Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2162 E. 2026/1464 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2162
- Karar No
- 2026/1464
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/2162
KARAR NO: 2026/1464
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/04/2022
NUMARASI: 2019/505 Esas, 2022/349 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Taşıma ve temlikten kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının, dava dışı ... AŞ ile taşıma işlerinin yapılması için anlaştığını, anlaşma kapsamında davalının satın aldığı ürünlerin yurt dışından Türkiye'ye taşınması işlemleri için 31.03.2017 tarihli ve ...numaralı, 15.05.2017 tarihli ve ... numaralı, 18.05.2017 tarihli ve ... numaralı, 19.06.2017 tarihli ve ... numaralı konşimentoların düzenlendiğini, bu konşimentolara karşılık 10.04.2017 tarihli 7.025,00 EURO bedelli, 15.05,2017 tarihli 287.50,00 USD bedelli, 18.05.2017 tarihli 656.00,00 USD bedelli, 20.06.2017 tarihli 444.90,00 USD bedelli faturaların davalı adına düzenlendiğini, ancak davalının 1.388,40 USD ile 7.025,00 EURO borcunu ödemediğini, dava dışı şirketin davalıdan olan bu fatura alacağının 20.12.2017 tarihinde davacıya temlik edildiğini, temliğin 27.02.2018 tarihinde davalıya bildirildiğini, ancak davalı yanca ödeme yapılmadığını, bu sebeple davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğünün ... Esas ve ... Esas sayılı dosyaları ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalının takiplere haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının alacağının temlik aldığı dava dışı ... şirketinin davalının ürünlerinin taşıma sırasında zarar görmesine ve davalının yüklenicisi olduğu projede ifada gecikmesine sebep olduğunu, bu zararı tazminle yükümlü olduğunu, davalının yüklenici sıfatıyla iş yaptığı ... projesinde kullanılmak üzere satın aldığı ürünlerin, yurtdışından taşıma işlemlerinin yapılması ve bu ürünlerin davalıya teslim edilmesi hususunda ... ile anlaşma sağlandığını, ... şirketinin taşıma sırasında davalı ürünlerinin zarar görmesine sebep olduğunu, ürünlerin hasarlı olarak teslim edildiğini, ürünlerin hasarlı teslim edildiğini gösterir video, hasar fotoğrafları ve nakliyecinin hasarı kabul ettiğine ilişkin mailler in bulunduğunu, bu sebeple davalının ürünleri yeniden tedarik etmek zorunda kaldığını, yüklenicisi olduğu işi teslim etmesi geciktiğinden dolayı telafisi güç zararlara uğradığını, davalının taşıma sırasında oluşan zararlardan dolayı, iş yaptığı projede geciktiğini, bu sebeple Suudi Arabistan'da yapılan bu projede ceza ödemek zorunda kaldığını, davalının ürünlerde meydana gelen zararları tespit ederek 26.07.2017 tarihli, ... numaralı faturayı, yüklenicisi olduğu projedeki gecikmesi sebebiyle ise 26.07.2017 tarihli ve ... numaralı faturayı dava dışı ... şirketi adına düzenleyerek .... Noterliğinin 31.07.2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile ... şirketine gönderdiğini, gönderilen fatura ve ihtarnameye rağmen ... şirketinin hiçbir ödeme yapmadığını, hatta davalı tarafından zararın tazmini için başlatılan icra takibine de haksız yere itiraz ettiğini, dava dışı taşıyıcı ... şirketinin davalıya ait eşyaları taşıması sırasında eşyaların zarar görmesi sebebiyle davalıya karşı TTK uyarınca sorumlu olduğunu, davalı ile ... arasında yapılan görüşmelerde de, ödeme yapılması gerektiğinin kabul edildiğini, makul bir süre beklenilmesine rağmen davalıya herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacının icra takiplerine, alacaklarını temlik aldığı dava dışı şirketin sebebiyet verdiği zararları tazmin etmemesi sebebiyle itiraz ediliğini, bu sebeple TBK'nın 97.maddesi uyarınca ödemezlik defi ileri sürdüklerin savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Davacı taraf, huzurdaki davada yalnızca dava dışı ... şirketinin alacaklarını temlik alan konumunda olduğunu, davalının, dava dışı 3.kişi temlik eden şirketin kendisine borcu olduğu iddiasıyla , alacağı temlik alan müvekkiline karşı ödemezlik defi ileri sürelemeyeceğini iddia etmiştir. Alacağın temliki, 818 sayılı BK'nın 162-172. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, alacağın temliki ile alacak hakkı bunu devir alan üçüncü kişiye geçer. Alacağı temellük eden alacaklının mümessili değil, bizzat alacaklı olur. Temlik ile temlik eden, borç ilişkisinden çıkar ve onun yerine alacaklı sıfatıyla alacağı devir alan kişi geçer.
