Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/385 E. 2026/1243 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/385
Karar No
2026/1243
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2024/385

KARAR NO:2026/1243

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:27/11/2023

NUMARASI:2021/126 Esas, 2023/1244 Karar

DAVA:Menfi tespit

Birleşen İstanbul 34. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/111 Esas sayılı dosyası

DAVANIN KONUSU:ALACAK

Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ... A.Ş.'nin elinde haksız olarak bulunan, sahte imza atılarak doldurulmak suretiyle işleme konan aç adet, çekten arkası yazdırılmış olan 19/08/2012 keşide tarihli, 7.500 TL bedelli, ... seri nolu çek, 03/09/2012 keşide tarihli, 82.500 TL bedelli, ... seri no'lu çek olmak üzere iki adet çek üzerine, haksız olarak tahsil edilmesinin önüne geçilebilmesi için ödeme yasağı konulması ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini, üç çekin de sahte imza ile keşide edilmesi sebebebiyle dava konusu üç adet çekten müvekkili firmanın karşı tarafa borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin dağıtıcı lisansı ile akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren Türkiye genelinde bayileri bulunan ana dağıtım firmalarından birisi olduğunu, davacı firmanın ise müvekkilinin istasyon bayisi olduğunu, müvekkilinin... Belediyesinin 28 sayılı Devlet ihale Kanunu kapsamında yapmış olduğu ihaleye istinaden beş yıl süre ile kiralamış olduğu akaryakıt istasyonunu davacı firmaya alt kira sözleşmesi kapsamında kiraladığını, bu süreçte davacı ile müvekkil firma arasında bayilik sözleşmesi akdedildiğini, davacı firmanın cezai şarta bağlı olarak müvekkili şirketten yıllık 1000 ton beyaz ürün ile 3 ton madeni yağ satın alma taahhüdünde bulunduğunu, 12 ay geri ödemesiz ve 12. aydan sonra 12 eşit taksitte geri ödemeli olarak kredili satışı yapılacak olan toplam 125.000,00 TL'lik akaryakıtın 90.000,00 TL'lik kısmının davacı bayiye teslim edildiğini, davacı bayi, kira sözleşmesi ve bayilik sözleşmesinden kaynaklanan taahhütlerinden kurtulmak için sözleşmeleri fesih etmiş olup basiretli ve dürüst bir tacire yakışmayacak şekilde müvekkili şirkete kendisinin imzalayarak verdiği çeklerin sahte olduğunu ileri sürdüğünü, davanın haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Birleşen dosyada Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı taraf arasında tek satıcı bayilik ilişkisi olduğunu, davalı bayinin bayilik sözleşmesini haksız feshetmiş olduğunu, bir kısmı çeke dayanan takip konusu alacakları ile birlikte yanlar arasındaki cari hesap ilişkisinin müvekkili lehine 193.552,00 TL bakiye verdiğini belirterek, cari hesap alacağından şimdilik 2.000 ..., sözleşmenin süresinden önce fesh edilmesi nedeniyle doğan maktu cezai şart bedeli olan 200.000 ... lik alacaklarının şimdilik 2.000 ... cezai şart bedelinin, mahrum kalınan kâr bedeli olarak şimdilik 2.000 ... alacaklarının faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Birleşen dosyada davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; yanlar arasında aynı konudan kaynaklanan davalar nedeniyle "bekletici mesele" ve birleştirme talebinde bulunmuş, esas yönünden davanın reddini savunmuştur.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verildiği, mahkemece verilen kararın süresi içerisinde davalı- birleşen davada davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dairemizin 15/01/2021 tarih 2019/303 esas, 2021/27 karar sayılı ilamıyla, "...Taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi çerçevesinde ... lehine tahakkuk ettiği söylenilen mal satımından kaynaklı cari hesap alacağının bulunup bulunmadığı, eğer varsa miktarı dosya içerisindeki bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmek suretiyle ilk derece mahkemesince ortaya konulmalıdır. Bu bağlamda, sözkonusu 19.08.2012 çekin cari hesap ilişkisi kapsamında alındığına ilişkin ...'in iddiası mevcut olmakla bu noktada ilk derece mahkemesince bahsi geçen çekin sözleşmenin feshinden sonra ticari defterlere kaydedilmesinin bir önemi olup olmadığı, her ne kadar imza yetkili temsilciye ait olmasa da 19.08.2012 tarihli çekin ...' un ticari defterlerinde kayıtlı olduğu gerçeği karşısında bu çekin mevcut borcun tasfiyesi amacıyla verilip verilmediği irdelenmek suretiyle asıl dava olan menfi tespit davası ve birleşen davadaki taleplerden olan satın alınan ürün bedeli nedeniyle ortaya çıktığı iddia edilen cari hesap alacağına ilişkin dava yönünden sonuca ulaşılmalıdır." gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince, dairemiz kaldırma kararı uyarınca inceleme yapılarak yapılan yargılama sonunda, eldeki istinaf incelemesine konu kararın verildiği anlaşılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Asıl davada,sahtecilik iddiasıyla davaya konu çeklerden dolayı davacının borçlu olmadığının tespiti isteminden ibaret olup, tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, davaya konu çeklerin içeriği, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi-Adli Belge İnceleme Şubesinin 17/11/2014 tarihli raporu, ticaret sicil kaydı ve tüm dosya kapsamına binaen; davalı ... A.Ş'nin elinde haksız olarak bulunan, 19/08/2012 keşide tarihli, 7.500 TL bedelli, ... seri nolu çek, 03/09/2012 keşide tarihli, 82.500 TL bedelli, ... seri no'lu çeklerdeki imzalarının davacıya ait olmadığı, dava konusu 3 adet çekin cari hesap bakiyesi, cezai şart bedellerinin itiraza uğraması, 27/07/2012 tarihli İstanbul 3.ATM. 2012/214 esas dosyasında davalı hakkında tazminat davası talebi ile vermiş olduğu 60.000 TL'lik teminat mektubuna ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu hususları beraber değerlendirildiğinde, davaya konu 19/08/2012 keşide tarihli, 7.500 TL bedelli, ... seri no’lu çek, 29/08/2012 keşide tarihli, 103.552 TL, bedelli, ... seri no’lu çek, 03/09/2012 keşide tarihli, 82.500 TL bedelli, ... seri no’lu çekin tanzimi, verilme zamanı, amacı ve tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporları dikkate alındığında 19/08/2012 keşide tarihli 7.500 TL bedelli, ... seri nolu çek ve 03/09/2012 keşide tarihli 82.500 Tl bedelli ... seri nolu çekin toplamlarının bayilik anlaşmasına göre verilen kredili yakıt tutarının toplamına karşılık geldiği, 29/08/2012 keşide tarihli 103552,00 TL bedelli ... seri nolu çekin ise cezai şart bedeline karşı düzenlendiği, bu çekin ticari borçtan dolayı davalıya verilmiş olmadığı, mahkememizce alınan bilirkişi raporlarından tespit edilmiş olmakla, çekler bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacı şirket yetkilisi ...'nun eli mahsulü olmadığının kabul edilmesinin gerekeceği ve cezai şart bakımından, verilen çekin ise taraflar arasındaki izin ve ruhsat işlemlerinin yerine getirilmediği, bununda sorumluluğunun yapılan protokoller gereğince davalı ... Şirketine ait olduğu, birleşen dava yönünden ise sözleşmenin haksız feshi iddiasına bağlı olduğundan bu anlamda karşı davacının kusuru olup olmadığının tespiti ve kusurun kapsamı yönünden taraflar arasında yapılan protokol ve akaryakıt sözleşmesine ekli yan sözleşme olan kira sözleşmesi kiracılık ve alt kiracılık sözleşmesi ve İstanbul 9.Sulh Mahkemesi'nin 2013/390 Esas 2014/133 Karar sayılı ilamı irdelendiğinde; kesinleşen mahkeme ilamı ile taraflar arasında imzalanan kira sözleşmesinde tüm ruhsat ve izinlerin davalı tarafça sağlanacağına dair şart mevcut olmadığı, alt kiracı konumundaki davacı, davalı alt kiralayan ile Belediye arasındaki sözleşme ve ayrılmaz parçası şartnameden haberdar olduğu, şartnamenin 27.maddesinde bu husus düzenlenmiş olduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşme ile de kabul edilmiş olduğu, basiretli bir tacir olarak kiraladığı yerin yapacağı işe uygunluğunu araştırmadan sözleşmeyi imzalayan davalının bu nedenle beklenen kazancı sağlayamadığından bahisle menfi zararlarının tahsilini talep etmesi objektif iyi niyet kurulları ile de bağdaşmayacağı hususlarının tespit edildiği, bu kapsamda ...Şti'nin dava konusu bayilik sözleşmeni feshetmesinde kesinleşmiş ilam da dikkate alınarak haklı olmadığı, bayilik sözleşmesi ve buna ek protokolde ... istasyonu kurulmasına ilişkin düzenlemelerin ... Şti açısından sözleşmelerin subjektif esaslı unsuru olmadığı,kira sözleşmesinde tüm ruhsat ve izinlerin davalı tarafça sağlanacağına dair şart mevcut olmadığı, alt kiracı konumundaki davacı, davalı alt kiralayan ile belediye arasındaki sözleşme ve ayrılmaz parçası şartnameden haberdar olduğu,şartnamenin 27.maddesinde bu husus düzenlenmiş olduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşme ile de kabul edilmiş olduğu, basiretli bir tacir olarak kiraladığı yerin yapacağı işe uygunluğunu bilmesi gerektiği hususları birlikte değerlendirildiğinde ... Şti tarafından yapılan feshin haklı sebebe dayanmadığı ve ...'in mahrum kalınan kâr ve cezai şart alacaklarına ilişkin taleplerinin hükme esas alınabilecek 22/08//2022 havale tarihli bilirkişi raporuyla hesaplanmasında,

