Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/776 E. 2026/2473 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/776
- Karar No
- 2026/2473
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2026/776
KARAR NO:2026/2473
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :21/01/2026
NUMARASI:2024/867 E - 2026/70 K
DAVANIN KONUSU:Alacak
KARAR TARİHİ:24/09/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında imzalanan elektrik enerjisi satış sözleşmesi imzalandığını,sözleşmenin m. 12.6.1’de taraflardan birinin haklı nedenin varlığına bakılmaksızın sözleşmeyi taraflı olarak feshetmesi halinde 12.6.2. maddede düzenlenen cezai şart bedelini ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, davalının 2023 yılı içerisinde sözleşmeyi tek taraflı feshetmesi üzerine sözleşmenin 12.6.2. maddesinde düzenlenen cezai şart için gerekli koşulların oluştuğunu ve müvekkili şirket tarafından Taahhüt Çıkış Bedeli (“TÇB”) adı altında 20.10.2023 tarihli ve 30.115.948,57-TL bedelli tahakkuk faturası düzenlendiğini, ayrıca elektrik piyasası mevzuatı kapsamında elektrik tedarikçileri tarafından düzenlenen faturalarla nihai tüketicilere yansıtılan Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması (“...”) Bedeli de 24.10.2023 tarihli ve 1.550.937,66-TL bedelli ek tahakkuk faturası ile davalıya yansıtıldığını, davalının sözleşme süresi boyunca bu bedelleri ödemediğini beyanla toplam 31.297.725,18-TL tutarlı alacak talepleri kapsamında ... faturasından doğan 30.115.914,44-TL tutarlı alacağın 07.11.2023 tarihinden itibaren ve ... faturasından kalan 1.181.810,74-TL tutarlı alacağın 04.11.2023 tarihinden itibaren aylık %3,5 oranından az olmamak üzere Sözleşme m.7.6. hükmü uyarınca her ayın birinci gününde açıklanan bir aylık Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı -TLREF- artış oranları dikkate alınarak hesaplanacak akdi gecikme faizi ile birlikte davalı şirketten tahsil edilerek müvekkil şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil işirketin Elazığ Ticaret Siciline kayıtlı ancak Gaziantep ilinde faaliyet göstermekte olduğunu, sözleşme imzalandıktan sonra asrın felaketi olarak adlandırılan ve 6 Şubat 2023 tarihinde iki büyük deprem yaşandığını, şirket merkezi Elazığ'da, elektriği tükettiği ve bakır konsantre üretimi yaptığı yer Gaziantep olan ve tüm birimleriyle deprem bölgesinde yer alan müvekkilinin, deprem sonrasında işlerin önemli ölçüde bozulması sebebiyle elektrik tüketiminde düşüş yaşadığını, bu süreçte elektrik serbest tüketici fiyatları, müvekkilinin davacı ile uzlaştığı bedelden çok daha aşağıya geldiğini, bunun üzerine davacı ile sözleşmenin uyarlanması için görüşme gerçekleştiren müvekkilinin, davacı ile bu hususta uzlaşamadığını, bunun üzerine davacı ile olan sözleşme haklı olarak feshedilerek elektrik tedariki konusunda, dava dışı başka bir şirket ile yeni bir anlaşma akdedildiğini, davacının iddia ettiği gibi bir alacak doğmadığını, her şeyden önce taraflar arasında akdedilen ve genel işlem koşulu niteliği taşıyan sözleşmenin ceza koşuluna ilişkin hükmü 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (“TBK”) düzenlemesi çerçevesinde geçersiz olduğunu, aksi bir kanaat oluşsa dahi Sözleşme m. 12.6.1. kapsamında ceza koşulu alacağı haksız bir feshin sonucu olarak düzenlenmiş olup; müvekkilinin davacı ile olan sözleşmeyi sona erdirmesinin haklı bir sebebe dayandığını, mahkemenin yetkili olmadığını, talep edilen bedellerin fahiş olduğunu beyanla davanını reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; "Somut olayda, taraflar arasında sabit fiyatlı elektrik satış sözleşmesi imzalandığı, bölgede yaşanan depremin davacı tarafın