Bu nedenle temlik alan alacaklı sıfatı ile, temlik edilen alacağın borçlusuna karşı haklarını ileri sürebilir. Aynı şekilde temlik alan, alacağın borçlusunun ileri sürdüğü hakların ve def’ilerin muhatabı olur. Üstelik temlik yalnız alacak hakkını geçirmez. Buna bağlı yan hakları da temlik alana geçirir. Borçlunun temellük edene karşı ileri sürebileceği def’iler arasında örnek olarak bilhassa ödemezlik def’i ile zamanaşımı def’i gösterilebilir. (Yargıtay 11 HD 2014/3263 E-2015/2615 K, 12.02.2015)Somut olayda, davacı temlik alan şirket taşıma sözleşmesine taraf değil ise de, taşıma sözleşmesinden doğan alacakları temlik alan sıfatı nedeniyle davalının temlik edene (... şirketine) karşı ileri sürebileceği tüm def’ileri temlik alana karşı da ileri sürebileceği anlaşılmıştır.
Mahkememizce dosyanın bilirkişiye tevdii üzerine, SMMM bilirkişi tarafından dosyaya sunulan 07/01/2021 tarihli bilirkişi raporunda temlik veren şirket ile davalının ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde, temlik eden şirketin incelenen 2017 yılı ile davalı şirketin 2017-2018 yılına ait ticari defterlerinin TTK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, defterlerin yasal süresinde onaylandığı, HMK 222.maddesi gereğince sahibi lehine delil olma niteliğine sahip bulundukları, temlik veren ......A.Ş'nin ticari defter ve kayıtlarına göre, davalı şirketin takip tarihi itibariyle 7.025-Euro ve 1.388,40-Usd borçlu olduğunun tespit edildiği, davalı şirketin muhasebe kayıtlarına göre, dava tarihi itibariyle 92,70 Usd karşılığı alacaklı göründüğü, hesaplar arasındaki farkların, davalı şirketin dava dışı ...... A.Ş.'ne yurtdışına gönderilen ürünlerin hasarlı teslim edilmesinden kaynaklı hasar ve diğer zararlara karşılık düzenlediği 26.07.2017 tarih ... numaralı 6.000-Usd bedelli fatura ile 26.07.2017 tarih ... numaralı 3.352,89-Euro bedelli faturaların ....Noterliği aracılığıyla keşide edilen 31.07.2017 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname ekinde teslim edildiği ancak dava dışı temlik eden ... ...A.Ş. Tarafından muhasebe kayıtlarına alınmamasından kaynaklandığının tespit edildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce, davacının davalı ile aralarındaki taşıma sözleşmesi kapsamında, davalı tarafından hasar gördüğü iddia edilen emtiaların taşıma bedelinin taraflar arasındaki hesap ilişkisine dahil olup olmadığı, dahil ise taşıma hizmeti sırasında hasara uğrayıp uğramadığı, uğradı ise hasar bedelinin ne olacağı, davalının emtianın hasara uğraması nedeniyle zarara uğrayıp uğramadığı, uğradı ise miktarı konusunda ve önceki rapora itirazların da değerlendirilmesi bakımından önceki rapor düzenleyen SMMM bilirkişi yanına bir taşıma sektörü konusunda uzman bilirkişinin de eklenmesi suretiyle ek rapor alınmasına karar verilmiş ve 10/05/2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacının ... ...A.ş.'nin davalı ... A.Ş. ile aralarındaki taşıma sözleşmesi kapsamında, taşıma hizmeti sırasında emtianın hasara uğradığı ve davalı tarafın emtia hasarından dolayı zarara uğradığının tespit edildiği; dava dışı durumda bulunan taşıyıcı ... ...A.Ş tarafından taşıma hizmeti sunulduğundan navlun ve diğer ücretleri hak ettiği, taşıma sırasında oluşan hasardan sınırlı sorumlu olduğu, davalının, devralan alacaklı .... Şti.'ne dava konusu 7.025,- Euro ve 1.388,40 Usd ziyana karşılık olarak, davalının belgelediği kadarıyla ürün kaybı ve zararı düşüldükten sonra davacının davalıdan kalan alacağının 3.793,87 Euro ve davalı tarafa 999,63 Usd borçlu olarak hesaplanabileceğinin tespit edildiği anlaşılmış, bilirkişi raporu tespit ve değerlendirmeler bakımından somut olaya uygun bulunmuştur.
