Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1274 E. 2026/1535 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1274
Karar No
2026/1535
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1274 - 2026/1535 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1274 KARAR NO : 2026/1535 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/02/2024 NUMARASI : 2022/162 E. - 2024/62 K.

DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/02/2024 Tarih ve 2022/162 Esas - 2024/62 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekillerinin tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2020/130881 sayısı ile marka başvurusunda bulunduğunu, bu başvuruya davalı tarafça itiraz edildiğini, itirazın Markalar Dairesi tarafından reddedildiğini, davalı tarafça yeniden yapılan itiraz sonucunda ise başvurusundan 02, 04 ve 35. sınıflarda mal ve hizmetlerin çıkartılmasına karar verildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, davacı başvurusunda yer alan 40 sayısının kimsenin tekelinde olamayacağını, “...” şeklindeki marka ile davalı markası arasında bir benzerlik olmadığını, başvuru markasında kullanılan renk kombinasyonları ile davalı markasının benzer bulunmadığını, bütünsel algılarının farklı olduğunu, markalardaki ibarelerin konumlandırmalarının dahi farklı bulunduğunu ileri sürerek, 2022-M-2808 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Diğer davalı davaya cevap vermemiştir

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvurunun şekil ve sözcük markası olduğu, markanın hakim sözcük unsurunun “...” şeklinde İngilizce “...” anlamına gelen bir kelimeden ve bu kelimenin altında “...” şeklinde konumlandırılmış bir harf- sayı kombinasyonundan oluştuğu, ortalama tüketici algısında dava konusu markanın esas unsurunun “...” şeklinde algılanacağı, “...” ibaresinin ise ürünün cinsini, çeşidini, uygulanacağı ürünleri gösterir bir şekilde algılanma ihtimalinin mevcut olduğu, tüketicinin de bu ibareleri daha ziyade ürün cinsi açısından bir anlamla ilişkilendireceği, davalının redde gerekçe markalarının ise yine tüp görünümlü ambalaj görsellerini ihtiva eden mavi–sarı ya da siyah–sarı renk kombinasyonlarını içerir ve “...” harf ve sayı kombinasyonundan oluştuğu, davalının bir kısım markasında hiçbir sözcük unsurunun yer almadığı, bu halde davalı markalarının esas unsurunun “...” ibaresi olup, sözcük unsuru taşımayan şekil markalarının esas unsurunun ise şeklin kendisi olduğu, dava konusu başvuru ile davalı yanın redde gerekçe 2012/55993 kod numaralı (...) markasının görsel algıları açısından hiçbir benzerlik taşımadıkları, ilgili görsellerin ortak bir renk unsuru dahi ihtiva etmedikleri, yalnızca harcıalem mahiyetteki tüp ambalaj görselini taşıdıkları, bunun dışında ambalaj üzerindeki unsurlar açısından hiçbir ortaklıklarının bulunmadığı, taraf markalarının gerek görsel gerekse de ihtiva ettikleri sözcük unsurları itibariyle bir benzerlik ilişkisi içerisinde olmadıkları, markaların bütünsel ve nihai algılarının birbirlerinden ilk anda ve derhal farklılaştığı, ilgili alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davacının "..." markasını gördüğünde bunun davalının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 2022-M-2808 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde; Kurum kararının hukuka uygun olduğunu, taraf markaları arasında başvuru markanın kapsamından çıkarılan mal ve hizmetlerde benzerlik bulunduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkemece vakıanın ve delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğünü, taraf markalarının benzer olmadığını, davalı markasının sektöründe tanınmış olduğunu, başvuru markasının kötü niyetli seçildiğini, davalı markasını sulandırmaya çalıştığı ve markalarının itibarından haksız yararlanmaya çalışıldığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

