Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1796 E. 2026/1430 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1796
- Karar No
- 2026/1430
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1796 Esas
KARAR NO : 2026/1430 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2020/100 Esas - 2024/453 Karar
TARİHİ: 12/06/2024
DAVA: Alacak (Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 09/07/206
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında İstanbul- ...- ... köyünde kain tapuda ... ada ...parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde otogaz istasyonu işleticiliği hususunda 24.02.2014 tarihli ... Sözleşmesi akdedildiği, sözleşmeye ilave olarak düzenlenen ürün alım taahhütnamesi ile anlaşmanın yürürlüğü süresince geçerli olmak üzere 2.712 ton otogaz almayı, eksik kalan ton üzerinden 20 USD tutarında kar mahrumiyeti ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, ancak 520 ton ürün alımında bulunduğunu, eksik alınan 2.192 ton ürün için 43.847 USD kar kaybı borcununu doğduğunu belirterek fazlaya ilişkin taleplerini saklı tutarak kar mahrumiyeti alacağının şimdilik 1.000 USD'sinin temerrüt tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 10/04/2018 tarihinde harçlandırılmış ıslah dilekçesi ile; Davalı aleyhine açılan kar mahrumiyeti alacağı davasında; fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 USD'lik kısmının talep edildiğini, dosyaya sunulan 20.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda müvekkil şirketin davalıdan talep edebileceği kar kaybı alacağının 43.840,00 USD olduğunun tespit edildiğini, huzurdaki davada dava değerini 20.11.2017 tarihli Bilirkişi Raporu doğrultusunda 43.840,00 USD olarak ıslah ettiğini, müvekkili şirketin kar kaybı alacağı olan 43.840,00 USD'nin temerrüt tarihinden itibaren yabancı paraya uygulanacak en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı tarafa usule uygun tebligat yapıldığı halde cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 12/06/2024 tarih ve 2020/100 Esas - 2024/453 Karar sayılı kararında;
"...Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede taraflar arasında İstanbul- ...- ... köyünde kain tapuda ... ada ...parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde otogaz istasyonu işleticiliği hususunda 24.02.2014 tarihli ... Sözleşmesi akdedildiği, 24/04/2014 tarihli ürün alım taahhütnamesi ile "1. Yılından başlamak ve anılan anlaşmaların yürürlüğü süresince geçerli olmak üzere yıllık asgari 678 ton anlaşma süresince toplam 2.712 ton otogaz ürünü satın almayı kabul ve taahhüt ettiği anlaşılmıştır.
Beyoğlu 54. Noterliği'nin 12/11/2015 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde bayilik sözleşmesinin 16/10/2015 tarihinde sözleşmenin yenilenmediği ve yenilenmeyeceği olduğu ihtar edilmiştir.
Dava, ... sözleşmesindeki asgari alım taahhüdünün davalı bayi tarafından yerine getirilmediği gerekçesiyle ceza koşulu alacağının tahsili talebine ilişkindir.
Bozma ilamı öncesi alınan 21/11/2017 tarihli bilirkişi raporunda özetle, davacı tarafın defterlerinde yapılan incelemede 14.05.2014- 23.02.2015 döneminde 365 ton 1.419.474,00 TL; 24.02.2015- 08.10.2015 döneminde 155 ton 547.308,00 TL davalı şirkete ... teslim edildiği tespit edilmiştir. Davalının sözleşme süresince alımını taahhüt ettiği miktarın 2.712 ton olup ticari ilişki kapsamında 520 ton alım yaptığı; eksik yaptığı alımın 2.192 ton olduğu davacı şirketin kar mahrumiyet tutarını anlaşma süresi sonunda toplam olarak talep etmesine davalı bayice muvafakat edildiği; davacının kar mahrumiyeti alacağının 43.840 USD olarak hesaplandığı tespit edilmiştir.
Bozma ilamı sonrası alınan 16/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle, davacı tarafın defterlerinde yapılan incelemede 14.05.2014- 13.05.2015 döneminde 448,42 ton; 14.05.2015- 08.10.2015 döneminde 71,23 ton davalı şirkete ... teslim edildiği tespit edilmiştir. 1. Yıl için 93,98 ton 2.yıl sözleşmenin feshine kadar 471,17 ton eksik alım yaptığı tespit edilmiştir.