Bu kapsamda dava konusu somut olay değerlendirildiğinde; dava dışı temlik edenin verdiği taşıma hizmeti sırasında davalıya ait taşımaya konu emtiaların hasara uğradığı, davalı şirketin aynı ürünleri yeniden temin etmek suretiyle zarara uğradığını ispat ettiği, taşıyıcının TTK 876. Maddesi uyarınca zıya, hasar ve gecikmenin en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği bir durumdan kaynaklandığını ispat edemediği, zarara uğrayan ve yenilen ürün bedelinin navlun ve yurtdışı liman masrafları ile personel uçak bileti ile birlikte toplam 3.231,13 Euro olduğu, buna karşın davalı şirketin gecikme ve iş gücü kaybını öne sürerek 6000.Usd tazmin talebini ispata yönelik herhangi bir belgenin dosyaya sunulmadığı, sınırlı sorumluluk hükümleri esas alınarak (kilogram başına 19 SDR) Usd hesabıyla 4.352,52 Usd zarar ziyan tazminatının bilirkişi raporuyla hesap edildiği, dava konusu 7.025,00Euro ve 1.388,40 Usd alacağın davalının uğradığı ürün ve diğer zarar ziyana karşılık olarak davalının belgelediği ürün kaybı ve zararı düşüldükten sonra davacının davalıdan kalan alacağının 3.793,87-Euro olduğu anlaşılmakla, davacının ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasına ilişkin açtığı itirazın iptali davasının reddine, davalının ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasına yaptığı itirazının 3.793,87-Euro asıl alacak yönünden iptaline karar vermek gerekmiş, alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddi gerekmiştir..." gerekçesiyle, davacının .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına ilişkin açtığı itirazın iptali davasının kısmen kabulüne, itirazın 3.793,87 EURO asıl alacak, yönünden iptaline, takibin asıl alacağa 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca devlet bankaları tarafından Euro cinsinden 1 yıllık vadeli mevduat hesabına uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte devamına, fazla talebin reddine, alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacının .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına ilişkin açtığı itirazın iptali davasının reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının hasar iddiasının gerçeği yansıtmadığını, hasar iddiası gerçek olsa dahi yasal bildirim süresi içinde bildirimde bulunulmadığını, davalının gönderen, dava dışı ...'in ise taşıyıcı olduğunu, navlun sözleşmesiyle taşıma konusunda anlaşma sağlandığını, yüklerin, düzenlenen hava konişmentolarına göre 15.05.2017, 18.05.2017, 19.06.2017 tarihlerinde alıcıya ulaştığını, iddianın doğruluğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte, davalının zarar taleplerinin muhatabının davacı olmadığını, davalının tek muhatabının dava dışı ... şirketi olduğunu, davacının, dava dışı şirketten alacağı temlik alan şirket konumunda olduğunu, ödemezlik definin davacıya karşı ileri sürülemeyeceğini, davalının, ... şirketinin kendisine borçlu olduğu iddiasının ayrı bir dava konusu olup huzurdaki bu davada bu hususun tartışılamayacağını, davalının taşımaların gerçekleştiğine dair herhangi bir itirazı bulunmadığını, davalı ikame edilen itirazın iptali davasının içeriğiyle ilgisiz de olsa öne sürmüş olduğu iddialarını kanıtlamaya elverişli herhangi bir belge de ibraz edemediğini, Yargıtay'ın istikrar kazanmış kararlarıyla beraber değerlendirildiğinde ödemezlik def'inin ispatlanamadığı takdirde ileri sürülemeyeceğini, davacının zarar iddiasının doğru olduğu bir an için kabul edilse