GEREKÇE : 1-Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dosya kapsamında dava konusu markanın esas unsuru “...” kelimesi olduğu, dava konusu başvuru ile davalının redde gerekçe gösterilen "..." ibareli markalarının gerek görsel gerekse de ihtiva ettikleri sözcük unsurları itibariyle bir benzerlik ilişkisi içerisinde olmadıkları, “...” ibaresinin ise markasal bir kökene işaret etmediği, taraf markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanun'un (SMK) 6/1 hükmü uyarınca iktisadi — idari anlamda ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere iltibas ihtimaline yol açacak düzeyde bir benzerlik halinin mevcut olmadığı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Ancak mahkemece, "Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına" karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira, harçlar, özel ve tüzel kişilerin, özel çıkarlarına ilişkin olarak kamu kuruluşlarının hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında yaptıkları ödemelerdir (07.12.1964 gün ve 3/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, RG.12.12.1964, sayı:11880, Kuru, Baki, s:5305). Bir davada alınacak harçlar ve oranları (yargı harçları), 492 sayılı Harçlar Kanunu'nda ve bu Kanun'a bağlı 1 sayılı Tarife'de gösterilmiştir. Her davanın başlangıcında taraflardan, başvurma harcı ve karar ve ilam harcı olmak üzere iki tür harç alınır. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun "Maktu harçlarda ödeme zamanı" başlıklı 27. maddesinde; "(1) sayılı tarifede yazılı maktu harçlar ilgili bulunduğu işlemin yapılmasından önce peşin olarak ödenir. Mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler, harç alacağının doğması tarihinden itibaren 15 gün içinde ödenir. Harç peşin veya süresinde ödenmemiş ise, mütaakip muamelelere ancak harç ödendikten sonra devam olunur". hükmü, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun Mükerrer Madde 138/2. maddesinde de; "Her takvim yılı başından geçerli olmak üzere önceki yılda uygulanan maktu harçlar (Maktu ve nispi harçların asgari ve azami miktarlarını belirleyen hadler dahil), o yıl için tespit ve ilan olunan yeniden değerleme oranında artırılır". hükmü bulunmaktadır. Başvurma harcı, dava açılırken peşin olarak ödenmesi gereken maktu bir harç olup, dava açılırken başlangıçta ödenen bu harcın, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27/1. maddesi uyarınca, başvuru işleminin yapılmasına ilişkin bulunması, diğer bir deyişle ilgili bulunduğu işlemin, dava açarken başvuru işleminin yapılması ile tamamlanmış olması nedeniyle sonradan yeniden değerleme oranına göre arttırılamayacağı tabiidir. Karar ve ilam harcı, nispi ve maktu karar ve ilam harcı olmak üzere iki çeşit olup, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde, hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden nispi olarak karar ve ilam harcı alınır. Nispi harçlarda ödeme zamanını düzenleyen Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi uyarınca, karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Peşin olarak ödenecek bu dörtte bir karar ve ilam harcı, dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden hesaplanır. Yargılama sırasında dava değerinin daha fazla olduğu tespit edilirse eksik karar ve ilam harcı tamamlattırılır (Harçlar Kanunu m.16/4, 30). İlk derece mahkemesince mülkiyet hakkının ihlali görülen harç ise, davanın başlangıcında davacıdan alınan maktu karar ve ilam harcıdır. Nispi karar ve ilam harcına tabi davalar dışındaki hallerde veya davanın reddine karar verilmesi halinde, alınması gereken karar ve ilam harcı, maktudur. Maktu harca tabi davalarda karar ve ilam harcının tamamı, dava açarken peşin olarak ödenir. Ancak başvuru harcından farklı olarak maktu karar ve ilam harcında, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27/1. maddesi uyarınca, "ilgili bulunduğu işlem", diğer bir deyişle dış dünyada değişiklik yaratan, taraflarca infaza konulabilecek şey, mahkemece verilen "karardır". Dolayısıyla maktu karar ve ilam harcının alınma zamanı da esasen mahkemece verilen karar tarihidir. Zira maktu harcın hangi taraftan alınacağı ya da başlangıçta nispi harca tabi bir davada, sonradan davanın reddine karar verilip verilmeyeceği de ancak karar tarihi itibariyle belli olmaktadır. O halde maktu karar ve ilam harcı, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27/1. maddesinde belirtilen "mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler" türünden bir harçtır. Nitekim 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı 1 sayılı Tarife'nin, maktu karar ve ilam harcını düzenleyen A/III-2. maddesinde, her bir karar türüne göre alınması gereken harç miktarı ayrı ayrı belirtilirken, her bir karar türü için maddede yer alan "kararlar" ibarelerinden, yukarıda açıklandığı üzere, bir davada verilecek kararın ne olacağının, ancak karar tarihi itibariyle ortaya çıkabileceği, yine tarafların ellerinde ancak mahkemece bir karar verilmesi halinde yararlanabilecekleri, infazı mümkün bir belge bulunabileceği maddi gerçeğinden hareketle, maktu karar ve ilam harçlarının da karar tarihi itibariyle hesap edilip alınması gerektiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, dava açarken başlangıçta ödenen maktu karar ve ilam harcının, sonradan yürürlüğe giren tarife ile artırılması halinde, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27/1. maddesi ve Mükerrer Madde 138/2 hükümleri uyarınca, eksik tutarın ilgilisine tamamlattırılması gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru değildir. Kaldı ki kamu düzenine ilişkin olan karar ve ilam harcının, karar tarihine göre belirlenmesi gerektiği, aynı mahkeme tarafından aynı yönde verilen bir kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 Esas, 2024/8189 Karar sayılı kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçesiyle doğru görülmeyip, düzeltilerek onanması suretiyle de tespit edilmiş olup, Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Her ne kadar ilk derece mahkemesi kararı, sadece davalılarca istinaf edilmiş ise de yargılama harçları kamu düzenine ilişkin bulunduğundan, harçlar konusunda kazanılmış haktan söz edilemeyeceği ise tabiidir (Yargıtay 5. HD.'nin 22/01/1982 tarih ve 12534/240).

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 29/02/2024 gün ve 2022/162 Esas - 2024/62 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın KABULÜ ile davaya konu YİDK'nın 10.03.2022 tarih 2022-M-2808 sayılı kararının İPTALİNE, 3-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 8.700,00-TL bilirkişi ücreti, 167,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 40,00-TL tebligat ve posta masrafından oluşan toplam 8.907,00-TL yargılama giderine, 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 9.068,40-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 8-Davalılar tarafından ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara ayrı ayrı iadesine, 9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/09/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1274, K. 2026/1535, T. 11.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1274-e-2026-1535-k-1c45c61efb07