Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1340 E. 2026/1493 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1340
- Karar No
- 2026/1493
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2023/1340
KARAR NO:2026/1493
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:16/02/2023
NUMARASI:2021/411 Esas - 2023/110 Karar
DAVA:İtirazın İptali
DAVA TARİHİ:10/06/2021
İSTİNAF KARAR TARİHİ:17/09/2026
Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın Davalılar ... ve ... tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı vekili; davacı banka ile davalı ... şirketi arasında 20.02.2017 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, sözleşme uyarınca davalıya ticari kredi kullandırıldığını, diğer davalılar ... ve ...'ın da genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil sıfatıyla borçtan sorumlu olduklarını, kredi borcu vadesinde ödenmediğinden 12.03.2020 tarihinde hesabın kat edildiğini, davalılara keşide edilen ihtarnamenin davalı şirkete 16.03.2020 tarihinde, davalı kefillere ise 14.03.2020 tarihinde tebliğ edildiğini, yine davacı banka ile ... şirketi arasında üye işyeri sözleşmesi imzalandığını, sözleşme uyarınca davacı banka tarafından davalı şirkete pos cihazı tahsis edildiğini ve kullandırıldığını, üye işyeri sözleşmesinden kaynaklı borç vadesinde ödenmediği için davalı firmaya ihtarname keşide edildiğini ve 16.03.2020 tarihinde tebliğ edildiğini, ihtara rağmen borçlar ödenmediğinden davalılar aleyhine 13.01.2021 tarihinde İstanbul 32. İcra Dairesinin.... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalıların borca haksız olarak itiraz ettiğini, müvekkilince talep edilen faiz oranlarının genel kredi sözleşmesinin 4. maddesi ile üye işyeri sözleşmesinin 10.7 maddesindeki düzenlemelere uygun olduğunu, müvekkilinin davalıların serbest iradesi ile imzalamış oldukları sözleşmelerin kendisine vermiş olduğu yetkiyi kullandığını, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak için talep edilen %26, üye iş yeri pos alacağı için talep edilen %20,20 oranındaki faizin, kaynak maliyeti ile mütenasip olduğu gibi sektörde diğer bankalarca uygulanan diğer faiz oranları bakımından da kanuna uygun olduğunu, nakdi alacağın dışında takip talebinde gayrinakdi 17.175-TL çek taahhüt kredisinin de depo edilmesinin gerektiğini belirterek, davalıların itirazının iptali ile davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı ...; şirketi 05.07.2017 tarihinde ...'e devrettiğini, şirketle en ufak bir ilişkisinin kalmadığını, 05.07.2017 tarihine kadar bankaya hiçbir vedesi gelmiş borcunun olmadığını, kendisi döneminde alınan krediden 12.03.2020 tarihi itibariyle 126.942,99-TL borç kaldığı halde 1.677.951,24-TL alacak için icra takibi başlatıldığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... süresinde davaya cevap vermemiş, yargılama sırasında davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; davacı ile davalı ... şirketi arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeyi davalı ...'ın 460.000-TL ve ...'in 610.000-TL kefalet limiti ile müteselsil kefil olarak imzaladıkları, dosya içeriğine göre kefillerin 20/02/2017 tarihli tek bir sözleşmeyi imzaladıkları, sözleşmeyi önce ...'ın daha sonra ...'in kefaleten imzaladığı, davalı ...'ın şirketteki hissesini ...'e devredip ortaklıktan ayrıldığı görülmüş ise de, hisse devir tarihine kadar geçen süreçte ...'ın şirket yönetim kurulu üyesi ve yetkilisi olduğu, kredi borcunun ve kefaletinin kaldırıldığına ilişkin herhangi bir bilgi bulunmadığı anlaşıldığından, davalı ...'