Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/420 E. 2026/1107 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/420
- Karar No
- 2026/1107
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/420
KARAR NO : 2026/1107
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/10/2021
NUMARASI : 2018/533 Esas - 2021/67 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesi)
KARAR TARİHİ: 16/09/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; Davacı şirketin ... Mah. ... Cad. No ... İstanbul adresinde bulunan İstanbul ...Merkezi Bloklarında ve bu blokların çevresi açık alablarda, yine davacının mülkiyetinde bulunan fuar alanları çevresi açık alanlar ile açık ve kapalı otopark alanlarında entegre tesis yönetim hizmeti işi için ihaleye çıktığını, bu kapsamda davacı tarafından idari ve teknik şartnamenin hazırlandığını, idari şartnamede hizmet türünün belirlendiğini, davalı şirketin bu ihaleye teklif sunduğunu ve 5188 sayılı Özel Güvenlik Yasası gereği güvenlik hizmetinin sadece bu kanun uyarınca kurulmuş olan özel güvenlik şirketleri tarafından üstlenebileceğinden, ihaleye katılan firmalara güvenlik hizmetini birlikte yürüteceği firmayı belirleme yetkisi verildiğini, davalı şirketin de dava dışı...Hizmetleri Limited Şirketi'ni tercih edip yanına aldığını, ihalenin davalı şirkete verildiğini, davalı şirket ile 01/02/2015 tarihli Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesi, dava dışı ... şirketi ile de İstanbul ... alanları ... ve ... Nolu Sergi Alanları için Güvenlik Hizmetleri sözleşmesi imzalandığını, davacı tarafından hazırlanan şartnamelerin ve tüm dökümanların bu sözleşmelerin mütemmim cüzü sayılacağının da kararlaştırıldığını, sözleşmenin eki olan Entegre Tesis Yönetimi Teknik Şartnamesinin personel ücreti, personel sayısı ve diğer haklar başlıklı 3.maddesi ile başlangıçtaki 133 güvenlik görevlisi ve 80 temizlik personeli olarak belirlenen personel sayısında artışlar meydana geldiğini, şartnamenin aynı maddesinin devamında “iş bu hizmetlere ilişkin verilecek teklifler, personelin alacağı en düşük ücretin aşağıda belirtilen tutarda ödenmesi, yol ve yemek ödemeleri de dikkate alınarak yapılacağı, yine sözleşmenin 6.1 ye 6.2 maddeleri ile sözleşmenin devam ettiği yıllarda müvekkil şirket tarafından davalı firmaya yapılacak olan sözleşme bedelindeki Tüfe oranındaki artışın yüklenici firma tarafından aynı oranda personellere yansıtılacağının hüküm altına alındığını, sözleşmenin devamı sırasında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının asgari ücreti, 01/01/2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere %29 oranında arttırması sonunda, başlangıçta saptanan baz ücret tutarının güncel aylık brüt asgari ücret tutarının altında kaldığını, davalının ise bu yasa değişikliği ile oluşan maliyet farkının kendilerini güç duruma düşüşüreceği nedenleri ile bunun davacı tarafından karşılarımasını istediğini, bu talebin davacı tarafından verilen 12/01/2016 tarihli yönetim kurulu kararı ile kabul edildiğini, buna göre de yapılan hesaplama sonucu beher işçi için davalıya 602.78 TL fark ödenmesine karar verildiğini ve ödendiğini, buna rağmen davalının bu ücretleri personele tam olarak yansıtmadığının saptandığını, Güvenlik personellerinin yaptıkları şikâyet üzerine bunun davalıdan yazılı olarak sorulduğu, davalının olumlu cevap vermesine karşın, davacı tarafından yapılan denetim ve inceleme sonucunda, davalının kendi personeline ve dava dışı...firmasının da kendi personeline, davacıdan aldıkları asgari ücret farklarını eksik ödedikleri ve sözleşmeye aykırı davrandıklarının görüldüğünü, keza Tüfe farklarından dolayı da davacının yaptığı ödemelerin personele yansıtılmadığını, dava dışı... firmasına karşı da ayrıca dava açılacağını, eldeki davanın; davalının sözleşmeler, idari ve teknik şartnameler bağlamında davalının davacıdan aldığı ödemeleri, personele yansıtmayıp, sebepsiz zenginleştiğini, bunu iade etmesinin 29/03/2018 tarihli noter ihtarı ile davalıdan istendiğini, ancak ödenmediğini, bunun tutarının ise 573.608.-TL olduğunun (kesin olmamakla birlikte) anlaşıldığını, belirterek işbu miktar rücuen alacağın, davalıdan ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sözleşmenin eki sayılan bağlı teknik şartname mevcut olduğunu, davacının düzenli çalışan personeli marifetiyle davalıya hizmet verdiğini, davacının, davalıda, hakedişleri karşılığı düzenlediği ve bakiye olarak ödenmeyen 764.434,03 TL alacağının bulunduğunu, taraflarca yapılan hesap mutabakatında bu hususun kabul edildiğini, alacağın tahsili için başlatılan Bakırköy 16.İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; taraflar arasında 29/05/2018 tarihi itibariyle hesap mutabakatı bulunduğunu, davacının dava ettiği konuda uzun süre sessiz kalıp; 2,5 senelik periyotta her ay devam ettirdiği süreci şimdi inkar ettiğinin anlaşıldığını, bunun da iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, davacı iddialarının gerçeklere aykırı olup, davacının kendi inceleme, onay, ödeme sistemi ile dava konusu ödemelerin yapıldığını, ödemelerin tamamının kayıtlara alındığını, bunlara ilişkin tüm belge ve bilgilerin davacıya sunulduğunu, davacının hangi bedelleri kabul edip, onaylayıp davalıya ödedi ise, bunların müvekkilince eksiksiz olarak personellere ödendiğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini, bu itibarla davacının ödediği paraların davalı tarafından personele ödenip ödenmediği/eksik ödendiği/faturalar ve ekindeki SGK prim kayıtları dahil her personele ödeneceği/ödenmesi gerektiğini, davacı onayına sunulan ücretlerin ödenip ödenmediği ile ilgili sınırlı bir inceleme yapılması halinde gerçeklerin ortaya çıkacağını, dava dilekçesindeki eksikliklerin giderilmesinin gerektiğini, özellikle davalının her ay düzenlediği ve altındaki belgeli cetvellere karşı davacının ne diyeceğinin sorulmasının, davalının buna göre bu aylık dokümanların bedellerini işçilere ödeyip ödemediği hakkında beyanda bulunmasının gerektiğini, bu ödemelerin personele yansıtılmadığını ileri süren davacının bunu neye dayanarak iddia ettiğini açıklamasının gerektiğini, kaldı ki davacının ayrı bir bedel olarak davalıya zamlı bir ödeme de yapmadığını, böyle bir TSE bulunmadığını, işçi ödemelerinin elden değil bankadan yapıldığını beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının sözleşme şartlarına aykırı davranmak suretiyle sebepsiz zenginleştiğini, İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/533 esasına kayıtlı olarak davalı aleyhine sebepsiz zenginleştikleri miktarın iadesi için dava açtıklarını, işbu davanın İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/533 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, "..Sözleşme kapsamında; davalının çalıştırdığı genel idare hizmetleri personeli, camcı personel, Makineci personel, genel temizlik personeli ve bahçıvan personeli için ayrı ayrı Şubat 2015-Şubat 2018 arası her bir dönemde hakedişlere yansıtılan maliyet artışları ve maliyet artış oranları hesaplanmıştır. Buna göre sözleşmede kararlaştırılan birim fiyatı aşan maliyet artışlarının Ocak 2016 döneminden itibaren başladığı tespit edilmiştir. Bilirkişiler tarafından davacı tarafından davalıya yapılan ödemeler, davalı tarafından personele ödenmesi gereken ücret ve davalı tarafından personele gerçekte ödenen ücretler yıl bazında karşılaştırılmıştır. Buna göre davalı tarafça genel idare hizmetleri personeline eksik ödeme yapılmadığı, camcı personele 109.038,25-TL, makineci personele 114.524,87-TL, genel temizlik personeline 591.136,26-TL, bahçıvan personeline 5.912,40-TL kesik ödeme yapıldığı, böylece davalının, hakedişlerine yansıtarak davacıdan tahsil etmesine rağmen sözleşmenin 6.2 maddesine aykırı olarak personeline yansıtmadığı toplam 820.613,79-TL ücret bulunduğu tespit edilmiştir. Bu tutarın davalı tarafından davacıya iadesi gerekmektedir. Davacı taraf davasını belirsiz alacak davası olarak açmış ve 11/03/2021 tarihli dilekçesi ile netice-i talebini arttırarak harcını tamamlamıştır. İzah edilen gerekçelerle asıl davanın kabulüne, 820.613,79 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bu tutara dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine,
Birleşen davada; taraflar arasındaki uyuşmazlık takip tarihi itibariyle davacının davalıdan ,taraflar arasındaki 01/02/2015 başlangıç tarihli Entegre Tesis Yönetimi sözleşmesi kapsamında bakiye hakediş alacağının varlığı ve miktarına ilişkindir. Taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtları mali bilirkişi vasıtasıyla incelenmiş, defterlerin birbirleri ile uyumlu oldukları, taraflarca düzenlenen tüm faturaların taraf defterlerinde kayıtlı bulundukları, yine taraflar arasında imzalanan 29/05/2018 tarihli mutabakata göre davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 764.434,04-TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır.
