Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/409 E. 2026/1255 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/409
- Karar No
- 2026/1255
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2025/409 Esas
KARAR NO: 2026/1255
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/11/2023
NUMARASI: 2020/194 ESAS, 2023/298 KARAR
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 23/09/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı firmanın, ... no ile tescilli "..." markasının 6769 Sayılı SMK’nin 9. Maddesi uyarınca kullanmamasına rağmen; Türk Patent Enstitüsü nezdinde haksız olarak tescil ettirildiğini, davalı firmanın dava konusu markaların kullanımını ve tescilini engellemek adına bu tarz bir eylemde bulunmuş olmasının hukuka aykırı olduğunu, davalının serbest rekabet koşullarını kendi lehine çevirerek markaların önünü kapatmaya çalışmasının hukuken kabul edilemeyecek bir durum olduğunu, ürün adını içeren ve dolayısı ile zayıf marka konumunda olan ..., marka sahibinin fiilleri ve gerekli önlemleri almamış olması nedeni ile yaygın bir ad haline geldiğini, marka olarak kullanılan ..., ...anlamına geldiğini, estetik olduğu için dünya mimarisinde en çok kullanılan yapı malzemesi olduğunu, davalının kendi internet sitesinde ... cins isim olarak kullandığını ve tanımlandığını, birçok ihalede ... kelimesi ürünün adı olarak geçtiğini, herhangi bir ayırt ediciliği olmadığını, davalının ürün adını marka olarak tescil ettirmesindeki amacın ticaret alanında diğerlerinden öne çıkmak olduğunu, SMK. nun 26. Maddesi ile marka sahibinin fiillerinin veya gerekli önlemleri almamasının sonucu olarak markanın tescilli olduğu mal veya hizmetler için yaygın bir ad haline gelmesi durumunda ilgili kişilerin talebi üzerine markanın iptaline karar verileceği ön görüldüğünü, bir markanın toplum genelinde ayırt edici olmaktan çıkması toplumun önemli bir kesiminde o ibarenin artık bir marka olarak değil, bir ürünün veya hizmetin adı, cinsi olarak algılanması halinde markanın yaygın ad haline gelmiş olması nedeni ile iptaline karar verilmesinin gerektiğini, ürün ismi olarak kullanıldığından ... kelimesinin marka olarak bir ayırt ediciliğinin bulunmadığı ürünün yaygın ad haline geldiğinin kabulünün gerektiğini ileri sürerek ... sayılı "..." markasının “kullanmama sebebiyle iptali ile sicilden terkinine, Davalının kullanımları ve gerekli önlemleri almaması nedeni sektörde ürün ismi ve yaygın ad olarak kullanılan ... sayılı ... Sınai Mülkiyet Kanunu 26. Maddesi gereğince iptaline, Fibrobetonun bir ürün cinsini ifade etmesi ve herkes tarafından kullanılabilir olması nedeni ile bir kimsenin tekeline bırakılması hukuka aykırı olması nedeni ile ... sayılı ... ibareli ve kötü niyetli şekilde tescil edilen markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalının yapı ve inşaat sektöründe ulusal ve uluslararası alanda faaliyet gösteren tanınmış bir şirket olduğunu, ..., sektöründe neredeyse ilk olarak patent tescili alan firma sıfatını haiz olduğunu, geçerli, usulünce tescil ettirilmiş patent ve marka hakları bulunduğunu, Türkiye’nin yanı sıra OHIM ve WIPO nezdinde tescilli markalarının olduğunu, AR-GE çalışmaları kapsamında kamu kurumlarıyla yapmış olduğu iş birliklerinden, almış olunan ulusal ve uluslararası ödülleri olduğunu, Davalı şirketin ve markalarının tanınmışlığı hakkında çeşitli mahkeme kararları ve bilirkişi raporlarının olduğunu, davalının tüm marka portföyünü hedef alan huzurdaki davanın reddedilmesi gerektiğini,
