Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/826 E. 2026/2479 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/826
- Karar No
- 2026/2479
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2026/826
KARAR NO:2026/2479
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :12/12/2025
NUMARASI:2025/18 E - 2025/870 K
DAVANIN KONUSU:3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
KARAR TARİHİ:24/09/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... (T.C. ...), 30.04.2024 tarihinde ... Fatih/İstanbul adresindeki taşınmazı kira sözleşmesi ile kiraladığı, bu taşınmazı kendi şirketi .... Şti. bünyesinde otel ve konaklama işletmesi olarak kullandığı, ticari faaliyetini sürdürebilmek için elektrik, su ve doğalgaz gibi temel hizmetlere ihtiyaç duymakta olduğu, doğalgaz aboneliği şirket adına alındığı, taşınmazı kiraladıktan kısa bir süre sonra elektrik aboneliği dahil tüm faturaları kendi üzerine almak üzere ilgili kurumlara başvurulduğu, Bölgede tek yetkili elektrik dağıtım şirketi olan ...'a yapılan sözlü ve yazılı başvurular, kötü niyetli olarak reddedildiği, kiralanan taşınmaza yeni abonelik verilmesinin reddedilme sebebi olarak, taşınmaz sahibi ...'ın kaçak elektrik borcu olması ve bu borca istinaden ... tarafından başlatılan takibe ... tarafından itiraz edilmesi sonucu yargılamanın devam etmesi bildirildiği, defaatle yapılan başvurularda kiracı olduğunu, yeni bir abonelik sözleşmesi istediğini ve taşınmaz sahibinin geçmiş borcu ile bir bağı olmadığını belirttiği, ancak ... tarafından müvekkiline elektrik aboneliği verilmemesi konusunda kararlı davranıldığı, ...'ın borcu ödemesi halinde elektrik aboneliği verileceği söylendiği, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 25.12.2024 tarihli 2024/618 Değişik İş, 2024/630 Karar numaralı kararı ile müvekkili lehine elektrik aboneliği tesisi sağlanması yönünde verilen ihtiyati tedbir kararın devamı ile, müvekkilin kullanımında olan iş yerine kesin olarak elektrik aboneliğinin tesis edilmesine, müvekkili adına elektrik aboneliği sözleşmesinin tesisine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenilmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket elektriğin dağıtımı işi ile iştigal etmekte olup sözleşme imzalanması ve elektriğin satışı hususunda yetkili ve görevli olmadığını, bu kapsamda abonelik sözleşmesinin kurulamadığından bahisle davaya konu iddiaların müvekkili şirkete yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını beyanla davanın husumetten reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davanın yöneltildiği ... vekili cevap dilekçesinde özetle;zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, davacı tarafın taraf değişikliği talebi maddi bir hatadan kaynaklanmadığı gibi dosyanın karar aşamasına gelmiş olduğu dikkate alındığında dürüstlük kuralları ile de bağdaşmadığını, gelinen aşamada davacı tarafın husumeti yanlış şirkete yönelttiği, dağıtım şirketleri ile perakende şirketleri arasındaki ayrımın kanun gereği ve bariz belli olduğu, bu itibarla davacı tarafın husumet konusundaki yanılgısının kabul edilebilir bir yanılgı olmadığını, bu nedenle karar aşamasına gelen dosyada ... ...'ın taraf olarak eklenmesine itiraz ettiklerini, davacı yan ... ...'a usulüne uygun olarak başvuru yapıp yapmadığını ispatlayamadığını, ... ...'a usulüne uygun başvuru yapılmaksızın müvekkili şirketçe muaraza çıkarıldığının iddia edilmesi mümkün olmadığını, bu nedenle huzurdaki davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı yan abonelik başvurusu için gerekli başvuruları ... ...'a süresi yapıp yapmadığını açıklaması, başvuru yapıldıysa başvurunun ... ... tarafından ne sebeple reddedildiğini izah etmesi gerektiğini, dava dilekçesinde yalnızca ...'