Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/67 E. 2026/1366 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/67
- Karar No
- 2026/1366
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/67 Esas
KARAR NO : 2026/1366 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2022/1082 Esas- 2023/1147 Karar
TARİH: 08/11/2023
DAVA: İtirazın İptali (Kâr Payı Alacağından Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 02/07/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin hissedarı olduğunu, davalı şirketin 30/11/2017 tarihinde, beheri 25,00 TL değerinde 400 paya ayrılmış şekilde toplamda 10.000,00 Türk Lirası değerinde sermaye ile ... tarafından tescil edildiğini, davalı şirket; 03/10/2019 tarihinde sermaye artırımına gittiğini, şirket sermayesini beheri 25,00 TL değerinde 400 paya ayrılmış şekilde toplamda 10.000,00 TL 'ndan beheri 25,00 TL değerinde 12.000 paya ayrılmış şekilde toplamda 300.000,00 TL'na artırıldığını, davalı şirket ortaklarından ...; 21/02/2020 tarihinde, kendine ait olan 12.000 adet sermaye payının 4.000 adetini 100.000,00 TL karşılığında müvekkiline devrettiğini, davalı şirketin ticaret siciline yaptığı kuruluş beyannamesinde şirketin hesap yılının, her yıl Ocak ayının birinci gününden yine o yılın Aralık ayının otuz birinci gününe kadar olan dönem olduğu yazıldığını, müvekkilinin pay sahibi olduğu günden itibaren 2 hesap yılı geçtiğini, müvekkilimin, kendi payı oranında dönem kârı mevcut olduğunu, bu dönem kârlarının hiçbiri müvekkiline ödenmediğini, müvekkilinin hissesine düşen kar payı bedelinin talebi amacıyla başlatılan Küçükçekmece 1. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibe davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiğini beyanla itirazın iptalini, takibin devamını, davalı tarafa %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin fiilen ortağı davacının babası ... olduğunu, şirkete ilişkin tüm bilgilendirmeler ve ödemelerin ...'a yapıldığını, uzun zamandır ortaklardan birinin ödeme almamış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, takibe dayanak ortaklar kurulu kararının şekil şartlarını sağlamadığını, ...'ın imzasının kararda bulunmadığını, kararın geçerli olması için kararda imzasının yer alması ve noterden düzenlenmiş asıl ve vekaletin evrak ekinde bulunması gerektiğini, yok hükmünde olan kararın takibe dayanak yapılmasının da hukuken mümkün olmadığını, beyanla davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 08/11/2023 tarih ve 2022/1082 Esas- 2023/1147 Karar sayılı kararında;
Davanın limited şirket kâr payı alacağının tahsili amacıyla başlatılan Küçükçekmece 1. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibine vaki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkin olduğu, bilirkişinin 08/06/2023 havale tarihli raporunda; davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibinde 30.12.2021 tarih 2021/002 nolu ortaklar kurulu kararına istinaden kar payı bedelinin tahsilinin talep edildiğini, davacının davalı şirkette 4.000 sehim, diğer ortak ...'un ise 8.000 sehim sahibi olduğunu, sermaye oranlarının buna göre davacı için 1/3, diğer ortak için 2/3 olduğunu, Sayın Mahkemece yapılacak hukuki değerlendirmede oluşacak kanaat, davacının dayanak yaptığı 30.12.2021 tarihli 2021/002 nolu kararın iptal edilmemiş olması, şirket büyük hissedarı olan 2/3 sermaye paylı ... tarafından kararın imza edilmiş olması, şirketin diğer ortağı olan 1/3 sermaye paylı davacının bu karara karşı çıkmayarak iptalini istememiş veya iptal ettirmemiş olması, büyük ortağı vermiş olduğu olur oyu karşısında müteakip