İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/202 E. 2026/499 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/202
Karar No
2026/499
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/202 Esas KARAR NO : 2026/499

DAVA : İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/09/2014 KARAR TARİHİ : 09/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ... Tic. Ltd. Şti. arasında 01/12/2011 tarihli Acentelik Sözleşmesi imzalandığını, diğer davalı ...'in ise 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 110. maddesi uyarınca sözleşmenin 7.15.1 maddesi gereğince garantör sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığını, bu sözleşme tahtında yürütülen cari hesap ilişkisi kapsamında davalı şirketin 06/10/2013 tarihi itibariyle müvekkiline 1.618.229,31 TL borçlu olduğunun tespit edildiğini, davalılara ... 48. Noterliği'nin...tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile borcun ödenmesinin ihtar edildiğini, ödeme yapılmaması üzerine ... 1. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine geçildiğini, ancak müvekkili ile davalı şirket arasında (i) otobüs işletmeciliği, (ii) satış vaadi/kira sözleşmeleri ve (iii) acentelik faaliyeti olmak üzere üç ayrı ticari ilişki bulunması ve bu ilişkiler kapsamında yapılan nakdi-ayni tahsilatların takas-mahsup edilmesi nedeniyle, dava konusu edilen ve takip talebine yansıtılan alacak miktarının 669.508,38 TL'ye düştüğünü, davaya dayanak icra takibine konu borcun münhasıran ACENTELİK FAALİYETİNDEN kaynaklandığını, davalıların takibe süresinde ve haksız olarak itiraz ettiklerini belirterek; ... 1. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin, tahsilde tekerrür olmaması kaydıyla 669.508,38 TL asıl alacak üzerinden devamına, kabul edilecek alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ...'in şirket adına değil garantör sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığını, ancak taraflar arasındaki ilişkinin davacının belirttiği şekilde salt acentelikten ibaret olmadığını, taraflar arasında ..., ..., ...ve ...plakalı araçlar için 22/05/2012 tarihli Satış-Devir Vaadi ve Vaadin Kabulünün Taahhüdü Kontratları akdedildiğini, bu sözleşmeler kapsamında müvekkili şirketin araç bedellerini kısmen ödemesine ve senet vermesine rağmen, davacının 09/10/2013 tarihli ihtarname ile taraflar arasındaki TÜM sözleşmeleri feshederek otobüsleri geri aldığını, bu fesih ile birlikte satış vaadi ilişkisinden doğan ileri vadeli senetlerin ve buna bağlı kur farkı kayıtlarının dayanaksız hale geldiğini, buna karşın davacının bu senetleri ve kur farklarını cari hesaba borç olarak işlemeye devam ederek müvekkilini borçlandırmaya çalıştığını; ..., ..., ...ve ... plakalı araçlar için de ödeme yapıldığı hâlde araçların müvekkiline tescil edilmediğini; davacının cari hesap kayıtlarının üç farklı hukuki ilişkiye ait unsurları ayrıştırılmaksızın tuttuğunu, davacının dosyaya sunduğu 24/06/2013 tarihli mutabakat formunun kimin tarafından imzalandığının belli olmadığını ve müvekkili kayıtlarında bulunmadığını, tediye makbuzlarındaki imzalara itiraz ettiklerini, ticari defter kayıtlarının usulüne uygun şekilde incelenmesi hâlinde müvekkili şirketin davacıdan alacaklı çıkacağını belirterek davanın reddine, haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: ... 1. