Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1112 E. 2026/952 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1112
- Karar No
- 2026/952
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/1112 - Karar No:2026/952 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1112 KARAR NO : 2026/952 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/09/2024 NUMARASI : 2023/123 E-2024/598 K
DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLLERİ : Av. DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 17/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 17/09/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili: Müvekkilinin, 213 Sayılı Kanun'un 177/2 maddesi uyarınca belirlenen tutarı aştığından birinci sınıf tüccar, 6102 Sayılı Kanun uyarınca da tacir olduğunu, davalının elinde bulunan buhar tribünü parçasını hatalı imal ettirdiğini, hatalı imalatın buhar tribünü parçasının içindeki girintilerin derinliğinin tutmamasından kaynaklandığını, soğuk kaynak teknolojisi adı verilen işlemde ısı uygulanmadığından metallerde genleşme olmadığını, neticeten milimetrik dolgu yapılabildiğini, müvekkilinin de soğuk kaynak teknolojisini elinde bulunduran bir işletme olduğunu, parçanın Eskişehir iline getirilmesiyle davalının arzu ettiği şekilde soğuk kaynak dolgusunu müvekkilinin yaparak iki gün süren bir işlemle tamamladığını, bu işleme davalının mühendisleri olan ... ve... isimli iki çalışanının refakat ettiğini, söz konusu parçanın niteliği gereği mikronluk değişkeni kaldırmamasından ötürü de beş eksenli cnc tezgah ile kusursuzluk halini alması gerektiği, davalının yine mühendisleri refakatinde başka bir işletme olan ...…Limited Şirketinde mikronluk düzeltmeleri yaptırdığı, parçasını gerisin geri işletme merkezine götürdüğü ve davalının, bu işletmeyi de kendisinin temin ettiği ve yine bu işlem sonrası da mühendislerin gerekli kontrolleri yaparak işlemlerin tamamlandığının bilinmekte olduğunu, 24/08/2022 tarihinde davalıdan gelen mektupla 10/08/2022 tarihli fatura karşılığının ödenmeyeceğini, talaşlı imalat sonrası dökülmelerin yaşandığı, herhangi bir ek onarım işleminin de istenmediği bilgisinin alındığını, 30/08/2022 tarihinde davacı müvekkil müdürünün, bizzat davalı merkezine giderek söz konusu parçaya darbe ve kimyasal uygulandığını tespit ettiğini ve İzmir'e gittiğinde de ek onarım talebinin olmadığını, 40.000,00 TL ödeyerek bu işi bitirebileceklerini söylediğini, davacı müvekkilin, bu hukuka aykırı davranışı kabul etmeyerek fatura bedelinin tahsili için dava şartı arabuluculuk aşamasına geçtiğini, arabuluculuk sonrası ise davalının haksız duruma düşmemek için bu sefer ek onarım talebinde bulunduğunu, ancak parçayı Eskişehir’e getirmediğini, ikinci işlemin masrafını da müvekkilince karşılanmasını talep ettiğini, davalının 22/09/2022 tarihli mektubunda ise parçaya darbe uygulandığını ikrar ettiğini, ayrıca haklı çıkmak adına bu sefer soğuk kaynak dolgusu sonrası dökülmelerin yaşandığı iddiasını da dile getirdiğini, davalının çelişkili iddialarda bulunduğunu, müvekkilinin hem iş sırasında hem de uyuşmazlık süresince kusurlu bir davranışının bulunmadığını, taraflar arasında yapılan yazışmalarda davalı parçasına iki ayrı işlem (soğuk kaynak ve talaşlı imalat) uygulandığının ihtilafsız olduğunu, müvekkilin sorumlu olduğu ve ücretini talep ettiği soğuk kaynak işlemi tamamlanıp davalı tarafın kabulü üzerine talaşlı imalat işlemine geçildiğini, bu durumun da eserin kabul edildiğini gösterdiğini, müvekkilin sorumlu olduğu ve ücretini talep ettiği soğuk kaynak işleminde ayıp vaki olsa bu durumun talaşlı imalat işleminde fark edileceğini, diğer taraftan ikinci işlem olan talaşlı imalatın da davalının mühendisleri refakatinde ve kabulünde tamamlandığını belirterek, davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 106.200,00 TL alacağın 08/09/2022 tarihinden itibaren 6102 Sayılı Kanunun 1530/7 maddesi hükmünce işletilecek faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili: Davacının esnaf ve sanatkarlar odasına kayıtlı