süreçte diğer ortak karara çıkmadığı sürece, olur verdiği oyun/kararın geçersiz olduğunu ileri sürmesinin iyiniyet kurallarına uygun düşmediği yönünde olması, karar gereği davacının icra takibinde talep edebileceği kar payı tutarı tutarının 260.099,89 TL olarak hesap ve tespit edildiğini, (Talep; 262.401,65 TL) icra takibinde 30.996,19 TL ticari temerrüt (avans) faizi talep edilmişse de, kar payı ödemesinin yapılmasına ilişkin kararda, kar payının hangi tarihte ödeneceğine dair bir hükme yer verilmediğini, dosyasında davalı şirketin temerrüde düşürüldüğünü gösteren yazılı( ihtarname ve benzeri) belgenin görülemediğini, davacı vekilinin dava dilekçesinde sunduğu ihtarnamenin kar payı ödemesinin yapılması keyfiyetine havi olmadığını, şirket mali hususlarında bilgi verilmesi keyfiyetine ilişkin olduğunun görüldüğünü, temerrüt tarihini ortaya koyan belge ibraz edilmesi durumunda, takip öncesi dönem için faiz hesaplaması yapılabileceği, bu aşamada hesaplama yapılamadığını bildirdiği, davacı tarafından limited şirket ortaklar kurulu kararına istinaden kar payı alacağına ilişkin icra takibi yapılmışsa da ilgili kararın şirket defterlerine kaydedilmediği, davalı ortağa ait imza bulunmakla birlikte davacıya veya vekiline ait imzanın bulunmadığı, kararın oy birliği ile alındığına dair sayfa sonunda açıklamanın bulunduğu, dosyaya ibraz edilen ve noter tespitine konu edilen mail yazışmalarında da davaya konu edilen kararın imzalanması için bir takım bilgi ve belgelerin davacının vekili tarafından davalıdan istendiği, bu şekliyle hukuken geçerli bir karardan bahsedilemeyeceği, karşılıklı irade beyanlarının uyuşmadığı, her ne kadar bilirkişi tarafından ilgili kararın iptalinin davalı tarafından talep edilmediği şeklinde değerlendirmede bulunulmuşsa da davalıda bulunmayan, ticari defterlere işlenmeyen, davacı tarafından imzalanmayan veya muhalefet şerhi eklenmeyen karara ilişkin davalının iptal davasını açamayacağı, yine ilgili karara ilişkin dönemleri de kapsayacak şekilde genel kurul gündemi ile davacıya davetiye gönderildiği, genel kurulun 12/05/2022 tarihinde yapıldığı, davacının bu toplantıya kattılmadığı ve elinde olan belgeyi de ileri sürülerek alınan karara karşı iptal davası da açmadığı değerlendirildiğinde takibe konu edilen kararın kurucu unsurlarının bulunmadığı, davalının pay nisabı olarak tek başına bu kararı alabilecek olmasının bu durumu değiştirmeyeceği, nitekim ilgili karardan da davalının şirket adına tek başına bu kararı almadığı değerlendirilmekle davanın reddi ile davacının icra takibi yapmasında kötüniyeti bulunmadığından tazminat talebinin reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece eksik inceleme ve delillerin değerlendirilmesinde hataya düşerek hüküm tesis edildiğini, davalı tarafından cevap dilekçesinde dayanılmayan, yasal süresi içinde sunulmayan ve bu hususta tarafının muvafakatinin bulunmadığı deliller dosya arasına alınarak hükümde tartışma konusu edilerek HMK uyarınca öngörülen usuli emredici kurallara riayet edilmediğini, basit yargılama usulüne tabi iş bu davada taraflarca getirilme ilkesine aykırı davranıldığı, davalı tarafından cevap dilekçesinde dayanılmayan ve süresinden sonra sunulan belgenin muvafakatleri olmadan ve sorulmadan kabul edilmesinin savunmanın genişletilmesi ilkesine aykırı olduğunu, davalı taraf, bahse konu ...Kurulu kararının mevcudiyetini kabul etmekle; yok hükmünde olduğunu iddia ettiğini, başka bir anlatımla davalı taraf, bahse konu genel kurul kararının şirket müdürü ... tarafından kabul ve imza edildiğini ikrar ettiğini, yerel mahkemece, davalı