Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/917 E. 2026/995 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/917
- Karar No
- 2026/995
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/917
KARAR NO:2026/995
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:22/05/2026
NUMARASI:2026/463 Esas,
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:14/07/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen karara karşı davacı tarafça istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili dava dilekçesinde: müvekkili şirketin, 30.10.2024 tarihli sözleşme uyarınca üstlendiği elektrik sistemleri yapım işini tamamladığını, taraflar arasında 28.10.2025 tarihinde "Kesin Hakediş" belgesi düzenlendiğini ve bu belge karşılıklı olarak imza altına alındığını, müvekkili şirketin yaptığı işlerin toplam bedelinin KDV hariç 590.751,33 USD olarak hesaplandığını, şantiyede mevcut olan inşaatın durumu sebebiyle montajı yapılamayan malzemelerin montaj bedelinin 10.500,00 USD bu tutardan düşülerek müvekkilinin net alacağının 580.251,33 USD olarak kesinleştiğini, taraflar arasında sözleşme kapsamındaki asıl işlerin yanı sıra, davalı şirketin talebi ve onayı ile fabrikada ilave elektrik ve tadilat işlerinin de gerçekleştirildiğini, bu ilave işlere ilişkin olarak 16.12.2025 tarihli "İlave Hakediş" düzenlendiğini, ilgili hakedişte, mevcut malzemelerin montaj bedelleri ve ilave kullanılan malzemeler detaylıca listelendiğini, müvekkilinin ilave işlerden kaynaklı alacağının da taraflar arasında imza altına alındığını, davalı şirketin, ilave işlerinin eksik veya hatalı olduğuna dair hiçbir resmi tespit yaptırmadığını, müvekkiline herhangi bir ihtarname göndermediğini, 16.12.2025 tarihli ilave hakedişe dayalı alacaklarının muaccel olduğunu, davalının İstanbul 31. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyaya yaptığı itirazın da iptali gerektiğini, arz ve izah edilen ile mahkememizce resen gözetilecek nedenlerle, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; öncelikle davalının mal kaçırma ihtimali ve alacaklarının hakediş belgeleri ile yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde ispatlanmış olması nazara alınarak, davalının menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine teminatsız veya mahkememizin takdir edeceği uygun bir teminat mukabilinde dava değerince ihtiyati haciz konulmasını, İstanbul 31. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptalini, İstanbul 6. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptalini, alacağın hakediş belgelerine dayanması ve likit olması sebebiyle, davalı aleyhine her iki icra dosyası için ayrı ayrı asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece 22/05/2026 tarihli ara karar ile, somut olayda talep eden tarafça delil olarak sunulan belgeler incelenmiş olup, davalının vaki icra takibine itiraz ettiği, icra dosyası kapsamında İİK'nın 68. maddesi uyarınca itirazın kaldırılmasına elverişli belgelerden bulunmadığı, dolayısıyla alacağın varlığının ancak yargılama sonunda ortaya konulabileceği, karşı tarafın mallarını kaçırmaya yönelik işlemler yaptığına yönelik bir emarenin de bulunmadığı, belirli bir adresinin olduğu anlaşılmakla şartları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, ihtiyati haciz için yaklaşık ispatın yeterli olacağını, yerel mahkemece tam ispat aranmasının hatalı olduğunu, karşılıklı imzalanan hakediş belgelerinin yaklaşık ispat şartını fazlasıyla karşıladığını, "yargılamayı gerektirme" hususunun ihtiyati haciz talebinin reddine gerekçe edilemeyeceğini, İİK m. 257/1 uyarınca, vadesi gelmiş (muaccel) ve rehinle temin edilmemiş bir para borcunda ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için borçlunun mal kaçırma hazırlığında olması şartınğn aranmayacağını, bu şartın yalnızca İİK m. 257/2 kapsamındaki vadesi gelmemiş borçlar için geçerli olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DEĞERLENDİRME:Uyuşmazlık, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.İİK'nın 257. maddesinde; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcu alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ancak borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması veya mallarını gizleme, kaçırma, kaçma gibi alacaklının haklarını ihlal eden eylemlerde bulunması halinde ihtiyati haciz kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Aynı kanunun 258. maddesinde; ihtiyati haciz talep eden tarafın, öncelikle dilekçesinde dayandığı ihtiyati haciz sebebini belirtmesi ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ve yasal delillerle ispat etmesi gerektiği belirtilmiştir. Dosya muhteviyatı ve mevcut deliller birlikte değerlendirildiğinde, Mahkemece alacağın varlığının ancak yargılama sonunda ortaya konulabileceği, karşı tarafın mallarını kaçırmaya yönelik işlemler yaptığına yönelik bir emarenin de bulunmadığı, belirli bir adresinin olduğu anlaşılmakla şartları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin reddine dair verdiği karar isabetli olmamıştır.Dava ve cevap dilekçesi içeriği dikkate alındığında, davalı-borçlu taraflar arasında yapılan kesin hakedişe ve miktarına açıkça itiraz etmemiş, imza inkarında bulunmamış sadece eksik ve ayıplı işler olabileceği, gizli ayıplar ortaya çıkabileceği gibi henüz ortaya çıkmamış hususlara dayandığı anlaşılmış olup 28/10/2025 tarihli kesin hakedişe göre alacağın varlığı hususunda kuvvetli delilin varlığı ve İ.İ.K 267 vd maddelerindeki ihtiyati haciz şartları oluştuğundan mahkemenin ihtiyati haciz talebinin reddine dair kararı usul ve yasa kapsamına uygun bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme ara kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin tarih, 2026/463 Esas sayılı ara kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4- Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 14/07/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.