24/04/2014 tarihli ürün alım taahhütnamesinde yer alan söz konusu hüküm ifaya ekli cezai şart niteliğinde olup davacının bu taahhütnameye dayalı olarak cezai şart talep hakkı bulunmaktadır. Ancak taraflarca eksik alım halinde ödeneceği kararlaştırılan söz konusu cezai şart ifaya ekli cezai şart mahiyetinde bulunduğundan, sözleşmenin yürürlükte olmadığı 2016-2017-2018-2019 yıllarına ait ifası talep edilemeyecek bir edimin ifa edilmemesine bağlı, diğer ifade ile eksik ürün alımına bağlı ceza talep edilemeyecektir. Sözleşmedeki alım taahhüdü yıllık olarak kararlaştırıldığından 2014 ve 2015 yıllarına ait eksik alımdan kaynaklı iş bu dönemler için cezai şart talep edilebilecektir.
Dosya kapsamında alınan bozma sonrası bilirkişi raporu da dikkate alınarak (bozma ilamı öncesi alınan bilirkişi raporunda eksik alınan ürünlere ilişkin farklı tarih aralığı yazıldığı neticeten toplamda 520 ton ürün alımı yapıldığı raporlar arasında iş bu hususta çelişki bulunmadığı anlaşılmıştır.) 14.05.2014- 13.05.2015 döneminde 448,42 ton; 14.05.2015- 08.10.2015 döneminde 71,23 ton toplamda 520 ton alım yapıldığı bu nedenle sözleşmenin ve ürün alım taahütnamesinde öngörülen 1. yıl için 93,98 ton; 2.yıl için 471,17 ton eksik alım yapıldığı bu durumda toplam 1. Ve 2. Yıl için 93,98 ton ve 471,17 ton için toplam 565,15 ton * 20 USD= 11.303 USD davacının cezai şart talep edebileceği anlaşılmıştır.
Davalının sözleşmenin imzalandığı tarihte cezai şartın davalının mahvına neden olup olmayacağı hususunda alınan 22/04/2023 tarihli rapor ile davalı şirketin 31.12.2014 tarihi itibariyle ödenmiş sermayesinin 2.500.000, TL olduğu, 572.567,29 TL zarar ettiği, geçmiş yıl zararı 21.205,58 TL ile birlikte toplam 593.772,87 TL zarar ettiği, öz sermayesinin 1.906.227,...TL olduğu tespit edilmekle hesaplanan cezai şartın davalının ekonomik mahvına sebebiyet vermeyeceği için cezai şart alacağından indirim yapılmamıştır.
Davacının sözleşmenin yürürlükte olduğu 2014 ve 2015 yıllarına ait eksik alım nedeniyle 11.303 USD talep edebileceği anlaşılmakla eksik alım nedeniyle 11.303-USD cezai şartın 1.000-USD'sine dava tarihinden itibaren, 10.303-USD'sine ıslah tarihi olan 10/04/2018 itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince USD döviz faizi işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile,
''1-Eksik alım nedeniyle 11.303-USD cezai şartın 1.000-USD'sine dava tarihinden itibaren, 10.303-USD'sine ıslah tarihi olan 10/04/2018 itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince USD döviz faizi işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine,
Fazlaya ilişkin talebin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının taahhüdü 5 yıl için verdiğini, taraflar arasında imzalanmış olan 24/02/2014 tarihli 5 yıllık ... Sözleşmesi ve bu sözleşmenin bir parçası olan Ürün Alım Taahhütnamesi'ne göre davalının sözleşme boyunca müvekkilden 2.712 ton oto gaz almayı, bu tutardan eksik aldığı her bir ton başına ise 20 USD cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalının işbu sözleşmeyi 16/10/2015 tarihinde feshettiğini, feshin haksız olduğunun bilirkişi raporu ve mahkeme kararı ile sabit olduğunu, davalının sadece 520 ton alım yaparak, yani 2.192 ton eksik alım yaparak (20 USD ile çarpıldığında) 43.840 USD cezai şartın doğumuna sebep olduğunu, söz konusu tutarın bilirkişi raporu ile de hesaplandığını, dosyaya sunulu son raporun, davalının mali durumunun cezai şart ödemeye müsait olduğunu, cezai şartta bir indirime gidilmesine gerek olmadığını ortaya koyduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın, müvekkilin ekonomik yıkımına neden