Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/366 E. 2026/1182 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/366
Karar No
2026/1182
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO:2025/366 Esas

KARAR NO:2026/1182

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ:20/12/2024

NUMARASI:2023/28 ESAS 2024/235 KARAR

DAVANIN KONUSU:Marka (Maddi Tazminat İstemli)

KARAR TARİHİ:09/07/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin 22.06.2012 tarihinden bu yana “...” markası ve “...” ibareli ticaret unvanı altında basın-yayın ve eğitim hizmetleri üzerinde faaliyet gösterdiğini, bu faaliyetin şirket kurucu ortağı ...'ın aynı marka ve işletme adı ile yürüttüğü faaliyetle birlikte 2009 yılına kadar uzandığını, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... nolu “ ... yayınları”, ... nolu “...”, ... nolu “...”, ... ve ... nolu “...”, ...nolu “özel ... derme", ... nolu “... okulları”, ...nolu “... her yerde!”, ... nolu “... ...”, ... nolu “ ...”, ... nolu “... yayınları” ibareli marka tescilleri kapsamında koruma altında olduğunu, 16 ve 41. Sınıflarda tescilli olduklarını, ... ve... alan adlarını sırasıyla 19.12.2013 ve 30.01.2014 tarihlerinde tescil ettirerek fiilen kullandığını, benzer şekilde yayıncılık faaliyetlerinin tanıtımı için kullanılan ve “...” ibaresini içeren çok sayıda alan adı ve sosyal medya hesabının olduğunu, ...'ın bu kapsamda marka kullanımına ve alan adlarına bağlı tüm haklarını davacı şirkete devrettiğini, davacının özellikle sınava hazırlık kitaplarının basım ve yayımı ve eğitim öğretim hizmetleri üzerinde faaliyet gösterdiğini, davalı tarafın davacının “...” ibaresi üzerindeki hak sahipliğine ve marka tescillerine rağmen aynı ibareyi işletmekte olduğu özel öğretim kurumunun tabelasında, dış cephe reklamlarında, duvarlarında, Instagram ve Facebook gibi sosyal medya hesaplarında ve diğer basılı ürünlerde hukuka aykırı bir şekilde iltibas teşkil edecek mahiyette “...” olarak kullandığını, davacının kullanılıyor olmasının taraf markaları arasında iltibas teşkil edecek kadar benzerlik oluşturduğunu, davalı tarafın ihlale konu kullanımlarının bununla sınırlı olmadığını, davalının instagram hesabında Müvekkiline ait bir afişin paylaşıldığını, davalının işletmekte olduğu kursta müvekkiline ait yayınların kullanıldığını, bu kullanımların marka ihlali ve haksız rekabet oluşturduğunu, marka ve ticaret unvanında asli olarak korunan “...” ibaresinin “..." şeklinde dava konusu markasal kullanımların Erzurum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/22 D.İş nolu dosyası isabetsiz bir kararla markalar arasında karıştırılma ihtimalinin olduğunu, raporda davacının markasının Türkiye'de pazar payı yüksek ve eğitim öğretim alanında akla gelen bir marka olduğu tespitinin yapıldığını, markaların bilinirlik vasfının yüksek olmasının, karıştırılma ihtimalinde müvekkili lehine yorumlanması gereken bir özellik olduğunu, müvekkilinin “...” markasının tanınmış marka olduğunu, davalı tarafın müvekkilinin marka haklarını bilmesine rağmen ihtilaf konusu ibareyi seçerek davacının markalarından haksız bir şekilde faydalanma yolunu seçmesinin kötü niyet göstergesi olduğunu belirterek, davalı tarafın dava konusu “...” markasını fiilen ticari olarak kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği ticari faaliyetin; davacının marka tescillerini ihlal ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine; bu faaliyetin önlenmesine ve durdurulmasına; Davalı tarafın “...” ve “...” ibaresini kullanarak başta .../..., ... ve ... /...