İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/413 E. 2026/124 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/413
- Karar No
- 2026/124
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 27. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/413 KARAR NO : 2026/124
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/09/2025 KARAR TARİHİ : 23/09/2026
DAVA: Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle: Davacı vekili mahkememize ibraz ettiği dava dilekçesinde özetle, icra takibine dayanak belgenin sözleşmeden kaynaklı olarak teminat senedi olarak verildiğini, taraflar arasında 20/05/2024 tarihinde imzalanan ahşap bina yapımı inşaat sözleşmesi gereğince tarafların ahşan binanın inşaat işlemlerinin yapımı konusunda anlaştıklarını, sözleşme gereğince müvekkiline ödenmesi gereken toplam ücretin 9.250.000 TL olduğunu, sözleşme bedelinin ödemelere ilişkin 5.maddesinde peşin 5.000.000 TL’lik ilk ödemeye istinaden işverene ödediği miktara karşılık bono verileceğinin düzenlendiğini, malzemelerin inşaat sahasına ulaşmasının akabinde bononun iade edileceğini, müvekkilinin söz konusu bonoyu şirket adına değil kendi adına keşide ederek davalıya verdiğini, müvekkiline ait şirketi inşaat işlerine başlamasına ve malzemelerin inşaat sahasına teslim edilmesine rağmen bononun iade edilmediğini, senedin teminat senedi olduğunun açık olduğunu, senedin şirket adına değil kendisi adına keşide edilmiş olmasının durumu değiştirmeyeceğini, senetteki bedelin sözleşme bedeli olduğunu, tarihin ise sözleşme tarihi olduğunu, taraflar arasında senet düzenlenmesini gerektirir başka bir hukuki ilişki bulunmadığını, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, imalatın yapılacağı yerin 20/05/2024 tarihinde teslim edilmesi gerekirken 18/07/2024 tarihinde teslim edildiğini, işin bitirilme süresinin teslim tarihinden başlamasının gerektiğini, şirketin inşaat çalışmalarına hızla başlamış olmasına rağmen projenin kaçak ve ruhsatsız olması nedeniyle iki kez mühürlendiğini, sözleşmenin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle müvekkiline sorumluluk yükletilemeyeceğini belirterek davalıya borcunun bulunmadığının tespitine ve haklı davanın kabulü ile ... 11.İcra Dairesi’nin ... esas sayılı icra takibinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle: dayandıkları sözleşme ayrı bir kişilik olan baneva inşaatın sözleşmesi olduğunu, bononun keşidecisi ise gerçek kişi davacı olduğunu, delil tuttukları sözleşmede yüklenici ise başka bir kişi olduğunu, davacı gerçek kişi hiç bir aşamada, teminet senedi olduğunu iddia ettiği evrağın iade edilmesini ihtar etmediğinden bahisle davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, kıymetli evraktan kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin olup, uyuşmazlığın; davalı tarafından davacı aleyhinde ... 11. İcra müdürlüğünün ...E. Sayılı dosyasında takibe dayanak yapılan senetten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinin mümkün olup olmadığı, takibe dayanak senedin teminat senedi olup olmadığına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davacının yetkilisi olduğu ... Ltd. Şti isimli şirket ile varsa davalının 2024 ve 2025 yıllarına ait tüm ticari defter ve dayanakları ( defteri kebir, yevmiye, envanter defterleri ile ve var ise muavin kayıtları ve dayanak belgeleri), üzerinde resen seçilen mali müşavir ve nitelikli hesap uzmanından rapor alınmasına karar verilmiş olup, Bilirkişi SMMM ... ve Nitelikli Hesap Uzmanı ...'ın 18/05/2026 tarihli raporunda özetle;...Şti’ne ait Yasal defterlerin Vergi Usul Kanunun 183-184-185 maddeleri ve 6102 Sayılı TTK’nın 64.maddesinde belirtilen usul ve esaslara uygun olarak tutulduğunu, kayıtların usulüne uygun olarak gerçekleştirildiğini, Vergi Usul Kanunu 223-224-225 maddeleri ile TTK’nın ilgili hükümlerine uygun olarak noter açılış kapanış tasdikleri ile GIB onaylı e-beratların yasal süresi içerisinde alındığını, dolayısıyla ticari defterlerin delil niteliğine haiz olduğunu, davalının ibraz ettiği 2024-2025 yıllarına ait e-defterleri üzerinde yapılan incelemede taraflar arasında akdedilen sözleşmede belirtilen tutarların davacıya veya dava dışı ... firmasına ödendiğine dair herhangi bir kaydın tespit edilemediğini, yine sözleşmebede belirtilen tutarlar ile takibe konu senet bedelinin davalı ticari defterlerinde kayıtlı bulunmadığını, davalı ...’