Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1229 E. 2026/1565 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1229
Karar No
2026/1565
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1229 - 2026/1565 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1229 KARAR NO : 2026/1565 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/11/2023 NUMARASI : 2023/172 E. - 2023/516 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/11/2023 Tarih ve 2023/172 Esas - 2023/516 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 2021/156743 sayılı “...” ibareli markanın 29., 30. ve 32. sınıflarda tescili için marka başvurusunda bulunduğunu, davalılarca adlarına tescilli "..." ve "..." ibareli markalara dayalı olarak yapılan itirazların 29. ve 30. sınıf mallar yönünden kısmen kabul edildiğini, müvekkilinin 1996 yılından beri "..." ibareli markalarının olduğunu, davalılardan ... firmasının "..." markalarına dayalı olarak, ... firmasının ise "..." markalarına dayalı olarak itiraz ileri sürdüğünü, taraf markalarının bütünsel algılarının benzer dahi olmadığını ve markaların karıştırılmayacağını, "..." ibaresinin müvekkilinin hem ticaret unvanı hem de tescilli, tanınmış markası olduğunu, tanınmış markalar sicilinde de kayıtlı bulunduğunu, bu ibareyi taşıyan 225 adet başvurusunun olduğunu, müvekkilinin "..." ibareli markalarının da bulunduğunu, dolayısıyla dava konusu markanın müvekkiline ait markaların serisi gibi algılanacağını, müvekkilinin bu markayı uzunca süredir çikolata ve çikolata ürünlerinde kullandığını ileri sürerek, YİDK'in 2023-M-898 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, önceki markaların davacı lehine kazanılmış hak sağlayacak nitelikte olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... ... AŞ vekili, müvekkilinin "..." asıl unsurlu markaları ile davacı marka başvurusunun ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, davalı başvurusunda "..." ibaresinin ön plana çıkartıldığını, taraf markalarındaki "..." ibaresinin işitsel ve kavramsal açılardan ayniyet taşıdığını, taraf markaları arasında bu haliyle karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davacının müktesep hakkının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... ... AŞ vekili, müvekkilinin 1996 yılından bu yana "... ..." ibareli markasının 29. sınıfta tescilli bulunduğunu, müvekkili adına tescilli "..." ve "... ..." ibareli markaların tanınmış olduğunu, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, dava konusu markadaki "..." ibaresinin, markaya bir ayırt edicilik katmadığını, dava konusu markanın müvekkiline ait markaların serisi olarak algılanabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu marka başvurusu ile davalı ... şirketine ait redde gerekçe markalarda müşterek olarak bulunan "..." kelimesinin, özellikle hizmet sektöründe sahip olduğu anlamından ötürü kaliteli/üstün nitelikli hizmeti ifade eder mahiyetteki kullanımının yaygın olduğundan bahsedilmesi mümkün ise de anılan ibarenin malların, somut olay özelinde ise gıda ürünlerinin, aynı doğrultuda kalitesini işaret eden yaygın bir kullanımı olmadığı, dolayısıyla uyuşmazlık konusu markalarda bu ibarenin anlamı, sosyal ve ticari hayattaki kullanım türevlerinden kaynaklı olmadığı gibi marka içerisindeki konumlandırmasının da bu doğrultuda bir algıyı tüketiciye vermeyeceği, bu halde "..." kelimesinin, gıda ürünleri yönünden zayıf ayırt edici bir marka olduğu yönünde bir kanaate varılmadığı, bu kelimenin her iki taraf markasında da birebir kullanımının işaretler arasında görsel, işitsel ve hatta kavramsal olarak da benzerlik yarattığı, dava konusu markada "..." çatı markası dışında hiçbir ek ayırt edici unsur almaksızın "..." kelimesinin birebir kullanımı mevcut olduğundan, daha evvel "..." esas unsurlu davalı markalarını gıda ürünlerinde deneyimlemiş olan tüketicinin, işbu dava konusu başvuru içerisinde aynı markayı taşıyan aynı tür mallar ile karşı karşıya kaldığında, önceki deneyimlediği marka ile arasında iktisadi–idari bir bağ bulunduğu yanılgısına düşeceği, bu durumun ise dolaylı olarak karıştırılma ihtimaline sebebiyet vereceği ve SMK m.6/1 hükmü koşulunun, davalı ... markaları özelinde oluştuğu, diğer davalı ... firmasının "..." esas unsuru ile tescilli markaları mevcutken dava konusu "..." şeklindeki markada, aynı kelimenin kullanılmasının, yine ortalama tüketici nezdinde taraf markaları arasında iktisadi/idari bir bağlantı kurulmasına yol açacağı, zira "..." kelimesinin, uyuşmazlık konusu emtialar bakımından ayırt edici bir sözcük olduğundan, bu sözcüğün ortak kullanımının, görsel, işitsel ve kavramsal algıda taraf markalarını doğrudan benzer kıldığı, bu halde ortalama tüketici, "..." markasını taşıyan ürünler ile daha evvel 29. sınıftaki bir kısım emtiada zaten karşılaştığından ve bu markayı deneyimlediğinden "..." şeklinde bir marka ile aynı tür emtiada karşı karşıya kaldığında, bu markayı da önceki markanın çıkardığı yeni bir ürünün markası veya doğrudan önceki markanın serisi niteliğindeki bir marka şeklinde algılayacağı, ortalama tüketici algısında taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi ortaya çıkacağı, SMK m.6/1 hükmü koşulunun, davalı ... markaları özelinde de oluştuğu, marka işlem dosyası ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde, davacı yanın "..." markasının kullanımına yönelik hiçbir delili dosyaya ibraz