Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1014 E. 2026/1561 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1014
Karar No
2026/1561
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ)

ESAS NO : 2022/1014 KARAR NO : 2026/1561

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 08/11/2021 ESAS-KARAR NUMARASI : 2019/260E., 2021/649K. DAVA : Tazminat KARAR TARİHİ : 17/09/2026 YAZIM TARİHİ : 17/09/2026

Davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi ve ... parsel üzerindeki 29 numaralı bağımsız bölümün maliki olduğunu, kooperatifçe yapılan bahçe kanalizasyon tesisatının işlevini yerine getirmemesi nedeniyle pis suların istinat duvarına sızdığını, fenne uygun yapılmayan duvarın yıkılması sonucu bahçenin büyük kısmının aşağıya uçtuğunu, konutun da zarar görme tehlikesi nedeniyle istinat duvarı ile pis su tesisatını yeniden yaptırdığını, bu işler için 253.110,00 TL harcadığını ve sigorta şirketince 65.824,39 TL'lik kısmının ödemesinin yapıldığını ileri sürmüştür. Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/9 D. İş sayılı dosyasında pis su giderinin ana kanalizasyon hattına bağlanmadığının, komşu bahçeye olan bağlantının rögar çıkış ağzının kapalı olduğunun ve pis suların rögar bilezik ağızları ile çatlaklardan sızdığının tespit edildiğini, aynı nitelikteki önceki zararların davalı kooperatifçe karşılandığını, noter ihtarı ve dava şartı arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını belirterek, sigorta ödemesinin mahsubundan sonra kalan 187.285,61 TL’nin fatura tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili özetle: Uyuşmazlığın kooperatif ile ortağı arasındaki ilişkiden kaynaklandığını ve asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, yapım sözleşmesinin 1995 tarihli, imalatların 1997-2002 yılları arasında ve ilk ortağa teslimin 30.05.2002 tarihinde olması nedeniyle talebin zamanaşımına uğradığını savunmuştur. Kooperatifin arsa sahibi olduğunu, konutların dava dışı ... AŞ’ye yaptırıldığını, taşınmazların %86 seviyesinde ilerlemiş kaba hâlde ortaklara teslim edildiğini ve peyzaj dâhil diğer işlerin ortaklarca yaptırıldığını, yüklenicinin yalnızca taşıyıcı niteliği bulunmayan 2-2,5 metre yüksekliğinde şev örtücü taş duvarlar yaptığını, bazı üyelerin bu duvarları projesiz biçimde yükseltip arkalarına toprak doldurduğunu ileri sürmüştür. Dava konusu duvarın da önceki malikçe yaklaşık 6 metreye yükseltildiğini, yapılan dolgu ile sulamanın altyapıya zarar verdiğini, davacıya 30.01.2015 tarihli yazı ve ekindeki raporla duvarın tehlike arz ettiğinin bildirildiği hâlde önlem alınmadığını, duvarın ortak alanda kaldığını belirtmiştir. Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/2 D. İş sayılı dosyasında sonradan yükseltilen duvarların yıkılma tehlikesi taşıdığının tespit edildiğini, davacının dayandığı 2019/9 D. İş sayılı dosyadaki tespitin yokluklarında yapıldığını ve kendilerine tebliğ edilmediğini, daha önce duvarı yıkılan herhangi bir üyeye ödeme yapılmadığını, kooperatifin kusuru ve meydana gelen zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince "...Mahkememizce mahallinde keşif icra edilerek bilirkişi heyetinden alınan 27.09.2021 tarihli raporda özetle: Duvarın kooperatifçe şevli olarak zeminin kaymamasına yönelik olarak inşa edilmiş olduğu, taşınmazın malikince duvarın yeniden inşasında yükseltilmesi sonucunda taşınmaz arka bahçesinde faydalı alan yaratılmış olduğu, bu alana toprak dolgu yapıldığı, ağaçlandırma ve çimlendirme yapıldığı, toprak dolgu ve yapılan sulamanın zemine baskı yaratacağı, bu hâliyle rögarlara da baskı uygulanacağı, ilave yapılan duvarın onaylı mimari projede olmadığı, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 11 kapı nolu binaya ait rögar çıkış ağzının kapalı olmasından dolayı rögarda toplanan pis suların bahçeye rögar bilezik ağızları, çatlak vb. yerlerden sızması sonucu duvarın emniyetini kaybetmesine sebebiyet vermesinin duvarın yükseltilerek yeniden yapılması ve kazanılan alana toprak dolgu yapılmasının olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde dava konusu istinat duvarının yıkılmasında davalı kooperatifin sorumluluğunun olup olmadığı hususunda toplanan tüm deliller, tespit dosyası, tanık beyanları ve 28.05.2021 tarihinde ... Sokakta 11 kapı nolu müstakil evin arka bahçesinde keşif yapılmak suretiyle alınan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davalı kooperatifçe taşınmazların ileri kaba (%86) seviyesinde hak sahiplerine teslim edilmiş olduğu, bahçedeki toprağı taşıyacak standartlara uygun ve yükseklikte yığma taş duvarlar, istinat duvarlarının yapıldığı, yağmur suyu ve pis su kanalizasyon hatlarının ayrı olarak döşendiği, taşınmazın malikince duvarın yeniden inşasında yükseltilmesi sonucunda taşınmaz arka bahçesinde faydalı alan yaratılmış olduğu, bu alana toprak dolgu yapıldığı, ağaçlandırma ve çimlendirme yapıldığı, toprak dolgu ve