Davalının 2020 yılı itibariyle tamamı ödenmiş sermayesi 20.000.000 TL (YİRMİMİLYONTÜRKLİRASI) olup yüzde yüz yerli sermaye olup, bu sermayenin büyük bir çoğunluğu malvarlığını oluşturan Fikri Mülkiyet Haklarından geldiğini davalı ... .... A.Ş. ... yılında ticari faaliyetlerine başlamış olan ve inşaat ve yapı sektöründe faaliyet gösteren köklü bir firma olduğunu, ... Ticaret Odası nezdinde 14.10.... tarihinden bu yana ticaret unvanında tescilli markası olan ... ibaresini kullandığını, ülkede ve yurt dışında tamamlanan projelerinin, sertifikaların, teşekkür belgeleri ile ödüllerinin olduğunu, ülkemizde gerekse yurt dışında ticaret unvanının esaslı unsuru olan ... markası başta olmak üzere, “...” ön ekli seri markalarıyla faaliyetlerini sürdürdüğünü, yıllık cirosunun %2-2,5 oranını AR-GE çalışmalarına ayırdığını,
...’de bulunan dünyanın en büyük ... tesisinin sahibi olup, toplam 127.000 metrekarelik alana sahip tesiste üretim ve AR-GE çalışmalarında bulunduğunu, sadece inşaat ve yapı sektöründe ticari faaliyetlerini sürdürmekle kalmamış toplumsal sorumluluk projeleri kapsamında çeşitli kurumlarla işbirlikleri içinde bulunarak önemli çalışmalara imza attığını, davalı şirket ile ... Üniversitesi arasında yapı kimyasallarının geliştirilmesi ve inşaat atıklarının geri dönüşümü konularında yürütülen ortak AR-GE ve ÜR-GE faaliyetleri kapsamında iş birliği gerçekleştirildiğini, ... yılında know-how, kalıp ve makinalar getirerek Türkiye’de ilk ve tek olarak ... (...) üretimine başlamış olup, tescilli buluşu ile “...” markaları ile faaliyetlerine devam ettiğini, “Kendinden ısı yalıtımlı prefabrik fiber takviyeli beton (...) cephe paneli ve bunun üretimi için usul” başlıklı patentini ülkemizde tescil ettirerek Türkiye’de .... sektöründe ...teknolojisinin icadı ve uygulanması bakımından öncü bir firma haline geldiğini, kurulduğu günden bu yana aralıksız olarak ... markasını kullandığını ve ... ibareli büyük bir marka serisi yarattığını, davalı ve gerekse unvanı ile aynı olan ... markası yüksek bir tanınmışlık düzeyine ulaştığını, sesli sözlük dijital sözlük sitesinde dahi müvekkilimize ait ... markası (https://www..../...-nedir-ne-demek) sorulduğunda; “... yılında kurulan ... firması tarafından üretilen ... içeren ... bir yapı malzemesi üzerinde kullandığı markadır” yanıtının yer aldığını, ticaret unvanının esaslı unsurunu oluşturan “...” markası başta olmak üzere 17. ve 19. Sınıflarda tescilli “...” ibaresini içerir birçok markanın da sahibi olduğunu, kendisiyle özdeşleşen bu markaları kurulduğu tarihten bu yana proaktif olarak korumakta, bu markalara karşı ihlal yaratan kullanımların önüne geçmek amacıyla gerekli önlemleri almakta ve bu kullanımlar hakkında hukuki yollara başvurmakta olduğunu, ... markasının tanınmışlığı mahkeme kararları/bilirkişi raporlarıyla tevsik edildiğini, Kartal Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2009/54 E., 2010/44 K. sayılı ve 15.09.2010 tarihli kararı ile kabul edilmiştir ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin onama kararı ile kesinleştiğini, İstanbul 1. FSHHM’nde devam etmekte olan 2016/112 Esas sayılı dosyada Mali Müşavir, Marka Vekili ve Öğretim Üyesi bilirkişiler tarafından hazırlanan 23.01.2018 tarihli bilirkişi raporu ile, davalıya ait ... markasının tanınmış marka olduğu tespit edildiğini, Ankara 1. FSHHM’nde açılan 2017/ 213 Esas sayılı dava reddedilmiş olup, gerekçeli kararda davalıya ait ... markasının TANINMIŞ MARKA olduğu tespitinin yapıldığını, bu mahkeme kararları/bilirkişileri raporları ışığında dahi davacının SMK 6 /9 maddesi