Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1174 E. 2026/1275 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1174
- Karar No
- 2026/1275
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1174
KARAR NO : 2026/1275
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/02/2023
NUMARASI : 2022/198 Esas - 2023/89 Karar
DAVA: İstirdat, Menfi Tespit
DAVA TARİHİ: 18/02/2022
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/07/2026
Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; ... Aksaray İstanbul Şubesine ait 17.01.2022 tarihli, 37.500-TL bedelli, keşidecisi.....Ltd. Şti, lehdarı müvekkili olan ... numaralı çekin 06.10.2021 tarihinde şirket aracının camı kırılmak suretiyle çalınarak rızası dışında müvekkilinin elinden çıktığını, çekin çalındığı esnada henüz müvekkilince ciro edilmediğini, olaya ilişkin suç duyurusunda bulunulduğunu ve İstanbul C. Başsavcılığının 2021/167936 soruşturma sayılı dosyasında soruşturma başlatıldığını, çekin iptali istemiyle Bakırköy 3. ATM'nin 2021/837 esas sayılı dosyasında dava açılarak ödeme yasağı kararı alındığını, ödeme yasağı kararının 12.10.2021 tarihinde muhatap bankaya tebliğ edildiğini, çekin davalı tarafından 17.01.2022 tarihinde bankaya ibraz edildiğini, davalının ödeme yasağı kararını ve çekin çalıntı olduğunu bilebilecek durumda olduğunu, davalının çeki 6361 sayılı kanuna uygun şekilde elde etmediğini, çek üzerindeki cirolar çek çalındıktan sonra yapılmış olup geçerli bir alacak ilişkisine dayanmadığını, davalının çeki kötü niyetle iktisap ettiğini belirterek, müvekkilin çeke ilişkin olarak davalıya borçlu olmadığının tespiti ile çekin istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili; davacı tarafın iddia ettiği gibi çekin hırsızlık sonucu tedavüle çıkarılmış olması halinde, basiretli bir tacir gibi hareket etmeyen davacının davasının kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin çekin 6361 sayılı kanunun 9/2 maddesine uygun olarak devir ve temlik aldığını, müvekkilinin çeki ve dayanağı faturayı müşterisi olan ...şirketinden teslim aldığını, dava dışı ... ... şirketi adına düzenlenmiş olan 12.10.2021 tarihli fatura bulunduğunu, davacı şahsi def’isini ancak soruşturması neticesinde tesbit edilen tarafa karşı ileri sürebileceğini, müvekkiline karşı bu definin ileri sürülemeyeceğini, müvekkili şirket iyiniyetli 3. kişi olup davacının hukuki durumunu ve dava dışı kişiler ile arasındaki iç ilişkiyi bilmesinin mümkün olmadığını,çek bankaya ibraz edildiğinde karşılıksız çıktığını belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davaya konu çekin keşidecisinin ..., lehdarının davacı şirket, davacıdan sonraki cirantaların ..., ... şirketi, ...ve ... şirketi olduğu, çekin ibrazında karşılığının olmadığı, çek hakkında ödeme yasağı kararı olduğunun belirtildiği, çekin davacı kayıtlarına 06.10.2021 tarihli tahsilat makbuzu ile girdiği, 07.10.2021 tarihli soruşturma dosyasındaki beyanlarda çekin araba içerisindeyken aracın sol arka kelebek camının kırılarak hırsızlık suretiyle çalındığının belirtildiği, davacının 08.10.2021 tarihli dilekçe ile çek iptali davası açtığı, davalının cevap dilekçesi ile birlikte faktoring işlemine ilişkin belge sunduğu, bu belge içeriklerinden ... şirketinin 12.10.2021 tarihli faturaya yönelik taahhütnamesi bulunduğu, faturadan kaynaklı borcunun bulunduğunu kabul ettiği, bu taahhütte geçen 4 adet çeke ilişkin davalı tarafın 1 ve 4. sıradaki keşidecilerden kaşe ve imzalı olarak çeke konu hizmetin alınıp alınmadığına yönelik taahhüt aldığı, ancak 2 ve 3. sıradaki keşidecilerden taahhüt alındığına yönelik belge sunulmadığı, davaya konu çekin 3. sırada yer aldığı, davalı tarafın kendisinden önceki ciranta olan ... şirketinden 2 ve 3. sırada bulunan çeklere ilişkin taahhüt aldığı, ... şirketinin 12.10.2021 tarihli 802.105-TL tutarlı