Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1125 E. 2026/947 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1125
Karar No
2026/947
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/1125 - Karar No:2026/947

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1125 KARAR NO : 2026/947 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/04/2024 NUMARASI : 2023/1186 E-2024/432 K

DAVACI : VEKİLİ : Av.

DAVALI : VEKİLİ : Av.

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ : 17/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 17/09/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili: Davalının... ile iş yapan bir şirket olduğunu,...'na yapacağı iş sebebiyle müvekkiline özel bir malzeme ürettirdiğini, müvekkilinin anlaşma sonucunda malzemeyi ürettiğini ve davalıya teslim ettiğini, müvekkili tarafından düzenlenen 11.11.2022 tarihli fatura ve cari hesap ekstresine dayanan dava konusu alacağın davalı tarafından müvekkiline ödenmediğini, davalı aleyhine Ankara Batı İcra Dairesinin 2023/43955 sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını, davalının borca itirazı nedeniyle takibin durduğunu belirterek, davanın kabulüne, davalının icra takibine itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili: Müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, bu nedenle borca itiraz ettiklerini, davaya konu alacağa karşı zamanaşımı definde bulunduklarını, müvekkilinin hiçbir borcunun bulunmadığının tarafların ticari defter ve kayıtları incelendiğinde tespit edileceğini, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini belirterek müvekkili aleyhine açılan davanın usul ve esastan reddine, haksız ve kötü niyetli olan davacı aleyhinde takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince: Davanın, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında satış faturası ve cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davacı alacaklı taraflar arasındaki ticari iş ilişkisi nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla ilamsız icra takibi başlatmış olup; ödeme emrinin davalı borçluya 26.08.2023 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı borçlunun 7 günlük yasal süresi içinde 28.08.2023 tarihinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verildiğini, itirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapıldığını, davacı taraflar arasında ticari ilişki olduğunu, bu ilişki kapsamında faturaya konu ... isimli özel üretim ürünü davalıya satıp teslim ettiğini, bu fatura ve cari hesap sebebiyle alacaklı olduğunu iddia ederek davalının takibe itirazını iptalini talep etmiş olduğu, davalı ise zamanaşımı definde bulunarak davacıya borcunun bulunmadığını savunduğu, uyuşmazlığın takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 30.000,00TL asıl alacak ve 2.934,66TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 32.934,66TL kadar alacaklı olup olmadığı hususunda olup, takibe konu alacağın dayanağının 11/11/2022 tarihli KDV hariç 35.750,00TL, KDV dahil 42.185,00TL tutarlı fatura ve cari hesap ekstresi olduğu, davalının zamanaşımı definde bulunmuşsa da, TBK madde 146 uyarınca kanunda aksine hüküm olmadıkça her alacak için zamanaşımı süresi 10 yıl olup faturanın 2022 yılına, cari hesap ekstresinin 2023 yılına ait olması sebebiyle takip tarihi itibariyle bu süre dolmadığından davalının bu savunmasına itibar edilmediği, tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerinden 2022 yılına ait BA-BS formları HMK md.221 uyarınca resen celp edildiğini, incelenmesinde; davacı tarafça davalı adına 2 adet belge karşılığında KDV hariç 44.750,00TL tutarında mal/hizmet satışı bildiriminde bulunulduğu, davalı tarafça da davacı adına 2 adet belge karşılığında KDV hariç 44.750,00TL tutarında mal/hizmet alışı bildiriminde bulunulduğu, taraflarca yapılan bildirimlerin örtüştüğünün tespit edildiği, mahkemece taraf ticari defter ve kayıtları ile mahkeme dosyası üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 18/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda, davacı ticari defter ve kayıtlarının e-defter olduğu ve usulüne uygun tutulduğu, bu itibarla davacı lehine delil mahiyetinde olduğu, uyuşmazlık konusu faturanın davacı ticari defter ve kayıtlarında kayıtlı olduğu, davalının kısmi ödemesinin bulunduğu, bu kayıtlara göre davacının davalıdan takip tarihi itibariyle cari hesap bakiyesine göre 30.000,00TL alacaklı olduğu, davalı ticari defter ve kayıtlarının e-defter olduğu ve usulüne uygun tutulduğu, bu itibarla davalı lehine delil mahiyetinde olduğu, takibe konu alacağın dayanağı olan faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, yine davalı tarafça yapılan ödemenin de kayıtlı olduğu, takip tarihi itibariyle davalının davacıya 30.000,00TL borçlu olduğu, taraf kayıtlarının örtüştüğü rapor edildiği, düzenlenen raporun gerekçeli ve denetime elverişli olduğu değerlendirilmekle davalı yanın yerinde olmayan itirazlarına itibar edilmeyerek raporun hükme esas alındığı, dava konusu alacağın faturaya dayandığı, fatura düzenlenmesinin tek başına muaccel bir alacağın varlığını ispata yeterli olmadığı, davacının aynı zamanda malın teslim edildiğini/işin ifa edildiğini ispat yükü altında olduğu, fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerektiği, bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerektiği, davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerektiği, iddia ve savunmanın sunulan ve mahkemece toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında gerek incelenen taraf defter ve kayıtlarından, gerekse taraflarca vergi dairesine yapılan bildirimlerden özel üretim... isimli ürünün alım - satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafça düzenlenen uyuşmazlık konusu faturanın taraflarca kayıtlara işlendiği, yine davacı tarafça daha önce düzenlenen faturanın da kayıtlara işlendiği, buna karşılık davalı tarafça kısmi ödeme yapıldığı ve her iki taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, faturanın taraflarca vergi dairesine de bildirildiği, incelenen kayıtlar ile davacının alacağın varlığını ve muacceliyetini ispat etmesi karşısında davalının ispat edilmiş bir ödeme savunmasının bulunmadığı, bu doğrultuda takip tarihi itibariyle davacının 30.000,00TL kadar alacaklı olduğu, davacı yan işlemiş faiz talep etmişse de takipten önce davalının temerrüte düşürüldüğüne dair delil sunulmadığından işlemiş faiz talep edilemeyeceği, bu itibarla asıl alacak yönünden davalının itirazının haksız olduğu, iptali gerektiği sonuç ve kanaatiyle davacının davasının kısmen kabulüne, Ankara Batı İcra Dairesinin 2023/43955 sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın 30.000,00TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin 30.000,00TL asıl alacak yönünden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak likit (bilinebilir/belirlenebilir) olduğundan ve davalı takibe haksız itiraz ettiğinden asıl alacağın %20'si olan 6.000,00TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararının kabul edilen kısım yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin davacı tarafa muaccel hale gelmiş bir borcu ve de hiçbir borcunun bulunmadığını, nitekim bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini, buna rağmen davacı lehinde alacak tahsiline karar verilmesi, yine likit ve muaccel olmayan alacak için müvekkili şirket aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerektiğini, bu nedenle davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, takibinde ve davasında haksız ve kötü niyetli olan davacı şirket aleyhine İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin 2. fıkrasına göre talep tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesi gerektiğini, ancak reddedilen kısım yönünden dahi kötü niyet tazminatına hükmedilmediğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemesince, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle davadaki talep eser sözleşmesine dayalı alacağa ilişkin itirazın iptali istemi olup, takip ve dava tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 2.049,30 TL istinaf karar harcından peşin alınan 510,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.539,30 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 17/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1125, K. 2026/947, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1125-e-2026-947-k-1a12f76e7313