ın cevabi yazısından bahsedildiğini, gelinen aşamada işbu dilekçenin yazıldığı tarih itibariyle müvekkili şirket kayıtlarında yapılan incelemede ... veya yetkilisi olduğu .... Şti adına şirket kayıtlarında herhangi bir yazılı başvuru veya yazışma olmadığı tespit edildiğini, Elektrik Piyasası mevzuatı hükümleri gereğince perekende şirketine gerekli başvuruları yapmayan, yapsa dahi gerekli koşulları sağlamayan, gerekli bilgi ve belgeleri sunamayan/sunduğunu ispatlayamayan davacı yanın abonelik tesisi talebini dava yolu ile ileri sürmüş olması usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafça dava dışı ...'tan abonelik talep edilip edilmediği, talep edildiyse bu talebin nasıl yanıtlandığı, aboneliğin ne zaman başladığı, sona erdiyse hangi sebeple sona erdiği vb. soruların davacı yanca cevaplanması gerektiğini, ispat yükünün davacıda olduğunu, halihazırda dava konusu tüketim noktasında abonelik ... adına aktif olup ancak enerji kesik durumda olduğunu, abonelik başvurularında hangi usulün tatbik edileceği, başvuran gerçek veya tüzel kişilerden hangi belgelerin isteneceği, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nin Perakende Satış Sözleşmesi başlıklı 21. maddesinde düzenlendiğini, yönetmeliğin 21. maddesi, "Perakende satış tarifesi veya son kaynak tedarik tarifesinden elektrik enerjisi ve/veya kapasite almak isteyen gerçek veya tüzel kişiler, ilgili görevli tedarik şirketine yazılı veya şirketin kurumsal iletişim kanalları ya da e-Devlet kapısı aracılığıyla başvuruda bulunur" hükmünü ihtiva etmekte olduğunu, yönetmeliğin 21. maddesinin devamına, 14/1/2025-32782 sayılı Resmi Gazete’de yapılan değişiklikle birlikte aşağıdaki ibare eklenerek abonelik alınmak istenen tüketim noktasında daha önce borç bulunması halinde yapılacak işlemler ve talep edilecek belgeler ayrıca belirtildiğini," ancak, iş yeri açan gerçek ve tüzel kişilerden, başvuru yapılan kullanım yerinde önceki tüketiciye ait tüketim borcu veya kaçak elektrik tüketim borcu olması hâlinde, başvuru yapılan kullanım yerine ilişkin başvuru yapan kişi adına ilgili belediyeden alınan iş yeri açma ruhsatı veya iş koluna göre ilgili kurum ve kuruluşlardan alınan ruhsat ya da ilgili belgeleri ibraz etmesi istenebilir.” dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerden ilgili tüketim noktasında daha önce kaçak elektrik tüketimi tespiti yapılmış olduğu anlaşıldığını, kaçak elektrik tespit ve tahakkukları ilk başta husumet yöneltilen ... A.Ş. tarafından yapılmakta olup kaçak elektrik tespiti sürecine bir perakende şirketi olan müvekkili kurumun herhangi bir dahili bulunmadığını, bu nedenle davacı yanın muhtemel bir abonelik başvurusunun ilgili kullanım yerinde daha önce yapılan kaçak elektrik tüketimi olması nedeniyle doğrudan reddedilmesi mümkün olmadığını, hukuken olanaklı da olmadığını, ilgili tüketim noktasında daha önce kaçak elektrik tüketimi yapılmış olması yalnızca başvurusu esnasında tüketiciden istenilecek belgeleri etkilemekte olduğunu, davacı tarafça yapıldığı iddia edilen başvuru esnasında Yönetmeliğin 21. maddesi uyarınca talep edilen bilgi ve belgelerin sunulmuş olup olmadığının araştırılması gerektiğini, bu belgelerin perakende şirketine ibraz edilip edilmediğine ilişkin dosyada hiçbir delil bulunmadığını, bu itibarla dava dilekçesinde elektrik aboneliği tesisi hususundaki tek engelin davacının başkasının kaçak tüketim borcunu ödemek istememesi olduğu izlenimi yaratılmaya çalışılması abesle iştigal niteliğinde olduğunu, davacı yanın Yönetmelik gereği istenen belgeleri temin ederek ...'a başvuruda bulunması gerektiğini, dosyada ...'ın taraf eklenmesinden evvel alınan bilirkişi raporunda davacı taleplerinin ne olduğu hususunda dahi doğru tespit yapılamadığını, Bilirkişi raporunda "davacı yanın elektrik bağlantı talebinin kabulü yönünde kanaat oluştuğu" değerlendirmesinde bulunulduğunu, bu kanaate ne şekilde varıldığı belli olmadığını, yine bilirkişi raporunun sonuç kısmının 1. bendinde ...'ın önceki borç nedeniyle davacının abonelik tesisini reddettiği şeklinde tespitte bulunulmuş ise bu sonucun dosyadaki hangi bilgi ve belgeden çıkarıldığı anlaşılamamakta olduğunu, bilirkişi raporunda davacı yanın talep sonucu dahi doğru tespit edilememiş dosyada mübrez deliller ile davacının haksız ve mesnetsiz iddiaları birbirine karıştırıldığını, Davanın öncelikle usulden mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; "Belgeler ve ilgili mevzuat hükümleri değerlendirildiğinde, davacının önceki malikin kaçak elektrik borcundan sorumlu tutulamayacağı, ...'ın abonelik talebini bu gerekçeyle reddetmesi mevzuata aykırı olduğu, ...'ın tesisatın kaçak kullanım riski taşıdığına dair iddiaları ise, somut ve teknik bir gerekçeyle desteklenmediği,başvuru üzerine Elektrik İç Tesisleri Yönetmeliği uyarınca tesisatın güvenli ve standartlara uygun olmadığını ispatlama ve gerekli denetimleri yapma sorumluluğu dağıtım şirketine ait olduğu, ...'