-davacının, davalıdan 30.475,74 TL cari hesap alacağı tespit olduğu,

-5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesinin süresinden önce fesih edilmiş olması sebebiyle sözleşmenin geriye kalan 4 yılı için satın alınması taahhüt edilen ancak alınmayacak 4.000 m3 beyaz üründen kaynaklanan m3 100 ... den hesaplanan 400.000 ... cezai şart alacağının talep edilebileceği, taleple bağlı kalınarak 2.000 ...,

- taraflar arasındaki sözleşmenin 5. maddesinde “Taraflarca imzalanmış iş bu protokolün, Bayilik sözleşmesinin ve bayilik sözleşmesine iş bu sözleşmenin eki olan taşınmaz kira şartnamesi ve özel şartnameye herhangi bir ya da birden fazla maddesinin, bayi tarafından ihlali ve yine her hangi bir yıla ait kira bedelinin ödenmemesi veya eksik ödenmesi durumunda bayi, ...'e 200.000 ... tutarı ceza-i şart olarak ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt eder. Bayi, cezai şarttan tenkis talep edemez hükmünün bulunduğu, sözleşme hükümlerine uyulmaması sebebiyle ve sözleşmenin süresinden önce fesih edilmesi nedeniyle doğan maktu ceza şart bedeli olan 200.000 ... talep edilebileceği, taleple bağlı kalınarak 2.000 ...,

