Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1465 E. 2026/1370 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1465
Karar No
2026/1370
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/1465

KARAR NO:2026/1370

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (Kapatılan Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/721 E.)

TARİHİ:22.05.2026 tarihli Ara Karar

NUMARASI:2026/1398 Esas

DAVANIN KONUSU:Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)

Taraflar arasındaki şirket müdürünün azli, dağıtılmayan kâr payının belirlenerek tahsili, hile ve gabin sonucu ele geçirilen payların tespiti ve miras payları oranında iptali ile davacılar adına tescili davasında, talep edilen ihtiyati tedbir talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacıların ihtiyati tedbir talebinin 22.05.2026 tarihli ara kararda yazılı nedenlerle kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkillerin murisi ...’nun 17.11.2022 tarihindeki vefatı üzerine, davalının müvekkillerinin paylarını ele geçirmeye çalıştığını, murisin vefatının üçüncü gününde müvekkili ...’nun, yas süreci ve tecrübesizliğinden faydalanarak ilk aşamada müvekkilinin şirketteki hissesinin %25 payını kendisine devredilerek şirket müdürlüğünün kendisine verilmesini istediğini, ardından müvekkilini korkutarak hisseyi bedelsiz olarak aldıktan sonra çocukların yüzde 75 hisselerini de almak adına başvuruda bulunduğunu, ardından müvekkillerinin tecrübesizlik ve çaresizliğinden faydalanarak TTK'nın 626.maddesine göre basiretli bir yöneticinin özenini göstermediğini, şirketin karını gizlediğini ve bu durumun sadakat borcunun ağır ihlali niteliğinde olduğunu, şirketin kasten borçlandırılarak müvekkillerinin şahsi mal varlıklarına haciz gelmesine neden olunduğunu, şirket kasasında bulunması ve vergi borçlarının tasfiyesinde kullanılması gereken nakit akışını fiktif borç ödemeleri veya şahsi tasarruflar adı altında erittiğini, bu eylemlerin TTK'nın 630.maddesine göre haklı neden oluşturduğunu, şirket paylarının korkutma ve gabin altında elde edilmesinin de dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu ileri sürerek, kötü niyetli mal kaçırma ve şirketin içini boşaltma girişimlerinin önlenmesi amacıyla davalının elindeki ... A.Ş. ile .... şirket hisseleri üzerine teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına, hile ve gabin ile müvekkillerinin iradesi sakatlanarak bedelsiz veya sembolik bedellerle davalıya devredilen şirket hisselerinin devir işlemlerinin iptali ile bunların miras payları oranında müvekkilleri adına tesciline, şirket müdürünün azli ile şirkete kayyım atanmasına, dava süresince şirket varlıklarının korunması için şirket yönetimine tarafsız bir denetim kayyımı atanmasına vefattan bugüne kadarki kâr paylarının belirlenerek müvekkillerin payına düşen kısmının faiziyle birlikte tahsiline, zararların tahsilinin güvence altına alınması için, davalının malvarlıkları üzerine teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Dava 20.05.2026 tarihinde açılmıştır. Davanın açıldığı mahkeme henüz cevap dilekçesi sunulmadan 22.05.2026 tarihli ara kararla tarafların yokluğunda ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile dava dışı ... AŞ ve ... Şti'nde davalı adına kayıtlı bulunan hisselerin üçüncü kişilere devrinin tedbiren önlenmesine karar verilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ

İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 22.05.2026 tarihli ara kararında; "... dava dilekçesinin içeriği dikkate alındığından davacıların hak ve menfaatlerinin bu aşamada korunmasına dair talebin yerinde olduğu değerlendirilmektedir. Bunun yanında, ihtiyati tedbirin geçici hukuki koruma sağlamaya yönelik bir müessese oluşu ve yaklaşık ispat kuralının uygulanması gerektiği hususları da dikkate alındığında, yaklaşık ispat durumunun bu aşamada sağlandığının kabulü gerekmektedir. Bu bakımdan mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebi ile hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağının somut olayda muhtemel olduğu kanaatine varılarak.." davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile, dava dışı ... A.Ş. ve .... Şti'de davalı adına kayıtlı hisselerin üçüncü şahıslara devir ve temliğinin tedbiren önlenmesine karar vermiştir.Bu ara kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;İhtiyati tedbir kararının HMK'nın 389 ve devamı maddelerine aykırı olduğunu, ayrıca ölçülülük, yaklaşık ispat ve gerekçelendirme ilkelerinin ihlal edildiğini, kararda sadece davacıların iddialarının tekrar edildiğini, somut olay bakımından ihtiyati tedbir koşullarının hangi vakıa ve hangi delillerle gerçekleştiğinin ortaya konulmadığını, soyut ve genel ifadelere yer verildiğini, kararın HMK'nın 392.maddesi uyarınca gerekçeden yoksun olduğunu, HMK 390.maddesinde belirlenen yaklaşık ispat koşullarının sağlanmadığını, soyut olarak dava dilekçesi içeriği tekrar edilerek karar verildiğini, HMK'nın 389.maddesinde belirtilen yaklaşık ispat ve zarar koşullarının oluşmadığını, kararın ölçüsüz şekilde mal varlığına sınırlama getirdiğini, teminat alınmadan ihtiyati tedbir kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, usuli itirazlar sebebiyle dayanıksız olan tedbirin kabul edilemeyeceğini, davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, arabuluculuğa başvurulmadığını, birbiri ile bağdaşmayan bir çok talebin aynı davada ileri sürülmesinin usul ve hukuku hükümlerine aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, 22.05.2026 ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, hukuki niteliği itibariyle, TTK'nın 630/2.maddesi uyarınca, limited şirket müdürünün azli, davalının gabin sonucu elde ettiği payların iptali ile davacılar adına miras payları oranında tescili, kâr payının ve davalının hileli işlemleri nedeniyle müvekkillerinin ödemek zorunda kaldığı vergi borçları ve diğer zararların belirlenerek tazmini talebine ilişkindir. İstinaf ise, bu dava içinde talep edilen ihtiyati tedbirin kabulüne ilişkin 22.05.2026 tarihli ara karara yöneliktir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacıların talep ettiği ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebi ilk derece mahkemesinin 22.05.2026 tarihli tensibinde ve tarafların yokluğunda değerlendirilmiştir. 8 nolu ara kararla davacıların ... AŞ ve ... Şti'ndeki hisseler üzerine ihtiyati tedbir konulmasına ve bu talebin ayrı bir ara kararla değerlendirilmesine karar verilmiş; ardından istinafa konu 22.05.2026 tarihli ara karar yazılmıştır. Tensip zaptında ayrıca bu ara karara ve istinafa konu olmayan ihtiyati haciz talebinin reddine 9 nolu ara kararla karar verilmiştir. Tensip zaptının 10 nolu ara kararıyla, her iki şirkete denetim ve onay kayyımı atanmış ve itiraz yolu açık bırakılmıştır. Yasanın istisnai olarak kanun yolunu açtığı ara kararları dışındaki ilk derece mahkemesi ara kararlarına karşı kanun yoluna başvurulamaz. HMK'nın 341/1.a-b maddesinde istinafa tabi kararlar açıkça sayılmıştır. Nihai kararlar ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Yine, İİK'nın 258/son maddesi uyarınca ihtiyati haciz talebinin reddi kararlarına; 265/son maddesi uyarınca ihtiyati hacze itiraz üzerine verilen kararlara karşı istinaf kanun yolu açılmıştır. Geçici ödeme talebi hakkında verilen kararlar bu kapsamda değerlendirilemez. Bu durumda, tarafların yokluğunda verilen ihtiyati tedbir kararına karşı istinaf yoluna başvurulamayacağı ve bu kararlara karşı itiraz yoluna başvurulabileceği yasada düzenlenmiştir. İtiraz üzerine verilen karara karşı ise HMK'nın 341.maddesi gereğince taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulabilir. Mahkemenin kanun yolunu yanlış göstererek itiraza tabi bir karara karşı, istinaf kanun yoluna başvurulabileceğini belirtmesi, kararı istinafı kabil bir karar haline getirmez. Mahkemenin tensip zaptıyla verdiği pay devrinin önlenmesine yönelik bir istinaf bulunmamaktadır. İstinaf şirket paylarının devrinin tedbiren önlenmesine ilişkin 22.05.2026 tarihli ve tarafların yokluğunda verilen ara karara yöneliktir. Bu nedenle davalının 22.05.2026 tarihli ihtiyati tedbir talebinin kabulü kararına yönelik istinaf dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabul edilip işlem yapılması, yapılacak itiraz değerlendirmesi sonucu mahkemenin vereceği kararın taraflara tebliği ve bu karara karşı istinaf yoluna başvurulabileceği taraflara hatırlatılması gerekmektedir.Açıklanan bu gerekçelerle, istinaf incelemesine konu ara karar, istinafı kabil kararlardan olmadığından, caiz olmayan istinaf başvurusunun usulden reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR:Açıklanan bu gerekçelerle;

1-Başvuru konusu ara karar, istinafı kabil kararlardan olmadığından, caiz olmayan istinaf başvurusunun usulden reddine,

2-Davalı yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,

3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,

5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.07.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f maddesi uyarınca karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1465, K. 2026/1370, T. 14.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1465-e-2026-1370-k-cf0323c0a173