olduğunu, davada Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli olup davanın görevsiz mahkemede ikame edildiğini, müvekkilinin yerleşim yeri Çiğli olmakla yetkili mahkemenin Karşıyaka mahkemeleri olduğunu, müvekkile ait “Türbin çarkı sızdırmazlık labirenti” isimli malzemenin 3. bir firmaya ait termik enerji santralinde kullanılacağını, ancak bu malzemenin amaca uygun olarak kullanılabilmesi için malzeme üzerinde verilen ölçülere ve teknik şartlara uygun olarak her türlü ayıptan ari soğuk kaynak yöntemi kullanılarak metal dolgu işlemi yapılması gerektiğini, davacının 09.08.2022-10.08.2022 tarihleri arasında ilgili malzeme üzerinde soğuk kaynak yöntemini kullanarak metal dolgusu işlemini gerçekleştirdiğini, akabinde davacının da yönlendirmesi ve işin gereği olarak, ...…Ltd.Şti. İsimli işyerinde ürün nezdinde talaşlı imalat yapıldığını, zira kaynak veya döküm işlemi sonrasında parça detaylarının istenen son ölçüye hassas tolerans dahilinde getirilebilmesi için bu işlemin yapılması gerektiğini, davacının bu işlemler sırasında ve sonrasında da ürünü incelediğini ve yapılan işlemde herhangi bir ayıp olmadığını iddia ettiğini, kaldı ki, işbu işlemde yalnızca ölçü ayarlanması amacı taşıdığından ürüne herhangi bir kimyasal işlem de uygulanmadığını, müvekkili ürünü teslim ettikten sonra üzerinde kimyasal ürün uygulaması yapan yegane kişinin davacı olduğunu, davacıya tüm bu bilgiler verilmesine karşın, davacının soğuk kaynak işlemi uyguladığı parça üzerinde İzmir’e geldikten birkaç gün sonra ana parçadan yapılan kaynak malzemelerinin döküldüğü ve bu dökülmeler nedeniyle birleşme hatası yaşandığı ve dolaysıyla da işlem gören parçanın amacına uygun kullanılamayacağının tespit edildiğini, davacının ayıplı imalatı nedeniyle müvekkiline ait malzemenin amaca uygun olarak kullanılamadığını, davacının faturasına itiraz edildiğini, davacının sahibi olduğu ... unvanlı işyeri müdürü olduğunu belirten ...’in 18.08.2022 tarihli ayıp ihbarına ilişkin cevap yazısında ayıp ihbarının kendilerine ulaştığını da ikrar ettiğini, davacı tarafından yapılan işlem ayıplı olduğundan davacının faturaya ilişkin alacak talebinin hukuki dayanağının bulunmadığını, davacı taraf tacir statüsünde olmadığından davacının Türk Ticaret Kanunu’nun 1530/7 hükmü uyarınca faiz talebinde bulunmasının mümkün olmadığını belirterek, davanın usul ve esas bakımından reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince: Davanın, sözleşmeden kaynaklı alacağın tahsili davası olduğu, bilirkişi raporlarının aldırıldığı ve tüm kanıtların toplandığı, Eskişehir Vergi Dairesi Müdürlüğünün 21/11/2023 tarihli cevap yazısı ile davacının gelirinin Vergi Usul Kanununun 177. maddesindeki sınırları aştığı anlaşılmakla davacının tacir olduğunun tespit edildiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalıya ait buhar tribününe yapılan soğuk kaynak işleminin ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise kusurun kimden kaynaklandığı, ayıbın açık ayıp mı gizli ayıp mı olduğu, ayıp ihbar sürelerine uyulup uyulmadığı , davacının bu işlemden dolayı alacağı varsa miktarının ne olduğu mahkemenin görevli ve yetkili olup olmadığı noktalarında toplandığı, makine mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 09.07.2024 tarihli raporda özetle; türbin çarkı sızdırmazlık labirenti parçasına uygulanan soğuk kaynak işleminin ayıplı olmadığının tespit edildiği, dosyanın esası üzerinde yapılan inceleme sonucunda; davacının, davalıya ait buhar tribünü parçasına soğuk kaynak dolgusu işlemi uyguladığı, bu işlemin davalının mühendislerinin de refakat ettiği, 24/08/2022 tarihinde davalıdan gelen mektupla 10/08/2022 tarihli faturanın ödenmeyeceği, talaşlı imalat sonrasında dökülmelerin yaşandığı, davacının işlem yapılan parçaya darbe ve kimyasal uygulandığını tespit ettiği, davalının da davacının soğuk kaynak işlemi parça üzerindeki kaynak malzemelerin döküldüğü ve bu dökülmeler nedeniyle birleşme hatası yaşandığı, davacının ayıplı imalatı nedeniyle malzemenin amaca uygun olarak kullanılamadığını iddia ettiği, makine mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 09.07.2024 tarihli raporda dava konusu türbin çarkı sızdırmazlık labirentinin incelenerek işlem yapılan halkaların yanında işlem yapılmayan halkaların farklı kısımlarında da atmalar, dökülmeler, izler olduğunun gözlemlendiği, hasarın soğuk kaynak işleminden olamayacağının değerlendirildiği, türbin çarkı sızdırmazlık labirenti parçasına uygulanan soğuk kaynak işleminin ayıplı olmadığının tespit edildiği bildirildiği görülmekle davanın kısmen kabulü ile, 106.200,00 TL'nin 14/02/2023 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verildiği, Ticaret Kanunu'nun 1530. maddesinde, borçlunun temerrüdünün koşullarından özellikle muacceliyet ile ihtar koşulu açısından değişiklikler yapıldığı, buna göre, kanundaki ifadeyle "mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde " para borcunun ifa edileceği tarih belirli veya kesin vade biçiminde belirlenmemişse borçlu, kural olarak faturanın borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda ayrıca ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşeceği, böylece temerrüdün temel koşulu olan ihtara önemli bir istisna getirilerek, ihtarsız temerrüt ilkesi kabul edildiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 1530.maddesinde mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçlarının düzenlendiği, ilgili hükmün, yalnızca mal ve hizmet tedariki amacıyla akdedilen sözleşmelerde, mal veya hizmet karşılığı ödenecek bedelde temerrüde düşüldüğü durumda iki ticari işletme arasında akdedilen sözleşmeler bakımından uygulanacağı, somut olayda, davaya konu alacağın, davacının, davalıya ait buhar tribünü parçasına soğuk kaynak dolgusu işlemi uygulamasından doğduğunun anlaşıldığı, eser sözleşmesinin, Borçlar Kanununun 470.maddesinde, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlandığı, taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olduğunun kabulü gerektiği, Türk Ticaret Kanunu 1530. maddesindeki istisnai düzenlemenin eser sözleşmelerinde uygulanırlığının bulunmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1530. maddesindeki ticari hükümlerle yasaklanmış hükümler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları ile ilgili düzenlemenin, 2. ve 4. bentlerinin ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde uygulanması mümkün olup, yanlar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi ilişkisi olması nedeniyle somut olayda bu madde hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 106.200,00 TL'nin 14/02/2023 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Hükme dayanak olan bilirkişi raporunun eksik inceleme sonucunda düzenlendiğini, kaldı ki mahkemenin herhangi bir inceleme dahi yapmaksızın ve gerekçe belirtmeksizin ek bilirkişi raporu taleplerini reddettiğini ve eksik incelemeyle düzenlenen rapora göre hüküm tesis ettiğini, ayrıca davaya görev ve yetki yönünden de itirazları bulunduğunu, davacı esnaf ve sanatkârlar odasına kayıtlı olup, işbu davanın görevsiz ve yetkisiz mahkemede ikame edildiğini, davacının esnaf statüsünde olduğu nazara alındığında görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu ve müvekkilinin yerleşim yeri Çiğli olmakla yetkili mahkemenin Karşıyaka Mahkemeleri olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda açıkça somut gerçeğe ve belgelere aykırı değerlendirmeler yapıldığını, işbu durumun davacı tarafından dahi dilekçelerde ikrar edildiğini, bilirkişi raporu ve işbu rapor esas alınarak kurulan hükmün aksine uyuşmazlığa konu türbin çarkı sızdırmazlık labirentinin tüm halkalarına davacı tarafça soğuk kaynak işlemi uygulandığını, ancak mahkemenin işbu gerçeği göz önüne almaksızın gerekçeli kararında “makine mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 09.07.2024 tarihli raporda dava konusu türbin çarkı sızdırmazlık labirentinin incelenerek işlem yapılan halkaların yanında işlem yapılmayan halkaların farklı kısımlarında da atmalar, dökülmeler, izler olduğunun gözlemlendiği, hasarın soğuk kaynak işleminden olamayacağının değerlendirildiği, türbin çarkı sızdırmazlık