tarafından mevcudiyeti ikrar edilen bir Genel Kurul Kararına ticari defterlere işlenmediği, müvekkil tarafından imzalanmadığı ve muhalefet şerhi eklenmediğinden bahisle itibar edilmemesi hukuka aykırı olduğunu, davalının iddia ve savunmalarında muhalefet şerhine yönelik bir itiraz dahi yer almadığını, Üstelik genel kurulun 12/05/2022 tarihinde yapıldığı, davacının bu toplantıya katılmadığı ve elinde olan belgeyi de ileri sürülerek alınan karara karşı iptal davası da açmadığı değerlendirildiğinde şeklindeki gerekçe ile yine davalı tarafından yasal süresi içinde öne sürülmeyen vakıalar hükümde tartışıldığını, yerel mahkemece incelenmesi gereken husus, davalı tarafça mevcudiyeti kabul edilen kararın muaccel bir alacağı ve buna bağlı olarak hukuken talep hakkını gösterip göstermediği olduğunu, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü altında olan şirket müdürü ...'un, bahse konu kararın yalnızca "müzakere" niyeti ile imzalandığına yönelik iddiaları ile tamamen kötüniyetli ve borçtan kurtulmaya yönelik olduğunu, öne sürmüş olduğu bu hususlar yerel mahkemece değerlendirilmediğini, neden değerlendirilme dışı bırakıldığına değinilmediğini, bilirkişi raporundan ayrılma gerekçesinin yeterli bir şekilde açıklanmadığını, bilirkişi raporunda teknik hesap hatalarına yönelik itirazlarının mevcut olduğunu, hesap hatalarına yönelik itirazları ile ek rapor talebininde yerel mahkemece reddedildiğini, taraflarınca kabul anlamına gelmese de, davalı karşı tarafın yasal süresinden sonra mahkemeye sunmuş olduğu e-mail ve whatsapp yazışmalarında da bahse konu kararın geçersizliğini ileri sürmediğinin ortada olduğunu, davalı karşı taraf, bizzat kabul ve beyan ettiği ...Kurulu Kararı'na yönelik, müvekkilin kar payını tahsil etmesini olanaksızlaştırmak adına geçersizlik iddiasında bulunduğunu, yerel mahkemece tüm bu hususların değerlendirme dışı tutulduğunu, taraflarınca, davalı şirket hakkında haklı nedenlerin varlığı sebebiyle davalı şirket yetkilisi ...'un idari hak ve vazifelerinin kaldırılmasına ve müvekkile verilmesine, ya da tedbiren kayyım atanmasına karar verilmesi talebinde bulunulduğunu, bu talebi doğrultusunda Bakırköy 4. Asiye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/1114 E. Sayılı dosyası ile 08.03.2023 tarihinde "Denetim ve Onay Kayyımı Olarak" Sayın ... atandığını, bu karar istinaden, yerel mahkemeye sunduğu 29/03/2023 tarihli dilekçe ile bilirkişi tarafından yapılacak Ticari Defter ve Kayıtlarının incelenmesi aşamasında kayyım kararının da dikkate alınması talebinde bulunulduğunu dosyanın bilirkişiye tevdiinde bu talebinin de değerlendirme dışı bırakıldığını, taraflarınca davalı şirket aleyhine ikame edilen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/1114 E. Sayılı dosyası kapsamında, davalı şirket tanıkları dinlenmiş, eldeki yargılamaya konu teşkil eden ...Kurulu kararına yönelik beyanda bulunduğunu, davalı şirket tanıkları, işbu yargılama konusu ...Kurulu Kararı'nın mevcudiyetini ve müzakere maksatlı akdedilmediğini de beyan ve kabul ettiğini, davalı tanığı mali müşavir ... beyanında ""Tanık, davalının mali müşaviri olduğunu, genel kurulu toplantılarının yapılma aşamasını bilmediğini, kar payı dağıtımına yönelik karar hazırlandığını ancak gerçekleşip gerçekleşmediğini bilmediğini," ifade ettiğini, davalı tanığı ve şirketin resmi olmayan üçüncü ortağı ..., "kar dağıtımı istendi, üçümüz toplandık" şeklinde beyanda bulunduğunu, dosya kapsamından da görüleceği üzere, yargılama konusuna esas teşkil eden ...Kurulu Kararının davalının iddia ettiği gibi müzakere maksadı ile