kapsamındaki taleplerinin reddedilmesi gerektiğini, bir markanın jenerik hale gelmesi demek, o ürünün herkes tarafından tüm ikamelere rağmen, sadece o marka ile anılır hale gelmesi ve bu durumun yıllarca düzeltilmeksizin sürmesi demek olduğunu, Jenerik olduğu düşünülen marka örnekleri ise, genellikle ilk kez piyasaya sürülen ve uzun bir süre piyasaya tek marka olarak sunulan ürün markalarının başına gelmekte, ancak bu jeneriklik halk nezdinde genellikle alışkanlık ve yanlış kullanım neticesinde yaygınlaşmakta olup, bu durum o ürün için farklı markaların çıkması ile düzelmekte olduğunu, ayrıca markanın jenerik hale gelmesi nedeniyle iptal edilebilmesi için, halk nezdinde hiçbir şekilde marka olduğu bilinmeyen bir hale gelmiş olması gerektiğini, davalı markalarının jenerik hale geldiğinin ve kimsenin tekeline verilemeyecek ibareler olduğuna dair iddiaları kesinlikle kabul etmediklerini, 6769 sayılı SMK 26/1-b maddesine göre; “Marka sahibinin fiillerinin veya gerekli önlemleri almamasının sonucu olarak markanın, tescilli olduğu mal veya hizmetler için yaygın bir ad hâline gelmesi” üzerine markanın iptaline karar verilir hükmünde açıkça belirtildiği üzere , bir markanın SMK 26/1-b maddesi kapsamında iptal edilebilmesi için, o markanın marka sahibi fiilleri veya gerekli önlemlerin alınmaması sonucunda, tescilli olduğu mal veya hizmetler için yaygın ad haline gelmesi gerektiğini, ancak sunacakları birtakım bilgi ve belgelerden görüleceği üzere davalının tanınmış markalarının piyasada korunması için gereken özeni gösterdiğini ve gerekli tedbirleri aldığını, davalı şirket marka hakkının korunması için; marka hakkını ihlal eden marka başvurularına ... nezdinde itirazlarda bulunduğunu, marka hakkını ihlal eden kullanımların durdurulması için kullanım sahiplerine ihtarnameler gönderildiğini, taleplerinin olumsuz karşılanması halinde sulh yoluyla çözümlenemeyen davalı şirket tarafından ... markası temelinde açılan dava dosyaları ve alınan Mahkeme Kararları/ Bilirkişi Raporlarının olduğunu, Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2012/210E. sayılı dava dosyası, İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2015/32 E sayılı dosyası, Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2015/308E.sayıl dava dosyası, Kartal Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2009/54 E sayılı dosyası, Davalı şirkete ait ... ve seri markaları temelinde, dava dışı şahıs ve şirketler tarafından yapılan benzer markalara karşı yapmış olduğumuz itirazlar sonucundan verilmiş bulunan ... kararlarında, itiraz edilen başvuruların tescili halinde, bu durumun karışıklığa sebebiyet verebileceğinin belirtildiğini, emsal ... kararlarından görüleceği üzere, ... tarafından davalıya ait markanın tanınmışlığı kabul edilmiş olup, üçüncü kişilerin benzer markalarına yapmış oldukları itirazların kabul edildiğini, çok tanınmış “...” markası ve “...-” ön ekli seri markalarından doğan haklarına tecavüz eden hiçbir kullanıma karşı sessiz kalmamış, öncelikle bu kullanımlara son vermeyi sulhen sağlamayı amaçlamış; uyuşmazlığın sulhen çözülemediği durumlarda ise hukuki yollara başvurmak suretiyle gerekli tedbirleri almış olduğunu, davacı firma, sistematik olarak ve kötü niyetle müvekkil şirkete ait başta “...” markası olmak üzere ayrıca “...” seri markalarıyla iltibas yaratan çok benzer “...” ibareli marka başvurularında bulunmakta, davalı şirket tarafından bu marka başvurularına itiraz edildiğini, davacının “...” ibareli marka başvurularına davalı adına ... nezdinde yapmış oldukları itirazlar neticesinde itirazlarının kabul edildiğini, davacı firma tarafından ... kararlarının iptali için davalar açılmış olup, davaların birçoğunun davalı lehine sonuçlanarak kesinleştiğini, davacı tarafından sistematik olarak, davalıya ait ... markası başta olmak üzere “...