Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1132 E. 2026/958 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1132
Karar No
2026/958
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/1132 - Karar No:2026/958

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/1132 KARAR NO : 2026/958 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/06/2024 NUMARASI : 2023/219 E-2024/514 K

DAVACI : VEKİLİ : Av.

DAVALI : VEKİLİ : Av.

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ : 18/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 18/09/2026

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili: Müvekkili ile davalı şirketle birleşme yoluyla münfesih olan dava dışı ...…A.Ş. arasında ...Eğitim Kompleksi projesine ilişkin sözleşme akdedildiğini, müvekilince tamamlanan kısımların teslimini gerçekleştirdiğini, buna bağlı olarak hakediş başvurusunda bulunduğunu, davalı şirketin de bu hakedişlere ilişkin ödemeler yaptığını, ancak davalının imalat programına uygun olarak imalata devam etmesini sağlamak için yeni alan tahsisini gerçekleştiremediğini ve müvekkilinin hakediş ödemelerini de sözleşmenin vadelerinde yapmadığını, bu nedenle de sözleşme konusu işin bitim /iş teslim tarihinin davalıdan kaynaklanan nedenlerle uzadığını, müvekkili şirketçe davalıya teslimi gerçekleştirilen ve davalı şirket tarafından da onaylanan hakediş tutanaklarına göre 31.12.2021 tarihli ve 614.217,93TL bedelli faturayı keşide ederek davalı şirkete ilettiğini, davalının müvekkilinin sözde ayıplı-eksik imalatları ile müvekkili şirket bünyesinde istihdam edilen çalışanların işçilik alacakları ile işten çıkış - fesih işlemlerine dair ihtiyari arabuluculuk dosyalarından kaynaklanan masraflar da dahil olmak üzere müvekkili şirketin söz konusu faturadan kaynaklanan alacağından bir takım kesintiler yaptığını, fakat davalı şirketin tüm kesintiler tamamlandıktan sonra fatura tutarından kalan tutara ilişkin müvekkiline hiçbir ödeme yapmadığını, müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunun davalı şirketin resmi defter kayıtlarında da yer aldığını, zira davalı şirketin o tarihte mali denetimini gerçekleştiren denetim şirketi tarafından müvekkiline gönderilen hesap mutabakat mektubunda müvekkili şirketin 79.991,22 TL alacaklı olduğunun yer aldığını, davalının bakiye alacağa ilişkin hiçbir ödeme yapmaması nedeniyle, müvekkilinin alacağını tahsil amacıyla Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün 2023/795 sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlattığını, davalının itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptaline, takibin 77.591,22 TL asıl, 12.300,00 TL işlemiş faiz alacağı bakımından devamına, müvekkili şirket lehine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafça cevap dilekçesi verilmemiş, davalı vekili 24.06.2024 tarihli duruşmadaki beyanında;bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, itiraz dilekçesi ekinde sundukları belgelerde tasfiye tutanağından anlaşılacağı üzere davacının yapmış olduğunu iddia ettiği işleri eksik yaptığını ve bir kısım ödemesi gereken SGK borçlarını ödemediği için müvekkili şirketin buralarda kesinti yaptığını, davacının alacağının bulunmadığını, ayrıca müvekkilinin sözleşme gereği yapılan eksik işler ve SGK eksik ödemelerinden dolayı iki kat kesinti yapma hakkı bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, 18.04.2024 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde de davacının teminatından kalan 79.991,22 TL olan alacağından sözleşme gereği 39.196,04 TL firmanın SGK ödemelerinin yapıldığını, 920,16 TL iş sağlığı ve iş güvenliği yansıtma faturası kesildiği, 39.875,02 TL taşeron sözleşmesinin 16.maddesi gereğince kesinti yapıldığını, yine tasfiye tutanağında da 4 kalem halinde eksiklerin bulunduğunu, sözleşmeyi ihlal edenin davacı olduğunu, bu nedenle kesintilerin haklı olduğunu belirtmiştir. İlk Derece Mahkemesince: Davanın, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının tahsili için yürütülen icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptâli, takibin devamı ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkin olduğu, davacı vekilince davalı taraf aleyhine 79.991,22 TL asıl alacak ve 13.110,00 TL işlemiş faiz ve ferilerinin tahsili için toplam 93.101,22 TL alacak