faturanın 179.000-L kısmını davalıya devir ve temlik ettiği, faktoring işleminin tarafının bu şirket olduğu, alınan bilirkişi raporunda, davacı tarafın davaya konu çekin henüz davacı firmaya ulaşmadan çalınması nedeniyle ticari defterlerine çekle ilgili bir kayıt yapamadığını beyan ettiği, davacı defterinde çekle ilgili defter kaydının görülemediği, davacı ile keşideci şirket arasında ticari ilişki bulunduğu ve faktoring işleminin usule uygun olduğunun belirtildiği, ancak davalı tarafından yönetmeliğin 5. maddesinde belirtilen şekilde istihbarat çalışma yapılmadığı, 4 adet çekten 2 adeti için keşideci ile çeke dayalı hizmetin alınıp alınmadığına ilişkin taahhüt alınmış iken davaya konu çekin de dahil olduğu diğer iki adet çeke ilişkin keşidecilerden bu yönde taahhüt alınmadığı, davalının fatura borçlusu ve senedin keşidecisine başvuruda bulunmasının yönetmelikte açıkça düzenlendiği, dosyaya sunulan faturanın, sözleşme tarafının taahhüdünün ve ondan bir önceki cirantanın taahhüdünün özen yükümlülüğünün yerine getirildiğinin ispatında yeterli kabul edilemeyeceği, rapora bu açıklamalar nedeniyle itibar edilmediği, davacının imza itirazına ilişkin davacı asılın da hazır bulunduğu 5 no'lu celsede HMK 211 maddesi uyarınca değerlendirme yapıldığı, müşteri çeklerini ciro etme yetkisine sahip kişi imzaları ile çek üzerindeki imzanın açık şekilde birbirine benzemediğinin tespit edildiği, bu nedenle imza incelemesi yapılmasına gerek olmadığı, çekteki imzaya itirazın herkese karşı ileri sürülebilecek itirazlardan olduğu, bu nedenle davalı tarafa karşı da 6361 sayılı yasanın 9/3 maddesi ile sınırlandırmaya tabi olmadan ileri sürülebileceği, bu nedenle menfi tespit davasının ispatlandığı, yargılama sırasında yapılan ödeme ile menfi tespit isteminin çek bedelinin iadesi talebine dönüştüğü, çekin istirdatı talebinin ise çek aslının yargılama sırasında davacı uhdesine geçmesi nedeniyle konusuz kaldığı gerekçesiyle, davacının istirdata dönüşen menfi tespit isteminin kabulü ile ödenen 51.681,61-TL çek bedelinin 13.04.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının çek istirdatı talebi konusuz kaldığından, bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, İİK 72/4 maddesi şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili; davacının çek üzerindeki imzanın sahteliğine ilişkin iddiası karşısında, ilk derece mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırılmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müşteri çeklerini ciro etme yetkisine sahip yetkili sadece ... olmayıp, ...'in de çek ciro etmeye münferiden yetkili olduğunu, mahkemenin tam olarak neye dayanarak imzaların benzemediğine ilişkin bir kanaate vardığının anlaşılamadığını, çek üzerindeki imzanın yetkiliye ait olmadığı durumlarda şayet aynı imzayla daha önce ödeme yapılmasına rağmen kötü niyetle bu şekilde çek keşide/ciro edilmeye devam edilmekte ise bu durumun tarafların davadaki hukuki pozisyonlarını ve haklılıklarını doğrudan etkileyen bir unsur olarak değerlendirilmesi gerektiğini, bu kapsamda davacının daha önce keşide edip ödediği çek örneklerinin getirtilerek imza karşılaştırması yapılması gerektiğini, kaldı ki müvekkili bir faktoring şirketi olup, çek üzerinde yer alan imzanın sıhhatini bilebilecek durumda olmadığını, nitekim çekin üzerinde düzenleyene izafe edilebilecek bir imza şeklen mevcut olmasına rağmen bu imzanın sahte olmasının imzaların bağımsızlığı ilkesi gereği tedavül eden çekin geçerliliğine engel olmayacağını, alınan bilirkişi raporunda da, müvekkilinin davakonusu çeki temlik alırken 6361 sayılıkanuna ve ilgili BDDK genelgesine uygun hareket ettiğinin tespit edildiğini, müvekkilinin alacağı tevsik eden belgelere binaen faktoring işlemi yaptığını ve dava konusu çeki usulüne uygun olarak ciro yolu ile tevdi aldığını, çekin 12/10/2021 