-“ ön ekiyle başlayan seri markalarıyla çok benzer marka başvurularında bulunulduğunu, bahsi geçen davalarda alınan bilirkişi raporları ve Mahkeme kararları ile davalıya ait markaların sektöründe tanınmış ve ayırt edici markalar olduğuna dair tespitler yer almasına rağmen, huzurdaki davanın açılmış olması başlı başına kötü niyet göstergesi olduğunu,
Davalı şirkete ait markalar tescil edildiği tarihten buyana yurt dışı dahil olmak üzere ülkemizde aktif ve ciddi bir biçimde kullanılmakta olup; kullanımı tevsik eden, faturalar , broşürler- tanıtım evrakları, müşterilere sunulan teklif belgeleri, gazete-dergi-internet sitesi haberleri, proje bilgileri dahil olmak üzere tüm delillerini sunacaklarını, davalıya ait markaların 6769 s. SMK 5/1-c kapsamında cins isim olmadığı; aksine markaların tanınmışlığı ve ayırt ediciliğinin Mahkeme kararları-bilirkişi raporları-... kararları ve sektör tarafından kabul edilmesi, davalının usulünce tescil ettirmiş olduğu markalarını piyasada aktif bir şekilde ulusal ve uluslararası alanda kullanarak tanınmış ve ayırt edici/davalı şirketle özdeşleşmiş markalar halinde getirmesi nedeniyle kötü niyetten bahsedilemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesinin talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Davanın SMK 26/1-b) maddesi uyarınca markanın yaygın hale gelmesi sebebiyle iptali, SMK' nın 9 ve 26. Maddeleri uyarınca kullanılmama nedeniyle iptali ve SMK' nın 9. Maddesi uyarınca davalının tekel oluşturma gayesi ile kötü niyetli hareket ettiği iddiasına dayalı kötü niyetli tescil sebebiyle hükümsüzlük davası olup davacı tarafından iş bu talepleri içerir mahkememizin 2020/107 Esas sayılı dosyası üzerinde davalıya ait çok sayıda marka yönünden dava açtığı, mahkememizce 2020/107 Esas sayılı dosya üzerinden her bir markanın farklı olması sebebiyle ayrı değerlendirilmesi gerektiği bu nedenle de her bir marka yönünden tefrik kararı verilerek davaların ayrı görüldüğü iş bu huzurdaki davanın davalı adına tescilli ... numaralı ... ibareli markaya ilişkin olduğu, aldırılan 26/07/2021 tarihli bilirkişi raporu ve aynı heyetten aldırılan 03/03/2022 ve 05/05/2022 tarihli bilirkişi raporlarında davalının kullanma yükümlülüğünü yerine getirmediği, markanın kullanılmama nedeniyle iptal koşullarının oluştuğu, ... ibaresinin bir bütün olarak değerlendirildiğinde, inşaat sektörü bakımından genel teknik bir ifade olmadığı, bu sebeple bu ibarenin jenerik hale gelmediği, 26/1-b maddesi kapsamında iptal koşullarının oluşmadığı yönünde görüş bildirildiği, daha sonra başka bir heyetten aldırılan 22/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda ise iptal koşullarının oluşmadığı yönünde görüş bildirildiği fakat bu raporda davaya konu ... numaralı markanın 01/04/2019 tarihinde yenilendiği bu sebeple 5 yıllık sürenin geçmediği ve SMK'nın 9 ve 26. Maddeleri uyarınca iptal koşullarının oluşmadığı şeklindeki görüşün markanın kullanılmama nedeniyle iptali talebinin yenilenme tarihi itibariyle değil tescil edildiği tarih itibariyle incelenmesi gerektiği, bu yöndeki yanılgılı değerlendirme sebebi ile özellikle bu husus bakımından ayrıca yeterli inceleme yapılmamış olması sebebi ile de değerlendirilmeye alınmadığı, buna göre tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde, davalının