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyası, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyası, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas (temyiz/istinaf sonrası dosya) sayılı dosyası ile mahkememizin ...Esas sayılı dosyası celp edilerek dosya arasına alınmış, taraflarca sunulan sözleşme, ihtarname, tebliğ şerhleri ile taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. YARGILAMANIN GEÇİRDİĞİ USULÎ SÜREÇ: Mahkememizin ... Esas, ... Karar sayılı ve 17/09/2020 tarihli ilk kararı ile; davalı şirketin, mahkemece verilen ara kararlara rağmen ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı kabul edilerek HMK'nın 222/5. maddesi uyarınca davacının iddiasını ispatladığı sonucuna varılmış ve münhasıran davacı defter kayıtlarına göre hesaplanan 669.508,38 TL alacak üzerinden davanın KABULÜNE, takibin bu miktar üzerinden devamına ve %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmiştir. Bu karara karşı davalılar vekilince yapılan istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin ...Esas, ...Karar sayılı ve 08/02/2024 tarihli ilamı ile; davalı şirketin ticari defterlerinin incelenmesine ilişkin ara kararların mahkemece takip edilmediği, davalının bu nedenle defter ibrazından kaçınmış sayılamayacağı, davacının münhasıran acentelik ilişkisinden kaynaklanan bir alacak talep ettiğini açıkça beyan etmesine karşın hükme esas alınan 17/08/2018 tarihli bilirkişi raporunda davacı defter kayıtlarındaki üç ayrı ticari ilişkiye (otobüs işletmeciliği, satış vaadi/kira, acentelik) ait unsurların birbirinden ayrıştırılmadığı, davacının diğer iki ilişkiden kaynaklanan bir takas/mahsup alacağı bulunup bulunmadığının, dolayısıyla acentelik sözleşmesinden kaynaklı bir alacağının olup olmadığının ortaya konulmadığı gerekçesiyle; davalı şirket merkezi mahkemesine talimat yazılarak davalının 2011-2014 yıllarına ait ticari defterlerinin incelenmesi, işbu davayla ilgili olmayan (özellikle otobüs satışı/kiralamasına ilişkin) kayıtlar dışlanarak tarafların defter ve kayıtlarının birlikte incelenip karşılaştırılması ve uyuşmazlığın çözümüne yarar bir bilirkişi raporu alınması gerektiği belirtilerek HMK 353(1)-a-6 maddesi uyarınca KARARIN KALDIRILMASINA ve dosyanın yeniden görülmek üzere mahkememize gönderilmesine kesin olarak karar verilmiştir. Dosya mahkememizin 2024/202 Esas sırasına kaydedilerek yargılamaya bu ilam doğrultusunda devam olunmuştur. İSTİNAF SONRASI BİLİRKİŞİ İNCELEMELERİ: Mahkememizin 26/09/2024 tarihli 1 nolu celse ara kararı uyarınca, davalı şirket merkezi mahkemesi olan Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılarak, davalı şirketin 2011-2014 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarının HMK 222. maddesindeki ihtaratı içerir şekilde incelenmesi istenilmiştir. Talimat mahkemesince alınan ve mahkememize 01/04/2025 tarihinde sunulan (Talimat No: 2024/140 T.) ilk bilirkişi raporunda; davalının 2011-2012-2013 yıllarına ait ticari defterlerinin, devam eden başka davalar nedeniyle o tarih itibariyle incelemeye sunulamadığı, 2014-2015-2016 yıllarına ait defterlerin ise yalnızca dijital ortamda sunulduğu ve açılış/kapanış tasdik durumunun bu haliyle tespit edilemediği bildirilmiştir. Mahkememizin 10/07/2025 tarihli 4 nolu celsesinde, davalı vekiline 2011-2012-2013 yıllarına ait ticari defterlerin incelemeye hazır edilmesi için 2 haftalık kesin süre verilmiş, aksi hâlde ibrazdan kaçınmış sayılacağı ihtar edilmiştir. Davalı vekilinin 24/09/2025 tarihli dilekçesiyle, ilgili yıllara ait ticari defter ve kayıtların kök raporu düzenleyen bilirkişiye ulaştırılacağını beyan etmesi üzerine, mahkememizin 25/09/2025 tarihli ara kararı ile dosyanın aynı bilirkişiye (Mali Müşavir ...) tevdi edilerek ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişinin 22/01/2026 tarihli (Talimat No: 2025/149 T.) EK RAPORUNDA; bu kez davalı şirketin 2011, 2012, 2013 (2013 yılı kapanış tasdiki hariç) ve 2014 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış-kapanış tasdiklerinin yasal süresi içerisinde yaptırıldığı ve kayıtların Tek Düzen Muhasebe İlke ve Kurallarına uygun tutulduğu tespit edilerek; davalı şirketin kendi defter kayıtlarına (120.01.020 Ticari Alıcılar Kamil Koç Hs.) göre 2011 yıl sonu itibariyle 593.000,00 TL, 2012 yıl sonu itibariyle 1.234.787,50 