-... olmak üzere tüm sosyal medya hesaplarında ve internet sitelerinde bu marka altında yürüttüğü tanıtım faaliyetinin durdurulmasına, karara riayet edilmediği takdirde markanın kullanıldığı sosyal medya hesapları ve internet sitelerine erişimin engellenmesine ve bu sitelerin Google arama sonuçlarından çıkarılmasına; Marka ihlali ve haksız rekabet nedeni ile 15.000 TL manevi tazminata, SMK'nın 151/2 maddesi (c) bendine göre 10.000 TL maddi tazminata, karar verilmesini talep ettiği anlaşıldı. Davacı vekilinin 11.06.2024 tarihli dilekçesi ile; Maddi tazminat talebi bakımından davanın kısmen ıslah ettiklerini, dosyaya sunulan emsal lisans sözleşmelerine dayanarak maddi tazminat taleplerini 2021 yılı için 76.000,00 TL, 2022 yılı için 48.000,00 TL olmak üzere toplam 124.000,00 TL olacak şekilde arttırdıklarını beyan etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Her ticari işletmenin olduğu gibi müvekkilininde kurs tanıtımını yaptığı sosyal medya hesapları bulunduğunu, bunların Facebook için ... ... ve instagram için ise ... adlı hesaplar olduğunu, bunların dışında hiçbir sosyal medya platformunun davalıya ait olmadığını, davacı tarafın dilekçesinde belirttiği diğer sosyal medya isimlerinin davalıya kullandığı isimler olmadığını, davalının davacınınki gibi pazarlamaya yönelik basım yayın faaliyeti bulunmadığını, davalının kullandığı ... ve ... ibaresi ile davacı markaları arasında ne anlam ne de normal zekalı bir kişinin karıştırabileceği herhangi bir benzerlik bulunmadığını, davalının hiçbir logosunda ve yayınında 'lir yaresinin tek başına kullanılmadığını, her zaman limitlesskurs veya Ülkülimitlesskurs şeklinde kullanımları olduğunu, bu ibareler ile davalının kullandığı marka arasında uzaktan yakından bir benzerlik olmadığını, Erzurum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2022/22 D iş sayılı dosyada müvekkile ait kursta yapılan incelemede davacı tarafın iddialarına ilişkin hiçbir materyal tespit edilemediğini, davacı tarafın marka haklarına tecavüz iddiası ile müvekkili hakkında Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğunu, 2022/13191 Soruşturma ve 2022/7341 Karar nolu dosya ile yapılan soruşturmada hiçbir ihlalin oladığı tespit edilerek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, davalının 2019 yılından beri kurs ve etüt merkezi olarak faaliyetlerini sürdürdüğünü, önce ...ardından isim değişikliği ile ... adıyla kurs faaliyetlerini sürdürdüğünü ve kurs adı olarakta ... adı ile faaliyetlerini sürdürdüğünü, müvekkilinin hiçbir şekilde ne kendi kullandığı ... ne de ... adında basılı yayın satış işi yapmadığını, davalının Erzurum bayisi olan ....Şt. '1nin sunumu ile ücreti karşılığı bir defa davacıya ait deneme sınavı yayınını aldığını, bunun dışında davacı veye bayileri ile hiçbir iletişimi bulunmadığını belirterek davanın reddini talep ettiği anlaşıldı.

