Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/510 E. 2026/1405 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/510
Karar No
2026/1405
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/510 Esas

KARAR NO : 2026/1405 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI : 2019/687 Esas - 2023/725 Karar

TARİH: 28/09/2023

DAVA: İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 09/07/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki neticesinde davalının müvekkiline verdiği çekin bankaya ibrazında çek üzerindeki keşideci imzası ile yetkililerin imzasının örtüşmemesi neticesinde çekin müvekkiline iade edildiğini, kambiyo vasfını yitiren çekin ilamsız icra takibine konulduğu yapılan takibe davalının itiraz ederek durdurduğunu bunun üzerine alacağın tahsili amacı ile huzurdaki davanın açılarak yapılan itirazın iptaline takibin kaldığı yerden devamına karar verilmesini davalı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yapılan yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davacı arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığını bu sebeple de davaya konu çekin müvekkili tarafından keşide edilmediğini, kambiyo vasfını haiz olmayan çek nedeniyle yapılan takibin haksız kötü niyetli ve müvekkilini baskı altına alma amaçlı olduğunu, davacının yine dava dışı ... mimarlık şirketini ve müvekkili şirket gibi çok sayıda firmayı mağdur ettiklerini, bu durumun İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma dosyası ile şikayette bulunulduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilerek davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yapılan yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 28/09/2023 tarih ve 2019/687 Esas - 2023/725 Karar sayılı kararında; " Mahkememizce tüm dosya kapsamı ile kaldırma ilamıda gözetilerek dosya bilirkişiye verilmiş çek aslı üzerinde alınan imza örnekleri de değerlendirilrek grafolojik inceleme yapılmış bilirkişi raporunda " Davacı şirket yetkilisi ...'ın referans imzaları ile aralarında genel biçimlendirme, imza yolu ve karşılaştırmalı analizlerde esas alınan diğer kriterler yönünden aynı elden çıktıklarını gösterir nitelikte uygunluk ve benzerlik saptanmadığından, Davacı şirket yetkilisi ...'ın referans imzaları ile aralarında genel biçimlendirme itibarıyla “ilk bakışta” benzerlik bulunduğu izlenimi edinilmekle birlikte bu benzerlikler karşılaştırmalı analizlerde esas alınan diğer kriterlerle desteklenmediğinden; inceleme konusu, ... Bankası A.Ş. Çağlayan/İstanbul Şubesine ait, keşidecisi “.... Ltd. Şti.” olan, “İSTANBUL 17/08/2015” keşide yer ve tarihli, “...” numara ve “145.400/Yüzkırkbeşbindörtyüz TL” meblağlı, “...” emrine yazılı çek aslındaki keşideci imzasının, davalı şirket yetkilileri ... ve ...'ın eli ürünü olmadığı kanaatine varılmıştır." şeklinde rapor sunulmuştur.

