Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1380 E. 2026/1402 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1380
Karar No
2026/1402
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1380

KARAR NO: 2026/1402

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 04/06/2026

NUMARASI: 2026/425 Esas - 2026/395 Karar

DAVA: Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımsız))

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/07/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından keşide edilen ... A.ş. ... Şubesi, ... seri numaralı 14/03/2026 keşide tarihli, 150.000,00 TL bedelli çekin lehtarı .... Şti'ne teslim edilmek üzere hazırlandığı sırada davacı şirketin zilyetliğindeyken kaybolduğunu, tüm araştırmalara rağmen bulunamadığını arka yüz bilgisi bulunmayan çekin, hamili olduğu ve ekte fotoğrafı bulunan, çekin ödenmesini önlemek için ivedilikle ödeme yasağı konulmasını ve ... A.ş. bankasına ödeme yasağı hususunda müzekkere yazılmasını (ödemeden men kararı verilmesi), dava sonunda söz konusu çekin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Aynı şekilde dosyaya resen emsal olarak alınan İstanbul BAM 14. HD'nin 30.05.2024 tarih, 2024/593 E ve 2024/905 K sayılı kararında da işaret edildiği üzere; Kıymetli evrakın iptali müessesesi TTK'nın 651 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, kıymetli evrak zayi olduğu takdirde mahkeme tarafından iptaline karar verilebilir. Senedin iptaline karar verilmesini, kıymetli evrakın zayi olduğu veya zıyaın ortaya çıktığı anda senet üzerinde hak sahibi olan kişi isteyebilir. Kıymetli evrakta hakkın çeke bağlı olması nedeniyle, çekin zayi edildiği durumlarda, çeke bağlı hakkın çeksiz de ileri sürülebilmesi için TTK'nın 651. ve 652.maddelerinde hamile iptal davası açma hakkı getirilmiştir.

