Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2188 E. 2026/1457 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2188
Karar No
2026/1457
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/2188

KARAR NO: 2026/1457

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : (KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 07/04/2022

NUMARASI: 2020/730 Esas - 2022/336 Karar

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Bayilik sözleşmesinden kaynaklı)

Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı ile davalı arasında en son 01/01/2018 tarihinde yenilenen bayilik sözleşmesine istinaden 10 yıldan fazla bir zamandır yoğun bir ekonomik bağımlılığın söz konusu olduğunu, taraflarca akdedilen mezkur sözleşmeyi davalının hak ve nefasete aykırı olacak bir şekilde tek taraflı olarak feshettiğini, feshe ilişkin olarak akli, mantıki ve hukuki olarak tek bir gerekçe sunmadığını, fesih ihtarında KVK'dan yeterli ürün tedarik edememesinden bahsedildiğini, sunulan dekont ve faturalarda da görüleceği üzere davacının KVK'dan 135.100.000 TLlik siparişte bulunduğunu, davacının 27 Eylül 2019 yılında KVK'dan yüklü miktarda siparişte bulunmuş olmasına rağmen olaydan hemen sonra feshe ilişkin ihtarname gönderildiğini, 13 gün gibi hiç de makul olmayan sürede fesih işlemi gerçekleştirildiğini, bir diğer fesih işleminin ... uygun teşhir cihazlarının sunulamaması olduğunu, bunun gerçeği yansıtmadığını, e-mail görüntülerinden de görüleceği üzere müvekkilinin Haziran- 2019'da eksik olan teşhir cihazlarını talep ettiğini, fakat bu cihazlar gayet kasdi bir şekilde eksik ve geç gönderildiğini, bu durumun davalıya müteaddit defalar hem yazılı hem de sözlü olarak ifâde edildiğini, ancak davalının hakim durumuna istinaden gayet hoyrat davrandığını, davacıya bir dönüş yapmadığını, bir diğer fesih sebebinin, marka itibarının zedelenmesi olduğunu, bunun da gerçeği yansıtmadığını, çünkü davacının 2019 Ocak ve Şubat aylarında aktivasyonda hedef gerçekleştirme oranında Orduda, 2019 Şubat ayında de ... Orta Karadeniz 1.si olduğunu, bir diğer fesih sebebinin ''mağazanıza gelen müşterilerinize Sözleşme'de belirtilen esaslar çerçevesinde hizmet sunamadığınız ve dolayısıyla Sözleşme konusu yetkilendirildiğiniz hizmetleri layıkıyla gereği gibi yerine getiremediğiniz'' şeklinde olduğunu, ancak bunun gerçeği yansıtmadığını, sadece ilçe düzeyinde değil il ve bölge düzeyinde onca bayi içinde birincilikleri olan, hedefleri tutturma noktasında üstün başarı sergileyen, bu başarıdan dolayı satış hedefi sadece bir ayda ve hem deneredeyse %50 artırılacak kadar bir potansiyel olarak görülen bir bayiin “hizmetleri lâyıkıyla yerine getirememe”si gibi gayet afaki bir ithamla sözleşmesinin feshedilmesinin tek bir izahının ''Ben hâkimim ve istediğimi istediğim gibi yaparım'' anlayışı olduğunu, 60.000 TL'lik teminat mektubunu kısa süreli olarak yenilenememesine binaen teminat mektubunun üç katından daha fazla bir rakama tekabül eden prim hak edişine, tam 190 bin TL'ye bloke konulduğunu, davacının ...na 121.000 TL yatırıp nakit karşılığında mektup aldığını, bloke edilen birikmiş prim ücretinin 48. 575 TL kesilmek suretiyle eksik bir şekilde yatırıldığını, güçlü tarafta olan davalının keyfi davrandığını, davacının maddi ve manevi zarara uğratıldığını ileri sürerek, 10.000 TL (3000 TL manevi-7000 TL manevi) zararın davalıdan alınmasına ve tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, savunmasında özetle; GSM operatörü olan müvekkili şirketin tüm Türkiye çapında yaygın abonelerine bayileri aracılığıyla hizmet verdiğini ve bu sebeple de bayilik sözleşmeleri akdettiğini, müvekkili şirket ile davacı şirketin "..." akdedildiğini, bu sözleşmenin sona ermesinden sonra ise tarafların 01/01/2018 tarihinde "Dijital Mağazacılık Sözleşmesi" akdedildiğini, davacı şirketin 01/01/2018 tarihi itibariyle müvekkili şirketten herhangi bir hak veya alacağının var olmadığını, var ise de feragat ettiği hususunun sözleşmede açıkça düzenlendiğini, müvekkili şirket tarafından sözleşme ilişkisinin devam süresince sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerinin ihlali sebebiyle davacı şirkete bu ihlallere son vermesi için defalarca kez ihtarname gönderdiğini ancak davalı şirketin bu ihlalleri gidermediğini, davacı şirketin ihlalleri gidermemesi neticesinde sözleşmenin 31/10/2019 tarihi itibariyle sona ereceğinin davacı şirkete bildirildiğini, sözleşmenin feshinden sonra tarafların 29/02/2020 tarihli Mutabakat Mektubu ile davacı şirketin müvekkili şirketten herhangi bir alacağının söz konusu olmadığı hususunda mutabakata vardıklarını, müvekkili şirketin tüm bayileri ile objektif esaslarla çalıştığını, müvekkili şirketin bayilerine mobbing uyguladığı iddiasının ciddiyetten uzak olduğunu, davacı şirketin sözleşme kapsamında taahhüt ettiği performansı sergileyemediğini, yeterli düzeyde teşhir ürününün sağlanmamasının reklam, tanıtım ve bunlara bağlı olarak ticari kazanç unsurlarını son derece olumsuz etkilediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, hukuki niteliği itibariyle; 01.01.2018 tarihinde yenilenen Bayilik Sözleşmesi'nin davalı tarafından feshedilmesi üzerine uğranılan Zarar ın davalı şirketten alınarak davacı şirkete ödenmesine yönelik tazminat davası olduğu tespit edilmiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık ise; taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin davalı tarafından feshedilmesinin haksız olup olmadığı, bu fesih nedeni ile davacının maddi ve manevi Zarar ının oluşup oluşmadığı, Zarar oluşmuş ise bu Zarar dan davalının sorumlu olup olmayacağı hususunda uyuşmazlık olduğu tespit edilmiştir.