İşbu davada davacı mahkememizce aldırılan denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ve dosya kapsamı itibari ile haksız görüldüğünden davaya konu edilen çek üzerindeki imzanın davalı şirket yetkilileri ... ve ...'ın eli ürünü olmadığı anlaşılmakla davanın sübut bulmadığından reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu çekteki keşideci imzasının davalı şirket yetkililerinin imzaları ile örtüşmediği ve evrakta sahtecilik yapıldığı bilirkişi raporu ile subuta ermesine rağmen gerekçesiz olarak davanın reddine dair verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, takibe dayanak çekin, davacı tarafından süresinde muhatap bankaya ibraz edildiğini ancak imzaların örtüşmediğinden bahisle alacağın tahsil edilemediğini; akabinde, alacağın tahsili amacıyla keşideci ve lehtar aleyhine ilamsız icra takibine geçildiğini, bu kez de davalı keşidecinin, çekteki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek davacının alacağına ulaşmasını engellemek amacıyla kötü niyetli olarak takibe itiraz etiğini, davalının cevap dilekçesinde, davaya konu çekin iradesi dışında elinden çıktığını belirtirken, savcılık nezdindeki şikayet dilekçesinde, çeki kendi rızası ile dava dışı ... A.Ş.'ye ticari ilişkileri karşılığında verdiğini beyan ettiğini; ayrıca yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda da, çekteki keşideci imzalarının davalı şirket yetkililerine ait olmadığının belirtildiğini; tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde dava konusu çekin tedavülüne imkan sağlayan ve daha sonra çekteki imzaların kendilerine ait olmadığını ileri süren davalı şirket yetkililerinin organize bir şekilde sahtecilik yaptıkları alınan bilirkişi raporu ile sübuta etmiş olmasına rağmen yerel mahkeme tarafından bu husus dikkate almaksızın davanın reddine karar verildiğini, yerel mahkeme her ne kadar bilirkişi raporu değil ise de; rapora aykırı karar verilmesi halinde, somut nedenlerle bu aykırılığın giderilmesi gerektiğini, davalı sahte imza ile nitelikli dolandırıcılık iddiası ile lehtar aleyhine şikayette bulunmuş olsa da bu soruşturma dosyasında takipsizlik kararı verildiğini, davalının çekin keşide tarihi olan 17.08.2015 tarihinden yaklaşık 7 ay sonra 03.03.2016 tarihinde, davaya konu çekin de aralarında bulunduğu birden fazla çeke ilişin resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık iddiası, dava dışı lehtar ... ve ... şirketleri yönünden şikayette bulunduğunu; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ... numarası ile yürütülen savcılık soruşturması neticesinde, şüpheliler hakkında " Müracaat sırasında, müşteki vekiline, söz konusu çeklerin nerede olduğu, sahteliklerinin hangi nitelikte olduğu, ellerinden nerede ve ne zaman, hangi hukuki ilişkiye istinaden çıktığı, bankaya ibraz edilip edilmediği ve aleyhlerine icra takibi başlatılıp başlatılmadığı hususlarının sorulmasına ve müşteki vekilinin ek beyanda bulunacağını belirtmesine rağmen, bu hususlarda herhangi bir ve belgenin soruşturma dosyasında ibraz edilmediği, izah olunan şekilde iddia olunan hususların araştırılması imkanının bulunmadığı, Müracaata konu olayda, müşteki şirkete yöneltilen hile içerikli herhangi bir fiilin bulunmadığı, müşteki şirketle şüpheliler arasındaki ticari ilişkiye istinaden alışveriş yapıldığı ve netice olarak olayın dolandırıcılık suçunu oluşturmayıp, taraflar arasında alacak verecek ilişkisi kaynaklı hukuki uyuşmazlık teşkil ettiği görüldüğünden, şüpheliler hakkında, bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik suçlarından kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına," şeklinde karar verildiğini ve sürecin kesinleştiğini; kimsenin kendi kusurlu eyleminden hak iddia edemeyeceğini, davalı tarafın kendi iradesi ile ticari ilişki nedeniyle davaya konu çekin de arasında olduğu bir dizi çeki, dava dışı şirketlere teslim ettiğini; bu eylem keşidecinin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı gibi iyi niyetli ve son hamil olan davacıya karşı ileri sürülebilecek itiraz ve def'i mahiyetinde olmadığını, basiretli tacir olma yükümlülüğüne aykırı davranan davalının, bu eyleminden doğacak zarara katlanmak zorunda olduğunu, davalı tarafın, savcılık şikayetinde ve cevap dilekçesinde, dava dışı ... A.Ş. ve ... şirketleri ile olan ticari ilişkisine duyduğu güven ile dava konusu çekin de aralarında bulunduğu bir dizi çeki kendi iradesiyle lehtar ve dava dışı ilgililere teslim ettiğini beyan ettiğini; davacının ise, dava dışı ... ile olan ticari ilişkisi nedeniyle davaya konu çekin son yetkili hamili olarak alacağını tahsil etmek üzere icra takibine geçtiğini tacirin özen borcunu yerine getirmediği takdirde ortaya çıkan sorumluluğa katlanmak zorunda olduğunu, objektif özen yükümlülüğünün aynı zamanda bir kusur ölçütü olduğunu; kendi kusuru ile davaya konu çekin ticari hayata karışmasına sebebiyet veren davalının bu kusurlu eylemine katlanma yükümlülüğünün bulunduğunu, (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.12.2019 T. 2017/131 E. 2019/1395 K. Sayılı İlamı), keşidecinin ve hesap sahibinin elindeki çek yapraklarını koruma konusunda gerekli dikkat ve özeni göstermek zorunda olduğunu, davalı, davaya konu çekin rızası dışında elinden çıkmayıp kendi iradesi ile dava dışı lehtar ...'ye teslim ettiğini ikrar etmesine rağmen sonraki beyanlarında çekin rızası hilafına elinden çıktığını iddia ettiğini; herkesin iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğunu, davalının işbu iddialarını ispat edemediğini, bu yönde herhangi bir belge ibraz etmediğini, davalının imzanın geçersizliğine yönelik itirazlarının, hamil olan davacıya karşı ileri sürülemeyeceğini, TTK'nun 687/1 fıkrası uyarınca; davalının lehdar ile arasındaki ilişkiden doğan şahsi def'ileri davacıya karşı ileri süremeyeceğini, TTK'nun 732 maddesi uyarınca davalının, davacının uğradığı zarar kadarıyla sebepsiz zenginleşmesi nedeniyle bu bedelin davacıya iadesi gerektiğini, davalı yan, dava konusu çek ile ilgili herhangi bir sorumluluğunun ve borcunun bulunmadığını ileri sürmüş olsa dahi TTK md: 818/1-m bendi atfıyla TTK md:732/ 1 gereği, ihmal veya kusurlu eyleminden doğan maddi zarara katlanmakla yükümlü olduğunu, davalının müvekkile karşı kötüniyetli hareket ettiği sabit olduğundan itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin zorunluluk arz ettiğini, ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline, haksız bir şekilde icra takibine itiraz eden davalının, alacağın %20 'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Dava; kambiyo vasfını yitirdiği iddia olunan çeke dayalı olarak davalı aleyhine başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemenin 2016/150 esas, 2018/247 karar sayılı ilamı ile davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, dairemizin 2018/1307 esas, 2019/1664 karar sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma ilamı sonrası yapılan yargılama neticesinde mahkemece davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