Birleşen davada dava konusu takibe davalı tarafından süresinde itiraz edilmiş, itiraz dilekçesinde davacının, kendisine ödenmesine rağmen sözleşmeye aykırı olarak personeline yansıtmadığı tutarlar nedeniyle, yine davacı personeline davalı tarafından ödenmek zorunda kalınan işçilik alacakları nedeniyle asıl davalının alacaklı bulunduğu, yasal yollara başvurulduğu bildirilmiş, takas def'i veya mahsup talebi ileri sürülmemiştir. Yine birleşen davaya davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde de; kendileri tarafından davacı aleyhine açılmış ve İstanbul 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/533 esas sayılı dava dosyasında alacak yargılaması bulunduğu belirtilerek, birleştirme talep edilmiş, takas def'i veya mahsup talebi ileri sürülmemiştir. Asıl davada davanın konusu sözleşmeye dayalı iade alacağıdır. Birleşen dosya davalısı tarafından, süresi içerisinde ileri sürülmeyen takas def'i mahkemece kendiliğinden nazara alınmayacağı gibi, yine birleşen dosya davalısı tarafından talep edilmeyen bir mahsubun mahkemece kendiliğinden yapılmasına da yasal olanak yoktur. İzah edilen gerekçelerle, birleşen davanın kabulüne, Bakırköy 16.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptaline, takibin takipteki diğer koşullarla devamına karar verilmiş, davacı alacağı likit nitelikte olduğundan ve davalı itirazında haksız bulunduğundan davalı aleyhine İİK 67 maddesi uyarınca hüküm altına alınan tutarın takdiren %20 si oranında inkar tazminatına hükmedilmiştir. Davacının takipte haklı olduğu anlaşılmakla.." gerekçeleriyle; "Asıl davanın KABULÜNE, 820.613,79 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bu tutara dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, Birleşen davanın KABULÜNE, Bakırköy 16.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptaline, takibin takipteki diğer koşullarla devamına, Davalının % 20 (152.886,81 TL) inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına, Koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatının reddine.." dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
1-Asıl davada davacı, birleşen davada davalı .... vekili tarafından süresinde sunulan istinaf dilekçesinde; asıl davada hükmedilen alacağa dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin hatalı olduğunu, temerrüdün noter ihtarnameleriyle gerçekleştiğini; birleşen davada icra takibine yapılan itirazın açıkça bir takas-mahsup talebi olduğunu, mahkemenin bunu göz ardı ettiğini; davacının karşı alacağının daha yüksek olduğu yargılamayla sabit iken aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin kabul edilemeyeceğini; karşı taraf aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi ve takibin iptaline karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2-Asıl davada davalı, birleşen davada davacı ... vekili istinaf dilekçesi ile 01/02/2022 tarihli ek dilekçesinde; gerekçeli kararda davacının yaklaşık iki buçuk yıl sessiz kalıp faturaları ihtirazi kayıt koymadan ödediği yönündeki savunmalarının karşılanmadığını, davada talep edilmeyen 2015 yılı için de hesaplama yapılarak taleple bağlılık ilkesinin ihlal edildiğini, sözleşmeye esas birim fiyat tekliflerinin 2014 yılı Kasım ayında alındığının ve 2014 yılı asgari ücretinin esas