Davacının ticari defterlerinin incelenmesi için Ünye Asliye Hukuk Mahkemesi'ne talimat yazılmış, talimat mahkemesinde alınan 29.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; 2018 yılında davacının davalıya kestiği hakediş bedelinin 414.002,92 TL iken, 2019 yılında bu tutarın 426.968,89 TL olduğunu, her iki yılı karşılaştırdığımızda 2019 yılında ticari işlem hacminin diğer yıla göre artmış olduğunu, davacı ticari defter kayıtlarında davalıya verilen teminat mektupları ile ilgili muhasebe kaydı olmadığının tespit edildiği şeklinde rapor düzenlenmiştir.

Tarafların iddia ve savunmaları ve ön inceleme tutanağında belirlenen uyuşmazlık noktalarında bilirkişi raporu aldırılması için dosya 1 iletişim - telekominasyon uzmanı, 1 mali müşavir ve 1 sözleşme hukukçusu hesap uzmanı bilirkişi heyetine tevdi edilerek 08.03.2022 tarihli bilirkişi raporu dosya içerisine alınmıştır.

Raporda özetle; "Tarafların yaptıkları mutabakat ile 29.02.2020 tarihinde cari hesap bakımından birbirlerine borçlu veya birbirlerinden alacaklı olmadıkları, davacının dava dilekçesinde “...60.000-TL'lik teminat mektubunun kısa süreli olarak yenilenememesine binaen teminat mektubunun üç katından daha fazla bir rakama tekabül eden prim hakedişine, tam 190.000TL'ye bloke konulduğu, nitekim davacının ...na 121.000TL yatırıp nakit karşılığında mektubunun alındığı, bloke edilen birikmiş prim ücretinin 48.575TL kesilmek suretiyle eksik bir şekilde yatırıldığı...” açıklamasındaki teminat mektubu hususunun 28.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişi tarafından incelenmiş olduğu, davacının ticari defter kayıtlarında davalıya verilen teminat mektupları ile ilgili muhasebe kaydının olmadığı, teknik inceleme neticesinde davacının sözleşme çerçevesinde istenilen standartlara ve prosedürlere uygun davranılmadığı tespit edildiğinden, davalının sözleşmeyi haklı neden ile feshetmiş olabileceği.." şeklinde rapor düzenlenmiştir.

Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile davalı arasında bayilik sözleşmesi olduğu ve sözleşmenin davalı tarafından feshedildiği konusunda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık ise sözleşmenin feshedilmesinin haklı olup olmadığı noktasındadır. Bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere; davacı tarafından sözleşmede belirlenen hedef satış oranlarının sağlanamaması, hizmet standartlarına uyulmaması, sözleşmede belirtilen stokların yeteri kadar sağlanamaması, teminat mektubu sunulmaması gibi eylemler davacı tarafın sözleşmede taahhüt edilen yükümlülüklerin yerine getirmediğini göstermekte olduğundan sözleşmenin davalı tarafından haklı nedenle feshedildiği kanaatine varılmış, davacının maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; matbu ifâdelerle ve gerekçesiz bir şekilde karar verildiğini, feshe ilişkin olarak aklî, mantıkî ve hukukî olarak tek bir gerekçe sunulmadığını, davacının KVK’dan yeterli ürün tedarik edememesinden bahsedildiğini, bunun hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığını, sunulan dekont ve faturalarda da görüleceği üzere davacının KVK’dan 135.100.000 TL'lik siparişte bulunduğunu, 27 Eylül 2019 yılında KVK’dan yüklü miktarda siparişte bulunulmasına rağmen olaydan hemen sonra feshe ilişkin ihtarname gönderildiğini, 13 gün gibi hiç de makûl olmayan sürede fesih işlemi gerçekleştirildiğini, davacının ...’a uygun teşhir cihazlarının sunamadığı belirtilmiş ise de, bunun gerçeği hiçbir şekilde yansıtmadığını, sunulan e-mail görüntülerinden de görüleceği üzere müvekkilinin, Haziran- 2019’da eksik olan teşhir cihazlarını talep ettiğini, fakat bu cihazların gayet kasten eksik ve geç gönderildiğini, bunun kendilerine müteaddit defalar hem yazılı hem de sözlü olarak ifâde edildiğini, ama “hâkim durumu”na istinaden gayet hoyrat davranan davalının, davacıya nezaketen bile olsa bir dönüş yapmadığını, davalının, hem ticarî olarak zarara uğradığı hem de marka itibarının zedelendiği fesih sebebi olarak ileri sürülmüş ise de, bunun da gerçeği yansıtmadığını, zira davacının 2019 Ocak ve Şubat aylarında aktivasyonda hedef gerçekleştirme oranında Ordu, 2019 Şubat ayında de ... Orta Karadeniz 1.si olduğunu, davacının mağazaya gelen müşteriye sözleşmede belirtilen esaslar çerçevesinde hizmet sunamadığı fesih sebebi olarak ileri sürülmüş ise de, bunun da gerçek dışı olduğunu, davacının il ve Bölge düzeyinde onca bayi içinde biricilikleri olan, hedefleri tutturma noktasında üstün başarı sergileyen, bu başarıdan dolayı satış hedefi sadece bir ayda ve hem de neredeyse %50 artırılacak kadar bir potansiyel olarak görülen bir bayiin hizmetleri lâyıkıyla yerine getirememek gibi gayet afakî bir ithamla sözleşmesinin feshedilmesinin tek bir izahı olabileceğini, onun da ''Ben hâkimim ve istediğimi istediğim gibi yaparım'' anlayışı olduğunu, davalının güçlü ve hakim konumda olmasından yararlanarak sözleşmeyi haksız feshettiğini, ...’de faaliyet yürüten müvekkilinin sadece ilçede değil bütün bir şehir hatta bütün bir bölgede birincilikler sergilemesine rağmen 2019 Ağustos ayında ... kodlu olan mağazasının 168 âdet olan fatura hedefinin sadece 1 ay sonra neredeyse %50 oranında artırılarak 245’e çıkartıldığını, bu keyfîliğine ticarî ne ahlâkî ne de hukukî olarak tevil etmenin mümkün olmadığını, davalının hakkını kötüye kullandığını, 60 bin TL’lik teminat mektubunun kısa süreli olarak yenilenememesine binaen teminat mektubunun üç katından daha fazla bir rakama tekabül eden prim hak edişine, tam 190 bin TL'ye bloke konulduğunu, nitekim müvekkilinin ...’na 121.000 TL yatırıp nakit karşılığında mektubun alındığını, bloke edilen birikmiş prim ücretinin, 48. 575 TL kesilmek suretiyle eksik bir şekilde yatırıldığını, davalının bu olayda da hakim durumunu kullandığını, teminat mektubunu yakma tehdidinde bulunduğunu, bu konunun baskı unsuru olarak kullanıldığını, müvekkilinin, ticarî yetkinlik, temsil kabiliyeti, marka aidiyeti başta olmak üzere sair birçok hususta büyük bir zafiyet gösterse bile milyonlarca yatırım yapılan bir yerin 13 gün gibi kısa bir sürede tasfiye etme çabasının tek bir izahının ''Ben hâkim; sen mahkûmsun. Ben üstüm; sen astsın.''' anlayışı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, taraflar arasındaki ''...Mağazacılık Sözleşmesi''nin haksız feshedildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Taraflar arasında 01.01.2018 tarihli ''...Mağazacılık Sözleşmesi''nin imzalandığı, sözleşmede davacının davalının bayisi olarak belirlendiği, sözleşmenin amacının abonelere hizmet sunulması amacıyla bir kısım yetkilerin davalı bayiye verilmesi, dijital TL ürününün ... tarafından doğrudan ... Pos aracılığı ile bayi olan davacıya satılması olarak tanımlandığı, sözleşme süresinin 5 yıl olarak belirlendiği, davalının sözleşmeyi....Noterliğinin 14.10.2019 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile feshettiği anlaşılmaktadır.