TL, 2013 yıl sonu itibariyle 1.453.167,82 TL ve 2014 yılbaşı/sonu itibariyle 1.453.167,82 TL olmak üzere, davacıdan ALACAKLI olduğu; buna karşılık davacının 36.646 kayıttan oluşan hesap listesinin, hesaplar arası virman ve kaynağı tespit edilemeyen kayıtlar hariç tutularak yalnızca Acentelik Sözleşmesi ve Otobüs İşletmeciliği ilişkisine ait kısmının ayrıştırılması sonucunda dahi, davacının davalıya toplam 2.133.661,32 TL BORÇLU olduğunun ortaya çıktığı; dolayısıyla davacının, dava tarihi itibariyle Acentecilik ve Otobüs İşletmeciliği faaliyetinden kaynaklı olarak davalıdan HERHANGİ BİR ALACAĞININ TESPİT EDİLEMEDİĞİ sonuç ve kanaatine varılmıştır. DAVACI DEFTERLERİNİN YENİDEN İNCELENMESİ VE KARŞILAŞTIRMA: Mahkememizin 26/02/2026 tarihli 6 nolu celsesinde; davacı defterleri üzerinde daha önce inceleme yapan bilirkişi ...'in vefat ettiği anlaşıldığından, dosyanın yeni bir mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmek üzere davacı şirket merkezi mahkemesi olan ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmasına, davacı şirketin 2011-2014 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarının HMK 222. maddesindeki ihtaratı içerir şekilde incelenmesine ve bu incelemenin, ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nden talimat yolu ile alınan 22/01/2026 tarihli rapor ile karşılaştırılarak yapılmasına karar verilmiştir. Talimat mahkemesince görevlendirilen bilirkişinin 10/06/2026 tarihli (Talimat No: 2026/13 T.) raporunda; davacı şirketin 2011-2014 dönemlerine ait resmî ticari defterlerinin, TTK'nın 82. maddesindeki 10 yıllık saklama süresinin dolması nedeniyle arşivden kaldırıldığı, incelemenin bilgisayar ortamındaki özet muavin kayıtlar üzerinden yapıldığı; açılış-kapanış tasdiklerinin süresinde yaptırıldığının ayrıca belgelendirildiği; davacı muavin kayıtlarının toplam 38.722.976,39 TL borç ve 38.053.468,01 TL alacak içerdiği ve bu suretle 669.508,38 TL'lik bir net bakiye oluştuğu, ancak bu bakiyenin taraflar arasındaki AÇIK HESAP (cari hesap) ilişkisinin tek bir muhasebe hesabına dayalı tutulmayıp otobüs işletmeciliği, satış vaadi sözleşmesi, araç kiralama sözleşmesi ve acentelik faaliyetine ait kayıtların iç içe geçmiş biçimde ayrıntılı gruplandırılmasından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Bilirkişi, davacı ticari defter kayıtlarının incelenmesi neticesinde davacının ACENTELİK VE OTOBÜS İŞLETMECİLİĞİ faaliyetlerinden kaynaklı olarak davalıdan ALACAKLI GÖRÜNMEDİĞİNİ; davacının 669.508,38 TL tutarındaki cari hesap bakiyesinin, taraflar arasındaki ticari sözleşmenin (satış vaadi sözleşmesinin) İPTALİNDEN SONRA düzenlenmiş SENETLERDEN kaynaklandığını tespit ve beyan etmiştir. Bilirkişi ayrıca, Aydın'dan alınan 22/01/2026 tarihli raporun, açık hesap ilişkisinden kaynaklı borç/alacak hususuna ve ticari sözleşmenin iptalinden sonra düzenlenmiş senetlerden kaynaklı bakiyeye yönelik bir tespitte bulunmadığını irdelemiştir. RAPORLARA KARŞI BEYAN VE İTİRAZLAR: Davacı vekili, bilirkişi raporlarına karşı sunduğu itiraz dilekçelerinde özetle; davanın cari hesap alacağına dayandığını, bilirkişinin salt acentelik faaliyetiyle sınırlı bir inceleme yapmasının hatalı olduğunu, davalı şirketin 2011-2012-2013 yıllarına ait ticari defterlerini hâlâ usulüne uygun şekilde ibraz etmediğini, HMK 222 uyarınca davalının bu defterleri ibrazdan kaçınmış sayılması gerektiğini, davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinin HMK 222 ve TTK 18/2 uyarınca kesin delil teşkil ettiğini ileri sürerek davanın kabulünü talep etmiştir. Davalılar vekili ise rapora karşı beyanında; 22/01/2026 tarihli ek raporun BAM ilamı doğrultusunda yapılan ayrıştırmayı doğruladığını, bu ayrıştırma sonucunda müvekkilinin acentelik ilişkisinden davacıya alacaklı çıktığının tespit edildiğini ve bu tespite