alındığının değerlendirilmediğini, 2016 yılında bir personel grubuna ödenen 602,78 TL'nin diğer ücret gruplarına yansıtılıp yansıtılamayacağının ve TBK'nın 138. maddesi kapsamında aşırı ifa güçlüğünün tartışılmadığını, fiyat farkı verilmeyen personel gruplarına yapılan fazla ödemelerin eksik ödemelerden mahsubu talebinin karşılanmadığını, ek bilirkişi raporundaki matematiksel hataların düzeltilmediğini ve ek rapora yönelik itirazlarının hiç yanıtlanmadığını belirterek, asıl davada kurulan hükmün kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
Asıl dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi ve eki şartname hükümlerine aykırı davranıldığı iddiasıyla, davacı tarafından ödenip davalı tarafından personele yansıtılmayan bedellerin iadesi istemine; birleşen dava ise aynı sözleşmeden doğan hakediş alacağı için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasında 01/02/2015 başlangıç, 01/02/2018 bitiş tarihli Entegre Tesis Yönetimi Hizmet Alımına Ait Sözleşme akdedildiği, sözleşmenin eki niteliğindeki Teknik Şartnamenin 3.1 maddesinde personele ödenecek en az ücretin genel idare hizmetleri personeli için asgari ücretin %20 fazlası, camcı ve makineci personel için %50 fazlası, genel temizlik personeli için %20 fazlası olarak belirlendiği, bahçıvan personeli için ise bir belirleme yapılmadığı; sözleşmenin 6.2 maddesinde “Her bir yılın sonunda, birim fiyatlara Türkiye İstatistik Kurumunun belirlemiş olduğu TÜFE oranında artış yapılacaktır. Ve bu artış oranı ile aynı oranda, personel ücretlerine de yüklenici tarafından zam yapılarak personele ödeme yapılacaktır.” hükmünün yer aldığı hususları çekişmesizdir.
Davacının 12/01/2016 tarih ve 4 sayılı yönetim kurulu kararı ile asgari ücret artışından doğan maliyetlerin yalnızca personel grubuna uygulanmak üzere karşılanmasına karar verdiği; bu karar uyarınca Ocak 2016 döneminden itibaren hakediş birim fiyatlarına beher personel için işveren payı dâhil 602,78 TL (personel brüt ücretine yansıyacak tutarı 513,00 TL) ilave edildiği; ayrıca Şubat 2016 döneminde %9,58, Şubat 2017 döneminde %9,22 ve Şubat 2018 döneminde %10,35 oranında TÜFE artışlarının hakedişlere yansıtıldığı; düzenlenen faturalara taraflarca itiraz edilmediği ve faturaların her iki tarafın ticari defterlerine intikal ettiği, her iki bilirkişi raporundaki birebir aynı hakediş maliyet artışı tablolarıyla sabittir.
Bakırköy 40. Noterliği'nin 29/03/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıdan, personele ödenmeyip uhdesinde tutulan bedellerin derhâl ödenmesinin istendiği, ihtarnamenin davalıya 03/04/2018 tarihinde tebliğ edildiği; aynı Noterliğin 11/04/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile yaklaşık 1.700.000,00 TL'nin 02/05/2018 tarihine kadar ödenmesinin istendiği, bu ihtarnamenin de 13/04/2018 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Birleşen davaya konu Bakırköy 16. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibinin 30/05/2018 tarihinde başlatıldığı, süresinde itiraz üzerine takibin durduğu; itiraz dilekçesinde “… müvekkilden haksız olarak almış olduğu bedeller ile … müvekkilin ödemek zorunda kaldığı bedeller olup, bunlar düşüldüğünde müvekkil şirket alacaklı olup, bu hususta yargısal yollar başlatılmıştır” denildiği görülmüştür.
