Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2018 E. 2026/1022 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2018
Karar No
2026/1022
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/2018 KARAR NO : 2026/1022

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/06/2019 (Dava) - 14/06/2023 (Karar) NUMARASI : 2019/986 Esas - 2023/552 Karar DAVA : İtirazın İptali BAM KARAR TARİHİ : 04/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/06/2026

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/06/2023 tarihli 2019/986 Esas ve 2023/552 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın haksız ve kötü niyetli olarak işbu davaya konu İzmir 21. İcra Müdürlüğü'nün 2019/880 esas sayılı yapılan takibe itiraz ettiğini, davaya konu takibin davalı tarafın düzenlediği çek kaynaklı olarak sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak başlatıldığını, müvekkilinin takip konusu alacağı doğrudan doğruya dava konusu çekler ile ispat edildiğini, bu çeklerin tahsil edilmemesi sebebiyle davalının sebepsiz zenginleşmediğini ispat yükünün ise TTK m.732/3 uyarınca davalı keşideci üzerinde olduğunu, TTK m.732'den kaynaklanan sebepsiz zenginleşme alacağının miktarı likit olup aynı zamanda bu alacağın muaccel olduğunu, İİK m.257 uyarınca davalı aleyhine ihtiyati haczin şartlarının gerçekleştiğini beyan ederek, İzmir 21. İcra Müdürlüğü'nün 2019/880 esas sayılı dosyasına yapılı itirazın iptaline ve takibin takip talebinde belirtilen faiz ve ferileri yönünden devamına, davalı tarafın %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, davalı malvarlığına ilişkin ihtiyati haciz kararı verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 01/05/2017 tarihinde müvekkili şirket yetkilisi ... ile müvekkili ... Şti.'nin 50 hissesinin kendisine ait olduğu, alacak ve borçların da eşit oranda paylaşıldığına dair sözleşme imzaladığını, bu durum davacı tarafından İzmir 3 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/250 Esas sayılı dosyası ile açılan davada davacının kendisi tarafından da kabul edildiğini, bu sözleşme yapıldıktan sonra davacı şirketin fiili ortağı haline geldiğini, üzerine düşen sermaye borcunun bir kısmına karşılık kayın biraderi olan ...'dan borç para alarak müvekkili şirkete getirdiğini, bunun içinde davaya konu çekleri aldığı ve çeklerin ... adına keşide edildiğini, aradan geçen süre zarfında davacıdan 01/05/2017 tarihli sözleşme uyraınca şirket hisselerini devir alması istense de davacının bir türlü bu işlemi yapmaya yanaşmadığını, davacının müvekkili şirkette fiilen ortak olarak davrandığını, düzenli olarak şirkete ait işyerine gelip gitmeye başladığını, davacıya değişik tarihlerde müvekkili şirkete ve ... ..'ye ait hesaplardan ödeme yapıldığını, hatta müvekkili şirketin bazı ürünlerin nakliyesi, davacının ortağı olduğu.... Şti. tarafından gerçekleştirildiğini, müvekkili şirketin ayakta kalıp varlığını devam ettirebilmek için kredi kullandığı, çeşitli harcama ve giderler yaptığı ancak davacının bu giderlerin hiçbirine katılmadığını, bütün kredi ödemeleri ve diğer harcamalar şirketin görünürdeki ortağı ... tarfaından karşılandığını, bir süre sonra davacının müvekkili şirketin kazanç elde edemediği gerekçesiyle ortaklık yapmak istemediğini beyan ettiği, ortaklıktan ayrılırken hiçbir talepte bulunmadığını, müvekkili şirketin ...'a keşide etmiş olduğu dava konusu çeklerin taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin sonucu olduğunu,....'ın davacının kayın biraderi olduğunu, davacının şirkete getirdiği sermayenin bir kısmı davacı adına.... tarafından karşılandığını, ancak ortaklık ilişkisi ... tarafından da bilindiği için bu şahıs şirkete ait çekleri bankaya bile ibraz etmemiş ve yasal sürelerin geçmiş olduğunu, ...'ın davacıdan alacaklı olması gerekirken ... ..'