bile, davalının taraf hasar bildirimini 31.07.2017 tarihinde ihtarname aracılığıyla yaptığını, yani en son malın ulaşmasından, 1 aydan fazla süreden sonra hasar bildiriminde bulunulduğunu, Uluslararası Hava Taşımalarına İlişkin Bazı Kuralların Birleştirilmesi Hakkında Varşova Konvansiyonu'nun 26. maddesinin 2. fıkrası hükmünde '' Hasar halinde, teslim almaya yetkili kişi, hasarın öğrenilmesinden sonra derhal ve teslim alınışlarından itibaren bagaj için en geç yedi gün ve yük için en geç on dört gün içinde taşıyıcıya ihbarda bulunmak zorundadır. Gecikme halinde, bagajın veya yükün kendisine teslime hazır bulundurduğu tarihten itibaren en geç yirmi bir gün içinde ihbarda bulunulması zorunludur." denildiğini, davalının hasardan dava dışı ...'e geç ihbarda bulunduğundan dava dışı şirketin sorumluluğu doğmadığını, davalının basiretli bir tacir gibi davranıp malların kontrolünü yapmadığı için mallarda hasar var ise buna katlanmak zorunda olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/1270 E. ve 2017/1298 K. sayılı kararının bu yönde olduğunu, hükme esas alınan 15.11.2021 tarihli bilirkişi raporuna karşı itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini, mübrez tüm bilirkişi raporlarının aynı bilirkişiler tarafından hazırlandığını, yeni bilirkişi tarafından denetlenme imkanı olmadığını, 15.11.2021 tariihli fahiş hatalar içeren bilirkişi raporuna karşı dosyanın yeni bilirkişiye tevdi taleplerinin gerekçesiz olarak reddedildiğini, oysa ki hükme esas alınan bu raporun, gerçeğe aykırı olarak "Davacının dava dışı ...'in tasfiyesini üstlendiği", "Davacının, dava dışı ...'in borçlarını da temli aldığı bu nedenle hasar iddiasından sorumlu tutulabileceği" gibi davacının ve davalının bu yönde bir iddiasının veya itirazının olmamasına rağmen denetimden uzak değerlendirme-lerde bulunduğunu, kararın ret ve kısmi ret yönünden kaldırılması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, katılma yoluyla sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; taşınma sırasında ürünlerin zarar gördüğünün ispat edildiğini, mahkemece dava kısmen kabul edilmiş ise de, müvekkili şirketin gecikme sebebi ile uğradığı zarara ilişkin olan 6.000 EURO'luk tutar bakımından reddine karar verildiğini, mevcut delillere rağmen eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğunu, ürünlerin hasarlı teslim edilmesi sebebiyle davalının ürünleri yeniden tedarik etmek zorunda kaldığını, yüklenicisi olduğu işi teslim etmesi geciktiğinden dolayı telafisi güç zararlara uğradığını, taşıma sırasında oluşan zararlardan dolayı, iş yaptığı projede gecikmiş ve bu sebeple Suudi Arabistan'da yapılan bu projede ceza ödemek zorunda kaldığını, kaldı ki bu zararlara ilişkin müvekkili şirketin dava dışı ... şirketine ihtarda bulunduğunu, dava dışı bu zararları tümden ödeyeceğini bildirdiğini, gecikme sebebi ile oluşan zararı ayrı tutmadığının da mail yazışmalarında açık olduğunu, bu sebeple, gecikme sebebi ile doğan zarara ilişkin kısmın mahsup edilmemesinin hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, aleyhe yönlerden kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, davacı tarafından temlik alınan, eşye taşımaya ilişkin faturaya alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; kısmen kabul-kısmen reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili ve davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Dosya kapsamının incelenmesinde; davalıya ait bir kısım