Davalı tarafından sunulan 29/05/2018 tarihli hesap mutabakatı yazısında, davacının cari hesabında anılan tarih itibarıyla 764.434,03 TL borç bakiyesi bulunduğunun bildirildiği, davacı şirketçe doldurulup imzalanan bölümde ise 764.434,04 TL borç bulunduğunun ve mutabık olunduğunun beyan edildiği anlaşılmaktadır.
Bilirkişi Raporları:
02/12/2019 teslim tarihli kök raporda; Aralık 2015 ayında uygulanan personel brüt ücreti baz alınarak bu ücret üzerine 513,00 TL asgari ücret artış farkı ile TÜFE artışlarının eklenmesi suretiyle personele ödenmesi gereken brüt ücret tespit edilmiş ve davalı tarafından personele fiilen ödenen brüt ücretlerle karşılaştırılarak, personele yansıtılmayan tutarın genel idare hizmetleri personeli için 49.457,66 TL, camcı personel için 53.796,33 TL, makineci personel için 57.678,41 TL, genel temizlik personeli için 424.851,44 TL, bahçıvan personeli için 47.451,03 TL olmak üzere toplam 633.234,87 TL olduğu; birleşen davada ise takas/mahsup sonrasında takibe konu alacağın yalnızca 131.199,16 TL'lik kısmının geçerli olduğu ve icra inkâr tazminatına esas matrahın bu tutar olduğu bildirilmiştir.
Tarafların itirazları üzerine alınan 14/12/2020 teslim tarihli ek raporda ise hesaplama yöntemi değiştirilmiş; Aralık 2015 bordroları yerine Teknik Şartnamenin 3.1 maddesinde öngörülen “asgari ücretin % fazlası” kriterine göre bulunan “olması gereken brüt ücret” baz alınmış ve personele yansıtılmayan tutar genel idare hizmetleri personeli için 0,00 TL, camcı personel için 109.038,25 TL, makineci personel için 114.524,87 TL, genel temizlik personeli için 591.136,26 TL, bahçıvan personeli için 5.912,40 TL olmak üzere toplam 820.611,79 TL olarak tespit edilmiştir. Aynı raporda birleşen dava yönünden, karşılıklı alacakların takası/mahsubu sonrasında takibe konu alacak aslının geçersiz ve dayanaktan yoksun olduğu, borçlunun itirazının yerinde bulunduğu ve icra inkâr tazminatına esas alınacak bir matrah bulunmadığı belirtilmiştir.
İstinaf Sebeplerinin İncelenmesi
A-Asıl Dava Bakımından
Davalının İstanaf Sebeplerinin İncelenmesi:
Asıl davada davalı yanın istinaf sebeplerinin temelde bilirkişi heyetinin hesaplama yöntemine ilişkin olduğu görülmektedir. Her iki rapor da aynı hesap yöntemini kullanmakta; her personel grubu ve her dönem için “personele ödenmesi gereken brüt ücret” ile “personele fiilen ödenen brüt ücret” arasındaki farkı almakta, sonraki bütün dönemler, Ocak 2016 döneminde bulunan ücretin üzerine TÜFE artışları eklenerek hesaplandığından, iki rapor arasındaki 187.376,92 TL tutarındaki fark Ocak 2016 dönemi satırından kaynaklanmaktadır.
Sözleşmeye esas alınan birim fiyatlar, teklif tarihinde yürürlükte bulunan 1.134,00 TL tutarındaki brüt asgari ücret üzerine kurulmuştur. 01/01/2016 tarihinde brüt asgari ücretin 1.647,00 TL'ye yükselmesi üzerine davacı, aradaki farkı, yani 513,00 TL'yi (1.647,00 - 1.134,00) karşılamayı kabul etmiş, iki rapor arasındaki ayrılık, bu 513,00 TL'nin personel ücretine nasıl yansıtılacağı noktasında toplanmıştır. Kök raporda 513,00 TL, personelin Aralık 2015 ayında fiilen aldığı brüt ücrete doğrudan eklenmiştir (camcı ve makineci personel için 1.701,00 + 513,00 = 2.214,00 TL; genel temizlik personeli için 1.360,80 + 513,00 = 1.873,80 TL). Ek raporda ise 1.647,00 TL'nin tamamı Teknik Şartnamenin 3.1 maddesindeki oranla yeniden çarpılmıştır ((1.134,00 + 513,00) x 1,50 = 2.470,50 TL; (1.134,00 + 513,00) x 1,20 = 1.976,40 TL). Bunun sonucu, davacının ödediği 513,00 TL'nin de aynı oranla büyütülmesidir: camcı ve makineci personelde 769,50 TL (513,00 x 1,50), genel temizlik personelinde 615,60 TL (513,00 x 1,20).