ın dava dışı ... firmasına banka kanalıyla gerçekleştirdiği ödemelerin ... ticari defterlerinde 340-Alınan Sipariş Avansları hesabında usulüne uygun olarak kayıtlı bulunduğunu, 28.01.2025 takip tarihi itibariyle ... nezdinde davalının 542.437,46 TL alacaklı olarak göründüğünü, takibe konu 5.000.000,00 TL tutarlı senet bedeli, sözleşme konusu tutarlar ile davalının davacıya gönderdiği 2.250.000,00 TL tutarlı ödemelerin ... nezdinde kayıtlı bulunmadığını, dosya içindeki belgelerden takip konusu senedin, teminat vasfında olduğunun tespit edilemediğini, mahkemece ilgili senedin alt ilişkisinin 20.05.2024 tarihli sözleşme olduğu ve takip konusu senedin teminat vasfı olduğunun kabulü halinde, senedin bedelsiz kalması için sözleşme konusu inşaatın yapılması için gereken malzemenin davalının inşaat alanına bırakılması gerekeceğini, bu bakımdan sözleşme kapsamındaki malzemelerin dava dışı şirket tarafından, davalının inşaat alanına teslim edilmemesi halinde, teslim edilmeyen malzeme bedeli kadar senedin bedelsiz kalmayacağını, sözleşme kapsamına giren bütün malzemelerin davalının inşaat alanına teslim edildiğinin ortaya konulması halinde ise, senet bedelsiz kalacağından, davacının davalıya karşı borçlu olmayacağını, sözleşme kapsamında teslimi gösteren belgelere rastlanılmadığından ve inşaat işi ile ilgili bir uzmanlığımız olmadığından ilgili hususta nihai bir değerlendirme yapılamadığını bildirmişlerdir. Davacı taraf işbu dava ile dava konusu senedin taraflar arasında imzalanan 20/05/2024 tarihli ahşap bina yapımı inşaat sözleşmesinde peşin olarak ödenen 5.000.000 TL bedelin teminatı olarak verildiğini, malzemelerin inşaat sahasına teslimi akabinde bononun iade edilmesi gerekmekte iken iadenin gerçekleşmediğini, haksız fesih ile kendilerine sorumluluk yüklenemeyeceğinden bahisle borçlu olmadığının tespiti talep edilmiş olup, uyuşmazlık konusu dava konusu bononun teminat amaçlı verilip verilmediği noktasında toplanmaktadır. Bilindiği gibi TTK 776/1 ve 777 maddesi gereğince bono şekli unsurları taşıdığı sürece sebepten bağımsız (soyut) bir borç ikrarıdır. Bu durumda senedin kendisi borcu doğurur ve alacaklı temel ilişkiyi ispatlamak zorunda değildir. Ancak borçlu senedin teminat senedi olduğunu iddia ediyorsa, teminat senedi olduğunu ispat etmesi gerekmektedir. Teminat bonosundan söz edilebilmesi için, ya bonoyu düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin (cezai şart öngörülen durumlar dışında) doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması, ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile bonoyu vermiş olması gerekir. Bir borç ilişkisi gereği taraflardan biri lehine bir para alacağı doğacağı kesin ise ve bu sözleşmede doğacak alacakların tahsili için bir kambiyo senedi verileceği öngörülmüş ise bu kambiyo senedinin teknik anlamda teminat gayesiyle değil, ifa uğruna (ifa amacıyla) verildiğinin kabulü gerekir. Çoğu hâlde, alacaklı, temel ilişkiden doğan alacağının ifası uğruna, kambiyo senedine dayalı alacağın takibi daha kolay olduğu için ya da senedi iskonto ettirerek vadeden önce alacağına kavuşmak olanağını elde etmek için borçludan bir kambiyo senedi vermesini ister. Bu senet ifa uğruna, temel borcun ifasını teminen düzenlenmiş olduğundan, alacaklı öncelikle bu senede dayanarak icra takibi yapmak isteyecektir. Teminat senedi verilmesi durumunda ise, ya temel ilişkide bir alacağın doğup doğmadığı kesin değildir, ya da senedi düzenleyen kişinin borcu, paradan başka bir edimdir. Hukuk Genel Kurulunun 28.03.2018 tarihli ve ... Esas, ... Karar sayılı ile 11.02.2020 tarihli ve... Esas, ... Karar sayılı kararlarında da benimsendiği üzere bonoda teminat kaydı var ise de neyin teminatı olduğu belirtilmediğinden bu kayıt bononun mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz. Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2010 tarihli ve ...Esas,...Karar; 28.03.2018 tarihli ve... Esas, ... Karar; 11.02.2020 tarihli ve ... Esas, ... Karar ile 15.09.2020 tarihli ve ... Esas, ... Karar sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere bononun teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin ya bononun önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir belge ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir. Bononun teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise bononun sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır. Somut olayda, bonoda geçerli bir teminat kaydı bulunmadığı gibi davacının dayandığı belgelerde de dava konusu bonoya ilişkin açık bir atfın bulunmadığı ve taraflar arasında bononun teminat amaçlı imzalandığına dair belge düzenlenmediği açıktır. Yerleşik yargıtay içtihatları gereğince senet üzerine teminat senedi yazılmamış olması veya sözleşmede senedin tam olarak tanımlanmamış olması halinde dahi, temel ilişki taraf iradeleri ile senedin teminat senedi olarak verildiğinin ispatı mümkündür. Bununla birlikte dava konusu senedin şirket adına değil şahıs adına keşide edildiği, davacı iddiasının aksine senet bedeli ve keşide tarihinin benzer olmasının tek başına senedin teminat senedi olduğunu kabule imkan vermeyeceği, iradenin teminat amaçlı bono düzenlemeye yönelik olduğunun ispatlanamadığı ve davacı tarafça yemin deliline de dayanılmamış olduğu anlaşılmakla sübut bulmayan davanın reddine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: AÇILAN DAVANIN REDDİNE, 1-Alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin alınan 85.387,50-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 84.655,50-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 2-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 664.000,00-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine İADESİNE, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, anlatıldı. 23/09/2026
Başkan ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Katip ¸e-imzalıdır