ilk marka tescilinin ... numaralı ... markası olduğu, davalının ticari unvanın da ... esas unsurundan oluştuğu, davalının özellikle inşaat sektöründe 19. Sınıftaki emtialar bakımından bu marka ve unvan ile uzun yıllardır ticari faaliyette bulunduğu ve ... esas unsurlu çok sayıda markanın tescilli sahibi olduğu, davalının ... esas unsurlu markanın tescilli sahibi olması yine ... esas unsurlu ticaret unvanının çok uzun yıllardır tescilli sahibi olması ve bu unvan ile özellikle inşaat sektöründe çok çeşitli ödüller aldığı, sektörel bakımdan bilinirliği olduğu, bu nedenle ... esas unsurlu markaları tescil ettirmesinin kötü niyetli olarak değerlendirilemeyeceği zira davalının ... esas unsuru ile seri markalar yaratarak bu sektörde faaliyetine devam ettiği, ilk tescil tarihinin de 1988 yılı olduğu ve o dönem itibariyle ... ibaresinin bilirkişi raporlarına göre jenerik hale gelmediği, davalının bu markayı tescil ettirip uzun süreli kullanım neticesi nispeten ayırt edici hale getirdiği, bu nedenle tekel oluşturmak gayesiyle kötü niyetli hareket ettiğinden bahsedilemeyeceği, öncelikle SMK' nın 6/9. Maddesi uyarınca kötü niyetli tescil sebebiyle hükümsüzlük iddiasının ispatlanamadığı anlaşıldığından bu talep yönünden davanın reddine karar vermek gerektiği, SMK'nın 26/1-b) maddesi uyarınca yapılan değerlendirmede ise ... ibaresinin bütün olarak değerlendirildiğinde, taraflar arasında görülen diğer markalar ile ilgili olarak alınan bilirkişi raporlarında davalının ilk markası olan ... ibaresi yönünden markanın jenerik hale gelmediği zira ... ibaresinin lifli beton anlamına gelip teknik bir ifade olduğu, davalının bu ibarenin teknik tanımlayıcı bir ibare haline gelmesine sebebiyet vermediği, davalının ... esas unsurlu çok sayıda markanın tescilli sahibi olduğu, asıl markasının ve ticaret unvanının ... olmasına rağmen ... esas unsuru yanına farklı terimler kullanmak suretiyle seri marka yaratmak çabasında olduğu, bu sebeple davalının tescil ettirdiği ... unsurunun jenerik hale geldiği kabul edilirse bu halde davalının bütün ... esas unsurlu markalarının jenerik hale geldiği anlamına geleceği, davalının davaya konu ... markasının ... ibaresine ek yapılmak suretiyle farklılaştığı, markanın başında yer alan ... ibaresinin inşaat sektöründe tescil tarihi itibariyle jenerik bir marka olmadığı bir teknik uygulamayı ifade ettiği, ... ibaresinin lifli beton anlamına gelip ... ibaresinin de Fransızca olduğu, davaya konu markanın ise ... olarak tescil ettirilip jenerik bir marka olduğundan bahsedilemeyeceği bu sebeple SMK'nın 26/1-b) maddesi uyarınca da davanın reddi gerektiği, kullanılmama nedeniyle iptal talebi bakımından yapılan değerlendirmede ise, kullanılmama nedeniyle iptal davalarında ispat yükü davalıda olup davalının markayı kullandığını ispat etmesi gerekmekte olup markanın SMK' nın 9. Maddesince "tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye' de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına 5 yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir. " denilmek suretiyle markanın nasıl kullanıldığının belirtildiği buna göre davalı tarafından sunulan delillerin değerlendirilmesi bakımından aldırılan ilk kök ve sonraki ek raporlarda davalının davaya konu markasının tescilli olduğu sınıflar bakımından kullanmadığının tespit edildiği, marka incelendiğinde, markanın 09 17, ve 19. Sınıflarda tescilli olduğu davalının kullanıma ilişkin sunmuş olduğu deliller incelendiğinde öncelikle davalının web siteleri üzerinde yapılan