emtianın dava dışı ... AŞ tarafından hava yoluyla S.Arabistan'dan Türkiye'ye taşınması işinin üstlenildiği, bu taşıma işi karşılığında dava dışı şirket tarafından davalı adına 4 adet toplam 1.388,40 USD ile 7.025,00 EURO bedelli faturalar düzenlendiği, bu arada 20.12.2017 tarihinde, dava dışı şirketin davalıdan olan söz konusu fatura alacağının davacı tarafından yazılı temlik sözleşmesi ile temlik alındığı, bu hususlarda esasen uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı taraf temlik aldığı fatura konusu alacakları tahsil etmek üzere 06.03.2018 tarihinde iki ayrı icra takibi başlatmış olup, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında 1.388,40 USD asıl alacak, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında ise 7.025,00 EURO asıl alacak talebinde bulunduğu, davalının itirazı ile takibin durduğu görülmektedir.
Mahkemece, davacının alacağı temlik alması sebebiyle davalının temlik edene karşı ileri sürdüğü defileri davacıya karşı da ileri sürebileceği belirtilerek, dava dışı şirketin davalıya verdiği taşıma hizmeti sırasında davalı ürünlerinde meydana gelen zarar bedelini davacının temlik aldığı fatura alacağından mahsup edilmesi sonrasında, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına ilişkin itirazın iptali davasının kısmen kabulüne, ... Esas sayılı icra dosyasına ilişkin itirazın iptali davasının reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan inceleme sonucunda;
Davacı vekili, davacının dava dışı taşıyıcı şirketin davalıdan olan alacağını temlik aldığını, davalının zarar bedeline ilişkin savunmasını davacıya karşı ileri süremeyeceğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür.
TBK'nın 188/1 maddesine göre borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları, devralana karşı da ileri sürebilir.
Somut olayda davacı, dava dışı ... AŞ'nin fatura konusu alacaklarını 20.12.2017 tarihli yazılı sözleşme ile temlik almıştır. Fatura konusu alacaklar, davalı ile dava dışı temlik eden şirket arasındaki taşıma ilişkisinden kaynaklanmakta olup, davalı taraf taşıma sırasında mallarının zarar gördüğü yönündeki savunmasını yukarıda anılan yasa hükmü uyarınca davacıya karşı da ileri sürebilecektir. Bu sebeple aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamına göre davalının yurt dışından aldığı mallarının S.Arabistan'dan Türkiye'ye taşınmasının 4 adet hava taşıma belgesi (Air waybil) uyarınca dava dışı şirket tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır.
Montreal Konvansiyonu'nın 18. maddesi uyarınca, hava yolu taşımasını yapan dava dışı şirket hasarın hava yolu taşıması sırasında meydana gelmesi hâlinde sorumlu olacaktır. Montreal Konvansiyonu 22/3. maddesinde ise "Kargo taşımacılığında, kontrol edilmiş kargonun, taşıyıcının sorumluluğuna verildiği anda, gönderen kargonun ulaşacağı yerde teslimi ile ilgili özel bir fayda beyanında bulunmadığı ve durumun gerektirmesi halinde ilave bir ödeme yapmadığı müddetçe, taşıyıcın kargonun tahrip olması, kaybolması yada kargoya hasar gelmesi her kilogram için sorumluluğu 19 Özel Çekme Hakkı ile sınırlıdır." denilerek, taşıyıcının sorumluluğu ve sorumluluk sınırları düzenlenmiştir. Taşıyıcının Konvansiyon kapsamındaki sorumluluğu kural olarak sınırlı sorumluluktur. Ancak gönderenin, taşımaya konu emtia için özel bir fayda beyanında bulunduğu ve gerektiğinde ek ücret ödediği hâllerde, taşıyanın gerçek zarardan sorumlu olacağı düzenlenmiştir.