olacağını, cezai şart miktarının iptalinin ve davanın reddinin gerektiğini, tacirin ekonomik özgürlüğünün aşırı derecede sınırlandırılmış olmasının sözleşmenin ahlaka aykırılığına yol açan nedenlerden biri olduğunu, burada hakimin sözleşmenin ahlaka aykırı olup olmadığını, edimin kapsamına, süresine ve / veya içeriğine göre belirleyeceğini, ceza koşulun ekonomik yıkıma neden olacak nitelikteyse tamamen veya kısmen geçersiz sayılabileceğini veya indirilebileceğini, Huzurdaki davada 45.000 USD cezai şartın söz konusu olduğunu, bu rakamın taraflar arasındaki sözleşmeye konu asıl ticari satışın bile kat be kat üstünde olduğunu, müvekkilin ekonomik yıkımına neden olacağını, bu nedenle belirlenen bu miktarın tamamen iptalinin gerektiğini,
Davacının sözleşmenin 01/09/2015 tarihinde sona erdiğini açıkça kabul ve ikrar ettiğini, sözleşmenin md.12/1 hükmünün de bu yönde olduğunu, süre hitamı ve davacı ikrarı ile sona ermiş bir akitte artık haklı veya haksız fesih olgusunun tartışılamayacağını, fesih tarihinden sonraki dönemler için kar kaybı hesap edilemeyeceğini, zira çekince konulmuş bir karar mahrumiyeti alacağı ihtarı olmadığına göre geçmiş 2 yıllık dönem için dava tarihinde kar mahrumiyeti talep edilemeyeceğini,
Huzurdaki dava ile 1.000 USD, ıslah dilekçesi ile toplam 43.840,00 USD kar mahrumiyetinin temerrüt tarihinden itibaren faizi ile tahsili talep edildiğini, taahhütnamenin 3. fıkrasında belirlendiği gibi, bu tip sözleşmenin yıllık anlaşma dönemleri halinde olduğunu, dava tarihi olan 30/12/2016 tarihinde muaccel olabilecek 2 dönem alacağının 14/05/14 - 14/05/15 ve 14.05.15 - 14/05/16 arası içindeki 2 döneme denk gelmekte olduğunu, zira 14/05/16 - 14/05/17 döneminin henüz dava tarihinde sona ermediğini, bu hali ile eksik ürün alınıp alınmayacağının belli olmadığını, dava tarihinde 14/05/16 - 14/05.17 dönemi sonlanmadığına göre bu dönem için açılan bir dava olmadığını ve kar kaybının söz konusu olamayacağını, kar mahrumiyetinin hiç talep edilemeyeceği itirazlarının kabul edilmesi durumunda TBK md. 52 kapsamında 36.543,53 USD indirim yapılması gerektiğini, süre sonunda kendiliğinden sona eren bir akitte kar kaybı talep edilemeyeceği yönündeki itirazları baki kalmak kaydı ile 16/12/2022 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmı 7. maddesindeki "TBK md 52 kapsamında sözleşmenin feshinden sonra zararın azaltılması yükümlülüğü" uyarınca davacının aynı bölgede 6 ay içerisinde bir bayilik oluşturmasının mümkün olduğu ve 36.543,53 USD cezai şarttan indirim yapılması tespiti gereği yerel mahkemece 43.840,00 USD - 36.543,53 USD = 7.926,47 USD den fazlaya hükmedilemeyeceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dairemizin 18/12/2019 tarih ve 2018/1359 Esas- 2019/1819 Karar sayılı kaldırma kararımızdan sonra yapılan yargılama sonucunda istinafa konu karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında imzalanan ... sözleşmesi, eki ürün alım taahhütnamesi uyarınca belirlenen eksik ürün alımı için öngörülen cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş olup, karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Somut olayda, davacı ...Ş. ile davalı şirket arasında “ İstanbul İli, ... İlçesi, ... Köyünde kain, tapuda ... ada ...parselde kayıtlı” taşınmaz üzerinde bulunan otogaz istasyonunun işleticiliği hususunda 24.02.2014 tarihli ... Bayilik Sözleşmesi başlıklı sözleşme akdedilmiş, sözleşmenin müddeti başlıklı 12. Maddesinde;
'' İşbu Bayilik Sözleşmesi, imza tarihinden itibaren başlamak ve 01.09.2015 tarihine kadar süreyle geçerli olmak üzere imzalanmış olup, süresi hitamında kendiliğinden sona erecektir.