- ...'ün sözleşmenin fesh edildiği tarihten sonra kalan süreye tekabül eden kısmını kar mahrumiyeti olarak talep etme hakkı vardır.Sözleşmenin feshine neden olması nedeniyle yoksun kaldığı kar mahrumiyetinin aylık 2.649,00 TL net olduğu, bakiye kalan süreni 4 yıl -48 ay olup 48 x 2.649,00 TL=127.152 TL olarak hesap edildiğini, yoksun kaldığı kar 127.152,00 TL talep edilebileceği, taleple bağlı kalınarak 2.000 ..., kabulüne dair talep edilebileceği, taleple bağlı kalınarak 2.000 ... kabulüne " gerekçesiyle, asıl dava yönünden davanın kabulü ile 7.500,00 TL tutarlı 19/08/2012 vade, ... nolu, 103.552,00 TL tutarlı, 29/08/2012 vade, ... nolu, 82.500,00 TL tutarlı, 03/09/2012 vade, ... nolu çekler bakımından davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine; birleşen dosya yönünden davanın kısmen kabulü ile davacının 30.475,74-TL cari hesap alacağının, dava tarihi olan 26.04.2013 tarihinden işleyecek olan %10 akdî faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2.000 ... cezai şart, 2.000 ... maktu cezai şart, 2,000 ... mahrum kalınan kar olmak üzere toplam 6.000 ...'nin ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 12.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek olan %10 akdî faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı- birleşen davada davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;İstanbul 9. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/390 E - 2014/133 K. Sayılı kararının feshe yönelik kısmının; "davalının belediye ile yapmış olduğu sözleşmeye ekli şartnamenin 21.maddesi gereğince 1 yılık kira bedelinin peşin olarak ödenmemesi nedeni ile 25,maddesine göre fesih edildiği, dolasıyla alt kiracılık ilişkisininde bu fesihle ve 30.09.2011 tarihli tutanakla gerçekleşen teslim işlemiyle tahliye edildiği ,dolayısıyla alt kira ilişkisinin hükümsüz kaldığı feshine karar verilmesi gerekmediği anlaşılmıştır." şeklinde olduğunu, İstanbul 9. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından, taraflar arasındaki sözleşmenin feshi bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmişken Mahkeme tarafından "haksız feshe yönelik değerlendirmede dayanak yapılmasının" hukuka uygun olmadığını, sözleşmenin feshinin haklı nedene dayalı olduğunu, müvekkilinin yola geçiş izni olmayan bir istasyonda faaliyette bulunmasını istemenin hukuka aykırı olduğunu, belediye tarafından davaya konu yerin ihale edilmesi ve davalı tarafından kiralanarak müvekkile kiraya verilmesi sonrasında bu alanın yola geçiş izninin bulunmadığının bildirildiğini ve bu sebeple müvekkilinin ne akaryakıt ne ... ve ne de market ürünü satışı yapamaz hale geldiğini, ilgili belediye tarafından müvekkili işletmesinin çalışmamasına ilişkin tutanak tanzim edildiğini, bayiliğe ilişkin ariyet mallarının dosya içerisinde mevcut 30.09.2011 tarihli tutanaktan da anlaşıldığı üzere davalı tarafından sökülerek götürüldüğünü, bu tutanağın aynı zamanda Belediye yetkililerinin de imzasıyla düzenlendiğini, davalının bizzat asıl kiraya veren belediyeye yönelik keşide etmiş olduğu (dosyada mevcut) ihtarnamede; dava dışı kiraya veren Belediyenin yola geçiş izinleriyle ilgili eksiklikleri tamamlamaması sebebiyle istasyonun aktif hale getirilemediğini, buna ilişkin kusurun müvekkili bayi ... Şti'nde olmadığını ve bu sebeplerle kiralama süresinin uzatılması gerektiğinin bildirildiğini, tarafların kira borcunun ödenmesi uyuşmazlığı ile ilgili olarak yargılamasının İstanbul 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/156 (eski esas 2013/795) E sayılı dosyasında yapıldığını,dosyada Mahkemece aldırılan ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. ...'ın da heyette bulunduğu bilirkişi raporunda, "Kiraya Verenin ve davacı alt kiraya verenin (...) kira sözleşmesinden doğan başlıca borcu taşınmazı (istasyonu) kullanmaya elverişli şekilde teslim etmektir. Ne var ki istasyonun kullanılabilmesi için gerekli ruhsat ve izinlerin alınmadığı delillerden anlaşılmaktadır.Gerekli izinler alınmadıkça istasyonun işletilmesi mümkün olmayacağından, davalının (... Şti) sözleşmeyi feshi haklı ve geçerlidir" denilerek teslim borcunun sözleşme ya da şartname ile değil kanunla kiraya verene yüklenen borç olduğu ve bunun yerine getirilmemesinin haklı fesih sebebi olduğunun açıklandığını, Mahkeme tarafından düzenlenen gerekçeli kararda subjektif esaslı unsur bakımından bir inceleme, araştırma yapıldığına ilişkin veri bulunmadığı gibi bölgenin konumu, istasyonun yeri, ... satışının esaslı unsur olup olmadığı yönünde değerlendirme yapılmadığını, çekince bildirilmeden cezai şartın istenemeyeceğini, dava konusu istasyonun yola geçiş izinlerinin olmadığı göz önünde bulundurulduğunda müvekkilinin değil benzin satımı yapabilmesi su dahi satabilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili ...firmasından kaynaklanmayan bu ayıbın gideril(e)memiş olması nedeniyle de eksik olarak satın alınan ürünlerden sorumluluğunun bulunmasının hukuken mümkün olmayacağını, taraflar arasında akdedilen Bayilik Sözleşmesinin 'mücbir sebepler' başlıklı 13. Maddesinde "... veya bayi kendi kusurları haricinde herhangi bir nedenden dolayı hükümet, liman, belediye veya diğer resmi makamca verilecek emre uymamaları yüzünden işbu sözleşme hükümlerini yerine getirmekte gecikir, engele maruz kalır veya alıkonulursa sözleşme konusu edimleri ile ilgili mesuliyet altında kalmayacakları"nın düzenlendiğini, davalı/karşı davacı yanın müvekkili firmadan talep etmiş olduğu kar mahrumiyeti ve cezai şart talebinin ancak taraflar arasında akdedilen ticari sözleşmenin ilgili hükümlerine uygun olarak devam edilebilmesi için gerekli olan ... ruhsatlanmasının ve kara yolları geçiş izninin ilgili kurumlardan alınmış olması buna rağmen sözleşmede belirtilen edimlere aykırı davranılmış olması durumunda mümkün olduğunu, davaya konu alanın imarsız, mevcut lokasyonun trafik güvenliğini sağlamıyor olması nedeniyle geçerli yeni bir imar planının yapılamıyor olması, Karayolları 3. Bölge Müdürlüğü, Karayolları Bölge Müdürlüğünün "geçiş yolu izin belgesi" vermemesi sebepleri ile bu ihalenin hiç yapılmamış olması ve dolayısıyla "basiretli tacir" olan ... firmasının da bu durumdan haberdar olması ve müvekkil ile ağır cezai şartlar ile dolu olan Alt Kiracılık ve Bayilik Sözleşmelerini yapmamış olması gerektiğini, dolar üzerinden verilen kabul kararının hukuka aykırı olduğunu, karşı davacının dava dilekçesinin sonuç kısmının son paragrafında, "... (b), (c) ve (d) bentlerinde belirtilen borçlar için davalıyı temerrüde düşüren ihtarname tarihinden itibaren işleyecek olan aylık %10 oranındaki sözleşmesel temerrüt faizleriyle birlikte (döviz alacakları için ihtarname tarihindeki 07.11.2012 ...-1.7793 tl'lik döviz kuru esas alınarak TL üzerinden) tahsiline..." ifadesiyle talebinin TL üzerinden tahsil olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve birleşen davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.Asıl da davalı- birleşen davada davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından verilen kararda sadece şekli inceleme kapsamında çeklerin üzerindeki imzaların ... yetkililerine ait olmadığı gerekçesiyle menfi tespit davasının kabulüne karar verildiğini, mahkeme tarafından yapılması gerekenin İstinafın kaldırma ilamı kapsamında söz konusu çeklerin kredili akaryakıt alımına yönelik verilip verilmediğinin, borcun tasfiyesine yönelik verilip verilmediğinin, müvekkili şirket defter ve kayıtlarında çeklere ilişkin kayıtlara yer verilmiş olmasının davanın esasına etkisi olup olmadığının araştırılarak bu doğrultuda hüküm kurulması olduğunu, Mahkemece, asıl dava yönünden sadece şekli anlamda inceleme yapılarak karar verildiğini, oysa, şekli anlamda aynı incelemenin davacının imzaya itirazına ilişkin İstanbul 22 İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2012/133 E. sayılı dosyasında yapıldığını ve imzaların davacıya ait olmadığının zaten tespit edildiğini, hem bilirkişi raporlarında hem de yerel mahkemenin gerekçeli kararında asıl davaya konu çeklerin kredili akaryakıt alımı ve cezai şarta ilişkin verildiğinin tespit edildiğini, davacının kötü niyetli davranarak keşide etmiş olduğu çeki başkası tarafından imzalatarak müvekkili şirkete vermesinin işbu çeklerden dolayı borçlu olmadığı anlamına gelmeyeceğini, ancak birleşen davada görüldüğü üzere müvekkili şirketin alacakları ortaya konulduğundan ve asıl davaya konu çeklerden bir tanesinin davacının cari hesabında kayıtlı olması nedeniyle davacının açmış olduğu menfi tespit davasının reddedilmesi gerektiğini,müvekkili şirketin yasal mevzuat kapsamında delil vasfını haiz ticari defter ve kayıtlarına dayanan cari hesap ekstresinin incelenmesi neticesinde 60.000-TL'lik teminat mektubunun cezai şart alacağına mahsup edilerek faturalandırıldığını, yine 103.552,00-TL'lik cezai şart faturası tanzim edildiğini, mahkemece cezai şart alacaklarının kabul edilmesi doğrultusunda 193.552,00-TL'lik tüm cari hesap alacaklarının kabul edilmesi gerektiğini, her ne kadar davacı tarafça çekinceli davranış yasağına aykırı davranıldığı iddia edilmiş ise de sözleşme süresinin birinci yılının dolmadığını ve fesihle birlikte müvekkilinin cezai şart talebinde bulunmasının, yine bu davayı ikame etmesinin cezai şart alacağından vazgeçmediğini, çelişkili davranmadığını açık bir şekilde ortaya koyduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Asıl dava, çeklerden dolayı borçlu olunmadığının tespiti; birleşen dava ise bayilik sözleşmesinin haksız feshi iddiasına dayalı kâr mahrumiyeti, cezai şart talebine dayalı alacak ve cari hesap ilişkisi kapsamında tahsil edilemeyen bakiye alacakla yine bu kapsamda kredili mal alınmasından ötürü karşı tarafça keşide edilen ve asıl davada menfi tespit talebine konu edilen çeklerden dolayı ortaya çıkan alacağın tahsili taleplerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355.maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Asıl davada davacı vekili davaya konu 7.500,00 TL tutarlı 18.08.2012 tarihli, 103.552,00 TL tutarlı 28.08.2012 tarihli, 82.500,00 TL tutarlı 03.09.2012 tarihli, üç adet çeke ilişkin menfi tespit talebinde bulunmuştur.Birleşen dosyanın incelenmesinde; davacının ..., davalının ... olduğu, İstanbul 6.İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile takibe konulmuş 7.500,00 TL tutarlı 18.08.2012 vadeli, 103.552,00 TL tutarlı 28.08.2012 vadeli, 82.500,00 TL tutarlı 03.09.2012 vade tarihli, üç adet çeke ilişkin çekin dayanağını oluşturan kredili mal alımlarından kaynaklanan 90.000,00-TL tutarındaki ve satış taahhüdünün gerçekleşmemesinden kaynaklanan 103.552,00 TL tutarındaki toplamda 193.552,00 TL cari hesap alacağının ve 5 yıl süreli akaryakıt bayi sözleşmesinin süresinden önce feshedilmiş olması nedeniyle geriye kalan 4 yıl için satın alınması taahhüt edilen ancak alınmayan 4.000 metreküpten kaynaklı olarak tahakkuk eden 400.000,00 ... tutarındaki cezai şartın şimdilik 2.000 ... tutarındaki kısmının, sözleşmeye uyulmaması ve sözleşmenin süresinden önce feshedilmesinden doğan maktu cezai şart bedeli olan 200.000,00 ... 'lik alacağın şimdilik 2.000,00 ...'lik kısmının, sözleşmenin haksız feshi sebebiyle müvekkilinin mahrum kaldığı karın 2000 ...'lik kısmının ihtarname tarihinden itibaren işleyecek olan sözleşmesel temerrüt faizi ile birlikte tahsili talep edilmektedir.Taraflar arasında imzalanan kira sözleşmesi bulunduğu, ...'in Belediye ile yaptığı taşınmaz mal kira sözleşmesinin bulunduğu, bu sözleşme uyarınca ... ve ... Petrol'ün aralarında 5 yıl süreli kira sözleşmesini akdettikleri, ... Petrol'ün alt kiracı sıfatının bulunduğu anlaşılmaktadır. İstanbul 3ATM'nin 2012/2014 esas sayılı dosyasında, davacının ..., davalının ... olduğu, söz konusu davada; ...'nin alt kiracı olarak kiraladığı ... İlçesi, Belediye oto terminalı ... adresinde kain taşınmazın ayıptın arınmış ve kiralama amacına uygun olarak teslim edilmemesi nedeniyle taraflar arasındaki kira sözleşmesinin feshinin, sözleşme nedeniyle uğranılan müspet ve menfi zararların ve sebepsiz yere ödenen kiraların ve davalıya verilen 11.05.2011 tarih ve 60.000,00 TL tutarlı teminat mektubunun nakde çevrilmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesinin talep edildiği, davanın Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı verildiği anlaşılmaktadır. Dosya İstanbul 9. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/390 esasına kayıt edilmiştir. İstanbul 9.Sulh Mahkemesinin 2013/390 sayılı dosyasının incelenmesinde; taraflar arasında imzalanan kira sözleşmesinde tüm ruhsat ve izinlerin ... tarafından sağlanacağına ilişkin şartın mevcut olmadığı, ...'un 21.07.2012 tarihli çalışma ve iş yeri ruhsatını bulunmasına rağmen istasyonun konumu itibariyle ... satışına izin verilmemesi nedeniyle menfi ve müspet zararlarının tazminini talep etmiş olduğu ancak ...'un davalı alt kiralayan ... ile dava dışı belediye arasındaki sözleşmeden ve sözleşmenin eki mahiyetindeki şartnameden haberdar olduğu, ...'un basiretli bir tacir olarak kiraladığı yerin yapacağı işe uygunluğunu araştırması gerektiği, bu sebeple maddi kayıpları ile ilgili taleplerin reddi gerektiği kanaatine varılarak davacının 14.06.2011 tarihli sözleşmenin feshine ilişkin davasının konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının sabit yatırım, mahrum kalınan karar ve kira bedellerinin iadesine ilişkin taleplerinin yerinde görülmediğine ilişkin 11.03.2014 tarihli hüküm tesis edildiği, bunun üzerine ... tarafından temyiz başvurusunda bulunulduğu, Yargıtay 6.HD'nin 2014/7324 E., 2014/10980 K.sayılı 14.10.2014 tarihli ilamı ile hüküm onandığı, ... tarafından karar düzeltme talebinde bulunulması üzerine, Yargıtay 6.HD'nin 2015/1285 E., 2015/6845 K.sayılı ilamı ile karar düzeltme istemi reddedilerek hükmün 14.10.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.Taraflar arasındaki 22.07.2011 tarihli protokolün incelenmesinde, ...'un bayi sıfatının olduğu ve bayilik faaliyetini gerçekleştirmek amacıyla ... ile 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesini imzalayacağı, protokolün 3.1.3.maddesinde ...'nin her yıl asgari 1000 metre küp ürünü ve 3 ton madeni yağın ...'den satın alma taahhüdü altına girdiği, eksik satın alınan her metre küp beyaz ürün için 100 ..., eksik satın alınan her bir ton madeni yağ için ise ton başına 250 ... cezai şart ödemeyi taahhüt ettiği, protokolün 3.1.5.maddesinin 7. bendinde, ...'un iş bu sözleşmenin eki taşınmaz mal kira şartnamesi ve özel şartnameye aykırı hareket etmesi halinde bu durumun protokolün feshi sonucunu doğuracağı ve ...'un ...'e 200.000 ... cezai şart ödeyeceği, 8.bendinde, ...'un belediye taşınmaz mal kira şartnamesinin 24.maddesindeki şartlara uygun olarak kar almadan akaryakıt ve ... satımı yapacağını, protokolün 5.maddesinde, söz konusu protokole, protokolün eki mahiyetinde kira şartnamesi ve özel şartnameye aykırılık durumunda ...'un ...'e 200.000 ... cezai şartı ödeyeceğinin hükme bağlandığı anlaşılmaktadır.Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/289 esas sayılı dosyası içerisindeki 15.10.2015 havale tarihli bilirkişi mali müşavir ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda taraflar arasındaki 20.06.2011 tarihli kira sözleşmesi incelenmiştir. Bilirkişi raporunda ... tarafından kiralama esnasında söz konusu istasyonun ... ruhsatlandırmasını ve yol geçiş izninin bulunmadığını bilmek zorunda olmadığı, çünkü ...'in zaten ... ve akaryakıt satışına ilişkin izin ve ruhsatları olmadan söz konusu taşınmazı kiraya veremeyeceği değerlendirilmiştir.Yine bilirkişi raporunda 22.07.2011 tarihli akaryakıt bayilik sözleşmesinin 3.maddesi ve aynı sözleşmenin 4-b.maddesinde düzenlenmiş karşılıklı haklar ve yükümlülüklerle ilgili kısımda ve 18 c maddesinde düzenlenmiş fesih sonuçları ile ilgili olan kısımda ... satışına yönelik sözleşmesel sorumlulukların yer alması sebebiyle ... A.Ş.'nin akaryakıt istasyonundaki izin ve ruhsatların mevcut olduğu varsayımı ile hareket ettiği ve yine aynı düşünce ile alt kiracı ...'a kiraladığı yönünde tespit yapılmıştır. Bilirkişi raporuna göre, ... ruhsatlandırmasının olmaması hususunda birinci derecede kusurlu ... A.Ş.'dir. Bilirkişi raporunda, ...'un menfi tespit davasına konu ettiği 7.500,00 TL tutarlı 18.08.2012 vadeli, 103.552,00 TL tutarlı 28.08.2012 vadeli, 82.500,00 TL tutarlı 03.09.2012 vade tarihli, üç adet çeke ilişkin de değerlendirmenin de yapılmış olduğu görülmüştür.Bilirkişi raporunda hem söz konusu üç adet çekin ... yetkili temsilcisinin elinin ürünü olmaması hem de taraflar arasındaki cari alım satım ilişkisinde hüküm ifade etmeyeceği sebepleriyle ... açısından bir bağlayıcılığı olmadığı yönünde sonuca ulaşılmıştır.Bilirkişi ...'a ilişkin ticari defterleri incelemiş, defterlerin usulüne uygun olduğu, netice olarak ...'un ...'e 30.475,74 TL borcu olduğunu belirtmiştir.Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/289 esas sayılı dosyası içerisine sunulan 25.08.2015 tarihli bilirkişi ...'nın kök raporunda, Bakırköy 10.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/289 esas ve söz konusu dosya ile birleşen İstanbul 34.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/111 esas sayılı dosyalarına ilişkin değerlendirme yapılmıştır. Söz konusu raporda ...'un 2010-2011-2012 yıllarına ait ticari defterleri incelenmiş, sonuç olarak, ...'in ...'tan 194.027,74 TL alacağının olduğu tespit edilmiştir. Bu bakiyenin oluşumuna esas akaryakıt satışından kaynaklanan 90.475,74 TL tutarında bir bedel, sözleşmeden kaynaklanan kısmı cezai şart bedeli açıklamalı 10.08.2012 tarihli ... sıra nolu 60.000,00 TL tutarındaki fatura yine 10.08.2012 tarih, ... nolu sözleşmeden kaynaklanan kısmı cezai şart bedeli açıklamalı 103.552,00 TL tutarlı fatura hep birlikte göz önünde bulundurularak 194.027,74 TL'lik bir bakiye alacağı hesaplanmıştır. Yine bilirkişi raporunda davaya konu edilen üç adet çek değerlendirilmiş, söz konusu çeklerin ... Grubu yetkilisi elini ürünü olmadığına ilişkin ATK'nın 17.11.2014 tarihli raporu bulunmakla, ... Şti.'nin İstanbul 3.ATM'nin 2012/214 esas sayılı dosyasında ... hakkında tazminat davası açtığı, 60.000,00 TL'lik teminat mektubu üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiği hususu da dikkate alındığında akaryakıt kredisinin 90.000,00 TL'lik kısmına ilişkin olarak teslim edildiği iddia edilen 19.08.2012 keşide tarihli 7.500 TL tutarlı çek ve 90.000,00 TL'lik kredi borcunun ilk taksidi için verildiği söylenen 03.09.2013 keşide tarihli 82.500,00 TL tutarlı çekin düzenlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, 29.08.2012 keşide tarihli 103.552,00 TL bedelli çekin ise, ...'un yıllık satış taahhüdünü gerçekleştirmemesi nedeniyle eksik kalan miktara tekabül eden cezai şart kapsamında keşide edildiği iddiasının mevcut bulunduğu, ...'un İstanbul 3.ATM'nin 2012/214 esas sayılı dosyası üzerinden görülen tazminat davası ve yine ...'un ihtarname keşide etmek suretiyle ... sıralı 60.000,00 TL bedelli ve ... sıralı 103.552,00 TL bedelli irsaliyeli faturalarına itiraz etmiş olduğu hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, ...'un bu şekilde çek keşide etmesinin anlamlı olmayacağı sonucuna ulaşılmıştır.Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/289 esas sayılı dosyası içerisine sunulan 12.12.2016 tarihli bilirkişi ...'nın ek raporunda, ...' un ...'na 90.475,74 TL cari hesap borcu bakiyesinin olduğunun ... ...'un ticari defterlerindeki kayıtlarla da sabit hale geldiği, 29.08.2012 keşide tarihli 103.552,00 TL bedelli çekin cezai şart bedeline karşılık olarak düzenlendiği, 19.08.2012 keşide tarihli 75000 TL bedelli, 03.09.2012 keşide tarihli 82,500 TL bedelli çekin kredi yakıt tutarına karşılık geldiği, her üç çekin de ... temsilcisinin eli ürünü olmadığı, sadece 19.08. 2012 tarihli çekin ...' un ticari defterlerinde kayıtlı olduğu , kayıt tarihinin ise 16.08.2016 olduğu, ... tarafından sözleşmenin feshi beyanını içeren ihtarname 21.06.2012 tarihine ilişkin olmakla,bahsi geçen çekin ... tarafından bu tarihten çok sonraki bir tarihte kayda alındığının anlaşıldığı, birleşen dava yönünden ise bayilik sözleşmesinin ... tarafından feshinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı konusunda mahkemenin değerlendirme yapması gerektiği belirtilmiştir.Bilirkişi ...'nın 12.10.2017 tarihli 2. ek raporunda, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 18.maddesi göz önünde bulundurularak brüt kar kaybı hesaplanmış, daha sonrasında faaliyet giderleri, pazarlama satış ve dağıtım, genel yönetim giderleri mahsup edilmek suretiyle net kar kaybı 2.649,00 TL olarak bulunmuştur. Kar mahrumiyeti hesaplanması için makul süre, birleşen dava davacısı ...'in sözleşmeden erken feshedilen yıl süresi şeklinde belirttiği 4 yıl olarak kabul edilip net kar kaybı 127.152,00 TL şeklinde hesaplanmıştır.Dosya içerisinde İstanbul 8.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/795 esas sayılı dosyasına sunulan 02.05.2016 tarihli bilirkişi raporu mevcuttur. Söz konusu İstanbul 8.Sulh Hukuk Mahkemesindeki bahsi geçen dosyanın itirazın iptali davasına ilişkin olduğu, ... tarafından İstanbul 34.İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası üzerinden 66.000,00 TL asıl alacak, 6.549,37 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 72.549,37 TL üzerinden takibe geçildiği, takipte ... tarafından 1 yıllık kira bedelinin talep edildiği bilirkişi raporundan anlaşılmaktadır. Söz konusu raporda bilirkişiler, gerekli ruhsat ve izinler alınmaksızın akaryakıt istasyonunu alt kira sözleşmesine göre işletilmesinin mümkün olmadığı, alt kiracının alt kira sözleşmesini geçerli ve haklı olarak feshettiği, alt kiraya verenin fesihten sonrası için herhangi bir kira bedeli talep edemeyeceği gerekçeleri ile itirazın iptali davasına esasa alacak talebinin dayanağı olmadığını değerlendirilmişlerdir.Davacının ..., davalının ... olduğu, dava konusunun aradaki protokol ve sözleşmeler kapsamında ...' Grup'un ilk yıl için taahhüt ettiği kira bedelinin peşin olarak ödediğini, ...'in istasyona toplam 58.835,66 TL tutarında kurumsal kimlik uygulaması yaptığını, ariyet olarak kullanılmak üzere toplam 86.904,27 TL pompa ekipman ve malzeme teslim ettiğini, 22.805,38 TL istasyon, tank ve otomasyon sistemi kurduğunu, sözleşme süresi içinde 12 ay geri ödemesiz ve 12.aydan sonra 12 eşit taksitle geri ödemeli olarak kredili satışı yapılacak olan toplam 125.000,00 TL tutarındaki akaryakıtın 90.000,00 TL'lik kısmının ... tarafından ...'a teslim edildiğini ancak ... 2012-2013 kira dönemi için peşin ödemesi gereken yeni dönem kira bedellerini ödememesi üzerine İstanbul 34.İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını beyanla, haksız itirazın iptalini ve takibin devamını talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesi davanın reddi yönünde hüküm tesis edilmiş, ... tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine İstanbul BAM 36.HD'nin 25.02.2019 tarih, 2017/2334 E., 2019/355 K sayılı ilamı ile İstanbul 9.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/390 esas 2014/133 K sayılı ilamının delil niteliği üzerinde durularak takibe konu kira döneminin başlangıç tarihinin 20.06.2012, davalı ...'un tahliye tarihinin 30.09.2012 olduğu, dolayısıyla ...'un bu dönemler arasında işleyecek kira bedelinden sorumlu olduğu sebepleri ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiği yönünde hüküm verilmiştir.Yargıtay 3.HD'nin 02.12.2019 tarih 2019/2645 E., 2019/9540 K.sayılı ilamı ile İstanbul 9.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/390 esas 2014/133 K sayılı ilamı ile ...'in belediye ile yaptığı sözleşmeye ekli şartnamenin 21.maddesi gereğince kira bedelinin peşin olarak ödenilmesi nedeniyle belediye tarafından kira sözleşmesinin feshedildiği, alt kiracılık ilişkisinin de bu fesih ile 30.09.2011 tarihli tutanak ile gerçekleşen teslim işlemi ile tahliye edildiği, dolayısıyla alt kiracılık ilişkisinin hükümsüz kaldığı belirlenmiş olup buna dair Yargıtay 6.HD'nin 11.03.2014 gün, 2014/7324 E., 2014/10980 K. sayılı ilamı ile onanmış ve karar düzeltmesi de reddedilerek kesinleşmiştir. Somut olayda İstanbul 9.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin bahsi geçen dosyasının güçlü delil niteliğinde olduğu, dolayısıyla kiracı ...'un kira döneminin başlangıç tarihi 20.06.2012 ile tahliye tarihi olan 30.09.2012 tarihine kadarki dönem tutarından sorumlu olduğu sebebiyle bu dönem için işleyen kira bedelinin hesaplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve ilk derece mahkemesi kararının bozularak dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair karar verilmiştir.Dosya içerisinde ... tarafından düzenlenen mütalaa mevcuttur. Söz konusu mütalaanın incelenmesinde, ...'un akaryakıt alt başlığında ve istasyonlu bayilik kategorisinde bir lisans aldığını, bir istasyonda sadece akaryakıt satılması halinde ...'ndan alınan istasyonlu bayilik lisansın istasyonun faaliyeti için yeterli olduğunu, bir arsanın imar planında ... bulunmasını yani akaryakıt ile servis istasyonu olarak imar planında belirtilmiş olmasını bahse konu arsa üzerinde ... ürünü de satılabileceği anlamına gelmeyeceğini, dosya içerisindeki ... Belediyesi ve ... arasında yapılan kira sözleşmesinde ve ... ile ... arasında yapılan alt kira sözleşmesinde kiraya verenler tarafından akaryakıt istasyonunda ... satışı yapılacağına dair taahhütte bulunulmadığı, dolayısıyla akaryakıt satışına başlamış olan bir istasyonun ayıplı bir mal olarak sektörel açıdan değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.Asıl dava, üç adet çekten dolayı borçlu olunmadığı iddasıyla açılan menfi tespit davasıdır. Birleşen davadaki talep ise bayi tarafından haksız şekilde bayilik ilişkisinin sonlandırılmış olmasından kaynaklı müsbet zarar kapsamındaki mahrum kalınan kâr, cezai şart alacağı ve ticari ilişki çerçevesinde tahakkuk eden cari hesap alacağı kapsamında ödenmeyen bakiye tutarın tahsili talep edilmektedir İlk derece mahkemesi yapmış olduğu yargılamada dosya içerisindeki bilirkişi raporları doğrultusunda esas davaya ilişkin olarak dava konusu çeklerin davacı şirket yetkilisi ...'nun eli mahsulü olmadığının kabul edilmesinin gerekeceği ve cezai şart bakımından verilen çekin ise taraflar arasındaki izin ve ruhsat işlemlerinin yerine getirilmediği, bununda sorumluluğunun yapılan protokoller gereğince davalı ... Şirketine ait olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne; birleşen dava konusunda ise taraflar arasındaki 22.07.2011 tarihli akaryakıt bayilik sözleşmesinin 3. maddesi ve aynı sözleşmenin 4-b maddesinde karşılıklı haklar ve yükümlülüklerle ilgili kısımlar ve 18.c maddesinde, feshin sonuçları ile ilgili olan kısımda ... satışına yönelik sözleşmesel sorumlulukların yer alması sebebiyle ... satışına ilişkin ruhsatın alınmaması hususundaki hukuki sorumluluğu asıl kiracı ...'na yüklemiş ve ...'un kira sözleşmesini feshetmekte haklı olduğu, ... firmasının kiralama amacına uygun teslim mükellefiyetini yerine getirmediği, bu hususu belediyeye karşı keşide ettiği Bakırköy .... Noterliğinin 17.07.2012 tarihli ihtarnamesinde de ikrar ettiği gerekçeleriyle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.İlk derece mahkemesince kira sözleşmesinin alt kiracı tarafından feshi haklı olarak feshedildiği kabul edilerek hüküm verildiği anlaşılmakla, dosya içerisindeki kesinleşen İstanbul 9. Sulh Mahkemesinin 2013/390 sayılı dosyasında ...'un davalı alt kiralayan ... ile dava dışı belediye arasındaki sözleşmede ve sözleşmenin eki mahiyetindeki şartnameden haberdar olduğu, ...'nin basiretli bir tacir olarak kiraladığı yerin yapacağı işe uygunluğunu araştırması gerektiği, bu sebeple maddi kayıpları ile ilgili taleplerin reddi gerektiği yönünde gerekçe oluşturulmuştur. O hâlde alt kira sözleşmesinin alt kiracı tarafından feshedilmesinin haksız olduğu yönünde kesinleşmiş bir hüküm mevcuttur.