arzını veyahut davalı tarafın talebini etkilemediği, tarafların piyasa dalgalanmalarından korunmak için sabit fiyat politikasını tercih ettikleri, bilirkişi heyetince tahsilatlar düşüldükten sonra cezai şart tutarının 30.115.948,57 TL ve ... alacağı tutarının 1.181.810,74 TL olarak hesaplandığı, tacir olan tarafların ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmekle yükümlü bulunmasına, sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ceza koşulunu da içeren abone sözleşmesini imzalayan tarafların karşılıklı borç ilişkisi kurarak edimlerini ifa ile yükümlü hâle gelmeleri göz önünde bulundurulduğunda davalı tarafın sözleşmenin uyarlanması, sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu niteliği taşıdığı ile cezai şart miktarının fahiş olduğu ve indirilmesi gerektiğine yönelik tüm savunmalarına itibar edilmeyerek davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçeleriyle
1-Davanın KABULÜ ile,
a) Taahhüt Çıkış Bedeli - Ceza faturasından kaynaklanan 30.115.914,44 TL'nin 07.11.2023 tarihinden itibaren aylık %3,5 oranından az olmamak üzere Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı artış oranları dikkate alınarak hesaplanacak akdi gecikme faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacı şirkete verilmesine,
b) ... faturasından kaynaklanan 1.181.810,74 TL'nin 04.11.2023 tarihinden itibaren aylık %3,5 oranından az olmamak üzere Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı artış oranları dikkate alınarak hesaplanacak akdi gecikme faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacı şirkete verilmesine, karar verilmiştir.Karara karşı, davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davalı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; Mahkeme kararında, Eylül 2023 dönemindeki yüksek tüketim verilerini feshin teknik bir imkansızlıktan kaynaklanmadığına delil sayıldığını, ancak bu tüketimin yarattığı finansal çöküşü ve 10.12.2025 tarihli bilirkişi ek raporunda tespit edilen 0,16 likidite oranı ile sabitlenen "ekonomik mahv" gerçeğinin görmezden gelindiğini, bir işletmenin faaliyetini sürdürme gayretinin, o işletmenin finansal olarak borcun altında ezilmediği anlamına gelmediğini, mahkemenin teknik bilirkişi saptamalarını sadece 'basiretli tacir' ilkesi arkasına sığınarak reddetmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, "en yüksek faturanın 2 katı" şeklinde formüle edilen fahiş cezai şart hükmü (m. 12.6.2), müvekkilin aleyhine tek taraflı bir denge kurduğunu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca, tacirler arasındaki sözleşmelerde de dürüstlük kuralına aykırı, tek yanlı ve dayatılan matbu hükümlerin denetiminin zorunlu olduğunu, müvekkiline hiçbir pazarlık şansı tanınmadan dayatılan bu fahiş ceza koşulu hükmünün yazılmamış sayılması gerektiğini, genel işlem koşulu niteliği gereği cezai şartın geçersiz olduğunu, müvekkili şirketin faaliyetlerini deprem sonrası tüm zorluklara rağmen sürdürmeye çalışması ve elektrik tüketmesi, yaşanan felaketin şirketin finansal dengelerini ve sözleşmesel sadakatini temelinden sarsmadığı anlamına gelmeyeceğini, 10.12.2025 tarihli Bilirkişi Ek Raporu'nda:"...deprem nedeniyle meydana gelen sözleşme minvalinde kusursuz ifa imkânsızlığı kapsamında borçluya kusur isnat edilemeyeceği..." tespiti yapıldığını, mahkemenin teknik imkan ile ekonomik imkan arasındaki ayrımı gözetmeksizin, müvekkilinin ayakta kalma çabasını (tüketim verilerini) aleyhine bir delil olarak kullanması hakkaniyete aykırı olduğunu, mücbir sebep hali mevcut olup, müvekkiline kusur atfedilmesi mümkün olmadığından cezai şarta hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğunu, sözleşmenin