ın çekleri ciro ederek davacıya vermesi ve davacınında kendi cirosunu atarak hem ...'dan hemde müvekkili şirketten alacaklı hale gelmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu beyan ederek; haksız ve yersiz açılan davanın reddi ile davacının kötü niyet tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : Mahkemece, ''...tarafların ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK'nun 64/3. maddesi ve V.U.K. 182, 220, 221 Maddesi uyarınca yapılması gereken noter açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, usulüne uygun tutulan ticari defterlerin sahibi lehine delil vasfına sahip olduğu, davacı taraf ticari defterlerinde davalı şirket adına oluşturulmuş herhangi bir gider ve/veya gelir kaydı olmadığı,... ile aralarında ticari ilişki bulunduğuna dair herhangi bir muhasebe kaydı olmadığı, takibe konu çeklerle ilgili herhangi bir muhasebe kaydının bulunmadığı ve yine davalı şirket ticari defterlerinde davacı tarafın herhangi bir hesapta izlenmediği, takibe konu çeklerle ilgili herhangi bir muhasebe kaydının olmadığı, çekleri ciro eden .... ile davalı şirket arasında herhangi bir hesabın olmadığı, ...'a ait herhangi bir hesabın olmadığı ve muhasebe kaydının oluşturulmadığının tespitinin yapıldığı, dava konusu olayda davalının TTK m. 732.4 uyarınca sebepsiz zenginleşmediğinin ispatlandığı, bu nedenle davalıya yöneltilen talebin kabul edilemeyeceği, dava dışı ... tarafından dava dışı ...'ye geçersiz bir sözleşmenin ediminin ifası amacıyla-ödeme yapılmış olduğunun ispatlanması halinde-sebepsiz zenginleştiği ileri sürülebilecek kişinin davalı şirket değil, işbu şirket ortağı dava dışı ... olduğu, ona karşı ise işbu dava kapsamında bir talebin ileri sürülemeyeceği anlaşıldığından davacının davasının reddine, davacı tarafından yapılan takibin haksız ve alacağın likit olduğu kabul edildiğinden hükme esas müddeabih 112.087,33 TL alacak üzerinden hesaplanacak %20 kötüniyet tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar verilmiştir...'' gerekçesiyle; ''...Davanın REDDİNE...'' şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın çekten kaynaklı olarak TTK m.732 uyarınca sebepsiz zenginleşme davası olduğunu, müvekkilinin alacak iddiasını çek ile ispatladığını, davalının ise borçlu olmadığını ortaya koyamadığını, aksi yönde verilen kararın kabulünün mümkün olmadığını, TTK m.732/3 gereği cirantaya karşı işlem yapılamayacağı; TTK m.732/1-2 gereği keşideciye karşı sebepsiz zenginleşme iddiası ileri sürülebileceğini, müvekkilinin de yasal süresi içerisinde keşideciye karşı TTK m.732 kapsamında hak ileri sürdüğünü, somut olayda sebepsiz zenginleşmediğini iddia eden taraf davalı olup ispat yükünün de davalıda olduğunu oysa davalının sebepsiz zenginleşmediğini iddia ve ispat edemediğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, hükme esas alınan kök ve ek raporu kabul etmediklerini, davalının sebepsiz zenginleşmediğini ispatlayamadığını, bu kapsamda da düzenlemiş olduğu çeklere ilişkin sorumluluğu bulunduğunun sabit olduğunu, ayrıca çeklerin keşide tarihi 2018 yılı olup bahsedilen ödemenin 2017 yılına ilişkin olduğunu, her iki işlem arasındaki süre tutarlardaki farklılıklar ispat için elverişli olmayıp davanın haklılığını açıkça ortaya koyduğunu, gerekçeli karar ve karara esas bilirkişi raporunun, işbu dosyayı çekten kaynaklı sebepsiz zenginleşmeden çıkarmış olup dava dışı ....'ye ilişkin bir hak olup olmadığı temeline dayandırdığını oysaki dosyanın TTK m.732 kapsamında sebepsiz zenginleşmeye dayalı bir dava olduğunu, davalı taraf, üzerindeki ispat yükünü yerine getirmemiş olup müvekkilinin hamili olduğu çek bedelini müvekkiline ödemesi gerektiği açık iken davanın reddinin hatalı olduğunu, kurulan hüküm, hukuka aykırı kaleme alınan bilirkişi raporunda yer alan TTK m.732/4 hükmüne dayanmış olup bilirkişinin bu şekilde bir değerlendirme yaparak sebepsiz zenginleşme olmadığını ileri sürmesi kabul edilebilir olmayıp ispat kuralları ile bağdaşmadığını, bu yönüyle raporun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili ile davalı şirket arasında bir ticari ilişki bulunmadığını, müvekkilinin tacir olmadığını, ayrıca davalı şirketin çekin keşidecisi, müvekkilinin ise hamili olduğunu, çeklerin işletme ile ilgili alınmaması halinde işletme defterine kaydı gibi bir zorunluluk olmadığını, dolayısıyla defterde çeklere yer verilmemesinin de bir sonucu olmadığını, çeklerin itiraz edilmeyen; unsurlarını taşıyan; sahte olmayan; muhatap bankadan alınmış olup gerçekliği ve varlığı noktasında bir tereddüt bulunmadığını, işbu kayıtlar, davalı şirket ile dava dışı .... arasındaki ilişki için önem arz etmekte olup bu kayıtların müvekkili yönünden önemi bulunmadığını, müvekkilinin haklı alacağının hukuka aykırı olarak reddedildiğini, 6102 sayılı TTK'nun 732'üncü maddesine göre işbu maddeye dayalı olarak başlatılan takiplerde ispat yükü davalı tarafta olup davalının müvekkiline borçlu olmadığını ispat edemediğini, sebepsiz zenginleşme gereği davalının müvekkiline işbu çeklerin