akdedilmediği, şirket müdürü ...'un müzakere iradesi değil onay iradesinin bulunduğunu, esasında davalı şirket yargılama sürecinde müzakere iradesini dahi ispatlayamadığını, davalı şirket müdürünün bahse konu kararı imha etmesi ve karar defterine kaydetmemesi müvekkilime böyle bir borcu olduğu gerçeğini değiştirmediğini, Mahkemece söz konusu hususlar değerlendirilmeksizin alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; kâr payı alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, davalı şirketin 30/12/2021 tarih ve 2021/002 karar sayılı ortaklar kurulu kararına istinaden dağıtımına karar verilen kâr payının tahsilini talep etmiş, davalı vekili, söz konusu kararda davacı ortağının temsilcisinin imzasının bulunmadığını, kararın müzakere aşamasında kaldığını ve imha edildiğini, söz konusu kararın karar defterinde yer almadığını, yok hükmünde olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava konusu 30/12/2021 tarih ve 2021/002 karar içeriği; "Şirket ortakları bugün şirket merkezinde toplanarak aşağıdaki kararları almışlardır.1-Şirketin 2017 yılı 2.412,02 TL, 2018 yılı 24.875,76 TL, 2020 yılı 1.041.056,45 TL karlarının 2019 yılı zararı olan 239.117,40 TL'nin mahsup edilerek toplam 828.636,83 TL tutarın kanuni vecibeleri yerine getirildikten sonra kalan karının şirket ortaklarına dağıtılmasına, 2-2022 yılı karından 1.079.881,69 TL tutarın kanuni vecibeleri yerine getirildikten sonra avans kar dağıtımı olarak dağıtılmasına oybirliği ile karar verilmiştir." şeklindedir. Kararda dava dışı müdür ve ortak olan ...'un isim ve imzasının bulunduğu davacı temsilcisinin ismi bulunmakla birlikte imzasının bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalı şirket davacı ve dava dışı ... olmak üzere iki ortaklı limited şirketidir. Karar içeriğine göre ortaklar kurulu normal çağrı usulü uygulanmak suretiyle toplanmamış, aksi de savunulmamıştır. TTK'nın 617/3 maddesi delaletiyle aynı Kanunun 416 maddesi uyarınca bütün payların sahipleri veya temsilcileri, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde, genel kurula katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın, genel kurul olarak toplanabilir ve bu toplantı nisabı varolduğu sürece karar alabilirler. Yine TTK'nın 617/4 maddesi uyarınca herhangi bir ortak sözlü görüşme isteminde bulunmadıkça, genel kurul kararları, ortaklardan birinin gündem maddesi ile ilgili önerisine diğer ortakların yazılı onayları alınmak suretiyle de verilebilir. Aynı önerinin tüm ortakların onayına sunulması kararın geçerliliği için şarttır. Kararda şirket ortaklarının şirket merkezinde toplanarak karar aldığı belirtilmiş ise de davacı temsilcisinin imzasının bulunmadığı gözetildiğinde toplantıya katılmadığı ve çağrısız ortaklar kurulunun usulüne uygun olmadığı ve geçersiz olduğu açıktır. Yine dava dilekçesi ekinde sunulan taraflar arasındaki mail yazışmaları incelendiğinde davacıya kararın mail ile gönderildiği, davacının da kararı imzalamak için davalıdan bir kısım mali bilgi ve belge talep ettiği gözetildiğinde kararın TTK'nın 617/4 maddesi uyarınca alındığı anlaşılmıştır. Söz konusu maddeye göre de kararın geçerli olması için önerinin tüm ortaklara yapılması ve diğer ortakların yazılı onaylarının alınması şarttır. Ancak kararda davacının imzasının bulunmadığı, mail yazışmalarında kararı imzalamak için şirketin mali kayıtlarına ilişkin bilgi ve belge talep ettiği, sonrasında kararın onayladığına dair bir belge ve beyan sunmadığı, dolayısıyla bu madde uyarınca da ortaklar kurulunun geçersiz olduğu, davalı şirketin 12/05/2022 tarihli olağan genel kurul