BAYİ'nin, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'ndan Bayilik Lisansını temin ederek, ... markası altındaki satış faaliyetinin, imza tarihinden sonra başlaması halinde ise, işbu sözleşmenin süresi, istasyonda fiilen satışa başlama tarihinden itibaren 5 (beş) yıldır. Fiilen satışa başlama tarihi, taraflarca müştereken tanzim olunacak tutanakla tespit edilecektir. Tutanağın hazırlanamaması ve/veya mevcut olmaması halinde, Bayi'nin ilk ürün alımına dair ... tarafından düzenlenen “fatura"nın tarihi, işbu Sözleşme'nin başlangıç tarihi olarak kabul edilecektir.'' hükmü düzenlenmiştir.Davalı şirket tarafından davacı ...Ş. ile dava dışı .....A.Ş.'ye Beyoğlu 54 Noterliğinden gönderilen 12/11/2015 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile;''Taraflar arasındaki Akaryakıt ve ... istasyonları için yapılan Bayilik Sözleşmesinin süresinin 16.10.2015 tarihinde sona erdiğini, sözleşmenin yenilenmediğini ve taraflarınca da yenilenmeyeceğini,'' ihtaren bildirmiştir.
Sözleşmenin 12. Maddesinde sözleşmenin sona ereceği tarih olarak 01.09.2015 gösterilmiş olmakla birlikte aynı maddenin 2. ve 3. paragrafında, davalı şirketin..., markası altındaki satış faaliyetlerine imza tarihinden sonra başlaması halinde sözleşmenin süresi 5 yıl olarak belirlenmiştir.
Mahkemece alınan ek bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerden, davalı şirketin imza tarihinden yani 24.2.2014 tarihinden önce ... markası ile faaliyette bulunduğuna dair bilgi ve belgenin olmadığı, bilirkişi kök raporunda da belirtildiği üzere davalı şaketin ... markası altındaki faaliyetleri bu tarihten sonra başladığı, dolayısıyla Sözleşmenin süresi belirlenirken 12. Maddenin 1. Paragrafı değil 2. ve 3. paragrafının dikkate alınması gerekir.
Sözleşmenin süresi bu şekilde belirlendiğinde 5 yıllık sürenin başlangıç tarihinde belirlenmesi gerekir. Taraflar, Sözleşmenin 12. Maddesinin 3. Paragrafında sürenin belirlenmesi açısından sırasıyla iki yöntem benimsemiştir. İlk olarak, davalı şirketin ... markası altında fiilen satışa başladığı tarih taraflarca bir tutanak ile kayıt altına alınırsa, 5 yıllık süre bu tarihte başlayacaktır. Dosya kapsamında böyle bir tutanak olmadığı gibi tutanak olduğu da iddia ve ispat edilmemiştir. Sözleşmenin yine aynı maddesinde, tutanağın hazırlanmaması ve/veya mevcut olmaması halinde sözleşmenin başlangıç tarihi olarak davalı şirketin ilk ürün alımına dair ... tarafından düzenlenen faturanın tarihi belirlenmiştir. Kök raporda belirtildiği üzere şirketin ilk ürün alımına dair faturanın 14.5.2014 tarihinde düzenlendiği tespit edilmiştir. Bu tespitlere göre taraflar arasındaki sözleşmenin 5 yıl süre ile geçerli olduğu ve sözleşmenin başlangıç tarihinin 14.5.2014 olduğu tespit edilmiştir.