Somut davada, davalı tarafından sunulan e-mail yazışmaları, video görüntüleri ile alınan bilirkişi kök ve ve ek raporlarına göre davalının bir kısım mallarının taşıma sırasında zarar gördüğü, hasarın dava dışı taşımacı şirketin kusurundan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle taşımacının kusurundan kaynaklanan zarardan Konvansiyon hükümlerine göre dava dışı şirketten alacağı temlik alan davacının sorumlu tutulması ve zarar bedelinin mahsup edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde olmuştur.
Öte yandan, bilirkişi raporu HMK'nın 282. maddesine göre takdiri delil olup, hâkim, bilirkişi raporunu diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirerek karar verir. Somuta olayda, alınan bilirkişi kök ve ek raporu, Dairemizce hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunmuş olup mahkemece de, bilirkişi raporunun yanında dosya kapsamı itibariyle yazılı gerekçeyle karar verildiği, raporların yeterli olduğu, davacı tarafın rapora itiraz sebeplerinin ek rapor alınmasını gerektirecek nitelikte olmayıp hukuki değerlendirmeye ilişkin olduğu anlaşıldığından yeniden rapor alınmamasında da bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davacı vekili, dava dışı şirkete süresinde ihbar yapılmadığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür.
Montreal Konvansiyonunun 31/2. maddesinde; hasar durumunda, teslim almaya yetkili şahıs tarafından hasarın fark edilmesinden sonra derhal ve en geç, kontrol edilmiş bagajlar durumunda alınan tarihten itibaren yedi (7) gün ve kargo halinde teslim tarihinden itibaren on dört (14) gün içerisinde taşıyıcıya şikayette bulunacağı, ihbarın, yukarıda belirtilen süreler içinde, ayrı bir yazılı bildirim olarak gönderilmesi veya taşıma belgesi üzerine yazılmak suretiyle yapılması gerektiği, belirtilen sürelerde ihbarda bulunulmaması halinde, taşıyıcının kötü niyeti dışında, taşıyıcı aleyhine dava açılamayacağı düzenlenmiştir. Taşıyıcının herhangi bir suretle hasarı öğrenmesi halinde, ihbarın süresinde yapılmadığını ileri sürmesi TMK'nın 2. maddesi uyarınca iyiniyet kurallarıyla bağdaşmayacağından, bu durumda hasar nedeniyle ihbar şartı aranmamalıdır (Yargıtay 11. HD'nin 12/10/2015 tarihli, 2015/3494 E. 2015/10300 K. Sayılı ilamı).
Somut olayda, davalıya ait malların kısmen hasarlı olduğu sunulan delillerden anlaşıldığı gibi davalı tarafından temlik eden dava dışı ... şirketine gönderilen e-maillerle zararın dava dışı şirkete bildirildiği bilirkişilerce de tespit edilmiştir. Bu sebeple, hasarın oluştuğundan haberdar olan dava dışı taşıyana Konvansiyonun ilgili maddesine uygun ihbar yapılmadığı yönündeki istinaf sebebi yerinde de yerinde görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davalı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusu yönünden yapılan inceleme sonucunda;Davalı vekili, davalının ürünlerin hasara uğramasından dolayı üstlendiği proje kapsamında ceza ödemek zorunda kaldığını ve projenin geciktiğini, gecikme sebebiyle davalının zarara uğradığını, uğradığı bu zararın da mahsubu gerektiğini ileri sürmüş ise de, davalı tarafça bu konudaki iddiasını ispatlayacak delil sunulmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusu da yerinde görülmemiş, davalı vekilinin istinaf başvurusunun da reddi gerekmiştir.
Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup taraf vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,
3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 1.201,44 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline,
4- Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 10.09.2026