incelemede tanıtım ve kullanımların ... ibaresine yönelik olduğu, incelenen ticari defterlerde de ... ibaresinin yer aldığı, incelenen web siteler i ve ticaret sicil kayıtları bakımından davaya konu ... ibaresinin yer almadığı yine bu isimle ile tanıtımı ve satışı yapılmış herhangi bir ürün veya hizmete rastlanmadığı, davalının kullanımlarının ... markası üzerinde yoğunlaştığı, ... markasının özellikle ... ibaresinin inşaat sektörü bakımından tanımlayıcı mahiyette veya zayıf bir ibare olduğu düşünüldüğünde markalar karşılaştırıldığında farklı olduğu bu sebeple davalının ... kullanımlarının davaya konu ... ibareli davaya konu markasına sirayet etmeyeceği bu sebeple ilk heyetçe sunulan kök ve ek rapordaki markanın kullanılmadığı yönündeki tespitlere katılınarak Yargıtay' ın da sürekli kararlarında belirtildiği üzere markanın tescil edildiği hali ile tescil edildiği sınıflardaki emtia ve hizmetlerde kullanılması gerekmekte olup FİBROCEPHE markasının web sitesinde tanıtımı dışında herhangi bir kullanıma rastlanmadığı, bu sebeple markanın kullanımından bahsedilemeyeceği anlaşıldığından neticeten kullanılmama nedeniyle iptal talebi bakımından davanın kabulü ile neticeten davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: HÜKÜM: Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 1-Davaya konu davalı adına tescilli ... sayılı markanın kullanılmama nedeniyle 17 ve 19. Sınıflarda iptaline, 2-Diğer talepler yönünden davanın reddine,..." karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Cevap dilekçelerini aynen tekrarla, dosya kapsamında alınan kök ve ek bilirkişi raporları bağlamında sunulan tüm delillerle, markanın usulüne uygun biçimde, tescil edildiği tüm emtialar bakımından kullanıldığı, jeneriklikten uzak ve ayırt edici niteliği haiz olduğu, Kötü niyetle tescil edilmediği anlaşıldığını, kısmen iptaline karar verilen emtia bakımından davalının kullanımları bulunduğunu, bütüncül bir değerlendirme yapıldığında emtia bakımından müvekkilinin kullanımlarının mevcut olduğunu, davalının, kurulduğu tarihten bu yana 5 kıtada başarıyla tamamlanmış 3.500' ü aşkın projede ve 5.000'e yakın yapının dış cephe kaplamalarında veya oluşturulmasında rol aldığını, bu projeler kapsamında alışveriş merkezleri konut, otel, ofis, villa, hastane, cami, fabrika, müze, havaalanı, gökdelen; metro durakları gibi yapılar yer aldığını, bahsi geçen tüm projelere ilişkin delillerin dosyaya sunulduğunu, Kullanılmama sebebiyle iptal kararına konu edilen emtianın, davalının markasal kullanımı kapsamında ikincil nitelikte kalan kısmına temas ettiğini, sunulan faturalarda emtiaların yer aldığını, Bilirkişi raporlarında da ifade edildiği üzere, davalı şirketin genel olarak büyük inşaat işlerini yapmakta olup hakediş usulü ile çalıştığını, davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, İlk derece yargılaması esnasında ifade edildiği üzere davacı firma esasen sistematik olarak ve kötü niyetle müvekkili şirkete ait başta “...” markası olmak üzere ayrıca "...” seri markalarıyla iltibas yaratan çok benzer “...” ibareli marka başvurularında bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından bu marka başvurularına itiraz edildiğini, ... nezdinde yapılan itirazlarının kabul edildiğini beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava;Marka hükümsüzlük ve iptali istemlerine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde;"Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 1-Davaya konu davalı adına tescilli ... sayılı markanın kullanılmama nedeniyle 17 ve 