Çözüme kavuşturulması gereken diğer husus, sözleşmenin ne şekilde sona erdiğidir. Davalı şirket tarafından davacı ...Ş.'ye Beyoğlu 54 Noterliğinden gönderilen 12/11/2015 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile, taraflar arasmdaki sözleşmenin 16.10.2015 tarihinde sona erdiği ve sözleşmenin yenilenmeyeceği belirtilmiştir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; dosya kapsanunda yer alan bilgi ve belgelere göre, taraflar arasındaki Bayilik Sözleşmesi'nin sözleşmede kararlaştırlan süreden önce sona erdiğini gösteren bir bulguya rastlanmadığı, mevcut delil durumuyla, sözleşmenin 16.10.2015 tarihinde kendiliğinden sona erdiği kanaatine varılamadığı, sürenin sonunda sözleşme kendiliğinden sona ermediği kabul edileceği için davalı şirket tarafından 12.11.2015 tarihinde gönderilen iitamame ile sözleşmenin feshedildiğinin kabulü gerektiği, bu durumda davalı vekili feshe ilişkin bir gerekçe sunmadığı için sözleşmenin feshinin haksız fesih olarak nitelendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Yukarıda açıklanan bilirkişi raporundaki tespitlere göre, taraflar arasındaki sözleşmenin 12. Maddesinin 2. ve 3. Paragrafına göre sözleşme süresinin 5 yıl olduğu, sözleşmenin başlangıç tarihinin 14.5.2014 olduğu ve sözleşmenin 2. Yılında davalı bayi tarafından gönderilen 12/11/2015 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile sona erdirildiği tespit edilmiştir.
Davacı taraf dava dilekçesi ile, davalının taahhüdü uyarınca anlaşmanın yürürlükte olduğu dönemde 2.712 ton ürün alması gerektiği halde 520 ton ürün alımında bulunduğunu, bu kapsamda davalının eksik aldığı 2.192 ton ürün için 43.847,00USD kar kaybı borcu doğduğunu, ürün alım taahhütnamesi uyarınca eksik kalan ürün miktarı için hesaplanan 43.847,00 USD kar mahrumiyeti alacağının şimdilik 1.000,00 USD'sinin temerrüt tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsili talebiyle iş bu davayı ikame ettiğini beyan etmiştir
Davalı taraf Bayilik Sözleşmesi'ne ilave olarak imzalamış olduğu 24/04/2014 tarihli Ürün Alım Taahhütnamesi ile; ''birinci yıldan başlamak ve anılan anlaşmanın yürürlüğü süresince geçerli olmak üzere,yıllık asgari 678 ton, anlaşma süresince toplam: 2.712 ton otogaz ürününü münhasıran ... A.Ş.'den veya ... A.Ş.'nin yazılı olarak göstereceği ikmal kaynaklarından satın almayı kabul ve taahhüt ettiği, taahhütnamenin a maddesinde; anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 20 USD tutarının ödeme gününde uygulanmakta olan Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığında kar mahrumiyeti ödemeyi, c maddesinde; Söz konusu kar mahrumiyeti miktarının, ... A.Ş. Tarafından her bir yıllık anlaşma döneminin hitamında veya bizzat belirleyeceği dönemlerde anlaşmanın ifasıyla birlikte talep edilebileceği veya, d maddesinde; Anlaşmanın hitamında veya anlaşmanın her ne sebeple olursa olsun sona ermesini müteakip ... A.Ş. tarafından aynı ticari bölgede veni bir bayilik tesis edilip edilmeyeceğine bakılmaksızın talep edilebileceğini, e maddesinde; bu ahvalde işbu taahhüdün ve kar mahrumiyeti miktarının, anlaşmalarda öngörülen cezai şart miktarına hiçbir şekilde mahsup edilmeyeceği, haklı nedenle feshi halinde cezai şarta ilaveten talep edilebileceği, g maddesinde; ... A.Ş.'nin anılan kar mahrumiyeti tutarını mutabakat dahilinde anlaşma süresi sonunda toplam olarak talep etmesine muvafakat ettiği, h maddesinde ise; ... A.Ş. tarafından yazılı feragatname verilmedikçe ... A.Ş.'nin herhangi bir hak ve alacağından feragat etmiş sayılmayacağı, hüküm altına alınmış, davacının talebi ürün alım taahhütnamesi uyarınca eksik alımdan kaynaklı kar mahrumiyeti ( ifaya ekli ceza-i şart) alacağı olup eldeki davanın 30/12/2016 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır
Somut olayda davacı taraf dava ve ıslah dilekçesi ile, davalının taahhüdü uyarınca anlaşmanın yürürlükte olduğu dönemde 2.712 ton ürün alması gerektiği halde 520 ton ürün alımında bulunduğunu, bu kapsamda davalının eksik aldığı 2.192 ton ürün için 43.847,00USD kar kaybı borcu doğduğunu, ürün alım taahhütnamesi uyarınca eksik kalan ürün miktarı için hesaplanan 43.847,00 USD kar mahrumiyeti talep etmiştir.