İptal kararı alan hamil hakkını çek olmadan ileri sürebilecek, ya da borçludan yeni bir senet tanzim edilmesini isteyebilecektir. Bu davayı açma hakkı hamile aittir. Çek keşidecisinin veya temsilcisinin TTK'nın 757 ve 818/s.maddesi gereğince iptal davası açma hakkı bulunmamaktadır. Bu durumda çekin keşidecisi olan davacının, çek zayii ve iptali davası açamayacağı anlaşıldığından; davanın reddine, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kıymetli evrakın iptalini isteme hakkı senedin zıyaı anındaki "hak sahibine" ait olduğunu, dava konusu çek henüz tedavüle çıkmadığı için davacı keşideci aynı zamanda senedin ilk meşru hamili olduğunu, dava konusu çek davacı şirket tarafından lehtar .... Şti. adına düzenlendiğini ancak henüz lehtara teslim edilmeden herhangi bir şekilde tedavüle çıkarılmadan ve üzerinde hiçbir ciro silsilesi oluşmadan davacı şirketin zilyetliğinde ve uhdesindeyken rıza dışı kaybolduğunu, tedavüle çıkmamış çekin kaybolmasıyla davacı şirket hem keşideci sıfatını hem de senedin zayi olduğu andaki tek gerçek, meşru hak sahibi ve zilyetlikten doğan meşru hamil sıfatını kendi bünyesinde birleştirdiğini, ortada henüz hukuken varlık kazanmış bir lehtar bulunmadığından senedin zayi anındaki hak sahibi davacının kendisi olduğunu, davacının aktif dava ehliyetinin ve hukuki menfaatinin bulunmadığını ileri sürmenin TTK m. 651'in lafzına, ruhuna ve kanun koyucunun iradesine tamamen tezat oluşturduğunu, davacı bu davayı açamayacaksa, henüz varlığından bile haberdar olmayan lehtarın bu davayı açması eşyanın tabiatına aykırı olduğunu, mahkemece senedin fiilen teslim edilmediği vakıasının tamamen göz ardı edildiğini ve "hak sahibi" kavramını hatalı bir yorumla daralttığını, davacı şirketin zıya anında senedin hem zilyedi hem de mülkiyet sahibi olduğu tartışmasız olduğundan aktif husumet ehliyetinin varlığı kabul edilerek işin esasına girilmesi gerektiğini, çekin tedavüle çıkmadan önce keşidecinin elindeyken kaybolması hali, Yargıtay’ın "keşideci iptal davası açamaz" genel kuralının en belirgin ve doktrinel istisnasını oluşturduğunu, çekin tedavüle çıkmadığı hususu davacı şirketin ticari defterleri, muhasebe kayıtları ve ... A.Ş. kayıtlarıyla sabit ve ispatlanabilir bir olgu iken mahkemenin somut olayın bu hukuki niteliğini görmezden gelmesinin büyük bir yanılgı olduğunu, mahkeme, genel geçer bir yaklaşımla "keşideci her halükarda dava açamaz" diyerek, hukukun en temel ilkelerinden biri olan "her somut olayın kendi şartları içinde değerlendirilmesi gerektiği" kuralını açıkça ihlal ettiğini, senedin henüz lehtara dahi ulaşmadığından lehtarın hakkına halel getirecek hiçbir durumun mevcut olmadığını, bu istisnai durumda davanın reddedilmesi, davacı şirketin anayasal güvence altında olan hak arama özgürlüğünü ve mahkemeye erişim hakkını ölçüsüz bir şekilde kısıtladığını, iptal davasının kabul edilmemesi durumunda davacının karşı karşıya kalacağı telafisi imkansız zararlar, ticari itibar kaybı ve ağır hak kaybı riskleri mahkemece mutlak surette gözetilmesi gerektiğini, çekin kötüniyetli üçüncü kişilerin eline geçmesi, arkasına sahte cirolar atılarak iyiniyetli ve soyutlama ilkesinden yararlanan hamillere ciro edilmesi her an gerçekleşmesi muhtemel çok ciddi bir tehlike olduğunu, davacı şirket, TTK m. 792 uyarınca ciro silsilesinin dış görünüş itibariyle düzgün ve kesintisiz görünmesi halinde, kambiyo hukukunun en katı kurallarından biri olan "def'i yasağı" karşısında tamamen savunmasız kalacak ve senedi elinde bulunduran kişiye karşı hiçbir şahsi def'iyi ileri süremeyeceğini, senet piyasada dolaşıma sokulduğu takdirde, davacı şirket haksız ve hukuka aykırı bir şekilde çok ağır icra tehditleri, ihtiyati haciz kararları ve bankacılık sistemindeki prestijini sarsacak "karşılıksız çek" işlemleri ile karşı karşıya kalacağını, davacının ticari itibarını, bankalar nezdindeki kredibilitesini, şirket mal varlığını ve hissedarlarının haklarını koruyabilmesinin tek ve en hızlı yolu, huzurdaki hasımsız iptal davası vasıtasıyla öncelikle ivedilikle "ödemeden men kararı" almak ve nihayetinde senedin iptalini sağlayarak maddi hukuktaki hakkı ile senet arasındaki bağı tamamen kopardığını, davacı şirket elinde olmayan, rızası dışında zayi olan bir kağıt parçası yüzünden 150.000,00 TL'yi ve belki de fazlasını haksız yere ödemek zorunda kalacağını, hukuki korunma ihtiyacı had safhada olan, iyiniyetli ve basiretli bir tüccar gibi hareket ederek durumu yargıya taşıyan davacının davasının usulden reddi hakkaniyete aykırı olacağını, tüm bu riskler ve telafisi imkansız zarar tehditleri karşısında, mahkemenin hukuki koruma talep eden davacıya kapıyı kapatması usule, yasaya ve en önemlisi hakkaniyet ilkelerine tamamen aykırı olduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE : Dava hukuki niteliği itibariyle TTK'nın 818/s madde hükmü delaletiyle, aynı kanunun 757.madde hükümlerinde belirtilen zayi nedeniyle çek iptali isteğine ilişkindir.

Mahkemece keşidecinin çek iptali davası açamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş karara karşı talep eder vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

Hamil TTK 651. Maddesi uyarınca hamil çekin zayi edilmesi halinde iptal davası açabilecek.TTK 652. maddesine göre iptal karar ile hamil hakkını çek olmadan ileri sürebilecek ya da borçludan yeni bir senet tanzim edilmesini isteyebilecektir.

Çek iptali davası sonucunda verilen karar borçluya ibraz ile borçludan çek bedelinin tahsili imkanını sağlamaktır. Bu davayı açma hakkı hamile aittir. Çek keşidecisinin TTK'nin 757 ve 818/s.maddesi gereğince iptal davası açma hakkı bulunmamaktadır.

Somut olayda davacı talebe konu çekin keşidecisi olup, iptal davası açma hakkı bulunmamaktadır. Çekin tedavüle çıkmadan keşideci tarafından kaybedilmesi durumunun keşidecinin iptal davası açma hakkına bir etkisi de bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle:

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.'nın 362(1)-ç maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1380, K. 2026/1402, T. 07.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1380-e-2026-1402-k-864ecdb22391