ın sorumlu olmadığına ilişkin beyanına itibar edilmediği, taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca kredi lehtarı asıl borçluya taksitli kredi, şirket kredi kartı ile gayri nakti çek taahhüt kredisi kullandırıldığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 4.c maddesine göre tespit edilen temerrüt faiz oranı %31,51 olup davacı tarafça takip talebinde %26 ile %20,20 oranında temerrüt faizi talep edildiğinden, taleple bağlı kalınarak takip talebindeki faiz oranına itibar edildiği, davacı tarafça düzenlenen kat ihtarının asıl borçlu ve kefillere 14/03/2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalıların 1 günlük ödeme süresi sonrası olan 16/03/2020 tarihinde temerrüde düştükleri, bu doğrultuda hazırlanan 11/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda talep edilebilecek toplam alacak 1.676.206,55-TL olarak hesap edilmiş olup, alınan rapor denetime elverişli ve teknik olarak yeterli görüldüğünden rapora itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verildiği, takip talebinde kefillerin sorumlu oldukları miktarın 457.710,36-TL olarak gösterildiği anlaşılmakla, kefillerin kefalet limiti kapsamında ve taleple bağlı kalınarak sorumlu olduklarına hükmedildiği, davacı bankanın gayri nakti çek taahhüt kredisi alacağı depo talebi yönünden çeklerin baskı tarihinin 29/08/2017 olduğu, 5 yıllık yasal yükümlülük süresinin dava açıldıktan sonra 29/08/2022 tarihinde dolduğu anlaşıldığından, konusuz kalan depo talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, dava tarihi itibari ile davacı davasında haklı olduğundan davacı lehine yargılama giderlerine hükmolunduğu, alacak likit olduğundan icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalıların takibe itirazının kısmen iptaline, davalı kefiller ... ve ... kefalet limiti kapsamında ve taleple bağlı kalınarak alacağın 457.710,36-TL'si ile sınırlı sorumlu olmak üzere, takibin genel kredi sözleşmesi alacağı bakımından 380.668,90-TL asıl alacak, 78.303,23-TL işlemiş faiz, 4.108,10-TL BSMV olmak üzere toplam 463.080,23-TL alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %26 oranında temerrüt faizi ve işleyecek faizin %5'i oranında BSMV uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, üye işyeri pos alacağı bakımından 786.597,85-TL asıl alacak, 405.350,93-TL işlemiş faiz, 20.267,54-TL BSMV, 910-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 1.213.126,32-TL alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %20,20 oranında temerrüt faizi ve işleyecek faizin %5'i oranında BSMV uygulanmasına, gayri nakdi çek taahhüt kredisi alacağı depo talebi yönünden çeklerle ilgili banka sorumluluğu kalktığından konusuz kalan talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, hükmedilen alacağın %20'si oranında 335.241,31-TL icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı ...; 05.05.2022 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere kullandığı 7 adet kredinin 4 tanesi için yapılandırma yapıldığını, yapılandırma için yeni sözleşme düzenlenmesi gerekirken davalının yapılandırma sözleşmesinden bahsetmediğini, bankaya 14/07/2017 tarihli şirketin %100 hissesini devraldığına dair ticaret sicil gazetesini verdiğini, yargılama boyunca ...’ın şirketle bir ilgisinin kalmadığını, kefilliğini iptal edip kendisinin kredi sözleşmesini 22/08/2017 tarihinde şirket yetkilisi ve kefil olarak imzaladığını, imza yerlerinde ve kendi el yazısıyla ...'ın kefilliğini iptali amacıyla beyanlarının bulunduğunu, bu hususa davacının itiraz etmediğini, TBK'nın 23. maddesi gereğince genel işlem koşullarında yer alan bir hüküm, açık ve anlaşılır değilse veya birden çok anlama geliyorsa, düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanacağını, mahkemece tüm krediler bakımından %26 oranında temerrüt faizine hükmedilmiş ise de, 07/04/2017 tarihinde alınan KGF kredisinin temerrüt faizinin daha düşük olduğunu, bilirkişi raporunda da %23,04 temerrüt faizi talep edilebileceğinin belirtildiğini, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi kararlarına göre, kredi yapılandırması için imzalanan kredi sözleşmelerinin yenileme niteliğinde olduğunu, kredi borcunun yapılandırılması halinde, yapılandırma sözleşmesini imzalamayan önceki kredi sözleşmesinin kefilinin yenilemeyle sona eren önceki borçtan sorumluluğun kalkacağını ve imzası bulunmayan yapılandırma kredisinden sorumlu tutulamayacağını, kullandıkları 7 adet kredi için yapılandırma yapıldığını, yapılandırma için yeni sözleşme yapılması gerekirken davalının yapılandırmayı delillerine eklemediğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ...; Adli Tıp Kurumu raporunda, itiraz ettikleri sözleşmedeki sonradan atılan imzaların, iptallerin, yeni kaşelerin ve ...'in el yazısı ile yazdığı beyanların dikkate alınmadığını, sözleşme tarihinden sonra nerelerde tahrifat, ekleme, iptal yapıldığını belirtmelerine rağmen Adlı Tıp raporunda bu konularda araştırma yapılmadığını, ilk sözleşme üzerinde sonradan atılan imza, ayrı kaşeler, ...'in el yazısı ile ...'