Mahkemece dairemizin kaldırma kararından sonra alınan heyet raporu doğrultusunda istinafa konu karar verilmiştir.
Somut olayda; ürün alım taahhütnamesinin g ve h bentlerinde, davalının, davacı tarafından ceza tutarını mutabakat dahilinde anlaşma süresi sonunda toplam olarak talep edilmesine muvafakat ettiği, davacı tarafından yazılı feragatname verilmedikçe davacının herhangi bir hak ve alacağından feragat etmiş sayılmayacağını da kabul ettiği, buna göre davacının ürün alım taahhüdüne ulaşılamayan bir yıllık dönemin sonunda, devam eden yıl için herhangi bir çekince koymaksızın davalıya ürün vermesinin geçmiş dönem için oluşan cezai şart alacağını istemesine engel teşkil etmeyeceği, davacının satış taahhüdüne uyulmaması nedeniyle ileri sürdüğü kâr mahrumiyeti talebi, ifaya ekli cezai şart mahiyetinde olup, sözleşmenin yürürlükte olduğu dönem için, sözleşmenin haklı veya haksız olarak feshedilmesinden bağımsız şekilde, koşulları mevcut ise talep edilebilecektir. TBK'nun 179/2 fıkrası uyarınca ifaya ekli cezai şartta alacaklı, açıkça feragat etmiş veya ifayı kayıtsız şartsız kabul etmiş olmadıkça, hem sözleşmenin ifasını hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilir. Taraflar arasındaki sözleşme 14.05.2014 tarihinde başlamış olup, 08/10/2015 tarihinde süresinden önce ve ikinci yıl dolmadan sona ermiştir. Taraflarca eksik alım halinde ödeneceği kararlaştırılan cezai şart ifaya ekli cezai şart mahiyetinde bulunduğundan, sözleşmenin yürürlükte olmadığı 08/10/2015 tarihinden sonraki dönem için, ifası talep edilemeyecek bir edimin ifa edilmemesine bağlı, diğer ifade ile eksik ürün alımına bağlı ceza talep edilemeyecektir. Mahkemece, dairemizin kaldırma kararından sonra alınan bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda verilen karar usul ve yasaya uygun olduğundan aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
6102 sayılı TTK'nun 22. maddesi uyarınca tacir sıfatını haiz borçlu, fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını mahkemeden isteyemez ise de bir borçlunun, iktisadî ve ticarî faaliyet ve mevcudiyetinin tehlikeye girmesini veya yıkılmasını mucip olacak bir nisbete ulaşan her cezaî şartın, ahlâk ve adaba aykırı olacağı, kararlaştırılan cezai şart miktarının ekonomik yönden borçlunun mahvına sebep olabilecek tarzda yüksek olduğunun saptanması halinde bu durum ahlâk ve adaba aykırı olduğundan mahkemece cezai şarttan uygun bir indirim yapılabileceği, bu şekilde bir indirime gidilebilmesi için borçlunun ekonomik durumunun, ticari defterlerinin, bilançosunun konusunda uzman bir bilirkişiye incelettirilerek ayrıntılı ve mahkeme ve kanun yolu denetimine elverişli rapor alınması ve bu inceleme çerçevesinde indirime gerek bulunduğunun saptanması halinde somut olayın özelliği de gözetilerek bir indirime gidilmesi gerektiği, mahkemece alınan bilirkişi ek raporundaki tespite göre hükmedilen ceza-i şart miktarının davalının mahfına sebep olmayacağına ilişkin tespit ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekili ile davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Sonuç olarak, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı ve davalının istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.726,16 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 681,54 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.044,62 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı ve davalı üzerinde bırakılmasına,
6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 09/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.