tarihli alacak bildirim formu ve çek senet tevdi bordrosuna istinaden ciro yoluyla müvekkili şirkete intikal ettiğini, çekteki ciro silsilesinde çeki veren kişinin devralınan faturada alacaklı gözüken kişi ve bu kişiden bir önceki cirantanın da faturadaki borçlu ile aynı olduğunu, fatura ile kambiyo senedi arasındaki tutarların uyumlu olduğu hususlarında gerekli araştırmalar yapılarak çekin iktisap edildiğini, dolayısıyla müvekkili şirketin çekin iktisabında kötü niyeti ve ağır kusurlu olmadığını, bu konuda ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, müvekkili şirket çeki iktisap ettiği esnada çek hakkında herhangi bir ödeme yasağı bulunmadığı, müvekkili şirketin kötü niyetli olduğundan söz etmenin mümkün olmadığını, gerekli tüm istihbarat çalışmalarını yapmış olan müvekkilinin çek üzerinde yer alan diğer imzaların aidiyetini araştırma zorunluluğunun bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, kambiyo senedi niteliğinde bulunan çeke dayalı olarak borçlu olunmadığının tespiti ile 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi uyarınca çekin istirdatı istemine ilişkindir.
Somut olayda; dava konusu keşidecisi..., lehtarı davacı şirket olan ... Aksaray/İstanbul Şubesine ait 17.01.2022 keşide tarihli, 37.500-TL bedelli, ... numaralı çekin cirantaların davacı lehtar sonrasında sırasıyla ..., ..., ...ve davalı ... olduğu, davacı tarafından çekin araçtan hırsızlık suretiyle çalındığı iddiasıyla suç duyurusunda bulunulduğu, İstanbul C. Başsavcılığının 2021/167936 soruşturma sayılı dosyasında davacı şirkete ait aracın camı kırılmak suretiyle hırsızlık yapıldığının tespit edildiği, davacı tarafça çekin iptali istemiyle Bakırköy 3. ATM'nin 2021/837 esas sayılı dosyasında dava açıldığı, mahkemece davacının ihtiyati tedbir talebi üzerine çek hakkında ödeme yasağı kararı verildiği, çekin son hamil davalı ... tarafından bankaya ibrazında ödeme yasağı kararı nedeniyle ödeme yapılmadığı, davalı ... tarafından çeke dayalı olarak davacının da aralarında bulunduğu borçlular aleyhine İstanbul 23. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığı, takip konusu borcun davacı borçlu şirket tarafından 13.04.2022 tarihinde 51.681,61-TL olarak ödenerek icra dosyasının infazen kapatıldığı ve çek aslının davacıya teslim edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; çek aslının davacının uhdesine geçtiği gerekçesiyle çekin istirdatı istemi bakımından konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, menfi tespit istemi bakımından ise duruşmada yapılan inceleme sonucunda çekte yer alan ciranta imzasının davacı şirket yetkililerine ait olmadığı gerekçesiyle imza incelemesi yaptırılmaksızın, yargılama sırasında yapılan ödeme ile istirdata dönüşen istemin kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
6361 sayılı yasanın 9/2. maddesi; faktoring şirketinin, BDDK tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde, kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile yine BDDK tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamayacaklarını ve tahsilini üstlenemeyeceklerini ... işlemi bakımından mal veya hizmet satışının sadece fatura ile tevsik edilmesi yeterli olmayıp, faktoring şirketince faturaya konu mal veya hizmet satışının fiktif nitelikte olup olmadığı, işlem taraflarının ve faturanın güvenilirliği, ilgililerin mali durumları konularında araştırma ve istihbarat çalışması yapılması gerektiği, ayrıca temlik alınan alacağı temsil eden kambiyo senedinin fatura tutarı ile uyumlu olup olmadığına bakılarak açık uyumsuzluk halinde işlem yapılmaktan kaçınılması, senedi düzenleyen ve sair ilgililer açısından da borcun varlığı bakımından teyit işlemleri yapıldıktan sonra ve ancak tüm bu araştırma ve soruşturma sonucunda olumlu bir sonuca varılması halinde faktoring işlemi yapılması gerekmektedir.