Dava konusu takibe dayanak çek incelendiğinde, keşidecisinin davalı, lehdarının dava dışı ...A.Ş olduğu, 17/08/2015 keşide tarihli ve 145.400,00-TL bedelli çekin lehdar tarafından davacıya ciro edildiği, davacı tarafından süresinde muhatap bankaya ibraz edilen çek hakkında keşideci imzası ile çek üzerindeki imzanın uyumsuzluğu nedeniyle işlem yapılamadığı, bunun üzerine davacının anılan çeke dayalı olarak davalı keşideci ve lehdar aleyhine 13/01/2026 tarihinde 145.400,00-TL asıl alacak, 14.540,00-TL çek tazminatı, 463,20-TL komisyon ve 6.106,80-TL işlemiş faiz toplamı 166.483,00-TL üzerinden ilamsız takip başlattığı, davalının imzaya, borca ve fer'ilerine itiraz ederek takibi durdurduğu anlaşılmıştır.

İlk derece mahkemesi tarafından dairemizin kaldırma ilamı doğrultusunda 6100 Sayılı HMK'nun 211 maddesi kapsamında, dava konusu çek altındaki keşideci imzasının davalı keşideci şirket yetkilileri ... ve ...'ın eli ürünü olup olmadığı hususunda imza incelemesi yapılmasına karar verilmiş, şirket yetkililerinin imzalarını içeren mukayeseye esas belgeler, çek aslı ve şirket yetkililerinin huzurda alınan imza örnekleri dosya arasına alınarak grafoloji uzmanı bilirkişiden rapor alınmış, raporda dava konusu çek üzerindeki keşideci imzasının davalı şirket yetkililerinin eli ürünü olmadığı kanaati bildirilmiştir. Davacının bilirkişi raporundaki tespite yönelik doğrudan bir itirazı bulunmadığı, imza sahteliğinin davacıya karşı ileri sürülemeyeceğinin beyan edildiği görülmüştür. Davacı istinafının aksine imza sahteliği keşideci ile lehdar arasındaki ilişkiden doğan şahsi def'i mahiyetinde olmayıp, herkese, bu arada iyi niyetli olduğunu ileri süren hamile, karşı ileri sürülebilir. Dava konusu çekte yer alan keşideci imzasının davalı şirkete ait olmadığının tespit edilmesi karşısında, davalı ile arasında temel ilişki bulunmayan ve çeki lehdardan ciro yolu ile temlik alan davacının TTK'nun 818 maddesi atfı ile 732 maddesi uyarınca keşideciye başvurması mümkün değildir. Davalı keşidecinin lehdar aleyhine verdiği şikayet dilekçesi üzerine başlatılan soruşturmada, şikayetin hukuki uyuşmazlıktan kaynaklandığı gerekçesi ile takipsizlik kararı verilmiş olmasının da sonuca etkisi bulunmamaktadır. Yine TTK'nun 812 maddesi sahte veya tahrif edilmiş çeki ödeyen muhatap bankanın sorumluluğuna ilişkin bir düzenleme olup, somut olayda uygulanma olanağı yoktur. Bu saptamalar karşısında mahkemece davanın reddine karar verilmesi dosya kapsamına uygun olup, aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 09/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/510, K. 2026/1405, T. 09.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-510-e-2026-1405-k-410b3f290605