etmediği, yine davacı yanın "..." ibaresini taşıyan çok sayıda markasının dava konusu markanın başvuru tarihinden daha evvel 29, 30 ve 32. sınıf mallarda tescile konu edildiği görülmüş ise de davalı ... firması tarafından yapılan itirazlar sonucunda 29. sınıfta reddine karar verilen “Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar.” mallarının bir çoğunun esasen davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamındaki 29. sınıf tescillerinde zaten yer almadığı, gerek bu markaların uyuşmazlık konusu "..." markasından farklı bütünsel algılara sahip olması, gerekse de aynen "..." ibaresi yönünden yapılan müktesep hak değerlendirmesinde belirtildiği üzere davacı yanın işlem dosyasına fiili kullanıma yönelik hiçbir delil sunmaması nedeniyle davacı yanın "..." ibaresi üzerinde de uyuşmazlık konusu reddine karar verilen 29. sınıftaki mallarda müktesep hakka sahip olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemece müktesep hak yönünden yapılan değerlendirmelerin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyaya delil olarak yurt içi ve yurt dışı satış faturalarının, satış raporlarının, ihracat belgelerinin, e-ticaret sitelerindeki satış duyurularının, sosyal medya sitelerinde yapılan paylaşımların, internet ortamında erişime açık tanıtım ve reklamların, yurt içi ve yurt dışı marka tescil belgelerinin sunulduğunu, dava dosyasında yer alan bu delillerin, müvekkili markalarının fillen ve ciddi bir biçimde kullanıldığını ispatlar nitelikte olduğunu, mahkeme kararında kullanım delillerinin işlem dosyasında bulunmadığı gerekçesiyle müvekkilin müktesep hakka sahip olmadığına karar verilmesinin, delillerinin dikkate alınmaması sonucunu doğurduğunu, müvekkilinin "..." markalarından oluşan seri marka ailesi bulunduğunu, dava konusu markanın da bu seri markalar içerisinde yer aldığını, Yargıtay'ın, seri marka yaratma amacının varlığını kabul ettiği durumlarda, müktesep hakkın varlığını da kabul ettiğini, davaya konu markanın, müvekkilinin daha önce tescil edilen ve uzun yıllardan beri kullanılan "..." markalarının serisi olarak tekrar tescile konu edildiğini, müvekkilinin "..." ibareli seri marka ailesindeki markalarda kullanılan şekil unsurlarının ufak farklılıklarla dava konusu markada da kullanılmasının, bunu kanıtlar nitelikte bulunduğunu, müvekkilinin söz konusu ibare üzerinde tescilden ve kullanımdan kaynaklanan müktesep hakka ve öncelik hakkına sahip olduğunu, emsal Yargıtay kararları çerçevesinde, dava konusu markanın seri markaya ilişkin bütün koşulları taşıdığını, müvekkili markasının, davalı şirketlere ait markaların bir başka versiyonu veya serisi yahut uzantısı olarak algılanmasının, tüketicilerin markalar ve/veya işletmeler arasında idari-ekonomik bağlantı olduğu yanılgısına düşmelerinin ihtimal dahilinde olmadığını, davalı şirketlere ait markalarla müvekkili markasının genel izlenim bakımından tamamen farklı olduğunu, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan hiçbir benzerlik, ilişkilendirilme, karıştırılma ihtimali bulunmadığını, gerekçeli kararda, davalı ...’a ait "..." ibareli markalarla müvekkili markası arasındaki karşılaştırmanın yalnızca "..." ibaresi üzerinden diğer davalı ...’e ait "..." ibareli markalarla olan karşılaştırmanın ise yalnızca "..." ibaresi üzerinden yapıldığını, markaların genel izleniminin, müvekkilinin önceki markalarıyla dava konusu marka arasındaki bağlantının, tüketici algısı gibi unsurların dikkate alınmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile redde mesnet "..." ve "..." asıl unsurlu markalar arasında, başvuru kapsamından çıkarılan mallar yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira redde mesnet markaların asli unsurlarını oluşturan "..." ve "..." ibarelerinin, dava konusu başvuruda da aynen kullanıldığı gibi bu ibarelerin, başvuru kapsamından çıkarılan mallar yönünden ayırt edici olduğu, her ne kadar davacı tarafça, dava konusu başvuru üzerinde müktesep hakkının olduğu ileri sürülmüş ise de eldeki davanın YİDK kararının iptali istemine ilişkin bulunduğu, YİDK kararının iptali istemi ile açılan davalarda, mahkemece YİDK kararının hukuka uygunluğu denetleneceğinden, dava konusu edilen YİDK kararında tartışılmayan hususların, böyle bir davada tartışılmasının da mümkün olmadığı, yine bu tür davaların, marka işlem dosyasına sunulan delillerle sınırlı olarak incelenebileceği, diğer bir deyişle marka işlem dosyasına sunulmayan deliller dikkate alınarak bir değerlendirme yapılamayacağı, istikrar kazanan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararlarında açıklandığı üzere müktesep hakkın koşullarından birinin de önceki tarihli markanın kullanılması olduğu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere davacı tarafça marka işlem dosyasına, müktesep hakka dayanak önceki markaların kullanımına ilişkin bir delil sunulmadığı, dolayısıyla davacı yararına müktesep hak koşullarının oluştuğunun söylenemeyeceği, yukarıda açıklanan nedenlerle önceki markaların kullanımına ilişkin işbu dava dosyasına sunulan delillerin ise davanın niteliği itibariyle dikkate alınamayacağı, bu itibarla müktesep hakka ilişkin davacı istinaf itirazlarının yerinde bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/09/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1229, K. 2026/1565, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1229-e-2026-1565-k-b767fdc4ac9c