Eldeki davada dava konusu çek, faktoring işlemine esas olmak üzere dava dışı ...şirketi tarafından yine dava dışı ... şirketine hitaben düzenlenen 12.10.2021 tarihli 802.105-TL bedelli faturaya istinaden bu şirketten ciro yoluyla devralınmış olup, aralarındaki faktoring sözleşmesi gereğince alacak bildirim formu ve tevdi bordrosu düzenlenerek, dava konusu olmayan diğer 3 adet çek ile birlikte davalı ...'e teslim edilmiştir. Mahkemece getirtilen BA ve BS formlarına göre ... şirketi tarafından 2021/10 döneminde ... şirketine 6 belge karşılığı toplam 2.515.600-TL malı satışı, ... şirketi tarafından ise ... şirketinden 6 belge karşılığı 2.515.600-TL mal alışı bildirilmiş olup, tarafların BS ve BA bildirimleri tamamen birbiriyle uyumludur. Yine davalı ... tarafından tevdi bordrosu ile dava konusu çek ile birlikte alınan diğer 3 adet çekin tahsil edildiği getirtilen banka kayıtlarından anlaşılmaktadır. Dava konusu çekin ciro silsilesinde bir kopukluk da bulunmamakta olup, bu haliyle davalı faktoring şirketi tarafından gerçekleştirilen faktoring işleminde bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
Davacının menfi tespit istemi bakımından; kural olarak kambiyo senetleri soyut borç ikrarını içeren senetlerdir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür. Bu kapsamda somut olayda davacı tarafça, dava konusu çek üzerinde yer alan ciro imzasının sahteliği ileri sürülmüş olup, TTK'nın 659. maddesi gereğince ciro imzasının sahteliği iddiası mutlak defi niteliğinde bulunduğundan herkese karşı ileri sürülebilir niteliktedir. Mahkemece ise bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın, davacı şirket yetkililerinin imza sirkülerindeki imzaları ile dava konusu çek üzerindeki imzaları karşılaştırılarak, imzaların davacı şirket yetkililerine ait olmadığı kanaatine varılmıştır. Oysa HMK'nın 211. maddesinde bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda ne şekilde inceleme yapılacağı düzenlenmiştir. Buna göre hakimin inkar edenden isticvap sonucu aldığı imzaların yetersiz olması halinde bilirkişi incelemesi yaptırılacağı, bu inceleme öncesinde de karşılaştırma yapmaya elverişli imza ve yazıların getirtileceği düzenlenmiştir. Bu kapsamda mahkemece olay tarihi itibariyle davacı şirketin müşteri çeklerini ciro etmeye münferiden yetkili bulunan ... ve ...''in huzurda imza örnekleri alınıp, yakın tarihli mukayeseye esas imzalarını içeren belgeler araştırılıp toplanarak alanında uzman bir bilirkişi aracılığıyla imza incelemesi yaptırılıp, ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alındıktan sonra davacının menfi tespit istemi bakımından varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanıp değerlendirilmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulüne; Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/02/2023 Tarih 2022/198 Esas - 2023/89 Karar sayılı kararın HMK 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA;
"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine"
Davalı tarafından yatırılan 883-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 06/07/2026