Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/978 E. 2026/2526 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/978
Karar No
2026/2526
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO:2026/978

KARAR NO :2026/2526

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:(Kapatılan)İSTANBUL ANA. 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:20/11/2025

NUMARASI :2024/412 E - 2025/873 K

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali

KARAR TARİHİ :29/09/2026

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait araçları tamir ettiğini, yapılan iş karşılığında müvekkilinin alacağını gösterir 20 adet faturanın kesildiğini ve bu faturaların davalının defterine işlendiğini, davalının borcunu ödememesi nedeniyle Çorum İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası ile icra takibini başlattığını, davalının yetkiye ve borca itirazı üzerine, dosyanın İstanbul Anadolu 23. İcra Dairesi'nin... esasına kayıt edildiğini,Müvekkili tarafından itirazın kaldırılması talebi ile İstanbul Anadolu 3.İcra Hukuk Mahkemesi'nde 2022/94 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını mahkemece" İİK'nın 68/1. maddesinde yer alan ve alacaklılara genel haciz yolu ile takip yapma olanağı tanıyan kayıtsız ve şartsız borç ikrarını içeren bir belgenin dosya arasına ibraz edilmediği, davalı tarafça borcun varlığının kabul edilmediği ''gerekçesi ile red karrı verildiğini, bu kararın taraflarınca istinafı üzerine İstanbul BAM 21. Hukuk Dairesi'nce yapılan inceleme sonucu 2022/2174 E.,2023/2697 K. sayılı ilam ile ''İstanbul Anadolu 23. İcra Dairesi' nin ... sayılı dosyasından borçluya ödeme emri tebliğ edilmesi ve borca itiraz etmesi halinde süresinde itirazın kaldırılması ya da iptalinin istenebileceği, bu aşamada alacaklının borca itirazın kaldırılmasını talep etmesinde hukuki yararı bulunmadığı İstanbul Anadolu 23. İcra Dairesi'nin ...sayılı dosyasında borçlu tarafa ödeme emri tebliğ edilmediği ve borçlu tarafından yapılmış herhangi bir borca itiraz bulunmadığından davacı alacaklının itirazın kaldırılması talebinin hukuki yarar yokluğu nedeni ile USULDEN REDDİNE,''karar verildiğini, bu kararın kesinleştiğini, İstanbul BAM kararı uyarınca, İstanbul Anadolu 23. İcra Dairesi'nin .... Sayılı dosyasından borçluya yeniden ödeme emri tebliğ edildiğini, borçlu şirket tarafından, 15.11.2023 tarihinde,borcun tamamına, takip dayanağına, talep edilen faiz oranına, faiz türüne, işlemiş faize ve takibin tüm fer’ilerine ilişkin itiraz edildiğini, borçlunun itirazı haksız ve hukuka aykırı olup tarafların ticari defterleri incelendiğinde, aralarındaki ticari ilişkinin en iyi şekilde kanıtlanacağını beyanla;

Davalının İstanbul Anadolu 23.İcra Dairesinin ... sayılı dosyası üzerin- den takibine girişilen borca vaki itirazının iptali ile takibin devamına, davalının alacağın %20’sinden az olmamak üzere inkâr tazminatı ile mahkumiyetini,yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşmenin bulunmadığını,davacı tarafından davalı müvekkiline bir mal satımı, imal edilmesi veya iş görmesi, menfaat temini bulunmadığını, davacı tarafından dayanılan belgenin fatura hükmünde olmadığını, davacı ile davalı müvekkili arasında imzalanmış bir cari hesap sözleşmesinin de bulunmadığını, ayrıca alacağın likit olmadığını beyanla davanın reddini, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ile mahkumiyetini ,yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi'nce: "DAVANIN KABULÜ ile,davalının İstanbul Anadolu 23.İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına,Likit olduğu değerlendirilmekle asıl alacağın %20 si tutarında inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.