labirenti parçasına uygulanan soğuk kaynak işleminin ayıplı olmadığının tespit edildiği bildirildiği” şeklinde sanki işlem yapılmayan halkaların olduğu şeklinde gerçeğe aykırı bir varsayımla davanın kısmen kabulüne karar verdiğini, mahkemece itirazlarının değerlendirilmediğini ve bilirkişi raporunu ek rapor dahi düzenletmeksizin hükmüne esas aldığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda açıkça dosyadaki somut belgelere aykırı ve eksik bir inceleme yapıldığını, davacı taraf görselin eklenmiş olduğu 27.05.2024 tarihli dilekçede söz konusu görsel için “Dilekçenin birinci ekinde bulunan 4 adet fotoğraf davalının mühendisi ... tarafından davacı müvekkil müdürüne gönderilmiştir. Bu fotoğraflar soğuk kaynak dolgusu öncesini göstermektedir.” ifadelerine yer vererek anılı görselin işlem öncesi görsel olduğunu ikrar ettiğini, kaldı ki müvekkilinin davacı taraf ile anlaşmasında türbin çarkı sızdırmazlık labirentinin tüm halkalarına soğuk kaynak işlemi uygulanacağını belirtmiş, davacı taraf ise bu doğrultuda türbin çarkı sızdırmazlık labirentinin tüm halkalarına söz konusu işlemi uygulamış olduğunu, dolayısıyla 09.07.2024 tarihli bilirkişi raporunda yer alan “Soğuk kaynak 1., 3. ve 5. halkalara (kırmızı ok ile gösterilmiştir) uygulanmış olup 2., 4. ve 5. halkalara (yeşil ok ile gösterilmiştir) işlem uygulanmamıştır.” ifadelerinin somut dayanaktan yoksun ve somut gerçeğe aykırı olduğunu, gerekçeli kararda ve işbu kararda belirtilen bilirkişi raporunda yapılan değerlendirmelerin aksine tüm halkalara işlem yapıldığı somut deliller ile sabit iken gerçeğe açıkça aykırı değerlendirmeler içeren bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hukuka ve yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, mahkemenin hiçbir gerekçe dahi belirtmeksizin haklı itirazlarına karşın ek rapor düzenlenmesine karar vermeden yalnızca itiraza uğramış raporu esas alarak hüküm kurduğunu, davacının ayıplı imalatları nedeniyle müvekkiline ait malzeme amaca uygun olarak kullanılamayacak duruma gelmiş olup, davaya konu edilen davacının düzenlediği faturaya da itiraz edildiğini, ayıplı imalatın söz konusu olduğunu, nitekim müvekkilinin ürün üzerindeki ön incelemelerinden sonra 18.08.2022 tarihinde yasal süresi içerisinde davacının sahibi olduğu ... isimli işletmeye müvekkili şirket nezdinde görevli ...tarafından, gerek parçada bulunan ayıpların görüntüleri ile birlikte iletildiğini, gerekse de faturaya itirazları ve iade istemlerinin açıkça bildirildiğini, ayrıca anılı yazıda 10.08.2022 tarihli faturanın müşteri şikayeti doğrultusunda e-Arşiv Portalı üzerinden iptalinin talep edildiği ve davacı tarafından iptal talebinin onaylanması isteminin iletildiğini, bu nedenle de ilgili faturanın müvekkili kayıtlarına alınmadığını ve beyan da edilmediğini, Ağustos/2022 dönemine ait müvekkilinin BA formunda herhangi bir bildirim mevcut olmayıp, ilgili dönem BA Formu boş beyanname olarak Çiğli Vergi Dairesine yasal süresi içinde beyan edildiğini, bahse konu faturaya ise e-Arşiv Portalı üzerinden “İptal” talebi oluşturulduğunu, davacının sahibi olduğu ... unvanlı işyeri müdürü olduğunu belirten ... ise 18.08.2022 tarihli ayıp ihbarına ilişkin cevap yazısında ayıp ihbarının kendilerine ulaştığını da ikrar ettiğini, işbu yazılı belgenin de müvekkilinin mevzuatta öngörülen süreler içerisinde ayıp ihbar sürelerine de uygun olarak karşı tarafa bildirimlerini yaptığını gösterdiğini, taraflar arasında bu süreç içerisinde üründeki ayıba ilişkin telefon görüşmeleri de yapıldığını ve hatta karşı taraf malzemeye yapılan işlemdeki ayıbı kabul ederek çalışanı ...’i müvekkili şirketin işyerine malzemeyi incelemeye gönderdiğini, ancak 09.09.2022 tarihli yazısında, malzemedeki dökülme ile hiçbir illiyet bağı bulunmayan noktasal darbe testini bahane göstererek adeta sorumluluktan kaçındığını, bunun üzerine müvekkili şirket müdürü Mustafa İnanlı’nın ise karşı tarafın 09.09.2022 tarihli yazısına istinaden cevaplarını belirtmiş olup, imalat sonrasında parçaya herhangi bir kimyasal uygulanmadığını, parçanın