Davacı taraf, işbu sözleşmenin haksız feshedildiğini iddia ederek maddi ve manevi zararının tazmini istemiş; davalı ise sözleşmenin davacının sözleşme yükümlülüklerine uymaması sebebiyle bir çok kez uyarılmasına rağmen bu ihlallerine devam etmesinden dolayı haklı sebeple feshedildiğini savunmuştur.

Mahkemece, alınan bilirkişi raporu uyarınca feshin haklı sebebe dayandığı gerekesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi heyet raporunda da belirtildiği üzere, davacının denetlenmesi sonucu 05.02.2019-14.10.2019 tarihleri arasında düzenlenen denetim mutabakat formlarında bir kısım eksikliklerin tespit edildiği, bir kısım eksikliklerin tekrarlandığı, davacının sözleşmede yer alan yükümlülüklerine aykırı davranışları sebebiyle 02.01.2019 tarihinden 09.09.2019 tarihine kadar bir çok kez ihlallerinin davacıya ihtar edildiği, ancak buna rağmen davacı yanca sözleşmede yer alan yükümlülüklerine aykırı davranışının devam ettiği, bu sebeple sözleşmenin feshedildiği anlaşılmaktadır. Bu belgelere ve bilirkişi raporuna göre feshin haklı sebeple yapıldığı kanaatine varıldığından mahkemece bu gerekçeyle davanın reddi yerinde olmuştur. Kaldı ki, dava dilekçesi ekinde davacının sunduğu mektupta davacının, sözleşmeyi kendisine ilişkin bazı sebeplerle ihlal ettiğini de beyan ettiği görülmektedir.

Öte yandan, sözleşmenin 12.1.1 maddesinde, davalının, önceden yazılı bildirimde bulunmak kaydı ile sözleşmeyi dilediği zaman, sebep göstermeksizin, herhangi bir tazminat, kar kaybı, ceza ve masraf ödemeksizin tek taraflı feshedebileceğinin belirtildiği, 12.1.2 maddesinde de, davacı bayinin sözleşme hükümlerinden bir veya bir kaçını ihlal etmesi halinde davalı tarafından yazılı ihtarlarla yedi günlük mehil verilerek bu ihlale son verilmesinin isteneceği, bu süre sonunda ihlale son verilmemesi halinde sayılanlarla sınırlı olmamak üzere tazminat, kar kaybı, ceza ödemeksizin sözleşmenin tek taraflı bildirimle derhal feshedebileceği belirtilmiştir.

Davalı yanca yapılan feshin anılan maddede yer alan fesih prosedürüne uygun olduğu da görülmektedir. Zira davalı, 02.01.2019 tarihinden 09.09.2019 tarihine kadar bir çok kez ihlalleri davacıya ihtar etmiş, son olarak 14.01.2019 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile 31.10.2019 tarihi itibariyle feshettiği, bilirkişi tarafından yapılan teknik inceleme ile tespit edilen eksikliklerin sözleşme yükümlülüklerinin ihlali sonucunu doğurduğu anlaşıldığından ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin tüm istinaf sebeplerinin reddine karar verilmiştir.

Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM :Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,

3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;

HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 10.09.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2188, K. 2026/1457, T. 10.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2188-e-2026-1457-k-49277ad2e356