İstinaf Başvurusu:Hüküm davalı tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince itibar edilen bilirkişi raporunda, davacının müvekkil şirketten alacağının olduğu hususunun, usulüne uygun bir şekilde ispatlanmış bir olgu değil yorum olduğunu, İstinafa konu kararın gerekçe kısmında; " tarafların mutabık olduğu tutar" denilmişse ve itibar edilen bilirkişi raporunda "Cari hesap mutabakatı" diye dikkate alınan "delil"in sadece bir mail çıktısı olduğunu ,müvekkili bağlayıcı her hangi bir imza vs. içermediğini, bu sunulan belgenin kendilerince kabul görmediğini, hiçbir delil vasfı bulunmadığını,Taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşme bulunmadığı gibi taraflar arasında bir alacak/ borç durumu söz konusu ve iddia edildiği gibi borcun var olduğunu kabul eder/ispatlar mutabakat da bulunmadığını,Davacı tarafından müvekkili firma adına fatura düzenlenmiş olmasının taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ispatlamak için yeterli olmadığını, taraflar arasında sözleşme bulunmadığından davacı tarafından düzenlenen belgenin fatura hükmünde olmadığını,Davacı ile davalı müvekkil arasında imzalanmış bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığı gibi davacı tarafından gerek sözleşmesel gerekse de cari ilişki nedeniyle teslim ve/veya ifa edilmiş bir mal/hizmetin da olmadığını,dolayısıyla davacının alacak talebinin dayanağının bulunmadığını,Davacı-alacaklının davalı müvekkili şirketi takip tarihinden önce temerrüde düşürdüğüne dair ihtarname veya başkaca bir belge bulunmadığından işlemiş faiz talep edilemeyeceğini,İtiraza konu alacak likit olmayıp yargılama gerektirdiğinden icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir.İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Dava, İİK 67 maddesine dayalı itirazın iptali talebine ilişkindir.Dosya kapsamından,davacının araç tamir ve bakımına ilişkin 20 adet faturadan doğan asıl alacak ile işlemiş faizinden ibaret 75.575,58 TL alacağın tahsili talebi ile davalı aleyhine takip başlattığı,itiraz üzerine takip durduğundan eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Davalı taraflar arasında akdi bir ilişki, cari hesap sözleşmesi ve hesap mutabakatı bulunmadığını,borçlu olmadığını savunmaktadır.Mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtları ile dosya üzerinde mali bilirkişi vasıtası ile bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir.Davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 14.05.2025 tarihli raporda ;Davacının -Ağustos 2020 dönemi hariç- düzenlediğin faturalar ile BS formları uyumlu ve bir birini teyit etmektedir. 2021 yılı Form BS 'ler ibraz edilmemiştir.Davacı şirketin ticari defterlerinin ;TTK 64 ve V.U.K md 220-226 uyarınca açılış ve kapanış onamaları yasal süresi içerisinde yaptırılmıştır. Ticari defterlerin HMK. Madde 222 uyarınca sahibi lehine delil vasfının takdiri mahkemeye aittir. Davacının 2020 yılı ticari defterleri işletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden izlenecek şekilde tutulmamış olsa da mutabakat belgesinden anlaşıldığı şekliyle 28.11.2020 tarihinde davalı 30.063,28 lira borcu kabul ederek 28.01.2021 tarihinde banka üzerinden 30.063 lira ödemesini yapmıştır. O nedenle 2020 yılı defterinin fazla önemi kalmamıştır.Davacının 2021 yılı ticari defter açılış kaydı ve yıl içindeki tahsilatları ile mutabakat belge- sindeki 2021 yılına devreden ile yıl içindeki tahsilatlar her ne kadar biri diğerini teyit etmiyor ise de, bu durum muhtemelen küçük işletmelerde muhasebe defterlerinin işletme dışında tutuluyor olmasından ve belge bilgi akışındaki aksaklıktan kaynaklanmaktadır.Davacının davalıya düzenlemiş olduğu takibe konu faturalar nedeni ile ilgili her hangi bir itiraz-iade işlemi bulunmayıp, cari hesap mutabakatı ile ticari defter kayıtlarının birbirini teyit etmektedir.Davalının davacıya takibe konu faturalar nedeni ile borçlu olduğu, dava tarihi itibari ile dava- lının borcunun 67.754,69 lira olduğu kanaat ve sonucuna varılmıştır." şeklinde görüş bildirilmiştir.Davalı ise yapılan ihtara rağmen,belirlenen gün ve saatte ticari defter ve belgelerini bilirkişi incelemesine sunmaktan imtina etmiştir.6100 sayılı HMK'nun 220/3 maddesinde; "(3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir."Aynı kanunun 222/3 maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. denilmiştir.Mahkemece toplanan deliller ve yapılan yargılamaya göre, taraflar arasında araç tami- rine ilişkin sözlü olarak akdi ilişki kurulduğu,bu ilişkinin davacının ticari defterlerinde, cari hesapta , BS bildirimlerinde,kısmi ödeme ve hesap mutabakatlarında izlendiği, gelinen aşamada davalı tarafın takibe konu faturalardan kaynaklanan alacağını ödemediği ve bu nedenle takip yapıldığı, haksız itiraz ile takibin durmasına sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır.Davalı taraf, tebliğ edilen fatura bedelini süresi içinde ödemeyerek temerrüte düşmüş olmakla takip öncesi işlemiş faiz talebi yerindedir.Ancak ,davaya konu edilen alacak araç tamirine ilişkin olup alacağın varlığı ve miktarı yapılan yargılama sonucu toplanan deliller ile bilirkişi raporu alınmak suretiyle belirlenmiştir.Bu nedenle davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceği açıktır. Kararın bu yönüyle düzeltilmesi gerekmektedir. (Yargıtay 3 .HD'nin 2015/19790 E- 2017/5358 K. Nolu ilamı)Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda maddi vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında usul ve yasaya aykırılık tespit edilmekle,davalının istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, tespit edilen eksiklik yargılama gerektirmediğinden HMK 353/1-b-2 md gereğince, esasa ilişkin olarak yeniden aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalının istinaf talebinin kabulüyle HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince karar kaldırılarak yeniden esas hakkında;

1 - DAVANIN KABULÜ ile, Davalının İstanbul Anadolu 23.İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına,

Yasal şartlar oluşmadığından davacı lehine icra inkar tazminatı takdirine yer olmadığına

2- Alınması gerekli 4.631,42 TL harcın davacı tarafından dava açılışı sırasında yatırılan 1.157,86 TL peşin harç ile 133,56 TL tamamlama harcından mahsubu ile, eksik bakiye 3.340 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda (İlk Derece Mahkemesince daha önce yazılmadığı anlaşılmakla) İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)

3- Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı vekili için takdir olunan 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-Yargılama giderleri

a-Davacı tarafından harç olarak yatırılan 1.585,46 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

b-Davacı tarafından sarf edilen 4.800,00 TL Bilirkişi ücreti ve 1.136,00 TL Posta ücreti olmak üzere toplam yargılama gideri olan 5.936,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

c-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,

5-Davadan önce gidilen arabuluculukta devletçe karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,

İstinaf İncelemesi İle İlgili Olarak;Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf eden davalıya isteği halinde ilk derece mah- kemesince iadesine,Davalının istinaf sebebiyle yapmış olduğu 864,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 361.madde uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 29/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/978, K. 2026/2526, T. 29.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-978-e-2026-2526-k-1f538501601e