Bilirkişi 28/09/2021 havale tarihli raporunda; dosya muhteviyatında bulunan bilirkişi raporlarında, davacı karşı davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında davalı karşı davacı tarafa 30.475,74 TL borçlu olduğunu, davalı karşı davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında davacı karşı davalı taraftan 194.027,74 TL alacaklı olduğunu, taraflar arasındaki cari hesap farkının 163.552,00 TL olduğunu, iş bu farkın nedeninin davalı karşı davacı tarafın 60.000,00 TL + 103.552,00 TL tutarlı 2 adet kayıt işleminden kaynaklandığını, 10.08.2012 tarihli ... numaralı 60.000,00 TL tutarlı faturanın açıklamasının bilirkişi raporunda sözleşmeden kaynaklanan kısmi cezai şart bedeli olduğunu, 10.08.2012 tarihli ... numaralı 103.552,00 TL tutarlı faturanın açıklamasının bilirkişi raporunda sözleşmeden kaynaklanan kısmi cezai şart bedeli olduğunu, faturaların davalı karşı davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarına cezai şart bedeli olarak işlendiği, davacı karşı davalı tarafa tebliğ teslim edildiğine dair dosya muhteviyatında tevşik edici belgeye rastlanılmadığını, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarına işlenmediği tespit edildiğini, ispat edilmesi halinde ticari defter ve kayıtlara göre davalı karşı davacı tarafın davacı karşı davalı taraftan 194.027,74 TL alacağı olabileceğini, aksi takdirde 30.475,74 TL alacağının olduğunu, asıl davaya konu olan 19.08.2012 keşide tarihli 7.500,00 TL tutarlı, 29.08.2012 keşide tarihli 103.552,00 TL tutarlı, 03.09.2012 keşide tarihli 82.500,00 TL tutarlı, toplam 3 adet 193.552,00 TL tutarlı çek olduğu ve davacı karşı davalı tarafın iş bu çeklerden dolayı borcu olmadığının tespit edilmesini talep ettiğini, işbu çekleri davacı karşı davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarına işlemediğini, davalı karşı davacı tarafın ise çekleri ticari defterlerinin borç ve alacak tarafına karşılıklı olarak işlediğini, çeklerin cari hesaba bakiye artıcı veya azaltıcı etkisinin bulunmadığını, cari defter ve kayıtlara göre davaya konu çeklerin cari hesaba dayalı bir borç unsuru teşkil etmediğini, davalı karşı davacı tarafın sözleşme hükümleri çerçevesinde cezai şart talebinin olduğunu, dosya muhteviyatında bulunan bilirkişi raporları, kayıt ve belgeler ışığında, sözleşmede yıllık satış taahhüdünün 1.000 metreküp olduğu, davacı karşı davalı tarafın düzenlenen faturalardan ilk yıl için 1 yıllık alım bedelinin 78,99 metreküp olduğu, eksik alımın 921,01 metreküp olduğunu, sözleşmede eksik alım için metreküp başına 100,00 ... belirlendiğini, sözleşmenin feshi ve hukuki değerlendirmeden bağımsız olarak Cezai şart tutarının ilk yıl için 92.101,00 .... geriye kalan yıl için 400.000,00 ... olduğunu, davalı karşı davacı tarafın sözleşme hükümleri çerçevesinde kar kaybı talebinin olduğunu, dosya muhteviyatında bulunan bilirkişi raporları, kayıt ve belgeler ışığında, Davalı karşı davacı tarafın 1 metre küp satıştan 85,90 TL brüt satış karı elde ettiği, davacı karşı davalı tarafın aylık 83,33 TL alım taahhüdü olduğu, davalı tarafın aylık 7.158,00 TL (85,90 TL * 83,33 METREKÜP) brüt satış karı elde ettiğini, davalı karşı davacı tarafın faaliyet kar oranının 2010-2011-2012 yılları için ortalamasının %37 olduğu, buna göre aylık net karın 7.158,00 TL * ... - 2.649,00 TL olarak hesaplandığını, sözleşmenin feshi ve hukuki değerlendirmeden bağımsız olarak net kar kaybı tutarının, yıllık olarak 31.788,00 TL (2.649,00 TL * 12 AY), 4 yıllık olarak (2.649,00 TL * 12 AY* 4 YIL) 127.152,00 TL olarak hesaplandığını bildirmiştir. Bilirkişi 24/01/2022 havale tarihli raporunda; İstanbul BAM 14. HD. 2019/303 E-2021/127 K sayılı ilamına yönelik eleştirilerin, ve bu kararın aksine sonuca varılması durumunda talep edilenlere ilişkin hukuki takdirinin mahkemenin olduğunu, çeklerin geçerliliğine ilişkin hukuki değerlendirme mercinin sayın mahkeme olduğunu, muhasabesel kayıtlar taraf defterleri dikkate alınarak düzenlenip, itirazlarda bu durumu değiştirecek yeni bir kanıt öne sürülmediğini, BAM kararı dikkate alındığında faturaların haksızlığına ilişkin iddiaların takdirinin mahkemenin olduğunu bildirmiştir. Bilirkişi 22/08//2022 havale tarihli raporunda; yapılan incelemede davacının, davalıdan 30.475,74 TL cari hesap alacağı tespit olduğu tespit edildiğini, birleşen davacı alacağına ihtarnamenin tebliğ tarihinden 7 gün sonra başlamak üzere aylık %10 akdi faiz uygulanması gerekeceğini, 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesinin süresinden önce fesih edilmiş olması sebebiyle sözleşmenin geriye kalan 4 yılı için satın alınması taahhüt edilen ancak alınmayacak 4.000 m3 beyaz üründen kaynaklanan m3 100 ... den hesaplanan 400.000 ... cezai şart alacaklarından şimdilik 2.000 ... kısmını talep ettiğini, davacı alacaklı davalıdan ... olarak talep ettiği alacağında seçimlik hakkını TL olarak kullanıldığını, Bu nedenle davacının eksik satın aldığı ürünlerde cezai şart, 400.000 x 1,7793 - 711.720,00 TL ye tekabül ettiğini, ancak alacaklının her yıl sonunda bir önceki yıla dair ceza koşulunun istenebilmesi, takip eden yılda henüz ifaya başlanmadan önce çekince (ihtirazi kayıt) bildirilmesi veya ihtar çekilmesine bağlı olduğundan bu bedel talep edilemeyeceği mütalaa edildiğini, sözleşme hükümlerine uyulmaması sebebiyle ve sözleşmenin süresinden önce fesih edilmesi nedeniyle doğan maktu ceza şart bedeli olan 200.000 ... alacaklarının şimdilik 2.000 ... kısmının taraflar arasındaki sözleşmenin 5. maddesinde “ Taraflarca imzalanmış iş bu protokolün, bayilik sözleşmesinin ve bayilik sözleşmesine iş bu sözleşmenin eki olan taşınmaz kira şartnamesi ve özel şartnameye herhangi bir ya da birden fazla maddesinin, bayi tarafından ihlali ve yine her hangi bir yıla ait kira bedelinin ödenmemesi veya eksik ödenmesi durumunda bayi, ...'e 200.000 ... tutarı ceza-i şart olarak ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt eder. Bayi, cezai şarttan tenkis talep edemez, denmektedir.24.01.2022 tarihli bilirkişi ... SMMM, Kimya Mühendisi ..., Akaryakıt Uzmanı... ve akademisyen Prof.Dr.... tarafından hazırlan raporda, “Bütün bu bilgilerden Davacı ...' un Ssözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmesinde haklı olmadığı, sözleşmeyi feshetmekte —haksız —olduğu —anlaşılmaktadır. —Davalı — ...' ün sözleşmenin fesh edildiği tarihten sonra kalan süreye tekabül eden kısmını kar mahrumiyeti olarak talep etme hakkı vardır. Ayrıca davacının davalıdan satın almayı taahhüt etmiş olduğu ürünlerden eksik alım varsa davalı cezai şart talebinde bulunabilir ( Sözleşmede fesih durumunda cezai şartla ilgili bir madde yer alıyorsa ) görüş ve kanaatine varılmıştır..” kanaat oluşturulmuş ancak tüm hesaplamaları takdirini mahkemeye bırakmışlardır. Bu durumda birleşen davada davacının 200.000 ... cezai şart talebi şartlarının oluşmuş olduğu mütalaa edildiğini, birleşen dava davacısının, davalıdan talep edebileceği cezai şart tutarı, burada da ... şirketi alacağı seçimlik hakkını TL olarak kullandığı görüldüğünü, 200.000 x 1,7793 = 355.860,00 TL ye tekabül ettiğini, birleşen davacı alacağına ihtarnamenin tebliğ tarihinden 7 gün sonra başlamak üzere aylık %10 akdi faiz uygulanması gerekeceğini, sözleşmenin feshine neden olması nedeniyle müvekkilinin uğradığı zarar ve yoksun kaldığı kar mahrumiyetinin 2.000 ... kısmının, kar Mahrumiyeti de 12.10.2017 tarihli bilirkişi ... tarafından ayrıntılı hesaplanmış olup aylık 2.649,00 TL net olduğu, bakiye kalan süreni 4 yıl -48 ay olup 48 x 2.649,00 TL=127.152 TL olarak hesap edildiğini, yoksun kaldığı kar 127.152,00 TL olarak hesaplandığını, Birleşen davacı alacağına ihtarnamenin tebliğ tarihinden 7 gün sonra başlamak üzere aylık %10 akdi faiz uygulanması gerekeceğini, bildirmiştir. Bilirkişi 06/03/2023 havale tarihli ek raporunda; davalıya üç adet çek yönünden borçlu olmadığının kök raporda mütalaa edildiğini, kök rapordaki kanaatlerini koruduklarını bildirmiştir. Bilirkişi 31/08/2023 havale tarihli ek raporunda; davalıya üç adet çek yönünden borçlu olmadığının kök raporda mütalaa edildiğini, kök rapordaki kanaatlerin koruduklarını bildirmiştir.Öncelikle ...'un sözleşmeyi feshinin haklı olup olmadığını irdelemek gerekecektir.İstanbul 9.Sulh Mahkemesinin 2013/390 Esas 2014/133 Karar sayılı dosyasında; taraflar arasında imzalanan kira sözleşmesinde tüm ruhsat ve izinlerin davalı tarafça sağlanacağına dair şart mevcut olmadığı, alt kiracı konumundaki davacı,davalı alt kiralayan ile Belediye arasındaki sözleşme ve ayrılmaz parçası şartnameden haberdar olduğu, şartnamenin 27.maddesinde bu hususun düzenlenmiş olduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşme ile de kabul edilmiş olduğu, basiretli bir tacir olarak kiraladığı yerin yapacağı işe uygunluğunu araştırmadan sözleşmeyi imzalayan davalının bu nedenle beklenen kazancı sağlayamadığından bahisle menfi zararlarının tahsilini talep etmesinin objektif iyi niyet kurulları ile de bağdaşmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, söz konusu karar Yargıtay incelemesinden de geçerek kesinleşmiştir.İstanbul 8. Sulh Hukuk Mahkemesinde 2013/795 esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davasına ilişkin olduğu, ... tarafından İstanbul 34.İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası üzerinden 66.000,00 TL asıl alacak, 6.549,37 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 72.549,37 TL üzerinden takibe geçildiği, takip dayanağı olarak Bakırköy ...Noterliği'nin 07.11.2012 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 14.06.2011 tarihli kira sözleşmesinin gösterildiği ve esasen takipte 1 yıllık kira bedelinin talep edildiği anlaşılmaktadır.Alt kira sözleşmesinin alt kiracı tarafından feshedilmesinin haksız olduğu yönünde kesinleşmiş bir hüküm mevcuttur. Dosyada bulunan mütalaa ve diğer tespitler ışığında yapılan değerlendirmelere göre; ...'un akaryakıt alt başlığında istasyonlu bayilik lisansı aldığı, lisansı iptal edilmedikçe akaryakıt satışlı yapabileceği, bir istasyonda sadece akaryakıt satılıyorsa petrol piyasası daire başkanlığından alınan lisansın yeterli olduğu, 2400 den fazla istasyonun ... satmadan akaryakıt istasyonu olarak faaliyetine devam ettikleri, bir arsanın imar planında ... yani akaryakıt ve servis istasyonu olarak imar planında belirtilmiş olmasının bahse konu arsa üzerinde ... satılabileceği anlamına gelmeyeceği anlaşılmaktadır. ...'un basiretli bir tacir olarak kira sözleşmesini akdetmeden önce arsanın ... satışına uygun ulup olmadıpını araştırması gerekir. İstasyonda ... satışı yapılmadığı ...'un yapacağı basit bir inceleme ile; gerek istasyonun fiziki koşullarından gerekse ruhsat ve lisans evraklarından da açık bir şekilde görülebilecektir. Bu kapsamda sözleşmede ve eki protokolde ... istasyonu kurulmasına ilişkin düzenlemelerin ... açısından sözleşmenin esaslı unsuru olarak kabulü mümkün değildir.TBK'nın 32. maddesi gereğince, saikte yanılma esaslı yanılma sayılmaz. Esaslı yanılma halinin bulunduğu da kanıtlanmamıştır. Tüm ruhsat ve izinlerin ... tarafından sağlanacağına ilişkin bir şart da bulunmamaktadır. Yargıtay 3.HD'nin 02.12.2019 tarih 2019/2645 E., 2019/9540 K.sayılı ilamı ile İstanbul 9.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/390 esas 2014/133 K sayılı ilamı ile ...'in belediye ile yaptığı sözleşmeye ekli şartnamenin 21. maddesi gereğince kira bedelinin peşin olarak ödenilmesi nedeniyle belediye tarafından kira sözleşmesinin feshedildiği, alt kiracılık ilişkisinin de bu fesih ile 30.09.2011 tarihli tutanak ile gerçekleşen teslim işlemi ile tahliye edildiği, dolayısıyla alt kiracılık ilişkisinin hükümsüz kaldığı belirlenmiştir. İstanbul 9. Sulh Mahkemesinin 2013/390 sayılı dosyasında; ...'un davalı alt kiralayan ... ile dava dışı belediye arasındaki sözleşmeden ve sözleşmenin eki mahiyetindeki şartnameden haberdar olduğu, ...'un basiretli bir tacir olarak kiraladığı yerin yapacağı işe uygunluğunu araştırması gerektiği, bu sebeple maddi kayıpları ile ilgili taleplerin reddine karar verilmiş olup, karar Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Buna göre ... kira bedellerini ödemeyerek tahliyesine kendi kusuruyla sebebiyet vermiş, akaryakıt istasyon bayiliğinin devamı için gerekli özeni göstermemiştir.Her ne kadar davacı tarafça çelişkili davranış yasağına aykırı davranıldığı iddia edilmiş ise de sözleşme süresinin birinci yılı dolmadan fesihle birlikte cezai şart talebinde bulunulduğundan bu husustaki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Davacının dava dilekçesinin sonuç kısmının son paragrafında, "... (b), (c) ve (d) bentlerinde belirtilen borçlar için davalıyı temerrüde düşüren ihtarname tarihinden itibaren işleyecek olan aylık %10 oranındaki sözleşmesel temerrüt faizleriyle birlikte (döviz alacakları için ihtarname tarihindeki 07.11.2012 ...-1.7793 tl'lik döviz kuru esas alınarak TL üzerinden) tahsiline..." ifadesiyle talebinin TL üzerinden tahsilinin talep edildiği görülmüştür.Davacı seçimini TL olarak yaptığından, taleple bağlılık ilkesi gereği mahrum kalınan kâr ve cezai şartın TL olarak hükmedilmesi gerekirken ... üzerinden hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu bakımdan düzeltilmesi gerekmiştir. Asıl davadaki menfi tespit talebi bakımından, ilk derece mahkemesince yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporlarının değerlendirilmesinde; ... Şti.'nin İstanbul 3.ATM'nin 2012/214 esas sayılı dosyasında ... hakkında tazminat talep ederek 60.000,00 TL'lik teminat mektubu üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiği hususu da dikkate alındığında akaryakıt kredisinin 90.000,00 TL'lik kısmına ilişkin olarak teslim edildiği iddia edilen 19.08.2012 keşide tarihli 7.500 TL tutarlı çek ve 90.000,00 TL'lik kredi borcuna ilişkin ilk taksidine ilişkin verdiği söylenen 03.09.2013 keşide tarihli 82.500,00 TL tutarlı çekin düzenlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sadece 19.08.2012 tarihli çekin ...' un ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, kayıt tarihinin ise 16.08.2016 olduğu yani ... tarafından sözleşmenin feshi beyanını içeren ihtarname 21.06.2012 tarihi olmakla, bahsi geçen çekin ... tarafından bu tarihten çok sonraki bir tarihte kayda alındığının anlaşıldığı yönünde tespitlere yer verildiği ilk derece mahkemesince de bu değerlendirmeler doğrultusunda çeklere ilişkin menfi tespit davasının kabulüne karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Akaryakıt kredisinin 90.000,00 TL'lik kısmına ilişkin olarak teslim edildiği iddia edilen 19.08.2012 keşide tarihli 7.500 TL tutarlı çek ve 90.000,00 TL'lik kredi borcuna ilişkin taksitine ilişkin verdiği söylenen 03.09.2013 keşide tarihli 82.500,00 TL tutarlı çekin hukuki dayanağının tespitinde bilirkişi ...'a ilişkin ticari defterleri incelemiş, defterlerin usulüne uygun olduğu, Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/289 esas sayılı dosyası içerisindeki 15.10.2015 havale tarihli bilirkişi mali müşavir ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda netice olarak ...'un ...'e 30.475,74 TL borcu olduğu belirtilmiştir. Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/289 esas sayılı dosyası içerisine sunulan 25.08.2015 tarihli bilirkişi ...'nın kök raporunda, bu bakiyenin oluşumuna esas akaryakıt satışından kaynaklanan 90.475,74 TL tutarında bir bedelin ...'un usulüne uygun ticari defter kayıtlarından ortaya çıkmış olduğu belirlenmiştir. 19.08.2012 tarihli çekin ...' un ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, tespit edilmiştir. Diğer bir anlatımla söz konusu çek ... tarafından benimsenerek kendi defterlerine kaydedilmiştir. Her ne kadar imza yetkili temsilciye ait olmasa da 19.08.2012 tarihli çekin ...' un ticari defterlerinde kayıtlı olduğu gerçeği karşısında, bu çekin mevcut borcun tasfiyesi amacıyla verildiği açıktır. Kayıt tarihinin sözleşmenin feshine ilişkin ihtarnamenin düzenlendiği tarihten sonra gerçekleşmiş olması, çekin ... tarafından benimsenmediği sonucunu doğurmayacaktır. Dolayısıyla bahse konu çek nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş, bu yöne ilişkin asıl davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün düzeltilmesi gerekmiştir.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve dosya muhteviyatında bulunan bilirkişi raporlarında, davacı- birleşen davada davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında, asıl davada davacı tarafa 30.475,74 TL borçlu olduğu, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında davalı taraftan 194.027,74 TL alacaklı olduğu, taraflar arasındaki cari hesap farkının 163.552,00 TL olduğu, iş bu farkın nedeninin davalı karşı davacı tarafın 60.000,00 TL + 103.552,00 TL tutarlı iki adet kayıt işleminden kaynaklandığı, 10.08.2012 tarihli ... numaralı 60.000,00 TL tutarlı faturanın açıklamasının bilirkişi raporunda sözleşmeden kaynaklanan kısmi cezai şart bedeli olduğu, 10.08.2012 tarihli ... numaralı 103.552,00 TL tutarlı faturanın açıklamasının bilirkişi raporunda sözleşmeden kaynaklanan kısmi cezai şart bedeli olduğu, faturaların davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarına cezai şart bedeli olarak işlendiği, davacı tarafa tebliğ teslim edildiğine dair dosya muhteviyatında tevşik edici belgeye rastlanılmadığı, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarına işlenmediği tespit edildiği, ispat edilmesi halinde ticari defter ve kayıtlara göre 194.027,74 TL alacağı olabileceğini, aksi takdirde 30.475,74 TL alacağının olduğu tespit edilmiştir. Asıl davada davalı- birleşen dosyada davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde; 60.000 TL'lik teminat mektubunun cezai şart alacağına mahsup edilerek faturalandırıldığını, yine 103.552,00 TL'lik cezai şart faturası tanzim edildiğini, mahkemece cezai şart alacaklarının kabul edilmesi doğrultusunda 193.552,00 TL'lik tüm cari hesap alacaklarının kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de mahkemece cezai şart hususunda taleple bağlı kalınarak hüküm kurulmuş olup, Mahkemece cezai şartın kabul edilmesi nedeniyle cari hesapta cezai şarta ilişkin tüm alacakların kabulüne karar verilmesi mümkün görülmemiştir.