için ilamsız haciz yolu ile icra takibine geçildiği, takip borçlularının borca itirazı üzerine takibin durdurulduğu, sonrasında eldeki davanın süresinde açıldığının anlaşıldığı, davanın takip talebine itiraz edilen alacaklının alacağının varlığını genel hükümlere dayanarak ispat suretiyle itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davalı vekilinin müvekkili aleyhine yürütülen icra takibine süresinde verdiği dilekçe ile; müvekkili şirketin alacaklıya herhangi bir borcu bulunmadığını, takibe konu borcu ve ferilerini kabul etmediklerini bildirdiği, davalı yana ticari defter ve belgelerini sunması için çıkartılan muhtıra 30/06/2023 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen ticari defter ve belgelerini mahkemeye sunmadıkları, mevcut ticari ilişkiden dolayı davacının davalıdan olan alacağının tayin ve tespiti bakımından davacıya ait ticari defterler ve mahallinde inceleme yapılarak 15/03/2024 tarihli bilirkişi heyet raporu alındığı, alınan bilirkişi heyeti raporunda; "... Davacı Şirketin ticari defterlerinden 2020, 2021 ve 2022 yılına ait Açılış- Kapanış Tasdiki zorunlu olan Yevmiye, Defter-i Kebir ve Envanter Defterinin de Açılış Noter Tasdiklerinin de süresinde yapıldığı, tüm defterlerin kendi içlerinde birbirini teyit ettiği, genel kabul görmüş muhasebe esas ve tekniğine uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu görülmüş olup, 2021 ve 2022 yılına ait ticari defterlerin davacı şirket lehine delil teşkil etmesi hususunu mahkemenin takdirinde olduğu, davacı şirket, davalı ile ilgili cari hesap kayıtlarını tuttuğu, 120.01.03 Cari Hesap Kodu ile ... ....... Tic.A.Ş.’nin Cari Hesap Bakiyesi 662.018,99 TL. Borç Bakiyesi verdiği görülmektedir. Bununla birlikte; Davacı Şirket, Davalı ile ilgili olarak Cari Hesap Kayıtlarını tuttuğu 320.01.34 Cari Hesap Kodu ile ... TİC.A.Ş.’nin Cari Hesap Bakiyesi 586.834,74 TL. Alacak Bakiyesi verdiği görülmektedir. Bu durumda davacı şirket, davalı ile ilgili olarak cari hesap kayıtlarını tuttuğu ... ... Tic.A.Ş.’nin Cari Hesap Bakiyesi 75.184,25 TL alacak bakiyesi verdiği, davacı şirket, davalı ile ilgili olarak cari hesap kayıtlarını tuttuğu kayıtlarının cari hesap mutabakatı yapılmış olup bu cari hesap mutabakatı 2022 yılı sonunda Cari Hesap Bakiyesi 79.991,22 TL. borç bakiyesi olduğu görülmüş, taraflar arasında imzalanmış sözleşmenin 26.Maddesi gereğince Geçici ve Kesin Kabul işlemlerine ilişkin tutanaklara dava dosyası kapsamında rastlanılmamasının yanında, sözleşmenin 27.Maddesine uygun düzenlenip taraflarca da onaylanmış bir Kesin hakedişe dava dosyası kapsamında rastlanılmadığından, metraj miktarlarına dayalı olarak, tarafların birbirlerinden alacak veya borcunun bulunup bulunmadığı hususu, Teknik Yönden tespit edilemediği, davacı yanca sunulan 22.10.2022 tarihli ... Tic. A.Ş. kaşe ve imzalı, ...Ltd. Şti. ne hitaplı yazısında; borç varsa miktarının bildirilmesinin istendiği, davacı yanca alacak bildirildikten sonra anılan miktarın kabul edildiğine dair bir irade açıklaması bulunmadığı için anılan yazının kesin delil niteliğinde olmadığı, davalının ticari defterlerini sunmaktan imtina etmiş olması nedeniyle HMK. m. 220/3’ün uygulanıp uygulanmayacağının nihai takdiri mahkeme’ye bırakıldığı,,..."nın bildirildiği, hükme esas alınan 15/03/2024 tarihli bilirkişi heyeti raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında imzalamış eser sözleşmesinden davacı yüklenicinin bakiye hak ediş alacağının tahsili için faturaya dayalı ilamsız icra takibi başlattığı, davalı iş sahibinin icra takibine itirazı üzerine takibin durması üzerine davacının huzurdaki davayı açtığı, alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamından davacı yüklenicinin sözleşmeye uygun olarak yükümlülüklerini zamanında ve uygun olarak yerine getirdiği ve davalı yana ticari defter ve belgelerini sunması için çıkartılan muhtıra 30/06/2023 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen ticari defter ve belgelerini sunmadığı, davacı taraf ticari defterleri usulüne uygun tutulduğu, lehine delil niteliğinde olduğu, davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığını kanıtladığı, HMK'nın 222/3.fıkrasında "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir...." hükmü uyarınca, davalı taraf defterlerini hem tam olarak sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, sunulan ticari kayıtlarda ise davacı kayıtlarına aykırılığın bulunmaması ve davacı iddialarını destekler kayıtların bulunduğunun anlaşılması karşısında davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerektiği, davalı tarafın davaya cevap vermediği, ancak 15/03/2024 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarında; rapora itiraz ettiklerini, icraya konu alacağın taraflar arasında yapılan sözleşme gereği mahsup edildiğini, 39.169,04TL'sının davacının yapması gereken SGK prim ödemelerinin kendileri tarafından yapıldığını, 920,16 TL'sının iş sağlığı ve güvenliği yansıtma faturası kesildiğini, 39.875,02 TL'sının taşeron sözleşmesinin 16.maddesi gereği kesinti yapıldığını bildirdiği, ancak davalı tarafından söz konusu ödeme ve kesintilerin dayanağı olarak gösterilen belgeler toplamı 35.079,75TL + 4.116,29TL = 39.196,04TL (... dekontları) ile 920,16 TL tutarındaki faturalar, davacı şirket resmi defterlerine işlenmiş, bilirkişi raporunun 6. sayfasında yer alan tablonun en alt kısmında bu alacak kalemleri yönünden davacı tarafça mahsup yapıldığının anlaşıldığı, davalının sözleşmenin 16. maddesi uyarınca 16/12/2021 tarihli tasfiye tutanağı ile sözleşmeyi feshettiği ve 39.875,16 TL kesinti yapıldığını beyan etmiş ise de; tasfiye tutanağı içeriğinden bulunan;"a) Katlarda yapılan seramik işleri ve kalan seramik işleri tespit edilmiştir.b) Katlarda yapılan Saten Boya imalatları ve eksik boya imalatları tespit edilmiştir.c) Katlarda yapılan Asma tavan ve eksik asma tavan imalatları tespit edilmiştir.d) Katlarda yapılan Sıva ve duvar imalatları ve kalan sıva ve duvar imalatları tespit edilmiştir." şeklinde eksikliklerin bulunduğunun kayıt edildiği ancak bu eksikliklere ilişkin açıklayıcı bir tespit tutanağının bulunmadığı, eksik işlerin giderim bedelinin ne kadar olduğu, davalı iş sahibi tarafından yapılan kesintinin yeterli olup olmadığı veya fazla bir kesintinin olup olmadığının tasfiye tutanağından anlaşılamadığından davalı tarafından yapılan bu kesintinin yerinde olmadığının değerlendirildiği, davacının kendi ticari defter ve kayıtlarına göre davalıdan 75.184,25 TL tutarında davacının alacağı bulunduğu, ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının ispatlandığı sonucuna varıldığından davanın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği, davacı alacaklı olduğu kısım için icra takibinden önce davalıyı BK. 101 maddesi anlamında usulüne uygun temerrüde düşürmediğine göre davacı tarafın icra takibinde istediği işlemiş faizin nazara alınmadığı, asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren taraflar arasındaki ilişkinin TTK’dan kaynaklanması nedeniyle avans oranında temerrüt faizi uygulanması gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; Ankara 13.İcra Müdürlüğünün 2023/795 sayılı dosyasında 75.184,25TL asıl alacakla ilgili borçlu itirazının iptali ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, İ.İ.K.'nun 67/2. maddesi gereğince alacağın %20'si oranında 15.036,85TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Bilirkişi raporu müvekkili lehine olmasına rağmen bu durumun mahkeme tarafından göz ardı edildiğini, ek rapor taleplerinin değerlendirilmediğini, öncelikle bilirkişi raporunda belirtilen " sözleşmenin 27. maddesine uygun düzenlenip taraflarca da onaylanmış bir kesin hak edişe dava dosyası kapsamında rastlanılmadığından, metraj miktarlarına dayalı olarak, tarafların birbirlerinden alacak veya borcunun bulunup bulunmadığı hususu, teknik yönden tespit edilemediği" hususunun müvekkilinin herhangi bir borcu olmadığına dair karine olarak kabul edilip, açıklanan ve delillerini sundukları ödemelerle birlikte değerlendirilerek ilk derece mahkemesi kararının bozularak davanın tümden reddini talep ettiklerini, alacağın varlığının ispatının davacı yanda olduğunu, teknik yönden alacağın ispat edilememesinin kesin bozma sebebi olduğunu, icraya konu alacağın taraflar arasında yapılan sözleşme gereği mahsup edildiğini, davacının teminatından kalan 79.991,22 TL olan alacağından, sözleşme gereği aşağıdaki ödemelerin gerçekleştirildiğini, 39.196,04 TL ile firmanın SGK ödemelerinin yapıldığını, taraflar arasında yapılan Taşeron Sözleşmesinin 9. maddesinde "Taşeron, yapılan işe göre en az SGK mevzuatında