yapılan sulamanın zemine baskı yaratacağı, bu hâliyle rögarlara da baskı uygulanacağı, yapılan duvarın onaylı mimari projede olmadığı, eklenen yükselti duvarın teknik şartname ve fenni koşullara uygunluğunun projelendirilip statik hesaplamalarının, zemin etüdünün yapılarak yapı ruhsatına bağlanmasının gerektiği, tespit raporunda 11 kapı nolu binaya ait rögar çıkış ağzının kapalı olmasından dolayı rögarda toplanan pis suların bahçeye rögar bilezik ağızları, çatlak vb. yerlerden sızması sonucu duvarın emniyetini kaybetmesine sebebiyet vermesinin duvarın yükseltilerek yeniden yapılması ve kazanılan alana toprak dolgu yapılmasının olduğu teknik bilirkişi incelemesi ile sabit olup davalının istinat duvarının yıkılmasında kusur ve sorumluluğunun bulunmadığı anlaşıldığından sübut bulmayan davanın reddine...” karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Dava konusu zararın kooperatifçe altyapı, kanalizasyon ve bahçe düzenlemesinin fen kurallarına aykırı yapılmasından doğduğunu, 6 metre yüksekliğindeki duvarın adi harçla örülüp arkasındaki toprak dolgunun davalı tarafından yapıldığını ileri sürmüştür. Kanalizasyon hattının ön sokaktan geçirilmesi gerekirken 6 metrelik dolgu sahasından geçirildiğini, zeminin oturmasıyla komşu binanın rögar bağlantısının daha başlangıçta koptuğunu ve pis suların yıllarca dolgu içine akarak duvarın çökmesine neden olduğunu belirtmiştir. Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/9 D. İş sayılı dosyasında 11 numaralı binaya ait rögarın pis suyla dolu, 13 numaralı binaya ait rögarın kuru ve kullanılmamış olduğunun, iki rögar arasındaki yaklaşık 3 metrelik bölümde 200 mm çaplı beton büzün ucunun kapalı bulunduğunun, bu uç açılınca suyun 13 numaralı rögara aktığının ve pis suyun rögar bilezik ağızları ile çatlaklardan bahçeye sızdığının tespit edildiğini ifade etmiştir. Duvarın önce 3 metre yapılıp önceki maliklerce yükseltildiğine ilişkin kabulün teknik ve fiziki olarak mümkün olmadığını, bahçe ve kanalizasyon sisteminin onaylı projeye göre yapılması gerektiğini, ev ile duvar arasındaki 4 metrelik mesafede 3 metrelik kot farkının 37,5 derecelik kullanılamaz bir eğim oluşturacağını ve kanalizasyon akış eğiminin de bozulacağını ileri sürmüştür. Tespit raporundaki bulguların rögar bağlantısının imalat sırasında hiç yapılmadığını ve eksik ve ayıplı imalat nedeniyle bu hatta bağlı binaların pis sularının davacının bahçesine akarak toprağı ve duvarı çürüttüğünü gösterdiğini, 13 numaralı taşınmaza ait taş duvarın da aynı olayda yıkılmış olmasının pis su etkisini doğruladığını belirtmiştir. Başka taşınmazlara ilişkin Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/2 D. İş sayılı raporunda, bahçelerine pis su akmayan taşınmazlardaki duvarların harçlarının eridiği, bazı bölümlerde sehim oluştuğu ve duvarların tehlike arz ettiğinin tespit edildiğini, bu raporun somut uyuşmazlıkla ilgisinin bulunmadığını ve bilirkişilerce dava konusu yerde uzun süredir devam eden pis su sızıntısının göz ardı edildiğini ileri sürmüştür. Davalı tanıklarının duvarın maliklerce yükseltildiğine dair anlatımlarının fizik kuralları ve onaylı peyzaj düzeniyle bağdaşmadığını, müvekkilinin taşınmazı sonradan devraldığını ve herhangi bir inşaat yapmadığını, önceki malikçe yükseltme yapıldığına ilişkin delil bulunmadığını belirtmiştir. Kooperatifin inşaat tamamlanıp taşınmazlar teslim ve tasfiye edilinceye kadar gözetim ve sorumluluğunun devam ettiğini, varsayılan proje dışı imalatlara zamanında engel olunmadığını, üyelere gerekli uyarıların yapılmadığını ve yasal yollara başvurulmadığını ileri sürmüştür. İstinat duvarının yıkılmasından davalı sorumlu görülmese dahi yapılmamış pis su bağlantısının yeniden kurulması için gerçekleştirilen giderlerin davalıdan tahsili gerektiğini, ayrıca pis su giderinin yapılmamasının olayın meydana gelmesine etkisi yönünden ortak kusur değerlendirmesi yapılmadığını belirterek İlk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, kooperatif üyesinin, kooperatifçe yaptırıldığı ileri sürülen kanalizasyon altyapısı ve istinat duvarındaki ayıplı imalat nedeniyle uğradığı zararın tazmini talebine ilişkindir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK 355/1 madde gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK 353/1.b.1 madde gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 madde gereğince esastan reddine, 2-) Alınması gereken 732 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 80,70 TL harcın düşümü ile kalan 651,30 TL harcın davacıdan alınıp Hazine'ye gelir kaydına, 3-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-) HMK 359/4 madde gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 361 madde gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 17/09/2026

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1014, K. 2026/1561, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1014-e-2026-1561-k-0e54ef26ea89