bedelini ödemekle yükümlü olduğunu, ispat kuruluna ilişkin kanun hükmü açık olmakla beraber yaygın Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu, hükmü kabul etmemekle birlikte istinaf başvurusunun reddi halinde müvekkili aleyhine uygulanan kötüniyet tazminatının da hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin elinde bulunan bir çeke dayalı hak iddia ettiğini, davalı tarafın müvekkilinin kötüniyetini ortaya koyamadığını, dolayısıyla hükümde yer verilen kötüniyet tazminatının da hukuka aykırı bir nitelik taşıdığını belirterek İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/986 E., 2023/552 K. sayılı davanın reddi kararına ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne; İzmir 21. İcra Müdürlüğü 2019/880 E. sayılı dosyasına yapılı itirazın iptaline ve takibin takip talebinde belirtilen faiz ve ferileri yönüyle devamına; davalı tarafın %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine; fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına; yargılama giderleri ve avukatlık vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ibraz süresi geçmiş çeke dayalı olarak başlatılan icra takibine itiraz üzerine İİK nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup; hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Dava, kıymetli evrak niteliğinde bulunan ve ibraz süresi içerisinde bankaya ibraz edilmeyen çek nedeniyle alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir. 6102 sayılı TTK’nın 732. maddesi uyarınca, süresinde ibraz edilmeyen çekler yönünden taraflar arasında temel ilişki bulunmaması halinde yetkili hamil sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre keşideciden alacağın tahsilini isteyebilir. Sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince sebepsiz zenginleşmediğini ispat yükümlülüğü keşidecide olup, keşideci, sebepsiz zenginleşmediğini usulüne uygun delillerle kanıtlamak zorundadır. (bknz Yargıtay 11. HD'nin 2021/3339 esas-2022/7612 karar sayılı, 2020/3570 esas-2021/125 karar sayılı, Yargıtay (Kapatılan)19. HD'nin 2017/700 esas, 2018/6437karar sayılı emsal kararları). Somut olayda, dava konusu takibin dayanağı olan çekte davalı keşideci, davacı ise çeki ciro yolu ile edinen yetkili hamildir. Davacı, davalı ile aralarında temel ilişki bulunduğunu ileri sürmemiştir. Hukuki nitelendirme hakime ait olup, davalı hamil süresinde ibraz edilmeyen çeke dayalı olarak TTK'nun 732. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alacağın tahsilini talep hakkına sahip olup, somut olay bakımından ispat yükü kendisinde olan davalı keşidecinin sebepsiz zenginleşmediğini ispatlaması gerekmektedir. Zenginleşmediğini ispattan kasıt keşide edilen çeklerden dolayı davalının ödemede bulunduğu ispatlaması gerekmektedir. Mahkemece hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülerek yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Bu durumda mahkemece, ispat yükü kendisinde olan davalı sebepsiz zenginleşmediğini yani çeklerden dolayı ödemede bulunduğunu kanıtlamak zorunda olduğundan takip ve dava tarihinde yürürlükte bulunan Türk Ticaret Kanunu'nun 732. maddesi uyarınca davalının bu konudaki delilleri toplanıp, yapılacak araştırma ve incelemeye göre uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Kabule göre de; İcra ve İflas Kanunun 67. maddesinin 2. fıkrasında “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir” hükmü uyarınca alacaklının kötüniyet tazminatına mahkum edilebilmesi alacaklının kötüniyetle icra takibinde bulunduğu ve itirazın iptali davası açtığı kanısına varılması gerekir. Bu koşulların gerçekleştiği dosya kapsamından anlaşılmadığı, ayrıca kötü niyeti kanıtlama yükümlülüğü davalıya ait olup davalı tarafından davacının kötü niyeti ispatlanamadığından davacı aleyhine kötüniyet tazminatına mahkum edilmesinde isabet bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının esastan kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının ESASTAN KABULÜNE; İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/06/2023 tarihli 2019/986 Esas ve 2023/552 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı taraftan alınan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, harç, teminat ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 04/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/2018, K. 2026/1022, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2018-e-2026-1022-k-1f86a7a5d9b0