Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1460 E. 2026/1373 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1460
- Karar No
- 2026/1373
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/1460
KARAR NO:2026/1373
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:15.05.2026 tarihli Ara Karar
NUMARASI:2026/89 Esas
DAVANIN KONUSU:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında, davalı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı vekili, savunmasında ve ihtiyati tedbir talebine dair dilekçede özetle; davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, iddiaların kabulünün mümkün bulunmadığını, müvekkili firma tarafından satılan Kumlama Makinesinde ayıp bulunmamakla birlikte davacının ödemiş olduğu 8.000,00 EURO çelik hasırın kullanıcı hatası nedeniyle zarar görmesine ilişkin değiştirilmesinden kaynaklandığını, müvekkili şirketin uzun yıllardır varlığını sürdüren kumlama makinesi üretimi alanında çalışma yürüten Almanya merkezli sektöründe öncü firmalardan olduğunu, davacı firma ile 2023 yılından başlayan görüşmeler neticesinde tamamen davacı firmanın talep ettiği özelliklere göre üretimi yapılan 21.02.2024 tarihli faturaya istinaden 2024 model kumlama makinesinin KDV dahil 192.000,00 EURO'ya davacı firmaya satıldığını ve kurulumun yapıldığını, hiçbir şekilde makinenin kullanma talimatlarına uyulmadığından makinenin zarara uğramasına sebep olduklarını, firma çalışanları tarafından makinenin bir çok kez hatalı kullanıldığını, müvekkili tarafından tutulan raporlarla kullanıcı hatası ile makineye verilen birçok hasarın giderilmiş olduğunu, ayrıca davacı firmanın memnuniyeti açısından çözüm yolları üretildiğini, dava konusu makinenin yaklaşık iki yılda 7000 saatten fazla çalıştığını, kusurlu bir makinenin 7000 saat çalışmasının mümkün olmadığını, davacının makineye aralıksız kullandığını, 14.01.2026 tarihinde makinenin kontrolü yapıldığını ve eksiksiz çalıştığının tespit edildiğini, davacı tarafça İstanbul Anadolu 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2025/47 D.İş sayılı dosyasında alınan rapora katılmadıklarını, kumlama makinesinin çalışma prensibi konusunda uzman olmayan bilirkişilerce alınan ve davacının yönlendirmesi ile hazırlanan raporu kabul etmediklerini, dava konusu makinede ayıp bulunmadığını, bu nedenle davacının misliyle değişim taleplerinin reddini talep ettiklerini ve davacı tarafından misliyle değişim talep edildiğinden kumlama makinesinin aralıksız çalışması sebebiyle dava sonuçlanıncaya ya da mahkemece keşif yapılıncaya kadar makinenin çalışmasının durdurulmasına tedbiren karar verilmesini ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili, cevaba cevap dilekçesinde özetle; değişik iş sayılı dosyada tespit raporunun davalı şirkete tebliğ edilmesine rağmen davalı şirketin rapora süresinde itiraz etmediğini, söz konusu raporda davalı şirketten satın alınan kumlama makinesinin ayıplı imalattan kaynaklandığını, sorumlusunun davalı şirket olduğunu ve makine üzerinde yaptırılan onarım bedellerinin garanti kapsamında yapılması gerektiği hususlarının sübut bulduğunu, söz konusu makinenin imalattan kaynaklı şekilde ayıplı olduğunu,oluşan arızaların kullanıcı hatasından kaynaklanmadığını, makinedeki esas sorunun makinenin çalışmaması olmayıp makinenin çalıştığını ancak müvekkili şirkete sözleşmede vadedilen randımanda çalışmadığını, makinenin bir parçası olan çelik hasırın bant olması gerekenden çok daha hızlı şekilde eskidiğini, makinenin kaç saat çalışmış olması ile davadaki iddiaların ilgisinin bulunmadığını, makinenin tamamının iki yıl süre ile davalının garantisi altında olduğunu, davalı tarafın makinenin çalışmasını tedbiren durdurulmasına ilişkin talebinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin dava konusu makinenin tam randımanlı şekilde çalışmamasından dolayı her geçen gün zarara uğradığını, davalının talebinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, talebin herhangi bir kanuni ve hukuki dayanağının bulunmadığını belirterek, tedbir talebinin reddine ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince, davalının ihtiyati tedbir talebinin değerlendirildiği 15.05.2026 tarihli ara kararla; "...Davacı vekilinin misli ile değişim talebinin bu aşamada yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla davalının davaya konu makinenin durdurulması yönündeki tedbir talebinin reddi gerekmiştir..." gerekçesiyle, davalı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Bu ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin somut vakıalar değerlendirilmeden reddine karar verildiğini, talebin mahiyetinin Mahkemece anlaşılamadığını, HMK'nın 389. maddesindeki tedbir şartlarının oluştuğunu, tedbir talebinin reddine ilişkin kararın yeterli ve denetime elverişli gerekçe içermediğini, gerekçede davacı vekilinin misliyle değişim talebinin bu aşamada yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla davalının davaya konu makinenin durdurulması yönündeki tedbir talebinin reddine şeklinde son derece ve genel nitelikte bir gerekçeye yer verildiğini, dava konusu makinenin kullanılmaya devam edildiğini, taleplerinin hangi hukuki ve fiili sebeplerden reddedildiğine dair açılmaya yer verilmediğini, gerekçesiz karar verildiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, denetime elverişli olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, ticari satım konusu kumlama makinesinin ayıpsız misliyle değiştirilmesi ve onarım bedelinin tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, davalı tarafın ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, davalı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.HMK 391.maddede; ihtiyati tedbir kararı düzenlenmiştir. Maddede, ihtiyati tedbir kararında olması gerekenler belirtilerek HMK 391/3.fıkrada ise ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının gerekçeli olarak verileceği, bu karara karşı kanun yoluna başvurulabileceği belirtilmiştir.Somut olayda, mahkemece HMK'nın 391. maddede belirtildiği şekilde ihtiyati tedbir kararı gerekçeli şekilde yazılmamıştır.Bu kabul şekli usul ve yasaya uygun değildir. Ancak talebin niteliği, yargılama aşaması ile HMK'nın 30. maddede düzenlenen usul ekonomisi ilkesi de göz önünde bulundurularak, kararın Dairemizce düzeltilmesi uygun görülmüştür.HMK'nın 389. maddesi uyarınca; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir ".Aynı Yasa'nın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Somut olayda, mevcut delil durumuna göre 389. maddede belirtilen ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleştiğinin kabulü mümkün görünmemektedir. Şöyle ki dava konusu makinenin çalışmasının durdurulması davanın niteliğine uygun düşmeyeceği gibi, dava konusu uyuşmazlığa da herhangi bir katkı sağlamayacaktır.Bu nedenlerle her ne kadar karar gerekçesi mevcut değilse de söz konusu hata yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilmesi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, karar gerekçesinin resen düzeltilmesi gerektiğinden, ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının kaldırılmasına ve davalının ihtiyati tedbir talebinin yukarıda açıklanan gerekçeyle reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca, davalı tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, karar gerekçesinin resen düzeltilmesi gerektiğinden, ilk derece mahkemesinin davalı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 15.05.2026 tarihli ara kararının kaldırılmasına, davalı vekilinin ihtiyati tedbir talebi hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;
1-Davalı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin yukarıda açıklanan gerekçeyle reddine,
2-Davalı tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; 732,00 TL istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,
3-Davalı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince, hükümle birlikte değerlendirilmesine,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.14.07.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve 391/3. maddeleri uyarınca karar kesindir.