akdedilmesinden sonra elektrik piyasasındaki enerji birim fiyatlarının, öngörülemez bir şekilde hızla düşüş gösterdiğini, sözleşme ile kararlaştırılan 5,55 TL/kWh sabit fiyat, piyasa rayicinin (yaklaşık 2,60 TL/kWh) iki katından fazla bir seviyede kalarak müvekkili aleyhine katlanılamaz bir dengesizlik yarattığını, bu durumun, 6 Şubat depremlerinin yarattığı ekonomik sarsıntı ile birleştiğinde müvekkili şirket için TBK m. 138 kapsamında "Aşırı İfa Güçlüğü" teşkil ettiğini, 10.12.2025 tarihli Bilirkişi Ek Raporu ile müvekkil şirketin likidite oranının 0,16, nakit oranının ise 0,004 olduğu, yani borç ödeme kapasitesinin teknik olarak çöktüğü tespit edildiğini, bilirkişi heyetinin, 30 Milyon TL'yi aşan bu bedelin tek seferde tahsilinin müvekkili üzerinde ciddi finansal baskı oluşturacağını ve "ekonomik mahva yol açabileceği" uyarısının raporuna yansıttığını, tacir olsa dahi "ekonomik mahva" sebebiyet verecek cezai şartın iptali veya tenkisi Yargıtay ve Bam içtihatları gereği olduğunu, mahkemece hükmedilen asıl alacaklara Sözleşme m. 7.6 uyarınca aylık %3,5 faiz uygulanmasına karar verilmişse de, davacı tarafça vakit kaybetmeksizin başlatılan icra takibinde uygulanan aylık %17,1 (%205 yıllık) faiz oranının fahişliği ve 208 milyon TL'lik tutarında bir ödeme talebi oluşturduğunu, asıl alacağın yaklaşık 7 katına ulaşan bu rakamın, bir alacak tahsilatından ziyade müvekkili şirketin ticari varlığını sona erdirmeyi hedefleyen bir finansal infaz girişimi olduğunu, davacı tarafın 1.181.810,74 TL tutarındaki ... bedelini, Sözleşme ilişkisi boyunca aylık olarak tahakkuk ettirip müvekkile yansıtması gerekirken, sözleşme fiilen sona erdikten sonra toplu olarak fatura ettiğini, sözleşme'nin 7.1. maddesi gereğince her ayın son günü itibarıyla düzenlenmesi gereken bu faturaların, aylar sonra tek seferde talep edilmesi hem sözleşme disiplinine hem de TMK m. 2 uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Dava, sözleşmenin süresinden önce feshi nedeniyle cezai şart e ... bedellerinin tahsili talebine ilişkindir.Davacı, davalının haklı neden olmaksızın sözleşmeyi feshettiğini, sözleşme gereği cezai şart faturası düzenlendiğini,ayrıca davalı şirket ile sözleşme ilişkisinin uzun yıllar sağlıklı şekilde süreceği inancıyla düzenlediği faturalarda ... bedellerini yansıtmadığını,sözleşmede açıkça fatura bedeline dahil olduğu kararlaştırılan ... bedelinden davalı şirketi muaf tutmasının sebebinin, aralarındaki ticari ilişkinin bozulmayacağına ve özellikle de herhangi bir haklı neden olmaksızın ve usulüne de aykırı bir şekilde Sözleşme’nin feshiyle karşılaşmayacağına olan güveni olduğunu, ... bedellerinin de tahsili gerektiğini ileri sürmektedir.Davalı ise, yaşanan deprem felaketinin mücbir sebep hali oluşturduğunu, müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, sözleşmenin akdedilmesinden sonra elektrik piyasasındaki enerji birim fiyatlarının, öngörülemez bir şekilde hızla düşüş gösterdiğini, sözleşme ile kararlaştırılan 5,55 TL/kWh sabit fiyat, piyasa rayicinin (yaklaşık 2,60 TL/kWh) iki katından fazla bir seviyede kalarak katlanılamaz bir dengesizlik yarattığını, sözleşmenin uyarlanması taleplerinin kabul edilmediğini, cezai şartın geçersiz olduğunu, ticari mahva sebep olunacağını, faiz oranının ve talep edilen bedellerinin fahiş olduğunu, ... bedellerinin toplu olarak talep edilemeyeceğini savunmuştur.Mahkemece tanık dinlenilmiş, taraf delilleri toplanarak bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Ticari İşletme ve şirketler Muhasebesi Bilirkişisi... tarafından sunulan 14.04.2025 tarihli raporda özetle; " ... incelenen davalı şirket ticari defterlerinde dava konusu 20.10.2023 tarihli ve 30.115.948,57-TL bedelli fatura ile 24.10.2023 tarihli ve 1.550.937,66-TL bedelli faturanın davalı ticari defter kayıtlarına alınmadığı,kendi ticari defter kayıtlarında dava konusu bu iki faturadan dolayı davacı şirkete borçlu olmadığı tespit edilmiştir,Bunun haricinde taraflar arasında dava konusu faturalar haricinde de ticari ilişki bulunduğu, Bu ticari ilişkiden kaynaklı davalı şirketin davacı şirkete 320.01.10.021 Hesap Kodunda ... ... ŞİRKETİ 101.846.869,62 TL BORÇ KAYDI BULUNDUĞU TESPİT EDİLMİŞTİR. 