katıldıklarını, satış vaadi ve kira ilişkilerinden de müvekkilinin borçlu olmadığını, zira davacının 09/10/2013 tarihli ihtarname ile tüm sözleşmeleri feshettiğini ve bu fesihle birlikte satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan senetlerin ve kur farkı kayıtlarının dayanaksız kaldığını, davacının bu dayanaksız kayıtları cari hesaba yansıtarak müvekkilini borçlandırmaya çalıştığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkememizin 09/07/2026 tarihli son celsesinde, bilirkişi raporunun denetime elverişli ve teknik olarak yeterli görülmesi nedeniyle davacı vekilinin rapora itirazının reddine karar verilerek tahkikat aşaması tamamlanmış, taraf vekillerine son sözleri sorulduktan sonra sözlü yargılamaya geçilmiştir. MAHKEMEMİZİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Dava, İİK'nın 67. maddesine dayalı olarak, davacının 01/12/2011 tarihli Acentelik Sözleşmesi'nden kaynaklandığını açıkça beyan ettiği ve ... 1. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla takibe konu edilen 669.508,38 TL'lik alacağa vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, takip talebindeki asıl alacağın (1.618.229,31 TL) daha yüksek olmasına rağmen, taraflar arasındaki otobüs işletmeciliği ve satış vaadi/kira ilişkilerinden kaynaklanan tahsilatların takas-mahsubu neticesinde kalan 669.508,38 TL üzerinden dava açtığını beyan etmiş; bu husus, davacının talebinin münhasıran acentelik ilişkisinden kaynaklandığını ve diğer iki ilişkinin (otobüs işletmeciliği ile satış vaadi/kira) yalnızca mahsup unsuru olarak dikkate alınabileceğini göstermektedir. Sözleşmenin "Garanti Taahhüdü" başlıklı 7.15.1 maddesi uyarınca davalı ...'in, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 110. maddesi kapsamında acentenin borç, taahhüt ve yükümlülüklerini garanti etmek maksadıyla sözleşmeyi imzaladığı sabit olup, bu davalı yönünden husumet itirazının yerinde olmadığı, garantörün sorumluluğunun asıl borcun varlığına bağlı bulunduğu, bu itibarla davanın esasının öncelikle incelenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. İstinaf incelemesi sonucunda kaldırılan ilk kararda, davalı şirketin mahkemece takip edilmeyen ara kararlar nedeniyle ticari defter ibrazından kaçınmış sayılması hatalı bulunmuş ve HMK'nın 222/5. maddesinin somut olayda uygulama alanı bulmadığı, davacının münhasıran acentelik ilişkisinden kaynaklanan alacağını, üç ayrı ticari ilişkiye ait unsurların birlikte kayıtlı olduğu kendi defterlerine dayanarak ispatlayamayacağı vurgulanmıştır. Bu ilam doğrultusunda yeniden yaptırılan incelemede, davalı şirketin bu kez 2011-2014 dönemine ait ticari defter ve kayıtları tarafına usulüne uygun şekilde ibraz edilerek ayrıntılı biçimde incelenmiştir. 22/01/2026 tarihli ek bilirkişi raporunda ortaya konulduğu üzere; davalı şirketin kendi ticari defter kayıtlarına göre, ticari ilişkinin bütünü itibariyle (ayrıştırma yapılmaksızın dahi) davacıdan 1.453.167,82 TL ALACAKLI olduğu tespit edilmiştir. Daha da önemlisi, davacının kendi defter kayıtları üzerinde -bizzat davacının talebine uygun olarak- yalnızca Acentelik Sözleşmesi ve Otobüs İşletmeciliği ilişkisine ait kayıtlar ayrıştırıldığında dahi, davacının davalıya 2.133.661,32 TL BORÇLU olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu tespit, davacının dava dilekçesinde bizzat dayandığı hukuki sebep (acentelik ilişkisi + otobüs işletmeciliği tahsilatlarının mahsubu) esas alınarak yapılmış olup, davacının bu iki ilişki bakımından davalıdan alacaklı olmadığını, aksine borçlu olduğunu ortaya koymaktadır. Öte yandan, davacı defterleri üzerinde BAM ilamı gereğince yeniden yaptırılan ve Aydın raporuyla karşılaştırmalı olarak düzenlenen 10/06/2026 tarihli bilirkişi raporunda da; davacının acentelik ve otobüs işletmeciliği faaliyetlerinden kaynaklı olarak davalıdan alacaklı GÖRÜNMEDİĞİ doğrulanmış; davanın dayanağı olan 669.508,38 TL'lik cari hesap bakiyesinin, taraflar arasındaki ticari sözleşmenin (satış vaadi sözleşmesinin) davacı tarafından feshedilmesinden SONRA düzenlenmiş senetlerden kaynaklandığı, dolayısıyla bu bakiyenin acentelik ilişkisiyle bir ilgisinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Davalı vekilinin de rapora karşı beyanında işaret ettiği üzere, sözleşmenin davacı tarafından 09/10/2013 tarihli ihtarname ile feshedilmesi neticesinde, satış vaadi ilişkisinden kaynaklanan ileri vadeli senetlerin ve bunlara bağlı kur farkı kayıtlarının dayanağı ortadan kalkmış olup, bu kayıtların acentelik sözleşmesinden doğan bir alacağı temsil ettiğinin kabulüne olanak bulunmamaktadır. Bu itibarla, birbirinden bağımsız iki farklı talimat mahkemesi eliyle, birbirinden bağımsız iki ayrı bilirkişi tarafından yapılan ve birbirini teyit eden incelemeler sonucunda; davacının, dava dilekçesinde açıkça dayandığı acentelik sözleşmesinden (ve bu sözleşmeyle bağlantılı otobüs işletmeciliği tahsilatlarının mahsubundan) kaynaklanan bir alacağının bulunmadığı, aksine bu ilişkiler yönünden davalı şirketin davacıdan alacaklı olduğunun gerek davalı gerek davacı ticari defter kayıtlarıyla sabit olduğu; dava konusu icra takibine dayanak teşkil eden 669.508,38 TL'lik cari hesap bakiyesinin ise, davayla ilgisi bulunmayan ve davacının feshi üzerine dayanaksız kalan satış vaadi sözleşmesi kaynaklı senetlerden ibaret olduğu anlaşılmıştır. HMK'nın 222. maddesi uyarınca usulüne uygun tutulmuş ticari defter kayıtları sahibi lehine delil teşkil etmekle birlikte, bu karinenin, davanın hukuki sebebini (acentelik ilişkisi) oluşturmayan ve tarafların defterlerinde karışık biçimde kayıtlı diğer ticari ilişkilere (satış vaadi/kira) ait unsurları da kapsayacak şekilde genişletilmesi mümkün değildir. Somut olayda, davacının kendi defter kayıtlarının salt dava sebebine (acentelik+otobüs işletmeciliği) ilişkin kısmı ayrıştırıldığında dahi lehine bir alacak çıkmaması ve bu sonucun davalı defter kayıtlarıyla da örtüşmesi karşısında, davacının iddiasını ispat edemediği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; dava konusu icra takibine dayanak teşkil eden alacağın varlığı davacı tarafça ispatlanamadığından, davalıların ... 1. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazlarının HAKLI olduğu ve itirazın iptali koşullarının oluşmadığı kanaatine varılarak davanın REDDİNE karar vermek gerekmiştir. Davalılar tarafından talep edilen kötü niyet tazminatı yönünden yapılan değerlendirmede; İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının (davacının) kötü niyetli olduğunun ispatlanması gerektiği, somut olayda davacının uzun süredir devam eden ve birden fazla bilirkişi incelemesine konu olan karmaşık bir cari hesap ilişkisine dayanarak dava açtığı, takibin salt haksız veya kötü niyetli bir amaçla başlatıldığının dosya kapsamıyla ispat edilemediği anlaşıldığından, davalıların kötü niyet tazminatı talebinin yasal koşulları oluşmadığından reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalıların kötü niyet tazminat talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 732,00 TL harcın peşin alınan 8.086,00TL harçtan mahsubu ile bakiye 7.354,00TL' harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 106.426,26 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davalı tarafından yapılan toplam 172,50TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalılar vekilinin ( e duruşma) yüzüne karşı ; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.09/07/2026

Başkan e-imzalı Üye e-imzalı Üye e-imzalı Katip e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/202, K. 2026/499, T. 09.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-202-e-2026-499-k-c94cadff78e4