Bu açıklamalara göre:

-Asıl davada: Asıl davada verilen hükme karşı sadece davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Asıl davaya konu üç adet çekten 18.09.2012 tarihli, 7.500,00 TL tutarlı çekin menfi tespit talep eden davacının kendi defterinde kayıtlı olduğu anlaşılmakta olup, çek üzerindeki imzanın davacı yetkilisine ait olmasa bile bu çekin davacı tarafından benimsendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda ilk derece mahkemesince asıl davadaki menfi tespit talebinin 18.09.2012 tarihli, 7.500,00 TL tutarlı çek yönünden reddine karar verilmesi gerekirken bu çek yönünden de davanın kabulüne karar verilmiş olması hukuka aykırı bulunmuş, asıl davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile hükmün bu bakımdan düzeltilmesi gerekmiştir. Asıl davada menfi tespit talebine konu diğer iki adet çek bakımından ise; bu çeklerin davacı defterlerinde ödeme olarak kayıtlı olmadığı, çeklerdeki imzaların da davacı yetkilisinin eli ürünü olmadığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince bu iki çek yönünden menfi tespit talebinin kabul edilmesinde hukuka aykırılık görülmemiş, asıl davada davalı vekilinin bu çeklere yönelik istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.

-Birleşen davada: Birleşen davada verilen hükme karşı her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacının birleşen davadaki birinci talebi, asıl davada menfi tespit talebine konu edilen çeklerin veriliş sebebi olduğu iddia edilen kredili mal satım bedeli olan 90.000,00 TL'nin tahsili talebine ilişkindir. Tarafların ticari defterleri de incelenmek suretiyle düzenlenen bilirkişi rapor içeriklerine ve dosya kapsamına göre, birleşen davada davacının bu kalemden alacağı olarak, davalının defterlerinde de kayıtlı olan 30.475,00 TL belirlenip hüküm altına alınmıştır. Asıl dava bakımından yapılan inceleme sonucunda, davacının 18.09.2012 tarihli, 7.500,00 TL tutarlı çek nedeniyle de alacaklı olduğu belirlendiğinden, bu kalem bakımından davacının alacak miktarı 37.975,00 TL olarak hesaplanmaktadır. Bu nedenle, birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile hükmün bu yönden düzeltilmesi gerekmiştir. Birleşen davada davacının ikinci talebi, işlemiş ceza koşuluna ilişkin 103.552,00 TL alacak iddiasıdır.Davacı, bu kalem için fatura düzenleyip kendi defterlerine kaydetmiş ise de bu faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, ceza koşulu alacaklarının aşağıda açıklandığı üzere dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde b ve c bentlerinde ayrıca telep edildiği anlaşılmış olup, 103.552,00 TL tutarlı faturaya dayalı bu kalem bakımından davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.Birleşene davada davacı vekili, beş yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesinin süresinde önce feshi nedeniyle bakiye döneme isabet eden alım taahhüdü ihlaline dayalı ceza koşulu olarak hesaplanan 400.000 ...'nin şimdilik 2000 ...'lik kısmını talep etmiştir. Bayilik sözleşmesinin 20. maddesi ile bu sözleşmenin eki niteliğindeki Protokolün 3.1.3 maddesinde alım taahhüde bağlı ceza koşulu düzenlenmiştir. Bu ceza koşulunun miktarı 400.000 ... olarak hesaplanmış ve ilk derece mahkemesince taleple bağlı kalınarak 2000 ... alacağın tahsiline karar verilmiştir. Bu miktara hükmedilmesi sözleşme ilişkisine ve bilirkişi tespitlerine uygun olup birleşen davada davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde olmamakla birlikte, birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde, son paragrafta, döviz alacakları için ihtarname tarihindeki (07.11.2012) ... kuru olan 1,7793 TL'in esas alınarak TL üzerinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Bu durumda davacının, TBK'nın 99/3 hükmü ile kendilerine verilen tercih hakkını kullanarak alacağını vade tarihindeki yani ihtar tarihindeki kur üzerinden TL'ye çevirdiği anlaşılmaktadır. Davacı, dava dilekçesindeki bu beyanıyla bağlı olup bu kalem alacağa (2000 ...*1,7793 TL) 3.558,60 TL üzerinden hükmedilmesi gerekirken ... üzerinden karar verilmesi usule ve yasaya aykırı bulunduğundan, birleşen davada davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile hükmün düzeltilmesi gerekmiştir.Birleşen davada davacı vekili, sözleşme hükümlerine uyulmaması ve sözleşmenin feshine sebebiyet verilmesi nedeniyle ceza koşulu talep etmiştir. Talep, bayilik sözleşmesinin 20. ve protokolün 5. maddesine dayanmaktadır.Bu ceza koşulunun miktarı 200.000 ... olarak belirlenmiş olup, ilk derece mahkemesince taleple bağlı kalınarak 2000 ... alacağın tahsiline karar verilmiştir. Bu miktara hükmedilmesi sözleşme ilişkisine ve bilirkişi tespitlerine uygun olup birleşen davada davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde olmamakla birlikte, birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde, son paragrafta, döviz alacakları için ihtarname tarihindeki (07.11.2012) ... kuru olan 1,7793 TL'in esas alınarak TL üzerinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Bu durumda davacının, TBK'nın 99/3 hükmü ile kendilerine verilen tercih hakkını kullanarak alacağını vade tarihindeki yani ihtar tarihindeki kur üzerinden TL'ye çevirdiği anlaşılmaktadır.Davcı, dava dilekçesindeki bu beyanıyla bağlı olup bu kalem alacağa ( ...*1,7793 TL) 3.558,60 TL üzerinden hükmedilmesi gerekirken ... üzerinden karar verilmesi usule ve yasaya aykırı bulunduğundan, birleşen davada davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile hükmün düzeltilmesi gerekmiştir.Birleşen davada davacının son talebi ise sözleşmenin süresinden önce feshine bağlı kâr mahrumiyeti tazminatı talebine ilişkindir.Davacı bu kaleme ilişkin alacak talebini, talep sonucunun d bendinde 2000 ... olarak açıklamıştır. İlk derece mahkemesince davacının yoksun kaldığı kâr miktarı 127.152,00 TL olarak hesaplanmış, ilk derece mahkemesince taleple bağlı kalınarak 2000 ... alacak talebi kabul edilmiştir.Bu son alacak kalemi bakımından ilk derece mahkemesince TBK'nın 114/2 atfıyla aynı Kanun'un 52.maddesi uyarınca davacının zararı azaltma yükümlülüğü bulunduğunun dikkate alınmadan hüküm kurulması hukuka aykırı olmuştur. Ancak aşağıda açıklanan nedenlerle davacının bu kalem alacağı talep hakkının bulunmadığı kanaatine varıldığından, bu eksikliğin eleştirilmesiyle yetinilmiştir.Şöyle ki;Taraflar, sözleşmeye aykırılık hâllerini ceza koşuluna bağlamıştır.Yukarıda açıklandığı üzere davacının; asgari alım taahhüdünün ihlaline bağlı ceza koşulu alacağı ve sözleşmenin süresinden önce feshine bağlı ceza koşulu alacakları kabul edilip hüküm altına alınmıştır. Bu kez davacı, son kalem olan, sözleşmenin süresinden önce feshi nedeniyle yoksun kaldığı kâr nedeniyle tazminat talep etmektedir. Oysa, sözleşmenin erken feshine bağlı ceza koulu hüküm altına alındığına göre, TBK'nın 180/2 hükmü uyarınca davacının, ceza koşulunu aşan bir zararının bulunduğunu kanıtlaması gerekir. Yukarıda hüküm altına alınan iki ceza koşulundan birisi sözleşmenin erken feshi nedeniyle oluşan asgari alım taahhüdü zararına, ikicisi ise salt erken sona ermeye bağlı ceza koşuluna ilişkindir. Davacının hesaplanan kâr mahrumiyeti ise 127.152 TL olup hüküm altına alınan ceza koşulundan daha azdır. Bu durumda mahkemece, bu kaleme ilişkin alacak yani yoksun kalınan kâr nedeniyle tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ve birleşen davada davalı vekilinin bu kalem alacağa ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün düzeltilmesi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353.1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak asıl ve birleşen davaların esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın kaldırılmasına, asıl ve birleşen davaların esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;