2-Davalı şirketin ekonomik durumuna ilişkin olarak ise, davalı şirketin 2023 yılı, nominal büyümeye rağmen reel karın eridiği bir yıl olmuştur. Net satışlar TL bazında yaklaşık %89 oranında artmasına rağmen, aynı yıl içerisinde faaliyet giderleri %190 artmış ve net dönem kârı yalnızca %7,6 artabilmiştir. Ayrıca net dönem kârının USD bazında karşılığı 2022 yılına göre yaklaşık %31,9 azalmıştır. Bu durum, hem kur farkının hem de artan enflasyonun etkisiyle şirketin gerçek gelir seviyesinin düştüğünü ve büyümenin sadece rakamsal bir yansıma olduğu..." şeklinde görüş bildirilmiş, ek raporunda da aynı görüşlerini tekrarlamıştır.Bilirkişiler Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ..., Prof.Akademisyen ... ve Elektrik Mühendisi ... tarafından sunulan 27.07.2025 tarihli raporda özetle; " Davacının İncelenen ticari defter kayıtlarına göre 20.10.2023 tarihli ... seri numaralı 30.115.914,44 TL cezai şart bedeli faturası ile ... bedeli için düzenlenmiş olan 24.10.2023 tarih ... seri numaralı KDV dahil 1.550.937,66 TL tutarlı faturadan 1.181.810,74 TL alacaklı gözüktüğü, * Taraflar arasında 25.01.2023 tarihinde imzalanan ve 01.03.2023 tarihinde yürürlüğe giren Enerji Satış Sözleşmesi, 22 (yirmi iki) ay süreli olup, herhangi bir yenileme şartı içermeden 31.12.2024 tarihinde sona erecek şekilde düzenlendiği, *Davalı şirketin Eylül 2023 içerisinde başka bir tedarikçi firmaya geçiş yaptığı ve bu durumu yazılı olarak bildirmediği, bu nedenle sözleşmenin 12.3. maddesi uyarınca 05.09.2023 tarihi itibarıyla davalı tarafından haklı sebep olmaksızın feshedildiği kabul edildiği, * Sözleşmenin 12.3. maddesi uyarınca yapılan geçiş bildirimi yapılmadığından, fesih haklı neden olmaksızın gerçekleşmiş kabul edilebileceği, bu durumun sözleşmenin cezai şart uygulanmasına ilişkin hükümlerini devreye sokabileceği, * Sözleşmenin 7.6. maddesi uyarınca; ödenmeyen fatura bedelleri için, vade tarihlerinden itibaren aylık %3,5 oranından az olmamak üzere, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından belirlenen TLREF oranına +3,5 eklenmek suretiyle akdi faiz uygulanacağının öngörüldüğü, Tüm kalemler birlikte değerlendirildiğinde, vade tarihinden dava tarihi olan 22.11.2024 tarihine kadar olan gecikme faizi toplamının 13.971.304,52 TL olduğu, ana para ile birlikte genel toplamın 45.269.029,70 TL olarak hesaplandığı,*Elektrik piyasası mevzuatı açısından incelendiğinde, ... .... Şti.'nin "yüksek tüketimli serbest tüketici" statüsünde olması nedeniyle, ... ... A.Ş. ile imzaladığı Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi'nin genel olarak piyasa serbestisi ilkeleri ve ilgili yönetmeliklere uygun olduğunun tespit edildiği, Sözleşmede belirlenen sabit birim fiyat (5,55 TL/kWh) ve cezai şart hükümlerinin, tarafların serbest iradesiyle akdedilmiş ticari koşullar olup, mevzuata aykırılık teşkil etmediği, *Faturalandırma yöntemleri, aktif enerji bedeli, dağıtım bedeli ve vergi/fon kalemleri açısından genel piyasa uygulamalarına ve sözleşme hükümlerine uyumludur. ... bedellerinin uzun süre ayrı olarak faturalandırılmayıp,sözleşme feshi sonrası toplu olarak yansıtılması ...'nın ticari inisiyatifi olarak değerlendirilse de, sözleşmede bu maliyetlerin yansıtılabileceğine dair hükümler bulunmakta olup, bu durumun mevzuata aykırı kabul edilmediği, Ancak, cezai şart hesabına esas alınan Eylül 2023 faturasında ...'in ayrı bir kalem olarak yer almamasına rağmen, cezai şart hesabında ... gibi unsurların ilave edilmesi, davalı tarafın "haksız fatura" itirazını destekleyen bir çelişki olarak öne çıktığı,*Davalı tarafın deprem kaynaklı mücbir sebep ve aşırı ifa güçlüğü iddiaları, sözleşmenin 8. maddesinde depremin mücbir sebep olarak tanımlanması ve 30 günden fazla sürmesi halinde tazminatsız fesih hakkı tanıması açısından önem arz ettiği, * Davalının bu yöndeki uyarlama taleplerinin ... tarafından reddedilmesi üzerine sözleşmeyi feshetmesinin feshin haklılığına dair hukuki bir ihtilaf yarattığı, * Fatura mutabakatı konusunda, temel tüketim ve olağan fatura kalemleri arasında teknik bir uyumsuzluk bulunmamakla birlikte, cezai şart ve toplu ... fark faturalarının davalı ticari defterlerine kaydedilmemesinin, bu kalemlere dair anlaşmazlığın bir yansıması olduğu,Taraflar arasındaki iletişimin ...'nın müşteriyi elde tutma çabasını ve aynı zamanda sözleşme hükümlerinin uygulanmasındaki kararlılığını gösterdiği, ...'ın yüksek tüketimli bir tacir olması nedeniyle, genel tüketici koruma hükümlerinin değil, ticari sözleşme serbestisinin esas alındığının değerlendirildiği," şeklinde görüş bildirilmiştir.Bilirkişiler ek raporlarında ise, " Mali inceleme sonucu; talep edilen cezai şart bedelinin davalı şirket tarafından kısa vadede ve tek seferde ödenmesi halinde, şirketin mevcut likidite kırılganlığı ve negatif net çalışma sermayesi dikkate alındığında, bu ödemenin şirket üzerinde ciddi finansal baskı oluşturacağı, faaliyetlerinin zayıflamasına yol açabileceği, ilk bakışta ve genel ve teknik değerlendirmeler ile analiz edildiğinde, kök raporda da belirtildiği üzere teknik yönden Cezai şart faturasının hesaplanma biçiminin doğru olduğu bu yönüyle kök raporda belirtilen hususlar ile çelişkili olmadığı ve bu yönüyle; ve/fakat, değerlendirmelerin sözleşmenin kusursuz ifa imkansızlığı ve sözleşme feshi ve davalı şirketin mahvına sebep olup olmadığı noktasında değerlendirildiğinde;Davalı şirketin ekonomik göstergeleri detaylı olarak incelendiğinde, şirketin sürdürülebilir likidite yaratma kapasitesinin azaldığını, mali yükümlülüklerin karşılanmasında kırılganlık oluştuğunu ve sözleşme konusu edimin ifasının mevcut ekonomik koşullar altında şirket açısından aşırı derecede güçleştiğini gösterdiği, dolayısıyla, sözleşmenin mevcut haliyle devamının davalı şirket bakımından katlanılamayacak ölçüde ağır bir mali yük doğuracağı, şirketin ekonomik bütünlüğünü tehlikeye atacağı ve ifa imkansızlığı/ifa güçlüğü kapsamında sözleşmenin mahvına sebep olabileceği, öte yandan sözleşmenin feshinin temelinde depreme dayalı mücbir sebep olduğu, buna ilişkin ayrıntılı değerlendirmelerin yukarıda ayrıntılı biçimde izah edildiği, cezai şart faturasının kesilebilmesinin temel şartının borçlunun kusurlu olmasına dayandığı, bu noktada deprem nedeniyle oluşan bu tahmin edilemeyecek doğa olayından dolayı borçluya kusur atfedilmesinin mümkün olamayacağı, Daha açık bir ifadeyle; tekraren belirtmek gerekirse; teknik olarak kök raporda yapılan cezai şart bedeline ilişkin hesaplama yönteminin sözleşmeye uygunluğu kabul edilmekle birlikte, cezai şartın uygulanabilirliğinin hukuken borçlunun kusuruna bağlı olduğu, deprem nedeniyle meydana gelen sözleşme minvalinde kusursuz ifa imkânsızlığı kapsamında borçluya kusur isnat edilemeyeceği, sözleşmede kusursuz ifa imkansızlığı kapsamında yapılacak olan bildirimin