ın duruşmadaki beyanları gereği kefaletinin iptal edildiğini, alınan bilirkişi raporlarında ise sözleşmede sözleşme tarihinden sonra yapılan iptal ve eklemeden bahsedilmediğini, bu konudaki itirazlarının dikkate alınmadığını, 20/02/2017 tarihli sözleşmenin üzerine 22/08/2017 tarihinde ... tarafından kendisinin kefaletinin iptali amacı ile kendi el yazısı ile iptal anlamına gelen yazılar yazılarak imza atıldığını, TBK'nın 23. maddesi gereğince bu durumun kendisi lehine değerlendirilmesi gerektiğini, 05.05.2022 tarihli bilirkişi raporuna göre kendisi zamanında alınan ilk krediden sonra 6 adet kredi kullanıldığını ve 04.03.2019 ile 05.03.2019 tarihlerinde yapılandırıldığını, yenileme nedeniyle TBK'nın 133 ve 134. maddeleri gereğince eski borcun ortadan kalktığını, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi kararlarına göre kredi borcunun yapılandırılması halinde, yapılandırma/kredi sözleşmesini imzalamayan önceki kredi sözleşmesinin kefilinin yenilemeyle sona eren önceki borçtan sorumluluğun kalkacağını ve imzası bulunmayan yapılandırma kredisinden sorumlu tutulamayacağını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Somut olayda; davacı banka ile davalı ... şirketi arasında 20.02.2017 tarihli 400.000-TL tutarlı genel kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeyi davalı ...'ın 460.000-TL limitle müteselsil kefil olarak imzaladığı, davalı ...'in ise 22.08.2017 tarihinde 610.000-TL limitle müteselsil kefil olarak imzaladığı, 22.08.2017 tarihli limit artırımına göre kredi limiti 150.000-TL artırılarak 550.000-TL'ye çıkarıldığı, limit artırımında ...'ın imzasının bulunmadığı, diğer davalı ...'in ise 610.000-TL limitle müteselsil kefil olarak limit artışında imzasının bulunduğu, sözleşmenin muhtelif yerlerinde ve sonunda "iptal bilgim dahilindedir" yazısı altında asıl borçlu şirketin kaşesi üzerinde davalı kefil ...'in imzasının bulunduğu, yine asıl borçlu şirket ile davacı banka arasında üye iş yeri sözleşmesi imzalandığı, davacı bankaca davalı borçlu şirkete krediler kullandırıldığı, kredi borçlarının ödenmemesi üzerine kredi hesabı 12.03.2020 itibariyle kat edilerek aynı tarihli ihtarname ile toplam 390.192,37-TL nakit alacağın 1 gün içinde ödenmesinin ve 17.175-TL çek garanti tutarının depo edilmesinin talep edildiği, kat ihtarının asıl borçlu ve kefillere 14.03.2020 tarihinde tebliğ edildiği, yine 12.03.2020 tarihli kat ihtarnamesi ile üye işyeri sözleşmesinden kaynaklanan 953.589,27-TL alacağın 3 gün içinde ödenmesinin ihtar edildiği, ihtarnamenin asıl borçlu şirkete 14.03.2020 tarihinde tebliğ edildiği, borcun ödenmemesi üzerine davacı banka tarafından asıl borçlu ile davalı kefiller aleyhine 13.01.2021 tarihinde İstanbul 32. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında davalı kefillerin sorumluluğu 457.710,36-TL ile sınırlı olmak üzere 380.668,90-TL genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan asıl alacak, 78.303,23-TL işlemiş faiz, 4.465,14-TL BSMV, 786.597,85-TL üye iş yeri sözleşmesinden kaynaklanan asıl alacak, 405.350,93-TL işlemiş faiz, 20.267,54-TL BSMV ve 910-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 1.676.563,59-TL alacağın tahsili için ilamsız takip başlatıldığı, davalıların süresinde borca itirazı üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Davalılar tarafından, davalı ...'