ın bu yönde herhangi bir teknik rapor veya tespit sunmaması karşısında, davacının tesisatın denetime hazır olduğuna dair beyanı esas alınması gerektiği, Bu durumda, davacının elektrik bağlantı talebinin kabulü yönünde kanaat oluştuğu, bağlantı konusundaki engelin kaldırılması sonrasında davacının serbest tüketici sıfatı ile herhangi bir tedarik şirketi veya dava dışı bulunduğu bölgede görevli tedarik şirketi olan ... A.Ş. ile abonelik tesis edilerek normal kullanım yapılabileceği hususunun tespit ve rapor edildiği, denetlemeye ve hükme dayanak etmeye elverişli bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçeleriyle
1-Davacının davasının KABULÜ İLE;
-Davacıya ait " ... Fatih/ İSTANBUL" adresinde elektrik bağlantı anlaşması tesisi ile elektrik enerjisi bağlanarak muarazının menine, karar verilmiştir.Karara karşı, davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, taraf değişikliği talebinin kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının taraf değişikliği talebi maddi bir hatadan kaynaklanmadığı gibi dosyanın karar aşamasına gelmiş olduğu dikkate alındığında dürüstlük kuralları ile de bağdaşmadığını, davacının...'a başvuru yapmadığını, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, muaraza çıkarıldığından bahsedebilmek için öncelikle başvuru yapılması gerektiğini, bunun ispatlanamadığını, ilgili tüketim noktasında bir başkası adına abonelik bulunduğunu, abonelik sözleşmesi tesisi talebinin karşılanması için yönetmelik gereği istenen belgelerin perakende şirketine eksiksiz olarak sunulmuş olması gerektiğini,dosyada ...'IN taraf eklenmesinden evvel alınan bilirkişi raporunda davacı taleplerinin ne olduğu hususunda dahi doğru tespit yapılamadığını, dava dilekeçsinde yer alan iddialar ile müvekkili şirket ve mahkeme tarafından verilen hüküm arasında illiyet bağı bulunmadığını, dava dilekçesinde ...'a yapılan yazılı başvuruların yazılı ve sözlü olarak başkasının kaçak tüketim borcu nedeniyle reddedildiğini iddia etmiş olup davasını salt bu nedene dayandırdığını, ancak gelinen aşamada müvekkili aleyhine abonelik tesisi yapılmak suretiyle muarazanın men'ine karar verildiğini, davacının dava dilekçesindeki talepleri, iddialarının temeli ile müvekkilinin hiçbir ilgisi bulunmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava,elektrik aboneliği tesisi için muarazanın giderilmesi ve tedbiren elektrik bağlanması talebine ilişkindir.Davacı, elektrik aboneliği için yaptığı başvurunun, önceki abonenin borcu nedeniyle kabul edilmediğini ileri sürmektedir.Dava başlangıçta davalı olarak ...'A husumet yöneltilerek açılmış, yargılamanın devamı sırasında 17.10.2025 tarihli ara kararla "Davacı vekilinin taraf değişikliğinin kabulü ile, davalı olarak ... A.Ş. Ye dava dilekçesi, cevap dilekçesi, duruşma zabıtları ve bilirkişi raporunun tebliğine, ^" karar verilmiştir. Arabuluculuk dava şartı önünden;TTK’nın 5/A maddesi “Bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuğa başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükümlerini içermektedir.05/04/2023 tarih 32154 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Orman kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair 7442 sayılı Kanunun 31.maddesinde "6102 sayılı kanunun 5/A maddesinin 1.fıkrasında yer alan "paranın ödenmesi, alacak ve tazminat talepleri hakkında " ibaresi "para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında " şeklinde değiştirilmiş, aynı yasanın geçici 1.maddesinde "bu maddeyi ihdas eden kanunla 6102 sayılı kanunun 5/A maddesinin 1. fıkrası ve 7036 sayılı kanunun 3. Maddesinin 1. fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hüküm 01/09/2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanır" denilmiştir.Eldeki davanın açıldığı tarih itibariyle muarazanın meni davalarının zorunlu arabuluculuğa tabi olduğuna dair yasal bir düzenleme de bulunmadığından TTK 5/A maddesi kapsamında yer alan arabuluculuğa ilişkin dava şartı aranmayacağından davalının bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Yüksek Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 24.02.2025 tarih ve 2024/1509 E- 2025/1045 K sayılı kararında " 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 124. maddesinde; “ Bir