şekline dair bir kısıt olmadığı, bildirimlerin karşılıklı mailler yoluyla yapıldığının görüldüğü; ayrıca cezai şartın uygulanmasının davalı şirketin ekonomik varlığını tehlikeye sokacak derecede ağır sonuçlar doğurabileceği, bu yönüyle şirket açısından katlanılamayacak nitelikte bir mali yük teşkil ettiği ve ekonomik mahvına yol açma potansiyeli taşıdığı, Hukuki nitelendirme ve Nihai takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; Sözleşmenin ... faturası ile ilgili olan kısmı olan 7.1. Maddesinde, ... faturasının aylık olarak her ayın son günü tarihli olarak düzenleneceği yer almasına rağmen, ... faturasının 05.09.2023 teki davacının cevabi maili sonrası toplu olarak tahakkuk ettirilmesi ve düzenlenmesinin de sözleşmeye uygun olmadığı, Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;.... somut olayda cezai şartın uygulanmasının ticaret hukuku bakımından da hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği; bu olağanüstü koşullar altında cezai şartın uygulanmasının, deprem nedeniyle faaliyetlerini sürdürebilmek için son derece sınırlı bir likidite ile ayakta durmaya çalışan davalı şirketin ekonomik devamlılığını fiilen imkânsız hâle getirebileceği; şirketin mevcut likidite kırılganlığı ve negatif net çalışma sermayesi dikkate alındığında, bu ödemenin şirket üzerinde ciddi finansal baskı oluşturacağı, faaliyetlerinin sürdürülebilirliğinin zayıflamasına yol açabileceği, Elektrik Mühendisi açısından Sektörel Yönden Değerlendirildiğinde; Raporun Mali Yönden Değerlendirme ve Genel Değerlendirme kısımlarındaki hususlar ile sektör yönünden ele alındığında farklı tespit ve sonuçlar elde edildiğinden bu kısım aşağıda sektör incelemesi olarak ayrıca ele alınmış olup, ilgili kısımdaki değerlendirmeler ışığında; 1. Kök raporda tespit edilen kanaatlerin aksini ortaya koyacak bir sonuç bulunmadığı, 2. Davalı şirketin sözleşme süresince elektrik enerjisi tüketiminde herhangi bir teknik engel veya süreklilik kesintisi bulunmadığı, özellikle sözleşmenin feshedildiği Eylül 2023 döneminde tüketim değerlerinin zirve seviyede gerçekleştiği bu nedenle feshin elektrik arzına yönelik teknik bir imkânsızlıktan kaynaklanmadığı, 3. Deprem nedeniyle mücbir sebep iddiası ileri sürülmüşse de, tüketim verileri deprem sonrasında tesis faaliyetlerinin tam kapasiteye yakın şekilde devam ettiğini göstermekte olup, ifanın teknik olarak imkânsız hale geldiğini gösteren somut veri bulunmadığı, 4. Sözleşmede tanımlanan fiyat yapısı gereği ... maliyetlerinin tüketimle orantılı olarak yansıtılması piyasa işleyişi ve teknik mevzuat açısından uygun olup, söz konusu maliyetlerin gerçekleştiği ve uzlaştırma kayıtlarıyla doğrulandığı, Aylık tahakkuk ettirilmemiş olması, teknik açıdan alacağın varlığını ortadan kaldırmadığı, davacı tarafından piyasaya ödendiği, 5. Davalı tarafından yazılı fesih bildirimi yapılmaksızın tedarikçi değişikliği gerçekleştirilmesi, elektrik piyasasındaki dengesizlik ve portföy yönetimi açısından teknik yükümlülüklerle uyumlu olmadığı, davalıya belli bir dönem için dengesizlik maliyeti oluşturduğu, 6. Cezai şart hesaplamasının, sözleşmede düzenlenen “son bir yıllık dönemde en yüksek tüketim yapılan ayın iki katı” esasına uygun şekilde yapıldığı, hesaplama yönteminin ve kullanılan değerlerin sözleşme ile uyumlu olduğu, cezai şart tutarında hata bulunmadığı, 7. Davalının itirazlarında ileri sürdüğü hususların elektrik mühendisliği ve piyasa işleyişi bakımından haklı feshe veya teknik aykırılığa dayanak teşkil etmediği, uyuşmazlığın esas itibarıyla ticari ve hukuki nitelikte olduğu; sözleşmenin uygulanması sırasında ölçüm, tahakkuk ve sistem işletimi açısından teknik bir