Buna ek olarak ek rapor, Ocak 2016 dönemine ait “personele fiilen ödenen brüt ücret” hanesine camcı ve makineci personelde 1.701,00 TL, genel temizlik personelinde 1.360,80 TL yazmış, aynı bordrolar esas alınarak düzenlenen kök raporda bu tutarlar sırasıyla 1.987,20 TL ve 1.647,00 TL olarak gösterilmiştir. Aradaki 286,20 TL, davalının Ocak 2016 döneminde ücretlere fiilen yaptığı artış olup, ek raporda hiç yapılmamış gibi bir sonuç ortaya çıkmıştır.
Bu iki farklılığın sonucu olarak kişi başına aylık eksik ödeme, kök raporda 226,80 TL iken ek raporda camcı ve makineci personel için 769,50 TL, genel temizlik personeli için 615,60 TL olarak hesaplanmıştır. Ocak 2016 döneminde oluşan bu fark, sonraki dönemlerin tabanını oluşturduğundan Şubat 2016 (%9,58), Şubat 2017 (%9,22) ve Şubat 2018 (%10,35) TÜFE artışlarıyla birlikte taşınmıştır.
Taraflar arasındaki ilişkide personel ücretine etki eden üç ayrı etken bulunmaktadır: Teknik Şartnamenin 3.1 maddesi personelin sözleşme başlangıcındaki en az ücretini ve buna göre verilecek teklifleri belirlemekte; sözleşmenin 6.2 maddesi her yılın sonunda birim fiyatlara TÜFE oranında artış ve aynı oranda ücret zammı öngörmekte; davacının 12/01/2016 tarih ve 4 sayılı yönetim kurulu kararı ise 01/01/2016 tarihli olağandışı asgari ücret artışının maliyetinin davacı tarafından karşılanmasını sağlamaktadır.
Kök rapor ile ek rapor arasındaki ayrılık; davacının ödediği 513,00 TL, personelin Aralık 2015 ayında aldığı brüt ücrete doğrudan mı eklenecek (kök rapor), yoksa Teknik Şartnamenin 3.1 maddesindeki oran yeniden uygulanmak suretiyle büyütülerek mi yansıtılacaktır (ek rapor) ayrımından kaynaklanmaktadır. Bu sözleşmenin ve eki şartnamenin yorumuna ilişkin bir hukuki sorun olup, mahkemece iki ölçütten hangisinin sözleşme hükümlerine uygun olduğunun gerekçelendirilmesi gerektiği halde, gerekçeli kararda yalnızca ek rapordaki hesap yöntemin benimsendiği belirtilmiş, sebebi tartışılmamıştır.
Sözleşmenin öngördüğü artış 6.2 maddesinde: artış “her bir yılın sonunda”, “TÜFE oranında” ve “birim fiyatlara” yapılacak, aynı oranda personel ücretlerine yansıtılacaktır şeklindedir. Sözleşmede, asgari ücretteki değişikliğe bağlı olarak birim fiyatların veya personel ücretlerinin kendiliğinden yeniden belirleneceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır.
Teknik Şartnamenin 3.1 maddesi, “İşbu hizmetlere ilişkin verilecek teklifler, personelin alacağı en düşük ücretin aşağıda belirtilen tutarda ödenmesi, yol ve yemek ödemeleri de dikkate alınarak yapılacaktır. Personele aşağıda belirtilen tutarlardan daha az ödeme yapılmayacaktır.” biçimindedir. Hüküm, birinci cümlesiyle bir teklif hazırlama kuralı, ikinci cümlesiyle bir asgari ödeme taahhüdü getirmekte olup, taahhüt “tutarlardan daha az ödeme yapılmayacaktır” denilmek suretiyle kurulmuştur.
