Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/363 E. 2026/1086 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/363
- Karar No
- 2026/1086
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2025/363 Esas
KARAR NO:2026/1086
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:17/12/2024
NUMARASI:2024/72 Esas, 2024/267 Karar
DAVANIN KONUSU:Markaya Tecavüzün Tespiti İstemli
KARAR TARİHİ:02/07/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, ülkemizin en önde gelen spor kulüplerinden biri olup gerek Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde gerekse WIPO nezdinde çok sayıda marka tesciline sahip olduğunu, ilgili markaların bir kısmının ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve... sayılı markalar olduğunu, davalının, müvekkilinin marka haklarına tecavüz teşkil eden ürünleri satışa sunmakta olduğunu, söz konusu eylemlerin müvekkilinin markadan doğan haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek, marka hakkına tecavüzün tespitini, durdurulmasını ve taklit ürünlere el konulmasını talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili dilekçesinde; davacının iddiasının aksine müvekkili firmanın davacının markasından faydalanarak ticari bir kazanç elde etme amacı gütmediğini, zira açılan dava sonrasında, müvekkili işletmede yapılan delil tespitinde yalnızca tek bir ürün ele geçirilmiş olup bunun haricinde üzerinde davacının markalarından herhangi birinin bulunduğu bir başka ürün tespit edilemediğini, işbu ürünün ise esasında müvekkili işletmenin bir müşterisi tarafından iş yerine getirilmiş olup müşteriye özel hazırlanacak pastanın üzerine takılması için müvekkili firmaya teslim edildiğini, firma tarafından söz konusu ürünün satılması mümkün olmadığını, sunulan ürün fişinde söz konusu ürünün dosyaya sunulan ve ihlal niteliğindeki kurabiye olduğu bile belli olmadığını, söz konusu ürünün nereden alındığı veya üzerinde müvekkili firma tarafından üretildiğine ilişkin de herhangi bir emare bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:"... davalının herhangi bir hakkı olmamasına rağmen davacı adına tescilli marka ibaresinin aynısını markanın tescilli olduğu emtia - hizmet sınıfında kullandığı, davalı vekili bu ürünün müşteri tarafından bırakıldığını belirtmiş ise de, davadan önce bu ürünün satıldığı ürün ve satış fişinin dosyaya ibraz edildiği görülmekle, bu savunmaya itibar edilmeyerek davalının bu eyleminin davacının SMK 29 maddesi anlamında markadan doğan haklarını ihlal ettiği anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Bu itibarla;-Davacının davasının KABULÜNE, davalının davacı adına tescilli "..." esas unsurlu markadan doğan haklarına tecavüzünün tespitine, durdurulmasına, tecavüz teşkil eden davalı ürünlerine el konulmasına ," şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekili istinaf isteminde özetle; Müvekkili firmanın davacının markasından faydalanarak ticari kazanç elde etme amacı bulunmadığını, işletmede yapılan delil tespitinde yalnızca tek bir ürün ele geçirildiğini, bunun haricinde üzerinde davacının markalarından herhangi birinin bulunduğu bir başka ürün tespit edilemediğini, ele geçirilen ürün ise müvekkili işletme tarafından üretilmemiş olup sadece bir müşterisi tarafından iş yerine getirilmiş ve yine o müşteriye özel olarak hazırlanacak pastanın üzerine takılması için müvekkil firmaya teslim edilmiş olduğunu, firma tarafından söz konusu ürünün satılması mümkün olmadığını, pasta şeklindeki köpüğün üzerinde takılı vaziyette olduğunu, Davacı tarafından sunulan fişte yiyecek yazmakta olup fiş içeriğinden somut bir şekilde davaya konu kurabiyenin alındığı anlamı çıkmadığını, davacı tarafından sunulan fiş ve kurabiyeyi kabul etmediklerini, ürün fişinde söz konusu ürünün dosyaya sunulan ve ihlal niteliğindeki kurabiye olduğu bile belli olmadığını, Marka tecavüzü için kanun gereği aranan yasal şartlar oluşmadığını, delil tespitinde müşteri tarafından unutulan ürünün hemen kaldırıldığını, tek bir raporun hükme esas alınması yerinde olmadığını, kurabiye müvekkili işletmede kullanılmadığı gibi ticari amaçla da satılmadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, markaya tecavüzün tespiti, meni, refi istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; davacının ... numaralı "... " ibareli markasının davalıya ait işyerindeki üründe aynen kullanıldığı, kullanımın davacının markasının tescil sınıfı olan 30.sınıf kapsamında olduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olmakla ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiş, davalı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;
1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,
-Alınması gereken 732,00TL harçtan, peşin alınan 615,40TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 20TL istinaf masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.02/07/2026