toplantısında 2017, 2018 ve 2020 yılına ilişkin dağıtılacak net kârın 66.000,00 TL olarak belirlendiği, davacı payına düşen miktarın davacıya ödendiği, bu karara karşı iptal davası açıldığına dair dosyaya bir delil sunulmadığı gözetildiğinde davalının savunduğu gibi görüşmelerin müzakere aşamasında kaldığı ve karar alınmadığı anlaşılmıştır. Geçersiz ortaklar kurulu toplantısında alınan dava konusu kararlar yok hükmünde olup, bu karara dayalı olarak kâr payı alacağı talebinde bulunulması mümkün olmadığından Mahkemenin bu yöndeki kabulü yerindedir. Davacı vekili taraflarca getirilme ilkesine ve savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı davranıldığını iddia etmiş ise de, davalı tarafından sunulan mail tespitine ilişkin noter belgesindeki mail yazışmalarının dava dilekçesi ekinde kendisi tarafından sunulduğu, dolayısıyla davalı tarafından tekrar sunulmasının savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı olmadığı, Mahkemece tarafların iddia ve savunmaları hakkında değerlendirme yapıldığı, taraflarca getirilme ilkesine aykırı davranılmadığı, kararın yok hükmünde olduğunun tespiti karşısında hesaplamaya yapılan itirazlar yönünden ek rapor alınıp alınmamasının ve taraflar arasındaki başka uyuşmazlık dosyasının ve tanık beyanlarının sonuca etkisinin bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
TTK'nın 617/3 maddesi delaletiyle aynı Kanunun 422 maddesi "Tutanak, pay sahiplerini veya temsilcilerini, bunların sahip oldukları payları, gruplarını, sayılarını, itibarî değerlerini, genel kurulda sorulan soruları, verilen cevapları, alınan kararları, her karar için kullanılan olumlu ve olumsuz oyların sayılarını içerir. Tutanak, toplantı başkanlığı ve Bakanlık temsilcisi tarafından imzalanır; aksi hâlde geçersizdir. (2) Yönetim kurulu, tutanağın noterce onaylanmış bir suretini derhâl ticaret sicili müdürlüğüne vermek ve bu tutanakta yer alan tescil ve ilana tabi hususları tescil ve ilan ettirmekle yükümlüdür; tutanak ayrıca hemen şirketin internet sitesine konulur." hükmünü, yine aynı Kanun'un 423 maddesinde "Genel kurul tarafından verilen kararlar toplantıda hazır bulunmayan veya olumsuz oy veren pay sahipleri hakkında da geçerlidir." hükmünü içermektedir. Söz konusu hükümler birlikte değerlendirildiğinde ortaklar kurulu kararları iptal edilinceye kadar tüm pay sahiplerini bağladığı ve geçerli olduğu, ortaklar kurulu toplantı tutanağında belirtilen ve tescil ve ilana tabi olan hususların tescil ve ilanının zorunlu olduğu, ancak tüm kararlar yönünden tescil ve ilanın kurucu unsur olmadığı, kanunda tescil ve ilanın kurucu unsur olup, edilmemesinin sonuçlarının belirtildiği hallerde kurucu unsur niteliğinde olduğu, diğer durumlarda üçüncü kişiler yönünden sonuç doğurması bakımından açıklayıcı nitelikte olduğu, kâr dağıtılmasına ilişkin ortaklar kurulu kararının tescil ve ilanının kurucu unsur olmadığı anlaşılmakla kararın tescil ve ilan edilmemesi tek başına geçersiz olduğu sonucunu doğurmadığı, Mahkemenin bu yöndeki
kabulünün yerinde olmadığı anlaşılmakla birlikte sonuca etkisi bulunmadığından kaldırma sebebi yapılmamıştır.
Sonuç itibariyle, dosya kapsamı, mahkemenin kabul ve gerekçesi ve istinaf sebepleri gözetildiğinde; mahkeme kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesine göre esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcı davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, fazla yatırılan 3.749,17 TL harcın talep halinde davacı tarafa iadesine,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 02/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.