Ocak 2016 döneminde ücrete yapılan ilavenin kaynağı şartnamenin 3.1 maddesi değil, davacının 12/01/2016 tarih ve 4 sayılı yönetim kurulu kararıdır. Asgari ücretin olağandışı biçimde artması üzerine yüklenicinin talebi ile iş sahibi maliyet farkını karşılamayı kabul etmiş, bu tutar hakediş birim fiyatlarına eklenmiş, yüklenici tarafından faturalandırılarak tahsil edilmiş ve her iki tarafın ticari defterlerine intikal etmiştir. Yazılı bir ek protokol bulunmaması, tarafların fiilî davranışlarıyla kurulan bu ek anlaşmanın varlığını etkilemez. Anlaşmanın kapsamı da taraflarca belirlenmiştir: beher personel için işveren payı dâhil 602,78 TL, personel brüt ücretine yansıyacak tutarı 513,00 TL.Davacının bu tutarı her personel grubu için aynı miktarda 513,00 TL olarak belirlemiş olması, tarafların sözleşmeyi
Şartnamenin 3.1 maddesindeki oranların Ocak 2016 dönemi için de yeniden uygulanacağı yönde yorumlamadıklarını göstermektedir.
Sözleşmenin edimleri arasındaki denge de bu yorumu desteklemektedir. Şartnamenin 3.1 maddesi her dönem yeniden uygulanacak biçimde okunduğunda, yüklenicinin personel maliyeti her Ocak ayında asgari ücretle birlikte artacak, buna karşılık geliri yalnızca her Şubat ayında TÜFE oranında artacaktır. TBK'nın 19. maddesi uyarınca sözleşme, tarafların gerçek ve ortak iradesine uygun ve ekonomik bakımdan tutarlı biçimde yorumlanmalıdır.
Nihayet, hüküm altına alınabilecek tutarın üst sınırı, davacının davasının sebebi dikkate alındığında, davacının malvarlığından çıkan değerdir (TBK m. 77). Teknik Şartnamenin 3.1 maddesindeki taahhüt davalı ile kendi personeli arasındaki ilişkiye yönelik bir edim yükümü olduğundan, TBK'nın 129. maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacının bu yüküme dayanarak isteyebileceği şey edimin personele ifasıdır; personele ifa edilmeyen edimin kendisine ödenmesi değil. Davacının dava dilekçesindeki talebi de “ödenen”, “tahsil edilen” ve “fazladan tahsil edilen” bedellerle sınırlı olarak kurulmuş olup, HMK'nın 26. maddesi uyarınca bu talep sonucu aşılamaz. Kaldı ki şartnamedeki hükmün açık olmadığının kabulü hâlinde, metni düzenleyen davacı aleyhine yorumlanması gerekir (TBK m. 23).
Bu gerekçelerle; Ocak 2016 döneminde personele ödenmesi gereken en az ücretin, personelin Aralık 2015 ayında fiilen aldığı brüt ücrete davacının ödediği 513,00 TL eklenmek suretiyle belirlenmesi, izleyen dönemlerde ise bu tutara sözleşmenin 6.2 maddesi uyarınca TÜFE artışlarının uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Kök raporda benimsenen yöntem bu yönüyle sözleşmeye uygundur. Ek raporda benimsenen yöntem ise davacının ödediği tutarı şartname oranıyla büyütmek suretiyle, davacının malvarlığından çıkmayan bir değeri hüküm altına alınabilir hâle getirmekte olup isabetli değildir.
Ancak kök rapora davalı tarafından bahçıvan personeli ve genel idare hizmetleri personeli yönünden taban ücretlerdeki verilerin hatalı olduğu ve genel temizlik personeli yönünden eksik çalışma günlerinin (personelin tamamının ay içinde tam gün çalışmadığını, hesabın çalışılan gün üzerinden yapılması gerektiği) yanlış hesaplandığına yönelik hesap cetvelleri de içeren itirazlarının denetime elverişli şekilde değerlendirilmesi zorunlu olduğundan, bu haliyle kök raporun da hükme elverişli olduğundan söz edilemez. Açıklanan nedenlerle davalı yanın istinaf nedeni yerinde görülmştür.