darbeye maruz kalmadığını, 0-130 Cdeg sıcaklık işletme şartlarında çalışacak olan bu parça üzerindeki soğuk kaynak dolgusu işlemi ardından parçacıklar halinde dökülmeler olduğunu, bu hali ile parçanın termik enerji santralinde montaja uygun olmadığını,... grubunun mağdur olduğunu, işbu ayıplı imalat nedeniyle parçanın kullanılacağı türbin bakım işinin alındığı enerji santralinin devreye alınmakta gecikildiğini, yeterli araştırma yapılmaksızın ayıp ihbar ve taleplerinin reddedildiğini belirttiğini ve ... parçayı tamir etmesini istediğini, 22.09.2022 tarihinde üründeki ayıbın giderilmesini tekrar talep ettiğini ve ürünün sevke hazır bir şekilde bekletildiğini ifade ettiğini, tüm bunlarla birlikte müvekkili tarafından davacının iddialarının aksine hiçbir şekilde malzemeye kimyasal uygulanmamış olduğu gibi dökülmelerin akabinde salt kontrol amacıyla yapılan tek bir noktada dolguya noktasal bir darbe testinde dahi parçada çatlamalar meydana geldiğini, dolayısıyla noktasal darbe testinin salt parçada çatlamaya neden olduğunu ve noktasal darbe ile dökülme arasında hiçbir illiyet bağı bulunmadığını, teknik yönden bulunmasının da mümkün olmadığını, ancak işbu itirazlarına ve taleplerine karşın bilirkişinin dosyada eksik inceleme yaptığını ve işbu hususları değerlendirmediğini, salt anılı durumun dahi mahkemenin eksik inceleme sonucu oluşturulan raporu hükmüne esas aldığını gösterdiğini, davacının ayıplı imalatları nedeniyle müvekkilinin “Turboexpander Impeller seal labyrinth Türbin çarkı sızdırmazlık labirenti ” isimli ana parçasını amaca uygun olarak kullanamadığını ve apaçık zarara uğradığını, zira türbin çarkı sızdırmazlık labirenti adı verilen malzemenin 3. bir firmaya ait termik enerji santralinde kullanılacağını, ancak bu malzemenin amaca uygun olarak kullanılabilmesi için malzeme üzerinde verilen ölçülere ve teknik şartlara uygun olarak her türlü ayıptan ari soğuk kaynak yöntemi kullanılarak metal dolgu işlemi yapılması gerektiğini, müvekkilinin işbu soğuk kaynak işleminin gerçekleştirilmesi için davacı ile anlaştığını ve bu doğrultuda malzemeyi davacıya teslim ettiğini, davacı tarafın ise türbin çarkı sızdırmazlık labirenti adı verilen malzemeye soğuk kaynak işlemini uyguladığını, ancak söz konusu işlem sonucunda anılı malzemede dökülmeler meydana geldiğini ve malzemenin termik enerji santralinde kullanılamayacak hale geldiğini, davacı tarafın hukuken müvekkile taahhüt ettiği amacı garanti ettiğinin kabul edilmesi gerektiği, ancak davacının müvekkilinin talep ettiği doğrultuda hareket etmemiş ve istenilen sonuca uygun olamayan ayıplı bir imalat yapmış olduğunu, nitekim amaca uygun olmayan ayıplı imalat nedeniyle müvekkil, anılı malzemeyi 3. firmaya teslim edememiş ve bu sebeple zarara uğramış olduğunu ve zararların tazmin hakkının saklı olduğunu, tüm bunlarla birlikte kısmen kabul( kısmen ret) kararına karşı davalı müvekkil lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin de kanuna uygun olmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemesince, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle mahkemece sözleşme konusu imalat üzerinde keşifle alınan bilirkişi raporuyla imalatın ayıplı olmadığının belirlenmiş bulunmasına, eser sözleşmelerinde davalının ikametgahı yanında ifa yeri mahkemeleri de yetkili olup işin Eskişehir'de ifa edilmiş olmasına, mahkemesince yapılan araştırma ve dosya kapsamıyla tarafların tacir olmasına ve bu nedenle davada Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli bulunmasına, davada talep edilen bedelin tamamı kabul edilmiş olup, faiz başlangıcının dava tarihi olarak belirlenmesi kısmen kabul niteliğinde olmadığından, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde usul ve yasaya aykırılığın bulunmamasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 7.254,52 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.813,63 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.440,89 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 17/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır