Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1463 E. 2026/1376 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1463
Karar No
2026/1376
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/1463

KARAR NO:2026/1376

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:15.06.2026 tarihli Ara Karar

NUMARASI:2026/1650 Esas

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir haciz talebinin reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin uluslararası taşımacılık sektöründe faaliyet gösterdiğini, 2025 yılında davalı şirketin yüklerinin yurt dışına taşınması işinin eksiksiz tamamlandığını, bu operasyonlara ilişkin kesilen faturaların davalıya tebliğ edildiğini, davalının daha önce bazı borçlarını araç plakası ve borç sebebini belirterek ödediğini, 2025 yılı Ekim ayı itibarıyla davalının toplam 40.895 Euro tutarında cari hesap borcunun bulunduğunu, Kartal ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ve 17/03/2026 tarihli ihtarnamesine rağmen ödeme yapılmadığını, davalı şirket aleyhinde Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün nezdindeki ... sayılı dosya ile 24 Nisan 2026 tarihinde başlatılan ilamsız icra takibine davalının 28 Nisan 2026 tarihinde haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, bu nedenle takibin durduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve faturaların varlığının dekontlar ve CMR belgeleri ile yaklaşık ispat ölçüsünde sabit olduğunu, öncelikle borcun konusunun taşıma sözleşmesi ve ilişkisinden kaynaklı fatura ve cari hesap ekstresine dayandığını, borçlunun taraflar arasındaki taşıma ilişkisine ve faturalara hiçbir itirazının olmaması ve taşıma ilişkisinden kaynaklanan bir kısım borçlarını uluslararası hamule senedinde (CMR Belgesi) yer alan müvekkili şirketin araç plakasını ve borcun sebebini yazmak suretiyle banka kanalıyla ve çeklerle ödemiş olduğunu, bu hususların taraflar arasındaki sözleşme ve taşıma ilişkisinin varlığını ispat etmesi nedeniyle ve ölçülülük ilkesi dikkate alınarak ,davalı şirket adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz mallar ile banka hesaplarına ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına toplam borç miktarı,icra ve mahkeme vekâlet ücreti, işlemiş faiz ve masrafları karşılayacak miktarda teminatsız veya mahkemece uygun görülecek teminat mukabilinde ihtiyati haciz konulmasına, bu mümkün değil ise ihtiyati tedbir konulmasına, itirazın iptaline, takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatınını davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ

İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbir/haciz talebini değerlendirdiği 15.06.2026 tarihli ara kararıyla; "...Huzurdaki davada her ne kadar davacının dava dilekçesinde borcun konusunun taşıma sözleşmesi ve ilişkisinden kaynaklı fatura ve cari hesap ekstresine dayanması, borçlunun taraflar arasındaki taşıma ilişkisine ve faturalara hiçbir itirazının olmaması ve taşıma ilişkisinden kaynaklanan birkısım borçlarını dekontlara uluslararası hamule senedinde (CMR Belgesi) yer alan müvekkil şirketin araç plakasını ve borcun sebebini yazmak suretiyle banka kanalıyla ve çeklerle ödemiş olması, bu hususların taraflar arasındaki sözleşme ve taşıma ilişkisinin varlığını ispat etmesi ve ölçülülük ilkesi hususları hep birlikte nazar-ı dikkate alınarak davalı şirket adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz mallar ile banka hesaplarına ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına toplam borç miktarı, icra ve mahkeme vekâlet ücreti, işlemiş faiz ve masrafları karşılayacak miktarda teminatsız veya mahkemece uygun görülecek teminat mukabilinde ihtiyati haciz konulmasına, bu mümkün değil ise ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiş ise de; alacağın varlığının ve miktarının yargılama sonucunda belirleneceği, talebin yargılamayı gerektirdiği, yaklaşık ispat koşullarının bu aşamada oluşmadığı değerlendirildiğinden davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine, davacı vekilinin taleplerinin uyuşmazlık konusu olmadığından ve HMK 389. ile devamı maddesinde düzenlenen ihtiyati tedbir şartları oluşmadığından..." gerekçesiyle, davacı vekilinin ihtiyati haciz/ihtiyati tedbir talebinin ayrı ayrı reddine karar vermiştir.Bu ara karara karşı, ihtiyati tedbir ve haciz talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 2025 yılında davalının yüklerini, yurt dışına taşıma işlerini, taşıma ilişkisinden kaynaklı olarak tam ve eksiksiz olarak tamamladığını, davalı şirket yetkilisi ile mail yolu ile davalıya ait yüklerin İtalya ülkesine taşınması taşınma tarihlerinin ve araç plakalarının bildirilmesi talebi ile taleplerde bulunulduğunu, tırların ve dorselerin, plakaları ile yükün yüklenme tarihinin davalı şirket yetkilisine mail yolu ile paylaşıldığını, mail yazışmalarında yük sahibi/ alıcı şirket olarak adları geçen şirketlerin ticaret unvanlarını, adresi ve vergi numaralarını içeren bilgilerin yer aldığını, tamamlanan nakliye operasyonlarından kaynaklı davalı şirkete İtalya Navlun bedeli açıklamalarıyla faturalar kestiğini, faturaların tebliğ edildiğini, davalı şirketin ödeme dekontlarına yazdığı ... açıklamasıyla cari hesap borcuna mahsuben ödeme yapıldığını delalet ettiğini, sunulan tüm yazılı belgelerin taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ispatladığını davalı tarafın navlun borçlarının bir kısmını banka dekontu ile ödediğini, Yargıtayın farklı daireleri tarafından emsal kararlar nazara alındığında yaklaşık ispat ölçüsünün kabul edildiğini, mahkeme tarafından verilen kararının hatalı olduğunu iddia ederek, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararın ortadan kaldırılmasına, yaklaşık ispat ölçütünün gerçekleştiği nazara alınarak ihtiyati haciz kararı verilmesini, bunun mümkün olmaması halinde ise ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, eşya taşımaya ilişkin fatura ve açık hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarıca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddine dair ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili dava dilekçesinde , CMR belge örneklerini, fatura örneklerini, dekont örneklerini ibraz etmiştir. Söz konusu belgelerin incelenmesinden, davacı şirket tarafından davalı şirket adına 2025 yılında Türkiye - İtalya navlun bedeli olarak birden fazla e -faturanın düzenlenmiş olduğu, davalı şirket tarafından davacı şirket hesabına 03.02.2026 tarihinde 15.000 EURO tutarında ödemede bulunulduğu açıklama kısmında havale bedeli ifadelerine yer verildiği, 17.01.2025 tarihli 3.000 EURO tutarındaki dekontta ise araç plakası yazılarak avans ifadesine yer verildiği, 24.01.2025 tarihli 1.500 EURO, 31.01.2025 tarihli 1.300 EURO, 25.04.2025 tarihli 1.500 EURO açıklamalı dekontlarda araç plakaları yazılarak avans açıklamalarına yer verildiği, hangi taşımaya veya borca ilişkin olduğuna dair açıklamanın mevcut olmadığı, avans ödemelerine dair dekont tarihlerinin fatura tarihlerinden önce düzenlenmiş olduğu, 03.02.2026 tarihli 15.000 EURO tutarlı dekonttaki havale bedeline ilişkin bölümde ise herhangi bir açıklamaya yer verilmedi anlaşılmıştır. Ayrıca davacı şirket tarafından davalı şirkete Kartal .... Noterliğinde düzenlenen 17.03.2026 tarihli ihtarnamenin keşide edilerek 16.03.2026 tarihi itibari ile vadesi gelen ve ödenmemiş toplam borcun 40.895,00 EURO olduğu belirtilerek 31.03.2026 tarihine kadar ödenmesi talep edilmiştir. Davacı vekili tarafından ödemenin gerçekleştirilmediği iddiası ile davalı şirket hakkında 40.895 EURO alacağın tahsili amacıyla Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ...sayılı dosyasında icra takibi başlatılmıştır. Davalı borçlu şirket tarafından takibe ve borca itiraz edilmiştir. Davacı dava dilekçesinde ihtiyati haciz ile birlikte bunun mümkün olmaması durumunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İİK'nın 257.maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup,maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir. İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken ise alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir.Somut olayda, yukarıda ayrıntılı yer verildiği üzere , taraflar arasında ticari ilişkinin varlığı anlaşılmakla birlikte avans olarak yapılan ödemeler ve bir kısım ödemeler dikkate alındığında, takip konusu bakiye alacağa dair İİK'nın 258. maddesi uyarınc kanaat oluşturacak delil olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen kararda mevcut delil durumuna göre bir isabetsizlik görülmemiştir.Davacı vekili tarafından terditli olarak ihtiyati tedbir talebinde de bulunmuştur.HMK'nın 389. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir gelişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı Kanun'un 391. maddesine göre, mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir.Kanun hükmü, tedbirin sadece dava konusu olan şey hakkında verilebileceğini düzenlemiştir. Davanın konusu olmayan şeyler hakkında tedbir kararı verilemez. İhtiyati tedbirde, hakkında tedbir kararı alınan şey, esasen asıl davanın konusudur. Somut olayda davanın konusu olmayan şeyler hakkında açıklanan gerekçelere istinaden yasanın emredici düzenlemesi kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinden, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1, 391/3 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1, 391/3 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,

3-İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talep eden davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1, 391/3 ve İİK 258/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 14.07.2026

KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f, 391/3 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca karar kesindir

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1463, K. 2026/1376, T. 14.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1463-e-2026-1376-k-44dfd60c2934