Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/523 E. 2026/1297 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/523
Karar No
2026/1297
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/523 KARAR NO : 2026/1297

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19.12.2025 NUMARASI : 2025/963 E. - 2025/1212 K. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 10.09.2026 KARAR YAZIM TARİHİ :10.09.2026

İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.12.2025 tarih 2025/963 E. - 2025/1212 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, müvekkili bankanın ... Sanayi Bölgesi Şubesi ile dava dışı ...Şti arasında Genel Nakdi Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesinin imzalandığını ve şirkete krediler kullandırıldığını, davalıların bu sözleşmeleri “müteselsil kefil” olarak imzaladıklarını, kredilerin vadesinde ödenmediğini, asıl borçluya ve müteselsil kefillere Karşıyaka 4. Noterliği'nin 05/08/2015 tarihli, 24787 yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini ancak borcun ödenmediğini, davalılar hakkında İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/925 D.İş sayılı ihtiyati haciz kararı dayanak tutulmak suretiyle ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalıların borca itiraz ettiklerini, itirazın dayanaksız ve takibi uzatmaya yönelik olduğunu belirterek, davalıların itirazlarının iptaline, toplam 2.690.197,62 TL tutarındaki alacağın şimdilik 1.000.000,00 TL tutarlı ana para kısmına ilişkin itirazın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla iptaline, takibin bu miktar ana para ve takip tarihinden itibaren faiz ve diğer fer'ileriyle birlikte devamına, alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. CEVAP : Davalılar vekili, davanın kısmi olarak açılmasında hukuki yararın bulunmadığını, davacının isteğinin alacak davası mı yoksa itirazın iptali davası mı olduğunun anlaşılamadığını, alacağın likit olmadığını, kredi sözleşmesiyle hesap kat ihtarnamesinin ve davacı tarafın diğer delillerinin kendilerine tebliğ edilmediğini, davacı tarafın belirttiği şekil ve şartlarda bir kredi sözleşmesinin imzalanmadığını, kefiller tarafından kefillik şartları, sorumlu olunan borç miktarının kendi el yazıları ile yazılmadığını, kefil olunan miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefalet durumunda bu anlama gelen bir ifadenin kefilin el yazısı ile yazılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte ortada böyle bir sözleşme var ise de sözleşmede geçerli kefalet ilişkisinin kurulmadığını, sözleşmeyi kabul anlamına gelmemek üzere müvekkillerinin kefaletlerinin geçerli olabilmesi için kefalet miktarının belirli olması gerektiğini, kefilin sadece imzaladığı sözleşmeye istinaden geri ödemesi yapılmamış kredilerden sorumlu olacağını, her bir müvekkilinden aynı şekilde ve miktarda borcun ödenmesinin istendiğini, bu şekildeki bir isteğin hukuken geçerli olmadığını, dava dışı borçlu şirkete husumet yöneltilmeden böyle bir takiple istekte bulunulmasının mümkün olmadığını, ayrıca davaya konu kredi sözleşmesi ile ilgili olarak asıl borçlu lehine verilmiş ipoteklerin de bulunduğunu, ipotek miktarının toplam borcu karşıladığını, bu hali ile müvekkilleri hakkında devam eden bu takibin mükerrer olduğunu ve müvekkillerinin sorumlu tutulamayacağını ayrıca müvekkillerine gönderilmiş geçerli bir muacceliyet ihtarının bulunmadığını, müvekkillerinin, davacıya herhangi bir borçlarının bulunmadığını belirterek, davanın öncelikle usulden, bu mümkün olmadığı takdirde esastan reddine, müvekkili yararına % 20'den az olmamak üzere tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. DAİREMİZ KALDIRMA KARARINDAN ÖNCE İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile dava dışı asıl borçlu .... Şti arasında 21.08.2014 tarihli ve 3.000.000,00 TL bedelli imzalanan genel nakti- gayrinakti kredi sözleşmesi kapsamında davalıların bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, her birinin kefalet limitinin 3.000.000,00 TL olduğu, davalılar kefaletinin 6098 sayılı yasanın 583.maddesine göre uygun ve geçerli olduğu, kredi sözleşmesinde faiz oranının belirlendiği ve tevdi üzerine kazandırılan alacağa yönelik yaptırılan bankacı bilirkişi vasıtasıyla sunulan 28.05.2018 tarihli rapor ve davalılar yönünden ileri sürülen kefil yazılarının müvekkillerine ait olmadığı belirtilerek, sözleşmedeki yazıların aidiyeti yönünden inceleme talep edilmesi üzerine İstanbul ATK Fizik İhtisas Dairesi'nden alınan 25.02.2021, 27.10.2021 ve 24.05.2022 tarihli raporlar hükme esas alınmakla davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. DAİREMİZ KALDIRMA KARARI : Dairemizce, ''...Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İDM tarafından, yukarıda adı geçenler yönünden dosyanın önceki rapor sunan bankacılık alanında uzman bilirkişiye tevdisi ile takibe konu kredi sözleşmesi kapsamında adı geçen davalılar yönünden sorumluluklarını gösterir açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak, varsa rapora yönelik itirazlarda giderilerek oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar da gözetilere infaza elverişli şekilde karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir...'' gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. DAİREMİZ KALDIRMA KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı banka ile dışı asıl borçlu ..... Şti. arasında 21/08/2014 düzenleme tarihli 3.000.000,00 TL limitli genel nakdi, gayri nakdi kredi sözleşmesinin düzenlendiği, davalıların bu sözleşmeyi müşterek borçlu-müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, her birinin kefalet limitinin 3.000.000,00 TL olduğu, sözleşmede müşterek borçlu-müteselsil kefil olarak yer alan davalıların el yazıları ile kefaletin türünün, tarihinin ve limitinin yazılı olması nedeniyle kefaletlerinin 6098 sayılı TBK'nın 583. maddesine uygun ve geçerli olduğu, tarafların özgür iradeleri ile düzenlenen sözleşmenin 10.5 maddesine göre müşterinin, ticari kredilere uygulanan cari faiz oranının iki katı oranında temerrüt faizi uygulanmasını kabul ve taahhüt ettiği, davacı bankanın 20/09/2012 tarihli faiz tebliğinde 17/09/2012 taihinden itibaren geçerli olmak üzere ticari kredilerin en yüksek akdi faiz oranının yıllık % 27, temerrüt faiz oranının akdi faizin 2 katına tekabül eden yıllık % 54 olduğu, davacı bankanın isteğinin de bu yönde olduğu, BSMV yönünden de gider vergisi mükellefi olan davacı bankanın bu vergiyi sözleşme hükmü gereği borçlulara yansıtma yetkisinin olduğu, kaldı ki sözleşmenin 10.5. maddesinde bu durumun düzenlendiği, davacı banka tarafından uygulanan faizin sözleşmeye uygun olduğu; 6098 sayılı TBK'nun 589/1. maddesi gereğince kefilin, kefalet limiti ve kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olduğu, kefilin, asıl borçlunun asıl borcu ile temerrüt faizi borcundan kefalet limiti kadar sorumlu olduğu ancak kendi temerrüdü oluştu ise bu aşamadan sonra limit ile sınırlı olmaksızın kendi sorumluluğunun başlayacağı, temerrüde düşürülmemiş ise hesap kat tarihinden takip tarihine kadar işleyen akdi faizden limiti dahilinde sorumlu olacağı, temerrüt için hesap kat ihtarının kefile tebliğinin şart olduğu, olayda; davacı bankanın hesap kat ihtarnamesinin davalı kefillerden .. Şti ile . ...A.Ş.'ye tebliğ edilemeden iade edildiği, ihtarnamenin tebliğ edilmemiş olması durumunda temerrüdün takiple gerçekleşeceği, bu davalı kefillere hesap kat ihtarı tebliğ edilemediğinden temerrüdün takip tarihi itibariyle başlayacağı, dolayısıyla icra takibinden önceki döneme ilişkin temerrüt faizinin uygulanmayacağı; bilirkişi tarafından davalıların, davacı bankaya icra takip tarihi itibariyle 2.400,00 TL’si çek kredi hesabı asıl alacağı, 1.668.815,95 TL’si taksitli ticari kredi asıl alacağı, 914.208,21 TL’si cari hesap asıl alacağı olmak üzere 2.585.424,16 TL asıl alacak borcunun bulunduğunun belirlendiği, davada işlemiş faize yönelik bir isteğin bulunmadığı, davacı vekilinin 1.000.000,00 TL asıl alacağa itirazın iptalini istedikleri belirttiği, dolayısıyla davalıların işlemiş faize yönelik itirazlarının iptaline ilişkin bir isteğin bulunmadığı, davalıların 1.000.000,00 TL asıl alacak miktarına yönelik itirazlarında haksız oldukları, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı vekilinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile İzmir 27. İcra Müdürlüğü'nün 2015/12759 sayılı dosyasında davalıların (tahsilinde tekerrür olmamak kaydı ile) 1.000.000,00 TL asıl alacağa itirazlarının iptaline, asıl alacak miktarı olan 1.000.000,00 TL’ye takip tarihinden itibaren yıllık % 54 oranında temerrüt faizi ve bu faizin % 5’i oranında BSMV uygulanmak suretiyle takibin devamına, asıl alacak miktarı olan 1.000.000,00 TL’nin % 20'si oranında icra inkâr tazminatının davalılardan