Öte yandan; asıl davaya konu iade alacağı davalının kayıtlarına hiç intikal etmemiş, cari hesaba girmemiş ve farklı bir hukuki sebebe dayanan bir alacak olup, taraflar arasındaki hesap mutabakatı iade alacağına ilişkin bir ibra, feragat veya sulh iradesi taşımadığından, davacının asıl davaya konu alacak kaleminden vazgeçtiği anlamına gelmediği, yine davacının uzun süre sessiz kaldığı ve faturaları ihtirazi kayıtsız ödediğine ilişkin olarak faturaların ihtirazi kayıt konulmaksızın ödenmesi tek başına ibra veya feragat sonucu doğurmayıp, sözleşmeye aykırılıktan ve sebepsiz zenginleşmeden doğan iade alacağı, zamanaşımı süresi içinde her zaman talep edilebileceğinden bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Davalı yan, TBK'nın 138. maddesi kapsamında aşırı ifa güçlüğü bulunduğunu ileri sürmüş ise de; maliyet artışının karşılanmasını davalının kendisi talep ettiği, talebinin kabul edilerek farkın kendisine ödendiği, uyuşmazlığın ise ödenen farkın personele yansıtılıp yansıtılmadığına ilişkin olduğu gözetildiğinde bu istinaf nedeni de yerinde değildir.
Davacının İstinaf Sebeplerinin İncelenmesi:
Davacı, dava dilekçesinde ve istinaf dilekçesinde temerrüdün noter ihtarnameleriyle gerçekleştiği halde dava tarihinden itibaren faiz işletildiğini ileri sürmüştür. Bakırköy 40. Noterliğinin 11/04/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıya iade borcunu ifa için 02/05/2018 tarihine kadar süre tanımış olup bu sürenin bitimiyle temerrüt gerçekleşmiştir. Temerrüt faizine bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerektiğinden davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerindedir.
B-Birleşen Dava Bakımından:
İstinaf eden davalı, icra takibine itirazındaki beyanının “takas-mahsup talebi” olduğunu ve mahkemenin bunu göz ardı ettiğini ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi “takas def'i veya mahsup talebi ileri sürülmemiştir, süresi içerisinde ileri sürülmeyen takas def'i mahkemece kendiliğinden nazara alınmayacağı gibi, talep edilmeyen bir mahsubun mahkemece kendiliğinden yapılmasına da yasal olanak yoktur” gerekçesiyle talebi reddettiği görülmüştür.
Asıl dava ile birleşen dava, aralarındaki bağlantı nedeniyle HMK'nın 166. maddesi uyarınca birleştirilmiş ve yargılamaya bu şekilde devam edilmiştir.
Mahkeme tarafından, Ocak 2016 döneminde personele ödenmesi gereken en az ücret, personelin Aralık 2015 ayında fiilen aldığı brüt ücrete davacının ödediği 513,00 TL eklenmek suretiyle belirlenmeli, izleyen dönemlere sözleşmenin 6.2 maddesi uyarınca TÜFE artışları uygulanmalı, davalının, bahçıvan ile genel idare hizmetleri personeli yönünden taban ücret verilerine ve genel temizlik personeli yönünden eksik çalışma günlerine ilişkin itirazları ayrı ayrı karşılanmalı, her personel grubu ve her dönem için "ödenmesi gereken" ve "fiilen ödenen" brüt ücretler, dayanağı bordro ve hakediş çizelgeleri gösterilerek denetime elverişli biçimde ortaya konulmalı, asıl davada hükmedilecek alacağa, davalının temerrüde düştüğü 03/05/2018 tarihinden itibaren avans faizi yürütülmelidir.
Açıklanan nedenlerle, birleşen dava yönünden ileri sürülen istinaf sebepleri bu aşamada incelenmeksizin, tarafların asıl dava yönünden ileri sürdükleri istinaf sebeplerinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Asıl dava bakımından davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı KABULÜ ile İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin2018/533 Esas - 2021/671 Karar sayılı 12/10/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Birleşen dava yönünden ileri sürülen istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,
4-Davacı ve davalı tarafça ayrı ayrı yatırılan istinaf başvurma harcının Hazine'ye gelir kaydına,
5-Davacı ve davalı tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,
6-Davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
7-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/09/2026