19. Sınıflarda iptaline, 2-Diğer talepler yönünden davanın reddine," karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Yapılan incelemede davanın birden fazlaya markaya ilişkin SMK 9 ve 26/1-a, 26/1-b, 6/9 maddelerine dayalı olarak ilgili markaların iptal ve hükümsüzlük istemlerine dayalı olarak açıldığı, ilk derece mahkemesinin 08.06.2020 tarihli ara kararı ile her bir markanın ayrı esaslara kaydı yapılmak üzere tefrik edildiği, istinaf incelemesine konu huzurdaki davanın davalı adına tescilli ... sayılı "..." markasına ilişkin olduğu anlaşılmış olup, Dairemizce istinafa gelen sıfatı ve istinaf sebeplerine bağlı olarak SMK 9 ve 26/1-a maddelerine dayalı istem yönünden inceleme yapılmıştır.
Dosyaya celp edilen sicil kaydından; Davaya konu ... sayılı "..." ibareli markanın 09.,17.,19. sınıf emtia/hizmetlerde davalı adına tescil edildiği anlaşılmıştır.
SMK'nın 9/1. maddesinde tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verileceği düzenlemesi mevcut olup, kullanmama nedenine dayalı açılan iptal davasında ispat yükü marka sahibi davalı üzerindedir.
İlk derece mahkemesince her ne kadar yazılı şekilde karar verilmiş ise de; Yargılamanın 27.12.2022 tarihli celsesinde, ilk bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek raporların dosya kapsamına uygun ve hüküm kurmaya elverişli olmadıkları gerekçesi ile yeni bilirkişi heyetinden rapor alınmasına dair ara karar tesis edilmesine karşın, ilk bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek raporlardaki tespitlerin hükme esas alınması yerinde olmadığı gibi, tespitlerine itibar edilen raporlarda SMK 9. Madde düzenlemesine uygun inceleme yapılmadığı, ilk bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen kök ve ek raporlar arasında çelişki bulunduğu, yine iki farklı heyet tarafından tanzim edilen raporların çelişkili sonuç tespitler içerdiği, netice itibariyle dosya kapsamına iki ayrı heyet tarafından sunulan raporların tamamının denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, davalı tarafından delil olarak sunulan flashbellek içindeki delillerin nelerden ibaret olduğu, ayrıca sözleşme, hakediş belgeleri ve faturalar ile katalogların özellikle kullanım tarihlerini içeren ve kullanımın tescil kapsamındaki hangi emtia/hizmete karşılık geldiği de ilişkili emtia(lar)/hizmet(ler) de açıklanarak ve rapora görsel olarak da yansıtılmak suretiyle, yeni bir bilirkişi heyetinden davaya konu markanın dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre içinde ciddi ve etkin bir şekilde kullanılıp kullanılmadığına dair yeniden rapor alınarak sonucuna göre değerlendirme yapılması gerekirken, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılan rapora dayalı yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmadığından, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, gerekçede belirtildiği şekilde inceleme yapılmak ve tüm deliller nazara alınarak yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, karar kaldırma gerekçesine göre davalı vekilince ileri sürülen sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince, İstanbul .... Fikri Sınai Haklar Mahkemesi'nin ....11.2023 Tarihli 2020/... Esas - 2023/... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Yukarıdaki gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya devam olunması için dosyanın mahkemesine İADESİNE,
3-Karar kaldırma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4-İstinaf peşin harcının talebi halinde davalıya iadesine,
5-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.23/09/2026