alınarak, davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalılar vekili, alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, raporlar arasında çelişki olduğunu, muacceliyeti ve faiz oranını kabul etmemekle birlikte bilirkişi tarafından iş bu davaya konu icra dosyasıyla aynı borcun tahsili amacıyla açılan icra dosyaları değerlendirilmeden rapor hazırlandığını, davacı banka tarafından ipotekli takip sonuçlanmadan en azından ipotek veren şirketler yönünden takip başlatılması usulsüz olup, takibin iptali gerektiğini, bilirkişi raporunda her ne kadar muacceliyet tarihi 17.08.2015 olarak alınmış ve temerrüt faizi bu tarihe göre hesaplanmışsa da bu hesabın kabulünün mümkün olmadığını, TBK 80 ve 120 maddelerinin uygulanması için ticari veya sair sözleşme ilişkisinin olması arasında herhangi bir fark olmaksızın emredici hükmün uygulanması gerektiğini, içeriği kefillerce kabul edildiği davacı tarafça ispat edilmeyen sözleşmenin ferilerinden müvekkilerinin sorumlu olamayacağı, adli tıp raporunda müvekkili ....'ya ait yazı örnekleri üzerinde inceleme yapıldığını ancak diğer müvekkillerle ilgili herhangi bir incelemeye rastlanmadığını, bu sebeple rapora itiraz etme zarureti doğduğunu, ATK tarafından yapılan incelemeler sonucunda mesnetsiz bir biçimde müvekkilleri aleyhine tespitte bulunulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, ek rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, davacının belirttiği şekil ve şartlarda bir kredi sözleşmesi imzalanmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte ortada bir sözleşme var ise de sözleşmede geçerli kefalet ilişkisi kurulamadığını, yine sözleşmeyi kabul anlamına gelmemekle birlikte, davalı kefillerin kefaletlerinin geçerli olabilmesinin, kefalet miktarının belirli olmasına bağlı olduğunu, emsal kararlarla da sabit olduğu üzere kefilin, sadece imzaladığı Genel Kredi Sözleşmesine istinaden geri ödemesi yapılmamış kredilerden sorumlu olduğunu, dava dilekçesinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil oldukları söylenen müvekkillerinin, her ne kadar böyle bir geçerli sözleşme imzalamamış iseler de aksinin kabulü ihtimaline binaen dava dilekçesinde adı geçen müvekkillerinin sadece kredi sözleşmesine kefil olduklarından, kredi borcu ile mer’i gayr-ı çek tutarının ödenmemesinden bahsedilmiş ise de bahsi geçen kredi sözleşmesinin hem nakdi hem de gayrı nakdi krediyi içerip içermediği müvekkillerinin her iki kredi bakımından da müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatını haiz olup olmadıklarının açıklanmadığını, borcun her bir müvekkilinden aynı şekilde ve miktarda istendiğini, bu şekildeki bir talebin hukuken geçerliliği bulunmadığını, iş bu davaya konu icra takibinin asıl borçlusunun ... Şti. şirketi olup, ona husumet yöneltilmeden bu şekilde bir takiple talepte bulunulmasının mümkün olmadığını, davaya konu kredi sözleşmesiyle ilgili olarak asıl borçlu lehine verilmiş ipotekler de bulunduğunu, ipotek miktarlarının toplam borcu karşıladığını, bu haliyle müvekkilleri aleyhine devam eden iş bu takibin mükerrer olup, bu şekilde müvekkillerini sorumlu tutulmalarının mümkün olmadığını, davacı tarafından müvekkillerine gönderilmiş geçerli bir muacceliyet ihtarı bulunmadığını, müvekkillerinin ikamet adresine gönderilmiş ve müvekkillerin her biri tarafından ayrı ayrı tebliğ alınmış geçerli bir ihtarne bulunmadığından muacceliyet şartının gerçekleştiğinden bahsedilemeyeceğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında alacağın tahsili istemi ile yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davalılar vekillerinin istinaf taleplerinin değerlendirildiği, mahkemece kaldırma kararı sonrasında bu karar gereklerinin yerine getirildiği, başkaca bir araştırma konusu bulunmadığı, temerrüt ve işleyen faiz konusunun tartışıldığı belirlenmekle derdest dosyadaki kararda bir isabetsizlik görülmediğinden istinaf taleplerinin reddi gerekmiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalılar yönünden istinaf karar harcı olan 68.310,00 TL'den peşin alınan 17.077,50 TL'nin mahsubu ile bakiye 51.232,50 TL harcın davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalılar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 10.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/523, K. 2026/1297, T. 10.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-523-e-2026-1297-k-10b443c9dbdc