A-ASIL DAVADA:

1-Davanın kısmen kabulü ile davaya konu 103.552,00 TL tutarlı, 29/08/2012 tarihli, ... nolu ve 82.500,00 TL tutarlı, 03/09/2012 tarihli, ... nolu iki adet çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,

2-Dava konusu 7.500,00 TL tutarlı, 19/08/2012 tarihli, ... nolu çek yönünden menfi tespit talebinin reddine,

3-Asıl dava yönünden alınması gereken 12.709,21 TL harçtan, dava açılırken peşin yatırılan 2.874,25 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.384,96 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

4-Davacı yanca yapılan 21,15 TL başvurma harcı, 2.874,25 TL peşin harç olmak üzere toplam 2.895,40 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5-Davacı yanca yapılan posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı) 23.140,89 TL yargılama giderinin, davadaki haklılık oranlarına göre belirlenen 22.135,97 TL'lik bölümünün davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına,

6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, iş bu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, iş bu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 7.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

B-BİRLEŞEN DAVADA:

1-Davanın kısmen kabulü ile;

a-37.975,75 TL açık hesap alacağının, dava tarihi olan 26.04.2013 tarihinden işleyecek %10 akdî temerrüt faizi ile birlikte, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, u kaleme ilişkin fazla talebin reddine,

b- 3.558,60 TL alım taahhüdün ihlali nedeniyle cezai şart, 3.558,60 TL maktu cezai şart olmak üzere toplam 7.117,20 TL cezai şart alacağının, ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 12.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek olan %10 akdî temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

2-Davacının mahrum kalınan kâr nedeniyle tazminat talebinin reddine,

3-Alınması gereken 3.080,30 TL harcın, dava açılırken peşin yatırılan 3.487,75 TL harçtan mahsubuyla artan 407,75 TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde davacıya iadesine,

4-Davacı yanca yapılan 24,30 TL başvurma harcı, 3.080,30 TL peşin harç olmak üzere toplam 3.104,60 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, iş bu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, iş bu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 3.558,60 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansınlarından artan kısımların, karar kesinleştikten sonra, yatıran taraflara iadesine,

8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;

a-Her iki tarafça yatırılan istinaf kanun yoluna başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; her iki tarafça yatırılan istinaf peşin karar harçların ise, karar kesinleştikten sonra ve talepleri hâlinde, ilk derece mahkemesince, yatıran taraflara iadesine,

b-Kararımızın mahiyetine ve yapılan giderlerin miktarına göre, taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, takdiren yapan taraf üzerinde bırakılmasına,

9-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 25.06.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/385, K. 2026/1243, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-385-e-2026-1243-k-fea97077852c