini, ciro silsilesindeki kopukluğun davacının yetkili hamil ve dolayısıyla alacaklı olmadığını gösterdiğini, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 2022/157713 soruşturma numaralı dosyada da müştekiler .... Şti. ile ... tarafından davacı ... hakkında kendisine emanet edilen çeklerin yetkisiz olarak kendi adına kullanılması sebebiyle suç duyurusunda bulunulmuş olup soruşturmanın devam ettiğini, bu halde davacının çekleri emaneten aldığı ve dolayısıyla çeklerden kaynaklı bir alacağı mevcut olmayıp ikame ettiği iş bu davanın külliyen reddi gerekirken ilk derece mahkemesinin bu hususu göz ardı ettiğini ve davanın kısmen kabulüne karar verdiğini, usulen yanlış olan kararın aynı zamanda esasa ilişkin hiçbir araştırma yapılmadığından da hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacının müvekkilinden hiçbir alacağı bulunmadığını, buna karşın emaneten almış olduğu çekleri takibe koymak suretiyle alacağı olmadığı bir bakiyeyi tahsil etmeye çalıştığını, bu sebeple İİK uyarınca icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini belirterek istinaf talebinin kabulüne ve ilk derece mahkemesinin aleyhlerine vermiş olduğu kararın kaldırılarak davanın reddine, davacının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, çeklerden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup; hüküm davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Bir kambiyo senedinin bu vasfını yitirmesi durumunda hâmil, 6102 Sayılı TTK m. 732 (mülga 6762 sayılı TTK m. 644) hükmüne dayalı olarak ya hakkında sebepsiz zenginleşme nedeniyle keşideci aleyhine ya da temel ilişkiye dayalı olarak kendi cirantası aleyhine alacak davası açabilir. Zamanaşımına uğramış kambiyo senedi nedeniyle düzenleyen aleyhine TTK hükümleri uyarınca sebepsiz zenginleşme nedeniyle açılacak tazminat davası mutlak ticarî dava niteliğindedir. Zira kambiyo senetlerinden doğan sebepsiz zenginleşme davası gerek TTK m. 732 ve gerekse mülga 6762 sayılı TTK m. 644 hükümlerinde özel olarak düzenlenmiştir. Söz konusu hüküm uyarınca zamanaşımı sebebiyle veya poliçeden (çekten) doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden (çekten) doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin (çekin) hamiline karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar; ispat yükü, sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene (keşideciye) aittir. 6102 sayılı TTK m. 4(1)-a hükmü uyarınca TTK m. 732 hükmünde düzenlenen dava, mutlak ticarî dava niteliğindedir (Yargıtay 11. HD, 15/11/2016 tarihli 2015/11852 E., 2016/8837 K. sayılı kararı). Bu nedenle, eldeki davanın mutlak ticarî dava olduğunda tereddüt bulunmamaktadır. Bu açıklamalar çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesine gelince; takip konusu çeklerin keşidecisinin davalı ... olduğu, lehtar cirantasının ..., ciranta .... Şti. ve hamilinin davacı olduğu, davacıyla davalı arasında doğrudan bir hukuki ilişki bulunmadığının dosya içeriğinden anlaşıldığı, bu durumda davalı keşidecinin 6102 sayılı TTK'nun 732. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlamakla yükümlü olduğu, dosyaya sunulan deliller kapsamında davalı ...'ın sebepsiz zenginleşmediğini usulüne uygun olarak ispatlanamadığından davalı ... istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 732. maddesinde davanın yöneltilebileceği kimseler tahdidi olarak belirtilmiş olduğundan, cirantalara, kefile, aval verene karşı sebepsiz zenginleşme davası açılamaz. (Ertan Demirkapı, age, sh.200 ; Kazım Menderes Uslu, Kambiyo Senetlerinde Zamanaşımı, Ankara 2006, sh. 324, davanın kefile karşı açılamayacağı ile ilgili bkz.Yargıtay 11.HD.4.7.2002 2002/3093 E. 2002/7001 K.) O halde, somut olayda da takip konusu çeklerde ciranta durumunda olan davalılardan ... ve ...Şti’ye karşı TTK’nun 732. maddesi gereğince sebepsiz zenginleşme davası açılması mümkün olmadığı (bkz. Yargıtay 19. HD'nin 06.03.2014 tarihli 2014/1263 E., 2014/4475 K. sayılı kararı), her ne kadar davacı, davalılar ... ve .....Şti yönünden ödemede bulunduğu iddiasında bulunmuş ise de ödeme belgelerinde dava ve takip konusu çeklerle ilgili ibare bulunmadığı, davacı ile davalılar ... ve ....Şti arasında temel ilişki bulunmadığı, davacının iddiasını ispata yeter delil sunulmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin İstinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/07/2023 tarihli 2023/264 Esas ve 2023/609 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İSTİNAF AŞAMASINDA; a-Davacı yönünden alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 462,15 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, b-Davalı ... yönünden alınması gereken 7.514,10 TL istinaf karar harcından peşin alınan toplam 2.148,37 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 5.365,73 TL'nin davalı ...'dan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Taraflar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, 4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avanstan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1898, K. 2026/967, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1898-e-2026-967-k-dc4ee2411033