kusur veya mevzuata aykırılık tespit edilmediği, 8. Cezai şartın davalı şirket bakımından ekonomik mahva yol açıp açmayacağı ve feshin kusursuz ifa güçlüğü kapsamında uygun olup olmadığı hususları mali ve hukuki disiplin gerektirdiğinden elektrik mühendi inceleme alanı dışında kaldığı, yönlerden değerlendirme yapılmamıştır. "şeklinde görüş bildirilmiştir.Somut olayda taraflar arasında imzalanan ve yürürlüğe giren 01.03.2023 tarihinde Enerji Satış Sözleşmesi, 22 (yirmi iki) ay süreli olup, herhangi bir yenileme şartı içermediği 31.12.2024 tarihinde sona erecek şekilde düzenlendiği, davalı şirketin Eylül 2023 içerisinde başka bir tedarikçi firmaya geçiş yaptığı hususlarında ihtilaf yoktur.Genel işlem koşulu ile ilgili olarak; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin emsal kararlarında vurgulandığı üzere; bir sözleşmenin 6098 sayılı TBK’nın m. 20 vd. uyarınca genel işlem koşulları denetimine tabi tutulması için kanunda belirtilen ölçütlerin uygulanması gerekir. 818 sayılı BK da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da sözleşme serbestisi ana kural olmakla birlikte,özleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı genel işlem koşulları içermemesi unsuru getirilmiştir. Hem tüketiciler, hem de tacirler için geçerli olan genel işlem koşulları denetimi, sözleşmelerin imzalanması aşamasında daha olumsuz durumda bulunan sözleşmenin tarafını dürüstlük kuralları kapsamında korumaktadır.Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulları nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün genel işlem koşulu niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir. Bu anlamda sözleşmenin tipi, türü ve niteliği önem taşımaz. Bir sözleşmedeki genel işlem koşulunun niteliğinin, objektif unsurlara göre belirlen- mesi gerekmekte olup, bu hususta tarafların icra ettikleri meslekleri ve sıfatları, tacir veya tüketici olup olmadıkları önem taşımaz. Hangi tür sözleşme hükümlerinin dürüstlük kuralına aykırı ve diğer tarafın şartlarını ağırlaştırıcı nitelikte olduğu hususu kanunda düzenlenmemiş olup,mahkemece her somut olayda bu durumun tartışılması ve değerlendirilmesi gerekir. İçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün dürüstlük kuralına aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, genel işlem koşulu niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, kanunun emredici hükmüne açık aykırılık sebebiyle kesin hükümsüz sayılması gerekir.Yukarıda açıklanan yöntemle yapılan inceleme sonucunda ,davaya dayanak sözleşmede genel işlem şartlarına aykırılık tespit edilmemiştir.Buna göre, davalının abonelik sözleşmesine itirazının bulunmadığı, dava konusu faturaların taraflar arasındaki abonelik sözleşmesine dayalı düzenlendiği, davalı tarafça sözleşmenin süresinden önce feshedilidği, ileri sürülen savunmaların ise ancak sözleşmenin uyarlanmasına ilişkin davada ileri sürülebileceği, bu yönde açılan dava da olmadığı, bölgede yaşanan depremin davacı tarafın arzını veyahut davalı tarafın talebini etkilemediğinin bilirkişilerce tespit edilmiş olduğu, bilirkişiler tarafından davalı şirketin mahvına sebep olunmayacağının da tespit edilmiş olduğu, uygulanan faiz oranını sözleşmeye uygun olduğu anlaşılmakla mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi isabetli bulunmuştur.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararın mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Davalıdan alınması gereken 2.137.947,60 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 534.468,91 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.603.460,69 TL'nin bu taraftan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.24/09/2026