İLK DERECE MAHKEME KARARI:İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2023/28 Esas 2024/235 Karar 20.12.2024 Tarih; "... İncelenen dosya kapsamı, mevcut deliller, bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacının ... esas unsurlu çok sayıda markanın tescilli sahibi olduğu, davalı tarafından kullanıldığı iddia edilen ... ve ... ibarelerinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiği belirtilerek tecavüzün tespiti, meni ve refi ile maddi manevi tazminat talebinde bulunulduğu, davalı tarafından markaların benzemediği belirtilerek davanın reddinin talep edildiği, mahkememizce aldırılan 28/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda davalı tarafından yapılan kullanımların ... şeklinde olup davacının ... markaları ile benzer olmadığı bu nedenle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin oluşmadığı yönünde görüş bildirildiği, buna göre dosya kapsamı değerlendirildiğinde davacı tarafından sunulan deliller ve bilişim bilirkişisi tarafından yapılan tespitlerde davalı kullanımlarının ... şeklinde kullanımların mevcut olduğu, davacının ise tescilli markaları incelendiğinde dava konumuz ile ilgili olarak 41. Sınıfta ...numaralı ... ... yayınları ... numaralı ... ... numaralı ... Grup ... numaralı ... Okulları+ şekil ... numaralı ... Her yerde + şekil 2019/27312 numaralı ... ... ve ... numaralı ... Yayınları Sınavlara hazırlığınızda ilk tercihiniz ibareli markaların tescilli sahibi olduğu, markalar incelendiğinde davacı markalarının tek başına ... ibaresinden oluşmayıp yayına ekler veya şekil unsurları alınmak suretiyle tescil edildiği, davalı tarafından kullanılan ... ibaresinin davacı markalarına ... ibaresi ile benzer olsa da markalar bütüncül olarak değerlendirildiğinde gerek işitsel gerekse görsel olarak tüketici nezdinde karıştırılmaya yol açacak şekilde benzerliğin tespit edilemediği, davalı tarafından her ne kadar Başarıda ... tanımıyoruz şeklinde kullanımlar da tespit edilmiş ise de buradaki ... ibaresinin tek başına markasal olarak kullanılmadığı, tanıtma amacıyla kullanılıp bu kullanımın davacı tescilli markalarına tecavüz eder mahiyette de olmadığı anlaşıldığından neticeten taraf marka ve kullanımları arasında iltibas tehlikesi mevcut olmadığından tecavüze ilişkin bununla bağlantılı tazminat taleplerinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:HÜKÜM:Davanın REDDİNE,..." karar verilmiştir.

İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ... kararında her ne kadar bütünsel değerlendirme kriterinden yola çıkılarak taraf markaları arasında bütünsel anlamda bir benzerliğin olmadığı ifade edilse de markalar arasında yapılacak benzerlik karşılaştırmasında markaların ön plana çıkan asli unsurların göz ardı edilmesinin hakkaniyetli bir yaklaşım olmadığını, davacının davaya dayanak olarak gösterilen tüm markalarında "..." ibaresi bir takım tali ibarelerin yanında asli marka unsuru ön plana çıktığını, mezkur ibarenin davacının tüm markalarında asli unsur olarak kullanılmakta ve bu şekilde seri markaları bulunduğunu, davacının "..." ibaresi üzerinden markalaşma iradesi inşa ettiğini, davacının tüm bu markaları 16 ve 41 nolu mal ve hizmet sınıflarında “basılı yayınlar” ile “eğitim ve öğretim hizmetleri” kapsamında tescil edildiğini, Bu markaların tümünde “...” kelimesi sektörel anlam içeren ya da belirgin bir anlamı olmayan kelimeler yanında asli unsur olarak korunduğunu, Davacının ... nolu “... ... yayınları”, ... nolu “...” ve ... nolu “... ...” ibareli markalarında kullanılan “...” ifadesi, “...” kelimesinin sessiz harflerinden meydana geldiğini, Ayrıca markada yer alan “yayınları” ibaresi marka altında sunulan ürünleri tasvir etmek amacı ile kullanılan sektörel bir kelime olduğunu ve ayırt edicilik vasfından yoksun olduğunu, davacıya ait markaların esaslı unsurunun “...” ve “...” kelimesi oluşturduğunu, ... ve ... nolu marka ile korunan “... grup” ibaresinde “...” markası dışında tek unsur “grup” ibaresi ve bu ibare de sadece davacının bu marka altında birden fazla alanda -eğitim ve yayıncılık- faaliyet gösterdiğini ifade etmek için kullanıldığını, dolayısıyla bu ibare de sektörel vasıf bildirdiğini ve bu markanın tek ayırt edici unsuru “...” ibaresi olduğunu, ...nolu “özel ... derme” ve ... nolu “... ...” ibareli markalarında yer alan “derme” ve “...” ibarelerinin Malatya ve Ankara'da bulunan semt isimleri olması sebebiyle ve “özel” ibaresinin de eğitim kurumlarının kamu kurumları ile organik bağlantısı olmadığını açıklaması bakımından sektörel bir kullanım olması nedeniyle bu markalarda da tek ayırt edici unsurun “...” ibaresi olduğunu, davacının ... nolu “... okulları” ve ...nolu “... her yerde!” ibareli markaları incelendiğinde, “okulları” ibaresinin yalnızca birden fazla şubeye sahip olma kavramını vurguladığı ve diğer markada yer alan “her yerde!” ifadesinin ise slogan niteliği arz ettiği, ... nolu “lmtsz ... sizsiniz.... özel öğretim kursu” ibareli marka tescilinde ise, “özel öğretim kursu” ibaresinin sektörel kullanım arz eden bir ibare olduğunu ve bunun dışındaki “lmtsz” ve “...” ibarelerinin ise yine tüm markalarda olduğu gibi “...” ibaresinden ve bu ibarenin sessiz harflerinden türetilen ifadeler olduğu görüldüğünü, davacının markasında kullanılan tali unsurlar "..." ibaresinin asli marka unsuru olarak ön plana çıkmasını engellememekte olduğunu, buna rağmen... tarafından tali unsurlar nedeniyle markaların benzer görülmemesi hatalı bir yaklaşım olduğunu, davalıya ait markada "..." ibaresine asli marka unsuru olarak yer verildiğini, mezkur ibare markada tali unsurlara nazaran oldukça büyük ölçekte yazılarak ön plana çıkartıldığını, işaret içerisinde “başarıda ... tanımıyoruz” şeklinde slogan cümlesi de kullanıldığını, taraf markaları arasında kavramsal açıdan benzerlik bulunduğu, ihtilaf konusu markasal kullanımları gören ya da işiten tüketici nezdinde markaların karıştırılmaması mümkün olmadığını, markalar arasında mutlak bir iltibas tehlikesi bulunduğunu, markaların görsel açıdan benzer olduğunu ve karıştırılabileceği, Erzurum (3) Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/22 D.iş nolu dosyasından alınan ve dosyaya sunmuş olduğumuz delil tespit raporunda taraf markalarının aynı mal ve hizmet sınıfında 16. ve 41. sınıflar kapsamında aynı amaçlı olarak sektörde kullanıldığı tespit edildiğini, bunun yanında davalının markasal kullanımında "kurs" ibaresine yer verilmesi, sosyal medya paylaşımlarında ve yürüttüğü faaliyetlerde kullandığı eğitim materyalleri dikkate alındığında markaların aynı tüketiciye yönelik aynı hizmet sahasında kullanıldığını kabul etmek gerektiğini, Markasal kullanımlar arasındaki iltibas düzeyinde bu benzerliğin yanında mal ve hizmet sınıfları bakımından tarafların aynı faaliyet sahasında iştigal ettiği gözetildiğinde davalının fiillerinin markasal haklara tecavüz niteliği taşıdığı açık olduğunu, Davacı markasının Türkiye'de pazar payının yüksek olduğu, eğitim öğretim alanında akla gelen bir marka olduğu tespitine yer verildiğini beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:Dava, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i ile maddi tazminat istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının 16. Ve 41. Sınıfta tescilli "..." esas unsurlu birden çok tescilli markaları bulunduğu, değişik dosyasında tanzim edilen rapor ile yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunun birbiriyle uyumlu olduğu, her ne kadar tarafların aynı alanda faaliyet gösterdikleri anlaşılmakta ise de bilirkişi raporu ile tespit edilen davalı kullanımları ile davacının tescilli markaları arasında iltibas bulunmadığının anlaşılması karşısında davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/366, K. 2026/1182, T. 09.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-366-e-2026-1182-k-da43cbb2e145