Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1297 E. 2026/1622 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1297
Karar No
2026/1622
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1297 - 2026/1622 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1297 KARAR NO : 2026/1622 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/02/2024 NUMARASI : 2022/14 E. - 2024/37 K.

DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/02/2024 Tarih ve 2022/14 Esas - 2024/37 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirketçe yapılan dava konusu 2020/58654 başvuru numaralı başvurunun yayımı üzerine, 2015/82750, 2015/31496 ve 2014/61917 başvuru numaralı markalarına benzer olduğu ve tanınmış "..." ibareli markalarıyla karıştırma ihtimali yaratacağından başvurunun reddi istemiyle itirazda bulunduğunu, itirazın Markalar Dairesi tarafından kısmen kabul olduğunu, davalının bu kararın kaldırılması için Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurul'una (YİDK) itirazda bulunduğunu, YİDK tarafından itirazın kabulüne ve Markalar Dairesinin ret kararının kaldırılmasına karar verildiğini, oysa tüketicilerin bu markanın davacının bir seri markası olduğu zannına kapılması ve daha önce "..." markalarıyla sunduğu ürünlerin bu kez "... ...” markası ile tüketicilere sunduğunu düşünmelerinin kaçınılmaz olduğunu, ilgili sektörde markaların yanına tanımlayıcı ibareler eklenmek suretiyle marka tescili yaptırılması ve bu suretle seri markalar oluşturulmasının yaygın bir uygulama bulunduğunu, davalının 2020/58654 sayılı başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK 2021 M-10661sayılı kararının iptali ile 2020/58654 başvurulu markanın hükümsüz kılınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, taraf markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmü uyarınca karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacıya ait "..." ibareli markaların tanınmış olmadığını, bu yönde davalı Kurum nezdinde hiçbir tescil bulunmadığını, "... ..." markasının esaslı unsurunun "...” ibaresi olduğunu, davalının aynı esaslı unsurun kullanıldığı 2020/ 92476 numarası ile tescilli "... ...” ibareli bir markasının daha bulunduğunu, davacının davasına mesnet gösterdiği markaların kullanımlarını ispatlaması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının "kullanmama def'i”nde bulunduğu, davacının davaya mesnet 2015/82750, 2014/61930, 2014/61917 numaralı markaların ciddi ve kesintisiz kullanımlarının tespit edemediğinin tespit edildiği, karşılaştırmaya tabi markaların ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet vermeyecekleri, davacı markaların tanınmış olduğunun dosya kapsamındaki delillerden anlaşılamadığı, davalının dava konusu markanın tescili esnasında kötü niyetli olduğuna dair herhangi bir somut bilgi ve belgeye rastlanılamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı markasını oluşturan "...” ibaresinin başvuru kapsamında bulunan 11.sınıf ürünler ile 11.sınıf ürünler için 35/5. sınıf hizmetler bakımından anlamsız ve yaratılmış bir sözcük olduğunu, bu sebeple ayırt ediciliğinin yüksek bulunduğunu, uzun yıllara dayanan yaygın ve yoğun kullanım ve tanıtımlarla ayırt ediciliği daha da yüksek seviyelere ulaşmış, tanınmış marka niteliği kazanmış olduğunu, başvuruda yer alan ”...” ibaresinin tanımlayıcı ve ayırt ediciliği bulunmayan veya oldukça zayıf bir ibare olduğunu, başvuru konusu marka ile davacı markalarının kapsamları aynı ve benzer ürün ve hizmetlere ilişkin bulunduğunu, markalarının tanınmış olduğunu, davalının 2020/58654 sayılı başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : 1-Dava, YİDK kararının iptali, "... ...” ibareli 58654 sayılı markanın 11. sınıf ürünler ile 11. sınıf ürünler için 35/5. sınıf hizmetler bakımından hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının davaya mesnet markalarının ciddi ve kesintisiz kullanımlarının tespit edilemediği, karşılaştırılan markalar arasında SMK 6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, SMK 6/5 ve 9 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Ancak mahkemece, "Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına" karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira, harçlar, özel ve tüzel kişilerin, özel çıkarlarına ilişkin olarak kamu kuruluşlarının hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında yaptıkları ödemelerdir (07.12.1964 gün ve 3/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, RG.12.12.1964, sayı:11880, Kuru, Baki, s:5305). Bir davada alınacak harçlar ve oranları (yargı harçları), 492 sayılı Harçlar Kanunu'nda ve bu Kanun'a bağlı 1 sayılı Tarife'de gösterilmiştir. Her davanın başlangıcında taraflardan, başvurma harcı ve karar ve ilam harcı olmak üzere iki tür harç alınır. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun "Maktu harçlarda ödeme zamanı" başlıklı 27. maddesinde; "(1) sayılı tarifede yazılı maktu harçlar ilgili bulunduğu işlemin yapılmasından önce peşin olarak ödenir. Mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler, harç alacağının doğması tarihinden itibaren 15 gün içinde ödenir. Harç peşin veya süresinde ödenmemiş ise, mütaakıp muamelelere ancak harç ödendikten sonra devam olunur". hükmü, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun Mükerrer Madde 138/2. maddesinde de; "Her takvim yılı başından geçerli olmak üzere önceki yılda uygulanan maktu harçlar (Maktu ve nispi harçların asgari ve azami miktarlarını belirleyen hadler dahil), o yıl için tespit ve ilan olunan yeniden değerleme oranında artırılır". hükmü bulunmaktadır. Başvurma harcı, dava açılırken peşin olarak ödenmesi gereken maktu bir harç olup, dava açılırken başlangıçta ödenen bu harcın, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27/1. maddesi uyarınca, başvuru işleminin yapılmasına ilişkin bulunması, diğer bir deyişle ilgili bulunduğu işlemin, dava açarken başvuru işleminin yapılması ile tamamlanmış olması nedeniyle sonradan yeniden değerleme oranına göre arttırılamayacağı tabiidir. Karar ve ilam harcı, nispi ve maktu karar ve ilam harcı olmak üzere iki çeşit olup, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde, hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden nispi olarak karar ve ilam harcı alınır. Nispi harçlarda ödeme zamanını düzenleyen Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi uyarınca, karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Peşin olarak ödenecek bu dörtte bir karar ve ilam harcı, dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden hesaplanır. Yargılama sırasında dava değerinin daha fazla olduğu tespit edilirse eksik karar ve ilam harcı tamamlattırılır (Harçlar Kanunu m.16/4, 30). İlk derece mahkemesince mülkiyet hakkının ihlali görülen harç ise, davanın başlangıcında davacıdan alınan maktu karar ve ilam harcıdır. Nispi karar ve ilam harcına tabi davalar dışındaki hallerde veya davanın reddine karar verilmesi halinde, alınması gereken karar ve ilam harcı, maktudur. Maktu harca tabi davalarda karar ve ilam harcının tamamı, dava açarken peşin olarak ödenir. Ancak başvuru harcından farklı olarak maktu karar ve ilam harcında, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27/1. maddesi uyarınca, "ilgili bulunduğu işlem", diğer bir deyişle dış dünyada değişiklik yaratan, taraflarca infaza konulabilecek şey, mahkemece verilen "karardır". Dolayısıyla maktu karar ve ilam harcının alınma zamanı da esasen mahkemece verilen karar tarihidir. Zira maktu harcın hangi taraftan alınacağı ya da başlangıçta nispi harca tabi bir davada, sonradan davanın reddine karar verilip verilmeyeceği de ancak karar tarihi itibariyle belli olmaktadır. O halde maktu karar ve ilam harcı, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27/1. maddesinde belirtilen "mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler" türünden bir harçtır. Nitekim 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı 1 sayılı Tarife'nin, maktu karar ve ilam harcını düzenleyen A/III-2. maddesinde, her bir karar türüne göre alınması gereken harç miktarı ayrı ayrı belirtilirken, her bir karar türü için maddede yer alan "kararlar" ibarelerinden, yukarıda açıklandığı üzere, bir davada verilecek kararın ne olacağının, ancak karar tarihi itibariyle ortaya çıkabileceği, yine tarafların ellerinde ancak mahkemece bir karar verilmesi halinde yararlanabilecekleri, infazı mümkün bir belge bulunabileceği maddi gerçeğinden hareketle, maktu karar ve ilam harçlarının da karar tarihi itibariyle hesap edilip alınması gerektiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, dava açarken başlangıçta ödenen maktu karar ve ilam harcının, sonradan yürürlüğe giren tarife ile artırılması halinde, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27/1. maddesi ve Mükerrer Madde 138/2 hükümleri uyarınca, eksik tutarın ilgilisine tamamlattırılması gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru değildir. Kaldı ki kamu düzenine ilişkin olan karar ve ilam harcının, karar tarihine göre belirlenmesi gerektiği, aynı mahkeme tarafından aynı yönde verilen bir kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 Esas, 2024/8189 Karar sayılı kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçesiyle doğru görülmeyip, düzeltilerek onanması suretiyle de tespit edilmiş olup, Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Her ne kadar ilk derece mahkemesi kararı, sadece davacı tarafça istinaf edilmiş ise de yargılama harçları kamu düzenine ilişkin bulunduğundan, harçlar konusunda kazanılmış haktan söz edilemeyeceği ise tabiidir (Yargıtay 5. HD.'nin 22/01/1982 tarih ve 12534/240).

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 15/02/2024 gün ve 2022/14 Esas - 2024/37 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin harç olarak alınan 80,70-TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan, ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 25.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 6-Davalı şirket tarafından ilk derece mahkemesi ile istinaf aşamasında yapılan 390,00-TL posta masrafından oluşan yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı şirkete verilmesine, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 8-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/09/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1297, K. 2026/1622, T. 25.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1297-e-2026-1622-k-d6a7affccdb2