davada taraf değişikliği ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür, ancak maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder” şeklinde düzenleme yer almaktadır. Bu maddenin gerekçesinde de vurgulandığı üzere, taraf değişikliğini mutlak olarak davalının rızasına bağlamak yargılama ilişkisini katı bir forma bağlayacaktır ki, bu da yargılamaya hakim olan ilkelerden “usul ekonomisi ilkesi” ile bağdaşmaz. Temsilcide yanılma halinde, gerçek temsilci belirlenip, dava dilekçesi tebliğ edilerek, yargılamaya devam edilmesi zorunludur.Buna göre verilecek ara kararla, davanın doğru hasma yöneltilmesi için davacıya imkan sağlanması gerekir." hususları belirtilmiştir.O halde, davalı ... ile ... arasındaki ilişkinin davacı tarafından bilinmesinin beklenemeyeceği, davanın abonelik sözleşmesi yapılması için muarazanın men'ine ilişkin talepler yönünden ...'a yöneltilmesinin hasımda değil,hasmın belirlenmesinde (temsilcide) yanılgı olduğu benimsenmelidir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.02.2022 tarihli ve 2019/3-179 E., 2022/186 K. Sayılı ilamı da aynı yöndedir.) bir ara karar ile davalının belirlenerek gerçek taraf durumundaki ...'a davanın yöneltilmesi için imkan sağlanması hususu usule uygundur.Mahkemece taraf delilleri toplanarak bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi raporunda, "Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca, yeni kiracının taşınmazın önceki maliki veya kiracısının elektrik borcundan sorumlu tutulamayacağı, ...'ın başlangıçtaki ret gerekçesi olan önceki borç, bu ilkeye aykırı olduğu, Davacının kiracı sıfatıyla bağlantı başvurusu yapma hakkı bulunduğu... Dosya kapsamındaki belgeler ve ilgili mevzuat hükümleri değerlendirildiğinde, davacının önceki malikin kaçak elektrik borcundan sorumlu tutulamayacağı, ...'ın abonelik talebini bu gerekçeyle reddetmesi mevzuata aykırı olduğu, ...'ın tesisatın kaçak kullanım riski taşıdığına dair iddiaları ise, somut ve teknik bir gerekçeyle desteklenmediği, başvuru üzerine Elektrik İç Tesisleri Yönetmeliği uyarınca tesisatın güvenli ve standartlara uygun olmadığını ispatlama ve gerekli denetimleri yapma sorumluluğu dağıtım şirketine aitolduğu, ...'ın bu yönde herhangi bir teknik rapor veya tespit sunmaması karşısında, davacının tesisatın denetime hazır olduğuna dair beyanı esas alınması gerektiği, bu durumda, davacının elektrik bağlantı talebinin kabulü yönünde kanaat oluştuğu, bağlantı konusundaki engelin kaldırılması sonrasında davacının serbest tüketici sıfatı ile herhangi bir tedarik şirketi veya dava dışı bulunduğu bölgede görevli tedarik şirketi olan ... A.Ş. ile abonelik tesis edilerek normal kullanım yapılabileceği..." yönünde görüş bildirmiştir.Üretici ve perakende satış lisansı sahibi satıcı/ dağıtıcı şirketi: Elektrik Piyasası Yasası kapsamında uygun düzenlenmiş Yönetmeliklere göre dağıtım sistemine bağlı olan tüketiciler ile serbest tüketiciler ile bağlantı anlaşması ve abonelik sözleşmesi yapmak zorundadır. Eğer, satıcı/dağıtıcı şirket abonelik sözleşmesi tesisine yanaşmaz ise muarazanın giderilmesi davası açılabilecektir.Hukuk Genel Kurulu'nun 29.09.2004 gün ve 2004/13-417 E.- 2004/442 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; muarazanın men'i (çekişmenin önlenmesi) davaları, usul hukuku anlamında tespit değil, eda davası niteliğindedir. Zira, bu tür davalarda, hem bir muarazanın varlığının tespiti ve hem de onun men'i talep edilir.Kaldı ki, Hukuk Genel Kurulu'nun 17.03.2010 gün ve 2010/3-119 E. 2010/159 K. sayılı ilamında da; bir sözleşmenin devamı sırasında taraflardan biri tarafından muaraza(çekişme) çıkarılması halinde de, diğer tarafın kendisine zarar verebilecek nitelikteki bu duruma son vermek, hukuki durumunu tereddüt içinde olmaktan kurtarmak için tespit davası açmasında hukuki yararının bulunduğu kabul edilmiştir.Somut olayda, davacının yaptığı başvurunun önceki kullanıcının kaçak kullanımı gerekçe gösterilerek ... tarafından reddedildiğinin sabit olduğu anlaşılmakla mahkemesince kararda belirtilen gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi isabetlidir.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Davalıdan alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 361.madde uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.24/09/2026