yayınlanan asgari işçilik oranında işçi bulundurmak zorundadır. Sigorta primleri Taşeron hakedişi miktarına göre en az SGK mevzuatında yayınlanan ve Ek-1 Özel Şartlarda (Madde 38) belirtilen asgari işçilik oranında taşeron tarafından süresinde yatırılacaktır. İşin bitiminde, taşeronun yatırdığı sigorta pirim tutarı ile, SGK mevzuatına göre yatırılması gereken asgari pirim tutarı arasında fark oluşursa, veyahut hiç yatırılmazsa, söz konusu farkın iki kat bedeli hakedişinden kesilir veyahut başkaca yollarla tahsil edilir." hükmünün öngörüldüğünü, müvekkil şirketin de bu hükme istinaden SGK ile ilgili ödemeleri gerçekleştirmeyen davacının hakedişinden gerekli kesintiyi yaparak ödemeleri gerçekleştirdiğini, müvekkilin 2 kat bedel kesintisi yapma hakkı bulunuyorken misliyle kesinti yapmasındaki iyiniyetini de mahkemenin takdirine sunduklarını, 920,16 TL iş sağlığı ve güvenliği yansıtma faturası kesildiğini, yine Taşeron Sözleşmesi'nin Ek-3 Sözleşme Özel Şartları'ndaki 7. maddedeki "taşeron iş güvenliği firması ile anlaşacak olup, iş güvenliği firmasının personeli sahada tam zamanlı denetim yapacak ve iş güvenliği firması ile ilgili tüm giderler taşeron tarafından karşılanacaktır." hükmü ve 8. maddedeki "İş güvenliği firması ile işverenin anlaşması durumunda ve/veya iş güvenliği personeli istihdam etmesi durumunda iş güvenliği hizmet bedelini taşerona yansıtacaktır." hükmü gereği yansıtma faturası kesildiğini, 39.875,02 TL Taşeron Sözleşmesi 16. maddesi gereği kesinti yapıldığını, mahkeme gerekçeli kararında, tasfiye tutanağı içeriğinde bulunan eksikliklerin bulunduğunun kayıt edildiği ancak bu eksikliklere ilişkin açıklayıcı bir tespit tutanağının bulunmadığı gerekçesiyle yapılan bu kesintinin yerinde olmadığını değerlendirildiğini, sözleşmesinin"İşin Durdurulması ve Geciktirilmesi ile İşin Fesih Edilmesi" başlıklı 16. maddesinde "Taşeronun taahhüdünü ihale dokümanı ve sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi veya işi süresinde bitirmemesi üzerine, Madde 15 de uygulanan şekil ve oranda ceza uygulanmak üzere, işverenin en az 5 (beş) gün süreli ihtarına rağmen aynı durumun devam etmesi durumunda, ayrıca protesto çekmeye gerek kalmaksızın kesin teminat ve varsa ek kesin teminatlar gelir kaydedilir ve sözleşme feshedilerek hesabı genel hükümlere göre tasfiye edilir. Gelir kaydedilen teminatlar, taşeronun borcuna mahsup edilemez." hükmünün yer aldığını, tasfiye tutanağında yer alan aşağıdaki tespitlerin davalı yanca imzalanarak kabul edildiğini "(Taraflar) arasında akdedilmiş olan sözleşme gereğince yapılan işlerin sözleşme koşullarına göre ilerlememesinden ve ekiplerin iş bırakmasından dolayı Sözleşme fesh edilmiş ve ... LTD. ŞTİ tasfiye edilmesine karar verilmiştir." şeklinde davacının sözleşmeye uygun olarak davranmadığının tespit edildiği, yine bu tutanakta:"a) Katlarda yapılan seramik işleri ve kalan seramik işleri tespit edilmiştir.b) Katlarda yapılan Saten Boya imalatları ve eksik boya imalatları tespit edilmiştir.c) Katlarda yapılan Asma tavan ve eksik asma tavan imalatları tespit edilmiştir.d) Katlarda yapılan Sıva ve duvar imalatları ve kalan sıva ve duvar imalatları tespit edilmiştir." Yargıtay 15.HD. 2010/7646 E. 2011/2849 K. Sayılı kararında belirtildiği üzere kural olarak eser sözleşmelerinde, imalatın sözleşmeye ve tekniğe uygun yapılarak teslim edildiğini kanıtlamanın yükleniciye ait olduğunu, sundukları tasfiye tutanağı ile sözleşmeyi ihlal eden davacıdan yine sözleşmeye göre haklı olarak kesinti yapıldığının ispatlandığını, itirazın iptali davalarında icra inkar tazminatına hükmedilmesi için alacağın likit olup olmadığına bakılması gerektiğini, mahkemece bu durumun değerlendirilmediğini ve icra inkar tazminatına hükmedildiğini, kararın bu nedenlerle hatalı olduğunu, eser sözleşmesinden doğan alacak yargılama sonucu alınmış bilirkişi raporu ile saptanmışsa alacağın likit olmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine ve davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı yüklenici tarafından Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün 2023/795 sayılı dosyasında davalı ve dava dışı......AŞ aleyhine 79.991,22TL asıl alacak ve 13.110,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 93.101,22TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin tebliği üzerine davalı borçlu tarafından süresinde borca ve tüm ferilerine itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulduğu, davanın yasal bir yıllık hak düşürücü süre içersinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemesince, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle mahkemece dosya kapsamına uygun denetlenebilir nitelikte bilirkişi incelemesinin yaptırılarak hüküm kurulduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin aşağıda yer alan hususun dışındaki sair istinaf nedenleri yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. Davalı vekilinin diğer istinaf sebebinin incelenmesinde; İcra İflas Yasası'nın 67. maddesine dayanılarak açılan itirazın iptali davalarında aynı kanunun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin mümkün olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (Yargıtay HGK 07.06.2006 tarihli ve 2006/19-295E., 2006/341 K, (kapatılan )15.H.D. 2019/1699E,-4911K) Somut olayda, davacı yüklenici, davalı iş sahibi aleyhine bakiye alacağının tahsili için başlattığı ilâmsız icra takibine davalının haksız itiraz ettiğinden bahisle itirazın iptâli, takibin devamı ve icra inkâr tazminatının tahsili talebinde bulunmuştur. Yapılan yargılamada, tarafların göstermiş oldukları kanıtlar toplanıp, bilirkişi raporu alınmış, alacak-borç durumu yapılan yargılama ile belirlenmiş olduğundan alacağın likit olduğundan söz edilemeyecektir.

Bu durumda, mahkemece davacının icra inkar tazminatı talebinin reddi gerekirken icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle hüküm altına alınması doğru olmadığından davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 75.184,25 TL asıl alacakla ilgili borçlu itirazının iptali ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, alacak likid olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekmiş, karar düzeltilmek suretiyle esas hakkında yeniden aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 2-Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.06.2024 tarih ve 2023/219 E-2024/514 K sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, 3-Davanın kısmen kabulüyle, Ankara 13.İcra Müdürlüğünün 2023/795 sayılı dosyasında 75.184,25 TL asıl alacakla ilgili borçlu itirazının iptali ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazla istemin reddine 4- Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, 5-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 5.135,83 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 1.069,63 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.066,19 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 6-Davacı tarafından yatırılan 1.069,63 TL peşin harç ve 179,90TL başvuru harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından sarf edilen 6.000,00 TL bilirkişi ücreti,25,60 TL vekalet harcı ve 793,50 TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 6.819,10 TL yargılama giderinden davadaki kabul oranına göre hesaplanan 5.734,30 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kalan giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Davacı vekil ile temsil edildiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Davalı vekil ile temsil edildiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince ret edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 14.706,97 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 11-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-14. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) kabul ve redde göre heaplanan 2.623,60 TL' sının davalıdan, kalan 496,40 T'L'sının davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 12-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran ilgili tarafa iadesine, İstinaf incelemesi yönünden; 13-Davalı tarafından ödenen 1.535,12 TL peşin istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, 14-Davalı tarafından ödenen 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 260,00 TL dosya gönderme masrafı olmak üzere toplam 1.429,40 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 18.09.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip

e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1132, K. 2026/958, T. 18.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1132-e-2026-958-k-4a27cf0604eb