ın kefaletinin iptal edildiği, bu nedenle kefalet sorumluluğunun ortadan kalktığı ileri sürülmüştür. TBK'nın 583/1 maddesi; "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." hükmünü haizdir. Somut olayda imzası davalı tarafça inkar edilmeyen kefalet sözleşmesi, kanunda öngörülen zorunlu şekil şartlarını haiz ve geçerlidir. Kefalet sözleşmesi, alacaklı ile kefil arasında kurulan ve alacaklıya kişisel güvence sağlayan bağımsız nitelikte bir borç ilişkisidir. Kefalet sözleşmesi kişisel bir teminat sözleşmesidir. Diğer sözleşmeler gibi kefil ile alacaklının karşılıklı ve birbirine uygun iradelerinin birleşmesi ile meydana gelir. Bu sözleşme ile kefil, asıl borçlunun borcunu alacaklıya karşı ifa edememesi tehlikesini kişisel olarak üstlenmektedir. Müteselsil kefil kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olup, kefilin temerrüdü için hesap kat ihtarının tebliğ edilmesi gereklidir. Kefiller, kendi temerrüdünün sonuçlarından kefalet limiti kapsamında asıl borçlunun borcu kadar sorumludur. Davalı kefil ...'ın 20.02.2017 tarihli 400.000-TL tutarlı genel kredi sözleşmesinde 460.000-TL limitle müteselsil kefil olarak kefalet imzası bulunmakta olup, asıl borçlu ile davacı banka arasında imzalanmış başkaca bir genel kredi sözleşmesi bulunmamaktadır. Davalı ... 14.07.2017 tarihinde asıl borçlu şirketteki hisselerini diğer davalı ...'e devrederek şirket ortaklığından ayrılmıştır. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemelerinde de, dava ve takip konusu alacağa oluşturan kredilerin tamamının davalının imzasının bulunduğu söz konusu genel kredi sözleşmesine dayalı olarak kullandırıldığı tespit edilmiştir. Kefaletten dönme koşulları TBK'nın 599. maddesinde düzenlenmiş olup söz konusu maddede; gelecekte doğacak bir borca kefalette, borçlunun borcun doğumundan önceki mali durumu, kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulmuşsa veya mali durumunun, kefalet sırasında kefilin iyiniyetle varsaydığından çok daha kötü olduğu ortaya çıkmışsa, kefilin alacaklıya yazılı bir bildirimde bulunarak, borç doğmadığı sürece her zaman kefalet sözleşmesinden dönebileceği hüküm altına alınmıştır. Somut olayda hükümde yer alan kefaletten dönme koşulları bulunmadığı gibi, davalı kefil tarafından davacı bankaya yönelik herhangi bir dönme bildirimi de yapılmamıştır. Yine genel kredi sözleşmesinin muhtelif sayfalarında "iptal bilgim dahilindedir" yazısı altında asıl borçlu şirketin kaşesi ve üzerinde davalı kefil ...'in imzası bulunmakta ise de, davacı alacaklı bankanın davalı ...'ın kefaletinin sonlandırıldığı ya da iptal edildiği yönünde bir beyanı, kabulü ya da kefaletin iptal edildiğine dair sözleşme üzerinde bir iptal şerhi bulunmamaktadır. Davalı borçluya kullandırılan bir kısım kredilerin yapılandırıldığı ancak borçların ödenmediği tespit edilmiş olmakla, bu durum davalı ...'ın sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı gibi, asıl borçlu şirket hisselerini devretmesi de kefalet sorumluluğunu ortadan kaldırmadığından, davalının kefalet sorumluluğu devam etmekte olup, davalıların aksi yönde ileri sürdükleri istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Diğer yandan taraflarca imzalanan genel kredi sözleşmesinin 4.c maddesinde, temerrüt faizinin akdi faiz oranına azami %100'ü oranında ilave yapılarak belirleneceği, ancak cari faiz oranı akdi faiz oranından yüksek ise temerrüt faiz oranının cari faiz oranına azami %100'ü oranında ilave yapılarak tespit edileceği hüküm altına alınmıştır. Davacı tarafça takip talebinde genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak için %26 oranında, üye iş yeri sözleşmesinden kaynaklanan alacak için ise %20,20 oranında temerrüt faizi talep edilmiş, mahkemece de aynı oranlarda temerrüt faizine hükmedilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda da kullandırılan kredilere uygulanan akdi faiz oranları üzerinden sözleşme hükmüne istinaden yapılan hesaplamada, uygulanan temerrüt faiz oranlarının sözleşme hükmüne uygun olduğu tespit edilmiş olmakla, davalının temerrüt faizi oranına yönelik olarak ileri sürdüğü istinaf nedeni de yerinde değildir.Açıklanan nedenlerle, davalıların istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalılar ... ve ...'ın istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Adli yardım kararı nedeniyle harç alınmadığından, alınması gereken 2.002-TL başvurma harcı ve 31.266,19-TL peşin istinaf karar harcının davalılardan müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan 130-TL istinaf yargı giderinin davalılar ... ve ...'tan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 17/09/2026